Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Sizin Odalarınız       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

Bülent Şenver'in Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

Bankalar Nereye Koşuyor! Endüstri Radyo Bülent Şenver ile Sohbet
07.01.2022
Okunma Sayısı : 1153
Oy Sayısı : 4
Değerlendirme : 5
Popülarite : 3,01
Verdiğiniz Puan :
 

 

Bankalar Nereye Koşuyor! Duayen Bankacı Endüstri Radyo Bülent Şenver ile Sohbet

.
.



.
.
.
.

 audio -   Bankalar Nereye Koşuyor! Duayen Bankacı Endüstri Radyo Bülent Şenver ile Sohbet  

.
.
.
.

Bankalar Nereye Koşuyor! Duayen Bankacı Endüstri Radyo Bülent Şenver ile Sohbet

.
.
.
.


Bülent Şenver ile Çetin Ünsalan

.
.
.

Endüstri Radyo Bülent Şenver ile Çetin Ünsalan Sohbeti

Deşifresi

ÇÜ: Öncelikle bir haber paylaşayım. O haberin ardından konuğumuza dönelim. Yönetim Danışmanlığı firması McKinsey bankacılık sektörüne yönelik bir rapor hazırladı.

Bu yıl 11. Kez yayınlandı rapor. Bankaların pandemi sürecinde nasıl ilerlediğini inceliyor McKinsey.

McKinsey Küresel Bankacılık Değerlendirmesi 2021 raporu.

Sektörde yaşanan büyük ayrışmaya dikkat çekiliyor.

Bu ayrışmayı konuşacağız.

Özellikle hem Dijital dönüşüm, hem de çevik yapılara geçiş için bir süreç başlatan bankaların, önümüzdeki süreçte nelere dikkat etmesi gerekiyor.

Raporda nelere dikkat çekiliyor onu konuşacağız.

Duayen Bankacı Sayın Şenver telefon hattımızda.

Sayın Şenver yayınımıza hoş geldiniz.

BŞ:
Hoşbulduk.

ÇÜ:
Dinleyicilerimiz mutlaka sizi yakından tanıyor ama ben bir cümle yapayım.

Türkiye'de bankacılık döneminde her gelişmeyi aslında Türkiye'ye kazandıran isimlerden birisiniz.

O yüzden geleceği sizinle birlikte okumak çok keyifli olacak.

McKinsey'nin raporuna baktığımız da bazı bankaların diğerlerinden ayrışacağını dikkat çekiyor.

Nedir o ayrışma başlıkları.

Sizin gördüğünüz nedir?

BŞ:
Bankacılık sistemi bu değişen yapı içerisine ayak uydurmak zorunda. Bankaların bir sıkıntısı , bankaları ben büyük Titanic gemisine benzetiyorum.

Çok şubeli bankalar büyük Titanic gemisi gibi.

Rota değiştirmeleri veya herhangi bir değişikliye ayak uydurmaları epey zaman alıyor.

Banka içlerinde bürokrasi çok oluyor, değişiklik yapmak için gereken adımları süratli ve hızlı atmakta yeterli ve hızlı olamıyorlar ama dönem artık öyle bir dönem değil.

Dönem artık değişikliklere çabucak ayak uydurabilen , esnek olabilen, müşteriye daha fazla bireysel hizmetlerini müşteriye arzu ettiği şekilde onlara sunabilen bir bankacılık alt yapısı, bankacılık zihniyeti ve bankacılık yapısı gerektiriyor.

Şöyle bir şey ben size sorsam; benim içimde arzum hep şudur; bankalar müşterilerine değer yaratsınlar. Değer yaratırken hem tabii ki hissedarlarına değer yaratacaklar, banka hissedarları ve banka sahipleri tabii ki kar payı alsın ister, hisse değerleri artsın ister.

Ama bir de müşteri tarafı var.

Müşteriye de değer yaratmak zorundalar.

Ben bile, siz bile düşündüğünüzde çalıştığınız bir banka bana bir değer yaratıyor mu?

Dediğinizde aklınızda çok fazla onun yarattığı değerler gelmiyor.

Ayrıca benim yaşam kalitemi artırması lazım banka.

Siz şöyle bir şey duydunuz mu ? Bir banka müşterisinden

"A Bankası benim yaşam kalitemi artırdı. Sağ olasın A Bank "

Böyle şeylere artık düşünme zamanı geldi.

O nedenle bahsettiğiniz raporda iki husus söylenmiş.

Bir, Dijital dönüşüm denilmiş, ikinci de çevik yapı denilmiş.

Dijital dönüşümden şunu kastediyorlar; artık eskisi gibi insanların şubelere giderek, şubelerde iş yapması dönemi bitiyor, bitti bile.

Zaman kıymetli, her şey dijital ortamda yapılmaya başladı.

O zaman bankacılıkta tüm işlemleri dijital ortama dönüştürmek zorundalar.

Türk bankacılığı bu konularda becerikli.

Eskiden gelen o becerisini bu dönemde iyi kullanmayı da bildiler.

Bir de Çevik yapı diyoruz.

O çevik yapı da birazcık sıkıntı çekiyor bankalar.

Çevik yapıdan kastimiz daha hızlı hareket etmek, daha esnek hareket etmek ve müşterinin ihtiyaçlarına daha çabuk adapte olabilmek.

Çevik hareket eden şuan da FinTech dediğimiz, bankacılık ürün ve hizmetlerinde yazılım geliştiren ve bunu dijital olarak müşterilere sunmayı olanak sağlayan yapılar oluştu.

Bu yapılar aslında bu şirketler yapıyı müşteriye sağlayacak yapılar.

O nedenle Türk bankaları da ya kendileri çevik olmak zorundalar. Bunu başaramayacaklarsa FinTech dediğimiz şirketlerle işbirliği yapmak zorunda kalacaklar.

Ya bunları satın alacaklar, ya bunlarla belirli bir iş ortaklığı gerçekleştirecekler.

Hem dijital dönüşüm, hem çevik yapıyı gerçekleştirmiş olacaklar. Böyle yaparlarsa biraz önce söylediğim müşteri yaşam kalitesi artar.

Ben herhangi bir şekilde her şeyini, bankacılıkla ilgili işlemini oturduğun yerde çayını kahveni içerken, sıcak evinin içerisinde yaparken diyebilirim ki

"Bu yağmurlu havada her şeyimi ben oturduğum yerde hallettim."

Bunun için de aynı raporda bankaların üç tane yeteneğe ihtiyacı var.

Dijital dönüşüm yapalım, çevik yapıya geçelim ama bu yetenek sizde var mı bankalar?

Diye soruyor.

Bu üç tane yeteneği de şöyle sıralamış;

Müşteri ihtiyaçlarına siz dijital kanallar açabildiniz mi?

Bir müşteri bankacılık ihtiyacını karşılamak için dijital kanallar.

Mobil bankacılık, bizim bankalarımız yapmaya başladılar.

İnternet bankacılığımız yapmaya başladılar.

Burada bence fena bir yolda değiliz, iyi bir yoldayız.

Dijital kanallarımız var bu konuda. Eko sistem diyor.

Eko sistem, her yerde bu hizmetleri alabilecek hale gelebiliyor muyuz?

Her yerde demek , alışveriş merkezine gittiğimde, arabamın içinden bankacılık yapabiliyor muyum?

Bütün yaşantınızın içerisine giren her yerde müşteri ihtiyacını karşılama yeteneği.

Böyle bir yetenek lazım diyor.

İkinci yetenek. O da çok enteresan.

Az sermaye isteyecek işlere girerek o şekilde büyüme sağlayın diyor.

Eski klasik bankacılık da biz büyümek dediğimiz zaman aklımıza hep şu gelirdi; bilançonun büyümesi.

Bankanın bir bilançosu vardır,bilançonun dip toplamı vardır, geçen sene 385 milyar, bu sene 600 milyar oldu, 1 Trilyon oldu.

Bilançoyu büyütmek bizim aklımızdaydı hep, işi büyütmek .

Şimdi görülüyor ki, bir banka bilançosunu büyüttükçe yani mevduatını artırdıkça, kredilerini artırdıkça.

Bu şekilde büyüdüğünüz zaman aslında bana riskini artırıyor, bankacılık riskleri artıyor. Burada denetim ve gözetim otoriteleri BDDK gibi, onlar diyor ki:

"Risklerin arttıkça, banka sermaye koymak zorunda" diyor.

Ne kadar ekmek, o kadar köfte misali , ne kadar sermayen varsa o kadar fazla risk alabilirsin.

 

Çok sermayesi olan çok risk alabilir, az sermayesi olan az risk alabilir.

 

O zaman sermaye koymak kolay mı bir bankaya?

Bir banka normal bir Anonim Şirketi değil ki.

1 milyon sermaye koy, 5 milyon sermaye koy. Koskoca kuruluşlar.

Bu kadar sermaye yok.

 

Zaten Türkiye'de bankaların yabancılara satılmasının en önemli nedeni o. Holding bankasıydı, aile bankasıydı, sermaye yok.

Bankaya koyacak sermaye olmayınca yurtdışından gelen yabancı bankalar birçok bankayı satın aldı.

Öyle olunca deniliyor ki:

 

"Siz eğer mevduatınızı büyüt, kredilerinizi büyüt diye büyüme stratejisi uygularsanız, sermaye artıramayacağınız için bu tutmayacak bir stratejidir.

O nedenle artık dijital dönüşüm, çevik yapı ile yeni bir iş modeline geçerken, aynı zamanda stratejinizi de geliştirip nasıl işler yapayım derken, deyin ki:

"Ben artık mevduat al, kredi ver gibi klasik bankacılık benim temel yaptığım işler olmasın. Şuanda yüzde 17 faiz oranı ile mevduat alayım, yüzde 25-30 ile kredi satayım, aradaki farktan para kazanayım.

Artık ileride fazla çalışmayacak bir bankacılık modeli.

O zaman ne yapmam lazım?

Herhangi bilançomu büyütmeden müşterilere nasıl hizmet verebilirim?

Ödeme hizmetleri ile ilgili neler verebilirim?

 

Müşteriye bir şekilde anladığınız ve bugün bildiğiniz şeylerin dışında bir şeyler düşünmeniz lazım.

ÇÜ:
Sayın Şenver, yazılım bir yapay zeka tabanlı ürünler biraz daha avantajlı herhalde değil mi?

Madem az harcayıp, çok etki yaratacak, galiba onlar öne çıkacak gibi görünüyor.

BŞ:
Doğru söylüyorsun.

Burada bankalar o kadar çok teknolojiye yatırım yaptılar ki.

Şimdi o teknolojileri akıllı kullanmanın zamanı diyorum.

Akıllı bankacılık diyoruz.

Öğrenen bankacılık diyoruz. Şunu kastediyorum; bankalar SMS gönderiyorlar,

"Şurada indirim var, 3 taksit için SMS gönder," bakıyorum ben, beni hiç ilgilendirmeyen bir SMS.

Diyorum ki beni ilgilendirmeyen bir SMS, bana bunu gönderdiğine göre 10 milyon müşterisine de gidiyordur bu.

Günahtır, yazıktır, masraftır.

Halbuki akıllı ve öğrenen bankacılık artık şunu yapıyor; müşteriye teklif edeceğim bu ürün, benim 10 milyon müşterim içerisinde hangi müşterilerime en fazla uyar diye bir yazılım sistemi , bir algoritma çalışıyor.

O yazılım sistemi diyor ki:

CarrefourSA dan 100 TL üzeri alışveriş yaptıysa , 1 hafta içerisinde bir yerde rezervasyon yaptıysa, o algoritmaya uyan müşterilerine bu SMS'i gönder diyor.

Bu akıllı sistem, öğrenen sistem daha hedefe doğru pazarlama, daha az maliyet, daha etkin bir şekilde çalışır hale geliyor.

Banka artık benim ihtiyaçlarımı öğrenmeye başlıyor.

Bankada o kadar çok benim davranışlarım ile ilgili bilgiler var ki.

Bülent Bey ne yapar?

On günde bir şuraya gider, şöyle bir harcama yapar, şu adar fatura eder, bir sürü bilgi var.

Bu kadar çok bilgiyi bence değerlendirerek benim yaşam kalitemi artıracak, bana değer yaratacak o akıllı sistem bana yeni ürünler sunmalı.

Bir şey de indirim yapıyorsa, bana o anda indirim yapmalı. Ben hastanedeyim operasyon için fatura ödeyeceğim, kartımı vermişim.

O anda bunu keşfedip,

"Bülent Beyin ya kendisi ya yakınında bir hasta şeyi oldu ki, bana hastaneden kredi kartı geliyor, o anda bana Allah razı olsun bu bankadan dedirtecek ,

"Geçmiş olsun, size 300 Bonus, her yer de kullanın"

İşte bu tür şeyler o akıllı sistemler ile yapılabilir.

Buna yönelik çalışmaları bankaların gerçekleştirmesi lazım.

Hızlı ve esnek yapıya kavuşmalarının da bir zihniyet değişikliliği, organizasyon yapısı değişikliliği gerektiriyor.

Bunu yapamıyorsan da FinTech ilişkilerini geliştirmesi gerekiyor.

Bankalar ilk önce FinTech'leri küçümsediler.

"Boğaziçi'nden mezun olmuş 3-5 çocuk bir şeyler yapıyor" dediler, kendilerine yakıştıramadılar ama bence o gençlerin yarattıkları işlere bakıldığında o gençler hak ediyorlar.

Koca koca bankalarla iş birliği yapıp, bu iş birliği aynı zamanda o gençlerin yaptığı işlerin kalitesini de daha çok artırır.

O gençleri daha hızlı büyümeye ve onları bir şekilde finanse etmeye de yarayabilir.

Bankalar da bu işlerden yararlanabilirler.

ÇÜ:
İki başlık açayım, birer cümle de olsa değerlendirirseniz.

Önümüzdeki süreçte, özellikle sürdürülebilirliğe yönelik kredilerin yönlendirileceği söyleniyor. Birinci faktör bu.

Reel sektör ilişkisi nasıl şekillenir burada?

Birkaç cümle bunu rica edeceğim.

İkincisi de BDDK'nın yeni yıl ile birlikte şubesiz bankacılık, internet üzerinden düzenlemesi dengeleri nasıl oluşturur?

BŞ:
Reel sektör kredileri ile şunu söylemek mümkün; şu anda ortam olarak bankaların kredi verme iştahlarında birazcık gerileme söz konusu.

O da tabii risklerin artmasından kaynaklandı.

Ekonomide riskler artınca bankalar kredi verme konusunda iştahsız oluyorlar.

Burada devlet yeniden devreye girer mi diye bazı görüşler var.

Devlet garantili krediler var biliyorsunuz.

Bu devam edecek mi?

Bu biraz daha gelişecek mi? Diye.

Aslında bence bunlar bankaları biraz tembelliğe itiyor.

Her şeyi devlet garantili hale getirmek.

Kur garantili mevduat dediler, kur garantiyi devlet verdi bankanın kaynakları için.

 

Bir de bankanın aktiflerinde bulunan kredilerinde geri ödemesini de devlet garanti ederse, bankanın bilançosunu devlet garanti etti.

Fon bulurken borçlarını devlet garanti ediyor, kur farklarını.

Kredi verirken den kredinin geri dönemsini devlet garanti ediyor.

Bu sürdürülebilir bir banka modeli ve devlet banka ilişkisi değil.

Bunun normale dönmesi gerekiyor.

ÇÜ:
Şubesi olmayan internet bankacılığı ile de birkaç cümle alabilir miyiz?

BŞ:
Zaten şu anda bankalara baktığınızda şubeli bankaların bile işlemlerinin çok çok büyük bir kısmı şubesiz olarak gerçekleştirilmeye başlandı.

Dolayısıyla bu şubesiz bankacılık yapabilecek alt yapımız artık mevcut.

Elektronik imza ile, müşteri tanıma sistemleri geliştirilmesi ile birlikte yasal alt yapılarında buna hazır olması ile birlikte , e devlet oldu, elektronik imzamız oldu, her şeyimiz oldu.

Dolayısıyla artık banka olarak şubesiz bir bankaya ayrıca bir izini BDDK verecek duruma geldi. Şu anda bir banka lisansının bir bankanın altında bir şubesiz bankacılık ünitesi çalışıyor.

En Para diyorlar.

O bir bankaya bağlı. Lisansını bankaya bağlı olarak almış bir banka.

Bunun dışında normal bankaların şubesiz bankacılık departmanı kurup ayrı bir isim ile ortaya çıkıp bu hizmeti vermeleri mümkün.

Bunun dışında da yepyeni , sıfırdan hiç şube kurmadan, yeni ortaklarla yeni bir yapıya bir bankaya BDDK'nın şubesiz bankacılık yapabilirsiniz diye bankacılık izni vermesi mümkün olacak.

Bence artık gençler de bu bankaları kullanacak.

Eğer şubeli bankacılar hızlı, müşterilerine değer yaratan, o gençlerin hizmetlerine anında istedikleri gibi cevap veren bir alt yapı oluşturmazlarsa, bu şubesiz bankacılar FinTech'ler le de işbirliği yaparak genç bankacıların hem bankacılık yapması, hem de genç müşterilerin o bankalara gitmesiyle bankacılıkta yeni bir değişim, yeni bir atılım olacak.

ÇÜ:
Sayın Şenver, çok çok teşekkür ediyorum değerlendirmeniz için efendim.

BŞ:
Ben teşekkür ediyorum.

ÇÜ:
McKinsey Küresel Bankacılık Değerlendirmesi 2021 raporu bu rapordaki özellikle ayrışma vurgusunu Duayen Bankacı Bülent Şenver ile değerlendirdik.

.
.
.



.
.
.


Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org