Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Sizin Odalarınız       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

Can Kıraç Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

AZİZ NESİN'LE "SANAL RÖPORTAJ"
07.07.2021
Okunma Sayısı : 268
Oy Sayısı : 2
Değerlendirme : 5
Popülarite : 1,51
Verdiğiniz Puan :
 

 

AZİZ NESİN'LE "SANAL RÖPORTAJ"

RÖPORTAJI DÜZENLEYEN : CAN KIRAÇ
.
.

 Aziz Nesin

.
.

AZİZ NESİN'LE "SANAL RÖPORTAJ"

RÖPORTAJI DÜZENLEYEN : CAN KIRAÇ

*

 Müjdat Gezen Anlatıyor 

*


1995 yılının 5 Temmuz günü, gece yarısından sonra, İzmir'in Çeşme ilçesinde saat 1.05'te dünyamızdan göçen Aziz Nesin, edebiyatımızın ve kültür hayatımızın anıtlaşmış isimleri arasına girmiş bulunmaktadır.

Yaşar Kemal O'nu şöyle tanımlamaktadır : "Aziz Nesin'in bütün özellikleri, daha da çok direnme gücü, onu, çağımızın büyük bir güldürü yazarı yapmıştır. Gülmesini bilen yaratık, sevmesini de, düşünmesini de, oynamasını da bilir. Aziz de, tıpkı Nasrettin Hoca gibi, güldürürken düşündürür de."

*

Aziz Nesin yaşasaydı, 2021 yılı sonunda 106 yaşına ulaşacaktı.

Bu büyük ustanın mânevi huzurunda saygıyla eğiliyor ve cevaplarını kitaplarından derlediğim "sanal röportajıma" geçiyorum:

*

- Yazılarınızı keyifle, zevk duyarak okuyoruz. Sizce bunun hüneri nedir ?

- Yazı yazmak için "meşk" etmek gereklidir. Meşk etmeyenin melekesi kaybolur.

Onun içindir ki; ressamların, şarkıcıların, müzisyenlerin yaptıkları gibi yazarlar da, acemiliklerini yenmeleri için, meşke devam etmelidirler.

"Aşk olmayınca meşk olmaz" sözü bunun için söylenmiştir. Sanatkârlar, yaptıkları şeye aşık olmalıdırlar ki devamlı meşk edebilsinler, hünerlerini tekrarlayarak geliştirebilsinler.

- Hayat hikayenizi okuyunca çalışma olgusuna verdiğiniz önem ortaya çıkıyor. Bu çalışkanlığı nasıl elde ettiniz ?

- Hayatta, hiç boş durmadan çalışmak, devamlı olarak zamanı değerlendirmek bir karakter meselesidir.

Böyle insanlar her ortamda yapacak ve üzerinde çalışacak konular bulurlar.

Yapılan şeyi sevmek ise çalışmayı, coşku, heyecan dolu bir uğraş haline sokar.

Hele, bir insan, yaptığı işi yücelterek sevmeyi başarıyorsa "usta" mertebesine çıkmış olur.

- Düşünce ve görüşlerinizi başkalarıyla paylaşmayı nasıl değerlendiriyorsunuz ?

- Bir insan, hayatı boyunca birçok şey öğreniyor.

Ancak, öğrenilen görüşler, düşünceler kullanıldığı takdirde insana değer katmaktadır.

O takdirde, kişi kendisine veya çevresine yararlı olmaktadır.

Örneğin, bir yabancı lisanı öğrendikten sonra onu kullanmamanın kimseye yararı olmaz.

Bu anlamda aydın kişilerin görüş ve fikirleriyle topluma yararlı olmaları, toplumu meydana getiren kişilerin de aydınların görüş ve fikirlerini öğrenerek bunları kullanmaları kişilikleri geliştirmekte, insanların sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel seviyeleri yükseltmektedir.

- Yazı uslûbunuzda mizahın özel bir yeri var. Bu uslûp sizin duygularınızın yansıması mıdır ?

- Mizah bir duygu olayı değil tümüyle bir zekâ işlevi, düşünce olayıdır. İnsanlar zekâlarını işletirlerken ve derin düşünürlerken gülemezler.

Çünkü düşünmek ciddi bir iştir.

Diktatör filmi çekilip bittikten sonra, kendisiyle fotograf çektirmek isteyenlere Charlie Chaplin; "Çocuklar, artık filim bitti, biraz gülelim"der.

- Konuları nasıl seçiyorsunuz ?

-Erginlik çağımdan sonra bütün yaşamım boyunca hiçbir gece yalnız yatmadım.

Her gece koynumda bir dünya güzeli saydığım bir öykü, bir şiir, bir oyun, bir roman, herhangi bir yazı tasarısı olmuştur; onlarla rüyalarımda yaşamışımdır.

- Yazılarınızla toplumsal bir harekete öncülük yapmayı düşündünüz mü ?

- Bireyler toplumsal istencin dışında toplumu harekete geçiremezler.

Tersi; toplumsal birikim, toplumsal gizli güç, toplumsal istenç varsa bunları ortaya çıkarmakta, çabuklaştırmakta yada tersi yavaşlatmakta, yozlaştırmakta bireylerin de çok önemli rolleri olabilir.

Mustafa Kemal toplumsal devinimi hızlandıranlardan birisi.

Aydınlar toplumu yeterince harekete geçiremiyorlarsa, başarısızlıklarını niceliksel azlıklarında aramak gerekir.

- Hiç olmassa geçmişten ders alabiliyor muyuz ?

- Bireyler de, toplumlar da geçmişteki, dahası bir önceki olay ve deneyimlerden ders alabilmiş olsalardı olumsuz olasılıklar yeryüzünden kalkardı.

Ama ne yazık ki insanoğlu, başkalarınınkinden değil ancak kendi başına gelenlerden ders alabildiği için acı olayları bir daha bir daha yaşamak zorunda kalıyor.

- Kültür olgusunu nasıl yorumluyorsunuz ?

- Kültürün kuşaklar boyu süren uzun bir süreç olduğunu şu hikâye ile anlatmak isterim :
Bir Hintli zengin bir İngiliz soylusunun mâlikhanesine konuktur.

Hintli, sabah uyanıp balkondan bahçeye bakınca, ev sahibi İngiliz soylusunun bir silindirle bahçenin çimenlerini ezdiğini görür.

İngiliz soylusuna, niçin çimenleri ezdiğini sorar.

İngiliz, silindirle böyle ezerek İngiliz çimi denilen dünyada ünlü çim türünü elde ettikleri yanıtını verir.

Hintli öyleyse der;

"Hindistan'a dönünce ben de sizin gibi çayırı çimeni silindirle ezerim."

İngiliz soylusu cevap verir ;

"Evet ama, biz İngilizler bu çimleri beşyüz yıldan beri silindirle ezdiğimiz için İngiliz çimi olmuştur."

Kültür, işte böyle zengin bir birikimle elde edilir, yoksa bugünden yarına değil.

- Sizi ateist olarak tanıyoruz!

- Bazı insanlar "Allah'a inanıyorum, ya varsa" diyor.

Varsa bile Tanrı dinlerin anlattığından daha farklı olmalı.

Eğer öbür dünyada Tanrı karşıma çıksaydı, derdim ki;

"Niçin dünyada görülmedin de gizlendin ?"

Aslında Tanrıların işi de zor!

Düşününüz, Zeus Karaköy alanına inse, orada hemen rezil olur.

İnsanların sorularına yanıt veremez.

Trafik karmaşasından kendini kurtaramaz.

Bunun için Tanrılar insanlara yakın durmazlar, uzaklara, yükseklere kaçarlar.

Bazı insanlar da böyledir.

Büyüklüğünü bu yolla sağlarlar.

Uzak durarak gizli gizli Tanrılığa özenirler.

- Anılarınızı okurken bir gönülbağı adamı olduğunuzu anlıyorum !

- Evet, ben gönülbağı duygusuna önem veririm.

Çin bize uzak bir büyük ülke ve Türkiye de Çin'e çoook uzak bir ülke.

Birbirimizden uzaktayız, ama bizim birbi-rimize uzaklağımız, uzunlukla ölçülebilen bir uzaklıktır.

Asıl korkunç ve kötü olanı, birbirlerinin yanında olup da yine birbirlerinden çok uzak olanların konumudur.

Gerçek yakınlıksa gönülbağıyla bağlı olmaktır.

Uzak yerlerde yaşasak da, birbirlerimize gönüllerimizden uzak olmayalım.

- Sanatı sevmek doğal bir yetenek midir?

- Sanatı anlamak ve sevmek için kendini zorlamak gerekir.

Picasso'nun resimlerini beğenenlerin çoğu da benim gibidirler; o resimleri gerçekten beğenip sevmezler, kendilerini beğenmek, sevmek zorunda duyarlar. İşte Picasso'nun büyüklüğü budur bence.

Alışılmışın sınırlarını öylesine zorladı ki, o sınır çizgisini bizim anlayış darlığımızı bile iterek çok daha ileriye vardırabildi.

Sanatı anlamak, sevmek bir alışkanlığın sonucudur.

Bu alışkanlık da -cigara için bile- başlangıçta zorlamayla olur.

Picasso oturduğu yerden, yaptığı resimlerle dünyanın herbir yanındaki aydınları kendini ille de anlamaya, beğenmeye, sevmeye zorladı, kendine alıştırdı.

- Günümüzde herkes kendine göre Atatürk'ü anlamaya va anlatmaya çalışıyor. Siz Atatürk'ü nasıl algılıyorsunuz?

- Önce, her bakımdan -yani ekonomik ve sosyal- ve tam anlamıyla "Ulusal bağımsızlık."

Sonra, kurduğu partinin programına koyduğu "Halkçılık", halkçılık için "Devletçilik" bu ikisinin sürekli olması için "Devrimcilik", bunların engellerini kaldırmak için "Laiklik" ,"Ulusçuluk" ve "Cumhuriyetçilik."

Ve, zamanın koşullarına en iyi ve en uygun uyarlanma "Şartlara intibak." Atatürkçülüğün bir felsefi temeli yoktur ama, böyle bir gerçekçi temeli vardır.

Benim anladığım gerçekçi Atatürkçülüğün özeti işte budur.

- Son yıllarda koalisyon hükümetleriyle yönetilmeye alıştık. Hükümetlerin kişilikleri nelerden etkilenir?

- "Hükümet" dediğimiz zaman ne anladığımızı ve anlatmak istediğimizi de açıklamak gerekiyor.

"Hükümet" soyut bir kavramdır.

Ama,"Hükümet" her zaman somut kişilerden, belirli sayıdaki insanların katılımıyla meydana gelen bir kuruldur.

Bu durumda,insanların; kişilikleri, alışkanlıkları, görgüleri, kültür seviyeleri ve özellikleri, "Hükümet"lere de somut bir kişilik kazandırır. "

Üslûb-u beyan ayniyle insan" sözü ile eskiler görünüşün ve konuşmanın insanın düzeyini anlattığını belirtmek istemişlerdir.

Bunun içindir ki, hükümet üyelerinin oturuşundan, giyiminden kuşamından, konuşma üslûbundan, saç tıraşından ve erkek ise bıyık şeklinden, hükümetlerin soyut kişilikleri bile etkilenmektedir.

- Her röportajda sorulan soruyu tekrarlıyorum: Yeniden dünyaya gelseydiniz ne yapardınız?

- Çoğumuzun yanıtı hazırdır: "Yine aynı şeyleri yapar, aynı biçimde yaşardım."

Ben de kaç kez bu soruyu hep bu biçimde yanıtladım.

Bikez de "Her ne yaptımsa onları daha çok ve daha güçlü yapardım" gibilirden yanıt vermiştim.

Ne kendini beğenmişlik ! Çünkü bize, yaşadığımızdan pişman olmamayı yiğitlik diye belletmişlerdi.

Pişman olmamak, yaşamdan ders almamak, yani boşuna yaşamak demektir.

Ders almayacaksam, yanlışımı anlamayacaksam, daha güzelini yapmak ve yaşamak istemeyeceksem ben o geçmişi niçin yaşadım ?

Bana öyle geliyor ki, zamanımı iyi kullanabilseydim, bugün yetmiş değil, bu yetmiş yılda yüzkırk yaşımda, yani enaz iki kat verimli olurdum.

- Beyendiğiniz bir cümleyi bize de hatırlatır mısınız?

- Bernard Show "Akıllı insan"ı şöyle tarif ediyor:

"Akıllı insan kendi aklını kullanır.

Ama çok akıllı insan kendi aklının üstüne başkalarının da aklını ekleyerek kullanmasını bilir."

*

Desteğe muhtaç çocukları eğitmek ve hayata kazandırmak için 1972 yılında kurulmuş olan "Nesin Vakfı"Nâ,

Aziz Nesin'in ölümünden sonra, Vakfın işlevine destek olmak isteyenlerin

"Nesin Vakfı Derneği"ne başvurmalarını diliyorum.

*

Sen eserlerinle yaşamaya devamet

Aziz Nesin Usta.

*

Can Kıraç 17 Nisan 2000 Küçük Çamlıca


 

 

Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org