Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Lider Odaları       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   


 

Aydın Boysan Gözüyle 


Resmimi Düzenleyeyim
Rakı Adabı Vefa Zat'ın kaleminden
Rakı Adabı Vefa Zat'ın kaleminden..

3526 defa okundu.

yazının tamamı...
Cep telefonu kuyllanmıyorum
Cep telefonu kuyllanmıyorum

2984 defa okundu.

yazının tamamı...
SON İSTANBUL EFENDİLERİ
SON İSTANBUL EFENDİLERİAydın BoysanSamatya İstasyonu  köprüsünün altından geçince, sağa da sapınca iki yol ağzına gelinir. Biri eski Bizans surlarının altından gider. Üstünden gidenin adı ise: Narlıkapı Caddesi'dir. Adı caddedir bu zavallı yolun. Sağında yer yer harabe haline gelmiş ahşap evler ve bahçeler vardır. Ama solundaki zenginlik hangi anlı şanlı caddede bulunur? Marmara Denizi ayaklar altındadır,Arada bir yükselen  sur kuleleri üstünde eskiden renk denizi gibi on binlerce yazma,  yüz binlerce halis uskumrudan çiroz kurutulurdu.Biz de ökse ile kuş tutardık. Narlıkapı Caddesi'nden yüz adım  yürüyüp sağa sapılsa, yine otuz adım gidilse tren yoluna toslanır. Solu demiryolu boyunca Narlıkapı Çıkmazı'dır. Adı çıkmazdır ama, iki başından  da çıkılır. Genişliği 2-

2938 defa okundu.

yazının tamamı...
AYRINTI DEĞİL BUNLAR
AYRINTI DEĞİL BUNLARAydın BoysanZeyrek yöresini bir dolaşım dedik. Sokaklarına girer girmez peşimize 20 çocuk takıldı.  Boynumuza asılı  fotoğraf makineleri ve gözlüklerimiz yüzünden? Turist sanıyorlar. Bir kadın pencereyi açmış bağırıyor: "Peşlerinden gezmeyin' Onlar da insan?"Çocuklar, "Misteeer, Müsüüü!" diye diye takılıyorlar. Konuşunca d şaşırıyorlar: "Türkçeyi nasıl oluyor da iyi konuşuyorsunuz? Nereden öğrendiniz? Diye. Çocuklardan  biri fetihte cami  yapılmış olan binaya (eski Pantokrator Kilisesi) penceresinden girip bize kapı açıyor. Bizim İstanbul'da yalnız Zeyrek insanları değil, ölüler bile canlı çevrelerdedir. Bitkiye karşı züppeleşmiş bir sevginin  kanıtı eski mezarlıklarımızda? Biliriz, hepsinde nice yüz, nice bin selvi yükselir. B

2786 defa okundu.

yazının tamamı...
AYRILIŞ
AYRILIŞAydın BoysanYaşayışın  sözünü etmekten kaçınmak korkaklık olur. Bir  dostun  başka dünyalara göçüşü cenazesinin kalkışı .. Yürek yakmaz da ne eder? Ama o ateşi  gömmeli! Neden mi? Küllenmeyen  ateş biter. Bilmez kalorifer çocukları ertesi sabah  karıştırılan  mangaldaki  minicik  kıvılcımların nasıl yürek  ısıttığını? Göçen  dostları  tıpkı  ateşi küller gibi sevgiye gömmeli , ara sıra da açıp  yüzünü görmelidir. Göçen dostlar her şeyden  önce neşeleriyle anmalı! Onların başka dünyalardaki ömrünü  uzatmanın  yolu bu! Neşe ile ölümün en güzel birlikte oluşu da böyle olsa gerek?İnsanlar  en çok  ölüm ve hastalık  gibi şeyleri ciddiye almış  görünüyorlar. Kolayına kaçmak

2714 defa okundu.

yazının tamamı...
AYDIN BOYSAN Hoşuma gitmeyen davranışlar
AYDIN BOYSAN Hoşuma gitmeyen davranışlar..  izlemek için    .. dinlemek için   ..AYDIN BOYSAN Hoşuma gitmeyen davranışlar

2538 defa okundu.

yazının tamamı...
AYDIN BOYSAN Kolaj Can Kıraç
AYDIN BOYSAN Kolaj Can Kıraç..Aydın Boysan'ı kim öptü?"Şimdi hatırda mıdır aşık-ı nalan acabaKim onun artık o gül ruyine hayran acaba."Rüştü Şardağ.Fikir, kolaj ve uygulama: Can Kıraç.AYDIN BOYSAN Kolaj Can Kıraç

4178 defa okundu.

yazının tamamı...
YANARDAĞ ATEŞİNDE MEZE PİŞİRMEK
YANARDAĞ  ATEŞİNDE MEZE PİŞİRMEKAydın BoysanÇocukluk  ve gençlik  hayallerin kaynaştığı  dönem?. Coğrafya öğrendikçe, "Ah bir görsem!" dediğimiz ülkeler, yerler, insanlar var. Yıllar geçtikçe , buraları  gördükçe yüreğe sevinç doluyor. İşte Azor Adaları'nı da göreceğim. Atlantik  Okyanusu'nun  göbeğinde, kenarında, kıyılar, dağlar, vadiler ve göller harmanlayacağım. Buraları görmeyi  hayal etmenin hiç de boşuna olmadığını anladıkça büsbütün sevineceğim. Hele hoş insanlarıyla kaynaştıkça?Lizbon'dan  kalkan uçak hemen  Atlantik Okyanusu üzerinde uçmaya başladı. Dağınık, kaz tüyleri gibi seyrek bulutların üzerindeyiz. Batıya doğru uçuyoruz. Güneşi kovalıyoruz.  Böylece güneş bir türlü  batmıyor ama, zaman ilerliyor. İnce

1566 defa okundu.

yazının tamamı...
TERS İŞLER
TERS İŞLERAydın BoysanPolitikacılar gazetecilerin çoğu zaman ters işler yaptığını  düşünürler. Pek de haksız sayılmazlar. Çünkü gazetelerin  kuruluşunda başka işyerlerine göre farklılık vardır,  örneğin  bazı işyerlerinde gazete okuyan işten atarlar, gazetelerde ise okumayan zor yaşar. Kıbrıs'a gittiğimde bana ters gelen bir uygulama görmüştüm. Bakan arabalarının hepsi Mercedes idi.Evet, çok küçük  ülkenin  bakanları  bisiklete binmez ama, yüz elli bin  nüfuslu bir  ülke bakanlarının ille de lüks otomobile binmeleri şart değil? Hala sol trafiğin yürürlükte oluşunu da tuhaf karşılamıştım. Bazı şeyler bilinmediği için duygulanma doğmaz. Oysa kağıt peçete ile tuvalet kağıdının aynı  hamurdan aynı makinede yapıldığını  bilenin keyfi

1814 defa okundu.

yazının tamamı...
SOKAKLARDA
SOKAKLARDAAydın BoysanEski şehrin eski meydanında eski belediye binası? On birinci yüzyılda başlayıp  tam sekiz yüzyıl süren  bir binalar kompleksi? Mimari büyüklüğü var.Dış duvarında ünlü bir astronomik saat bulunuyor ki, büyük numara? Beş yüz yaşında? Saatten başka ayarların, günlerin, yıldızların hareketlerini gösteriyor. Saat başı  kuş çıkmıyor da Hazreti İsa ile On İki Havari'si  çıkıyor. Binlerce , on binlerce insan bu gösteriyi  her saat başı seyrediyor. Eski Meydan (Staromestke namesti) on bin metrekareye yakın. Prag'da en önemli  tarihi yerlerden  biri? Meydanda Jan Hus anıtı var. 1915'te 500. Ölüm  yılı nedeniyle yapılmış.Üstündeki yazı: "Zaferi gerçek kazanacak." Alan yüzlerce yıl, 1968 olayları  dahil, p

1685 defa okundu.

yazının tamamı...
İLLE DE İLAÇ
İLLE DE İLAÇAydın BoysanHasta olmak zor iş demeye kalkışırsam öfkelenen olur, onun için demiyorum. Ama hekimlik de kolay değil?. Doktorların  sıkıntısının  başında hastaların çoğu zaman  gerçeği saklamaları ya da akıllarının  kafalarından bir karış yukarıda olması geliyor. Hanım hasta ruh doktoruna yakınıyor: "Çok üzüntülüyüm. Yüreğimdeki genç yaşta ölme tehlikesinin korkusunu bir türlü atamıyorum? Yardım ediniz lütfen!" Doktor derin derin baktıktan sonra hastasını rahatlatıyor:"Üzülmeyiniz lütfen! Bu tehlike geçmiş?"Hasta muayeneden sonra kendisine ilaç verilmezse, doktora boşuna geldiğini düşünür. Onun için çete alışkanlığına kesinlikle uyulur. Böyle bir durumda doktor hastayı uyarıyor:"Bu size reçetesini yazdığım ilaç var ya! Bunu ancak çok sağlıklı

1414 defa okundu.

yazının tamamı...
SONU GELMİYOR
SONU GELMİYORAydın BoysanAdım "gezgin"  e çıktı ya! Herkes de beni  keyfimden geziyorum sanıyor. Tozutmama az akladı. Her 2-3 ayda bir gazetedeki  arkadaşlar şakayla karışık sorguya ekiyorlar.:"Nerede  yeni gezi yazıları?" sanki benim işim gücüm yok da boyuna sürtüp duracağım?Hem siz benim böyle konuştuğuma da bakmayın lütfen? Ben de pek yerimde duramıyorum ya, neyse? Yıllar geçtikçe büsbütün telaş içindeyim. Dünya haritaları  yetmedi? Bir de kocaman küre aldım, geceleri onu seyredip  duruyorum. Acaba daha nereleri görmedim diye? Hem söz aramızda, meret gezmekle bitecek gibi değil?Kuzey yarımküresini epey dolaştım ama , güney yarımküresinin henüz cahili sayılırım. Bu yaştan sonra bitirmek zor mu zor? Ancak beni gezme s

3138 defa okundu.

yazının tamamı...
SEN HAKLISIN
SEN HAKLISINAydın BoysanHaydi yine bir özveride bulunup  en tehlikeli konulardan birine girelim."Biri" dedim? "En önemlisi" desem hemen ülkemizin iç huzuru  konusuna girmek gerekecek? Giremem bugün.. o havada değilim. Hem ülke iç huzurunun  destekleri altından çekiliyor.Ülke kültür çoraklaşmasına sürükleniyor. Ne beklesin ki?Bugünlük ölçümüzü dar tutalım da aile içi anlaşmazlıkların ötesine atlamayalım. Onu bile sınırlayıp karı koca ilişkileri içinde bırakalım? Evde iç huzurun bozulmasının nelerden kaynaklanabileceğine kısaca göz atalım. Herkes hatasını  kabul etse tüm anlaşmazlıkların ruha sıkıntı veren ağırlığı ortadan kalkacak.Işık artacak, oksijen bollaşacak?Oysa nereden çıkmışsa çımış, bir "haklı olma hırsı" hepimize aşılanmıştır. Haklı çıkm

2601 defa okundu.

yazının tamamı...
FISILTININ GÜCÜ
FISILTININ GÜCÜAydın BoysanErkeklerin güzel hanımlara bakışlarını nasıl değerlendirmelidir? Soru da ciddidir, sorun da?Önce "kem gözle bakmak"tan başlayalım. Bu deyimden sözlük anlamıyla "kötü gözle bakmak" anlaşılır. Kötü bakış  kötü kişinin işidir. Kişi kötü ise, nereye bakarsa baksın, kötü bakar. Böyle bir bakışın hanımlılıkla beylikle falan ilişkisi yoktur. Kötü gözle bakmak yanında "kötü niyetle bakmak" diye bir deyim daha vardır. Korkmasak çekinmesek de, bunun ne demek olduğunu  biraz açıklığa kavuştursak? Güzel bir hanıma bakan birisi eğer ona hemen bedenen yaklaşmayı aklına getiriyorsa, bu adam "ham ervah"ın biridir, işte onun  bakışı  kötü niyetlidir. Güzel bir kadın her şeyden önce bir görsel sanat eseridir.Bakılmaz, seyredilir; temaşa edilir. Bakm

2456 defa okundu.

yazının tamamı...
DIŞ MERKEZLİ DÜŞÜNCELER
DIŞ MERKEZLİ DÜŞÜNCELERAydın BoysanÖyle sözcükler var ki, alışmışızdır, çok duyarız, anladığımızı sanırız. Oysa ya anlayamayız ya da gerçekte olduğundan farklı anlarız. Kimisi için "eksantrik düşünceleri" olduğu söylenir. Bu sözü ben "alışılmadık" gibi anlar, es geçerdim. Oysa sözün  anlamı öyle değil?Geçenlerde dalga geçtiğimin farkına vardım. Şu sözün doğru anlamının  ne olduğunu öğrenmek istedim.Sözcüklerde "merkez dışı" gibi karşılıklara rastladım. Tutmadı? Dolambaçlı gittim. Fizikteki  eksantrik  karşılığı "dış  merkezli" dir. Hatta makinelerde eksantrik "mil"ler vardır. Otomobil  motorlarında da?Fizikte dış merkezli  uygulamalar eğrisini doğrusuna getirmek için kullanılır. Düşünce de eğriymiş gibi başlayıp  doğru sonuçlar çıka

2297 defa okundu.

yazının tamamı...
UÇARKEN - İÇERKEN
UÇARKEN ? İÇERKENAydın Boysan12 saatlik Helsinki ? Singapur uçuşundayız. Kolumdaki saate göre gecenin 3'ü? Yerel saat  7 olmalı. Herkes uyurken  gidip tıraş oluyorum, diş fırçalıyorum. Sonra birden aydınlık çöküyor. Çünkü doğu yönünde uçuyoruz. Yüzler uykulu. Hanımlara tuzak bu! Uçakta uyanında yüzlerini saklamaya fırsat yok? Güzeller daha da güzel, çirkinler ise daha çirkin.Singapur ile Tokyo arası  da az yol değil. 7 saat  uçtuk. Avrupa-Amerika arası Atlantik  uçuşu kadar? Kalkış 22.35, varış ertesi sabah 6.20 ? Gece uçuşunun amacı bir gecelik otel parası kazığından kurtulmak , maitre d'hotel nezaretinde akşam yemeği vermelerine diyecek yok da,  sabahın 5'in de uyandırıp kahvaltı  vermeleri keyif kaçırıyor.Tokyo'dan H

2799 defa okundu.

yazının tamamı...
NERON DELİ MİYDİ?
NERON DELİ MİYDİ?Aydın BoysanSezar'ı öldürenler tek kişi  egemenliğinden  nefret eden cumhuriyetçilerdi. Gariptir, MÖ 44 yılında yerine geçen  yeğeni Octavianus da aynı yolun yolcusuydu. 16 yıl sonra da senato tarafından "augustus" (yüce ulu) unvanı verildi. Sonraları asıl adı  unutuldu. İmparator Augustus diye anılır oldu. Dünya devleti Roma'nın ilk imparatoru  Augustus (kitaplarımızdaki Ogüst). Sezar'ın  manevi oğlu? MÖ 43 yılında Sezar'ın katillerine karşı Marcus Antonius ve Lepidus ile birleşip ünlü, güçlü triumvirayı (üçlü kurul) kurdu. Antonius Kleopatra'yı yendikten sonra öbür ikisini tasfiye edip tek hakim oldu. Augustus çağı başladı. Bu çağda askeri  zaferlerle güvenlik sağlandı  ve devlet güçlendirildi. Ama ilk imparatoru  asıl u

2958 defa okundu.

yazının tamamı...
İLİŞKİLER
İLİŞKİLERAydın BoysanTokyo'ya iner inmez çevre ilişkisine giriliyor elbet? Yazıları değişik? Herkesin çekik gözlü olması değişik? konuşma ahenkleri değişik, selam vermeleri bile bambaşka?Kelle tembelliğine yaslanan bunların hepsine "tuhaf" damgasını vuruverir. Ne demek tuhaf? Hafiften bile olsa "mantıklı çelişki" gibi bir itham davranışıdır bu!.. Bir Japon da aynı kolaylıkla "tuhaf" diyebilse, Latin  harflerine diyecek? Hiçbir Avrupalının çekik gözlü olmayışını "çok tuhaf" bulacak. Hele erkeklerin eğilip kadın eli öpmesine şaşıp kalacak. Demek ki "değişik" olana "tuhaf" demek üşengeçliğine düşmemelidir. Hele bir gezgin , gördüğü  her değişikliği anında içine sindirmelidir ki, onu çabuk  kavrayabilsin,  zevkine çabuk kavrayabilsin?Yaba

2795 defa okundu.

yazının tamamı...
DELİKLİ TAŞLAR
DELİKLİ TAŞLARAydın BoysanAlkole dayanıklılığın kişiye göre değiştiğini bilmeyen azdır. Varılan sarhoşluk derecesi yalnız kandaki alkol yoğunluğu  ile belli olmaz. Alkole alışkanlık , vücut yapısı , sağlık durumu, kişisel özellikler, o günün ruhsal durumu gibi etkenler de sarhoşluk derecesinin faktörleridir. Marifet olmayan tek dayanıklılık içkiyle dayanıklılık içkiye dayanıklı olmaktır. Gevşeme, rahatlama, sinir atma, dünyayı kalaylamaktan vazgeçme basamağına bir iki kadehle (tek duble, adamına göre neyse öyle) gelinebiliyorsa, demci kafayı  bünye fazla hırpalamadan bulur. Bu durum sağlıklı sonuçlar veren bir talihe sahip olmaktır. Öte yandan "delikli taş " gibi içtiği sanılanlar vardır, içer devrilmezler. Hayranlık uyandırırlar, yıllar yılları kovalar,  devrilmezler?

3012 defa okundu.

yazının tamamı...
BİR NEFESTE STOCKHOLM
BİR NEFESTE STOCKHOLMAydın BoysanStockholm'e varınca birinci soğukluk havayla başladı. Yaz günü yenilir yutulur gibi olmayan  rutubetli  bir soğuk  ciğere işliyor. Yapışkan  yağmur cabası?İkinci soğukluk  havaalanında para bozdurduğum  bankanın  halt etmesinden? Kur kazığından  kazandığıyla doymayan  banka, ayrıca resmen  30 İsveç  kronu  komisyon aldı.  Yüzde 4,11 ediyor. Soymanın kibarcası bu!..Dünyanın en zengin ülkelerinden  İsveç'in  nüfusu 8,5 milyon büyüklüğü 450 bin km2. Başkent Stockholm ülkenin aynı zamanda ekonomik  ve kültürel merkezi.Stockholm'de 700 bin kişi yaşıyor ama , bir o kadar da hayatı ona bağlı yakın uydu  kentlerde yaşamakta?Stockholm birbirine 40 köprüyle bağlı 14

2484 defa okundu.

yazının tamamı...
PASİFİK KIYISI FİYORTLARI
PASİFİK KIYISI  FİYORTLARIAydın BoysanKalkış sabah 6'da Kanada'ya, Vancouver'e gideceğim. Hazırlık bitti. Seattle'nın Crown Plaza Oteli'nden çıkarken  taksi istemedim. İki torba çantamı portatif bavul  arabama koydum, çekip yürüyorum. Şehri plandan öğrenmek iyi oluyor. Grayhound otobüs terminaline varıyorum. Dakikasında kalkıyoruz. Otobüsün yolcuları  anlaşılan devletlerarası diye giyimleri düzgün, güler yüzlü ve genellikle yaşları ilerlemiş insanlar.  Her koltuk  için okuma ışığı  olduğu  gibi, uçaktakine benzer biçimde yatıyor ve ayak koyma yerleri  var. Helası ise uçaktakilerden  daha lüks. Tren  tarifelerindeki gibi hangi  dakika nereden  geçeceğimiz belli. Ona uyuyoruz. Küçük binalı  küçük bir kent olan Bellingham'd

1885 defa okundu.

yazının tamamı...
ALCATRAZ HAPİSHANESİ
ALCATRAZ HAPİSHANESİAydın BoysanGünün birinde balıkçı  rıhtımında sıcak  pavurya yiyip  soğuk beyaz şarap  içerken , bir de baktım karşımda Alcatraz Adası durmuyor mu? Amerika tarihine geçmiş, en ünlü  hapishanelerden  biriydi bu ada! Al Capone'u  Alcatraz Kuşcusu ile de? Hollywood, filmlerini bile çevirmişti. Hemen atladığım gibi   bir motora, artık  çoktan ziyarete açılmış bulunan  Alcatraz Adası'na yollandım. Benzetmek gibi olmasın! Alcatraz "Yassı" bir "ada"? 50 dekar büyüklüğünde bir kayalık? Adı "Pelikanlar Adası" anlamında. 1853'te ilk  deniz feneri, hemen sonra bir kale inşa edilmiş. 1933'e kadar  askeri hapishane olmuş.  Taşıma topraklarda bitki  yetiştirilmiş.O yıllarda Amerika hapishanel

2417 defa okundu.

yazının tamamı...
CON AHMET BEY'İN MALİKANESİ
CON AHMET  BEY'İN MALİKANESİAydın BoysanÇoktandır içkiden  söz açmadık. Oldu mu bu? Olmadı. Açsam  bir türlü. Açmasam bir türlü. "Yine duramadım lafını etmeden!"diyorlar. Sussam da kendimden utanıyorum. Sanki hiç aklımdan  geçmiyormuş  numaraları  yapar gibi olacak. Bu da ayıp."Müptela"dan  "müptedi"ye döndüm dört yıldır. Hayal oldu  o eski coşku  dalgaları . Bazı  dostlarım  sağ olsunlar, lütfedip irademi övüyorlar  Yine açık olmalıyım. Yalnız iradeden değil bu.  İyice kavradım ki, devam etsem dünya değiştireceğim. Ölüm korkusu  da beni tutuyor. Kimisi  de diyor ki, "Atın ölümü arpadan olsun!" Atlar için bu laf. İnsanlar için değil. İçki için söylenecek  her kötü söze katılırım. Ama hiç de mi iyisi yok?Yahu!..

1750 defa okundu.

yazının tamamı...
AŞK KAÇAKÇILARI
AŞK KAÇAKÇILARIAydın BoysanTüm ülkelerin en eski masallarından biri, en eğlenceli olay evlilikte aldatmaktır. En çok gülünen kişi de aldatılmış koca? Olay günümüz dünya mizahının hala en geçerli  konularından  biri olmasını da sürdüregelmekte? Ancak uygarlığın gelişmesi ile beraber evlilik aldatması edebiyat  kaftanını  giymiş  ve sahneleri iyice zenginleştirmiş bulunuyor. Kadınlar da hak  eşitliği istediler ya! Artık yalnız aldatılmış kocalara değil, aldatılmış kadınlara da gülünüyor. Ne yapalım? Kendileri istedi.Aldatılan kişi yaptığı  veya mahkum edildiği fedakarlık dolayısıyla bir ödül alıyor. Bu ödül  öyle bildiğimiz cinsten kupa veya madalya olmuyor da boynuz biçimde şekilleniyor. Ne uygarlaşmanın ciddi bir tarifi  var, ne de B

2379 defa okundu.

yazının tamamı...
NE YERSE YESİN!
NE YERSE YESİN!Aydın BoysanSevgili  doktorlarımıza takılırken, çoğu zaman  iyice haksızız. Hele içmemize ve yememize karıştıkları zaman neredeyse düşman oluyoruz. Oysa: "Doktor ne yerse yesin dedi" ye vardıysa iş bir hasta için,  bunun ne demek olduğunu da iyi biliriz. Kendilerine acımasızca, haince takılmaya çekinmeyiz. Asıl hınzırlık  da bunu kendi ağzımızla değil,  başkalarının ağzından  yapmamızdır.G:B. Shaw diyor ki: "İnsanlar dünyaya doktor yardımı ile gelirler.  Aynı yoldan giderler."Geçenlerde delirmenin  mantığını savunup  dururken, bir aziz dost prof. doktor bana bilmediğim bir şey öğretti.Dedi ki:"Bizde her şeye nazar değer de akla nazar değmez."Ne de güzel hatırlattı. Sağ olsun. Tanınmış Belçikalı diplomat P.H. Spaak da diyordu ki:"A

1934 defa okundu.

yazının tamamı...
AYEMEFEDDİN BEY AMCA
AYEMEFEDDİN BEY AMCAAydın BoysanDışarıdan baktığınız zaman  sanıyorsunuz ki, adam hayatının en  zor günlerinden birini yaşamaktadır. Bir de bakıyorsunuz ki aynı zat  o gün demeç veriyor:"Dimdik ayaktayız"Bu kadar  yıllık vatandaşız. Beklenmedik sözler duymaya alıştık ama, artık  şaşırmamız azaldı. Dimdik ayakta olmak  güçlü olmayı  kanıtlar ama, her zaman değil. Hristiyanların  bir Noel Baba'sı vardı. Tatlı bir tiptir. Noel gecesi sırtında torbasıyla gelir. Her eve hediye dağıtır. Hediyesini de gizli verecek kadar  ince davranır. Onun için de, masal bu ya, hep bacadan girer ve yine çaktırmadan  oradan çıkar.Bir gece Noel Baba yine bacadan giriyor. Çocukların hediyelerini yataklarının kenarına bırakıyor. İşi bitmiş  gidecek artık. Ama b

1838 defa okundu.

yazının tamamı...
SEVİŞMEK
SEVİŞMEKAydın BoysanGeçenlerde bir sevgili  ağabeyime rastladım. Bana ters ters baktıktan  sonra dedi ki:"Ama sen  beni düş  kırıklığına uğratıyorsun! Onlar ne masum yazılar öyle! Aylardır sabırla ne zaman edepsizce bir şeyler yazacaksın diye bekliyorum."Üstelik kendisi  de sıfır numaralar doruğunun en  kıdemlilerindendir. Hatırı  da kırılmaz. Amaaaan! Zor duruma bakın! Ne yapacağım ben şimdi? Bana bir yandan  "Kendini tut! Belli etme! diyorlar. Öbür yandan  edepsizlik etmeyişim düş kırıklığı  yaratıyor.  İki cami arasında "bi-namaz" kaldım. (Saplantı : bu söz beynamaz değildir.Namazsız demektir. Namaz vakti iki  cami ortasında dalga geçenin halidir bu.)Politik  edepsizlik yapsam, zaten sırası değil. Hem ben bu konuda bizim k

2515 defa okundu.

yazının tamamı...
ZIKKIMLANMAK
ZIKKIMLANMAKAydın Boysan" Zıkkım"  lanmak nedir? Açalım.Sözcük  zıkkım değil, "zakkum"dur. Zakkum da çiçekli  ve güzel bir bitki türüdür. Ege ve özellikle Akdeniz iklimlerimizde çok iyi gelişir.İki adam boyu  büyür. Yazın pembe çiçekleri yetişir. Dere tepe her yeri renklendirir ve zevklendirir. O kadar güzeldir. Ama zakkum zehirlidir. Hiçbir yaratık, açlıktan geberse zakkumu yemez. Hatta parmak kalındığında zakkum çubuğu şiş yapılıp et pişirilse ve yense, yılan  zehirlenmesinden beter eder. Böylece zıkkımlanmak deyiminin içki için  kullanılmasının  ne parlak zeka eseri olduğu anlaşılır.İçmesini  bilen "çiçek"leşiyor, fazla kaçıran "zehir"leniyor demektir.Bu nedenle hanımlar kocalarına : "Yeter zıkkımlandın" gibisinden  , çok elegan  ve etki

2199 defa okundu.

yazının tamamı...
Şişmanlık Tehlikedir
Şişmanlık TehlikedirAydın BoysanŞişmanlamak öyle bir derttir ki, zayıflamaktan çok daha tehlikelidir. "Gam eti bastı" diyerek şişmanlamayı anlatan deyimimiz, gerçekleri anlatır ama, şişmanlamak  yalnız üzülmekten doğmaz. Yiyecek hele içecekleri (!) ölçüsüz tüketmekten  (Türkçesi zıkkımlanmaktan) kaynaklanır. Sindirilmeyen besin fazlası  vücutta depolanır.Ücretsiz hamallık yapılır. Bu fazlalığın ömrü kısaltmakta olması asıl dramdır. Çok ünlü  bir gerontoloji profesörü gazetedeki  köşesinde okur sorularını  yanıtlıyordu. Soru: "Kırk  yaşındaki hanımlar aynı yaştaki erkeklere göre acaba niçin daha yaşlı görünürler?" Doktorun cevabı: "Elliyi epeyce aştıkları için?"Ciddi ameliyatların hasta için zorluğu durumunun kendisine bildirilmesiyle başlar ama, son

5443 defa okundu.

yazının tamamı...
Kitap Nedir ki?
Kitap Nedir ki?Aydın Boysanİnsanlar önceki canlılardan ayıran en önemli farkın  konuşma olduğunu görürüz? Peşinden de elbet bu yeteneğin  okuma yazma farkına ulaşması gelir. Evet,  hayvanlar ses çıkarırlar ama, o kadar? Öterler, anırırlar, böğürürler,? O kadar?Ama insanlar çıkardıkları  sesleri, görülen ve görülmeyen her şeyi "dil"leriyle anlatılabilecek  gibi  genişletmiş ve derinleştirmişlerdir? Yetinmezler?Her toplum  başka dil konuşabilir, bir toplumun  üyesi diğerinin dilini de öğrenebilir. Ancak başka önemli gelişme, insanı "insan" sıfatına ulaştıran  önemli olay, konuşmaları kalıcı bir biçime dönüştürme başarısıdır. İnsanları bugünkü anlamında insan yapan  önemli kaynak , konuşmaların  "yazı"

4249 defa okundu.

yazının tamamı...
Kitap Konusunda
Kitap KonusundaAydın BoysanKitap der demez aklıma, bu fırsatı bütün  insanlar için  yaratan ve sürdüren  insanlara duyduğum minnet gelir,  elbet kişisel anılar da?En önce, beni kitap okumaya alıştıran  ilkokul  öğretmenim gelir? (Annem olurdu kendisi.) Sonra Pertevniyal Lisesi'ndeki  öğretmenlerim, özellikle ruhiyat-felsefe öğretmenimiz İhsan Kongar ve öteki  öğretmenlerim  gelir. Sonra da Eminönü  Halkevi  Kitaplığı cenneti  elbet?Sonra da ömrümce okuduğum  binlerce (abartma yok) kitap gelir.Bütün kitap okuma deneyimlerim ruhsal yaşamımın  temel taşlarıdır. Kitap denen olayın ne demek olduğunu kısaca analım.İnsan beyninde düşünce ve sözcüklerle oluşan bilgi  ve görüşlerin öteki insanlara ulaşması&

4113 defa okundu.

yazının tamamı...
Karakter Oluşması
Karakter OluşmasıAydın BoysanYaşadığı toplumun etik (yani ahlak diyelim de yabancı dil konuşmuş gibi olmayalım) normlarına uyabilmek kişinin  bir zorunluluğudur.Bu yeteneğin  kaynağı ise, o kişinin kendisine egemen olabilmesini sağlayacak olan "karakter"den kaynaklanır. .. "Karaktersiz" olan ya da karakter zayıflığı olan bu  yeteneğe ulaşamaz. Ancak karakter de insan kafasının ille de çalışan  motoru değildir. Bu motoru  çalıştırma gücü olanlar irade sahibi kişilerdir.İrade doğuşta insan ruhuna takılan başladığı yıllar boyunca akla ve ruha yerleşen  bir alışkanlıklar dizisidir. Belirttik: İradenin oluşması  elbet yıllarca sürer.Zaman ilerledikçe karakter her şeyden  önce kendine sadık kalmayı öğrenir. Karar ve davranış yalpalamaları önceleri yavaşlar

5437 defa okundu.

yazının tamamı...
Karakterin Görevi
Karakterin GöreviAydın BoysanRuhsal cüceler, yani ruh sefilleri, yalnız gözle görülebilen görüntüleri büyüse bile, sevinirler. Çünkü  akıllarından memnundurlar. Karakterler ruhları  koruyan kalelerdir. Ancak kalelerin  böylesi topla tüfekle hırpalanmaz. Ruhsal cücelerin karakteri  ise çıkar tuzakları ile önce delinip  zayıflatılıp, sonra da işgal edilebilir. Karakterlerin sağlamlığı başarıyla geçirdiği sınavlarla kanıtlanır , anlaşılır. İnsanların da "fırıldak" ları vardır. Tıpkı  kuyulardan su çeken  rüzgar fırıldaklarına benzerler. Esinti  olmadığı zaman sağlam  dururmuş gibi gözükürler."Dönek" değildirler. İnsan  fırıldaklarını  döndürebilen etken ise "çıkar" esintileridir. Çıkar  (yani  menfaat) kaypakları ise, ancak 

5188 defa okundu.

yazının tamamı...
İleri Görüş
İleri GörüşAydın Boysanİleri görüşlü diye bir deyimimiz var. Sanırım ki gelecek zamanın  koşullarını daha yaşamadan önce keşfedip  anlatabilenler için kullanılıyor? Ne demek olduğunu biraz daha deşersek, daha yaşanmamış olan zamanları  tasavvur ederek, sanki  yaşamış  gibi anlatanlar için  kullanılıyor? İçtenlikli bir övgü niyetiyle."Zaman" düşüncesini şimdi hemen biraz daha deşmeye niyetlenelim? Gelecek zamanı keşfe çalışanlar için  övgümüzden  tenzilat yapmadan  diyelim ki, bu yalnız niyet olarak kalırsa yetmez. ?Hemen başka bir görüş açısına atlayarak, buraya yine geri dönelim. Yüzeysel  planda kalan geometride ileriye, sağa, sola bakılır? Sonra geriye de bakılır ama, yetmez. Boyutların bir de aşağısı, yukar

5306 defa okundu.

yazının tamamı...
Demokraside Çakallık
Demokraside ÇakallıkAydın Boysan"Avrupalı" lık haaa?Sanılmasın ki bu yazıya Avrupalılığı küçümseyerek başlıyorum!... Hayır!... Avrupa dünya uygarlığının  öncüsüdür. Ancak sanılmasın ki uygar Avrupa ülkelerinde yaşayan her kişi anladığımız anlamda uygardır? Hayır, her ülkede uygar olmayan çok sayıda birey yaşamaktadır. Demokrasiler böyledir. Her türlü  insanın yaşadığı  her ülkede herkes, adına demokrasi dediğimiz siyasal ortamda, kendisine benzeyen kişilere oy verecektir. Böylece kazanacak, hatta iktidarların üst kademlerinde görev alacak kişiler arasında her türlüsü bulunacaktır.Hatta o iktidarı kullanacaklar arasında ahlakdışı hesaplar yapan bir takım  sakıncalı  kimselerin  bulunabilmesine de şaşmamalıdır. Bu haller demokrasi  rejimlerinin doğurd

3570 defa okundu.

yazının tamamı...
Değişim Şarttır
Değişim ŞarttırAydın BoysanBenim kuşağımın bu ülkede yaşadığı gariplikler normal insan aklına sığmaz? Yetmedi, sadece akıllı insan aklına da sığmaz. Bu sözleri  söyledikten  sonra niçin  söylendiğini açıklamak da borç olur? Neden mi? Ben yaştaki  insanlar "konuşma edebi" diyeceğimiz uygarlık düzeninin terbiyesini görmüşüzdür de ondan. Son Osmanlı padişahı  Vahdettin  henüz tahtında otururken  dünyaya gelmiş olan benim kuşağım devletin de, toplumun da insan terbiyesinde ciddi roller aldığı bir dönemin  insanlarıydık da ondan!En önemli bir oluşum, uygarlık açısından en başarılı  bir atılım ülkemizde Halkevleri'nin  açılması  olmuştu. Devlet parası ile kurulmuş  olan Halkevleri, sanat ve kültür etkinlikleriyle gençlerin y

3794 defa okundu.

yazının tamamı...
Bir Ömürden Serpintiler
Bir Ömürden Serpintilerİshak AlatonYaşama şartlarımız pek çok  yeni  olanak ve çevre ile şaşılacak  kadar değişti? Öyle de bu şaşkınlık  hep de övülecek  sonuçlar doğurmuyor. Çocukluğumuzun ilk on beş yılında akar suyu ve elektriği  olmayan evlerde yaşamış olmaktan  tek sevimsiz ve olumsuz anım yok?O günlerimi hep sevinç  ve mutlulukla bu  yaşıma kadar  andım. Kendi toplumumda aslında gerçekten  katlanması zor zamanlarda yaşadığımı biliyorum ama, bu şartlara mızmızlanmadan  ve sıkılmadan  hep karşı koyduğumu yine unutmuyorum. İlkokuldan başlayarak Pertevniyal Lisesi ve Güzel Sanatlar Akademisi (sonraki Mimar Sinan GSÜ) mimarlık öğrenciliğimi, sonraki 55 yıllık mimarlık yaşamımı  (1945-2000), başka ne varsa he

3970 defa okundu.

yazının tamamı...
Bilgisayar ve İnsan
Bilgisayar ve İnsanAydın BoysanBiliyorum ki matematikte elma ile armut birbiriyle toplanmaz? Ancak mukayese edilmesine engel yoktur. Böylece demek oluyor ki bilgisayarla insan da elbet  birbiriyle mukayese edilebilir. Örneğin bilgisayar çabuk öğrenir, ama hiç unutmaz.İnsan ise geç  öğrenir, hatta bazen hiç öğrenemez.Bilgisayar  gece gündüz her dakika işe hazırdır? Zaten sadece ve hep işindedir. Oysa insan  bir gece önce fazla kaçırdıysa, eşiyle zıtlaştıysa işine geç gelir.  Zamanında gelse de yaptığına güvenilmez. İnsanın "akşamdan kalma" olanı  vardır, bilgisayarın yoktur. Bilgisayar ne kadar sade ve karmaşık iş verilirse mızmızlanmadan yapar?Oysa insan , "Ah ? ah ! ben  buralara düşecek adam mıydım?" diye mızmızlanır. Elbet 

4698 defa okundu.

yazının tamamı...
Babacan Olmak
Babacan OlmakAydın BoysanBazı deyimlerimiz çok geniş yaşam acılarını özetleyen anlamlar taşır. Birkaç hecelik  o biricik sözcük bir anda öylesine geniş açıları aydınlatır ki, anlam ufukları patlarcasına genişler? Hata bütün bir ömür için hayırlı  olabilecek  akıllar içerebilir. Şu anda bende kendi kendime bir akıl  verme zorunluluğunu duymaktayım.Asıl anlatmak istediğim konuya girmeden  söze öylesine uzatarak  başladım ki, önce bu anlamda bir uyarıda bulunmak gerekli oluyor, yani, "Traşı  kes!" diyeceğim. Bu deyim  acaba nereden kaynaklanmaktadır ?Bu iki sözcük  berberlere yapılan bir uyarıdır. Çünkü berberler genellikle bir yandan tıraş ederken bir yandan da çene yarıştırırlar.Bazen  müşteri "tıraşçı" berberi ancak böyle susturabilir

3830 defa okundu.

yazının tamamı...
Aklın Yolu
Aklın YoluAydın BoysanÇocukluğumda, lise öğrencisi iken iki yıl kadar Yeşilköy'de oturmuştuk. Bunca yıl  sonra hala zevk ile hatırladığım anılarım var. O yıllar Aksaray'daki Pertevniyal Lisesi öğrencisiydim. Yeşilköy'de bindiğim banliyö treninden  Yenikapı'da iner, okuluma yürürdüm. Trenin Bakırköy'e her yaklaşmasında Mazhar Osman Bey'in  başhekimi olduğu akıl  hastanesine ilgi ile bakardık. Anlatılır ki günün birinde sabaha karşı bu hastanenin kapısı çalınıyor. Gelen kişi kapıda bağırıp duruyor:"Açın kapıyı! Delirdim ben!.."Nöbetçi kapıcı  karşı koyuyor, "Neee! Bu saatte mi? Sen aklını kaçırdın galiba?"Aklının  başında olduğuna inanılabilecek bazı insanlar, bugünkü  haliyle dünya demokrasilerindeki bazı  seçim sonuçlarını ciddi delirme sebebi sayıyorlar. Politika konusunun "akla zarar" ol

3997 defa okundu.

yazının tamamı...
Yapabilseydim neler yapardım? - Bülent Şenver ile balkon sohbeti
Yapabilseydim neler yapardım? Bülent Şenver ile balkon sohbeti...izlemek için..dinlemek için  ..Aydın Boysan, Bülent Şenver..Yapabilseydim neler yapardım? Bülent Şenver ile balkon sohbeti.DeşifresiAydın Boysan (AB)Bülent Şenver (BŞ)BŞ: Türklider Biyografi'de konuğum Aydın Boysan. Aydın Bey, yapabilseydim, eğer elinizden gelse, diye bir iki şey soracağım size. Bir cümle hazırladım, ortasına nokta nokta koydum, o nokta nokta boşluğu sizin doldurmanızı isteyeceğim. Olimpiyat sporcusu olabilseydim ???? sporunu yapmak isterdim.Koşucumu?  Yüksek atlama mı? Maratoncu mu? AB: Maratoncu.BŞ: Zaman makinesi olsaydı  ???  kişi ile tanışmak isterdim. Padişahlarla tanışmak ister miydiniz?AB: Safiye Sultan ile tanışmak isterdim. Çünü devamlı k

4388 defa okundu.

yazının tamamı...
Soru Yağmuru - Bülent Şenver ile balkon sohbeti.
Soru Yağmuru. Bülent Şenver ile balkon sohbeti...izlemek için..dinlemek için   ..Aydın Boysan, Bülent Şenver..Soru Yağmuru - Bülent Şenver ile balkon sohbeti.DeşifresiAydın Boysan (AB)Bülent Şenver (BŞ)AB: Memlekette demokrasi denilen yönetim biçiminin bu ülkede halka en ileri biçim olarak yutturulmaya devam etmesidir. BŞ: Çok sevinmiştim. Sizi çok sevindirdi.Kim sevindirdi?Eşiniz sevindirdi.AB:  Eve biraz gecikir ve sallanarak geliyorsam eğer bana kızmasına seviniyorum. BŞ: Çok kızmıştınız.AB: Öfkelendiğim zamanlar oldu.BŞ: Bağırırsınız değil mi ara sıra.Eskiden, gençliğinizde bağırmışsınızdır.AB: Şantiyelerde, yapı yerlerinde .BŞ: İşini doğru yapmayana mı  bağırıyorsunuz?AB: Tabii. Doğru yapmayana veya hiç yapmayana. BŞ: Sizi kandıranlara ne yapıyorsunuz?AB: Küfü

3458 defa okundu.

yazının tamamı...
Komşu kızıyla İzmir'de evlendim * Bülent Şenver ile balkon sohbeti
Komşu kızıyla İzmir'de evlendim. Bülent Şenver ile balkon sohbeti.   ..izlemek için..dinlemek için   ..Aydın Boysan, Bülent Şenver..Komşu kızıyla İzmir'de evlendim. Bülent Şenver ile balkon sohbeti.   DeşifresiAydın Boysan (AB)Bülent Şenver (BŞ)AB: Ruslar Kaz Dağlarını istemişlerdi bizden. Fedai kolordu kuruldu orada. Ben de onun kurasını çektim. O baharda evlendim. İzmir'de evlendim. BŞ: Nerede gördünüz eşinizi ilk?AB: Komşu kızıydı.BŞ: Camdan mı görürdünüz?AB: Yalnız camdan değil, peşinden de giderdim. İktisat fakültesi mezunudur benim karım.BŞ: Ne dediniz de onu ikna ettiniz? Güzel sözlerle mi?AB: Tek lafla biter mi bu iş?BŞ: Size evet dedi.AB: Peşinden koştum yıllarca . BŞ: Yıllarca koştunuz. Önce hayır dedi naz yaptı öyle mi?AB: Evet. Ailesi benden pek ho

3518 defa okundu.

yazının tamamı...
1954 Yılında Vehbi Koç ile tanıştm? Bülent Şenver ile balkon sohbeti.
1954 Yılında Vehbi Koç ile tanıştm? Bülent Şenver ile balkon sohbeti. ..izlemek için..dinlemek için   ..Aydın Boysan, Bülent Şenver..1954 Yılında Vehbi Koç ile tanıştm? Bülent Şenver ile balkon sohbeti. DeşifresiAydun Boysan (AB)Bülent Şenver (BŞ)BŞ: Türklider biyografide konuğum  Sayın Aydın Boysan . Aydın Bey, Koç Grubu ile ilgili sizin hayatınızda önemli bazı paylaşımlar var. Koç Grubu paylaşımlarınızı siz de bizimle paylaşır mısınız. AB: 1954 yılı olacak, Vehbi Bey ile tanıştığımız senedir. Ve o sene Arçelik'in Sütlüce'de ki binasının temeli atılacak idi. Temel atılacak her şey hazırlandı, baştan aşağıya her şey tamam ama duayı okuyacak imamı çağırmayı unutmuşuz biz. Cuma günü öğlende, Cuma namazı da yaklaşıyor. Vehbi Bey rahatsızlandı. Cuma namazına gidecek.&n

5959 defa okundu.

yazının tamamı...
1921 Yılında Davutpaşa'da doğdum - Bülent Şenver ile balkon sohbeti
1921 Yılında Davutpaşa'da doğdum. Bülent Şenver ile balkon sohbeti. ..izlemek için.. dinlemek için   ..Aydın Boysan, Bülent Şenver..1921 Yılında Davutpaşa'da doğdum. Bülent Şenver ile balkon sohbeti. DeşifresiAydın Boysan (AB)Bülent Şenver (BŞ)BŞ: Aydın Bey, çocukluk hayatınızı bize anlatıyordunuz, Ne zaman doğdunuz? Yıl kaç?AB: 1921. Ben doğduğumda daha Cumhuriyet ilan edilmemişti.BŞ: Yer neresi?AB: İstanbul'da Davutpaşa'da doğdum. Kibar bir yer sayılmaz ama bundan daha kibar bir hayat sürülemezdi bana göre.Bizim Samatya'da tiyatromuz vardı. Bizim Samatya'da tiyatromuzda 1920'li yılların sonu 1930'lu yılların devamı ve 1940'lı yılların başlarında  Scheskper oynardı Samatya'da. Şimdi yok oldu gitti o tiyatro, kayboldu gitti. BŞ: Annenizi , babanızı hangi yaşla

3715 defa okundu.

yazının tamamı...
100. yaşımı nasıl geçireceğimi düşünüyorum, planlıyorum.
100. yaşımı nasıl geçireceğimi düşünüyorum, planlıyorum...Kadir İncesu bir Bayram kapımı çalıp geldi.Benimle bir söyleşi yapmak istediğini söyledi.Size de sunuyorum.....100. yaşımı nasıl geçireceğimi düşünüyorum, planlıyorum.Biz her şeyi olduğu gibi kabul edip, çarpışmayı öğrendikGitmeye acelemiz yoktur?"Her insan ait olduğu sınıfın düşüncesini taşır."?Aydın Boysan"Ne Hoş Zamanlardı", "Acele Etme Çabuk Ol", "Bıkma Yaşa", "Ayıp Olmadan", "Uzun?Yaşamanın Sırrı" ve "Haydi Dostlar" kitaplarını peş peşe okuduktan sonra, 90. yaşını ?kutlayan Aydın Boysan'ın evinin kapısını çaldım bir bayram sabahı. Uzun uzun söyleştik.Nice nice yıllara? Yaş 90? Şu anda aklınızdan neler geçiyor?100. yaşımı nasıl geçireceğimi düşünüyorum, planlıyorum.Kaç kitap oldu?39 kitabım ya

3763 defa okundu.

yazının tamamı...
Akşam Pazar Röportajı İstanbul'daki büyüme utanç verici
Aydın Boysan | Akşam Pazar Röportajı..Sayın Elif Aktuğ Akşam gazetesi için benimle bir söyleşi yapmıştı.Söyleşiyi size sunuyorum.....Aydın Boysan | Akşam Pazar Röportajıİstanbul'daki büyüme utanç vericiÜlkenin en sevilen ve saygı duyulan mimarlarından biri, 91 yaşındaki Aydın Boysan ile yeni kitabı 'İki Nesil Bir Şehir' için bir araya geldik. Oğlu Mimar Burak Boysan'la beraber yazdıkları kitabı, yani 'Şehrimi çaldılar' dediği İstanbul'u konuştuk.Padişah Vahdettin, henüz saltanatını sürmekteydi o doğduğunda. Müthiş bir hayat, mesleki başarılar, sonsuz sevgi ve saygınlık... 1921 doğumlu Aydın Boysan ile Çiçek Pasajı'nda buluşmak üzere yola çıkıyorum, oğlu Burak Boysan ile beraber yazdıkları 'İki Nesil Bir Şehir'i yani İstanbul'u konuşacağız. 'Sev İç' restoranda, kocaman masada şehrin en sayg

3282 defa okundu.

yazının tamamı...
1954 Yılında Vehbi Koç ile Tanıştım
1954 Yılında Vehbi Koç ile TanıştımAydın Boysan..izlemek için..dinlemek için   ..Aydın Boysan, Bülent Şenver..1954 Yılında Vehbi Koç ile Tanıştım

3502 defa okundu.

yazının tamamı...
Yapabilseydim neler yaprdım neler AYDIN BOYSAN
Yapabilseydim neler yaprdım neler AYDIN BOYSAN..izlemek için..dinlemek için   ..Aydın Boysan, Bülent Şenver..Yapabilseydim neler yaprdım neler AYDIN BOYSAN

2826 defa okundu.

yazının tamamı...
Soru Yağmuru AYDIN BOYSAN
Soru Yağmuru AYDIN BOYSAN..izlemek için..dinlemek için   ..Aydın Boysan, Bülent Şenver..Soru Yağmuru AYDIN BOYSAN

3040 defa okundu.

yazının tamamı...
Komşu kızıyla İzmir'de evlendim
Komşu kızıyla İzmir'de evlendimAydın Boysan..izlemek için..dinlemek için   ..Aydın Boysan, Bülent Şenver..Komşu kızıyla İzmir'de evlendim

2976 defa okundu.

yazının tamamı...
1921 Yılında Davutpaşa'da Doğdum
1921 Yılında Davutpaşa'da DoğdumAydın Boysan..izlemek için..dinlemek için   ..Aydın Boysan, Bülent Şenver..1921 Yılında Davutpaşa'da Doğdum

2765 defa okundu.

yazının tamamı...
Politikacı Adayı
Politikacı AdayıAydın BoysanBazı akşamlar okuduklarımı, duyduklarımı, kafamda anıları  oynaştırırım.İçeri bıraktığım olayların hepsi zevklidir? Olmayanları kapıdan geri çeviririm.Hele bir olay var ki, böylesi  arada bir de gelse içeri alırım.Bir tiyatro yüksek okulu? Kayıt dönemi başlamış? Hanım, bey genç insanlar aday olarak kapılara dizilmiş; artist olacaklar, rol yapmayı öğrenecekler. Bir de bakmışlar ki aralarına yaşlı bir adam da karışmış, tiyatro okuluna öğrenci olarak kaydını yaptıracak.Soruyorlar: "Siz bu yaştan sonra rol yapmayı öğreneceksiniz de ne işe yarayacak?..." Adam  açıklar: "Yaramaz olur mu hiç? Ben son kongrede üyesi olduğum  siyasi  partiye genel başkan seçildim? Nasıl davranacağımı öğreneceğim elbet?."Bunu okuyunca

4261 defa okundu.

yazının tamamı...
Durmasını Bilmek
Durmasını BilmekAydın BoysanKalemi elime aldım, aklıma eleştiri geldi? Peşinden hemen sanat  geldi. Bu ikisi birleşip "sanat eleştirisi" oluverdi. Kafa yerinde durmadı, eleştirinin hem eleştirmen ve hem de sanatsever tarafından yapılabileceği geldi. Geldi ama, bu iki eleştiri biçimi  ve halkanın  da bir birine hiç  benzemeyişi, öteki halkalar zincirine ekleniverdi.Eleştirmen denen kişi sanki  yüksek bir yerden sesleniyormuş gibi herkese akıl hocalığı  yapma hakkına sahip midir? Yoksa eleştirmen de yine sanatsever gibi izlenimler edinen, ama bunları  açıklayan kişi midir? Fark, açıklamak- açıklamamak sınırları içinde kalır mı?İster sanat, ister politika, ister bilim , ne olursa olsun, önce tek tek her biri, sonra da karşılıklı ilişkileri ve benzerlik

3416 defa okundu.

yazının tamamı...
Çallı İbrahim
Çallı İbrahimAydın BoysanEn ünlü ressamlarımızdan Çallı İbrahim müstesna uygar insanlarımızdan birisiydi. Sanatında ulaştığı  dorukta da, insan olarak da unutulmaz kişisel  anılar bırakmıştı. Kadeh kaldırınca hep iyi dilekler söylenir ya! "Şerefinize!" gibi… Çallı yalnız bu dileğin söylenmesine razı değil…Diyor ki , "Şerefini korumak herkesin kişisel sorunu… Bırakalım kendi korusun"… Ama kadeh  tokuştururken doğrusu 'Sağlığınıza!' demektir."Çallı haklıdır. İçen kişinin aklından çıkarmaya hakkı olmayan konu, her şeyden önce içme keyfi ölçüsüzlüğüne düşerek sağlığını koruma sınırını aşmamaktır. Çallı İbrahim sanatına ve kişiliğine hayran olduğum kişilerimizden biridir. 1940- 45 arasındaki Güzel  Sanatlar Akademisi (sonraki Mimar Sinan Üniversitesi) Mimarlık Bölümünü öğrenciliğim  sırasında k

3368 defa okundu.

yazının tamamı...
Çakırkeyf Olma
Çakırkeyf OlmaAydın BoysanDelilerle sarhoşlara gülmeyen budala yoktur. Bütün budalalar kendilerinden daha geri sandıkları herkese gülerler. Oysa sarhoş ayılır, deli akıllanır , budala ise hiç değişmez, yaşadıkça budala kalır. Zaten mizah anlayışı ve sevecenliğinden yoksun bir kimse hele budala ise, tedavi umudu olmayan bir "mahluk"tur.İçki içmesini bilen çakırkeyf demci ise kafasını kullanarak aklını geçici olarak "emanetçi" ye bırakmıştır. Biraz sonra alacaktır.Çakırkeyf olmuş akıllı  ile çakırkeyf olmuş deli arasında akıl farkı bulunmayabilir o sırada? Çünkü çakırkeyf demci gönüllü deli rolü yapar. Akıllı kişinin  çakırkeyf hali aklı olan  hiçbir insanda tedirginlik yaratmaz.Ancak aptalın sarhoşluğu herkesi rahatsız edecek kadar  zevksiz ve kekremsi olur.Sevecen

3305 defa okundu.

yazının tamamı...
Toplumların Taşıyıcısı
Toplumların TaşıyıcısıAydın BoysanBir şeyler, hem de çok bir şeyler bildiği halde "moral"e sahip olması şart olmayan insan olamaz. Ne bilirse bilsin, ne kadar  bilirse bilsin insan ise, mutlaka ayrıca morale de sahip olması şarttır. Çok, hem de çok şey bildiği halde morale sahip olması şart olmayan varlık olsa olsa bilgisayar olur. Her toplumun birlikte olabilmesi ancak kendilerine ait bir yaşama düzenine sahip olmalarıyla sağlanabilir. Bu düzen o toplumun birlikte yaşayabilmesini sağlayabilecek birleştiricidir (birleştiricidir- yapıştırıcı zamktır demeye utandım ama, yine de duramadım).Rousseau bu birleştirici sektörü şöyle anlatır:"İnsan yüreğinde moralin yeri olmasaydı kahramanca işlere duyulan hayranlıklar, yüksek ruhlara doğru sevgi dolu yönelişler, erdemlere duyulan coşkunluklar

4390 defa okundu.

yazının tamamı...
Model Farkı
Model FarkıAydın BoysanEn unutmadığımız meslek sahipleri doktorlardır? Hakkımız olsa da, olmasa da? Özellikle diş hekimlerini unutmamız hayaldir.Özellikle erkeklerin sünnete çektikleri acıyı  unutmalarına şaşırırız. Diş çektirenler ise her diş çektikleri acıyı neredeyse unutmazlar.  Haksızlık etmeyelim de, birisinin bir kere, ötekilerin ise neredeyse 32 kere olduğunu unutmayalım.İsterse tıp ile ilgili olsun fıkralar o ülkenin özelliğini belirtmekten vazgeçmez. Örneğin İskoçya'da bir hastanede  ameliyat salonunun kapısı aralanır, hemşire doktora bilgi sunar: "Başlayabilirsiniz? Çekin karşılığı var."Otomobil tamircisi, müşterisi doktorun  arabasını tamir eder ve faturayı  sunar.Doktor ise fiyatı yüksek  bularak söylenmeye başlar: "Ayıp yahu! Se

3482 defa okundu.

yazının tamamı...
Meslek Seçerken
Meslek SeçerkenAydın BoysanMeslek seçimi?Bir insanın , hele gençliğinde verebileceği en önemli karar meslek seçimidir.Bu düşünceyi yazdım ama, böyle bir kararın günümüzde nasıl verilebileceği gerçeği de zihnime saplanıverdi. Hemen hatırladım ki 1940 yılında istediğim mesleği seçme ve öğrenimimi yapma hakkına sahiptim."Mesleği seçebilme" gibi kutsal bir insan hakkına gençlerin neredeyse hepsi sahipti. Evet, neredeyse hepsi okuduğu  liseden alacağı mezuniyet belgesi (daktilo edilmiş bir kağıt parçası ) ve mahalle muhtarından alacağı bir ikametgah belgesi ile istediği üniversitenin istediği fakültesine kaydını yaptırıyordu 10 (evet on) dakikada.Ben de böyle İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi 5033 numaralı öğrencisi oldum, 1940 yılında.Bu öğrenciliğin derslerine hiç başlamayışım bir saat

3802 defa okundu.

yazının tamamı...
Kraliçe de Olsa!
Kraliçe de Olsa!Aydın BoysanCanım sıkılırsa neşelenmenin çaresini güvenle bulduğum bir konu "hanımlar" konusundaki yazılara dalmaktır. Hem bu yazılar onlarca sayfa süren uzun anlatımlar değildir, hem de her biri yüreklere giriverecek kadar anlamlı ve elbet şaşırtıcıdır. Uzun ve bezdirici yazıların hepsi erkekler konusunda yazılanlardır. Erkeklerin hoşlaşma nedenlerinin başında onların hanımlar konusundaki konuşmaları gelir. En asık suratlı politikacılar bile konu olsa. İngiltere'nin Büyük Britanya olarak anılarda hoşlanılan eski dönemlerinde ünlü Kraliçe Victoria devletin başında bulunuyordu.Önde gelen iki sayısal partinin başkanları ise Disraeli ile Gladstone idi. Her ikisi de en önemli iki siyasal partinin genel başkanı ve elbet kazandıkça sırayla başbakan oluyor ama, sayın kraliçe hep v

3910 defa okundu.

yazının tamamı...
Korkmak Yanlıştır
Korkmak YanlıştırAydın BoysanEvet, dünyayı seviyorum? Hatta zaman zaman dünyayı kucaklıyorum bile? Nasıl mı?Kafamda, zihnimde elbet.Dünyamızı kucaklarken yalnız  yaşadığım iyi zamanları alıp, uyuduğum sevmediğim zamanları ambara kaldırıp unutamam. Beleş yasak!Öyleyse geceler- gündüzler,  yazlar kışlar, gözyaşı ve kahkahalar, politikacılar ve maskaraları? Hepsi birden, topu birden, hiçbir günü, dakikası noksan olmadan birlikte olacak. Böyle bir günde elbet temizlik ve huzur aramak yolunun bulunacağı inancını yitirmeden.İlişkide bulunacak bütün insanları ferahlatma çareleri aranacak elbet bir yandan da.İnce düşünmenin şart olduğu durumlardan birini, hastası olmadan önce dostluğumuz olan doktorlardan öğrendik. Hastaya güven verilmesi doktorların yanı sıra yakınları

4010 defa okundu.

yazının tamamı...
Geç Saatte
Geç SaatteAydın Boysanİçmesini bilenlerle  bilmeyenler birbirinden ayrılabilir mi?Çok zor.Bilen çok içerse, bilmeyen de az içerse, birbirine benzer.Ayırt etmek zor olur.Benim dünyanın beş kıtasında içilen mekanlarda, elbet ülkenin her yanında ve yönünde de içilen mekanlarda deneyimlerim oldu. Sarhoşluk konusunda anlatılanların da içmek kadar keyifli olabileceğini gördüm.Sarhoşun biri sabaha karşı kaldırımda yalpalayarak gitmeye çalışıyor. Rastladığı birine de gitmek istediği semtin yolunu soruyor. Sorulan adam tereddüt içinde:O dediğiniz yere dosdoğru gidince ulaşılır ama siz bulamazsınız ki?"Aile doktoru kendisini içkiye kaptıran gence nasihat veriyordu."İçinize dönük yaşamayı deneyiniz!" Genç cevap veriyordu:"Denedim? İlginç bir şey bulamadım." Meyhanede geç saate kadar

2926 defa okundu.

yazının tamamı...
Batıdan Doğuya
Batıdan DoğuyaAydın BoysanHer türlü değişiklik sevindirebilir de, kızdırabilir de?. Öfkelenmek herkese kolay geliyor. Ne olursa olsun, kendimizi tutmaya çalışmaktan başka çare yok!... Neden mi?Yüzlerce, binlerce yıl geçerli olan Eukleides Geometrisi bile değişti. Bir Einstein çıktı, dördüncü boyut olan "zaman"ı ekleyiverdi. Geometri bile değişmiş oldu. Delirmek bile övülmeye başlandı. Hem de aklı ile ün kazananlar bile deliliği över oldular. Hazret diyordu ki:"Delilik mutluluk ve güzelliğin direkt olarak avlanmasıdır." Peki, kimdir bu hükmü veren?... Cin gibi aklıyla ünlü: G.B Shaw'dır.Şimdi de "yakın"larımızdan bir kişinin, Yunus Emre'nin delilik ile ilgili sözlerine uzanalım? Diyor ki:Aydurlar miskin YunusNiçin deli oldun senAkıl fikir kalmasınİşbu sırrı duyandaAkıl hastanesi

3598 defa okundu.

yazının tamamı...
Acil Doğum
Acil DoğumAydın BoysanKasaba doktorunun kapısı çalındığında gece yarısını geçiyordu. Kapıya gelen adam doktora hemen gelmesi için yalvardı. Eşi hamile idi ve sancıları başlamıştı. Doktor acele çantasını aldı ve yola çıktılar.Eve varır varmaz doktor, kadının yattığı odaya girip kapıyı kapattı. Ancak biraz sonra kapıyı aralayıp bir tornavida istedi. Bir dakika sonra da bir testere ile matkap istedi.Kapıdakiler şaşkındı ama, istenilenleri hemen verip beklemeye başladılar.Aradan bir saate yakın zaman geçti? Doktor kapıyı açıp babayı kutladı: "Bir oğlunuz oldu? Tosun gibi  maşallah," dedi.Baba ise şaşkındı:"Anlaşılan çok zor bir doğum oldu?. İstediğiniz aletlere bakılırsa?" Doktor açıkladı:"Hayır efendim hayır? Doğum çok kolay oldu . Ben onları anahtarımı evim

3938 defa okundu.

yazının tamamı...
Sonraki Bursa
Sonraki BursaAydın BoysanŞimdi hemen zaman içinde zıplayıp birdenbire başka yıllara atlayalım. Zamanda yolculuk tren vapur yolculuğuna benzemez. Birdenbire sızlanıp başka zaman parçaları yaşamaya başlanır. 1946-1947 yıllarında Hakkari valisi olan Cahit Ortaç, daha sonra önce Kırklareli, sonra da Bursa valisi olmuştu. Kendisi ile yaşadıkça iyi ilişkiler içinde olmuştuk. Eşi de kendisi gibi Mülkiye mezunu idi.Ben de Suzan hanım'la evlenmiştim. Ailece Bursa'ya davet edildik ve bir hafta kendilerine konuk olduk, 1960'lı yıllarda. Ortaç beni işadamı Rıza Biçen ile tanıştırmıştı. Bu tanışıklığım sonunda ben Rıza Biçen'e bir büyük ev projesi yapmış ve gerçekleştirmiştim. Bu bina şimdi Çekirge anayolunun Çelik Palas'a saptığı  köşenin solunda, bahçe içinde bir konaktır. Rıza Biçen merhum da b

3589 defa okundu.

yazının tamamı...
Yuvada Huzur
Yuvada HuzurAydın Boysan Yazarlar arasındaki "hınzır adam" yüzdesi, öteki mesleklerden birazcık daha çok olsa gerektir? Ama birazcık!... Üstüme varmasınlar diye azaltarak belirtiyorum. Bu düşünceye nasıl vardığımı açıklama borcum da doğuyor. Bu saygıdeğer hınzırlar neredeyse hiçbir zaman  mutlu evlilik olayı anlatmazlar. .. Özene bezene, ballandıra ballandıra anlattıkları olayların başında çapkınlık masalları gelir. Oysa evlenmekten korkan erkeklerin yanlış davrandıklarını öğrenen, üstelik yaşayarak öğrenen deneyimli erkekler de bulunur. Daha öğrencilik çağlarından yakın arkadaş olan iki genç adam yıllar sonra rastlaşıyorlar. Çok seviniyorlar, hemen bir bara gidip hasret giderecek söyleşilere dalıyorlar. Birisi evlenmiş, yıllar olmuş? Öteki hala bekar? Aralarınd

3434 defa okundu.

yazının tamamı...
Önceleri Bursa
Önceleri BursaAydın BoysanSevgili ülkemizi Edirne'den Hakkari'ye, Artvin'den Bodrum'a kadar gezmiş bulunuyorum. Dünyanın da beş kıtasını gezdim, gördüm. Aklıma takılıp da görmediğim yer kalmadı. Dünya şehirleri içinde bugün birisini anlat deseler, Bursa'yı anlatırım? Bugün..Benim anne tarafım 93 Harbi (1877-78) denen savaştan sonra Bulgaristan'dan Bursa'ya göçmen gelmiş ve yerleşmişler.Baba tarafım ise Karadeniz Fındıklı (Viçe) kökenli? Kaderlerimiz hep şaşılacak kadar gariptir ya! Bursa'da tanışmışlar ve 1920 yılında evlenmişler. Benim doğumum 1921 yılıdır. Çocukluğum İstanbul'da geçti ama, biz her yıl birkaç kez Bursa'ya mutlaka giderdik. Bursa kaplıcalarının havuzlarında sırtıma iki boş sukabağı bağlayarak yüzdüğümü unutmam.Hala hiç unutmadığım Bursa meyveleri arasında hülü

3210 defa okundu.

yazının tamamı...
Önemli Açıklama
Önemli AçıklamaAydın BoysanBireylerin ruhuna sadece dinsel dayanaklar sunan devletler dünyada neredeyse kalmadı. Benim bildiğim sadece Vatikan'dır. O devlet de sadece Roma'nın  bir mahallesinde hükümrandır.İyi bilmem ama (bu başlangıç bir korunma girişimidir) hiçbir din inancında cennet veya cehenneme ailece ve çoluk çocuk hep birlikte gidilmemektedir.Din inançları ve töreleri ile devletin yapılarını ve uygulamalarını birbirinden ayırmanın  hiçbir kuruluşa zarar vermediği  artık dünyada anlaşılmıştır.Her iki kurumu birbirinden ayırmakla devlete de, din inançlarına da hiçbir zarar gelmez.Osmanlı sultanlarının halife olmalarından ülke bireylerine de, ülke dışındaki  Müslümanlara da hiçbir hayır doğmamıştır. Zaten Osmanlı devletinin tarihten  silinmesinden ve son hali

3221 defa okundu.

yazının tamamı...
Vehbi Koç'u Anarken
Vehbi Koç'u AnarkenAydın BoysanVehbi Bey'le ilk tanışmam 1954 yılında İstanbul Beyoğlu'nda, Koç Grubu'nun İstiklal Caddesi'ndeki Merkez Han'da oldu.Bu görüşme sonunda İstanbul, Haliç, Sütlüce'de yapılacak olan Arçelik birinci binası için planlama ve inşa görevi bize verildi. Biz de Sayın Vehbi Koç'tan  önemli bir işi almış olmanın sevincine ulaşmış olduk.Planlama noksanları için hemen ve hızla işe başlandı. Yapı işlerinde temel inşası için hazırlık yapıldı. Temelin  1954 yılı 1 Ekim Cuma günü öğleden önce başlamasına karar verildi. Bütün hazırlıklar zamanında bitirildi. Kazı, temel inşası, betonarme demiri-kalıbı, betonu, törenin yapılacağı platform, her şey zamanında hazırlandı.Ama tören başlayamadı. Çünkü görevli bir kişi tören duasını okuyacak imam efendiyi çağırmayı unutmuş b

4031 defa okundu.

yazının tamamı...
Vehbi Koç Anısına
Vehbi Koç AnısınaAydın BoysanVehbi Koç merhumunun anıldığı bugünde kendisini, yaşama gücümüzü azaltacak derin matemlere gömülmek yerine onu yansıtan güçlü ve neşeli anılarla hatırlamamız doğru olacak.1975 yılı Mart ayında, Uludağ'da birlikte tatil  yapmaktaydık. Aradan birkaç gün geçtikten sonra odamda üzerimde adımın yazıldığı bir zarf buldum.İçinde  benimle o günlerde aynı otelde kalan ve tüm zamanımızı  birlikte geçirdiğimiz Vehbi Bey'in bir mektubu çıktı.Bu mektup yaklaşık 2 daktilo sayfası tutacak uzunlukta ve 7 maddelik  bir yazıydı. Vehbi Bey bana "yaşlı bir büyüğünüz olarak" bazı tavsiyelerde bulunacağını söylüyor ve özetle fazla alkol alıp, fazla yemek yediğimi belirttikten sonra 7 maddeyle nasıl yaşamam gerektiği konusundaki öğütlerini anlatıyordu.Ancak bu lüt

4487 defa okundu.

yazının tamamı...
Doksanlık Fırtına
Doksanlık FırtınaAydın BoysanVehbi Koç ile ilişkilerimiz 1954 yılında başladı. Dile kolay. Ben o zaman genç bir adamdım, Vehbi Bey ise orta yaşlı, ama yine de çok ünlü bir kişiydi.O günlerden beri neler değişti diye düşünüyorum da, tek cümlelik bir özet yapabileceğimi anlıyorum: Ben yaşlı bir adam oldum, Vehbi Bey ise hala orta yaşlı kaldı.Eğer erkaza değerli  hekimlerimizin yazdığı bir kitapta benim adımı  görürse ne olacağını biliyorum, "İşe bak! Ne işi var doktorların arasında?" diyecek.Benim halime şaşmakta haksız değil. Koç camiasına ait bazı büyük tesislerde imzam  olduğunu unutmuyor. Ondan sonra da 10 yıl sürekli gazete köşe yazılarımın yayınlandığını, 13 kitabımın basıldığını ,  televizyon  programlarına katıldığımı gördükçe, nasıl bir mimar olduğumdan kuşk

4512 defa okundu.

yazının tamamı...
İlk Yıllarımda
İlk YıllarımdaAydın BoysanBenim mutlaka ve arada bir andığım geçmiş zamanlar çocukluk-gençlik yıllarımdır. İstanbul'da doğduktan sonra aklıma gelebilen, belleğimden silinmeyen ilk çocukluk yıllarımdır. Davutpaşa Çöp İskelesi kıyısında yaşadığım evdeki sahneler eski bir filmin tekrarı gibi, ama canlılığından hiçbir eksilme- bozulma olmadan  kafamdaki zihin perdesine yansıyıverir.Bu hayallerin kafama hangi sırayla yansıyacağı belli olmaz. Her aklıma gelişinde sıra değişir. İstemesem de değişir.Hakim olamam. Hep düşündüğüm, hiçbir hayali unutmamaktır?İsterse sırası değişsin! Ama yok olmasın!...İşte şimdi bellek perdesi açıldı, eski günler yansımaya başladı. Bugünün ilk hayali tek atlı çöp arabalarıdır. O zaman evlerdeki çöp böyle toplanırdı. Mahallemizin civarındaki evlerin çöpü bu

2402 defa okundu.

yazının tamamı...
Gamsızlar Üzerine
Gamsızlar ÜzerineAydın Boysanİnsanları küçülten bir sözcüğümüz vardı, "gamsız" denirdi vurdumduymaz insanlara?Batırmadan küçümser görünen bu deyim acaba nereden çıkmıştı ki?...Nereden gelmiş olursa olsun, ben bu yakıştırmaya bayılıyorum.Aslında bu sözcüğü kullanmak yaşamı ciddiye alma çağrısıdır.Dünya yansa hasırı yanmaz diye anlatılan  vurdumduymazlara uyarıda bulunmaktır. Ben sayıları epeyce birikmiş olan bu yaşımda bazen bakıyorum da, sanıyorum bazıları dünyayı altımızdan çekip bizi dımdızlak ortalıkta bırakmaya çalışıyorlar. Bu nasıl mı oluyor?Çok açık: Yaşamış olduğumuz mekanları ve anlayışları değiştiriyorlar. Bir bakıyoruz ki dar sokaklarda, ahşap evlerde yaşamış olan insanlar, bir şehir yaşamı içinde "birdenbire" denebilecek kısa bir zamanda apartman yaşamına mahkum edil

2140 defa okundu.

yazının tamamı...
Doğrularla Eğriler
Doğrularla EğrilerAydın Boysanİstanbul'da yitip giden bir şeyler var. Hem onlar öyle şeyler ki, yeni eklenen parlak görüntülü işlerin bu yitip gidenlerin yerine konması mümkün değil. Evet, yarım yüzyıl önce İstanbul'da yabancı ağırlayacak otel olarak Pera Palas ile Tokatlıyan'dan başkası yoktu. Elbet Sirkeci otellerini saymıyorum. Şimdi artık uluslararası en üst düzeyde belki 50 yeni otel yapıldı. Saray oteller dahil. Bu oteller olmasa, şimdi İstanbul'a yabancı turist gelmezdi. Çünkü gelemezdi.Benzeri bir gelişme bütün Türkiye için de gerçekleşti. İzmir, Ankara, Bursa gibi büyük şehirlerimizde de çok sayıda yepyeni  ve güzel turistik tesisler kuruldu. Ben yarım yüzyıl önce Antalya'da zamanının en iyisi bir otelde kalmıştım da, şiddetli yağmur yüzünden odamın içindeki iş dokümanlarım ı

2229 defa okundu.

yazının tamamı...
Toplumların Çehresi
Toplumların ÇehresiAydın BoysanBana çok şeyler öğreten bir Çin gezisi yaptım. Bu gezi bana her türlü kolaylığın gösterildiği resmi bir davet sonunda olmuştu. Çin'de çok eski çağlardan beri "yapılarda planlama ilkeleri" saptanmış ve uygulanmış bulunmakta? Böylece şehirlerin ve binaların kuzey-güney aksına göre konumları geleneği doğmuş. .. Şehirler kurulurken de, binalar yapılırken de haritası olmayan yerde işe başlanmıyor.Evler boyunca bir sokak veya yol kesinlikle yapılırmış. Şehirlerde binalar ve caddeler kuzey-güney, doğu-batı yönlerine uygun yerleşirlerdi. Planlar kare veya dikdörtgen, dik açılarla düzenlenirdi. Biraz yüksekte olmasına dikkat edilen tapınaklar ile diğer yönetim binaları, çan ve trampet kuleleri ikişer ikişer kuzey ? güney aksına sıralanırdı. Gözümüzü açmalı

2208 defa okundu.

yazının tamamı...
Denizin Dudaklarında
Denizin DudaklarındaAydın BoysanYalnız Boğaziçi'nde değil, bütün İstanbul kıyılarında "leb-i derya" da yaşanırdı.Her İstanbul hemşerisinin, kim olursa olsun, dilinde olan bu şiirsel deyimin anlamı "denizin dudaklarında" yaşanır demekti. Günlük yaşayışa da sessizce sarkmış olan bu deyim, insanla denizin sevgiyle kucaklaşmasını anlatırdı. İnsanla denizin bu denli sıcak ilişkilerde kucak kucağa yaşaması sözlerle anlatılmaz ki? Onunla romantik  sevişmenin  ruhsal birlikteliğini yaşamayan duyumsayamaz ki. Yarım yüzyıldan  daha genç olanlar bu şehir hep böyle sanıyorlar. Biz Samatya kıyılarındaki birinci, ikinci, üçüncü kumsallarda, Etyemez kumsalında denize girip derinliklere dalar, kayalardan midye sökerdik. Denizin içi dibe kadar  yaşam  kaynardı.Elbet çeşitli b

2458 defa okundu.

yazının tamamı...
İlk fotoğraf makinem
İlk fotoğraf makinemAydın Boysan..Türkiye'de ilk telefon bankacılığı uygulamasını başlatan efsane bankacı Bülent Şenver evime ziyaretime geldi.İlk fotoğraf makinemi sordu. Eski günlerimi hatırladım.O günleri anlattım kendisine. Sizlerle de paylaşıyorum...... İlk fotoğraf makinemizlemek için..dinlemek için ..İlk fotoğraf makinem..Aydın Boysan, Bülent Şenver.İlk fotoğraf makinemDeşifresiAydın Boysan (AB)Bülent Şenver (BŞ) BŞ: Sayın Aydın Boysan ile birlikteyiz. Kendisine soruyorum, ilk fotoğraf makinesi. "İlk fotoğraf makinenizi anlatır mısınız?"AB: Sünnet düğünümde hediye gelmişti bana ve 6.9 siyah beyazı ben  Samatya'da 5 kuruşa satıyordum. Yarı yarıya da para kazanıyordum.Nasıl?Film para tutuyor da, o zaman Şehzadebaşına ben yaya yürür giderdim 6-7 km mesafeyi. Tramvaya 2 k

2829 defa okundu.

yazının tamamı...
Çok hoşlandığım bir şey
Çok hoşlandığım bir şeyAydın Boysan..Efsane bankacı Bülent Şenver ile evimin balkonunda sohbet ediyorduk.Bana sordu "En çok hoşlandığınız şey nedir?"Bülent beye verdiğim cevabımı sizlere de sunmak istedim...izlemek için..dinlemek için ..Çok hoşlandığım bir şey..Aydın Boysan, Bülent Şenver.Çok hoşlandığım bir şeyAydın BoysanDeşifresiAydın Boysan (AB)Bülent Şenver (BŞ) BŞ: Sayın Türklider Aydın Boysan ile birlikteyiz. Aydın Bey, yapmaktan çok hoşlandığınız bir şey, bizimle paylaşır mısınız?AB: Dostlara hasret duymak.BŞ: Dostlara hasret duymak. AB: Hasret duyduğum dostlarla birlikte olmak. Bir masanın kenarında. Şişeli bir masanın kenarında. BŞ: Coca  Cola şişesi mi?AB: Sanmıyorum. Coca  Cola'yı hayal bile etmedim ömrümde. BŞ: Sizi en çok kızdıran şey? AB: Politikacılar.BŞ: Nes

3038 defa okundu.

yazının tamamı...
Rakıya buz atmak cinayettir
Rakıya buz atmak cinayettirAydın BoysanTürkiye'de ilk defa futbol takımlarına taraftar kartı icat eden efsane bankacı Bülent Şenver Etiler'deki evime geldi.Balkondaki masada oturduk. Hem boğazı seyrettik hem sohbet ettik.Rakı merakımı bildiği için bana rakıya buz atılırmı diye sordu.Verdiğim cevap çok hoşuna gitti.Ben bunları genç öğrencilerime de dinletmek istiyorum dedi.Cebinden minik kamerasını çıkarttı. Çekim yaptı.    Sizlerle paylaşıyorum... ..Rakıya buz atmak cinayettirizlemek için..dinlemek için ..Rakıya buz atmak cinayettir..Aydın Boysan, Bülent Şenver.Rakıya buz atmak cinayettirDeşifresiAydın Boysan (AB)Bülent Şenver (BŞ) BŞ: Sayın Türklider Aydın Boysan ile birlikteyiz. Ben yine dayanamadım, onun sözlerini kayda almak istedim. Buz ve içkiyi öyle bir

4744 defa okundu.

yazının tamamı...
Altmışımdan sonra 42 kitap yazdım
Altmışımdan sonra 42 kitap yazdım..izlemek için..Altmışımdan sonra 42 kitap yazdım..Aydın Boysan...

3038 defa okundu.

yazının tamamı...
Türküm Üçdür Niyazım
Türküm Üçdür NiyazımAydın Boysan..Türkiye'ye ilk resimli kredi kartını getiren efsane bankacı Bülent Şenver, evime beni ziyarete geldi. Sohbetimiz sırasında ona söylediğim bir sözü gençlere aktarmak için cebinden çıkarttığı ufak kamerası ile bir çekim yaptı.Söyledim. Gülüştük. Kahkahalar attık. Her günümüz böyle neşe dolu olsun dedik.Sizlerle paylaşmak istedim.....Türküm Üçdür Niyazımizlemek için..dinlemek için ..Türküm Üçdür Niyazım..Aydın Boysan, Bülent Şenver.Türküm üçtür niyazımDeşifresiAydın Boysan (AB)Bülent Şenver (BŞ) BŞ: Türklider konuğum Sayın Aydın Boysan ile birlikteyiz. Onun bana söylediği bir şeyi ben gençlerle paylaşmadan yapamadım. Bana söyledi, çok heyecanlandım, hemen kameramı cebimden çıkardım, dedim ki: "Bunu muhakkak gençlerle paylaşmamız lazım, o kadar

4941 defa okundu.

yazının tamamı...
Zaman Zinciri
Zaman ZinciriAydın BoysanÇok kıdemli yaşlara gelince kafadaki dizileri, düzenli biçimde birbirine saygı ve edeple öncelik vererek beklemiyor, sıraya girmiyor? İtişip-zıtlaşıp, öne geçmeye çalışıyorlar. Kargaşayı azaltmanın, yok edilmese bile azaltmanın çaresi ancak, gece yarısından sonra bulunabiliyor? Herkes uyuduktan, telefon araması kesildikten sonra. Bazı geceler uyku, gece yarsısından sonra bile, kolay gelmiyor. Zaman kavramı artık kafadaki düşüncelerin, birbiriyle edep dışı itişerek öne geçmeye çalıştığı saatleri aşmış bulunuyor. Akla gelenler artık, zıtlaşmadan-itişmeden sıraya giriyorlar. Böyle saatlerde kafanın zaman içindeki kımıltıları, "önce" de, "sonra" da kendini tutmaya çalışmadan, oynaşıp duruyor. Düşünceler, sıraya ve düzene girmiyor. Hepsi bağımsızlığını ilan

1013 defa okundu.

yazının tamamı...
Susmak Zor
Susmak ZorAydın BoysanAkıl vermek, ille de vermek, sadece din adamlarının alışkanlığıdır. Sanki her soruların yanıtını bilirlermiş gibi? Alışmışlardır? Mutlaka bir şeyler söylerler.Susmayı öğrenmek, konuşmasını öğrenmekten daha zormuş gibi gözüküyor.Elbet o anda, o çevrede ne söylenebileceğini bilmek, sözcükleri yakıştırmak da, çok önemli.Bizim, hafiflikmiş gibi gözüken, ama bazen sadece gözüken, aslında çok ciddi olan bir deyimimiz var: "Takma kafana!" deriz. Hafif imiş gibi gözüken, üstelik hınzırlık bile kokan bir deyim biçimimizdir.Bu deyime benzer bir hali yansıtan sahnelere, Shakespeare oyunlarının en dramatik tragedya sahnelerinde rastlanır. Sahneye birdenbire, pervasız soytarılar doluşuverir.Bir idam mahkumunun son saatleri yaşanır. Gelenektir ya! İstediği bütün yemekle

1154 defa okundu.

yazının tamamı...
ÖZSÖZLER ŞAŞIRTIR
ÖZSÖZLER ŞAŞIRTIRAydın BoysanAklıma ne gelirse yazmanın, benim için bir tehlikesi  yok sanıyorum.Çünkü her yazdığını ertesi sabah veya günlerde, yine okuma huyum var; bu davranışımın, huyumun, bir çeşit yanlışları düzeltme sonucu verdiği belli."Belden aşağı" diye bir tekerleme kullanmak, alışkanlık olmuş?"Alçaltmak" için de arada bir kullanılan bu deyimin tersi de kullanılır olmalı ama, kimse oralı değil? "Belden yukarı" diye bir deyimin de ağız alışkanlığımıza girmeyişi, gariplik gibi?Yani, beyin ve kalp ile ilgili konular için bu deyimi kullanmaz olmamız, nedendir acaba?.. Başlangıcı aşağılarda olduğu için mi?... Belki de. Beyin denen organ insanları öteki canlılardan epeyce(!)uzaklaştırılıyor? Ancak yine de, bu görünüşe aldanmamak yanlış olur. Bir aslanın yü

978 defa okundu.

yazının tamamı...
Ömür Bestedir
Ömür BestedirAydın BoysanBir insan ömrü, bir beste gibidir.O bestenin notaları ile sonradan oynanamaz.Değiştirmeye kalkışmak, sululuk ötesinde hafifliktir. Yaşanmış bitmiştir. Artık değişemez.Keşke şunu şöyle yapmasaydım da böyle yapsaydım diye düşünebilmek bile, zihinde bile olsa, kaçakçılık girişimi olur.(Ceza kanunları maddelerine girmese bile, ahlak ve vicdan kanunlarına (yazılısı olmasa bile) ters düşer.Toplumları saygıdeğer düzenlere sokabilme başarısı olan asıl yaşama düzeni kurallar, toplumların  vicdan ve ahlak düzenleri olur.Toplumların ahlak düzenleri, insanların iskeletine benzer. Görünmez ama ayakta tutar.Sürüngen hayvanlar niçin yerlerde sürünürler?.. Çünkü iskeletleri yoktur.

1181 defa okundu.

yazının tamamı...
Ömrün Bütünlüğü
Ömrün BütünlüğüAydın BoysanKendi yaşamında yaptığına inandığı yanlışlıkların pişmanlığı içinde çırpınan bir kişi, acınacak birisidir.Pişmanlık fayda etmez sözleri boşuna söylenmemiştir. Pişmanlığı yüzünden kendisini öldüren bir kişi bile saçmalamış olur.Cezasından kaçtığını sanması saçmalıktır. Kendisini öldürmesi bile, ceza görmesinin bir uygulama biçimidir. Bir insan ömrünün, tüm iyilikleri ve kötülükleri ile bir bütünlüğü vardır.Bir insan ömrünün kötü zamanları ayrılıp, hurdalığa atılamaz.Bütünlük bozulamaz.Bir insan ömrünün bazı bölümleri, eski otomobil tamir eder gibi parça değiştirerek, atılıp yenilenemez.Bir insan ömrü bir beste gibi, bütünlük taşır.Bütünü ile sevilir, eğer sevilirse? Mi'lerin yerine fa'lar gelse, do'ların yerine de mi'ler gelse denemez. Bütünü ile sevilir ya

1001 defa okundu.

yazının tamamı...
Marifet Yapmak
Marifet YapmakAydın BoysanAra sıra düşünürüm: Biz, hangi alanlarda dünya ülkeleri arasında önde gelen işler ya da marifetler yapmışızdır diye.Fark ettiniz değil mi? Önce "işler" dedim sonra da "marifetler" diye ekledim. Güvenemedim ciddi "işler" yapmış olduğumuza? Onun için: "Marifetler" diye ekledim? Neden?Hafifletmek zorunluluğu duydum da ondan.Böylece hafifletmiş olduğumu da, açıklama borcum doğuyor.Hep söylerim ya! "Sululuğu bile ciddi yapmak borcumuzdur" diye? Öyleyse önce, marifet sözcüğünün sözlük anlamına bakalım.İlk olarak: "Herkesin yapamadığı bir işi yapma" açıklaması bulunuyor. Bu açıklama yetersiz? Çünkü bu iş, "iyilik-güzellik" yönünde de olabilir. Bu anlama gelebilecek her "halt"ı marifet saymak, "marifet" mi olabilir yani?Yazılı ikinci anlam: "Hoş ol

1026 defa okundu.

yazının tamamı...
Kafa Gezdirme
Kafa GezdirmeAydın BoysanDenir ki: "Sanatçının yaratıcı ateşini, coşku hareketle geçirir."Sanat konusunda böyle kurallar koymakta ya da böyle kuralları hemen kabul etmekte, ihtiyatlı olmaktan vazgeçen bir acelecilik olsa gerekir.Şu anda aklıma J.S Bash geliyor. O öyle bir kişilikti ki bütün ömrü düzgün ve düzenli ve hem de, istisnası olmadan sürekli çalışmalar içinde geçmişti.Onun için acaba: "Uzun yıllar şaşılası ve dengeli bir coşkunluk içinde yaşadı" mı demek gerekiyor?..Şu anda kafama saldırırcasına gelen bir düşünce ifadesi :"İstisnalar kaideleri bozmaz!" deyimi oluyor.Oluyor da bu düşüncenin, uzayan bir türlü sonuç alınamayan tartışmalardan sonra, bir çeşit kaçış bahanesi olarak kullanıldığını da, unutmuyorum.

1049 defa okundu.

yazının tamamı...
Gizlenen Gerçekler
Gizlenen GerçeklerAydın BoysanKişilerin sahip oldukları mesleklerin onların karakterleri ile ilişkisi olduğu, hep sanılır. Sanılır ama gerçekler, bu olasılığı yansıtmaz.Bu konuda rastlantıların önemli rolü, yadsınamaz.Bu gerçek bütün meslekler için bir derecede doğrudur ama, ülkemizde şimdiki biçim ve sonuçlarıyla üniversite giriş sınavlarının garip tiyatrosu, mantıklı insan kafalarını iyice karıştırır.Dramatik gerçeği böylece ve kısaca andıktan sonra, üzüntümüzde tenzilat yapacak bazı olayları analım.Konservatuar öğrencisi, iki yıl keman çalıştıktan sonra bu konuyu terk edip piyanoya başlayan arkadaşını eleştiriyordu: "Sen hangi akla hizmet edersin de, iki yıl keman çalıştıktan sonra birden piyano öğrencisi olursun?"Öteki kararının mantık nedenini açıklıyordu:"Keman üzerine kadeh konamıyo

948 defa okundu.

yazının tamamı...
Bir Haber
Bir HaberAydın BoysanNasıl yaşanabileceğini bilmek?...Bu üç sözcüğü yan yana yazmak bile, insanın kendisini zora sokmak oyununun, birinci perdesi olur.Artık kaçamam? Söz ağızdan çıktı, kağıda döküldü. Kağıdı yırtıp atmayı da, onuruma yediremem. Kısaltarak da olsa, birkaç söz etmek, borcum oldu.Bir gençlik arkadaşımla beş yıl (1940-45 arası) aynı sınıfta mimarlık öğrenimi yaptık.Bu yılları, o zamanın Güzel Sanatlar Akademisi (sonraki Mimar Sinan GSÜ) sıralarında geçirdik. Bize ölçümüzü kaçırmayan, çalışkan ve uslu yaşatan sebeplerden biri, tutumlu ailelerin çocukları oluşumuzdu.Övünmek gibi olması şimdi bana artık vız gelir, biz öğrenciliğimizi olağanüstü ciddiye alan, görevlerimi aşk ve şevk ile yapan öğrencilerdik.İkinci Dünya Savaşı'nın  ülkemizi de etkilediği yıllar içindeki

958 defa okundu.

yazının tamamı...
Akşam Olunca
Akşam OluncaAydın BoysanYine akşam oluyor. Bağlayıcı program da yok! Böyle durumlarda benim kişisel olarak yapabileceğim, iki olasılık bulunuyor.Birisi sevimli ve masum: Masamın başına geçerek ışıkları yakmak ve yazmaya başlamak? "Ne" mi yazılacak?... Önemi yok? Ya da beni zaman zaman kurtulamadığım endişelerden kurtaracağını sanarak, şişeli bir sofraya oturmak? Ama masaldır bu!.. Bilmez miyim?... Ya güldürür, ya da ağlatır mendebur? Nedeni ciddi olmasa bile!Bir yandan, ne tür olursa olsun, saygıdeğer müzik eserleri dinlemek, bir kurtarıcı çözüm? Öte yandan da, ya dostlarla-yakınlarla sözleşmek? Ya da okumak ve belki de yazmak!Gökyüzündeki yıldızlara ya da tavanlara saatlerce bakıp da hiçbir başka yapılacak uğraş da olmayabilir. Ancak bu takdirde, hemen

919 defa okundu.

yazının tamamı...
UZAKLAŞMA HALLERİ
UZAKLAŞMA HALLERİAydın BoysanSon yıllarda kıdemli (hatta çok kıdemli) bir vatandaş olarak, bazı izlenimlerim ve bunlardan  doğan sonuçlar, bana endişe eriyor. Topum bireylerimiz, birbirinden uzaklaşıyor.Çok  odu galiba?... açalım: Başta aile bireylerimiz, akraba bireylerimiz  hatta komşuluk  bireylerimiz arasındaki yaşanan yakınlık  mesafeleri , uzaklaşıyor.Eski "büyük aile" yaşamımız, sanki sona erdi gibi? Yeni kurulan genç aileler artık eskisi gibi ana- baba evinde oturmaz oldular.Evlenenler çekip gidiyor. Ancak çocukluktan henüz kurtulmamış diyeceğimiz yaştakiler, ana-baba ocağından kopamıyorlar. Evlenenler gibi, ekonomik olarak canını kurtaranlar, doğup büyüdükleri ocaklardan kopmaları fırsatını, hiç kaçırmıyorlar nerdeyse.Düşüncemizi açıklamaktan çekinme

1169 defa okundu.

yazının tamamı...
İYİMSERLİK
İYİMSERLİKAydın Boysanİyimser olmakla kötümserlik birbiriyle zıtlaşır gibi görünür ama birbirinden de kopamazlar. Birinin sözünü edince, öteki hiç olmazsa akla gelir.İyimser, evlenmemek için kararlı olduğunu sanan kişidir. Kötümser ise bu tiplerin, evlenmiş olanlarıdır.İyimser sofrasındaki içki bardağının yarsında hala içki  bulunduğuna sevinir. Aynı durumdaki  bardağın sahibi olan kötümser, bardağın  yarısının  boşaldığına üzülür.H. Bergson ise, ikisini birden şöyle tanıtır:"Kesin çizgilerle düşünen kişi kötümser, derinden derine düşünen kişi ise, iyimser olur."Hepsi birden, ne denli  hoş görünen düşünceler olsa gerek? İyi ama "zıtlaşan düşüncelerin hepsini birden hoş görmek, mantıklı insan kafasına sığar" diye sorulması, mantıklı imiş gibi gözükür.Ben kendi

959 defa okundu.

yazının tamamı...
AHLAK VE AKIL
AHLAK VE AKILAydın BoysanAhlak sözünü olur-olmaz her fırsatta kullanmaya alışılmıştır.Konuşan bu sözcüğü, ağzına kolay geldiği için fazla düşünmeden kullanıverir. Dinleyen de genelde yine fazla düşünmeden geçiştirir.Ahlakın doğurgan anasının "Vicdan" olduğu söylenir. Bu düşünce ileri gitmek için yolu gösteren, ilk ışık olabilir? Sadece ilk ışık, o kadar ? Kimileri ise bu noktayı yeterli görüp, çekilip giderler. Ancak  biz yine sabırla, yeni ışıklar aramaktan vazgeçmeden yol arayarak, Kant'ın bir sözüne ulaşalım?. Kant der ki:"Vicdansızlık, vicdanın yok oluşu nedeniyle yapılmaz, aksine vicdan hükmüne sırt çevirme eğilimidir."Gerçekten  de vicdan motoru insanlara, daha dünyaya gelirken  herhalde takılır da, kimileri  bu motoru seyrek çalıştırır veya hiç

1070 defa okundu.

yazının tamamı...
Zaman Geçmeden
Zaman GeçmedenAydın Boysan1950 yılında liseyi bitirdim.Kayıtlar başlayınca ilk işim İstanbul Üniversitesi'nin, o zaman tek olan Tıp Fakültesi'ne kaydolmak. Zihnine nakşolmuş bilgiye göre de öğrenci olarak numaram 5033 idi. Bu kaydoluşun sıcaklığı, hala yüreğimdedir.Ama ne yazık ki bu umutlu öğrenciliğe, hiç başlayamadım.Nedeni, o zamana göre ciddi idi. Ancak tıp bilimi ile sıcak ilişkilerimi, düzenli bir hasta olarak, sadakat ve zevk ile sürdürdüm. Tıp ile en sıcak ilişkim, sol akciğerimde mandalina kadar habis bir kanser uru bulunması sırasındadır. Bu davetsiz konuk 1992 Ocak ayında, sol akciğerimin bir lobuyla birlikte, vücudumdan atıldı.Beş yıl sonra bu sefer sağ akciğerimde başlayan 9 milimetrelik nodül, az tenzilat yaparak dışarı alındı. İki ameliyatı da yapan Prof. Dr. Aydın Aytaç'a,

1121 defa okundu.

yazının tamamı...
Tükenmeyen Umutlar
Tükenmeyen UmutlarAydın BoysanPolitika sözü edilmeden yaşanmıyor? Ne yazık ki öyle!Pekiyi de bu sözlerden kurtulmamıza fırsat vermeyenler de, kim oluyor?.. Elbet politikacı dediğimiz kişiler.Bir deyim de: "Siyaset adamı" oluyor. Böylece yine politikacı kastediliyor. Bu deyimin tehlikeli yanı ise, "adam" sözcüğüdür. Oysa "siyaset hanımı" demeye bile alışmamış olmamız, tuhaf mı tuhaf!... "Siyaset kişilikleri" diyelim de, ayıp olmasın. Politikacı dediğimiz kişilerin birinci vicdani görevi halkları hurafelerden kurtararak, korku verme ticaretinden vazgeçmek olmalıdır. Halka gerçekleri, hem de bilimsel gerçekleri anlatmak, vicdan borcudur.Bilim ille de,  yalnız üniversitelerin ve bilim  insanlarının  uğraş konusu olamaz. Bilim yalnız bazı seçkinler için değil, tüm insanlar

850 defa okundu.

yazının tamamı...
Ölçü Kaçınca
Ölçü KaçıncaAydın BoysanAbartma da, yalan da mizah konuları olarak çok kullanılır. İkisine de örnek verelim:İlkokul sınıfında öğrencilerin hiçbirisi yerinde oturmamaktadır, hepsi de sokakta buldukları küçük-güzel köpeğin başında toplanmıştır. Aralarındaki anlaşmaya göre en büyük yalanı söyleyecek olan, köpeğe sahip olacaktır? Bu nedenle gürültü etmektedirler.Ancak öğretmen hanım, böyle bir yarışmadan hoşlanmaz ve der ki: "Bu yaptığınız çok çirkin  bir oyun? Ben sizin yaşınızdayken hiç yalan söylemedim!"Çocuklar hep bir ağızdan bağrışırlar:"Öğretmenim köpeği siz kazandınız!.."Bir yalan örneğinden sonra bir de ayarı bozulmuş abartma örneği verelim: hınzır kişilerden biri anlatır:"Güzel kızın mini eteği vardı. Ancak bu etek öylesine kısa idi ki, benim görebildiğim deri mini e

1217 defa okundu.

yazının tamamı...
Hangisi Yakışıyor
Hangisi YakışıyorAydın BoysanHayvanlarla ilgili mizahın ilginç yanı, fıkraların hayvanları değil de, aslında insanları anlatmasıdır. Garip bir oluşumdur ki hayvanlarla ilgili mizahın neredeyse tümü bu amaca dönüktür.Hınzırlık şurada olur ki, insanların hayvanlaşması hiç zevk vermez de, hayvanların insanlaşması zevk verir? Mizah fili sirk  filine benzemez ?Babacan bit tiptir ama, hep de kazık yer. Fare ise gerçekte de, mizahta da, hınzır mı hınzırdır.Fıkra bu ya! Dişi bir fil ile erkek bir fare, görevli evlenme memuruna birlikte başvuruyorlar. Ancak memur ilk kez rastladığı bu olayın nedenlerini şaşkınlıkla sorunca, şu yanıtı alıyor:"Mecburuz!.."Adamın  biri sevgili komşusuna merakla soruyor:"Yahu arkadaşım, senin tekir kedin dünden beri ağaçtan ağaca deli gibi koşup d

1150 defa okundu.

yazının tamamı...
Uzay Ölçüleri
Uzay ÖlçüleriAydın Boysan"Zaman"ın  ölçmesine yöntem getirilmesi, insan uygarlığı gelişmesinin alt basamaklarından birini oluşturur.Takvim ve saat kullanılmaya başlanması, insan uygarlığı gelişmesinde ahenk sağlanması nedenidir.Evrenin ölçüleri ile dünyamızın ölçüleri, birbirinden olağanüstü farklıdır.Bu nedenle bu ölçülerde, farklı birimler kullanma zorunluluğu doğar. Astronomların uzay mesafe ölçüleri, metrik birimlere sığmadığı için, bambaşka birimler kullanılması zorunluluğu doğar. Astronomide "ışık yılı" gibi ölçü kullanılır.Bu ölçü, saniyede 300 bin kilometre yol alan ışığın, bir yılda geçtiği mesafedir. Bu mesafe, güneş-dünya arasındaki mesafenin 60.000 mislinden fazladır. Şaşırmadan  ve korkmadan uzay ölçülerine, kısacık da olsa bir göz atmaktan kaçınmayalım.Uzayda, sevgi

1025 defa okundu.

yazının tamamı...
Gelişmelerin Başlangıcı
Gelişmelerin BaşlangıcıAydın Boysanİnsanları öteki canlılardan ayıran bir özellik, yaşadıkları günlere-saatlere, geçmiş zamanların derslerini ve gelecek zamanların hayallerini ekleyebilmeleri ile mümkün olabilmiştir.İnsanları öteki canlılardan (düpedüz hayvanlardan diyelim) ayıran bu özellik, çok önemlidir.Önceleri taştan basit savunma silahları yapmaları , bu yönde bir başlangıç olmuştur. Günümüzden 400 bin yıl önce ateş yakmayı öğrenmeleri de, önemli bir basamaktır. Konuşarak anlaşabilmeleri de, hem zaman nosyonunu  öğrenebilmelerinde, hem de geçmiş zamanın  kaybedilmiş zaman olmaktan  çıkmasında, önemli etken olmuştur.Yüzyıllar geçmiş, yazı-basım ve çeviriler gelişmiştir.Dünya insanı  toplumlarında, yaklaşma ve olabildiğince anlaşma basamakları çıkılmaya başlanmıştır

1238 defa okundu.

yazının tamamı...
Dünyamız Gençken
Dünyamız GençkenAydın BoysanAnımsamalar ve tekrarlar? Yalnız geçmiş zaman mı?Hayır? Ben bir uzay romanı bile yazdım.Evrende yaşanacak olayları anlatmış idim.Dünyadan ve Tübitak yayınlarından altmış kadar uzay kitabını, yıllarca hiç bıkmadan ve merak ve sevgiyle okudum. Sürekli notlar alarak? sonra da kendi kitabımı yazdım. Ne kadar da iyi oldu.Sevgili dünyamız; uzayın insan aklına sığmaz derinlikleri içinde, milyarlarca yıldız ve gezegen arasında, elbet geçmiş ve gelecek zamanların milyarlarca yıllık derinlikleri yanında ? ne ufacık- ne zavallı kalıyor. Bu uzay bilgilerinin, hem de epey ileri yaşlarımda, ufuklarımı genişleten görkemli yararlarını gördüm. Kendimi ? çevremi, dünyamızı önemsemek-anlamak ve uyanmaktan hiç vazgeçmedim. Ancak daha sonra, hep alıştığ

1210 defa okundu.

yazının tamamı...
Doğru Tartmak
Doğru TartmakAydın BoysanSanattan, nasıl olursa sanattan zevk almak, pek çok insanın yaşama umudu oluyor.Oluyor da bu zevkin kaynağı ve kalitesi ne olacak?Örneğin: Türk sanat müziği gibi bir deyim kullanmaya alışmışız? Yakışıksız bir alışkanlığımız bu sözler? Örneğin: Alınan sanat müziği, İngiliz sanat müziği gibi deyimler yok ki!İleri yaşlarda yanık türküler söyleyen birisi yaygın ün kazanabiliyor. Bir okul kaçkını bir gazinoda ünlü şarkıcı oluyor. Kendisine durumunu soran bir gazeteciye: "sanatıma güveniyorum!" diye yanıt veriyor. Yaptığı iş hemen, "sanat" oluvermiş.Şu anda bir başka örneğe geçelim de, moralimiz bozulmasın?Hakkıyla dünyaya yaygın ün kazanmış ressam Renoir, yüz yaşına yaklaşırken, ömür boyu, çektiği romatizma sancılarına yenik düşmeyi onuruna yediremeyer

1284 defa okundu.

yazının tamamı...
Missouri Ziyareti
Missouri ZiyaretiBir konu var ki, anmak istemediğim için hiç girmek istemiyorum. Atlayıp geçmeye de, gönlüm razı değil? Çünkü ben yaştakiler anlatmazsa konu unutulup gidecek?Daha genç olanlar ise konuyu bilemez.Çünkü yaşamadılar.Kimin ne düşüneceğinden çekinmeden, eski bir İstanbul Sokağını anlatmaktan kaçınmayacağım. Dolambaçlı yoldan da olsa,  bildiğimi kısaca anlatacağım. Ağaçlar ve bunlardan elde edilen kereste cinsleri konusunda rastlantılarla epeyce bilgi edindim. Örneğin adı abanoz olan bir ağaç cinsi vardır.Bu ağaçtan elde edilen kereste, olağanüstü kalitelidir.Ağır ve ince dokulu olan bu malzeme, sert ve dayanıklıdır. Kapkara olan rengi ve dokusu ile kibar görünüşlüdür.Üstelik olağanüstü dayanıklı olan bu ağaç, bilgisayar yaygınlaşmadan önce yapılan çizimlerde, T

1020 defa okundu.

yazının tamamı...
Harbiye Yolunda
Harbiye YolundaTaksim-Harbiye arasında ana caddede yürürken Divan Oteli köşesine kadar sol yanda, ilginç bir apartman binası bulunur. Adı Ceylan Apartmanı'dır.Bu bina, mimarisi hem Talimhane'de ve hem de İstanbul'da yapılmış apartmanlar arasında düzgün ve sade cephesiyle en başarılı olanlar arasındadır.Bu kaliteli çağdaş mimariyi planlama başarısı gösteren mimarların nasıl olup da Beyazıt'taki Fen-Edebiyat Fakültesi'ni de planladığı, akla sığmaz. Ki bu fakülte binaları sanki yüzyıllar öncesinden gökten inme yapılar kadar antik yüzlü-ihtiyar doğmuş binalar olmaktadır.Taksim-Harbiye yolunun sol yanında Divan Oteli köşesine kadar Ceylan Apartmanı dışında ilginç bina bulunmaz. Sağ yanı ise zaten, Gezi'ye katılmıştır.Taksim-Harbiye Caddesi'nin Divan Oteli'nden Harbiye binasına kadar olan ve yen

1018 defa okundu.

yazının tamamı...
Çok Ciddi Öneri
Çok Ciddi ÖneriYeni bir bina ise, aynı yerde ve gerçek bir opera binası olarak, baştan planlanmalı ve inşa edilmelidir.Yeni  ve çağdaş  bir binanın yeri, şimdiki AKM'nin bulunduğu  kat otoparkının bulunduğu arsadır. Bu yerin Taksim Gezi yönündeki apartmanlar kamulaştırılmalı ve yeni arsaya eklenmelidir. Eğer bu  yer de yetmezse, Mete Caddesi Gezi tarafına on metre mi, yirmi metre mi, kaydırılmalı ve arsaya eklenmelidir. Bu ölçüler mutlaka yeterli olacaktır.Yeni bina, 1700-1800 seyirci almalıdır. Bu sayıya uluslararası araştırmalarla ulaşılmıştır. Daha az seyirci anlamsız olmaktadır. Daha fazlası ise, insan kulağının sahnedeki normal insan sesini duyma uzaklığının ötesine çıkmaktadır.Bu yapının projesini elde etmek için, çok ciddi şartlarda seçilmiş uluslararası bir mima

1108 defa okundu.

yazının tamamı...
Taksim'de Anıt
Taksim'de AnıtAydın BoysanGüzel Sanatlar Akademisi öğrencisi olduğumuz yıllardaydık. 1940-45 yılları arası idi.Ben ve yaşıtlarım mimarlık öğrencisi yıllarımızın tümünü, İkinci Dünya Savaşı yılları içinde geçirdik. Çoğu tutumlu ailelerin çocukları olan ben ve arkadaşlarım, savaşın getirdiği bütün ağır şartlara karşın, yaşama ve çalışma hırsımızı yitirmemiştik.Ülkemiz savaşa girmemiş bile olsa, o belalı yılların etkileri, bizi de gölgesine almıştı. Kişi başına günde 150 grama kadar düşen karneli ekmek yüzünden hepimiz pratikte zaten aç kalıyorduk.Katık ise, zaten pahalı idi bize göre? Yüksek öğrenim öğrencilerine her ay için burs, ayda sadece 25 lira idi. Her gün dünyadan alınan haberler yürek karartırdı.İşte bu son sözcüğü söyleyince, yani "yürek kararması" deyince aklıma, bir başka k

2068 defa okundu.

yazının tamamı...
Cumhuriyet Anıtı
Cumhuriyet AnıtıAydın BoysanTaksim Cumhuriyet Anıtı, İstanbul şehrine yeni devletin bıraktığı eserlerden biridir.Bu anıtın, şehrin başka herhangi bir yerine olmasının daha doğru olabileceği düşüncesini, kimse ortaya atmadı. Yeri bence de doğrudur.Bu anıtın yaşamımıza girdiği ilk yıllarda, ben öğrenciydim. Lisemizdeki tarih öğretmenimiz Reşat Ekrem Koçu'nun, bu anıt konusundaki düşüncelerini hatırlıyorum. Kendisi cebinden çıkardığı kibrit kutusunu, kürsüye dikine koymuştu.İçini yarı yarıya dışarı çıkartarak; kibrit kutusuna benzer bulduğunu söylemişti.Bunca yıl sonra benim bu benzetmeyi unutmayışım, bu benzetmeden hiç hoşlanmayıp, sinirlendiğim içindir.Ben Reşat Ekrem Bey'i, sadece bu sahne yüzünden  anımsamıyorum. Yıllarca öğrencisi olmaktan andığım çok iyi  sahneler de var.Ancak

1133 defa okundu.

yazının tamamı...
Mahalle Hamamı
Mahalle HamamıAydın BoysanBenim çocukluğuma- gençliğime kadar yaşadığım evlerin, banyosu yoktu. Yıkanmanın şart olduğu haller için, çinko  levha kaplanmış dolaplar kullanılırdı. Kömür mangalında teneke içinde ısıtılmış  su  dökülerek yıkanılırdı.Doğru dürüst  yıkanmak için, her semtte bulunan mahalle hamamlarına gidilirdi?Hanımlar ve beyler için ayrı hamamlar vardı. Biz Samatyalılar evimize yakın bulduğumuz "Ağahamam"a giderdik; bu hamamın  hanımlar ve beyler için ayrı bölümleri vardı.Kapıları bile birbirine görünmeyen başka cephelerdeydi. Tramvay durağı bile vardı. Önceleri annemle birlikte kadınlar tarafına gittiğim bu hamamın , daha sonra büyüyünce, babamla birlikte erkekler tarafına gitmeye başladım.Hamamın önce az sıcak tarafında bir süre oturulur, sonra

1131 defa okundu.

yazının tamamı...
Narlıkapı Cennetinde
Narlıkapı CennetindeAydın BoysanYaş geldi 90'a? Yanlış  okumadınız "doksan"aBütün bu yıllar içinde, boş oturmadım, bir şeyler yaptım ama ben bunca uzun sayılabilecek yıllar içinde en çok sevdiğim dönemin , çocukluk zamanım olmasından vazgeçemiyorum.Şaşıyorum? O günler sahiden de o denli  güzel miydi ki?... Mantığa sığmıyor ama, ömrümün hala en sevdiğim günleri, ilk çocukluk günleri oluyor.Sonra da her sevginin ille de mantığa sığmadığı aklıma geliyor. Aklımı ferahlatıyor ama yüreğim daralıyor.O günler gerçekten  o denli  güzel olabilir mi idi?... Yoksa biz o zamanın  küçük çocukları , henüz yaşamın  kirlerine bulaşmadığımız için mi öyle sanıyorduk?... Hem, isterse de öyle olsun!.. Bu da yanlış  değil ki!..Başımızda dert  mi yoktu?Olmaz ol

1160 defa okundu.

yazının tamamı...
Yedikule
YedikuleAydın BoysanMarmara surlarının kara surları ile birleştiği yerdeki son kulesi, ünlü Mermer Kule'dir. Öte yandan kara sularının Marmara suları ile bitiştiği deniz kıyısındaki Mermer Kule'ye bitişik tek kule de deniz kıyısı surlarının birinci kulesidir.Adını Menderes İmarı denen 1957 yıkımlarından alan deniz sahili yolu Mermer Kule ve yanındaki  kuleye ulaşınca, batı yönüne nasıl geçileceği  sorun olmuştur. Yolun bu iki kulenin yıkılarak  geçilmesinden  çekinilmiştir. Yol kara tarafına kaydırılmıştır.Kara sularının  başında yapılan  görkemli bir yıkım ile duvarlar  yok edilmiş ve yol geçirilmiştir.İstanbul  kara suları dışındaki üçüncü duvarın da dışında, önce 14 metre bir düzlük , sonra 17,5 metre genişliğinde görkemli bir hendek  bulunur

1207 defa okundu.

yazının tamamı...
Unutulmaz Sahneler
Unutulmaz SahnelerG.Puccini sevilen, ünlü ve unutulmaz eserler bırakan bir besteciydi. Ancak, bu renkli kişilik, sanki yaşamını da bir beste yapar gibi güzel olaylarla yaşadı.Çapkınlığı ile yaptığı ün, besteci olarak yaptığı ün ile yarışırdı. Bu nedenle fazla yorulmadan güzel hanımlara yaklaşırdı. Güzel hanımlarda ona!Bir Sabah Viyana'da kaldığı otel odasında kahvaltısını yaptıktan sonra telefon çaldı. Kendisi ziyaret etmek isteyen bir hanıma odasına gelme izni verdi.Kapı açılıp hanım içeri girince sanatçımız şaşkına döndü. Gelen genç hanım bir dünya güzeliydi. Selamlaşmadan sonra bestecimiz izin alıp, kaldığı kral dairesinde yatak odasına geçti. Hızla beyaz ipek gömlek lacivert kostüm giydi, bordo papyon kravat taktı. Aynada kendisini kontrol edip, salonun kapısını açtı. Şaşırıp kaldı:Ken

5646 defa okundu.

yazının tamamı...
Kısacık Özet
Kısacık ÖzetEğer, ben doğduğum (1921, İstanbul ) yılda dünyaya gelmeseydim, olağanüstü(!) mahallelerde çocukluğum geçmeseydi, Davutpaşa Çöp İskelesi, Ispanak Viranesi, Samatya Narlıkapı Çıkmazı, Yeşilköy Bamya Tarlası gibi kibar semtlerde(!) yetişmeseydim, ben "ben" olamazdım.Denebilir ki: "İyi olmaz mıydı?..."Olmazdı!...Çünkü ben, yaşadığım ömrün bütün yıllarını, bütün dakikalarını bile, hem severek, hem de katlanarak yaşadım? Tüm dramatik, zehirli acılıktaki olaylara rağmen yaşamım bir bütündür.İyi ve güzel yanlarına sahip çıkmak, ama azaplı olaylar ve yıllarıma katlanma ahlakı göstermeden kaçmaya (zihnen de olsa) çalışmak, benim tutumlu "kenar mahalle" yaşamımın ve ahlakımın içine giremez, dışında kalır.Narlıkapı'daki akşam sefası çiçekleri de, Etiler balkonumdaki kamelyalar da be

6494 defa okundu.

yazının tamamı...
İstanbul Deyince
İstanbul DeyinceÇok ünlü sanatçılardan bazılarının (ama sahiden bazılarının ) adı anılınca benim aklıma "Yahudi kurabiyesi" gelir.Bu deyimi ben çocuklumda, İstanbul'un kenar mahallelerinde yaşarken öğrenmiştim.Bu mahalleler "kenar" idi, ama öylesine onurlu insanlar yaşardı ki insan şaşar kalırdı.Bu kurabiyeye neden bu ad takılmıştı, şimdi anımsamıyorum, ama aklımda kalan, ağza zor sığan iri bir kurabiyenin, tek bir ısırışla bitivermesiydi.Aradan uzun yıllar geçti. Bu kurabiyeler ortadan kayboldu, Yahudiler ise seyrekleşti.İyi de İstanbul'un değişmesi, sadece Yahudilerin yitip gitmesiyle bitmiyor.  İstanbul'un Rumları, Ermenileri de yitti gitti.Değişiklik yalnız bu kadar değil? Eski İstanbul'da bütün şehir içini birbirine çok güzel bağlayan, birkaç kuruş ödenerek kilometrelerce y

5560 defa okundu.

yazının tamamı...
İçi Boş İse
İçi Boş İseMizah konu bulma açısından dünyanın en şanslı işi olsa gerek.Öyle ya, her gün, her an tepemize kadar yükselen konuların hepsi mizah sanatının zengin hazinelerini oluşturur.Hangileri mi? Hepsi diyerek doğru söylemiş oluruz, ama yine de örnekler vermemiz gerektiğini unutamayız. Sanat, bilim, politika, insan, akıl, din ve akla daha ne gelirse?İnsan ile ilgili ne kadar konu varsa, hepsi birden.Mizah istisnasız olarak hep gerçeklerden yanadır. Ender olarak tersini söylese bile, şaşırtmak için öyle davranır, yoksa mizah gerçeklerin en sadık savunucusudur. Tersini söylemiş olsa bile, isyan ettirip zihinlere daha kolay sokabilmek için öyle davranır.Mizahın politikayı konu edinmesinin en aydınlatıcı yanı, o konu ile ilgili gerçeklerin açığa çıkmasına yardımcı olmaktır.İngiltere'nin

5620 defa okundu.

yazının tamamı...
Kaçmak Yakışmaz
Kaçmak YakışmazKaramsarlığa düşmek kolay? Kafasını çalıştırmaktan vazgeçen hemen düşüverir.Sıkıntılarına çare bulsa, işte o karamsarlık kuyusundan çıkar? Neden çıkar?... Çare bulduğu için mi? Hayır!... Şart değil! Bulduğunu sandığı için çıkar? Bu sonuç da kurtuluşun bir çeşididir.Neden?Kurtulmuş mudur?Hayır? Hala aynı yerdedir.Ama ruhu o çukurdan çıkmıştır ya!.. Yeter.Saat mi gelecek? Gün mü gelecek? Yoksa yıl mı gelecek?... Mutlaka kurtulacaktır.Şart: Umudu korumak!Sabırla! Korkmadan!.. Kaçmadan!Bu işi mutlaka, kendisini kurtarmayı başaracaktır.Hem de bir kez değil, birkaç kez!Ya hiç başaramazsa ne olur?Cehenneme kadar yolu vardır.Böylelerine acınmaz.İnsanız biz!.. Ruh sağlığımızı korumak borcumuzdur...

5941 defa okundu.

yazının tamamı...
Mağara Dönemi
Mağara DönemiEdebiyat denen sanat türü, acaba insan yaşamında ne zaman başladı ki?.. Önemlidir:Düşünerek bu başlangıcı bulmaya çalışırsak, insanların uygarlığa adım attıkları ilk sahneler olan mağara hayatı aklımıza gelir? Önemlidir:İlk "yerleşik yaşam" insanların birlikte yaşamaya başladıkları ilk toplum mekanı "mağaralar" değil midir?Ya mağara ile edebiyatın ilişkisi birdenbire anlaşılmayacak, hatta yargılanacak  bir yakıştırma değil mi ki?...Görünüş öyle, ama değil!Çünkü artık 21'inci yüzyılda yaşamakta olan tüm insanlara (nerede yaşarlarsa yaşasınlar) "mağara" deyince ürperme geldiğini görmek doğaldır.Evet, doğaldır, ama 21'İnci yüzyılı yaşamakta olan tüm insanların görgüleri yüzünden gelir bu ürperme. Görmek ve anlamak gerekir ki insanların ilk  mağara yaşamları dönemi

5593 defa okundu.

yazının tamamı...
İtalyanlar ve Şehirler
İtalyanlar ve ŞehirlerAydın Boysanİtalyanların çok çeşitli yan ve yönleri beni hep şaşırtır oldu.Nedenini çekinmeden ve kaçınmadan anlatmak zorundayım. İtalyanlar binlerce yıldır görsel sanatlarda dünyanın önderi oldular. Tarihteki en ünlü ressam ve heykelciler arasında, büyük sanatçıların yeri en önlerdedir. Bu son derece ciddi görünen başlangıçtan sonra, daha sıcak ve çekici bir özelliğe geçeceğim hemen? Sophia Loren ve Gina Lollobrigida ilk aklıma gelenler? Dünyayı epeyce iyi gezmiş olduğumu hemen belirterek ekleyeceğim bir özellik bulunuyor? Sokaklarda, çarşılarda, herkesin gezip dolaştığı yerlerdeki tüm hanımlar içinde, İtalyan hanımları en hayran olunacak görüntü ve eda, resim ve sahnelerini oluştururlar.Bu konuyu burada hemen değiştirmek zorundayım.Bir İtalyan gezi

1879 defa okundu.

yazının tamamı...
Adem Baba
Adem BabaAydın BoysanCan sıkıntısı insanların hiç uzaklaşmadığı demirbaş duygularından birisidir. Kaynağında düşünme yeteneği noksanlığı, uğraş boşlukları, negatif, istenmedik olaylar gibi nedenler bulunabilir.Can sıkıntısını giderebilmenin çarelerinin başında aklı mutlaka başka konulara takmak gelir.Aklı mesleğe, işe takmak, sıkıntıdan kurtulmanın en sağlıklı ve yararlı biçimidir. Ancak bu yolu denemek bazen kişiyi büsbütün düşünce kanallarının dışına fırlatır? Can sıkıntısı katmerleşir. Kişi ruhsal karanlıklara gömülür.Bu durumda beklenecek doğru davranış başka konulara hemen geçmektir.Öylesine aklı çelen, çeken başka konular bulunmalıdır ki, zihin sıkıntı verenleri dışarı atsın, yeni ve eskileri unutturan başka konulara sahip olsun. Bu konuların o insanın birlikte yaşaması olanak

1930 defa okundu.

yazının tamamı...
İncelikler
İnceliklerHer aklına koyduğunu hiç değiştirmemeye karar vererek koruyanlar, sonunda çoğu zaman aldanırlar, ama onu da anlamaya yanaşmazlar. Önemli mi? En ilkel ve sadesi, yüzyıllarca dünyanın dümdüz olduğuna, onun da bizim zavallı kenar mahalle gezegenimiz olduğuna inandılar?O pek ünlü Atina filozofları arasında bile aynı kanıda olanlar bulunuyordu. Aristo gibi.Yüzyıllar geçti. Uzayın görkemi ve bizim yalnız dünyamızın değil, güneşimizin dahil yıldızlar grubumuzun bile uzayda kenar mahalle yavrucukları olduğu anlaşıldı? Ancak 20'inci yüzyılda.Bu durumda uzayda daha henüz bilemediğimiz şaşırtıcı bazı derinliklerin olduğu, merak edilecek sorunlar olarak gelecek zamanımızda duruyor.İnsanlar yüzyıllarca uzay gerçeklerini inatla anlamadılar? Evet inatla!İnanılacak bir kişi ola

1238 defa okundu.

yazının tamamı...
Evlilik Üzerine
Evlilik ÜzerineEvlilik ilişkisi başka ilişkilerde örnekleri pek bulunmayan özellikler içerir. Uzun yıllar sürebilen ilişkilerde "inat ile öfke" birbirinin doğurganı olur. İkisi de birbirini domuz yavruları gibi hızla üretir.Bize yolumuzu şaşırtan, yanlış yaptıran deyimlerimizden birisi "Öfke baldan tatlıdır." Sözleridir.Bir kere öfkenin böylesi insana tatlı imiş gibi gelir, ama "deli bal" da tatlıdır? ama yiyeni deli eder.Öfkenin de, deli balın da damlasını tadan, dengeli insan olmaktan uzaklaşır, kudurma denen hale bile yaklaşır. Evlilikte ille de haklı çıkma isteği gerçekleri sislere gömer.Bey, sayın eşine söyleniyordu: "Şu bitirmek bilemediğin hazırladığına zamanında başlasaydın, treni kaçırmazdık"Hanım ise laf altında kalmıyordu: "Sen de beni fazla lafa tutmasaydın, sonraki treni

1489 defa okundu.

yazının tamamı...
Zaman Akarken
Zaman Akarken"Zaman" düşüncesini yazı konusu olarak ele almanın tehlikesini biliyorum. Ama bu benim sevgili konularımdan birisidir. Aklıma girince hemen atamam. Başköşeye konuk ederim.Ne denli ciddi olursa olsun, her konunun sevimli yanları bulunuyor. Üstelik böyle konuların ciddi yanları, bizim yaşama plan ve programımızın canı olan verileri sağlıyor.Elbet önemseyeceğiz.Önce ufuklara doğru uzanabilen ışıkları yakalım. Bu konuda hem önemli, hem ünlü kişilerin neler düşündüğünü anlayalım.Kadim zamanların en önemli düşünürlerinden Aristo diyor ki:"Zaman nehri hep aynı hızla akıyor ve her şeyle ilişki kuruyor."Bu sözler yüzyıllarca söylendi. Yüzyıllarca dinlendi. Kimse itiraz etmedi.Ancak 20'inci yüzyıl geldi. Bir bilim insanı olan Einstein çıktı. O ise zamanın bile rölatif (izafi)olduğunu&nb

2074 defa okundu.

yazının tamamı...
Mimarın Durumu
Mimarın DurumuMimar olabilmek için nerelerden ve nasıl geçmelidir? Önce öğrenimde temel bilgileri edinmek, bu bilgileri edinilirken proje düzenleme konusunda ilk verileri girmek, sonra da zihinsel yetenekler ile bu bilgileri bağdaştırmak gerekiyor.Diyelim ki üniversite öğrenimi bitmiştir. Genç mimar sahneye çıkacaktır. İlk deneyimleri ile kağıt üzerindeki çizgilerin nasıl dünyaya geldiğini görecektir? Çok merak edecek ve çoğu zaman şaşıracaktır.Öğrenim, temel bilgiler basamağından sonra da devam edecek yaratıcılıkta yetenek sahibi olmak ise ömür basamaklarının ilki olacaktır.Yine de başarı garantisi yok? Bu üç şart bir araya getirebilmek bile, eser verme olanakları ellerine daha geçmeden dünyamızı terk edebiliyorlar.Eser verebilme fırsatlarını engelleyen nedenler arasında, o sa

1082 defa okundu.

yazının tamamı...
Gelecek Umutları
Gelecek UmutlarıGelecek zamanda olacakların hesaplanması Fütüroloji adı verilen araştırma biliminin görevidir. Bu işi yapan fütürologlardan Herman Kahn ve Antony J. Wiener'in  21'inci yüzyıl tahminleri kitabında ilginç bilgiler bulunuyor. Özetleyelim:Laser ve Maser ışıklarının geniş uygulaması, cermets (seramik ve metal karışımı) malzemeler, robotların insan beden gücünün yerini alması, üç boyutlu fotoğraf film televizyon, hava ve iklimlere etkili ve hakim olunmaya başlanması hoş beklentiler oluşturuyor.Önemli: Kahve-çay-kakao ile yağlar ve enzimler sentetik üretilmesi.Bir başka umut dizisi (gençler için) insan uzuvlarına mekanik takviyeler veya mükemmel yedekler, mevcut organların büyütülüp küçültülmesi, daraltılıp genişletilmesi.Bir de umutlu müjde: Planlı ve programlı rüya görülmes

1710 defa okundu.

yazının tamamı...
Değişmenin Anlamı
Değişmenin AnlamıHıristiyan azizlerden Laurentius, çok eski yıllarda Papa II. Sixtus'un Hazine Bakanı idi.Öte yandan Roma İmparatoru Valerianus ise Vatikan'daki Papalık hazinelerine göz koymuştu. Bu hazineleri tehditlerle alıp imparatorluğa mal etmek istiyordu.Ağır tehditlerle korku salıp isteğini yerine getirmeye başladı. Hazine Bakanı Laurentius, sonunda razı olduklarını bildirip, imparatordan hazineyi taşımak için 100 araba istedi.Bu bilgi imparator Valerian'ın hevesini büsbütün azdırdı.Ancak arabalar yüklü geldi ama, içleri papalık hazineleri değil, Roma'nın fakir insanlarıyla doluydu.Laurentius bunun sebebini de şöyle anlatıyordu:"Roma'da bu kadar fakir insan yaşadıkça, Roma şehri bu kadar fakir insan barındırdıkça bize duyulan inanç tükenmez. Bizim hazinemiz budur ve size onları gönd

928 defa okundu.

yazının tamamı...
Aile Huzuru
Aile HuzuruEvlenen kişi önceki yaşamına göre farklı yaşamaya mahkum olduğunu mutlaka bilmelidir. İster hanım, ister bey olsun.Hanım ve beyler için bu "farklılıklarda farklılık" bile olabilir. Başka biçimde bir yaşama başlama değişikliği mutlaktır. Bu kabulle evlenme başlamamış, hiçbir özveride bulunmamak gibi niyetle başlamışsa bu birliğin sona ermesi ya da ömür boyu eziyete dönüşmesi engellenemez. Acemi aşkları, birbirini daha tanımadan aşk sanılan tutkulara kapılırsa, sadece tehlike doğurur. Bu tehlike ise, sürüp gidemeyecek evliliklere ya da ömür boyu zorla katlanarak sürdürülen evliliklere dönüşür.Bir İngiliz dostlar buluşmasında karşılıksız kalan aşk yüzünden ölünüp ölünmeyeceği tartışılmaktaydı. G.B. Shaw, "Kesinlikle ölürüm." Diyordu. Hem de bir arkadaşını örnek gösteriyordu. O sıra

2011 defa okundu.

yazının tamamı...
Tragedya ? Komedya
Tragedya ? KomedyaHer insanın yaşamı bitmez tükenmez bir iç savaş sahnesidir. Bütün ömrünü sürekli olarak bu iç savaş doldurur.İnsan yaşamları hep birbirine benzer şartlar içinde başlar ve sonuna kadar da hep böyle sürer gider.Çünkü yürekleri tragedyadan yana, kafaları ise komedyadan yana olmak ister. Kısacası, yürekleri ağlamaktan, beyinleri yani kafaları ise gülmekten yana olur.Tragedya ile komedya insanların doğurduğu kardeşlerdir. Her ikisi de insanların sevgili evlatlarıdır. Bu evlatlar reddedilemez. Her  ikisi de aynı insanın sevgili evlatları olur.Üstelik bu kardeşlere de iyi geçinmelerini öğretmek babanın kutsal görevidir.Gülmekle ağlamak ille de gözle görülmeyebilir. Şaşmamalı: Her ikisi de çok seyrek bile olsa, aynı anda gerçekleşebilir.Yalnız görüntüler böyle olsa bil

1093 defa okundu.

yazının tamamı...
Rüya Görmek
Rüya GörmekRüya görmek insan yaşamının ilginç olaylarından birisidir.Freud'a göre rüya, her zaman değil, ama çoğu zaman insanların varmak istedikleri yaşam biçiminin görüntüleri olur. Bu nedenle "Sen rüya görüyorsun!" denir bazı ham hayallere abone olanlara.Bu rüyalar ahlak dışı görüntüler de oluşturabilir. Mantıktan kaçış, gizlenme ve mantığı aldatma çabasını dönüşebilir.Psikoanalitik araştırmalarda şöyle sonuçlara varıldığı da olmuştur. Öncelikle kaba ve ilkeldir. Hiç hesabı yapılamaz, ama zaman zaman mizah unsurları da rüya sahnesine çıkabilir.Rüya güldürebilir de?  Ancak bu gülüş mantıktan kurtulmanın verdiği rahatlıktan  doğabilir. Olaylara gerçek olmayan kılıfların giydirilebilmesi ile aldanma ve aldatma  zevki edinilmesinden kaynaklanır.Mizah, yaşanan bir çağın

1178 defa okundu.

yazının tamamı...
Ömer Hayyam
Ömer HayyamBir toplumda bir esprinin yapılması ve anlaşılması, o toplumun kültür düzeyine bağlıdır.Toplumdaki baskılar mizahlı sonuçlar doğabilir. Espriyi doğuran baskı ne denli sert olursa, çıkış yolları ne denli tıkanmaya çalışılmışsa, doğuracağı espriler de o denli anlamlı ve çeşitli olur.Neşeden kaynaklanan gülme ile sadece küçültme amacı güden kahkaha birbirinden ayrılmalıdır.Aristo işte bu nedenle, nefret edilme nedenlerinin  bir kaynağı olarak gülünç olmayı da saymaktaydı.Mizah aklın sanatıdır.Bu nedenle tarihte veya çağımızda bir toplumun davranış tablosu, o toplum mizahının incelenmesiyle öğrenilebilir.Akıl sürekli düşünmekten kaçınmaz. Düşünme konularını sınırlamaz. Yaşanan zamanlardan uzaklaşma korkusu olmaz. Aklın korkusuzluğu ve ruhun enginliği konusu Hayyam tarafından şö

1144 defa okundu.

yazının tamamı...
Charlie Chaplin
Charlie ChaplinNeşe kaynağı aramak insanların çoğu zaman önemli uğraşlarıdır. Bulunacağı yer ise, humoristik, yani mizah kaynaklarının kendisidir.Freud'a göre mizah etkisinin birdenbire ortaya fışkırması "zapt edilmiş hayal gücünün fışkırmasından" doğuyor. Bergson'a göre ise mizahın etkisi bir canlının cansız, mekanik, zapt edilmiş hayal gücünün serbest bırakılıvermesinden doğar. Her ne kadar bu iki tanım birbirinden farklı görünse de birbirini tamamlarlar. Çünkü mekanik deyimiyle anlatılmak istenen "obje"dir, yani gülünen konudur. Hayal gücünü zapt eden ise gülen kişi, yanı "suje"dir.Mizahın amacı zihinseldir, yani insan beynine hitap eder. Çehresinde oluşacak gülmeyi amaçlamaz. O gülme, asıl amaç olmayan bir sonuçtur.Ünlü Fransız sinema ve edebiyat kişiliği Jean Cocteau, kişisel dostu Ch

1106 defa okundu.

yazının tamamı...
Anlamları Deşince
Anlamları DeşinceGüzel sözler okuyup dinleyince önce hoşuma gidiyor. Ancak hemen sonra bu sözün gerçek olmadığını görünce tedirgin oluyorum.Örneğin Oscar Wilde'ın bir sözü de bu söylediğime örnek olabilir. Diyor ki:"Sanatçı doğayı değil, doğa sanatçıyı taklit eder."İşte görüldü. Sevimli ve gerçek gibi? Ama bir dakika sonra bu sözün gerçekçi olmadığı akla gelince, diyebilirim ki insan, kendisine karşı bile mahcup olur.Bu gibi sevimli sözlerin kafada estirebildiği okşayıcı meltemlerin zevki ile yetinip, hemen başka konuya geçmek gerekir.Ya geçilmezse ne olur? Deneyelim:O güzelim meltem esintisi geçer geçmez kafada bir sorgulama başlar. Örneğin, diyelim ki doğada bazı insanlar kendilerine bir ressam seçerler, onların resmettiklerine benzemeye başlarlar.Yine diyelim ki bir hıyar, Picasso

1034 defa okundu.

yazının tamamı...
Para Para
Para ParaÖmrüm boyu gördüm ki, yalnız para sahibi olup da başka hiçbir değerli yanı olmayan kişileri paraları mutlu etmeye yetmiyor.Para kolay mı kazanılır, yoksa zor ya da çok zor mu? Her türlüsü olur mutlaka! Hollywood'un ünlü aktörlerinden R. De Niro içtenlikli bir deneyimini aktarıyor: "Para sahibi olmak güzel? Ama bu da gün geliyor, bıktırıcı oluyor."Parasızlıktan çile çeken birisi bu görüşü okuyunca, sanırım ki ceza kanunu maddelerini de aşan sözlerle de değerlendirir.Para kazanmak bazı ülkelerde cinlik sınırını aşan kurnazlıklar gerektiriyor. Akıllıca kazanılan paranın aptalca harcanmasına seyrek rastlanıyor.Brecht "Üç Kuruşluk Opera" da, "Gerekli para eldeyse, sonuç genellikle iyi olur" diyordu. S. Maugham ise, daha derinmiş gibi manzarası  olan bir hükmi şöyle veriyordu

1651 defa okundu.

yazının tamamı...
Papaz Efendi
Papaz EfendiBir söylenti çıktı ise, hele halkın ağzına düştü ise, bunun hızla yaygınlaşmasına engel olunamaz. Hele ilginç konuda ise? Seks gibi.Bir Hıristiyan köyü?  Sağır ve dilsiz zavallı bir kız yaşamakta. Herkes ona yardımcı olma çabasında? Ancak günün birinde öyle bir gelişme oluyor ki, bütün köy halkını şaşkına döndürüyor.Bu kızın gebe kalması yetmezmiş gibi, "baba" nın köyün papazı olduğu söylentisi de ortalığa yayılıvermiş?Zavallı papaz, ne denli öfkeyle karşı koymuş olsa bile, kimseyi inandıramamış? Ömrünü bu iftiranın işkencesi içinde geçirmiş. Elbet yıllar geçmiş. Derdini hiç anlatamayan papaz da, dünyasını terk etmiş ve öbür dünyaya gitmiş.Gider gitmez de görevlilere kendisinin mutlaka Tanrı huzuruna çıkarılması gerektiğini anlatıyor. Dileği k

1200 defa okundu.

yazının tamamı...
Neden Gülünür? Nasıl Gülünür?
Neden Güllünür? Nasıl Gülünür?Yalnız insanlar güler. Ama her durumda gülmenin ille de insancıl olduğu söylenemez. Bazen insanların da öylesine hayvanca güldükleri olabilir ki, gülme yeteneğinin tüm canlılar arasında yalnız insanlarla mahsus olduğu bile kuşku uyandırabilir, hayvanların insanlar gibi gülmesinin örnekleri bulunmadığı için. Nasıl gülebilir diye soruluyorsa, yanıt hazırdır.Yüksek sesle, açık açık, sinsice, ağız kulaklara vararak, kıkırdayarak, soğuk, kesik kesik, inler gibi çok farklı biçimlerde olabilir. Gülme çeşitleri başlı başına uluslararası bir dil oluşturur.Gülmek bir boşalma olduğu kadar, bir yumuşama işareti de olabilir. Hanımları güldüren bir çapkın ile müşteriyi güldüren satıcının amaçları benzeşir.En tehlikeli gülme ise politikacı tarafından sahnelenir."Gülme nerede

1742 defa okundu.

yazının tamamı...
Etik - Ahlak
Etik  - AhlakEski bir deyim kullanırdık. Engel konmadan, her keyfi isteyenin kaldığı bir bina için "yolgeçen hanı" denirdi. Anadilimiz Türkçe de bir çeşit yolgeçen hanı oldu. Yüzyıllarca saray şaklabanı divan şairleri yüzünden dilimizde Arapça-Acemce kökenli bin türlü söz girdi. Ben kendi hesabıma, böyle yabancı kökenli sözleri kullanmaya kendimi zorunlu hissettikçe yüzüm pembeleşiyor.Öte yandan son yılarda batı dilleri kökenli sözcükler ağır günlük yaşamımıza girmeye başladı. Bu değişime örnek olabilecek sözcüklerin birisi ise "etik " sözcüğüdür.Buraya neden ulaştığımızı da biraz deşmek isterim. Etik sözcüğünü genellikle "ahlak" karşılığı kullanıyoruz. Ahlak sözcüğü hulk sözcüğünün çoğul biçimi olur. Sözlük anlamı, yaradılışı ve mizaç demektir. Etik sözcüğünü de genellikle ahlak niye

1754 defa okundu.

yazının tamamı...
Boğa ile Tavşan
Boğa ile TavşanÖküzler ile boğalar arasında ne fark olduğunu biraz biliyorum sanırım.Öküzler bu dünyaya çalışmak için gelirler. Boğalar ise, yaşamlarını sevişme zevki ile geçirirler. Eğer İspanya boğası iseler, onlar da matador denen o züppe boğa güreşçilerine feda edilirler.Çayırlarda ne denli kibirli dururlarsa dursunlar, güreş boğalarını inekler bile önemsemez. Öteki hayvanlar da kendileriyle alay eder.Minicik tavşanlar bile!..Günün birinde minicik bir tavşan çayırın ortasında kafasını kaldırıp, etrafına gururla bakan boğaya hayranlıkla yaklaşarak sorar:"Boğa Amca! Bu güçlü bacaklar senin mi?" Boğa: "Benim!" Tavşan: "Ya o kalın ense?" Boğa: "Benim" Tavşan: "Ya o masallarda anlatılan görkemli cinsel güç?" Boğa "Benim!" Tavşan: "Ya şu boynuzlar?" Boğa "Benim" deyince Tavşan:"Tüh Allah bel

1244 defa okundu.

yazının tamamı...
Ana Sanatlar
Ana SanatlarMizah denen türün ne olduğu, hala ve henüz, ne yazık ki anlaşılamadı.Hemen yazının başında çok kısa açıklayalım ki, sonrasını anlatmak kolaylaşsın!"Mizah düşündürme sanatıdır."Nasıl mı? Nerede mi? Her yerde, her yolda.Önce hemen bir yanlışlığı açık açık düzeltelim ki, yanlış anlamalar sürüp gitmesin! Mizah karşılığı olarak dilimize "gülmece" sözcüğü sokulmak istenmiştir ki, tam bir şaşırtma olmuştur. Mizahın amacı önemlidir, bu amaç da hiçbir zaman güldürme olmamıştır.Mizahın asıl ve ana amacı, insanların kafasını, istisnasız bütün konularda geçekleri görünceye kadar düşündürmektir.Evet, gerçekleri görebilecek hale gelinceye kadar.Hiçbir ciddi anlamı olmayan gülme halleri de olabilir. Hiçbir insancıl bir anlam taşımayan, sadece yanlışlıklardan kaynaklanan olaylara da gülünür

1068 defa okundu.

yazının tamamı...
AYDIN BOYSAN TV 8 Televizyonuna Konuk Oldu
AYDIN BOYSAN TV 8 Televizyonuna Konuk Oldu..TV8 televizyonu beni çağırdı. Sohbet için. Gittim. Yine eskileri sordular. Zevkli bir sohbet oldu. Sizlerle paylaşmak istedim.....izlemek için   ..AYDIN BOYSAN TV 8 Televizyonuna Konuk OlduDeşifresiAydın Boysan (AB)TV8:Hoşgeldiniz Aydın Bey. Nasılsınız, İyimisiniz? AB: teşekkür ederim.TV8: İyi bayramlar.AB: Bir mukavele efendim.TV8: Aydın Bey'i çok yakından  tanıyorsunuz  hem yorumlarıyla, hem kitaplarıyla.  39 kitabınız var değil mi Aydın Bey. Bir tanesi de yolda geliyor.İbrahim Zeytingözlü,  de lig TV'yi izleyenler tanıyacaktır. İbrahim futbol yorumcusu.  İbrahim 9 yaşında Aydın Bey 90 yaşında. Bu bayram 90 ve 9'u bir araya getirdik. AB: Ben de televizyonda 90 ve 9 yaşamamış idim, bugün iyi oldu.TV8: Eski bayr

1936 defa okundu.

yazının tamamı...
Sevda Üzerine
Sevda ÜzerineAydın BoysanSevda diyerek, söze sadece iki heceli bir sözcükle giriyoruz, ama nereye girdiğimizi düşününce şaşırıp kalıyoruz. Sevgi kapısını açınca hiçbir yanından sonu görünmeyen, dibi olmayan boşluklarla karşılaşıyoruz. Okyanus sonsuzluğu sanki?Bu sevda, sevgiden de başka bir sonsuzluk? Neye benzeteceğimi düşününce de, hiçbir şeye benzetemiyorum.Yardım arıyorum. Ünlü sevdalıların durumuna bakarak bir şeyler öğrenmeye çalışacağım. Böylece belki de kafam büsbütün karışacak, ama çare yok , gireceğim.Vergilius diyor ki: "Sevda her şeyi yener."Evet "gözü kara" olmak sevdanın beyinleri ulaştırdığı yerdir ama? Ama ufukların berisini bile göremeyen sevdalı, her engeli aşabileceğine inansa  bile, düş kırıklığına uğrayabileceğini unutmasın.İki bin yıl öncesinin

1100 defa okundu.

yazının tamamı...
Cin Kafalı Biri
Cin Kafalı BiriAydın BoysanKaliforniya'daki 1848 yılı Altına Hücum çılgınlığı tarihe geçti.  Hatta gençliğimde Şarlo'nun bu konuda çevirdiği bir film görmüştüm. Bu hücum çılgınlığında altından para kazanarak servet yapmış kişilerin anlatıldığını ömrüm  boyunca duyamadım. Ancak altın arayıcılara ihtiyaçları olan en önemli malları satan bir adamın San Francisco'da yaptırdığı görkemli  binaları gördüm. Bu kişinin yaşamını merak edip bilgi topladım.19'uncu yüzyıl ortasında bir Musevi delikanlısı Almanya'dan Amerika'ya göçüyor. Edindiği iş kumaş alıp satmak? Sonunda o zamanın  Vahşi Batı'sına aynı işi yaparak ulaşan genç adam, günün birinde bir araba dizisindeki bütün malları satıyor, ama elinde kalan birkaç top mavi yelken bezi onun canını sıkıyor. Levi'nin 

1171 defa okundu.

yazının tamamı...
Vehbi Koç yer Abant bir anım
Vehbi Koç yer Abant bir anım Aydın BoysanVehbi Koç Bey ile Abant gölü etrafında yürüyüşe çıkmıştık.Gölün kenarında yapılan yürüyüş sonrasında otelin kapısına geldik.Kapıda silahlı bir jandarma bekliyodu.Vehbi Bey: "Evladım sen burada ne bekliyorsun?" diye sordu.Asker:"Vehbi Koç'u korumak için buradayım amca.Kendisini tanıyosan gösteri ver" demez mi?Gülsek mi ağlasakmı şaşırdık kaldık. Tanınmak konusu üzerine Vehbi bey şöyle bir görüş belirtti:"Tanısalar bir türlü tanımasalar bir türlü. Bazı yerlerde hemen tanıyorlar. Mesela camiye gittiğim zaman, İmam Hatipli talebeler birbirlerini dürtüp beni gösteriyorlar"Bunun üzerine ben de cevabı yapıştırdım:"Eh ihtisasa göre beyefendi.Benide meyhanede gösteriyorlar"...Vehbi Koç...

1982 defa okundu.

yazının tamamı...
Yazlığa mı çıkacaksın? Hulki Alisbah ile bir anım
Yazlığa mı çıkacaksın? Hulki Alisbah ile bir anımAydın BoysanHulki Alisbah'ı herkes bilmez. Türk ekonomisinin bir zamanlar gizli kahramanıydı.Hulki ile bir anımı paylaşayım.Bir akşam vakti dostlarla Bebek te oturan bir arkadaşımızın evinde yemek yiyorduk. Yakın dostlar on kişi falan vardık. Hulki abi ogün biraz geç geldi. Geç kalmasını da şöle dile getirdi. Ben mezarımızı yaptırmıştım Edirne kapı ya gittim mezarın kabulünü yaptım onun için geçiktim. Hulki abinin Edirnekapıda daha şimdiden mezarını yaptırdığını duyunca herkes başladı.Biri bende mezarımı yaptırdım İzmirde memlekette dedi. Bir başkası Ben Erzurumda yaptırdım dedi. Birisi de beni kıskanacaksınız ama benim Aşiyan Mezarlığında yerim var dedi. Hep bir ağızdan vayyy dedik. Hulki abi benim orda da yerim var demesin mi? Kahkahayı ba

1551 defa okundu.

yazının tamamı...
Aziz Nesin'le bir anım
Aziz Nesin'le bir anımAydın BoysanAziz Nesin bir dönem bizim milletimizin yüzde 60'ı aptaldır demişti.Hatırlayanlar olacaktır. Bir gün Aziz Nesin  ile son kez Ankara uçağında karşılaştım.Ve o çok konuşulan dönemdi. Herkes Aziz Nesin'in bu sözünü konuşuyordu.Uçakta Aziz Nesine döndüm ve sorumu patlattım:"Bizim milletin yüzde 60'ı aptaldır diyeceğine, yüzde 40'ı akıllıdır desen olmaz mıydı?" dedim.Aziz Nesin şaşkın gözlerle bana baka kaldı......Aziz Nesin...

1879 defa okundu.

yazının tamamı...
Çocuklarıma bakar mısın? Vehbi Koç ile bir anım
Çocuklarıma bakar mısın? Vehbi Koç ile bir anımAydın Boysan1988 de Vehbi KoçBeyle ve bir kaç arkadaşıyla birlikte Gap'a gitmiştik. Dönüşte helikoptere binilecekti. Ben korktuğum için helikoptere binmek istemedim. Vehbi Koç  Bey bana döndü şöyle dedi:"Senin canın benden kıymetli mi?"Ben de patlattım cevabı: "Bırakın da bari canım kıymetli olsun. Bana bir şey olursa çoluğuma çocuğuma kim bakar?" dedim.Vehbi Bey: "Bak hele! Bana bir şey olursa, sen benim çoluk çocuğuma bakabilir misin? diye sordu.Ben de::"Bakarım!" dedim.Vehbi Bey cevabımı duyunca öyle bir kahkaha kopardı ki size taklidini yapsam kimse bana inanmaz......Vehbi Koç...

1080 defa okundu.

yazının tamamı...
Eşeklerden Anlıyorsunuz Vehbi Koç Anısı
Eşeklerden Anlıyorsunuz Vehbi Koç AnısıAydın Boysan1978 Haziran. Abantta Vehbi Koç  beyle yürüyüşe çıkmıştık. Yol kenarında bir eşek gördük. Vehbi bey eşeğin yanına gider sevip okşdı sonra da:  "Bakın ne güzel eşek, ne dik kulaklı eşek! Babam bana hep düşük kulaklı eşek alırdı. Çünkü ucuzdu. Ömrümde dik kulaklı bir eşeğe sahip olamamak içimde hep ukde olarak kalmıştır" dedi.Vehbi Beyin bu uhdesini duyunca cevabı patlattım:"Görüyorum ki siz, insanlardan anladığınız kadar eşeklerden de anlıyorsunuz!"...Vehbi Koç...

1959 defa okundu.

yazının tamamı...
Buz Dokunuyormuş Vehbi Koç anılarından biri
Buz Dokunuyormuş Vehbi Koç anılarından biriAydın BoysanErdek sefaları sırasında her yıl bir akşam yakındaki Tat konserve tesislerine gidilip yemek yenirdi.Bir yandan da ihraç edilen nefis meyve suları içilirdi. 1993 temmuzunda bir akşam kafa dengi bir arkadaşla kalabalıktan kaçtık, bir ağacın altında votka içmeye başladık. Bir süre sonra Vehbi Bey başımıza dikiliverdi:" Ne yapıyosunuz burada?"Şaşkınlık geçer geçmez."Araştırma yapıorum" dedim.Vehbi Koç: "Ne biçim araştırmaymış o?"Cevabım hazırdı:: "Votka mı yoksa meyve suyu mu zararlıdır diye araştırıyorum" dedim.Vehbi Koç birazda alaycı bir seslenişle."Hangisi zararlıymış?" diye soruncaCevabımı patlattım:"İkiside değilmiş. Buz dokunuyormuş"Daha sonra Vehbi Koç bey bana öyle bir cevap verdi ki bunu size burada söylemekten çekiniri

2361 defa okundu.

yazının tamamı...
Aydın abi anlatıyor
Aydın abi anlatıyorAydın BoysanYıllar önce bir işadamı Aydın abiye sorar:Siz nereden feyz aldınız? İngiliz terbiyesi mi? Fransız terbiyesi mi? Yoksa Oxford'dan mı? Aydın abi cvb verir: Arz edeyim efendim. Bendeniz Davutpaşa Çöp iskelesi, Davutpaşa Ispanak viranesi, Samatya Narlıkapı Çıkmazı ve Yeşilköy Bamya Tarlasından feyz aldım der.Bir insan bu kadar mı alçakgönüllü, İstanbul aşığı olabilir.Aydın abi anlatıyor. Benim çocukluğumda ölçüsüz atıp tutmaya "Acem Palavrası" denirdi.(Acem palavrasını açıklıyor.) - Günün birinde palavracı bir İranlı İstanbula geliyor ve şehri geziyor. Gördüğü her şeye dudak kıvırıp ikide bir her şeyin büyüğü güzeli bizde var diyor.Beyazıt kulesinide küçümsemiş, bizim Tahranda öyle bir yüksek kule yapıyor kigeçen yıl ustanın birinin elinden düşürdüğü ke

1178 defa okundu.

yazının tamamı...
Yaşlanmak Nedir?
Yaşlanmak Nedir?Aydın BoysanGelelim yaşlanma konusuna!Benim bu konuya girişimin zamanı geldi de, geçecek bile.Tarafsız yazmaya çalışacağım. (Başarırsam!)Tıp bilimine göre insan, doğduğu anda ölmeye de başlar.Bu yargıyı seviyorum. Demek ki kesinlikle herkes için yaklaşmakta olan  o sonuca yabancı değiliz? İyi.Sanırım demek isteniyor ki, vücutta yaşayan hücrelerin ufak da olsa bir bölümü, hücre olarak yaşamını yitirmeye başlar. Biz de bu gelişmeye zaten yabancı olamayız. Kimin yakıştırdığını bilemediğim bir "mızmızlanma" var. Buna "30 yaş sendromu " diyorlar. İtiraz ediyorum?30 yaş sendromu mu olurmuş?Ekliyorum: 40'ın, 50'nin de olmaz, 70'inde oluyorsa erkendir. 80'ninde de öyle?90'ına gelince?Bir hanımın gözlerinde, sözlerinde ve edasında incelik ? çekicil

1880 defa okundu.

yazının tamamı...
Öğrenci Yaşamı
Öğrenci YaşamıAydın BoysanBirleşik Amerika toplumunda çocuk çok önemseniyor.Bütün aileler, bütün toplum çocukların iyi yetişmesi ve terbiyesi için önemli özverilerde bulunma alışkanlığını edinmiş durumda?Zaten bütün Amerikalıların ömrü sürekli yarışma içinde geçiyor gibi?Bütün  yaşama sahnelerinde, örneğin okulda, sporda, iste her yerde sürekli yarışmalar içinde bir hayat yaşanıyor. Başarılar ilerleme anlamına geliyor, ama geride kalanlara acıma yok! Muhallebi çocuklarının ezilmesi kimsenin şaşmadığı  normal  sonuç gibi.Yaşam yarışı ve savaşı hiçbir yaşta bitip tükenmek bilmiyor. Bir örnek, 1936 olimpiyatlarının dört altın madalyası unutulmaz atleti Jesse Owens olabilir. Kendisi ölümünden önce yaşamını şöyle özetlemişti:"Bütün ömrüm, zamanla yarışarak geçti."Birl

3175 defa okundu.

yazının tamamı...
Çağdaş Müze Anlayışı
Çağdaş Müze AnlayışıAydın BoysanKalabalıktaki yaşamımız içinde "müzelik" diye bir deyim kullanılması tuhaf bir alışkanlık.Bu sözcüğü kullananların niyetinde "müzelik" sandıkları kişiler ya da ne ise onlar için, artık kullanım dışına çıkmış, hatta yaşamının da dışına iletilmiş olması kastedilirdi.Bu alışkanlık bazı sözcükleri anlamını hiç düşünmeden kullanma hafifliğinin örneklerinden  birisidir .Oysa müzelerde sunulan en olursa olsun hepsi, hiç ama hiç yalnız geçmiş zamanları değil yaşamakta olan ve gelecek zamanları da aydınlatmak için gösterilir.Müzelerin asıl ve en önemli amaçlarından biri, insanlara gelecekte insan gibi nasıl yaşanacağını öğretmektir. 20'inci yüzyıl dünyadaki  müze  anlayışı ve kullanımına yenilikler getirdi. Müze artık sadece eski eserlerin ve zamanları

2718 defa okundu.

yazının tamamı...
Birleşik Amerika Orta Direk
Birleşik Amerika Orta DirekAydın BoysanBir "orta direk" sözü kullanılır durur. Çok söylenmiş bir sözcüktür de, anlamını bilen az kişi bulunur.Çok eskiden beri dilimize  girmiş  olan bu sözcüğün ne anlamda kullanıldığı atlanır. Bu fırsattan yararlanarak anlamını kısaca anımsayalım:Çok eskiden beri kullandığımız ahşap karkas binalarda da, betonarme binalarda da köşe, yan ve "orta" direkler(kolonlar)bulunur. Köşe direkler en gösterişli (fiyakalı) yerde oldukları halde, yüklerin en azını taşırlar. Dış cephe direkleri de köşe direklerinden fazlasını taşır. ..  En ağır yükü taşıyanlar ise "orta direk" lerdir.Bir ülkenin de ekonomik  ağırlığında  en çok yükü taşıyanlar ortalıkta gerçekten de pek görünmeyen toplum  birimleri , "orta direk" dediğimiz çalışanlar toplulu

1778 defa okundu.

yazının tamamı...
Okuma Sevgisi
Okuma SevgisiAydın BoysanŞükürler olsun!...Çocukluğumdan , gençliğimden beri bıkmadığım bir alışkanlık ki, okuma huyumdur.Bu huyun bana ne öğrettiği sorulursa, hemen verebileceğim "komprime" bir yanıt yok. Kimsenin  de bu  soruya bir iki cümle ile yanıt verebileceğini sanmıyorum. Şimdi işin  kolayına kaçıp, büsbütün kısa bir açıklama yapabilirim: Diyebilirim ki: "Ben, ben olmazdım!"Bu yanıt ile ne demek istediğim de kolay anlaşılmaz, biliyorum ?Belki hiç anlaşılmaz?Olsun varsın!Başladık ya konuyu deşmeye!...Öyleyse değiştirmeden sürdürelim.Bu konuda bir sözüm daha olabilir. Derim  ki, bir daha dünyaya gelsem, yine aynı şartlarda aynı kitapları okur muyum?Yanıt hazır.Mutlaka evet de, aslında söylemek istediğim şu olurdu: "Hayır!...Mutlaka yolunu bulur, daha ç

4777 defa okundu.

yazının tamamı...
Boğaziçi Kapanırsa
Boğaziçi KapanırsaAydın BoysanVahşet deyince aklımıza, bazı kıtalarda uygarlık dışında yaşayan (Karadenizliler) ya da Birleşik Amerika da dağlarda yaşayan Kızılderililer (kaldıysa hala) geliyor.Yüzyılımızın  vahşeti, artık başka türlü yaşanıyor?yukarıda sözünü ettiklerimiz, bayatladı  artık..Bıktırıyor.Yirmi birinci yüzyılın en çarpıcı vahşeti artık  ilerlediği sanılan ülkelerde ve şehirlerde yaşanıyor.Örnek mi? Çok yakından vereyim ki, bilmeceye dönüşmesin!...İstanbul'un Boğaziçi'nden  vereceğim.Evet, İstanbul'un Boğaziçi'nde Karadeniz'i Akdeniz'e birleştiren, o daracık , o güzelim su yolunu daraltarak sahil yolu yapmak, vahşetin ta kendisidir.Bu su yolunu doğa hazretleri on binlerce yıllık zorunlu deneyimler sonunda açmıştır. Vu su yolu Akdeniz'in geniş yüzeyler

4224 defa okundu.

yazının tamamı...
Konfor Nedir?
Konfor Nedir?Aydın BoysanÇok kimsenin sürekli yaptığı bir yanlışlık var: Konforu uygarlık sanıyorlar. Oysa konfor daha insanların hizmetine girmeden uygarlık başlamıştı. Çünkü uygarlık  insanlığın düşünce düzenindeki bir basamağıydı. Konfor ise, beden rahatlanasının manivelasıdır.Uygarlık ile konforun  ciddi anlamlarını yorumlayıp, aklımızda yan yana getirmeliyiz.Benim çocukluğumdan beri yaşama biçimlerimiz çok değişti. Artık evlerimizde eskiden olduğu gibi erişte kesilmiyor, pestil yapılmıyor. Çamaşır teknelerde sabunlu sularla yıkanıp, temizlenmiyor, çamaşır makimerimiz çalışıyor. Yer sofralarında elle değil, yemek masalarında çatal-kaşık ve bıçakla yeniyor. Yüklük denen duvar doplaplarında saklanıp gece çıkarılan yer yataklarında yatılmıyor, karyolada yatılıyor. Kömür mangalı

4463 defa okundu.

yazının tamamı...
İyimser Olmak
İyimser OlmakAydın Boysanİyimserler ile kötümserler zıtlaşır gibi görünürler, ama bu  görüntü bazen aldatıcıdır. Hatta aynı şeyi söyledikleri halde, sanki tersine konuşurmuş gibi olurlar.Kötümser bardağın yarısını bitirdiği için üzülür?İyimser ise hala yarım bardak içkisi olduğuna sevinir. Oysa tıpatıp aynı durumdadırlar.Kötümser uzun uzun, hatta aylarca düşünüp ömür boyu evlenmeden yaşamaya karar verir. Oysa iyimser aynı sonuçlara vardıktan sonra, evlenmiş olan kişidir.Filozoft Bergson bir sonuç sunar: "Kesin çizgilerle düşünen kişi kötümser, derinden derine düşünme gücü olan ise iyimser olur."Beni de kötümser eden gerçekleşme örnekler, bazı mimarlık yapılarımız iel ortaya çıktı. Hatta: "Yeni bir Türk  Mimarisi yaratmaya çalışıldı" gibi bazı yaltaklanma örnekleri de görüld

4504 defa okundu.

yazının tamamı...
Lise Diploması
Lise DiplomasıAydın BoysanAdenauer İkinci Dünya savaşı sonrası ikiye bölünmüş Batı Almanya başbakanı ?Hayırlı bir kişilik olarak hala anılıyor.Kendisi son derecede akıllı ve kültürlü bir kişiydi. Olağanüstü çok sayıda yaşam sahnesi bırakmıştı ki, unutulmayan bir kişilik olarak ülkesinin tarihine geçti.Böylesi kişiliklerin hep hazırcevap fıkraları anlatılır.Oysa bu sefer benim anlatacağım sahne farklı?.Adenauer bir akıl hastanesi ziyaretinde, hastalarla yalnız kalarak konuşmak istediği için yanına kimseyi almıyor. Yalnız olarak akıl hastalarından birisi ile konuşurken kendisini tanıtıyor:"Ben Başbakan Adenauer'im."Hasta yanıt veriyor:"Olabilir?Hastalık bende de böyle başlamıştı."Söz Almanya'dan açıldı. Yine oradan  sürdürelim. İki dünya savaşından da ağır sonuçlarla ç

3949 defa okundu.

yazının tamamı...
İmar ve Vicdan
İmar ve VicdanAydın Boysanİstanbul'da 6 Şubat 1935 günü "İstanbul'un İmarı" konulu bir toplantı  yapılıyor. İstanbul valisinin başkanlık ettiği bu toplantıya şair, evet sadece şair Yahya Kemal davet ediliyor. Şair bu toplantıda doğal değerlerin korunması  konusunda şu uyarıları yapıyor:"Yani Göksu'da bulunan ip fabrikasının imtidadı için  bir milli mesireyi alıp, takvimden  bir yaprak koparır atar gibi bir tarafa atmak, lüzumlu mudur? Bir milli tarihten bir yer silinip  atılsa, lüzumlu bir iş mi yapılır?Bu uyarı yapıldığından beri yüzyıla yakın  geçti. Bu süre içinde Boğaziçi'nde daha nice imar yanlışlıkları, hatta daha açıkça yakıştırılan , cinayetler işlendi:Tek bir örnek, Anadoluhisarı  sırtlarında gerçekleşen sıkışıp apartman  kitleleri değil ki!

5716 defa okundu.

yazının tamamı...
Zorunlu Haller
Zorunlu HallerAydın BoysanDoktorlar hastalarla konuşurken , arada Latince ya da başka dillerden sözcükler kullanırlar. Bu yolu anlayalım diye mi seçerler, yoksa anlamayalım diye mi, bilmem.Oysa deliler tarafından  söyleneler hiç de karmaşık olmaz. Örnek sunalım:"Akııllı gibi görünen çok sayıda deli bulunuyorsa, akıllı kişilerin deli gibi görünmeye neden hakları olmasın."Bu sözleri ressam Salvador Dali söylemiştir. Kendisini hangi tarafa koyacağımızı bilecek akıllı bulunmaz.Öte yandan  P. Valery'nin anlatımı ışık tutar gibi görünen bir şaşırtmacadır:"Deli nedir ki? Belki az memnun olan mütevazi bir ruhtan başkası değildir. Bir deli, gerçek bir bilge değil midir ki?..Tedavi etmesi beklenen bazı doktorların bazen de hasta aklını yoldan çıkaran davranışları olur. Kuduz hastanesi dokt

5276 defa okundu.

yazının tamamı...
Hastalık Hastası
Hastalık HastasıAydın BoysanDünayayı sevmek?.Ya da sevmemek!..Yaşama pusulasının gösterdiği yönde, akla gelen ya gelmeyen öylesine çeşitli olaylar yaşanıyor ki, pusula hep aynı  yönü gösteriyor.Sevilir de?Sevilmez de?Hemen bir soru  akla geliyor?Geliyor da gitmiyor?Yani biz, biz derken  hepimiz, sorarım size: Yani biz dünyayı sevmezsek  , "Ne"yi seveceğiz? Tüm  ömür bu dünyada geçiyor. En sade yaşayan bir insanın bile ömrü kargaşa ile doluyor.Yazlar- kışlar, geceler-gündüzler, gözyaşları- kahkahalar, politikacılar-maskaralar?Hepsi bir arada?Hiçbirisi ötekinden koparılıp ayrılamaz.İnsanlar nasıl ferahlatılır? Onlara üzüntü veren  kaynak ve olayların yok edilmesi, geçici de olsa uzaklaşması ile olabilir. Bir kılıbık koca

5343 defa okundu.

yazının tamamı...
Yaşam Sahneleri
Yaşam SahneleriAydın BoysanSanat eserinin kendisi olmasa bile, sanatla ilgili kişilerin davranışları önemsenecek kadar ilginç oluyor. Bu yaşananların oyun sahnelerinin de dışına taşarak  kitaplara geçmesi hoş oluyor. En iyi yanı burası.Kitap şaşılan bir gelişme insan yaşamında?.Zaman zaman: "Ya kitap insan yaşamına girmiş olmasaydı , ne olurdu acaba?" deyip, neşemi buluyorum. Gerçekten de ne olurdu?Atlayalım?.Gelecek zamanın bir başka gününde kendisine bu konuya yine dönme sözü vererek, kaçışım  nedeniyle kendimi fazla üzmüyorum. Ama sahiden de, "Ya kitap olmasaydı insan yaşamında?..." diye kafa gezdirmek pek meraklı, pek neşeli bir konu olacak.Sadede gelelim , şimdilik.Sanatla ilgili kişilerin yaşamlarında pek ilginç sahneler ve zamanlar bulunuyor. Üstelik bu sahnele

4956 defa okundu.

yazının tamamı...
Yahya Kemal
Yahya KemalAydın BoysanŞairlerin şairleri beğenmesi rastlanabilen en seyrek  ve zor olaylardan birisidir.Benim bu kitapta Yahya Kemal üzerine bir yazı yazmam üzerine "Niçin Nazım Hikmet değil de Yahya Kemal?" diye düşünecekler olabilir.Böyle düşüncelere karşı, kişisel karşı düşünceler sunmayacağım. Ancak ekleyeceğim tek bilgi, Nazım Hikmet'in de beğendiği şairler arasında Yahya Kemal'in bulunmasıdır.Gelelim sadede.Bu yazıda Yahya Kemal'in İstanbul ve mimari mekan konusundaki düşüncelerinden söz edeceğim Düşüncelerimi sunarken şairin şiirleri ve yazılarından alıntılar yapacağım.Şair 1942 yılında "Türk İstanbul" konulu bir konuşma yapmıştı. Bu konuşma şöyle bir cümle ile başlıyordu:"Bir iklimin manzarası, mimarisi ve halkı  arasında halis ve tam bir ahenk varsa, orada gözlere bir v

4891 defa okundu.

yazının tamamı...
Çevrede
ÇevredeAydın BoysanSanat çevrelerinde "hoş insanlar" vardır. Hatta bazılarının zevkine doyulmaz.Ama sanat çevrelerinde çok sayıda "boş insan" da bulunur. Kalabalıktırlar. Üstelik bu kişilerin bir bölümü sanatın sanki içinde imiş gibi görüntü verebilirler.Sanat çevreleri ile politika çevrelerini birbirinin yanına koyup da bir karşılaştırma yapabilsek, herhalde pek neşeli sonuçlar çıkar.Meraka değer: "Acaba boş insan oranı, sanatta mı daha çoktur, yoksa politikada mı daha yüksektir?"Benzer yanları, politikada da tıpkı sanattaki gibi, işin içinde olanlar ile içine giremeyip de yakın çevresinde dolaşanlar oluyor.Biz şimdilik politikayı atlayalım da sanatla ilgili konuları sürdürelim.Sanatın görünüşte görünen dengesi, hoş insanlarla boş insalarlar tarafından kurulur. Terazinin bir kefesine biri

4736 defa okundu.

yazının tamamı...
AYDIN BOYSAN'dan nasihat !
AYDIN BOYSAN'dan nasihat ! Gönül verip gönül geçme ..Ekmediğin yeri biçme ..Benden sana bir nasihat ..Tek başına rakı içme ..Meze mezedir deyip seçme ..Kavun peynirden vazgeçme ..Benden sana bir nasihat ..Çok yiyerek rakı içme ..İçkini zevkin ile iç ..Başlamadan kahır etme ..Benden sana bir nasihat ..Bir şey kurup rakı içme ..  Salataya itibar et ..Meyveleri ihmal etme ..Benden sana bir nasihat ..Kızartmayla rakı içme ..Akşamcıysan beni dinle ..Kerameti geciktirme ..Benden sana bir nasihat ...Başlamadan çorba içme..Arkadaşını iyi seç ..Nüktedandan sakın geçme ..Benden sana bir nasihat ..Dertlilerle rakı içme ..?BANA YALNIZ İÇİRMEYİN...????__._,_._____,_._,___?

2648 defa okundu.

yazının tamamı...
Zaman ? Evren
Zaman ? EvrenAydın BoysanKadim Atinalı filozoflar, düşünce dünyası öncüleriydi. O zamanlar dünya güneş sistemi ve uzay hakkında hiçbir ciddi bilgi insan zihinlerine henüz ulaşmamıştı. Ama bu filozoflar, sadece insan aklı ve mantığı çalıştırarak bazı gerçeklere yaklaşabiliyorlardı.Bu gelişmeyi, filozof Epikuros'un Heredotos'a yazdığı bir mektuptan şöyle öğreniyorduk."Bizimki veya başkaları gibi sayısız dünya daha var. Atom sayıları da sonsuz?Esasta atomlardan bir dünya yaratılmış ya da birleştirilmiş olabildiğine göre, tek bir dünya ya da sınırlı sayıda atomlar bitirilmiş olamaz?Bizim dünyamızda seyrettiğimiz yaşam biçiminin, bitkilerin ve başka şeylerin var olduğunu kabul zorundayız."Epikuros'un (M.Ö 341 ? 270) yüzyıllar önce , daha bilim ışıkları dünyayı aydınlatma

2568 defa okundu.

yazının tamamı...
Dünyamız Nerede?
Dünyamız Nerede?Aydın BoysanDünyamızı merak ederiz de, uzay merakımız ilkel kalı. Sanırız ki gece yıldızlara bakınca öğreniriz.Oysa bizim zavallı dünyamız, uzayda geçerli önemli değerler konusunda ve yanında gerçekten  beş para etmez bir gezegendir?daha önemlisi , yaşam kaynağımız olan o müstesna sandığımız güneş adlı yıldız mı?... Yoooo, uzayda onun gibi onlarca milyon yıldız uçuşuyor. Hem de çoğu bizim gerçekten  yaşam kaynağımız olan güneşten  çok daha büyük ve ateşli.Güneş ışığı dünyaya 8,5 dakikada geliyor da,  ışığı dünyamıza 15 milyon ışık yılında ulaşan yıldızlar var. Orada bir kıyamet kopsa, biz ancak 15 milyar yıl sonra öğreneceğiz?.Elbet o kıyamet dünyamızda daha önce kopmadıysa.Daha ötesi şimdilik bilinmiyor ama, diyelim ki "uzayın dibi" orasıdır

2127 defa okundu.

yazının tamamı...
Geçmiş Zamanlar
Geçmiş  ZamanlarAydın BoysanBizim ilk 15 cumhuriyet yılındaki altın çağda nasıl yaşamakta olduğumuzu bilenler, yaşamımızın ufuklarında yitti gittiler. Numunelik olarak, benim gibi az sayıda insan kaldı. Bizden sonraki kuşaklar bugün çevrelerine bakınca, bizim de dünyaya kendileri gibi geldiğimizi sanabilirler. Oysa biz bambaşka şartlar içinde doğmuş ve yaşamıştık.Ben knedi yaşamımdan parçalar anlatırsam, gerçekleri ancak böyle iyi dile getirebildiğim içindir. Benim kuşağımın çoook büyük bölümü de tıpkı benim gibi yaşamaktaydı.Ben böylece kendimi değil, yaşadığım dönemi anlatmış olacağım.Ben 15 yaşına kadar İstanbul'da Davutpaşa ve Samatya'da, elektriği ve akar suyu olmayan evlerde yaşadım.. Kış ısıtması tek bir odada, bir soba veya mangalla olurdu. Kaloriferin ne olduğunu bilmezdik. B

2575 defa okundu.

yazının tamamı...
Sona Doğru
Sona DoğruAydın BoysanÜçüncü binyılın başında 10'uncu yıla da girdik. Tuhaf desem değil?Sayı bunlar, tuhaf olmaz? Sanırım tuhaflık bende, ömrüm boyunca 2000 yılını bile yaşayacağımı hiç sanmamıştım ki!Ben doğduğumda son Osmanlı padişahı Vahdettin henüz kaçmamıştı?Yıl 1921 idi. Türkiye Cumhuriyeti de henüz kurulmamıştı.Bu yazı için iyi düşünmeliyim ? Her aklımdan geçeni mutlaka anlatmalı, ancak uzatmamalıyım.İstanbul'un (Suriçi eski İstanbul'un) bir kenar mahallesinde doğdum: Davutpaşa Çöp İskelesi, Ispanak Viranesi, Samatya Narlıkapı Çıkmazı, Yeşilköy Bamya Tarlası, feyiz aldığım ilk yerlerdir. Yaşadığım ilk 15 yılda evlerimizde elektirk ve akarsu yoktu. Gaz lambasıyla aydınlanır, eşekli sakaların mahalle çeşmesinden getirdiği ve küplere boşaltılan sularla yıkanırdı

2016 defa okundu.

yazının tamamı...
Hayal ? Zaman
Hayal ? ZamanAydın Boysanİlk marifetimiz işi hınzırlığa dökmek olacak. Dünya düşünür ve bilim insanlarının uzun yıllar çalışarak ulaştığı sonuçlardan birisi, zaman hızının hiç değişmediğinde anlaşmasıdır.Biz şimdi pervasız düşünme kanallarına dalarak "zaman" denen önemli ve değişmez akışa musluk takalım. O ünlü  zaman akışını hızlandırıp yavaşlatalım. Hatta istersek durduralım bile?Örnek mi? Buyurunuz: Bir dünya güzeli hanım zaman musluğunu kapatarak istediği yaşta dursun! Düşünme pervasızlığı zıvanadan çıktı ya! Hatta isterse, zamanı istediği gibi ayarlasın?Yalnız durdurarak değil?.İleri geri de oynatarak.Sabah olunca işine olgun yaşta bir hanım olarak mı gitmek istiyor? Musluğu hemen orta yaş sayılarına çevirmeli! Bir erkek gece eşine ( ya da sevgilisine) gen

2475 defa okundu.

yazının tamamı...
Flozofun Sonu
Flozofun SonuAydın BoysanÖnce biraz da olsa kendimi tutarak , çok önemli kişilik Seneca'yı anlatmalıyım. Kendisi Hazreti İsa ile yaşıt gibi? Sayılarla bezdirmeden yuvarlatarak diyeyim ki, iki bin yıl öncesi Roma İmparatorluğu'nun önemli kişisi . Adının başına mutlaka ve hemen filozof takısı konuyor.Gençliğinde önce politikaya yöneldi ama, aklı başına çabuk geldiği için vazgeçip kendini edebiyata verdi birden ünlendi. Ancak bir dedikodu yüzünden sürüldüğü Korsika adasında sekiz yıl kaldı. Bağışlanarak Roma'ya geri döndü. O müthiş diktatör Neron'a hocalık yaptı.Düşünen kişi olarak iki bin yıl sonra bile unutulmayan Seneca, dünya tarihinde emirle damarlarını  keserek kendini öldüren ( Neron'un emriyle) kişidir. Bu yanıyla da anılır.Ancak bana göre unutulması mümkün olmayan sevimli

2071 defa okundu.

yazının tamamı...
Sona Doğru
Sona DoğruAydın BoysanÜçüncü binyılın başında 10'uncu yıla da girdik. Tuhaf desem değil?Sayı bunlar, tuhaf olmaz? Sanırım tuhaflık bende, ömrüm boyunca 2000 yılını bile yaşayacağımı hiç sanmamıştım ki!Ben doğduğumda son Osmanlı padişahı Vahdettin henüz kaçmamıştı?Yıl 1921 idi. Türkiye Cumhuriyeti de henüz kurulmamıştı.Bu yazı için iyi düşünmeliyim ? Her aklımdan geçeni mutlaka anlatmalı, ancak uzatmamalıyım.İstanbul'un (Suriçi eski İstanbul'un) bir kenar mahallesinde doğdum: Davutpaşa Çöp İskelesi, Ispanak Viranesi, Samatya Narlıkapı Çıkmazı, Yeşilköy Bamya Tarlası, feyiz aldığım ilk yerlerdir. Yaşadığım ilk 15 yılda evlerimizde elektirk ve akarsu yoktu. Gaz lambasıyla aydınlanır, eşekli sakaların mahalle çeşmesinden getirdiği ve küplere boşaltılan sularla yıkanırdı

2842 defa okundu.

yazının tamamı...
Yine Bahar
Yine BaharAydın BoysanUzun yaşamanın sakıncalarından birisi, olan bitenin akla ve mantığa sığmayacak kadar tuhaf gelişmeler oluşu.Örnek mi? Buyurunuz:Dünya nüfusu 500.000 (yarım milyon) yılda (1960 yılına kadar) yaklaşık 10 (on) milyondan 3 (yalnız üç ) milyara yükseldi. Aklı sığabilen bir artış var. Ya daha sonra ne oldu? Yalnız 40 yılda 6 (evet altı) milyara çıktı, sadece 40 yılda duble oldu. Artış oranını hesaba katarsak, hızlanma yaklaşık 12.000 (on iki bin) misli olmuş.Türkiye nüfusu 1927 yılında yapılan sayıma göre, 13 (on üç) milyonu biraz geçiyor. Şimdi 80 (seksen) milyon?.artış: 83 yılda 67 milyon . Ama asıl çarpıcı  fark şehir nüfuslarında: Bu süre içinde 3,3 (yaklaşık üç) milyondan 50 (elli) milyona çıkmış..25 (evet yirmibeş) misli artmış.Bize hep öğretildi ki , gerçe

1841 defa okundu.

yazının tamamı...
Yaşamanın Anlamı
Yaşamanın AnlamıAydın BoysanYaşamayı bir oyuna benzetelim de, bazı konulara yaklaşma çekingenliğimiz azalsın?Yaşamak  da bütün oyunlar gibi?iyi oynayan kazanıyor, kötü oynayan  kaybediyor. Hiçbir riske girmeyen  de hiçbir şey kazanamıyor. Yaşamayı satranca benzetmek de alışılmış  iş?Oyunun  sonunda şah, vezir, kale fil ve askerlerin hepsi birden aynı  torbaya konur. Üstelik kazanan ve  kaybedenler de birliktedir. Bütün insanlar da sonuçta aynı yere girerler, birlikte olurlar. Sonsuza dek.Kalitesi çok önemli bir tür, politikacı takımıdır. İngilizler "politikacının  eğitimine büyükannesinden başlanır" derler. Bu söz gerçekten  de kalitenin önemini çok güzel  anlatabilme girişimidir.Oysa dünyaya baktığımızda görüyoruz ki, baz

1934 defa okundu.

yazının tamamı...
Kısa (!) Bir Özet
Kısa (!) Bir ÖzetAydın BoysanProje bürosu başındaki mimarlık yaşamım 1945 ? 2000 yılları arasında 55 yıl sürdü. Son 10 yılda da  kopmuş değilim. Bir ömrün, öğrencilikle birlikte 70 yılını dolduran konudan kopulamaz ki..İyi de oluyor.Her işin zorlukları ile birlikte, huzur ve neşe veren yanları da bulunuyor?Biraz daha açık  anlatırsam, çırpınarak çalışan haftaları ? ayları arasına mutlu eden  saatleri ? günleri  de olsa giriyor.  Yarım yüzyılı aşan  ağır çalışma (gerçektir bu söz), sonuna gelince artık hoş yanlarıyla, gülümsemelerle anılıyor.Çekilmiş işkencelere, uğranılan haksızlıklara bile karşın.Bir özet daha yapmak borcumdur. Öğrencilikte geçen, üstelik savaş yılları içinde 1940  - 45 arasında çekilen ağır zorluklar yaşanmış&nbs

2523 defa okundu.

yazının tamamı...
89'uncu Baharda
89'uncu BahardaAydın BoysanBen doğduğumda 1921 yılı yaşanıyordu. Türkiye Cumhuriyeti  de daha doğmamıştı. 89'uncu  yılımı yaşadım bugünlerde bu dönemi iyice kısaltarak  özetlemek isterim.Acı ya da güzel , her yanını yaşadığım bu çok ilginç  dönemi anlatırken, amacım kendimi anlatmak değil, çevremi  anlatmak?.Yaşadıklarımı anlatırken kendimi çekip çıkarıp,  bir yere atamam.Doğduğum İstanbul'da yaşadığım ilk mahallem  Marmara kıyılarındaki Samatya olur. İlk evimiz Davutpaşa ve Langa bostanlarının yanındaki deniz kıyısındadır.  Sonra da yine Samatya semtindeki Narlıkapı Çıkmazı'na taşınmıştık.Ömrümüzün ilk 15 yılında oturduğumuz ahşap evlerde elektriğimiz ve akarsuyumuz yoktu. Petrol lambasıyla aydınlanır, eşekli sakaların mahalle çeşmesinden 

1746 defa okundu.

yazının tamamı...
İnsan ve Sanat
İnsan ve SanatAydın BoysanSanat ufuklarının üst seviyelerinde sanatın milli yanları ortaya çıkmaz. Tüm sanatların  dorukları tüm düzgün insanların üst seviyesine aynı  biçimde hitap eder. Almanya ile Fransa savaşırlarken, Alman piyano virtüözü Walter Gieseking , dinlediğimiz 1942 yılındaki İstanbul konserinde Fransız Debussy'in bestelerini seslendirmişti.Bizde de alaturka besteleri, örneğin Tatyos Efendi'yi dinlerken , geçmiş zaman milli zıtlıkları aklımıza gelmez ki: Gelmesi de gerekmez ki?.Müzik sanatına can evren kaynak sadece "ses'tir. İcracının gözle görülen görüntüsünün  müziğe katkıda bulunduğu söylenemez bile.Benim yalnız kendi açımdan sıkılmadan söyleyebileceğim tek fark,  tıpatıp aynı müziği bir beyden dinlemektense , bir hanımdan dinlemeyi tercih edecek

1698 defa okundu.

yazının tamamı...
Önceki Yıllarımız
Önceki YıllarımızAydın BoysanCumhuriyetimizin ilk yıllarında tüm şehirlerimizin kendine göre kişilikleri vardı. Birbirine benzemezlerdi ama, hepsinin teker teker de, ülkenin tamamında da bütünlükleri vardı. Şehirlerimiz birlikte yaşamayan, birbirinden kopuk semtler yığını değildi. İnsanlarımız birbirine komşuluk ilişkileri ile bağlıydı. Ben 70 yıl önce Narlıkapı Çıkmazı'ndaki komşularımın  adlarını  ve çehrelerini  hala hatırlıyorum. Oturduğumuz apartmanlardaki ilişkiler , sanki aileler arasındaki yakınlaşmayı değil de zıtlaşmayı körüklüyor.70- 80 yıl önce şehirlerimizin kendilerine özgü yapıları ve karekterleri  vardı. Şimdi ise artık bütün şehirlerimizdeki apartman  yığınları, sanki birbirinin benzeri gibi oldu.Biz son derece tutumlu şartlar içinde yaşayan 

1930 defa okundu.

yazının tamamı...
Ev Hayvanlarımız
Ev HayvanlarımızAydın BoysanNe oldu hayvanlarımıza?Ben İstanbul,  Samatyalıyım. Benim çocukluğumdaki  okul derslerimizde hayvanlar önce ikiye ayrılırdı: Ehli Hayvanlar - Yabani Hayvanlar. Bizim Samatya Narlıkapı'daki evimizde hayvanlarla birlikte yaşardık. Her türlüsüyle birlikte.Evlerimizin kedileri, köpekleri olurdu. Biz yemeğe oturmadan önce onları beslerdik. Kedilerimiz bizim, farelere karşı  "koruma görevlilerimiz" olurdu. Köpeklerimiz ise, insanlara karşı? Yeşlköy'de Bamya Tarlası  kenarındaki kiralık ahşap  evimizde ise,  benim lise öğrencisi olarak ellerimle yaptığım kümeslerde tavuk, hindi, kaz beslerdik. Bakımları ile görevliydim.Bizim o zamanlar zoraki beslediğimiz hayvanlar arasında fare, tahtakurusu  ve pireler de bulunurdu. Savaşırdık

1558 defa okundu.

yazının tamamı...
Meddahlar Demokrasisi
Meddahlar DemokrasisiAydın Boysan1923 cumhuriyet kuruluşundaki siyaset yaşamı (Serbest Fıkra deneyimi dışında) ilk kez çok partili demokrasiye dönüştü. Bu yol anayasa değişiklikleri ve başka politik önlemlerle açıldı. İlk serbest (ancak yine de şaibeli) seçimler 1946 yılında yapıldı.Ülkemiz o yıldan beri geçen 64 yılda demokrasi ninnileri söylenerek uyutulurdu.Görünüşte seçimle gelmiş siyasal parti genel başkanlarının otoritesi, her sorunun çözülmesi için açık ya da gizli ana kaynaklar oldu. Sade vatandaşlar oy hakkı rüşveti kullanılarak uyutulmaktadır.Anaysa ve yasa değişiklikleri söyentileri son zamanlarda yine tekrarlanan masallar oluyor.Özellikle bizim gibi "henüz gelişmekte olan "ülkelerde, ancak kesinlikle bütün dünyada da demokrasilerin bazen tehlikeli olan hastalıkları var. Bu hast

1599 defa okundu.

yazının tamamı...
Bir Delinin Notları
Bir Delinin NotlarıAydın BoysanKendimiz vücudumuzla ağaçlar altına yatıp çimenlere uzansak da, gözlerimizi kapasak da ruhumuzu, kafamıı  bağlamış olmalıyz. Ruhlar istedikleri esintiler içinde uçuşur durular?Bu da sözün gelişi sözlerimiz uçuşurlar ve durmazlar.Ruhumuzu bağlayamayız?Durduramayız?.Bizimdir ama, bize bağlı değildir. Nereden mi biliyorum?..Öyle yaşamaktayım da ondan.Tuhaf mı tuhaf zamanlar yaşadığım oluyor ki, bir saat içinde upuzun ömrümün başından sonuna, çırpınışlar içinde koşuşup  duruyorum. Gariplik şu ki  bu sahneler benim ömür tiyatromun başı- sonu  arasında da sınırlanıyor.Adem Baba ile Havva Ana, sürekli konuklarım?Ya onlardan öncesi?...Kafama egemen değilim ki?Okumuşum ya, bir alay uzay kitabı!.. Biliyorum ya, bu uzal

1521 defa okundu.

yazının tamamı...
Osman Nihat Akın
Osman Nihat AkınAydın Boysan1950'li 60'lı yıllarda bazı akşamlar, Galatasaray'da Çiçek Pasajı  köşesindeki Degustasyon Restoran'a giderdik. Orada bir masada Selahattin Pınar, Osman Nihat , piyanist Feyzi Aslangil, arkadaşlarım Amca Mithat, Jim Burnet Vedat ile de birlikte olurduk.Hepsi konuşkan insanlardı ama, en az Selahattin Pınar konuşurdu. Oradaki akşamüstü ölçülü demlenmesinden sonra hep birlikte bazı akşamlar Tepebaşı Bahçesi'ne saz dinlemeye giderdik. Zaten Osman Nihat da saz heyetindeki yerini alırdı.Osman Nihat, kişiliği çok canlı ve neşeli bir arkadaşımızdı. Davranış biçimleri  hangi çevrede ve toplumda olursa olsun değişmezdi.Ancak bir değişiklik evlendikten sonra akşam sofralarında görünmemeye başlaması ile ortaya çıktı. Sofra arkadaşları olan biz bu ayrılığa katlanam

2708 defa okundu.

yazının tamamı...
Müzik ve Zaman
Müzik ve ZamanAydın BoysanMüzik, zaman nosyonunu direkt olarak kullanan  tek sanat türüdür.Başka hiçbir sanat türü "zaman"ı kullanma yeteneğinde değildir. Aksine, zaman onları kullanır.Ruhlarımız sürekli yolculuk yapar?Oysa bu yolculuk yürüyerek yapılmaz. .. Ya nasıl yapılır? "Zaman taşıtına binerek."Zaman taşıtına binmenin en lüks, en parlak biçimi, müzik sanatıyla ilişki kurarak olur.Biz insanlar , bir mekan içinde yaşamaktayız. Hepimiz  "hayat" dediğimiz bir tiyatronun oyuncularıyız. Yaşadığımız tek mekanlar ya da zaman içinde değiştirerek yaşadığımız tüm mekanlar , bizim yaşadığımız hayat tiyatrosunun sahneleridir.Hepimiz hayat tiyatrosunun oyuncularıyız. Yaşadıkça oynadığımız hayat projesi sahnelerini zenginleştirmek için de çırpınıyoruz.Hatta cennet ? cehennem h

1589 defa okundu.

yazının tamamı...
Selahattin Pınar
Selahattin PınarAydın BoysanSelahattin PınarSelahattin Pınar sanatına ve çevresine öylesine saygılı  bir kişi idi ki, sanki  bütün  ömrünü sahnede geçiriyor gibi yaşardı.Hayatının tüm safhalarında bütün  davranışları ile kusursuz bir İstanbul edendisi ve İstanbul çelebisidir.Güzel ve zarif giyinişinden sofra kurmasına kadar İstanbul toplum terbiyesini sanki sahneler gibiydi.Selahattin Pınar elbet kendi eserlerinin bütün sanat inceliklerini titizce sahiplenirdi. Ancak tüm bestecilerin bütün  eserleri için de aynı titizlikle bir ilgi seli içindeymiş gibi davranırdı.Şiir de okurdu. Merak ediyorum, yoksa o ilgilendiği bütün şiirleri, belki de bundan nasıl bir güfte olabilir diye mi okurdu acaba?Selahattin Pınar  bestelerini, şairimiz Yahya Kemal de beğenir ve beni

1656 defa okundu.

yazının tamamı...
Mesut Cemil
Mesut CemilAydın BoysanMesut Cemil1920'li yıllarda doğmuş olan benim kuşağım, çocukluk ve gençlik çaplarımızı kendi müziğimizi dinleyerek geçirmiştik. Biz İstanbul Samatya Mahallesi'nin Narlıkapı Çıkmazı'nda oturanlar, komşularımızla birlikte saz çalarak koro halinde şarkılar söylenen mahallelilerdik. Annem ut ve keman çalar, babam şarkı söylerdi.Bir başka talihim de Pertevniyal Lisesi'nde öğrenciyken, o müstesna Mesut Cemil Bey'in  üç yıl süreyle bizim müzik öğretmenimiz olmasıydı.Mesut Cemil hocam, ünlü Tamburi Cemil Bey'in  oğluydu. Bizim müziğimizin üstadı idi de, öte yandan dünya klasik müziğinde de viyolonsel virtüzörü olabilmek gibi müstesna özellikleri bulunurdu.Mesut Cemil Bey, son derece ince terbiyeli ve dünyaya kibar gelmiş bir zat idi. Biz  ise lisemizde  o

2746 defa okundu.

yazının tamamı...
Sanat ve İcra
Sanat ve İcraAydın BoysanEski, hem de köhlenmiş bazı deyimleri kullanmaktan vazgeçemiyoruz?Eski huyumuz?Şu "alaturka" ve "alafranga" sözcükleriyle neler kastedilmiş olduğunu hatırlayalım hele.Alaturka sözü, "Alla Turca" yani Türk usulü, alafranga ise éalla Franca" yani Frenklerin (yabancıların) müziği niyetinde kullanılıyor.Bu iki deyim de artık zamanı çok geçmiş, artık haraplaşmış sözcükler olarak dilimizde.Evet, alıştığımız, sevdiğimiz kendi müziğimiz vardır. O bizim , alıştığımız, sevdiğimiz kendi müziğimiz olur. O müziği dinlerken yüreğimiz oynar. O müzik doğuştan sonra bizim yüreğimize girmiştir.Ancak, yetişkin insanlar olduktan sonra da ilk aşkımızı yüreğimizde koruyup , dünya müziğini sevmek de zamanın bize öğretisidir.Sanatçı ve bilim insanlarında tevazu  ana

1421 defa okundu.

yazının tamamı...
Uzay Mıncıklanırken
Uzay MıncıklanırkenAydın BoysanGözümüzü açmalıyız.Gözümüzü kapasak  bile, zihnimizi açmalıyız. Uykuya dalmanın körletici biçimi gözleri kapayarak olmaz, zihin çalışmasını durdurarak gerçekleşir. Gözlerimizi açmalıyız.Bir takım "tıtıl" lar bir süre gözden kaybolup gidiyor. Ne oldu  acaba bu zavallılara derken, başka sahnelere birdenbire, onlara pek benzemeyen bazıları ortaya çıkıyor. "Amma da benziyor bu güçlü ve mutlu  kişi  benim tanıdığım o zavallıya haaa!" diye şaşkınlığa düşülüyor.O kişi gözle bakınca benziyor gibi görünüyorsa da, bambaşka ruha sahip  birisi gibi fırlamış ? Tozutmak işten değil? O desem değil?Değil desem "O"!..Böyleleri bu dünyayı batırırlar ama, uzayda olduğu kesin milyonlarca gezegeni  de bu tipler cehenneme çevirir ve

1976 defa okundu.

yazının tamamı...
Sözün Büyüsü
Sözün BüyüsüAydın BoysanHuyumuzdur ya! Yazımızı şiirler ile bitiririz. Şimdi yine hemen bir şiir sunarak? Adı: "Sözün Büyüsü" dür:"Zamanın ta başlangıcında, / Paylaşırken yeryüzünü / İnsanlarla hayvanlar / İnsan isterse hayvan olabilirmiş,  / Hayvan isterse insan /  Kimi vakit insanlar varmış / Kimi vakit hayvanlar / Aynı dili konuşurlarmış / Söz büyümüş o zamanlar; /İnsan ruhunun  güçleri varmış / Rastgele  söylenen bir söz / Beklenmedik sonuçlar doğurur, / Canlanırmış o anda Eskimolar"İşte son sözcükle gördük kim imiş bu insanlar?... Eskimolarmış Eskimolar? Şiirin adı da: " Sözün Büyüsü"?Binlerce, belki on binlerce yıl önce sözlenmiş olan bir şiirin anıtsal olmuş, üstelik güzelliği yanında bana "gerçekçi" imiş gibi gözükmesi  de başka bir yönden

1888 defa okundu.

yazının tamamı...
Sınav Sorusu
Sınav SorusuAydın BoysanDenize düşen insanları yitirmemek için "kurtarma simitleri" atılır, yapışan kişi canını kurtarır.Bunların  benzeri, sohbet sırasında ruhu kararmış olanlara atılır. Bu sözlü kurtarma simitleri ünlü kişilere ait anekdotlar ya da fıkralar olur.  Yaşanmış  veya düşünülmüş bu sahneler ruhları  ferahlandıran kurtarma simitleridir. Kısa da olsa, vurucu örnekler vardır.Kirpi "yanılmak insancıldır" der ve elbise fırçasının üstünden aşağı iner. Garson: "Zaman paradır" der ve hesap pusulası üstündeki tarihi toplama sokar.Öğretmen sınavda öğrencisine: "Bana dolandırıcılığı anlatınız!" der. Öğrenci yanıt verir: "Dolandırıcılık, sizin beni sınıfta bırakmanızla yapılır?" Öğrencinin bu açıklaması üzerine öğretmen şiddetle öfkelenir, öğrenci çok sakin 

1969 defa okundu.

yazının tamamı...
Gökyüzüne Şair Bakınca!
Gökyüzüne Şair Bakınca!Aydın BoysanBiraz da gökleri dolaşalım! Sanki yerlerde sürünmüşüz gibi!... (yalan da değil ya) Yine de kafamızı kaldırıp gökyüzüne bakalım geceyi bekleyerek?Rehber olarak öyle cici kızlar aramayalım, onlar uzakları bilmez.  Benim  bildiğim  gökyüzünü şair Mayakovski bilir. İşte bakın , ne güzel anlatır "Beni Dinleyin" şiirinde:"Beni dinleyin! /Yıldızlar gökte ışıdığına göre / Birinin buna ihtiyacı var / Demek  biri onların  var olmasını istiyor.  / Demek bu minnacık tükürüklere inci adı veren var? / Öğleyin toz bulutlarına"Şair gökyüzünü Einstein  kadar doğru anlatmıyor ama , ondan daha güzel anlatıyor. Ne yapalım ki? Bu bir kenar mahalle gezegenini canlandırıyor. Önce şairi dinleriz. Şöyle bitirir: "Dinleyin! / Yıldızları yakan varsa, / Demek birine lazım bunl

1773 defa okundu.

yazının tamamı...
Cezayir Marşı
Cezayir MarşıAydın BoysanBenim rahmetli babam Esat Boysan  Bey, Birinci Dünya Savaşı'na yedek subay olarak katılmış, Suriye Irak cephelerinde savaşmıştı. Zamanında çekilmesi doğal olan tüm çilelere karşın, yaşama neşesini azıcık olsun  yitirmemiş, ilginç bir kişlikti. O zaman askerlerin  söylediği marşları ben ondan öğrenmiştim. Hala bir bölümünü notaları ile söyleyebildiğim Cezayir Marşı şöyle başlardı:"Tamam üç yüz yıl / Cezayir'in  parlak semasında Türk bayrağı / Dalgalandı amman  / Amman amman hey! //  O kahraman korsan gemilerinin  / Yelkenleriyle Akdeniz'in / Dalgaları gölgelendi / Amman amman hey! // Barut kokuları sardı denizi / Batan kalyonların  kalmadı izi / Kalmadı iziiii / Kalmadı iziiii  / Kalmadı izi."Sonrası da vardı bu şarkının&

1862 defa okundu.

yazının tamamı...
Yine Görüşelim
Yine GörüşelimAydın BoysanNe olursa olsun, bilinmeli ki yaşamak böyle bir "şey"?Neşesi de var, acısı da.En parlak marifet, acılara nasıl katlanacağını bilmek, mutlaka cıvımadan ama matemlere gömülmeden , neşelenmekten uzaklaşmamak? Ne kazandırır şu matem denen ruh hali ruhlarımıza ve yaşamımıza!... Bu kez öyle pek ünlülerden falan değil, bir Amerikan türküsünden  nefes alarak düşünelim:"Joe Hill girdi düşüme gece /  Ölen o değişmiş sanki  /  Şaştım kaldım başucumda görünce/ Joe dedim sen on yıla vardın öleli  /  Kimmiş ölen dedi Joe / Dipdiriyim yüreğimin sesiyle."Haydi saygıdeğer ve sevgili dostlar! Bu gece yine, bir daha göremeyecek olduklarımızla buluşalım!... Matemlere gömülmeden? Güler yüzle!

2486 defa okundu.

yazının tamamı...
Kiralık Ömürler
Kiralık ÖmürlerAydın Boysan2000'li yılların sadece yüzde birini yaşadık. 3000 yılına kadar yüzde 99'u  daha yaşanacak? öyle de, ne görülecek?İnsan organlarına mekanik yedekler ve takviyeler, mevcut organların büyütülüp küçültülmesi (!) , planlı ve programlı rüya görülmesi Bir bilgi daha var ki, kimilerini deliler gibi sevindirir?Ama deliler gibi?İnsan doğal ömrü 150 yaşına kadar uzayacak. Bu ufuk  açılınca bile bayağı ciddi zam umutları doğuyor ama, bakalım ben istiyormuyum?... Bakalım ben, böyle demokrasilere katlanacak mıyım?Bir umut daha var ana, onu resmen açıklamamışlar: İsteyen ömrünün yaşamadığı bir bölümünü de başkasına satabilecek imiş. Belaya bakın! Bakalım satın alan kendi ömrünü mü uzatacak, yoksa başkası olarak mı yaşayacak?... Ölmek daha iyi.

3010 defa okundu.

yazının tamamı...
Can Yücel Anlatırsa
Can Yücel AnlatırsaAydın BoysanCan Yücel AnlatırsaO ki dünyaya geldik? Olur olmaz her şeyi dert etmeden yaşamaktan başka çare yok!Aman dikkat, ben "Hiçbir şeyi dert etmeden " demedim ? Sakın ha!... Ben sadece : "Her şeyi dert etmeden!" dedim! Dünyamız dertler dünyasıdır. Hepsinden de kaçılamaz.Öyle tipler vardır ki: "Dünya yansa, hasırı yanmaz!" dedikleri cinsten? Yani o hasır denen, bitki kurusundan yapılmış örtüler ki, sigara izmaritinden  bile tutuşur? Oysa "dertsiz" lerinki yanmaz, çünkü hasırı ıslatırlar.Şiirlerin de  seçkin olanları, dertlenme konularını anlatanlardır, keyiflenmeleri değil? Örneğin Can Yücel'in  "Ayışığı" şiiri gibi."Bileklerimizi morartmış yeni Alman kelepçeleri / Otobüsün kaloriferleri bozuldu Kaman'dan sonra / Sekiz saa

2568 defa okundu.

yazının tamamı...
Yemen Türküsü
Yemen TürküsüAydın BoysanGeçen gece uyku zamanı geldi geçti? Yine de kafamdan  eski günleri çıkaramadım. İstanbul'un  eski kenar mahalleslerinde yaşadıklarımı? O kenar mahalle dediğim yerler şimdi artık  şehrin göbeğinde kaldı ya!.. Dobişleşen , çok nüfus yediği için çatlayacak  gibi şişen , o zavallı ihtiyar İstanbul'umuzun?Biz Samatya'nın  Narlıkapı Çıkmazı'nda yaz akşamları sokakta toplaşır, hep birlikte şarkılar söylerdik? Yaşlı ? genç, hanım-bey, çoluk-çocuk hep birlikte.Toplumlar uygarlık tortuları bırakıyor. Aradan yıllar geçse de anılar depreşince, bu tortular birden yaşanan zamana fışkırıp karışıveriyor.Son zamanlarda, düşünme fukarası olmuş  Osmanlı İmparatorluğu'nun röntgeni de yaşama, dolayısıyla şarkılara da yansıyıve

1766 defa okundu.

yazının tamamı...
Hanımlar Konusunda
Hanımlar KonusundaAydın BoysanAndre Maurois'ye göre, "Akıl açısından zayıf olan her kadın, her akıllı erkeği parmağında oynatabilir. Ancak, kaçık bir erkeği idare edebilmek için çok akıllı bir kadın şarttır."Sevimli bir izlenim , hoş bir anlatım ama, bu  görünüşe inanan kişiler erkeklerin kafalarını  sadece bir yük olarak taşıdıklarını kabul ediyorlar demektir. Aynı yazarın  bir başka deyimi çok daha akıllıca ve üstelik  gerçekçi gözüküyor şöyle ki: "Bir kadına güzel olduğunu söylemek, onu güzelleştirmez ama, hiç olmazsa hoşlaştırır."Bir başka söz ustasına göre (M.Aymé): "Kadınların güzelleşmeye çalışmaları, erkekler tarafından  beğenilmek için değil, diğer kadınları  kıskandırmak içindir."Bu gibi sözlerden çeşitli anlamlar çıkarılabilir ama, kırk türlü a

2150 defa okundu.

yazının tamamı...
Tereddüt İçinde
Tereddüt İçindeAydın BoysanBazı hükümetler bazı konularda kolay karar  veremezler (bizimki değil). Bazı kişiler de karar verinceye kadar, zamanı bozuk para gibi harcarlar, bir türlü sonuca varamazlar. Karar verme, hatta zaman ziyan etmeden karar verme yeteneği , aranılan insan hasletidir. Tereddütlerle kuramlar ise, hepimizden uzak  olsunlar. Bezdirici, bıktırıcı, tereddüt, karar  bekleyen sorunları hafife alma hafifliğidir. Bizim Osmanlı  İmparatorluğu  da tereddütler yüzünden  battı ya! Başlangıçta çabuk parlayan  imparatorluk, sonradan zamanında karar verebilme yeteneksizlerinin  tereddütleri  yüzünden  batırıldı. Anlatılır ki  eski Osmanlı paşalarından  biri para biriktirmiş, konak yaptırmaya karar vermiş? Kendi huyunu&n

1836 defa okundu.

yazının tamamı...
Demokrasi Deyince
Demokrasi DeyinceAydın BoysanBu "demokrasi" adı verilen devlet kuruluş biçimlerini mutlaka yenilemek gerekiyor (biz hariç)Önceki  yıllarda her sabah gazeteyi açınca: "Acaba bugün hangi Güney Amerika ülkesinde ihtilal oldu?" diye bakardık. Neredeyse hepsi seçimle gelmiş hükümetler devrilirdi. Son yıllarda yoruldular. Ya Afrika demokratik  seçimleri?... Moliére yaşasaydı  da yazsaydı, her biri unutulmaz komediler olurdu.Almanya'da Hitler 1933 seçimleri ile iktidara geldi. Ülkesini de, dünyayı da kana bulayan Hitler'in  nasıl  bir kişi olduğu ancak ölümünden sonra biraz anlaşılabildi. Ya İtalya'da seçimle iktidara gelmiş ve ülkesini Hitler Almanya'sının peşine takmış Mussolini seçimle iktidara gelmişlerden birisi daha değil miydi?Trajik yazılar sunmak istemiyorum

1895 defa okundu.

yazının tamamı...
Sayılar Şaşkındır
Sayılar ŞaşkındırAydın BoysanYaşamaya doyulur mu? Uzun yaşanırsa bıkılır mı? Hepsi olur ya da olmaz ama, bu konuda konuşan herkes o gün için konuşur, ertesi günü başka şeyler söylediği olur.İnsan ne kadar yaşar? Nüfus cüzdanında yazılı olduğu kadar mı? Bu konuda resmi kayıtlara inanmak gerekli veya şart değildir. İnsanın  ne kadar yaşadığı kayıtlara göre değil, kişilere göre değişkendir. Açıklama resmi sayılarla yapılırsa yanıltır. O kişi o kadar nefes almıştır ama, aslında o kadar yaşamadığı da kesindir.Gerçeğe biraz daha yakın  (ama biraz) bir bilgi , yine bir şairden alınabilir. Yahya Kemal der ki: "İnsan alemde hayal ettiği  müddetçe yaşar"İyidir, hoştur da, şiirlerden matematik sonuçları çıkarmayı kabul eden insan, her ikisinden  de hiçbir şey  anlamıyor demek

1682 defa okundu.

yazının tamamı...
Çapkınlık
ÇapkınlıkAydın BoysanDünyamız fazla kalabalık oldu. İnsanlar, toplumlar artık birbirini doğru dürüst tanımıyor.  Bizim Kuzey Amerika'yı hala kovboy filmlerinden tanıyacağımızı sanmamız anlamsız. Onların da bizi hala "harem" masallarından tanıyacaklarını  zannetmeleri  kafasızlık?Böylesi örnekler azaldı ama, yine de kafalarda hala kazandibi yakıştırmalar yapılmasından vazgeçilmiyor. Bitmeyen örneklerden biri şöyle yaşanmıştı: Almanya'da aileler arası bir yemeğe çağrılan bir Türk arkadaşıma  kaç karısı olduğu sorulmuştu. O da şöyle açıklamıştı:"Biz de değiştik elbet! Şimdi artık  biz de resmen bir hanımla evlenip, ayrıca gizli zamparalık yapıyoruz."Soruyu yönelten adamı, sayın eşi kaldırıp  götürmüştü yemek bitmeden?

1827 defa okundu.

yazının tamamı...
Şirin Konuğum
Şirin KonuğumEski günler deyince, mutlaka yüreğim oynuyor. Ne türlüsü olursa olsun?İlle de güzel anılar peşinde koşmuyorum. Ne yaşadıysam, hepsi makbul zamanlar oluyor. Tam 60 yıl önceydi. Bizim inşaat ekibinde hep olduğu gibi unutulmayacak hoş insanlar bulunuyordu. Bu dediklerimden kamyon şoförü Hayri, hoş  ratlantıydı, benim ilkokuldan yıllarca sınıf arkadaşım olmuştu. İkimizin de öğretmeni olan hanım, benim annem oluyordu.Rastlantılara şaşmak olabilir ama, şart değil. Yıllar sonra benim yönettiğim yapı yerine malzeme taşıyan kamyona sahip olmuştu.Bu kamyon  da pek ilginç bir makineydi. Belediyenin çöp işlerinde uzun yıllar hizmet gördükten  sonra hurdaya çıkarılmıştı. Hayri bu kamyon hurdasını  pek ucuza satın almıştı. Pek marifetli  bir kişi olan Hayri, k

2490 defa okundu.

yazının tamamı...
Bedri Rahmi'yi Anarken
Bedri Rahmi'yi AnarkenRessam ? Şair Bedri Rahmi Eyüpoğlu, ne yazık ki çok geç tanıştığım emsali az bulunur değerlerimizden  birisiydi. Dünyamızı erken terk  edişi de üzücü olmuştu. Onun resimlediği bazı banka şubelerinin mimarıda bendim. Kendisi öğretim görevi yaptığı GSA'da verdiği bir dersini şöyle anlatıyordu:"Renler ışıkla başlar, ışıkla biter, oysa biçimlerin hepsi böyle başlayıp  böyle bitmez. Renkler karanlıkta erirler ama, biçimler olduğu gibi kalırlar. Öylesine kalırlar ki, karanlıkta bir heykele çarparsanız alimallah kafanız bile kırılır."Bedri Hoca sonra , öğrencilere sorar: "Şimdi biçimi bana kim anlatacak?" Uzun süren bir sessizlikten sonra bir öğrenci anlatır:"Efendim, karanlıkta kafamızı  kıran şeye biçim denir."Böyle sevimli olayları da neşe ile an

1667 defa okundu.

yazının tamamı...
Yanlış Besteci
Yanlış BesteciNedense bugün aklıma hep de yaşama veda etme olayları geliyor. Ne olacak? Geliyorsa sa geliyor? Mizah konusunda en sevimli olaylar bu konuda oluyor dersem, aklımı kaçırdığım  için değl, çalıştırdığım için geliyor.İkinci Dünya Savaşı sırasında Viyana havadan şiddetle bombalanıyordu. Aktör Hans Moser ölmekten  fena halde korkuyordu. Meslektaşı Leo Slezak  ise, arkadışna anlatmaya  uğraşıyordu: "Senin  korkuların  saçma' Biz tiyatro sahnesinde hergün  ölüyoruz ya!... Alışkınız! Ne farkı var?"Moser karşı koyuyordu: "Fark olmaz mı hiç?... Tiyatro sahnesinden öldükten sonra temsil  bitince iyi bir yemek  yiyeceğini bilirsin?"Besteci  Meyerbeer Paris'te öldü? Birkaç gün sonra o sırada Paris'te olan besteci  Ros

1838 defa okundu.

yazının tamamı...
Pişmanlık
PişmanlıkTıp Fakültesinden doktor olarak mezun olmuş iki sınıf arkadaşı , uzun yıllar sonra karşılaşıyorlar. İkisi de sevinçli? Kadın doktoru olan zengin  olmuş, göz doktoru ise ancak zorlukla geçiniyor. İkisi de sınıflarında başarılı olmuş öğrenciler iken, neden zor geçindiğini  soran kadın doktoruna göz doktoru açıklıyor:"Elbet fark var kardeşim?Göze kürtaj yapılmıyor ki?"Son derece güzel ve inançlı bir genç kız , her Pazar günü yıllarca kilisede dua ediyor. Günün birinde kulağına "hafiften" Tanrısal bir ses geliyor: "Seni mutlu edecek bir isteğini söyle!"Genç kız ise sevimli bir şaşkınlık içinde: "Benim sevgili kedim yakışıklı bir genç olsun ve bana aşkla bağlansın!.."Duadan sonra heyecanla evine koşan güzel kızı evinde dünya yakışıklısı bir genç erkek karşıl

1700 defa okundu.

yazının tamamı...
Alacakaranlıkta
AlacakaranlıktaAfrika çöllerinde inşaatta çalışmış bir arkadaşım, gece oluşunu da, gündüz oluşunu da anlatırdı: "Aydınlık da, karanlık da gökyüzünden balta gibi ve birdenbire iniyor."Yani bizim Boğaziçi'nde yaşadığımız, alacakarnlık keyfi yok? Bizim aydınlığımız da, karanlığımızda, sanki  kayıkla yanaşıyormuş  gibi aheste ? beste iner? Beklete beklete? Hem zaten karanlığın elektrik  ampulü söndürür gibi birdenbire basıvermesini çöl develeri yadırgamaz. Biz yadırgarız.Biz alacakaranlığı severiz. Anlaşılan şair Paul Valery de seviyor ki, şöyle anlatırdı:"Görüyorum altın kürekli kadırgaların/ Belirişlerini şafakta/ Karanlıklardan"Hemen bir soru aklıma "düşüyor" ? Taş gibi düşüyor: Sabah alacakaranlığı ile akşam alacakaranlığı birbirinden farklı mı

1907 defa okundu.

yazının tamamı...
Fethi Naci'yi Anarken
Fethi Naci'yi AnarkenFethi Naci Kalpakçıoğlu..Fethi Naci'yi AnarkenTerslikler dünyası bu yaşadığımız  küre? en önemli olasılıkların hesabı yok!... Örnek mi? İnsan ömrü her şeyden önce?Benden 6 (altı) yıl  sonra dünyaya gelmiş olan Fethi Naci (1927) benden yıllar önce dünyamızı terk ediverdi. Sayı şimdilik belli değil! Böylesi ters farklılıklar konusunda en  sevimli ve biberli eleştiriyi yapabilecek  kiş ise elbet Fethi Naci'nin kendisi olurdu. Ne derdi (ya da ne der) acaba?Onu hatırlamak , hem sevimli hem de sevgili bir anı? Hele onun hakkında yazmak, anıların sıcaklığı birden ısıtıverince pek hoş ama, aklıma bir tehlike de geliveriyor? Ya o bu yazıyı okursa?Sonra da eleştirmenliği tutarsa?... Neler derdi acaba?Ne derse desin? Çok sofrada b

2336 defa okundu.

yazının tamamı...
Sonu Yoktur Bu İşin
Sonu Yoktur Bu İşinYaşamanın  sonsuza dek  süreceği  umudu verip inandırmak bütün  dinlerin kutsal görevidir. Cennette de olsa, cehennemde de olsa!?Fark etmez, çünkü cehennemlik olanlar bile, isterse uzun yüzyıllar sonra olsun, gün gelip (yıl gelip) cennete terfi edecekleri umudundan  kesinlikle vazgeçemezler.Haklıdırlar? Yaradan, insanlara sonsuza dek  cehenneme layık  olacak  kadar akıl vermiş olamaz ki. Gün gelecek  Hitler'in  bile cehennem cezası, birkaç binyıl bile sürse , sanırım bitecek.Normal bir insanın  yaşadığı ömür bir çağrışımlar zinciridir. Her konu her insana aynı  şeyi hatırlatmaz ama, başka  da olsa mutlaka yeni bir "şey" i aklına getirir.Ben de şimdi Hitler dedim diye, onun yok ettiği binlerce Mu

1860 defa okundu.

yazının tamamı...
Rantabl İş Kurmak
Rantabl İş KurmakBir, Musevi Roma'yı ziyaret ediyor. Vatikan'ı da Papa'yı da, kardinalleri de merak ediyor. Hepsinin en pahalı otomobillerle, Mercedes'lerle ? Cadillac'larla gezdiğini görüp kendine özgü sonucu çıkarıyor:"Başarılı iş kurmak diye ben bu Hıristiyanlığa derim. Oysa patron İsa tek bir eşekle işe başlamıştır."Yaşlı bir Musevi'nin  tek oğlu  babasının inancını terk ederek Hıristiyan oluyor. Yahudi cemaati  babayı sorguya çekiyor: "Sen inanmış bir Musevi  olduğun halde, oğlun  Hıristiyan oldu? Sen  yarın Tanrı  huzurunda hesap verirken , kendini  nasıl kurtaracaksın?" İhtiyar Yahudi  hesabını biliyor ve diyor ki:"Ey Tanrım! Senin de tek oğlun  İsa, Musevi iken Hıristiyan oldu? Sen ne yapabildin?"Hıristiyanlıkta gü

2470 defa okundu.

yazının tamamı...
Uyandırma İlaçları
Uyandırma İlaçlarıAydın BoysanSevimli bir kitaptı?İyiydi, hoştu da, kitabın adıyla sunuşundaki ilk cümle anlamsız bir biçimde çelişiyordu: Adı "50 Yılın Türk Mizah ve Karikatürü" olan kitabın özsözü:"Mizahın  kökeninde eğlence ve hoşgörü yatıyor"Bu denli  yanlış anlamlı bir cümle kitaptaki amacın  ne olduğunu bilmeceye döndüren  bir bilgisizlik  ve vurdumduymazlık olmaktaydı.Mizahın kökeninde "eğlence" nin bulunduğunu düşünmek, bir mizah kitabı için cahillik örneği vermekse, işte bu  gülünç bir işti? Hele  "hoşgörü" yattığını eklemek, bilgisizliği katlamakta idi.Kitabın başlangıçtaki bu tuhaflığı sonraki gerçek mizah  gösterileri olan yazı ve karikatürler telafi etmekteydi.Şakadan anlamak, akıllı  olmanın işaretlerinden biridir. Şaka

3654 defa okundu.

yazının tamamı...
Sanat ve Söz
Sanat ve SözAydın BoysanSanat nedir?...Yanıt kısa hatta çok kısa mı olsun? ?Pekiyi: "Sanat yaratmaktır."Politikaya hiç benzemez. Sanatçı  yaratır, politikacı uydurur. Bu düşünce aklıma epeyce eski bir olayı getirir. İgnaz Paderewski, gerçekten büyük bir müzik sanatçısı?Beklenmez, akıl mantık almaz bir olay, Birinci Dünya Savaşı sonrası Polonya başbakanı olması?Bir görev gezisi sırasında Fransa'yı ziyaret etmesi?Versailles sarayında Fransa başbakanı Clemenceau tarafından büyük törenle karşılanması?unutulmaz olay, ev sahibi başbakanın şu sözleri:"Siz, dünyanın büyük piyanisti Paderewski, müzik sanatını terk ederek sıradan bir başbakan oldunuz demek!..Ne düşüş bu Tanrım!.."Ben 1984 yılında yayınlanan bir kitabımda da bu olayı  anlatmış  ve altına&n

3315 defa okundu.

yazının tamamı...
Sahneye Çıkmak
Sahneye ÇıkmakAydın BoysanNe sevimli bir sözdür o: "Sahneye çıkmak" sözü?Böylece anlatılmak istenen, "Bir Yüksek Huzura" çıkmak gibi, sıra dışı, müstesna olması beklenen bir ruh halidir. Elbette bu sözün kaynağı : "Tiyatro" olur. "Kadim" dediğimiz önceki zamanların Atina'sında olduğu gibi? O Atina tiyatrosu ki, insanlar yaşadıkça onlara ait yaşamı örnekleyerek  sahneye çıkarırdı? Böylece de toplumları, elbet insanları da sahneye çıkararak, insanlara insanları öğretirdi.Pekiyi, sorulabilir ki insanlar gerçekleri kendileri göremez miydi?.. Herkes her gerçeği göremezdi ki? Her insanın yetişme biçimi ve aklına göre görebileceği derinliklerin sınırı vardı elbet? Tiyatro bütün  insanların güzelliklerinden de derinlerini görmesini sağlayacak bir ruh  d

2173 defa okundu.

yazının tamamı...
Mizahın Görevi
Mizahın GöreviAydın BoysanMizah sanatının dil uzatamadığı, hırpalamaktan korktuğu hiçbir alan yoktur.Haklıdır da?Çünkü mizah gerçekleri yansıtır?Yansıtır ama gerçekleri  yakıştırmaz, sadece ayna tutar.  Zaten anlatılanlar gerçek olmasa, onun adına mizah denmez?Okunup anlatılmaz, çizilmez.Zaten mizahın yarattığı korkular da, anlatılanın uydurma olmasından doğmaz. Gerçekleri yansıttığı için korkulur. Mizah hareket amacıyla yapılmaz. Gerçekleri yansıtmasa, zaten onun adına mizah denmez. Korkutması, öfkelendirmesi de bu yüzdendir. Bir yanlışı açıkça yapmaya cesareti olmayan korkaklar, bu  gerçeğin  açıklanmasından da korkarlar.Tehlikeli ve yanlış bir iş yapmaya girişen  akıllı ve cesur insanlar o yanlış ortaya çıksa bile korkmazlar. Çünkü o  mari

2395 defa okundu.

yazının tamamı...
İnsan ve Makine
İnsan ve MakineAydın BoysanFıkra anlatılınca zevkine varabilmek için bazı  öncelikli hazırlıklar gerekir.Bunların başında başlangıcı doğuşta olan, akıl ve kişisel yetenekler gelir. Sonra da hem genel kültür, hem de dikkat yeteneği gelir. Elbet anlatanın da ifade yeteneği başlangıç şartı olur. Fıkra sözle de, yazı ile de anlatılır. Yazı ile anlatan daha dikkatli ve terbiyeli olmak zorundadır. Sözle anlatan ise, edep sınırlarının ötesine bile geçerek sözcükleri sansürsüz kullanarak anlatabilmek  gibi şansı bulunur? Elbet çevreye göre.Fıkra bir konfeksiyon  anlatım biçimidir. Zihinlerde konserve kutuları gibi depolandığı olur. Fıkranın ateşleyen barutu esprisi olur, fantezisi olur. Bu "taşıyıcı sistemin" ne anlama geldiğini Freud şöyle açıklar:"Espri, yaşayanın ? an

2239 defa okundu.

yazının tamamı...
Atatürk Kültür Merkezi
Atatürk Kültür MerkeziAydın BoysanBir talihsiz  konudur bu  AKM? Başlayış  ve bitişindeki garip farklılıklardan , geçirdiği yangına kadar. Başlangıcı İstanbul Belediyesi sahipliği  olan ve sıradan  bir tiyatro binası olarak yapımı başlayan bu yapı, istek  fukaralığından  doğan para fukaralığı  yüzünden , yıllarca süründükten   sonra, ancak ve sadece  betonarme iskeleti yapılmış olarak ortaya çıkabildi. Sonra da bitirme görevi Bayındırlık Bakanlığı'na aktarıldı.Projesi mimarlar Rüknettin   Güney ve Feridun  Kip'e ait bulunuyordu. Ancak yapı, kalitesi sakatlıklarla malul betonarmesi ile sorunlar çıkarttı. Bayındırlık  Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğü olaya el koydu. Zayıf betonarme, örneğin  kolonlara

2576 defa okundu.

yazının tamamı...
Şiirde Dünya
Şiirde DünyaAydın BoysanBazı kişiler sanmaktadır ki şiir, hep neşe ve huzur içinde ortaya konan bir eserdir.Bu kişiler kafayı çekerken gece yıldızlara bakarak,  orada kim bilir herkesin ne mutlu olduğunu  sanabilen bön yaratıklardır.Oysa şiir, eğer gerçekten şiir ise, şairlerin ruhlarını kendi cenderelerine sokarak, çoğu zaman uzun süreli sancılardan sonra ortaya koydukları eserler olur. Bu iş, eski zamanlardan beri öyleydi. Hele son  dönemlerde büsbütün  bu yolda gelişti. Tüm insalığa hitap eden  eserler oldu?Tercüme bile olsa.Yaklaşık iki yüzyıla yakın zaman öncesinin önemli yazarı Goethe (1749- 1832) daha o zaman, şiiri şöyle değerlendiriyordu."Gitgide daha iyi anlıyorum ki, şiir bütü insanlığın ortak  malıdır. 'Ulusal Edebiyat' deyimi artık fazla anl

2401 defa okundu.

yazının tamamı...
Sanat Gevezeliği
Sanat GevezeliğiAydın BoysanSanat üzerine uzun uzun düşünmek gerekir. Bir yanıyla çok sevimli de olan bu konuda biraz kafa yormak hevesine kapılan kişinin dikkat edeceği konu "Sanatçıları dinlemek" sanılabilir.Benim hemen sunacağım çok kısa bir izlenim: "Sakın ha!.." olur? Neden mi?Büsbütün kafa karıştırırlar da ondan. Çünkü sanat üzerine uzun yazılmışsa, o yazı kendi içinde bile çelişebilir. Aynı kişinin aynı konudaki çelişkileri, mantığı işleyen  bir okuru şaşırtır. Bu sanatçılar kendi konularında bile birbiriyle zıtlaşır.Çarpışan  görüşlerden doğabilecek şaşkınlık mutlaka önlenmelidir. Ya bu sonuca nasıl varılır?Herkes, "kendi dışındakilerin zıtlaştığı konuda, temizlenmiş bir açık zihne kendisi nasıl varabilir" diye düşünmek gerekiyor.Belki görülebilir ki "zıt" gibi gözü

1787 defa okundu.

yazının tamamı...
Perde Arkasında
Perde ArkasındaAydın BoysanSchiller'in Orlean Bakiresi oyunu bir çadır tiyatrosu programına alınıyor. Ancak tiyatro müdürü Grebert ilanlarıdaki oyun adını şöyle değiştiriyor:"Orleanlı Kız ? Schiller'in Büyük Romantik Komedisi". Oyun adını niçin değiştirdiğini de şöyle açıklıyor:"Orlean Bakiresi desem, kimse inanip gelmez. Bizim tiyatroda bakire mi olur?Fritz Kortner genç yaşlarında Viyana'da, "Her Şey Para İçin" oyunundaki rolü ile büyük başarı kazanmıştı. Bütün Viyana gazetelerinde büyük boy fotoğrafları yayınlanmıştı. Evinin kapısındaki kendisine rastlayan bir komşusu sormuştu: "Gazetelerde fotoğraflarınız yayınlandı? Ne halt ettiniz ki?..."Amsterdam'ın ünlü Concert ? Gebabu orkestrası Monteux yönetiminde konserine başladı. Dvorak çelko konçertosunun solisti Piatigorsky

3068 defa okundu.

yazının tamamı...
İpini Koparan
İpini KoparanAydın BoysanHiç kimseyi küçümsemek istemiyorum. Herkes hak ettiği sıfatı kazansın. Ancak "sanatçı" payesinin her ipini koparana yakıştırılmasına razı değilim.Şimdi borcum oldu: "İpini koparan" deyimiyle ne kastedildiğini açıklamam gerekiyor. Benim  çocukluğumun  geçtiği İstanbul'un  eski mahallelerinde bu deyim  köpekler için kullanılırdı. İnsanlarda  da yaşama kuralları  ve edebine uymayanlara levha gibi takılırdı.Sanatçı  denen, denebilecek  olan kişiyi anlatırken her "ipini koparanın" bu sıfata layık görülmesinden kaçınılırdı. Örneğin Ramazan ayında her tokmak  kullanan davulcuya müzik sanatçısı denmezdi.Kullanılan sıfat,  yakıştırılan  kişiye mutlaka uymalıydı? Kişi ise mutlaka o sıfata!Bu  sunduklarımı bira

2033 defa okundu.

yazının tamamı...
İnsan Beyinlerine
İnsan BeyinlerineAydın BoysanMizah, zamanın  biriktirdiği olaylarla da akıllara girerek, toplumların eleştirisini yapar.Çizdiği tablonun  görünüşü sanki gerçekçi gibi değildir ama, insanların  kafasına girebilmek için daha güvenli bir anahtar bulmak zordur? Üstelik "dar kapı" lı bazı  kafalara bile girmeyi başarır.O abartarak, çarpıtarak çizilmiş gibi gözüken karikatür, gerçekleri insanların kafasına sokuverir. Maymuncukla değil, akıllarını açan anahtarla.Gülmek çok eski zamanlarda sadece fizyolojik bir doğa olayı sanıldı. İnsanların akılları ve görgüleri geliştikçe, fizyolojik gülüşleri ilkel kişilere bırakıp, akıl kullandıkları için gülmeye başladılar.Sonraları da beyinlere hitap eden mizah türleri ortaya çıktı. Mizahın beyinlere hitap eden yanı ve hisseleri art

2062 defa okundu.

yazının tamamı...
Sonu Yoktur Bu İşin
Sonu Yoktur Bu İşinAydın BoysanYaşamanın sonsuza dek süreceği umudu verip inandırmak bütün dinlerin kutsal görevidir. Cennette de olsa, cehennemde de olsa!.. Fark etmez, çünkü cehennemlik olanlar bile, isterse uzun yüzyıllar sonra olsun gün gelip (yıl gelip) cennete terfi edecekleri umudundan kesinlikle vazgeçmezler.Haklıdırlar? Yaradan, insanlara sonsuza dek cehenneme layık olacak kadar akıl vermiş olamaz ki, Gün gelecek Hitler'in bile cehennem cezası, birkaç binyıl bile sürse, sanırım bitecek.Normal bir insanın yaşadığı ömür bir çağrışımlar zinciridir. Her konu her insana aynı şeyi hatırlatmaz ama, başka da olsa mutlaka yeni bir "şey"i aklına getirir.Ben de şimdi Hitler dedim diye, onun yok ettiği binlerce Musevi'yi anımsadım.Yahudilerin toplaşıp dua ettikleri yer olan sinagogların

1921 defa okundu.

yazının tamamı...
Gariplikler
GaripliklerAydın BoysanÖmrüm "Gariplikler "ile doldu. Başlangıcı ile sonu (henüz oraya ulaşamadım) arasındaki farkların ne denli görkemli olduğu (olacağı) normal bir insana anlatılsa, ya inanmaz ya da şaşırır.Ne demek istediğimi şifreli lakırdılardan çıkarıp açıkça belirtmezsem, yakışıksız davranmış olacağım."Ne"ler yaşadığımı birkaç cümleye sığdırarak anlatmazsam, bilmeceye dönecek. Öyleyse başlıyorum:Cumhuriyetimizin ilk 15 yılı baş döndüren hızlarla gerçekleşen devrimlerle şekillendi. Milli Mücadeleden sonra Mustafa Kemal'in İstanbul'a ilk gelişi 1927 yılındadır. Kendisini Marmara Denizi'ndeki vapurlarla heyecanla karşılayan insanlar arasında annem ? babam ile birlikte ben de vardım. Söğütlü Yatı güvertesinde önümüzden geçmişti.Mustafa Kemal Atatürk bütün yaşamında hep halk arasın

1532 defa okundu.

yazının tamamı...
Konuşma Notu
Konuşma NotuAydın BoysanŞimdi hala "konuşmacı" olarak çağrılar alıyorum. Fazla düşünmeden kabul ettiğim de oluyor, çok düşündükten sonra da?  Ama sanılmasın ki, her iki türlüsünden de aynı mantıkla sonuç çıkarıyorum. İtiraf ederim ki neredeyse hepsi rastlantı sonu cevaplanmış oluyor? O günlerin keyfine göre.Kabulden sonra da, acaba ne konuşsam, neyi nasıl anlatsam dönemi başlıyor. Çünkü konuşmacılık ile gevezelik birbirine karışmasın diye dikkatli olmak, unutulmayacak bir görev. Savruk konuşma yapılırsa, anlatılacak konu ayrılan zaman içine sığmıyor.Sözü belirli zaman içine ille de sığdırmamak ayıp? Zamandan  taşılırsa da ayıp?Yarım bırakıp  son verilirse de yakışıksız davranış!İstanbul'un  Narlıkapı'sındaki çocuk olarak susmayı öğrenememiştim. P

2106 defa okundu.

yazının tamamı...
Sibirya Doğusunda
Sibirya DoğusundaSonunda çocukluk hayalin  gerçekleşiyor. Yazarlar Birliği davetlisi olarak Sibirya'ya olağanüstü güzel ve yararlı bir gezi yapıyorum.Sibirya'nın  ucu bucağı yok gibi?Bütün  dünyayı 1,5 saatte dolanabilen  bir uzay gemisi, Fransa'yı bir dakikada İsviçre'yi  yarım dakikada geçebiliyorken , Sibirya üzerinden  ancak on beş dakikada geçiyor.Yazarlar Birliği çağrısıyla gittiğim İrkutsk'da hava alanında karşılanıyorum. Şehir nüfusu altı yüz bin kişi? Araziyi boş bulup yayılmışlar. Aynı nüfusu barındıran Avrupa şehirlerinin on misli kadar, büyük  yayılmış. Nedenini de: "Biz Sibirya'da bu ölçülere alışkınız," diye açıklıyorlar. Mihmandarım  şair Gennadi Gayda, ruhu ile de şair , hoş bir kişilik.İrkutsk'da başta Valentin Rasputin ,

2443 defa okundu.

yazının tamamı...
Geyşalar
GeyşalarÇocukluğumdan beri masalını dinlediğim geyşaları öylsine merak etmişim ki, Tokyo'ya gidince elbet huzurlarına çıkıyorum.Bir akşam vakti yemek zamanı, tertiplenmiş bir geyşa evi ziyaretine katılıyorum. Programlanan  dakikada beni alan otomobil,  o her zaman boğuntulu olan caddelerde hızla gidiyor.Ben de ciddi kişiyim ya! Konuşabilmek için, azıcık olsun Japonca öğreniyorum: İyi akşamlar (kombanva!), teşekkür (arigato), esen kalın (sayanora) sözlerini öğrenmek bile çekingenliğimi azaltıyor. Elbet bu kadarcık dil yetmez ama Japon dostum, "Gözlerinin içine bak! Yeter?"diyor.Karanlık bir sokakta, karanlık bir bahçeden geçiyoruz. Girdiğimiz loş bir holde ayakkabılarımızı çıkarp terlik  giyiyoruz. Sırtımıza, yerlere kadar inen bir Japon kimonosu geçiriyoruz. Üst kattak

2102 defa okundu.

yazının tamamı...
Sibirya Batısında
Sibirya BatısındaSibirya gibi yabansı boyutlarda bir ülkenin doğusuna yakın İrkuts'tan  uçakla, nispeten  batısına gelen  Novosibirsk'e, mihmandarım  Türkolog Andrey Jerdev ile birlikte uçuyoruz. Alanda Yazarlar Birliği  başkan yardımcısı Vladimir Skalnitski tarafından  karşılanıyoruz. Skalnitski o şehirde doğmuş  büyümüş yakışıklı , iyi huylu bir yazar. Ülkesini övüyor.:"Avrupalı kişiler bizim ülkemizi soğuktan donan  bir ülke sanır. Ama bizim şehrimizde hava, Helsinki'den  de Moskova'dan da daha iyidir. Beş ay kış, iki  buçuk ay yaz yaşarız. Bazen de sıcaktan  bunalırız. "Doğru?O sırada temmuz ayı idi. Gerçekten  ben de İstanbul  yaz serinliğini aradım.Skalnitski yaşadığı şehri seviyor ve övüyor: "Bizim  beş tiya

2892 defa okundu.

yazının tamamı...
Avustralya ? Sydney
Avustralya ? SydneyUçağım Sydney havaalanına sabah hava aydınlanırken varıyor. Şehrin havadan görünüşü hayranlık uyandıracak  kadar renkli?Pasifik  Okyanusu kıyılarında  ama, denize ne kadar sahili varsa, şehir içine de ağ gibi saran, 10 misli daha kıyısı bulunuyor. Koca şehir sularla, koyun koyuna yaşıyor.Uçağımız havalanına indi. Pasaport kontrol kuyruklarının en belalısına sokuldum. Memur mesleğimi sordu, "Yazarım" dedim ve Yazarlar Sendikası hüviyetimi gösterdim. Memur açıp tezgaha koyduğum bavullarımı elleriyle kapattı. Üstelik alan kapısına kadar kendisi taşıdı, iyi dilekler sundu. İlk Avustralya izlenimlerim çok iyi.Alanda, İstanbul'da lisede yıllarca aynı sınıfta okuduğumuz, arkadaşım Abdülhal Bilsel tarafından karşılandım. Kendisi ilerlemiş yaşında Avust

2484 defa okundu.

yazının tamamı...
San Fransisco
San FransiscoSan Francisco, merkezi olmayan büyük şehir. Pasifik Okyanusu kıyıları paralel imiş gibi , ancak içerde ve batı  boyu 80 kilometreye varan bir iç deniz var ki, genişliği 5 ile 20 km arasında değişiyor.Bu azman büyüklükteki körfez, uzun boyunun yaklaşık ortalarında bir yerden  okyanusa bağlanıyor. San Francisco şehri  bu bağlantı yerinde kurulmuş. Merkez  şehrin  nüfusu şimdi ancak 700 bin kadar. Merkez ehir ve San Francisco adı ile anılan  tüm körfez nüfusu, yaklaşık 5 milyon.San Francisco körfezi ile tüm şehir ve şehirciklerin yerleşmesi, ilk gelenlere biraz garip gibi görünüyor. Şehir, kıyısında kurulduğu Pasifik Okyanusu'na dargın gibi?Sırtını çevirmiş.Merak edip nedenini araştırınca görülüyor ki bu coğrafya bölgesinde okyanus , sürekli&nb

2437 defa okundu.

yazının tamamı...
Tokyo Balıkhanesi
Tokyo BalıkhanesiTokyo'dayım. Öylesine, derin bir sabah ki, zor kalktım. Sabah saat 3'de? Hazırlanıp aşağıya indim. Tokyo balıkhane gezisi, ancak bu saatte oluyor. Saat 4'de beni almaya gelen minibüs hareket etti.Minibüste, balıkhane gezisi yapacak olan, iki kişi daha var. Bir Hollandalı ile Birleşik Amerikalı?Dayanamayıp sordum: "Bu erken saate bu geziti niçin yapıyorsunuz?" İkisi de: "İlgi çekecek konu arıyoruz," dedi. Mesleklerini sordum, "Gazeteciyiz!" dediler. Onlar da benim mesleğimi sordular? Sabah şaşkınlığı, ağzımdan : "Mimarım" sözü çıktı. Yüzüme kuşku ile bakmayı sürdürdüler. Minübüste rehberimiz, bir sabah kahvesi sundu. İyi geldi. Sonra da büyük lastik çizmeler giydik ki, balıkhanenin sularına batmayalım diye.Tsukiji  dünyanın en büyük balıkhanesi. 220 d

3417 defa okundu.

yazının tamamı...
Japonya ? Tokyo
Japonya ? Tokyoİstanbul'un Narlıkapı'sındaki çocuk yaşımdan beri dünyayı gezmek hep umudum ve rüyam oldu, elbet Japonya'yı da!Öyle bir ülke ki, binlerce yıllık gelenekler ile, yaşadığımız ve gelecek zamanın endüstri toplumu birlikte ve iç içe yaşamakta?Üstelik ahenk içinde.Japonya gezimde bana çok değerli akıllar vermiş olan Turgut Turgut, orada yaşayıp  onları iyi öğrenmiş olan değerli  bir kişi?Diyor ki:"Burada güvenle yaşanır. Ciddi insanlardır. Herkes işine tüm gücüyle önem verir. Herhangi bir küçük memur ile başkanın işine verdiği önem birbirinin aynıdır. Nazik  insanlardır. Herkes birbirini saygıyla karşılar. Kimse kimseyi horlamaz. Her Japon kendi usulunu bütünlüğü olan bir aile sayar."Bu özet Japonya'yı olağanüstü güzel ve doğru anlatır. Japonya'da

2150 defa okundu.

yazının tamamı...
Önceleri Çin
Önceleri ÇinÇin'in  geçmişinde övünecekleri olaylar  gerçekleşiyor.Çin tarihi yeni buluşlar gerçekleştirmede dünya şampiyonu  olacak kadar zengin. "Homo erectus Pekingensis" diye tarihe geçen Pekin İnsanı,, 500 bin  yıl önce yaşamış. Ateş yakmayı değilse bile doğanın  yaktığı ateşi insan eliyle sürdürmeyi  başarmış. İnsan türünün  dünyaya egemen olabilmesi  birinci  perdesi bu ateşi sürdürmeyi başarma işidir. Böylece yalnız sıcaklık  değil, ışık sağlanması da başarılmıştır. İnsanlık tarihinde göçebelikten  yerleşmiş konut düzenine geçinebilmesi  yine Pekin İnsanı  başarısıdır. Bu  konut , isterse mağarada olsun. Gerçekleşme 400 bin  yıl kadar öncedir. Dut yaprağıyla ipek böceği besleyip ipek üretmek  de, yine a

1554 defa okundu.

yazının tamamı...
Şanghay (Shanghai)
Şanghay (Shanghai)Shanghai uçuşumuz sabah erken?Alanda karşılandık. Şehre doğru gidiyoruz. Volksvagen Santana arabamızla Li hanımla ben varız da, bu bölgede rehberliğimizi yapacak olan He bey de birlikte.Şehirde otelimiz New Garden , çiçekler ve yaygın su kanalları ve havuzları arasında, tek katlı , çok sayıda pavyon ile, hoş planlanmış ve yapılmış . Bakımlı ve temiz ara yollar, zakkum, kana ve yuca çiçekleriyle bezenmiş.Shanghai şehrinde 15 milyon kişi yaşıyor. Hepsi azıcık katlı binalar, 370 km2 emsalsiz büyüklükte bir araziye yayılmış da yayılmış. Her akşam yollarda bir iki milyon nüfus bisiklet üzerinde.Shanghai dünyanın en büyük on limanından biri?Çin can damarlarından Yangçe Nehri'nin , denize döküldüğü görkemli haliçin sonunda, 30 km genişlik ve 200 km uzunluğunda olan d

2166 defa okundu.

yazının tamamı...
Mimarlıkta 65. yıl
Mimarlıkta 65. yılMimarlıkta 65'inci yılıma girdim. Ömrümün 55 yılında ana uğraşımın  mimarlık olması, bana bugün  bile sevinç veriyor.40'ıncı yılı bitirdiğimde bir yazı  kaleme aldığımı ve konuşmalar yaptığımı hatırladım. Bir konuşmada söylediklerimi eski notlarım arasında buldum ve okudum?Sevindim.Hepsini doğru söylemişim. Bugün de değiştirebileceğim  ekleyebileceğim tek söz yok.Son yıllarda yaşadığım zaman için ömrümün ikindisi mi desem, yoksa akşamı mı? Bilemem?Bu hesap yapılamıyor. 1985 yılında asıl mesleğim  olan mimarlıkta 40 , evet tam 40 yılı tamamlamış bulunuyordum (Şimdi 65 yıl oldu)El ayak tuttukça veda yok! Onun için çizgiyi çekip toplam yapamam. Ama 40 yıl, iki satırlık bir şöyleşi yapmaya yakışır fırsattır (65. yılda değişen yok).Şehirler

1319 defa okundu.

yazının tamamı...
Çin: Pekin
Çin: PekinÇin'e resmi devlet konuğu olarak davet edildim. Akşamüstü ulaştığımız Pekin havaalanında bir turizm  kuruluşu başkan yardımcısı  ve iki görevli hanım  tarafından  karşılandım. Sıcak ve zarif selamlaşmalardan  sonra,  40 km ötedeki Pekin'e hareket ettik.Otele vardığımızda yapılan kayıttan sonra yönetici bey beni, iki zarif Çinli hanıma teslim ederek  ayrıldı.  Margaret Zhoming adlı hanımın  kartında Deputy Director yazıyor. Bir Çinli Hanımın nasıl Margaret de olduğunu kavrayamıyorum.  Adı kısacık  Wu Li olan öteki hanım  ise Manager Asistant ? Bütün  Çin  gezisinde benim mihmandarım  olacak. Bitirdiği  üniversitede Alman Edebiyatı  okumuş. Alamancası  mükemmel. Gencecik  iki zarif

2330 defa okundu.

yazının tamamı...
Hayranlık Borcumuz
Hayranlık  BorcumuzŞimdi yine saygıdeğer bir ortama, hanımlar arasına girelim.Daktilo makinesinin henüz icat edilmediği , yazıların kamış kalemlerle hokkasına batırılarak  yazıldığı bir dönemdi. İşte o zamanlarda Diderot hanımları şöyle anlatıyordu:"Hanımlar hakkında yazmak için mürekkep  kalemini gökyüzündeki ebemkuşağına batırmak  gerekir."Fransa'da Madam Maintenon , çağının  güzelliği ve aklıyla en ünlü hanımlarından birisiydi. 84 yaşındaki ölümünden önce kendisine hayranlığını bildiren birisine demişti ki:"Şu anda aklım için  söylediğiniz bu parlak sözleri, vaktiyle güzelliğim  içinde söylerlerdi."J. Gallmeyer Viyana'nın en beğenilen  ve sevilen  tiyatro oyuncularından  biriydi. Onun için "tiyatro dehası" sıfatını  kullananlar da b

1613 defa okundu.

yazının tamamı...
Hanımların Çalışması
Hanımların ÇalışmasıHanımların iş yaşamına girerek çalışmaya başlaması, çok yeni zamanda oldu sayılmaz artık?Ancak, çok eski de değil!Alman Kadınlar Birliği'nin kuruluşu, 1865 yılındadır. Leipzig'de kurulan  birliğin statüsündeki birinci madde amaçlarını şöyle anlatır:"Biz çalışma hakkının  kadınların görev ve onuru olduğunu ve bu hakkın  yeni toplumların temel taşı olacağını bildiririz. Kadınların  çalışması  yolundaki tüm engellerin ortadan kaldırılmasını isteriz."Yaklaşık bir buçuk yüzyıl önce Almanya'da gerçekleşen  bu bildiriden çok sonra, ülkemizde yaşanan sevimli bir olayı anlatmadan duramayacağım. Çok yakında tanıdığımız bir ailenin başarılı  genç kızı İstanbul Üniversitesi'nin  önemli bir fakültesini  başarıyla bitirmiş  ve uygun bir işe kabul edilmişti. Bu genç  hanımın ann

1829 defa okundu.

yazının tamamı...
Gelişmede Saçmalık
Gelişmede SaçmalıkEy politikacılar! Ne yaptınız bu İstanbul'u?...Doğduğum , yaşadığım, yaşlandığım bu  şehri?..Ben doğduğumda (1921) bir milyonun  altında olan  bu şehrin  nüfusu şimdi 20 (evet yirmi) milyonu  geçti. Bu sonuç, o şehirde yaşamakta olan  insanların  durumunu  anlatmaya yetmez. Bu sonuç, o ülkedeki yönetimlerin yüreklerindeki ilkellik olarak, fışkıran  bir dramdır. Benzeri  bir hızla büyüme ancak kanser urlarında gözüküyor.Bütün dünyamızda nüfusu 85 yıl içinde 30 (evet 30) misli artan  bir şehir yok! Varsa eğer benim  bu  cahilliğim , unutacağım  değil,  övüneceğim  bir sonuçtur.Ne oldu  be şehrin  yaşamına?... Komşuluk kalmadı  komşuluk!... Bu sıcak  biçimli toplum ilişkisi, t

1766 defa okundu.

yazının tamamı...
Arabesk
ArabeskBir "arabesk" sözü yakıştırmışız, oysa Araplarla hiç ilgisi yok! Bu söz ta kadim  Rönesans zamanından kalma! Kitaplara göre anlamı şöyle: "Eski Yunan ve Roma süsleme sanatının ham hayallere düşüren aldatıcı plastik  etkileme düzenleriyle yenilenmesi?"Hepsi bu! Aradığım kitaplarda Araplarla herhangi bir ilişkisi olduğunu görmedim.Görebildiğim kadarıyla kullanış biçimi ile: Saçma süslemelerle akıl karıştırmak, esası  kaybettirmek kastediliyor.Adi- ucuz basitliğe (sadeliğe değil) tuzak  kurarak  duygulandırmak da arabesk?Davranışların  anlamını  şaşırtacak  gibi bulaştırmak da arabesk.Ülkemizin bilim ve sanatında da, derinden derine arabesk belirtileri sezilir oldu. Politika boğazına kadar arabeske batmış bulunuyor.

2046 defa okundu.

yazının tamamı...
AYDIN BOYSAN Kamera Arkası
AYDIN BOYSAN Kamera ArkasıDeşifresi.. izlemek için tıklayın.      ... dinlemek için   ..Aydın Boysan (AB)Bülent Şenver (BŞ)BŞ: Ses deneme 1,2,3,4,5AB: Benim sesim tamam mı?BŞ: Biz hazırız.BŞ: Aydın Boysan Bey'in şeref defterine yazdığı yazısını  kendi sesinden size dinletiyorum. AB: Sevgili Gençler,Ben sizlere yaşlı bir insanım desem de genç yaşlarımın duyguları ile hitap ediyorum.Ben doğduğumda Osmanlı İmparatorluğu daha batmamıştı. Türkiye Cumuriyeti'de  daha doğmamıştı. Sanırım ki ben 87. baharımda uzun yaşadım. Bu düşünce yanlış?Ben bu yaşama hala doyabilmiş değilim. İyi ve kötü bütün yaşam sahnelerime sahip çıkmaktan vazgeçmem. Hiç birinden vazgeçmem.İyi yada kötü tüm yaşam sahnelerime sahip çıkmaktan vazgeçmiyorum. Hepsini

2508 defa okundu.

yazının tamamı...
Zehirli Neşe
Zehirli NeşeAydın BoysanSanatçıların da, bilim insanlarının da arasında doruklarda yer alanların , ömür boyunca çileli bir yaşam sürdürdükleri hemen görülüyor.Yıllar değil, uzun yıllar, aslında neredeyse hepsinde ömür boyu sürecek bu çabalar bütün bu insancıkların bu yaşamlarıyla, sanki bir çelik cendere içinde yaşamış olduklarını gösteriyor.Sormak gerekiyor, bu pırlanta insanlar ya da insanların bu pırlantaları, bu görkemli özverinin sonunda be beklerler?Tüm ömür süresince amaç edindikleri sonuca ya da sonuçlara varamadıkça, umdukları mutluluk rüyasından uyanamazlar mı?Uyanamazlar? O pırlanta yürekli insanlar aradıkları o mutluluğa kavuşsalar da, kavuşmasalar da onlar için pek fark etmez. Uzaktan da okuyarak , yakından da görerek izledim. Yüreğe, insan onuruna yakışan her yüreğe, ça

1634 defa okundu.

yazının tamamı...
Sevgililere Gün Yetmez
Sevgililere Gün YetmezAydınBoysanSevgililer günü, yine geldi demek!Her şeyin bir günü oluyor. Evet, oluyor da nasıl oluyor? Anmak için, mevsimi geliyor, fırsatı doğuyor. O işin, o konunun günü yapılıyr. Ben bu "sevgililer günü" sözcüklerini, çok saçma, hatta ayıp buluyorum?. Niye mi? Yani sevgililerin "günü" mü olurmuş? Sevgi, yalnız bir günde mi anılırmış? Sevgi eğer sevgi ise, sanki bir gün mü anılmak içinmiş? Tuhaf bir kısıtlama bu? Hatta edep dışı sayılabilir.Sevgi ile zaman arasında edep dışı ilişkiler, ancak kısa süreli yaklaşmalar için söz konusu olabilir. Böylesi, "temaslar" ise, sevgi, sevgililer sözcükleriyle anlatılanların, çok ama çoook uzağında kalır. Sevgililer günü deyince benim aklıma gelenler arasında, Romeo Juliet bulunur. Filmini geçen yüzyılda seyretmiştim (daha a

1891 defa okundu.

yazının tamamı...
Damara Basmak
Damara BasmakAydın BoysanDamarına basmak diye bir deyimimiz var. Sevimli ve anlamlıdır.Geçen gün, niye anlamlıdır diye düşündüğümde , örnek aradım ve buldum? Nereden mi? Gazetelerden.. Söz aramızda, zavallı gazetecilerimiz birinci sayfa önemli haberi olarak genelde hep siyasi parti başkanlarını yazarlar. Bu sayın kişiler, ister iktidarın, ister muhalefetin başında olsunlar, hep ama hep birbirinin damarına basarlar. Örnek mi? Sıkıldım artık. Merak eden gazeteleri açıp baksın!Aslında benim sinirime dokunan genelde yalancı kökenli sözlere olan merakımız?Dilimizin yeni yabancı konuk sözcüklerinden biri: Provokasyon. Sanki bu kibar kılıklı sözcük yerine Damarına basmak , kızdırarak azdırmak gibi sözcükler kullanılsa olmaz mı? Olur ama , kibar gözükmeyecek.Yanlış düşünüyorlar?

1605 defa okundu.

yazının tamamı...
Beste Benzeşmesi
Beste BenzeşmesiAydın BoysanMüzik tarihinin önemli besteleri arasında yer yer bazı benzeşmelere rastlarım. Ancak, "biraz" da olsa, seyrek de olsa böyle benzeşmelere rastlanması hiç ama hiç beklenmemelidir. Bütün bu benzeşmelerde, ille de ilham alınanın ötesinde bir zatf karakter marifeti aramak, yersiz olmasının ötesinde iyi niyetle de bağdaşmaz. Unutmamalı ki, doğuşları uzun zaman bölümlerine yüzyıllara dayanan bu eserlerin hepsi, 7 (evet, sadece yedi) notayla yapılmaktadır.Başta sanat ve bilim alanlarında her emek veren kendinden önceki üstatların eserlerini öğrenmekle işe başlar. Önceki hiçbir ustadan etkilenmemek olanak dışıdır. Her aceminin , her gerçek ustadan bir derece olsun etkilenmesi, sanat ve bilim alanında emek vermeye başlayan acemi için doğal bir dönemdir.Hiçbir konuda kendi

1832 defa okundu.

yazının tamamı...
Ayıp Olmadan
Ayıp OlmadanAydın BoysanMüstehcen Nedir!Yalnız açık saçık demek değildir, bu sözcük , açık saçıklığın edepsizce olması demektir. Sözcükler böyle yazar.Yazar ama, her açık saçık oluş, ille de edepsizce değildir. Örneğin eşekler ortalıkta tüm ayrıntılarıyla dolaşır, açık saçık olmaz. Oysa insanlar başka tarifeye tabidir. İnsanlar bazı sözcükleri de kullanırken, organların asıl adını söylemezler, zoraki kibarlık ederler de, örneğin geminin poposu derler.Doktorlar için ise, açık saçık hiçbir organ ya da eylem müstehcen olmaz. Hepsi adabı-erkanı ile, sözcükler olduğu gibi kullanılarak anlatılır. Hekimlerin huzuruna çıkanlar da, bu müstesna bağışıklığı elde etmiş olurlar. Her şeyi olduğu gibi, açık açık anlatmaları artık edepsizlik anlamına gelmez.Örneğin çapkın ve bu konuda azgın bir erkek, iki

1787 defa okundu.

yazının tamamı...
Aydın Boysan, Erol Günaydın Arçelik Sibel Desibel Reklamı
Aydın Boysan, Erol Günaydın Arçelik Sibel Desibel Reklamı"Sen orada sessiz sedasız ne yapıyorsun Çelik?".. izlemek için      .. dinlemek için   ..Aydın Boysan, Erol Günaydın Arçelik Sibel Desibel Reklamı"Sen orada sessiz sedasız ne yapıyorsun Çelik?"Aydın Boysan (AB)Erol Günaydın (EÇ)EG: Sen orada sessiz sedasız ne yapıyorsun Çelik? Ne bu?AB: Bulaşık makinası.EG: Ne makinesi?AB: Makine değil, bulaşık makinası.Çelik: Sessiz Bulaşık makinesi, bulaşık.EG: Anladık, niye bağırısyorsun,? Sağır mıyız?Çelik: Çok sessiz çalışıyor amcacığım.AB: 39 Desibel.EG: Sibel mi? Ne güzel kızdır o, ceylan gibi gözleri vardır böyle.AB: Sibel değil, desibel diyorum, çok sessiz yani.EG: Yahni mi? Bayılırım yahniye. Bizimkiler bir yahni yapar parmaklarını yersin. AB: Sessiz

1984 defa okundu.

yazının tamamı...
Aydın Boysan Arçelik Zeytinyağı Reklamı
Aydın Boysan Arçelik Zeytinyağı Reklamı.. izlemek için   .. dinlemek için   ..Aydın Boysan Arçelik Zeytinyağı ReklamıAB: Efendim, yemekten önce yarım çay bardağı kadar zeytinyağı içiyoruz.İçtikten sonra sallanmaya başlıyoruz. Böylece mideyi koruyoruz. Bakınız mideden çıt çıkmıyor. Velhasıl dünyanın en sessiz midesi bende, dünyanın en sessiz bulaşık makinası Çelik'de. ÇELİK: Ne güzel özetlediniz, Aklınıza sağlık. ...

2726 defa okundu.

yazının tamamı...
Sağlıklı Zehirler
Sağlıklı ZehirlerAydın BoysanÇocukluğum zamanında (ne kadar eski zaman ama!), kış mevsimlerinde evin tek bir ısıtılan odası olurdu. Bütün aile, kaç kişi olursa olsun, aynı odada yaşamaya mahkumdu. Bu halin doğurduğu zorluk, büyüklerin de, çocukların da, konuşmalarına sansür girmesiydi? Yoksa edepli konuşma alışkanlığı bu yüzden mi başlardı? Olabilir!...Belki?.Aklıma gelen  huylardan biri gülme korkusu idi. Uzun uzun , hele kendini büsbütün  koyvererek gülmekten korkulurdu?. "Ah, ah! Çok  güldüm,  yarın ağlayacağım  galiba!" denirdi. Bu deyimle, ağlamanın (üzülmenin) da bir yaşam borcu olduğu anlatılmak  istenirdi? İstenirdi ama , aynı kişide?Sürekli olarak hep gülenlerle hep ağlayanların zihinsel, duygusaş  yönden  hastalanmış

1472 defa okundu.

yazının tamamı...
Mizahın Amacı
Mizahın AmacıAydın BoysanMizahın konusu  ve amacı insanları düşündürürerek, daha doğru ve güzel  yaşamaya zemin hazırlamaktır. Ciddi mizahın amacı güldürmek değildir, düşündürmektir. O ciddi, yaşamımızın pırlanta zamanlarının konusu olan mizah, insanları düşünmeye özendirerek, boş yere yaşamamalarını öğretmeye çalışır.Mizah yaşamımızın pırlantasıdır.Amacı düşünmeye sevk etmek olduğuna göre, mizahın  öz dilimizdeki adı da  bu gerçeği ifade etmelidir. Öyleyse mizahın  öz dilimizdeki karşılığı, "düşünmece" olmalıdır.Mizahın karşılığı olarak gülmece sözcüğünün  kullanılması, anlamsız bir saçmalıktan başka bir şey değildir. Hatta şey bile değildir.Kadim zamanlar tiyatromuzun, ortaoyunu dediğimiz ramazan, kahvehanesi maskaralarının amacı olan güldürmek, kahkaha attt

2088 defa okundu.

yazının tamamı...
Hollywood İncelikleri
Hollywood İncelikleriAydın BoysanHollywood , yüzyıldan beri rüya fabrikası olma rolünü sürdürüyor. Daha sonra ortaya çıkan televizyon  bile sinemayı batıramadı. Sinemacılar da zamana uyarak, eserlerini (yoksa ürünlerimi desem?) televizyonda değerlendirme yolunu buluyorlar. Zamana uyan Hollywood, televizyon  dizi filmleri de çeviriyor. Birleşik Amerika gezilerinden birinde, zaten Los Angeles'e gittiğin için  yakınındaki Hollywood'u  da görmüştüm. Stüdyoları da gezmiştim. Yıldızlar mahallesi Beverly Hills'i de görmüştüm. Mahallenin malikaneleri, parmak ısırtacak  güzellikteydi. Her biri çiçek cennetine gömülü villaların  bahçelerindeki ağaçları ve çiçekleri kıskanmıştım, çünkü  ben de bir çiçek meraklısıydım.Şaştığım görüntülerden  biri, mahallenin sok

2117 defa okundu.

yazının tamamı...
Şaşırtan Şair
Şaşırtan ŞairAydın BoysanŞiir ile politika bağdaşır mı?Hemen verilebilecek yanıt, "Olamaz!" gibi net bir karşılık olabilir. Ancak, politikayı anlatması ile hiçbir gerçeği  öğrenemeyeceğimiz kişi ise, yine "politikacı"dır.  Öyleyse, politikayı, politikacıyı çok açık kim anlatabilir diye sorulsa, acaba nasıl bir açıklama yapılabilir? İşte şimdi hemen "Kıvranan Ülkemiz" şiirini sunmak, kaçmadan sunmak, borcumuz olur:Çoluk çocuğumuzu, evimizi barkımızıKoruması gerekenler diyor ki:"Hadi gidelim, çalıp çırpalım!"(?..)Dürüst kişiler kan aglıyor ülkenin  durumunaBu satırlar, bir muhalefet partisi seçim  bildirgesinin ruhu olabilecek kadar önemli!...Şairimiz bir "Muhalefet Senfonisi" olabilecek  değerdeki şiirsel anlatımını şöyle sürdürüyor:Dört bucağa yayılmış  

1450 defa okundu.

yazının tamamı...
Sanat İlişkileri
Sanat İlişkileriAydın Boysanİlkel  gibi gözüken , ama görünüşe  aldanmamalı, hiçde ilkel olmadığı gibi, yanıtları da karanlıkları  delemeyen  bir konu, beste yapmanın öğretilir ya da öğretilmez olmasıdır.Kaynak karıştırdığımda gördüm ki, bu konuda kesin  görüş bildiren  bir ünlü besteci  bulunuyor. Üstelik  yaşamındaki kişisel davranışla, açık ve dürüst biçimde bu görüşünü uygulama fedakarlıpında bulunmuştur. Daha önemlisi, B. Bartok çağının önemli bestecilerinden birisidir.Reddettiği görev ise, Bir Amerika üniversitesinin önerdiği , beste yapma dalı profesörlük unvan  ve görevidir. Reddediş nedeni ise açıkça; "Beste yapmanın  öğretilemeceği" görüşüne ve Bartok'a göre kanısına dayanmaktadır. Bartok  bu davranışıyla bazı kişilere hiç an

1292 defa okundu.

yazının tamamı...
Kitaplar Üzerine
Kitaplar ÜzerineDünyanın en ileri bilinen ülkelerinde, halkları en çok kitap okuyan insanların kurduğu devletler hüküm sürer.Ülkemizin 21.yüzyılda gelişmiş ülkeler arasına  girebilmesi için yalnız ekonomik faktörlerin geliştirimesinin gerektiğini düşünenler hayal (hatta ham hayal) peşindedirler. Çünkü halkları çok kitap okumayan ülkeler, zaten gelişmiş ülke olamazlar. Ülkemizin o sınıfa girebilmesi için alfabe öğretmek  yetmez, aydın kişilerin  oluşturduğu ulus olabilme şartlarına ulaşmak gerekir.Yalnız okul ve meslek kitabı okuyan insanların kafası, ancak bir tarafından aydınlanır. Öbür tarafları ise ay gibi, her zaman için karanlıktır.Kitap okuma alışkanlığı çocuklara önce ailesi, sonra da okulları tarafından , alışkanlık yaratacak  gibi öğretmelidir. Okunması gerekti

1411 defa okundu.

yazının tamamı...
Lise Yıllarımdan
Lise Yıllarımdan1932 yılı Eylül ayında, Pertevniyal Lisesi orta kısmında (o zaman vardı) öğrenime başladım. Liseyi bitirinceye kadar da, aynı okulda kalmayı sürdürdüm.11-18 yaşlar arasını kapsayan bu yllarımı, ağırlığı  neşe ve saygıyla, ama biraz da üzüntüyle anarım.Öğretmenlerimden saygı ve sevgiyle andıklarım arasında, başta İhsan Kongar Bey gelir. Kendisi benim okuduğum sınıflara, ruhiyat (psikoloji) mantık ve felsefe derslerine gelmişti.Derse iyi hazırlanarak  gelir ve güzel anlatırdı. Onuncu sınıftayken  bana ve üç  arkadaşıma , birer saat kendisinin yerine ders verme görevi vermişti. Ben vereceğim derse Eminönü Halkevi kitaplığı doneleriyle iyi hazırlanmış ve dersi başarıyla vermiştim.Hatta İhsan Bey Hocam eleştirisini yaparken benim Türkçeyi de doğru konuşamamı

1622 defa okundu.

yazının tamamı...
Şaşılası Gariplikler
Şaşılası Gariplikler"Dünyanın en ileri ülkelerinde" diye söze başlanır. Benim yaptığım gibi?.ama bu dört sözcüğün ne anlama geldiği hiç düşünülemez. Yine benim yaptığım gibi. Neresidir bu dünyanın en ileri ülkeleri? Kimine göre en zenginler mi?...Olamaz. Çünkü en zengin ülkelerin öylesile ilkellikle hasta olduklarını görüyoruz ki, şaşırmamak olanak dışı. ?İlerilikte önde gözüken ülkelerin sorumlu politikacıları akla ve ahlaka sığmaz davranışlardan öylesine çekinmiyorlar ki, eğer bu kişilerin ülkelerinde örnek olacaklarsa, o ülkelerin en yakında ahlak çukurlarına düşmeleri önlenemez.Alalım Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy'yi?Bu kişi üstelik Türk dostu değildir. Belirtirim ki ben Sarkozy'ye de,  Fransızlara da düşman değilim. Çünkü Fransa öte yandan uygarlığa büyük hizmetl

1333 defa okundu.

yazının tamamı...
Yakın Tarihten
Yakın TarihtenDünyamızın gelecek zamanlarını çok merak ediyorum. "Neler olacak, insanlar nasıl yaşayacak?" diye?Peşinden hemen fark ediyorum ki, ben de öteki insanlar gibi, önce kendimizi düşünüyorum?Yanlız insanları?Ya ötekler ne lacak? Kuşlar, çiçekler falan? Kaçmışım!Mağara dönemi insanlarını da düşünmeliyiz, borcumuz değil mi? Değil otomobil, uça, daha şehirler ve köyler yokken o insancıkların nasıl yaşamış olduğunu düşünmek borç değil mi? Çok zor zamanlar olsa gerekir çoook! Hele o bitmek tükenmek bilmeyen kış gecelerinde nasıl vakit geçirirdi bu insancıklar?Tek umut "masalcı"yı dinlemekti. O masalı bile önceleri, karanlıkta anlatırdı. Mağarada?Daha çıra ışığı bile bilinmezken, o masalcının  gereksinimine olan. Anlatım sanatı gücü, günümüzde bize dehşet&nb

2196 defa okundu.

yazının tamamı...
Kendimle Hesaplaşma
Ben doğduğumda 1921 yılı yaşanıoyrdu. Son Osmanlı padişahı Vahdettin henüz tahtında oturuyordu. Türkiye Cumhuriyeti de daha doğmamıştı. 88'inci  yılımı yaşadığım  bugünlerden  bu dönemi iyice kısaltarak özetlemek isterim.Acı ya da güzel,  her yanını yaşadığım  bu çok ilginç  dönemi  anlatırken, amacım kendimi anlatmak değil, çevremi  anlatmak?.Yaşadıklarımı anlatırken kendimi çekip çıkarıp bir yere atamam.Doğduğum  İstanbul'da yaşadığım ilk mahallem, Marmara kıyılarındaki Samatya olur. İlk evimiz Davutpaşa ve Langa bostanlarının yanındaki deniz kıyısındadır. Sonra da yine Samatya semtindeki Narlıkapı Çıkmazı'na taşınmıştık.Ömrümün ilk 15 yılında oturduğumuz ahşap evlerde elektriğimiz ve akar suyumuz yoktu. Petrol  lambasıyla aydınlanı

1158 defa okundu.

yazının tamamı...
İlk Yıllarımda
Her sabah uyanırken gözümü açar açmaz aklıma gelen , o gün ne yapacağımdır. İnsan zihni elbette yalnız gelecek zamanı düşünmez. Üç önemli zaman, yani geçmiş, yaşanan ve gelecek zamanlar, hepsi birlikte zihnimizin sürekli konularıdır.Gün olur, yaşadığımız geçmiş zamanı  kafamızda konuk eder, karıştırır dururuz.Benim  mutlaka ve arada bir yaşadığım geçmiş  zamanlar, çocukluk , gençlik yıllarımdır. İstanbul'da doğduktan sonra aklıma gelebilen, belleğimden  silinmeyen, ilk çocukluk  yıllarımdır. Davutpaşa Çöp İskelesi kıyısında yaşadığım  evdeki  sahneler, eski bir filmin  tekrarı gibi,  ama canlandığımdan hiçbir eksilme, bozulma olmadan, kafamdaki  zihin  perdesine yansıyıverir.Bu  hayallerin kafama hangi sıryala yansıyacağı  be

1433 defa okundu.

yazının tamamı...
Eski Beyoğlu
Eski Pera'nın , elbet bugünkü Beyoğlu'nun da anası  eski Galata'dır. Hatta eski adı da, müzikal bir anlatım olur: "Magnifica Communita di Pera" dır.Bugünkü görünümleri  eski Pera'yı anlatmaz. O zamanı anlatabilmek için Evliya Çelebi'den yardım almaktan başka çare yoktur:"Meşrubattan badei guna-gunlarının memduhu harabatiler arasında meşhur olan, Taş Merdivenler Meyhanesinde, Kefeli'de, Manyeli'de, Mihalaki'de Kostantin'de nam meyhanecilerdeki lal'i gun, katresi haram her türlü misket şarapları (Enkone, Sakoze) vardır."Evliya Çelebi bu şarapların Mudanya, Edremit, Bozcaada'dan geldiğini belirtir?.Ekler:"Şehrin  havasının letafetinden, mahbub ve mahdubeleri çoktur. Ahalisi alüftemeşrep ve dervişanı meslektir."Evliya Çelebi'nin dili müzik gibidir. O dil  bilinmese bi

1988 defa okundu.

yazının tamamı...
Yılbaşının Anlamı!
Yılbaşı deyince sanki "bir şeyler" olacak  sanıyoruz. Olsa da olmasa da, biz yine önemli sayıp "oldu" sanıyoruz. Yılbaşı sanki bir şeyler getirecek  sanırız.Oysa yılbaşı kabulümüz ,gerçekte, hiç ama hiçbir ciddi olaya dayanmaz. Çünkü takvim, sanki Hazreti İsa'nın  doğumuyla başlar sananlar var. Bu da uydurma bir kabul?..Çünkü uygar dünyanın günümüzde kullandığı takvim, Hazreti İsa'nın  doğumundan yıllarca farklı??.Tam yıl sayısı bile değil?.Bu nedenle yılbaşını Hıristiyan bayramı sanmak da bilgisizlikten ve inatçılıktan doğuyor.Bir yılın hesap olarak tek ciddi yanı, dünyamızın güneş çevresinde  dolanıp, tıpkı aynı yere gelişinin ölçüsüdür.Oysa kullandığımız takvim bile bu ölçüye tam oalarak dört yılda bir uyar. Çünkü dünyanın güneş çevresind

2706 defa okundu.

yazının tamamı...
Gamsızlar Üzerine
Gamsızlar ÜzerineAydın Boysan..İnsanları küçülten  bir sözcüğümüz vardı: "Gamsız" denirdi, vurdumduymaz insanlaraBatırmadan küçümser görünen bu deyim,  acaba nereden çıkmıştu ki?... Acaba ülkenin neresinden  gelmişti? Anadolu'dan mı, Rumeli'den mi? Rahmetli  büyükannem söylerdi hep bunu?.Hayriye Hanım Rumeli kökenliydi. Ancak 93 Muharebesi  denen 1878 Savaşı'nda Türkiye'ye, Anadolu'ya göç eden  bir ailedendi. Acaba bu sözcüğü nereden  öğrenmişti de kullanırdı? Merak ettim, sözlüklerde de kaynak bulamadım.Nereden gelmiş olursa olsun, ben bu yakıştırmaya bayılıyorum. Aslında bu sözcüğü kullanmak, yaşamı ciddiye alma çağrısıdır. Dünya yansa hasırı yanmaz diye anlatılan  vurdumduymazlara uyarıda bulunmatır.Ben,  sayıları epeyce birikmiş olan b

2720 defa okundu.

yazının tamamı...
Narlıkapı Çıkmazı
Narlıkapı ÇıkmazıAydın Boysan..Davutpaşa'dan  sonra, İstanbul'un  daha kibar (!) bir mahallesine, Samatya'ya taşındık.Kolay değildi?.Eşyamızı ancak  çift atlı bir araba, iki sefer yaparak  taşıyabildi. Üç katlı  bir eve taşınmıştık. Kaşane  sanılmasın, üç katın  toplam alanı,  yüz metrekareyi biraz geçirdi. Sokağımızın  adı: Narlıkapı Çıkmazı idi. Adı  çıkmazdı ama, iki yanı da sokaklara çıkardı. Uzunlamasına bir yanı,  bitişik ahşap evler dizisi idi ama,  öteki yanı tren  yoluydu. Önümüzden  banliyö trenlerinden   başka Simplon Ekspres adındaki Avrupa treni de geçerdi. Kısacası  kibarlaşmıştık.Evimizin  arkasında bahçemiz de vardı. O bahçeye,  elimle yaptığım kümese tavuk, horoz ve hindile

4988 defa okundu.

yazının tamamı...
Eski Zamanlardan
Eski ZamanlardanAydın Boysan..Karadeniz'in kuzeyinde bütün gövdeleriyle birbine yapışan Avrupa ve Asya, sanki bu denli açık bitişmeden utanmış gibidirler. Bu nedenle İstanbul ve Çanakkale boğazlarında yaklaşmayı romantik bir biçimde gerçekleştirirler. Hele İstanbul'da, Boğaziçi'nde, sanki saklambaç oynar gibi birbirine şaşırtma vererek yaklaşıp uzaklaşırlar. Ama kaçamazlar. E yani, koskoca iki yeryüzü kıtasının birbine cilve yapması da başka nasıl olabilir?Boğaziçi'ndeki iki yakanın  topografik biçimlenmesi şiirseldir. Tepeler birerle kolda yerleşmemiştir. İlerili gerili, yüksekli-alçaklıdır. Su kanalı olan Boğaziçi dümdüz geçmez. Kıvrıla kıvrıla dolanır. Bir tepe dizisi bir yanda ileriye fırlamışsa, karşı taraftaki tepeler geri çekiliverir, körfezleşir. Sanki karşı tepeleri kucağına

1389 defa okundu.

yazının tamamı...
Denizin Dudaklarında
Denizin DudaklarındaAydın Boysan..Yalnız Boğaziçi'nde değil, bütün İstanbul kıyılarında "leb-i derya" da yaşanırdı. Her İstanbul hemşerisinin, kim olursa olsun, dilinde olan bu şiirsel deyimin anlamı, "denizin dudaklarında" yaşanır demekti. Günlük yaşayışa da seeizce sarkmış olan bu deyim, insanla denizin sevgiyle kucaklaşmasını anlatırdı. İnsanla denizin bu denli sıcak ilişkilerde kucak kucağa yaşaması sözlerle anlatılmaz ki?. Onunla romantik sevişmenin ruhsal birlikteliğini yaşamayan duyumsayamaz ki. Yarım yüzyıldan daha genç olanlar, bu şehir hep böyleydi sanıyorlar. Biz, Samatya kıyılarındaki birinci, ikinci, üçüncü kumsallarda, Etyemez kumsalında denize girip derinlere dalar, kayalardan  midye sökerdik. Denizin içi dibe kadar, yaşam kaynardı. Elbet çeşitli  balıklar, p

1304 defa okundu.

yazının tamamı...
Şehre Yabancılaşma
Şehre YabancılaşmaAydın Boysan..Tüm mimarlık planlarında basılacak  birinci basamak insan  ölçüleridir. Bütün  binalar normal  insanın  ölçüleri baz alınarak planlanır. İskemle yüksekliği yaklaşık 45 santim ise, masa yüksekliği 75 santim  kadardır. Kapıların genişliği için 60 santim  yeter, artar bile ama , eşya geçebilsin diye 85 santimden az yapılmamalıdır. Zaten o eşya da insan ölçülerine göre boyutlanmıştır ya!Yaşanan yakın çevrenin boyutlanması ve biçimlenmesinin alfabesi, insan ölçüleridir. En önemli yapı türü olan konutlar ve okullar, masa başı çalışma binaları, isterse kiralık  han ya da bakanlık binası olsun, hep insan ölçüsü katlanmalarından kaynaklanan ölçüleri ve biçimleri olmalıdır.Sokak, cadde ve mahalle ölçüleri ve biçimlenmeleri de, i

1315 defa okundu.

yazının tamamı...
Mizahın Amacı
Mizahın AmacıAydın Boysan..Mizahın parlak amacı, insanları gerçekleri görünceye , kavrayıncaya kadar düşündürmeye alıştırmasıdır.İnsanları asıl korkutan, gerçekler değildir. Korkunun tehlikeli  kaynakları, o korkuları yaratan kuşkulardır, vehimlerdir, kuruntulardır. Ruhsal bunalımların asıl kaynakları, gerçeklerden  kopan insanların, hayallerinde yarattığı korkulardır.Oysa mizah kurtarıcısını kullanarak kafasını çalıştırma gücüne ulaşan insan, gerçekleri de kavrayarak, çözüm arama ve bulma ferahlığına kavuşur. Bu platformda çıkabilmenin yolu, ancak  kafayı çalıştırarak bulunabilir.Mizahın, yani akıl kullanmanın parlak ışığı, o korku yaratan karanlıkları, şimşek gibi bir anda aydınlığa dönüştürür. Şimşekler arası karanlıklarda bile doğru yol, kafayı çalıştırarak  bulunur

2027 defa okundu.

yazının tamamı...
AYDIN BOYSAN, EGE CANSEN Kamera Arkası
AYDIN BOYSAN, EGE CANSEN Kamera ArkasıAydın Boysan.. izlemek için tıklayın.      .. dinlemek için   ..AYDIN BOYSAN, EGE CANSEN Kamera Arkası Ege Cansen (EC)Aydın Boysan (AB)Bülent Şenver (BŞ)DeşifresiEC: Sevgili GençlerBurada genç kelimesi övgün eğitim sürecini tamamlayıp  çalışma hayatına girmek üzere olanlara anlatıyorum.Çalışma hayatı kollektiftir, yani kişi mutlaka başkaları ile birlikte çalışacaktır.  Başarıyı başkalarının katkısı olmadan sağlayamaz. Hatta başkaları yüzünden ne kadar gayret ederse etsin başarısız olabilir. İşte tam bu noktada kişide  kendi başarısı için başkalarını adam etme dürtüsü ortaya çıkar. Tavsiyem şu; hayatta adam edebileceğin ilk ve tek kişi sensin. Başkalarını adam etmekten vazgeç. İyi örnek teşkil

3778 defa okundu.

yazının tamamı...
Mutluluk AYDIN BOYSAN
Mutluluk AYDIN BOYSANAydın BoysanSöze "mutluluk" diye başlayacağım, korkuyorum. Çünkü beleşçiler üşüşecek, dostlarımın  yollarını kesecekler. Ama ben yine de bu konudan  vazgeçmeyeceğim.Beleşçilik dedim ya! Ben de kendimi baze