Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Lider Odaları       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

Ali Sabancı Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

ALİ SABANCI Bülent Şenver'in Odası Televizyon Programı
01.02.2007
Okunma Sayısı : 14808
Oy Sayısı : 13
Değerlendirme : 5
Popülarite : 5,57
Verdiğiniz Puan :
 

 

ALİ SABANCI Bülent Şenver'in Odası Televizyon Programı
.

.
.

Duayen Bankacı Sayın Bülent Şenver bey beni arayıp gençler için bir televizyon programında tecrübelerimi paylaşmamı isteyince bu isteği seve seve kabul ettim.

Bir Cumartesi günü İstanbul Ceylan Intercontinetal Otelinde, şömine önünde Bülent bey ile hoş bir sohbet yaptık.

Bülent Şenver bey "Tecrübeleriniz ve Birikimleriniz Toprak Olmasın" diye çok hoşuma giden bir slogan yaratmış. Ben de bu programda tecrübelerimi paylaşmaya çalıştım.

.
.
.

 izlemek için 

.
.

 dinlemek için

.
.

ALİ SABANCI Bülent Şenver'in Odası Televizyon Programı Deşifresi


.
.
Ali Sabancı (AS)
Bülent Şenver (BŞ)
.
.

BŞ:Bülent Şenver'in odasına hoşgeldiniz.Bülent Şenver'in odasında Bülent Şenver'in  konuğu sayın Ali Sabancı .

Hoşgeldiniz Ali bey.

AS: Hoşbulduk Sağolun.

BŞ:Ali bey sizin yüzünüze ben baktıkça bayağı bir enerji alıyorum.

Birazcık sizin enerjinizden ve sizin motive eden gözlerinizden çıkan ışıktanda rahmetli Sakıp Sabancı bey'i hatırlıyorum.

AS: Allah rahmet eylesin.

BŞ:Allah rahmet eylesin.

Ben kendisiyle epeyi uzun süreler birlikte oldum.

TÜSİAD'da birlikte olduk o kadar pozitif enerjisi vardı ki ben hakkatten sizde böyle bir enerji hissediyorum.

Bu belki gençliğin verdiği bir enerji sizde ama ben biliyorum ki herhalde siz ne kadar
yaşlanırsanız yaşlanın bu güzel enerjiyi bu gülümsemeyi hoş gülümsemeyi yüzünüzden eksik etmeyeceksiniz.

Ben bu programımda hep  istiyorum ki gençlerle bizler zenginliklerimizi paylaşalım.Şimdi öyle olunca gençlerimiz hep önce merak ediyorlar Ali Sabancı.

Bir kilometre  taşlarını merak ediyorlar, kimdir nasıl yetişmiştir, neler yapabilmiştir, hayalleri nelerdir gibi sizi önce konumlandırmak istiyorlar.

Çoğu kişi sizin soyasınız Sabancı diye bir de yeni yaptığınız bir atılım var Pegasus hava yolları ile ilgili  kamuoyu sizi bu şekilde benimsedi bir cesaretli insan diye gördü sizi .

İlk gördüğü cesaret şuydu: Siz koskaca bir Sabancı imparatorluğundan kopabildiniz.

Bu önemli bir cesaret.

Ondan  sonrada hava yolu gibi çok hakkatten çok riskli gibi görünen bir sektöre girdiniz. 

Fazla para ve sermaye isteyebildiği gibi devlet hava yolu şirketlerinin bile zarar edebileceği bir alana girdiniz.

Ve hatta yurtdışında da bir çok hava yolu iflas edip battıkça da Allah Allah bu çok büyük bir iştir, burada risk çoktur, böyle bir riski de aldı Ali Sabancı.  

Nasıl yapacak bu yükün altından diye de sizinle ilgili böyle meraklar uyandı insanlarda.

Bizimle bu konuda ve kimliğiniz konusunda bir kaç ana hat paylaşı rmısınız?

AS:Şimdi ben her geçen gün daha da yaşlanıyorum. 

Herkes gibi bunu da idrak etmiş vaziyetteyim.

69 doğumluyum ben Bülent bey.

37 yaşındayım.

Yolun yarısına klasik manada 2 sene geçmiş vaziyetteyim.

Benim en büyük avantajım ne ?

Ben 10 yaşından 26 yaşına kadar Türkiye'de yaşamadım.

Bu niye avantaj?

Çünkü Allah hepsinden razı olsun.

Ölenlerimizden de Allah razı olsun.

Allah rahmet eylesin.

Benim ailemin itibarı ve ekonomik kaynakları çok güçlü idi.

Güçlü, dolayısıyla her zaman değişik muameleler gördüm. 

Ne diyeyim size, böyle büyük muamelesi görmüş ve görecek ortamlarda bulunduk.

Ama ben 10 yaşımdan 26 yaşıma kadar yurtdışında yaşadığım zaman orada sıradan bir insan gibi yaşadım.

Olması gerektiği gibi yani yaşadım.

Mesela ben benim için hiç garip değil.  

Yurt dışında soyadım sorulduğunda soyadımı İngilizce olarak  harf  harf kodlamak zorunda kaldım.

Ama İstanbul'a geldiğim zaman Türkiye'ye geldiğim zaman hemen "Sabancı" soyadın öne çıkıyor.

Dolayısıyla benim en büyük avantajım uzun süre yurtdışında yaşamış olmam, eğitim görmüş olmam.

Almanya'da, Londra'da Amerika'da Boston şehrinde sonra New York'da üniversite okudum.

Mastır yaptım, çalıştım.

Ve Türkiye'ye 1995  yılında geldim.

95 yılında geldiğimde her Türk genç evladı gibi bende şunu düşünüyordum.

Türkiye benim gibi bir evladı olduğu için çok şanslı.

Böyle  iyi yetişmiş böyle iyi iş tecrübesi var, böyle önemli bir aileden geliyor, yani Türkiye çok şanslı ben neleri değiştireceğim Türkiye'de?

bu genç bakışın  genç görüşüydü yani 20,25 yaşlarında biliyorsunuz bütün dağları yıkıp tekrar yeniden yapabilirsiniz bende de öyle bir görüş vardı.

Tabii Türkiye'ye geldiğimde şunu anladım bu 15, 16 yıl  yurtdışında yaşamanın da bir dez avantajı var.

Nedir o?

Türkiye'yi bilmemek.

Türk insanını tanımamak.

Böyle baktığım zaman en hızlı bu açığı nasıl kapatırım dedim.

Ve Akbank'da bir şubede işe başlayarak yola çıktım.

İlk etapda Bahçekapı şubesinde şimdi 10 sene oldu bana bile tarih gibi geliyor

BŞ:Yoksa veznedar olarak mı başladınız.

AS: Veznedar tabii ve o zamanlar yanlış hatırlamıyorsam bir magazinde mulakat vermiştim Bülent bey o zaman Türkiye'de ilk mastırlı veznedar bendim herhalde.

Uluslararası finans üzerine Kolombiya üniversitesinde o zamanda şimdiki olduğu gibi 3, 4 okulun içerisinde dir bu program orada master yaptım.  

Ve Türkiye'ye geldim.

Mastırlı veznedar oldum. 

O zaman hiç unutmuyorum Bülent bey kolumda Amerika'da iş deneyimindende alıştığım kol düğmeleri vardı.

Metal kol düğmeleri: 

O bankacılıkla bu  günün bankacılığı arasında  dağlar kadar fark var.

İlk geldiğimde şubede şunu fark ettim.

İnsanlar koluma bakıyor!

Bahçekapı şubesinde, küçümsemiyorum, Bahçekapı'nın gerçeklerine göre benimki yanlıştı. "Kol Düğmeli" veznedar olmak.

Ondan sonra işte benim iş hayatım gelişti.

Beyoğlu şubesine şube müdür yardımcısı oldum.

Ve Sabancı Holding'in muhtelif kademelerinde çalıştım.

Ve en son yanılmıyorsam 94'ün Mart ayında çok ağır bir kartviziti  terkettim.

BŞ: Terk ettiğiniz kartvizitte ne yazıyordu?  Ne yazıyordu kartvizitinizde?

AS:Kartvizit'in üzerinde şu  yazıyordu Bülent bey.

Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş. strateji ve iş geliştirme grup başkanı Ali Sabancı.

Niye ağırdı bu kartvizitte yazanlar? 

Bir kere  Strateji ve iş geliştirme grup başkanı.

Bir diğeri Hacı Ömer Sabancı Holding

Ve soy isimde Ali Sabancı.

Yani bu kart çok ağır bir kart.

Bu kartı geride bıraktım.

Ve o gün bu gündür de Esas Holding bünyesinde Pegasus hava yolları yönetim kurulu başkanlığını yapıyorum.

Bu günden o güne hayatım nasıl farklı oldu? 

Çok keskin farklar var.

Ben artık akşam yattığımda işimle ilgili rüyalar görüyorum.

BŞ.O zaman görmezmiydiniz?

AS:O zaman işimle ilgili bürokratik kabuslar görürdüm.

BŞ:Bürokratik kabus

AS:Bürokratik kabus ne demek?

Tabii şimdi olduğu gibi Sabancı holding o zaman da  10, 15 milyar $  büyüklüğünde bir şirketti.

Bu şirketinde takdir edersiniz bürokrasisi çok yoğundu.

BŞ:Bu bürokrasi yoğunluğu işi engelleyen bir bürokrasimi?

AS:Benim şahsi kanaatim işi engelleyen bürokrasiydi.Yani mesela bu bürokrasinin bugün bana göre şık ismi kurumsallaşma

BŞ: Kurumsal yönetişim.

AS:Evet.  Yönetişim.

Yalnız kurumsal yönetişimde benim şahsi kanaatim, belki konumuz bu değil ama, isterseniz  fikrimi söyleyeyim kurumsal yönetişiminde bir dengesi olması lazım.

Ne demek istiyorum?

Mesela diyelim ki Nijeryalı iş adamısınız.  

Örnek olsun diye söylüyorum.

Nijeryalı bir şirketsiniz.

Eğer sizin bütün işiniz Nijerya'daysa ve siz İsviçre klasmanına göre bir kurumsal yönetişimle idare ediliyorsanız o zaman Nijerya'da bir sürü fırsat kaçırırsınız.

Etik değerlerden bahsetmiyorum.

İşe yaklaşım dolayısıyla.

Bende o zaman hep düşünmüşümdür ki daha dinamik olma adına daha pratik yönler bulmak adına neler yapabilirim?

Mesela ben Sabancı Holding'de strateji ve iş geliştirme grup başkanıyken ne yapıyordum?

Yani bunun Türkçesi neydi?

Ben Sabancı Grubu'nun iç bünyesindeki yeniden yapılandırmaların analiz edildiği mutfağın başındaydım.

Ona karar veren ben değildim.

Ben CEO (Genel Müdür)'a  rapor ederdim.

CEO (Genel Müdür) da bunu yönetim kuruluna taşırdı.

Mutfağın başındaydım.

Veyahutta ben veya ekibim 19, 20 arkadaşım vardı o zaman özelleştirmeler'den sorumlu analiz'in yapılması değerlendirme'nin yapılmasından sorumluydum.

Veyahutta şirket satışlarından sorumluydum.

Ama yine bunlara ben karar veremiyordum.

Kararı veren ben değildim.  

Ben sadece düşünen bir yöneticiydim.

Düşünen bendim.

Öyle günler yaşadım ki ben ve ailem ve ekibim iş yapmakta çok zorlandım.

Tek sen yaşamıyorsun bu zorlukları herkes yaşıyor diye beni avutmaya çalıştılar.  

Bir proje anlatacaksın.

Diyelim ki  bu proje bir "at". 

O atı mutfakta pişirmişsin.

Bir "at" olarak icra komitesine girmiş.

Yönetim kurulundan geçmiş.

En iyi bu "at" uygulama için geri döndüğünde bir "zebra" olabilir. 

En iyi ihtimal diyorum çünkü bir sürü kademeden geçiyor ve o kurullarda görevli kişiler uygulamada bazı değişiklikler olmasını istiyor.  

Bir de o kademelerden geçerken de o kademelerin sebebi mevcudiyetini ispatlamak için o kurullarda görevli insanlar bir şey demesi lazım olduğunu düşünerek, bazen de holding içinde kendilerini göstermek için yerli yersiz önerilerde bulunabiliyor.  

Bu da doğal. 

Holding içinde bu kadar çok onay  kademesi olduğu zaman böyle oluyor işler.

BŞ:Hepsi bu tamamdır dese o içine sinmiyor. Bunun diyor bir kulağını küçültelim diyor.

Bu atın kulakları büyük olmasın kulaklarını küçültün diyorlar değil mi?

AS:Orada bir katkıda bulunman lazım çünkü oradasın.

Çünkü eğer Türk insanı biliyorsunuz ben hep ondan bahsediyorum konuşma dengesizliği olan bir toplumuz maalesef.

BŞ:Son yönetim kurumuda eğer derseki bu atı çizgili boyayalım hadi oldu zebra.

AS:Aynen öyle.

Ve zebra olarak geri geldiğinde öneri ile alınan karar çok farklı olabiliyordu.

Örnek vereyim.

Özelleştirme olur.

Özelleştirme ki ben bunu  yanlış anlaşılmamayım  uzaktan gazel okuyor gibi olmayayım.

Ben muhtemelen 10, 15 milyar dolarlık bir firmada bunların olması gerektiğine inanıyorum.  

Ama bana uymadı Bülent bey.

Bir özelleştirme olacak mesela.

Bir masa satılıyor.

Böyle bu masanın dört tane bacağı var. 

Eee şimdi dönüpte siz özelleştirme idaresine derseniz ki ya siz bu masayı satıyorsunuz oval masa dört bacağı var ama bu masayı siz kare haline getirin, iki bacağını sökün ve üstünü cilalatın ben sonra almak için size fiyat teklifi veririm.

Böyle bir yaklaşımla özelleştirmelerden şirket alabilir misiniz?

BŞ:Ya da beş ayağı olsaydı alırdım bir ayak daha koyun da alıyım.

AS:Dediğiniz zaman adam diyorki beyefendi bu oval  ve dört bacaklı ona göre bir fiyat verin diyor bize uymaz.

BŞ:Siz alın sonra bir bacak koyun istiyorsanız.

AS:Dolayısıyla Türkiye bunlardan geçti ve  halada geçiyor.

Sabancı Holding de geçiyordu.   

Tabii ben mesela Pegasus hava yolları için biliyorsunuz  hukuki auditsel (denetimsel) yani rakamsal finansal bir araştırmadan  geçiyorsunuz .

Hiç unutmuyorum.

Yapı Kredi bankasından alacaktık biz  Pegasus hava yollarını.

Pegasus hava yollarını alırken ben dedim ki  Yapı Kredi bankasındaki arkadaşlara.

Ben dedim bu işte ben  entereseyim dedim.

Bana dediler ki enteresin ama Sabancı kültürüyle eğitilmişsin.

Sabancı böyle bakar şöyle bakar.

Ondan sonra vazgeçer.

Hızlı karar verebilirmisin?  diye sordular bana.

Biz 29 günde çeki yazdık Bülent bey. 

Birinci günden 29'una çok hızlı davrandık. Hiç atlamadığımız bir şeydi o.

Dolayısıyla Türkiye artık böyle büyüyor.

Türkiye'de çok daha  fazla varlıklı ve zengin insan var. Varlıklı şirketler var.

Kaynak sorun Türkiye'de yok artık yurtdışında  var.

Çok daha dinamik olmak lazım  sonuçta siz bana damardan girdiniz kabus görüyorsun dedin onun için uzun uzun anlattım rüya görüyorum.

BŞ: Siz bir de bir şey yapmışsınız.

Bir uygulama yapmışsınız.  

Onu da sizden almak isterim. Sizden duymak isterim. 

Paylaşalım bunu herkesle.

Sizin odanızda böyle dört tane A4 kağıdı varmış.

Odanızda asılı o dört A4 kağıdına ne yazdınız?

AS:Benim şimdi yeni dünyamda tabii çok flexible (esnek) ortamda çalışıyorum.

Bir kere niye yönetim kurulu başkanıyım.

Patron olunca biraz daha az consensus (oy birliği ile)   tercih ederseniz consensus (oy birliği ile)  karar alıyorsunuz.

Tercih etmezseniz almıyorsunuz .

Benim daha çok yöntemim tercih ederek ama tek başına karar alma lüksü faydalı oluyor.

Mesela neler yapıyorum?

Hiç hava yolları ile ilgili bir alakası yok .

1000 kişilik  bir şirketin en tepesindeki insan olarak  benim değişimle ilgili gıcığıma giden laflar var.

Bu nasıl laf gıcığıma giden laf?

Benim toplantı odamın üzerinde 4 tane A4 kağıt var.

Tavandan asılı.

Bir tanesi'nin üzerinde "ama" yazıyor, sadece ama.

Hemen altında aynı sayfanın altında diyorki 5 YTL.

Başka bir kağıtta "zaten" yazıyor zaten.

Onun altında da 10 YTL yazıyor.

Bunların aynı zamanda İngilizceleri yazıyor.

Niye bunları yazdım?

Çünkü değişim herhangi bir şirkette çok önemli.

Ben bütün değişimimi yaptım.

Hem şirket için değişim hem kendin için değişim.  

Değişim hep sancılı olur. 

Çünkü mevcudu korumak kolay, değiştirmek zordur.

Siz daha iyi bilirsiniz benim yaşım kadar neredeyse deneyiminiz var.

Şimdi zaten hep negatif olan yaklaşımlar

BŞ:Siz hep bir şey yapmak istiyorsunuz biri geliyor ama efendim yapamayız.

AS:Diyebilir. Baştanda  diyordu.

Veya benim başka bir arkadaşım böyle böyle bir şey yapalım ben diyebiliyordum.

"Zaten Türkiye'de bu işten var."

"Zaten" dersem kumbaraya  10 YTL atıyorsum.

İstisna yok ben de buna dahilim. Bu uygulamaya ben de dahilim.

BŞ:Siz dedinizki artık Pegasus hava yolarlında verilecek kurabiyeleri parayla satalım eğer birisi derseki ama efendim at 5 YTL.

AS:Bu kumbarada 5 YTL , 10 YTL'ler doluyor ay sonunda ben kumbara da en kadar varsa onu match  ediyorum bir o kadar da ben koyuyorum.

BŞ:Mesela birikti 3.000 YTL  bir 3.000 YTL 'de siz koyuyorsunuz.

AS:Sonra ailem yani Pegasus ailesi karar veriyor bu parayı ne yapacağız diye en son bu parayı Allah hepsine yardımcı olsun lösemili çocuklar vakfına bağışladık.

Tabii bu değişim süresi toplantıları birkaç kuş vuruyor bir taşla  stresli toplantıları yumuşatıyor.

Kelli felli 40, 50,55 yaşlarında insanlar dengeleri bozuluyor zaten demedim dedin demedin o zaman koy  bir kere o yumuşatıyor.

BŞ:Şahitler devreye giriyor efendim ben duydum demişti.

AS:Alt üstede diyor bunu artık öyle şeyler yok çünkü altta paraya katkıda bulunuyor.Artık orada eşit var.

BŞ:Ve toplantılara girerken yöneticiler hep bozuk parayla toplantılara girmek zorundalar.

AS:Bazı arkadaşlarım diyor ki ben bir şey diyeceğim ama param kadar konuşurum kardeşim.

O zaman ben yazıyorum onu ve sonra onlar borçlu oluyor onları topluyoruz.

BŞ:Ama kredi kartı kabul etmiyorsunuz.

AS:Kredi kartı kabul etmiyoruz.

Bir toplantıda hiç unutmuyorum Hakan Şahin diye bir arkadaşım var.

Hakan Şahin'de satış pazarlamadan sorumlu.

Ancak onun dışında hiçbir sorumluluğu  yok yani ne demek her sabah bakın modele bakın 4 tane satış pazarlama'dan sorumlu arkadaşımız var bir tanesi'nin sadece ismi satış pazarlama dibi boş her sabah boş kağıtla geliyor ofise yeni fikirler üretmek onun sorumluluğu, yeni gelir kaynakları üretmek onun sorumluluğu o sıkıldı zaten'lere, ama'lara  dediki filhakika ben doğru bile söyleyemiyorum  fidhakika da olabilir bu dedim Hakan ne demek bu filhakika ya Ali bey bu zatenle ama'nın bir karışımı dedi.

BŞ:İkisinin ortası 15

AS:Hayır dedim bu defa muhafiyet var bundan sonra bunu dersen 1 milyar , 1000 YTL zaten normalde kullanılan bir kelime değil ama bir daha kullanırsan 1 milyar alıcağım.

Ben bunları bu gibi deneyimleri deneyleri Sabancı Holding'de yapsam 35, 40 bin kişinin içinde bulunduğu bir organizasyonla derlerdi ki bu adam delirmiş.

Ben bunu şirketim için yapıyorum.

Şirketim için başka bakın hiç hava yoluyla alakası var mı?

Hiçbir alakası yok yönetim tarzı aşılamak yani denemek her denediğinde tutmuyor ama denemek  ürkmüyceksin denemekten.

Başka bir şey daha yaptım yaptım derken tabii bunları ikna ediyorum arkadaşlarıma mesela 3, 4 kişi toplantıdayız sürekli fark ediyorum ki biri bir şey derken öbürü sürekli onun lafını kesiyor, söz kesiyor anladım bir yerden sonra kötü niyeti yok Türkiye'de dinleme konuşma dengesizliği var.

BŞ:Dinleme ve konuşma dengesizliği hangisi daha çok.

AS:Konuşma arzusu daha çok.

Oturupta dinlerken mesela bakın şimdi bir simpozyuma gidim ne kadar insan orada parasını ödemiş dinlemek için ama uyuyor , niye uyuyor dinlemeye alışık değil uykusu geliyor.

BŞ:Dinlemeyi bilmiyoruz  

AS:Ben bunun üzerine ne yaptım dedim ki bundan sonra size Bülent diyebilir miyim?

BŞ:Tabii tabii.

AS: Ali ile Bülent oturup konuşurken Bülent bir şey derken Ali sözünü kesti niye çünkü Ali'nin fikirleri daha üstün bir şey ekleyecek öyle yaparsa Ali Bülent'e 20 YTL para ödüyor niye çünkü sözünü kesti Bülent'in .

BŞ:Giderek YTL'ler artıyor ama 5 YTL zaten 10 du.

AS: Öbürleri kumbaraya gidiyor bu direk şahsa gidiyor.

Niye diyorum ki madem Bülent bey'i davet etmişim onun fikrini dinlemek için davet etmişim değil mi?

O köşede buda gibi otursun diye davet etmemişim o zaman bırakın adamın fikrini bitirene kadar dinleyelim.

Şimdi bizim toplantı disiplinini bir görsen herkes bir birini izliyor.Bitirdimi acaba diye saygıyla bekliyor.

BŞ:Ve de soruyor herhalde bitti mi sözünüz?

AS: Zaman zaman şunu fark ediyorum parmak kaldıranlar oluyor.Daha verimli toplantılar  oluyor.

BŞ.Sözünüz bittimi diye önce soruyor ondan sonra toplantı yönetim kurulu başkan'ı olarak size dönüyor bak birmiş bitmiş diyor.

AS:Tabii bunu yaşamak lazım.

Bizde yönetenler ve yönetilenler yok daha yakın.

BŞ:Peki şimdi sizin toplantılarda şu anda yavaş yavaş o alınan para atılan kutu daha azmı dolmaya başladı paralar.

AS:Alışkanlıklar oldu insanlar daha pozitif konuşmaya başladı.

Zaten ve ama'lar azaldı.Ama bizim yine bir tahtamız var bakın toplantı'dan evvel yazarız oraya eğer Bülent Şenver katılacaksa BŞ bir tane 5 var orada 10 var çarpılar var altta konuştukça artıyor.

Bunun hiç hava yolları ile alakası yok artı bunun uygulama sonuç vermiyor mu, vermiyor mu şirket içinde bu konuşuluyor şirket bir aydiyet  duygusu yaratıyor biz diyor şu bağışı yaptık diyor beraber beraber karar verdik diyor .

Mesela başka bir uygulama bu uygulama da yine hiç yabancı gelmez ama Türk ekonomisinde hala yabancı geliyor.

Bir kazanç paylaşım modeli var bizde.

Kazanç paylaşım modeli diyor ki Pegasus'da 3 sene veya daha fazla çalışmış herhangi biri makam bağımsız şöför de olabilir genel müdür de olabilir, 3 sene çalışmış olması lazım Pegasus'ta sadece krital o.

Vergi öncesi karın %10'nu paylaşıyor.Ve bu vergi öncesi kar'da bütçeye bağlı değil Bülent bey.Yani ben 10 milyon euro kar ediceğim dedim bu sene 12 ettiysem bu 10 milyon hissedara gider o 2'nin %10'nunu veriyim hayır 12'nin %10'nunu veriyim.10 ediceğim desemde 3 etsem 3'ün %10'nunu veriyim.

BŞ:Bütçe tutmasa dahi kar  ne ise vergi öncesi kar .

AS: Bütçe tutmasa dahi bakın siz bile onu öyle sorguluyorsunuz diyelim 10 milyon euro kar etmeye imkan var ama o sebep bu sebep 3 etme imkanım var o zaman ben kar'dan paylaşmazsam bunu 3,5 yapma imkanımda azalıyor.3,5 , 3'e kıyasla daha iyi.Maksat bunu paylaştıkça insanlar

BŞ:Çalışanlar kar'dan bir pay alıyorlar.

AS:Sabahleyin ofise geldiğinde veya uçağı uçururken demeli ki burada ben %10 hissedarım kardeşim.Hatta ve hatta imtiyazlı hissedarım niye imtiyazlıyım benim önceliğim var çünkü zarar ederse bu Ali maaşımdan %10 kesmeyecek.Kar ettiği zaman bu var  o zaman da imtiyazlı hisseye sahibim.

BŞ: Şimdi ben sizi soru yağmuru ile ıslatmak istiyorum.Bülent Şenver'in odasında Bülent Şenver'in konuğu sayın Ali Sabancı şimdi bir soru yağmuru bölümümüz var.

Bu soru yağmuru bölümünde istiyorum ki size sorduğum sorulara mümkün olduğu kadar kısa cevaplar verelim bende sorabildiğim kadar çok soru soruyum diye, birinci yağmur damlasını damlatıyorum.Büyük holding'leri yönetirken rastlanabilecek en ciddi  3 sorun sizce ne olabilir?

AS: Ben büyük holding büyük aile holding'ini örnek veriyim.

En büyük 1.2. ve 3. sorun hepsi bana göre aynı şu var profösyoneller ve aile fertleri .

Bu şirket kar amaçlı bir şirket bu şirketin %30 ortağı  kamu yani vergi toplayacak vergi matrahı düştükçe ortaklık azalıyor ama yine de ortak bir sorumluluk var yani dolayısıyla şu olmamalı profösyoneller ve aile fertleri diye bir ayrım olmamalı.

Aile fertleri de profösyonel gibi çalışmalı.Eğer aile fertleri profösyonel gibi çalışmıyorsa  kime zararı var bunun öncelikle  hissedar olan aile ferdine zararı var.Dolayısıyla yönetme egosu olmamalı.

Büyük holdinglerin aile fertlerinde bakın bu çok önemli. Benim babam bana bir şey öğretti.

Sen dedi Sabancı Holding'de sadece hissedar olma hakkın var.

Senin yönetme hakkın yok.Sen eğer kendi ayaklarının üzerinde durarak yönetebiliyorsan yönetme hakkın var.

Eğer Ali Sabancı yerine Ali Sabancı'nın yaptığı işi Ali Yabancı dahi yapıyorsa 1. öncelik senin iyiliğine .Dolayısıyla bu ego hep arka cepte olmalı.

Yönetme hırsı olmamalı benim şahsi kanaatim.

Maalesef Türkiye'de yurt dışında da bu örnekler  var.

Biraz evvel dedim ya bu ağır kartvizit o ağır kartvizit'in etkisi altında kalan aile fertleri olabiliyor.

Yani o aile fertlerini düşünebiliyor musun ben bu kart viziti verirsem ben yarım adam yarım kadın mı olucağım yok

BŞ:Siz o üçünü de birleştiriniz.

Ortak olan aile fertlerinin muhakkak ben yönetici olucağım gibi  bir egosu olması lazım dediniz .

Aile şirketlerinde akraba olan ortaklar arasında en sık rastlana sürtüşme sizce hangi konularda ortaya çıkabilir?

AS: En sık karşılaşılan sürtüşme tabii bir şirkette birden fazla aile ferdi aynı bünyede birden fazla aile ferdi varsa ve maalesef bu Türkiye'de var biraz evvel dediğim merit kendi ayakları üzerinde durduğuna göre değerlendirilmiyorsan o zaman düşünceler yarışmaya başlıyor fikirler.

Para kazanmaya başladığınızda para kazandığınızda o zaman bunların hepsinin üstü örtülüyor.

Çünkü kar ediyorsun zenginlik artıyor.

BŞ:Para kaybedince.

AS: Para daha az kazanılırken ve yahutta işin boyutu bundan sonraki jenerasyonun sayısını karşılamamaya başladığı zaman yani ne demek istiyorum diyelim ki benim babamın bir kardeşi var 10 milyon $ lık işleri var.

İki kardeş yönetirken 5'er milyon $ lık işleri var ama her iki kardeş iki çocuk yaparsa demek ki içeride 6 kişi var.

İki kendi iki iki  daha dört  6'yı ona bölersen 5'den 1.6 ya düştü.Bunun 3 kat daha hızlı büyümesi lazım.

BŞ:Ya da daha az çocuk yapmak lazım..

AS:Daha az çocuk yapmak lazım.Her hariküarda  Bülent Bey merit'e bina etmezsen beceriye bina etmezsen her konuda sürtüşme oluyor.Bu hemen suyun üzerine çıkmıyor.

BŞ:Uyuyor bir yerde.

AS:Tabii uyuyor.

BŞ:Ne zaman su yüzüne çıkıyor.

AS:Ne zaman su yüzüne çıkıyor.

Benim gibi bireyler artık yeter diyene kadar ama buda cesaret istiyor .

BŞ:Evet herkes sizin gibi cesaretli değil.

Çok paralı olan bir insanın muhakkak düşünmesi gereken şey nedir?

AS: Parayı kendimi kazandı yoksa miras mı aldı bu çok önemli bakın bana göre çok önemli bir fark var.

Neyin arasında zengin olmakla para kazanmak arasında dağlar kadar fark var.

Benim zenginliğim 100 birimse ben bakın bugün şapka çıkartırım bunun en az %95'i  mirastır.5'i benim uğraşlarımdır.

Eğer bunu benim gibi söyleyebilenler varsa ne mutlu onlara.

Eğer etrafta 100 birimlik adamım çünkü  mükemmelim diye dolaşsaydım ben o zaman işin zor olur.

Dolayısıyla zenginlikle para kazanmak arsında dağlar kadar fark var.

BŞ:Evet çok güzel.Çok parası olan bir kişinin asla düşünmemesi gereken şey nedir?

AS: Çok para ne demek tabii.

Çok parası olan insan zaten bu parayı nereye harcayacağım diye düşünmez..

Çünkü bu paranın %1 'i günlük hayatında harcanır.Dolayısıyla bana göre ben şunu alacağım biraz daha kazanmam gerekiyor diye düşünmem.

BŞ:Bir iş adamı risk alırken neye dikkat etmeli?

AS:Neye dikkat etmeli.Riskin karşılığında getiri ihtimalinin  ne  olduğuna bakmalı bir.

İkincisi benim kendime göre yaptığım   bir çalışma var.

En kötü ihtimal ben burada bütün planlarım yanlış gitse

BŞ:Ve para kaybetmeye başlasam

AS:Para kaybetmeye başlasam bunun maxinumu nedir?

BŞ:Ne kadar kaybederim.

AS:Ve ona göre ben bunun altından kalkabilir miyim? Neye kıyasla getiri potansiyeline kıyasla.

BŞ:Ben olsaydım yapmazdım dediğiniz bir olayı bizimle paylaşırmısınız? Ben olsaydım yapmazdım herhangi bir olay olabilir.

AS: Yeni içinde bulunduğum sektörde havacılık da rekabetin bir kısmı şimdi hükümetten yardım istiyor.

BŞ:Hükümetten yardım istiyorlar.

AS:Ben olsam bunu yapmazdım çünkü hükümet'e sormadım ki ben bu işe girerken, girebilir miyim diye sormadım.

Ben kendim girdim o zaman ben kendi paramla asılmam lazım

BŞ: Bir holdinge üniversiteyi yeni bitirmiş girmiş bir kişi ben genel müdür olmak istiyorum dese o yeni girmiş üniversite mezununa genel müdür olabilmesi için yolun hızlanması için çabuklaşması için ona ne önerirdiniz?

Ne yapmasını önerirdiniz?

AS: Bir kere o yolun hızlanması dediğinizde ben mutabık değilim çünkü o yol çok ince uzun ve sabır gerektiren bir yol.

BŞ:Sen bunu unut mu derdiniz.

AS: Ben bunu unut demezdim şunu yapardım o holding'in insanları nasıl değerlendirdiğini anlamaya çalışırdım.

Yani her işin başında bir aile ferdimi var, yoksa o her işin başında değerli bir insan var aile ferdi veya aile ferdi olmayan ona bakardım.

BŞ:Eğer aile ferdi varsa ne yapardınız?

AS: O zaman o aileden biriyle evlenirdim.

BŞ: Aile ferdi yoksa?

AS: Aile ferdi yoksa o zaman ben çok ciddi bakardım burada gelecek var bu kendiniz ile ilişkili oluyor o zaman aile politika ile ilişkili olmuyor.

BŞ:  Soyadım Sabancı olmasaydı yapamazdım dediğiniz bir şeyi paylaşır mısınız?

AS: Mesela sizinle konuşamazdım böyle.

Çünkü Sabancı olmanın da çok önemli bir katkısı var benim şu anda işimin ön plana çıkmasında.

BŞ: Bir başka soruda soyadım Sabancı olduğu için yapamadım dediğiniz bir şey?

AS: Soyadım Sabancı olduğu için yapamadığım bir şey valla şimdiye kadar böyle bir şey olmadı şöyle söylüyüm tabii biraz düşünürsem ben bundan evvelki hayatımda muhtemelen balıktım beni bıraksan şimdi giderim şimdi Göcek'e Dalaman'da bir yerde küçük bir tekende yaşardım.Ama bunu yapamam.

BŞ: İş hayatında bu güne kadar gördüğünüz rastladığınız etik olmayan ne gördünüz?

AS: Şimdi bana izin verin kısa dilde biraz uzunca anlatıyım.

Şimdi Türkiye maalesef etik olmayan davranışa hep hoşgeldin diyor.Hep hoş geldin bakın nereden nereye .

Şimdi Türkiye'de ismi lazım değil bir bey vardı Türkiye'yi ve bütün Türkiye'yi bir defa diyelimki af buyurun kazıkladı.

Bu oldu 70'li yılların sonunda 80'li yılların başında bu banker alakaları ile ilgili.İsmini anladınız.

BŞ:Anladım.

AS: 3, 4 sene sonra yanı bey  aynı konuda ikinci bir defa Türkiye'yi kazıkladı.Demek ki bu işler Türkiye'de hemen unutuluyor.

Hemen Türkiye'de ne oldum, ne oldum , ne oldum deniliyor.

Dolayısıyla etik değerlere baktığım zaman ben yani aynı yoldan giderim benim işimin en kolay tarafı ne içim dışım bir yalan söylemiyorum.

Yalan söylemememin en avantajı var Bülent bey ben Bülent Şenver'le üç hafta önce beraberken bana bir soru sordu ben ona cevap veriyorum içimdekini söylüyorum niye çünkü bir daha sorarsa yine aynı şeyi söylüyeceğim o zaman  demem ki ben Bülent bey'e en son ne yalan söylemiştim.Onu hatırlama ihtiyacıda olmaz.

BŞ:Özel bir  data bant şey tutucaksınız.

AS:İş kolaylaşıyor yalan söylemeden.

BŞ: Ben sizi soru yağmurunda epeyi ıslattım isterseniz biraz ara verelim birazcık kurulanalım.Bülent Şenver'in odasında Bülent Şenver'in konuğu sayın Ali Sabancı ile birlikteyiz.

Kısa bir aradan sonra yine birlikte olucağız.

BŞ:Bülent Şenver'in odasında Bülent Şenver'in konuğu sayın Ali Sabancı şimdi kurulandık herhalde değil mi soru yağmurundan sonra.

Ben size şu anda bir etik  vakası hazırladım siz etiği seviyorsunuz bu etik vakasını size okumak istiyorum  ve okuduktan sonra da sorucağım siz olsaydınız ne yapardınız diye .

Sizin için hazırladığım etik vakası şöyle.

Siz olsaydınız ne yapardınız?

Aydın bey büyük bir hava yolu şirketi'nin genel müdürüdür.

Almanya ile Türkiye arasında önemli sayıda yolcu taşıdıkları için bu piyasanın neredeyse %80 pazar payı onlara aittir.

Aydın bey güçlü olmanın verdiği bir rahatlıkla yeni yıl bütçesini yapar, yönetim kuruluna bunu onaylatır, ve daha sonrada ciroların artacağı ile ilgili verdiği yeni  mesaj kutlamalarıyla birlikte rahat eder odasına döner ve işler başlar yeni yıl başlar.

Anacak yeni yılın ilk üç ayında raporlar gelir bir bakarlar ki istedikleri gibi bir sonuç elde edilememiştir.Hemen genel müdür yardımcılarını toplar araştırırlar nedenini bulurlar.

Nedeni şöyledir.Türkiye kökenli Şehrazat isimli bir şirket Almanya Türkiye arasında yolcu taşımaya başlamıştır.Genel  müdür Aydın bey ne yapmaları gerektiğini belirlemek için genel müdür yardımcılarına özel bir çalışma yapmalarını ister sonra da bir toplantıyla söyleyin bakalım ne yapalım  bu durumda der.

Genel müdür yardımcıları ise birkaç öneride bulunurlar.

Bakın ne derler.Derler ki şu dört kararı alabiliriz efendim karar  bir Almanya'daki tüm bilet satan acentalarımıza bir duyuru yapalım diyelim ki yeni Şehrazat'ın biletlerini satarsanız bundan sonra biz size bilet vermeyeceğiz diyelim, birdenbire Şehrazat'ın işini keselim.

Karar iki Şehrazat ismi henüz Almanya'da tescil edilmemiş efendim gidelim bu ismi biz kendi üstümüze tescil ettirelim bir daha Şehrazat bu isimle Almanya'da çalışamasın derler.

Karar üç efendim uçak biletlerini Almanya'da basan şirkete diyelim ki eğer Şehrazat'ın biletlerini basarsan ben sana bilet bastırmayacağım diyelim bilet bastıramasın Şehrazat.Dördüncü kara da derlerki hava alanında Şehrazat terminal 1'e  iniyor bizim yöneticilerle aramız son derece iyi hiç yolcuların sevmediği terminal 8 var Şehrazatı oraya aktaralım biz hemen satışları düşer efendim.Genel müdür Ayhan bey odasına döner düşünmeye başlar acaba ne yapsam diye .Sayın Ali Sabancı bu genel müdür yerinde siz olsaydınız bu durumda siz  ne yapardınız?

AS: Bir kere ben önce genel müdür yardımcılarını atardım işten açık ve net söylüyeyim.

Bakın dört tane öneri geliyor dördüde bu firmayla alakalı değil yani ben neyi daha iyi yaparım önerisi yok %80 pazar payının getirdiği şimanlıkla rekabeti nasıl kötü duruma düşürürüm önerileri var.%80 şişmanlık değişmeli ve ben neyi daha iyi yaparım ki her hariküarda  acenta Şehrazat'ın biletini satmak istemez.

Tercih etmek istemez.

O satsa da misafirler Şehrazat'la uçmak istemez.

Benimki ile uçmak ister ama bunu yapabilmek için ne yapmam lazım %80 pazar payı hakim durumu bir silgi ile silerim bırak yeni düzen başladı rekabet var.Niye yanlış gidiyor işler o şunu yaptı bu bunu yanlış yaptı olmaz kendime dönerim kendin neyi daha iyi yaparım özeti bu.

BŞ:İş hayatında siz peki karşılaşıyor musunuz  bu tür şeyler size karşı yapılabiliyor mu?


AS:
Tabii yapılabiliyor bakın sonuçta benim hava  yolum şu anda  Türkiye'nin 2 veya 3. hava yolu Türk hava yolların'dan sonra 2 veya 3 numara ama çok büyük bir hidyak var aramızda taşlar yerinden oynuyor bizim sektörde biz oynatıyoruz yeni işler denemeye çalışıyoruz.

Ama ne zaman bu gibi reaksiyonlar geldiğinde benim ailem Pegasus ailesi moralini bozmuyor, diyorki demek doğru bir şey yapıyoruz ki bize bununla  geliyor,ama ben diyorum ki artık %80 pazar payı'nın arkasına saklanmak istiyorsan oyunu baştan kaybetmişsindir.

Ya pazarı yeteri kadar büyütmüyorsun %80'de kalıyorsun, veyahutta ürünü geliştirmek de hiçbir şey yapmıyorsun.

Sen kendine dön bak ben neyi iyi yaparım onun için belli bir ilkem var benim ailem de buna uyuyor hep aile derken Sabancı ailesinden bahsetmiyorum Bülent bey Pegasus ailesinden bahsediyorum rakabeti krite edeceğimize kendimiz neyi iyi yaptığımızı anlatalım doğru değil mi ?

Çünkü bunu kontrol ederim rekabeti kontrol edemem.

BŞ:Çok doğru söylüyorsunuz peki şimdi bir göster bin işit oyunu sizinle oynayalım mı?
Bülent Şenver'in odasında Bülent Şenver'in konuğu sayın Ali Sabancı ile birlikteyiz şimdi bir göster bin işit oyunumuz var.

Ben size bir kutu getirdim bu kutunun içerisinde bir objemiz var.

Bu objemize istiyorum ki siz 5 saniye bakın ve bu objemizle ilgili gençlerimizin unutamayacağı bakalım neler söyleyeceksiniz .

Buradaki objemize hep birlikte bakalım şöyle şuradan bir maske çıktı.

AS:Çok açık ve net.

Şimdi değerli izleyiciler zannedicek ki ben bunu Bülent bey ile daha evvel pişirdim ilk defa görüyorum.

BŞ:Hayır hayır bu gizli bir kutuydu.Kutudan maske çıktı.

Gençlerimiz kulaklarına küpe olsun bu maske ile ilgili bir şey söyleyelim bakalım.

AS:Maskenin bakımını yapmak çok zor arkadaşlar.

Ne demek bakımını yapmak.

BŞ:Maskenin bakımını yapmak.

AS: Kendiniz olun maskeye ne ihtiyaç var.

Maskenin temizliğini yapacaksın, bakımını yapacaksın koy maskeyi bir tarafa kendin ol.Hayatı basite indir .

Hata yapmaktan korkma, yalan söylemekten kork, çünkü sadece bir defa yalan söyleyebilirsin ben size gelsem bu gün yalan söylesem siz beni bir daha dinlermisiniz Bülent Bey dinlemezsiniz .

Dolayısıyla maskeye ihtiyaç yok sizin maskeniz kendi ağzınız olsun kafanız olsun gözleriniz olsun dolayısıyla bu maskeyi bir tarafa koyun.

Maskeli baloya saklayın ben bunu derim.

BŞ:Ne kadar güzel değil mi bununla ilgilide güzel bir söz var sizinde hatırlayacağınız gibi "ya göründüğün gibi ol , ya olduğun gibi görün" diye

AS:Hayatı basite indir.Biraz evvel de dedim maske takarak kafanda başka bir şeyler geçiyor diyerek çok komplike hale geliyor.

BŞ:Evet çok güzel söylediniz.

Şimdi hep sizle yapılan konuşmalarda merak edip soruyorlardır bir anı paylaşmakla ilgili sizin de böyle bizimle paylaşabileceğiniz yaşadığınız birileriyle yaşadığınız böyle ufak bir anınız var mı?

AS:Tabii çok anı var ama hangi açıyla yaklaşsam.

Şu açıyla yaklaşsam şimdi hissettiğim kadarıyla son zamanlarda müşteriye birebir çok yakınım çok yakın zaman da bu oldu .

Geçen cumartesi evime fayyans bakıyorum bir telefonum çaldı bir Osman bey diye bir bey bakın

Osman bey soyadını hatırlayamadım dediki ben Kayseri uçağına binecektim vaktinde gelmeme rağmen benim çekinimi yapmadı Pegasus hava yolları mağdurum.Osman bey dedim şimdi size müdahale edemiyeceğim bana bir e -mail yollarsanız pazartesi günü bakıyım takip ediyim.

Ben mağdurum geri istiyorum.

Peki pazartesi günü oldu Osman bey'den cevap yok ben salı günü arkadaşlarımdan rica ettim Osman bey'i tesbit edelim.Tesbit ettik Osman bey'i olay kendinin dediği gibi ceryan etmemiş ama bana cepten ulaşıyor  anı bu.

BŞ:Herkes ulaşabiliyor mu?

AS: Vallahi o ulaştı işte.

BŞ:Ulaşmış bulmuş sizi

AS: Şimdi ben ne yapıyım dedim.Ben ne yapıyım Osman  bey'i ben arıyım.  Osman bey'i aradım Osman bey olay şu şu şu pencereden sizin dediğiniz gibi gerçekleşmemiş dedim.Onun için de kusura bakmayın.İstisnalar yapamıyorum.Herhalde Osman bey telefonun öteki tarafında öyle bir sessizlik oldu ki çöktü.Önce tartmaya çalışıyor hakkatten Ali Sabancı mı beni arıyor diye yani anı şu insanları tek tek angaje etmek çok faydalı oluyor,elini tutmak çok faydalı oluyor.E- mail'le faxla çok faydalı oluyor bu işler telefonla bak Osman bey ben size geri döndüm siz bana pazartesi dönecektiniz dönemediniz ben size döndüm ben size değer veriyorum.Tek tek bu çok önemli.

BŞ:Müşteriye değer veriyorsunuz

AS: Değer vermek lafta olmuyor.Tek tek yaparsan oluyor bu.

BŞ:Göstermek lazım

AS:Tabii göstermek lazım.

BŞ: Şimdi de önünüzde yine bir kutu var merak ediyorsunuz masada kutular çok var kulağınıza küpe olsun .

Bülent Şenver'in odasında Bülent Şenver'in konuğu sayın  Ali Sabancı ile birlikteyiz şimdi kulağınıza küpe olsun çubuk oyununu kendisiyle oynayacağız.

AS: Çubuk mu var içinde.

BŞ:Evet açıp içinde bir tane

AS:Herhangi bir çubuk

BŞ: Herhangi bir çubuk çekin bakalım çubuğun üzerinde ne yazıyor, bakalım okuyalım.

AS: "Akıl akıldan üstündür"

BŞ:  "Akıl akıldan üstündür" şimdi bunu biraz açıklayalım gençlerimiz için akıl akıldan niye üstündür, nasıl üstündür.

AS: Bakın şimdi bu benim çok favori tesadüfe bakın akıl akıldan üstündür benim genç arkadaşlara şöyle bir tavsiyem var her şeyin en iyisini ben biliyorum diyorsan size tek bir şey gerek ne biliyormusun ayna ne demek genç aynanın karşısına tek başına konuş ben iyi bilirim bak ne güzel saçlarım var her şeyin iyisini ben biliyorum demeyin egonuzu arka cebinize koyun.

Dış dünya'dan ister bu maliyeti karşılığında olsun veya bedava olsun dinleyin dış dünyada uygulamalar ne.Türkiye dışındanda bahsetmeyelim sadece gözlemleyin ve  hiçbir zaman şundan gocunmayın böyle böyle bir şey yapıyorum ama bu benim fikrim değil başkasının fikri.Ne olacak uygulamak önemli, uygulayabilmek önemli, çalmaktan bahsetmiyorum ama işinizde yurtdışında bir örnek sizden iyi yapıyorsa acaba size uyabilirmi ona bakın ve bunu uygulamaya çalışın.Akıl akıl'da  o yüzden üstündür.

BŞ:Birde bizde benzer bir şey var değil mi " el elden üstündür." O ne demek

AS:Valla el elden üstündür ne demek.Şimdi tek başınıza Allah sizi bir sistemler cümbüşün içine bırakıyor.

Ne demek istiyorum evlilik bile bir sistem Bülent bey.

Tek başına evlenebiliyor musun? evlenemezsin eşinizle evlenmeniz lazım o bile sistem, evde bir sistem, işte bir sistem, tek başına çalışabiliyor musunuz bakın burada kaç tane arkadaşımız var.Tek başına siz bu programı yapabilirmisiniz ?

BŞ:Mümkün değil.

AS:Dolayısıyla el elden üstündür ve illa  üstün olan elin patron olması gerekmiyor. İlla  üstün olan elin en zengin el olması gerekmiyor, dolayısıyla yine ego nerede arka cebimizde .

BŞ:Evet sizin öylede güzel bir tesbitiniz var.Ego arka cepte üç şey galiba öneriyorsunuz.

AS:Geçenlerde Kayseri üniversitesinde bir arkadaşım ile konuşuyordum dediki iş hayatına yeni atılacak bir genç arkadaşa ne tavsiye ediyorsunuz?

Artık klişe olması gereken artık söylenmemesi gereken etik değerler çok önemli.

BŞ:Etlik değerlere sahip çık.

AS: Aman kimseye yalan söyleme, kazık atma affedersiniz niye çünkü bir defa yapabilirsin bunu sonra itibarınla geri ödersin faturayı , birinci "e" etik değerler ikinci "e" ego ne demek her şeyin en iyisini ben bilirim deme egon hep arka cebinde olsun.

BŞ:Yani o ego burnu büyük olmak mı?

AS: Tabii. Ego hep ön planda olmasın.Hiç bir zaman egon hırsına yenik düşmesin.

BŞ:Yani hep ben hep ben  deme .

AS:Ben bunları yaptım ben şunları yaptım.üçüncüsüde sabırlı olalım bir örnek vardı yine bu Kayseri'deki arkadaşıma söylemiştim.Kaç yaşındasın dedin 22 dedi galiba 21 veya 22 dedi.

Dedim bak kardeşim 10 sene sonra kaç yaşında olucaksın koca bir 10 sene sonra kaç yaşında olucaksın 31, 32. 31, 32 de bir şey değil sabret duvarı pat diye örmeye çalışma duvarı tuğla tuğla örmeye çalış.

BŞ:Ne güzel gençlere verdiğiniz öğüt gençler es'le hatırlarlar es'in gençler es'in etik değerlere sahip çıkın.

AS:Etik , ego , sabır,

:Egonuzu arka cebinize koyun ve sabredin diyorsunuz .Evet ne kadar güzel birde görüyorsunuz önünüzde küçük bir torbacık var.O torbaylada bir oyunumuz var.Bülent Şenver'in konuğu Ali Sabancı ile birlikteyiz şimdi bir torba oyunumuz var.

AS:Torbayı açıyorum değil mi?

BŞ:Açalım torbayı torbanın içerisinde harfler var o harflerden bir tanesini çekelim bakalım sizin şansınıza hangi harf çıkıcak.Bu harfe bakalım ne harfi çıktı  "C" şimdi C harfi ile başlayan bir iyi davranış veya bir doğru davranış .

AS:Cesaret hiç düşünmeme gerek yok.Cesaret çok önemli.

BŞ:Cesaret ne sağlıyacak insanlara

AS:Denemek gerekiyor.denemeniz gerekiyor cesaret, cesur ol, yeniliklerden korkma, düzenini değiştirmekten korkma

BŞ:Düzen değiştirmekten korkma.

AS:Alışkanlıkları değiştirmekten korkma.

Cesur ol.Değişim önce seninle başlıyor .İnanın bana yine o ağır kartvizitten bahsedelim o ağır kartvizit yok artık bu programa geldim böyle giyindim.

Pazartesi sabah buyrun benim ofisime ben böyleyim geçenlerde bir bankacı geldi bu gün dedim şanslı gününüzdesiniz dedim niye dediler bu gün formal giyindim dedim niye dediler yine böyle bir pantolon var adam dalga geçtiğimi zannediyor dedim bu gün çorap var ayakta, bazen çorapsız geliyorum değişim insanın kendinde .

İş hayatı kendi içinde çok zor, çok stresli.

Cesur olmak gerekiyor bazen cesaretinizin kırılabileceği zamanlar olabiliyor.O zaman tekrar o silgiyi kullanın silin tekrar sayfa açın hayatın biraz tadını çalışırken de çıkarın cesur olun, kaybetmekten korkmayın derim.

BŞ:Diyorsunuz peki torbamızdan bu seferde kötü bir davranış için baş harfi çekebilirmiyiz.veya yanlış bir davranış kötü veya yanlış bir davranış.

AS:Şimdi bu biraz cargondo olucak  "k" kalleş olmayın.

BŞ:Kalleş ne demek kalleşlik.

AS: Yani sözünüzün erbabı olun.Ufak hesaplar peşinde koşmayın.Kimse demesinki ya çok kalleş hiç göründüğü gibi değil bunu yapmayın.

BŞ:Yani arkadan vurmak, arkadan konuşmak.

AS:Arkadan konuşmak artık işin basit tarafı benim şahsi kanaatim her zaman göründüğünüz gibi olmaya çalışın.Çünkü en büyük sermayeniz beyin sermayesi .Parayı kaybedebilirsiniz ama beyninizi kaybedemezsiniz, kişiliğinizi kaybedemezsiniz.

BŞ: Siz fıkra da biliyormuşsunuz .

AS:Geçenlerde şöyle bir şey oldu hiç tahmin etmeyeceğiniz bir tarzda fıkra anlatacağım bana geçende anlatıldı benim şimdi Pegasus hava yollarında çok değer verdiğim esas gemimizin kaptanı olan bir abim var Sertaç Aybak bey .Geçenlerde genel müdür ağabeyimle yani Sertaç bey'le sohbet ediyorduk ve insan kaynağı konuşuyorduk dediki o işte kendi fikirlerini veriyor insan kaynağı gelişimi ile ilgili şirkette ben kendi fikirlerimi veriyorum ya dedim bak bir arkadaşımızdan bahsediyorduk oda 35, 37 yaşlarında onu terfi edelim mi etmeyelimmi diye öneride bulunuyor genel müdür'üm bana sen dedim bütün 35, 37 yaşındakileri benim gibi görme benim gibi kabiliyetli görme dedim mizah olarak söylüyorum bunu.

Bak ben sana bir fıkra anlatıyım dedi.

Bakın ilişkinin şeffaflığına bakın.Şimdi fıkrayı anlatıyorum.

Bir şirketin sahibi bir yemek veriyor yeni genel müdür atanıyor.Yeni genel müdür için ekibiyle tanışma yemeği veriyor ve yemeğin başında bir konuşma hazırlamış bu şirket sahibi diyorki işte Ahmet bey diyor bundan 3 sene evvel şirketimize bir satış sorumlusu olarak girdi, çok çalıştı uğraştı, işte 3, 4 ay sonra bir üst makama terfi etti.

Ondan sonra 3, 5 ay sonra döndü pazarlamaya baktı, finansa baktı, oradan ne biliyim finans'tan genel müdür yardımcısı oldu.

Ondan sonra satışıda ona bağladık ve bu kadar kısa bir sürede şimdi bu beyfendi genel müdürümüz oluyor.

Dönüyor diyorki genel müdür'e siz birkaç cümle söylemek istermisiniz diyor genel müdür diyorki teşekkür ederim babacığım diyor.Matbaa'cının oğlu . Bu kötü işte .

BŞ:Çok güzel bir şey bu bunu siz daha önce de söylediğiniz aile .

AS:Onu bağlamak için söyledim.

BŞ.Çok güzel bir bağ kurdunuz.

Bir de programımızın sonuna yaklaşıyoruz siz kişi olarak neler yemeği seversiniz, ne tür hobilerden hoşlanırsınız, ne yaparsınız, ben mesela duydum sizinle konuşurken gece yarısı 3'de kalkıp bir irmik helvasını evde kendi elinizle bile yaparmışsınız.

AS:Maalesef maalesef benim herhalde bir yemek yeme sıkıntım var.

Kilomdam da görülüyor ama benim hayatımdaki en büyük hobim ailem onlar çok çok önemli hobi olarak sorduğunuzda ben su altında dalmayı çok severim.

Ben senede bir defa becerebilsem ki iki senedir yapmıyorum bunu üç senedir hatta yapmıyorum senede bir  defa bir haftalık dalış programı yapmak isterim.Suyun altında muazzam güzel şeyler var Bülent bey.

Matematikle bunu nasıl bağlarım size onu izah ediyim yeryüzünün dörtte üçü sular altında doğrumu dörtte biri suyun üstünde dolayısıyla dörtte biri güzellikler arasında

neyi güzel görüyorsanız suyun üzerinde en az üç katı kadar suyun altında güzellikler var.

Suyun altında telefon çalmıyor, suyun altında kimse pardon bir konu var demiyor, dalma benim için yeniden doğma gibi bir şey oluyor.Bu benim 1.,2., 3. önceliğim.

Ailem çok mutlu değil bu konuda çünkü korkuyorlar ama .

BŞ:İnsallah vakit bulursunuz sağlıklı sıhhatli dalma konusunda da kendi ruhunuzu  bence değilmi?

AS:Aynen öyle ruhumla tekrar tanıştığım bir ortam oluyor.

BŞ: Ne kadar güzel ben bütün gençlerimiz adına bizlerle zenginliklerinizi paylaştığınız için son derece memnun olduk çok teşekkür ederim.Sağolun, varolun eksik olmayın.

AS:Sağolun.Çok teşekkür ediyorum.

BŞ:Bülent Şenver'in odasında Bülent Şenver'in konuğu sayın Ali Sabancı'ydı.

Kendisiyle tecrübelerini, birikimlerini, ve zenginliklerini paylaştık.

Unutmayalım gençler bizim her şeyimiz en değerli hazinemiz gençlerimize sahip çıkalım.

Bir başka programda birlikte olmak dileğiyle tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın.Hoşçakalın.

.

dinlemek için
.
.
.


.

Bülent Şenver, Ali Sabancı
.

Bülent Şenver, Ali Sabancı
.

Bülent Şenver, Ali Sabancı
.

.

Bülent Şenver, Ali Sabancı
.

.

.

Ali Sabancı
.

.

Ali Sabancı
.

Ali Sabancı
.

Bülent Şenver, Ali Sabancı
.

.
.

Ali Sabancı Gözüyle Kimdir Başarıları Linkler Kendi Sesiyle Fotograf Albüm Kitap Tavsiyeleri TV Tüm Yazıları Ali Sabancı Odası Lider Arama

.
.


Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org