|
|
Tüm Yazıları
|
Can Akın – 2009 Karabük – Safranbolu – Öyküleri Şiirleri Fotoğrafları
09.02.2008
CAN AKIN |
|
|
| Okunma Sayısı : |
4587 |
|
|
| Oy Sayısı : |
44 |
|
|
| Değerlendirme : |
4,89 |
|
|
| Popülarite : |
8,03 |
|
|
| Verdiğiniz Puan : |
|
|
|
|
|
|

Download TIKLA BILGISAYARINA INDIR...
Safran Saçlım Nerdesin?
Safran sarısı saçlarında Baharın ışıklarıydı, yansıyan aynalara Safranbolu'da Şehzadelerin konağında Tek sultanımdın geçmiş yaşamımda Şimdi asırlar sonra buradayım Seni aramaya geldim…
Birden kulaklarımda tanıdık bir ses çınladı Evet, o ses seninle saat kulesinin altında Mutlu buluşmamızın, Hüzünlü ayrılıklarımızın sesiydi… İkiyüzoniki yıldır çalışan saat kulesi bile, Bizi beklemekteydi…
Seninle yüzyıllar önce karşılaştığımız, Demirciler arastasındaki O yaşlı çınar ağacına kazıdığımız Hala isimleriz duruyor… Herkes bizi ve aşkımızı unutmamış, Demirciler bile kapılara aşkımızı yazmışlar…
"Yıllar önce Safranbolu demirciler arastasından, Yükselen çekiç sesleri bir senfoni oluştururdu. Oysa bugün orkestrası suskun; Zorlukla duyulan tek tük çekiç sesiyle Akordu bozulmuş bir enstrümanın Yürek büken ezgisini anlatıyor…"
Yaci kanyonunda, Yörük köyünde Tek tek Safranbolu konaklarını köşklerinde Her oda da her safran çiçeğinde Seni aramaktayım, ben Safranbolu'dayım Ya sen nerdesin safran saçlım Seni lokum tadında bekliyorum…
Can Akın

Karabük'ün Safranbolu İlçesine Bağlı Yörük Köyündeki Dipsiz Göl'ün Hüzünlü Öyküsü
Yörük köyü yakınındaki Konarı köyünde güzelliğiyle ünlü genç bir kızla göçebe bir ailenin oğlu arasındaki aşkın hüzünlü hikâyesi
Bölgede anlatılan hikâyeye göre, güzelliğiyle dillere destan genç bir kız, köylerine gelen göçebe bir ailenin oğluna âşık olur.
Birbirlerini seven gençlerin, aşk hikâyeleri köyde dilden dile dolaşmaya başlar. Delikanlı, durumu ailesine açarak kızı istemeyi arzulamasına karşın, sevgilisinin babası "Ben yersiz yurtsuz kişiye kız vermem" diyerek kızını eve hapseder.
Kız babasının sözlerine öfkelenen göçebe başı, "Elkızı bize ne gerek" diyerek, çadırlarını toplayıp oğlunu da yanlarına alıp bölgeden ayrılır.
Evden kaçarak sevgilisinin çadırlarının bulunduğu alana giden genç kız, kimsenin olmadığını görünce ağıt yakarak Dipsiz Göl'e atlar.
Aynı gün sevdiğini kaçırmak için köye gelen genç, gölün etrafındaki kalabalıktan sevgilisinin gölde intihar ettiğini öğrenir.
"Ah benim kara yazgım. Ağladım, güldüm, ömrümde ilk kez sevdim onu da göl aldı" diyerek ağıt yakan genç de göle atlayarak intihar eder.
YOUTUBE VIDEO - RESİMLERE TIKLAYINIZ






SAFRANBOLU CAMLICA KONAGI 4 CAN AKIN
SAFRANBOLU CAMLICA KONAGI 3 CAN AKIN
SAFRANBOLU CAMLICA KONAGI 2 CAN AKIN
SAFRANBOLU CAMLICA KONAGI 1 CAN AKIN
SAFRANBOLU CAN AKIN
MRCANAKIN

SAFRANBOLU サフランボル
Yıllar önce Safranbolu demirciler arastasından, Yükselen çekiç sesleri bir senfoni oluştururdu. Oysa bugün orkestrası suskun; Zorlukla duyulan tek tük çekiç sesiyle Akordu bozulmuş bir enstrümanın Yürek büken ezgisini anlatıyor…
CAN AKIN
SAFRANBOLU 212 YILLIK SAAT KULESINDEN - CAN AKIN
İngiltere'nin başkenti Londra'daki Westminster Sarayı'nın yanındaki ünlü saat kulesi "Big Ben", 150 yaşına bastı. Yıllar içinde dünyanın en tanınan anıtlarından biri durumuna gelen saat kulesinin büyük çanı ilk kez 11 Temmuz 1859'da çalmıştı. Çanın üzerinde, dönemin kamu binalarında sorumlu komiseri Sir Benjamin Hall'ün ismi yazılı bulunuyor, çünkü yapımına önayak olanların başında geliyor. Kutlama sırasında, gece kuleye projektörle "Mutlu Yıllar Big Ben, 150 yıl, 1859-2009" yazıldı.
PEKİ... SAFRANBOLU DA, 212 YILLIK SAAT KULESI OLDUGUNU BILIYOR MUSUNUZ...?
BU FOTOĞRAFA University College London öğretim görevlisi tarafından 2.146 DOLAR DEGER BİÇİLMİŞTİR... CAN AKIN

Zafranbolu Uçağı
Kurtuluş Savaşı sonrası Türk Tayyare Cemiyeti(THK) ve hayırseverler tarafından kurulan Hilal ahmer (Kızılay) tarafından Ülke genelinde yardım kampanyaları başlatmış bu kampanyalara Safranbolu halkının da katılımı ile 350 civarında Tayyare (Uçak) üretilerek ve-veya satın alınarak Hava Kuvvetleri Komutanlığına hediye edilmiştir.
Bu kampanya kapsamında Safranbolu halkı tarafından alınan BREGUET 19 modeli keşif Uçağı 30 Ağustos 1931 tarihinde Safranbolu'da iniş meydanı olmadığı için Kastamonu'da yapılan ve Safranbolu halkının yoğun katılımının olduğu bir törenle ZAFRANBOLU ismi verilen Uçak Hava Kuvvetlerine teslim edilmiştir.
Bu uçağın anısına Milli Savunma Bakanlığı tarafından Safranbolu ya hediye edilen DORNİER–28 uçağı Safranbolu Kaymakamlığı, Belediye Başkanlığı ve Emekli Hava Kurmay Albay Erhan HANGÜN çalışmaları sonucu Safranbolu'ya getirilmiştir.
ZAFRANBOLU uçağı Safranbolu Belediyesi tarafından eski çarşıya hâkim tepeye konuldu

Anadolu'nun kuzey batı kesiminde, Antik Devirde tarihçi Homeros'un İlyada destanında Paplagonya olarak geçmektedir.Yörede sırası ile Hititler, Frigler, dolaylı yoldan Lidyalılar, Persler, Helenistik Krallıklar (Pondlar), Romalılar, Selçuklular, Çobanoğulları, Candaroğulları ve Osmanlılar egemenlik kurmuşlardır.
Safranbolu 1196 tarihinde Selçuklu Sultanı II.Kılıç Arslan'ın oğlu Muhiddin Mesut Şah zamanında Türklerin eline geçmiştir. Tarihi süreç içerisinde ise 1213-1280 tarihleri arasında Çobanoğullarının, 1326-1354 tarihleri arasında Candaroğlullarının, 1354-1402 ve 1423 yılından itibaren de Osmanlıların egemenliğine girmiştir.
Safranbolu, tarihi geçmişinde, en üstün ekonomik ve kültürel düzeyine Osmanlı döneminde ulaşmıştır. Kentin 17. yy da İstanbul-Sinop kervan yolu üzerinde önemli bir konaklama merkezi oluşu, bölgede ticaretin gelişimine olanak sağlayarak zenginleştirmiştir. (Bu dönemde İstanbul ve Kastamonu ile yoğun ilişkiler yaşanmış, Osmanlı devlet adamlarından bazıları kente önemli eserler bırakmışlardır.
Safranbolu geleneksel Türk toplum yaşantısının tüm özelliklerini yansıtan ve uzun tarihi geçmişinde yarattığı kültürel mirası çevresel dokusu içinde koruyan örnek bir kenttir. Sahip olduğu zengin kültürel mirası kent ölçeğinde korumadaki başarısı Safranbolu'yu "Dünya Kenti" ününe kavuşturmuş ve UNESCO tarafından "Dünya Miras Listesi"ne alınmıştır.
Tüm ülkede bulunan yaklaşık 50 bin kadar korunması gerekli Kültür ve Tabiat varlığının 1131'i Safranbolu' dadır. Bu zenginlik kenti bir Müze Kent haline getirmiş, korumacılıktaki başarısı ise kente "Korumanın Başkenti" ünvanını kazandırmıştır.
Kentin ününü oluşturan Safranbolu Evleri 18.ve 19.yy. Türk hayatının geçmişini, kültürünü, ekonomisini, teknolojisini ve yaşama biçimini yansıtan mükemmel mimarlık bilgisi ile yapılmışlardır. Yaklaşık 2000 geleneksel Türk evi bulunmaktadır. Bu evlerin 800 kadarı yasal koruma altındadır.
Geriye doğru 3000 yıllık tarihi geçmişe sahip olan Safranbolu pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmış ve günümüze bir kültür zenginliği olarak ulaşmıştır. Özellikle Osmanlı döneminden kalma han, hamam, cami, çeşme, köprü ve eşsiz konaklar gelenlere hayranlık uyandıracak niteliktedir.
1975 yılında Anıtlar Yüksek Kurulunun Safranbolu'yu kentsel sit ilan etmesi ile akademik düzeyde başlayan kente olan ilgi , zamanla ülkemiz sınırlarının dışına taşmıştır. 90'lı yılların başından bu yana küçük ve orta ölçekli turistik tesislerin oluşumu ile turizm ilçe ekonomisindeki yerini hissettirmeye başlamış, terk edilen konaklar, otel, lokanta gibi işlevlerle yaşama dönüştürülmüş, bozulan arnavut kaldırımları yeniden yapılmış, anıtsal eserler restore edilmeye başlanmış, kaybolmak üzere olan el sanatları turistik amaçla yeniden canlılık kazanmıştır.
Safranbolu'nun İsimleri
Safranbolu'nun belgelere dayanan bilinen ilk tarihi Bizans Döneminde başlamaktadır.(395-1453) Bizans Döneminde Safranbolu Dadybra (Dadibra), Müslüman Arap akınları karşısında bir müstahkem kale olarak (Akratia) kurulmuş ve önem kazanmıştır.
Bizanslılar döneminde kentin adı Dadybra'dır. 1196 tarihinde Selçuklular zamanında kentin adı Zalifre olmuştur. Beylikler döneminde ve Osmanlıların ilk zamanlarında kentin adı Borglu ve Borlu şeklini almıştır. 16 yy. Osmanlı Tapu ve Tahrir defterinden izlenebileceği gibi Borlu, yöreye yerleşen Taraklı Aşiretinden dolayı "Taraklıborlu" olmuştur.
Taraklıborlu adından sonra Safranbolu için Osmanlılar döneminde kullanılan diğer adlar, 18 yy. ortalarında "Zağfiran-ı Borlu", 19 yy. ikinci yarısında kısa bir süre için "Zağfiran-ı Benderli" 19. yy. son çeyreğinden itibaren "Zağfiranbolu", son olarakta "Zafranbolu" ve "Safranbolu" biçimine dönüşmüştür.
Kente adını veren Safran bitkisi kendi ağırlığının yüz bin katı kadar sıvıyı sarıya boyayabilme özelliğine sahiptir. Gıda, ilaç ve kozmetik sanayiinde kullanılmaktadır. Bu ilgi çekici bitkinin dünyada üretildiği ender yerlerden biri Safranbolu'dur.

TARİHİ VE KÜLTÜREL DEĞERLERİMİZ
KENT TARİHİ MÜZESİ (ESKİ HÜKÜMET KONAĞI)
Bulunduğu yer, Safranbolu'da Kale olarak bilinmektedir. 1904 yılında Kastamonu Valisi Enis Paşa tarafından yaptırılan, iki katlı görkemli bir taş yapıdır. 1976 yılında yanmıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığınca restorasyonu yaptırılan bina "Kent Tarih Müzesi" olarak Safranbolu Kaymakamlığımız tarafından hizmete açılmıştır.
SAAT KULESİ
SAFRANBOLU SAAT KULESİ CAN AKIN

Kale üzerinde bulunan saat kulesi, Padişah III. Selim'in Safranbolu'lu Sadrazamı İzzet Mehmet Paşa tarafından 1797 yılında yaptırılmıştır. Kare planlıdır, saat zembereksizdir. Yapı restore edilmiş olup, cuma, cumartesi, pazar günleri geziye açıktır. ESKİ CEZAEVİ BİNASI Kale üzerinde bulunan Eski Cezaevi Binası, Sultan 2. Abdulhamit tarafından 1906 yılında yaptırılmıştır. Restorasyonu tamamlanmak üzere olan bina "Tarihi El Yazması Eserlerin" sergilendiği "Dökümantasyon Merkezi" olarak kullanılacaktır.
HIDIRLIK TEPESİ
Türklerin Safranbolu'ya geldikleri vakit konuşlandığı yerdir ve açık "namazgah" şeklindedir. Yağmur duası ile "Hıdırellez" kutlamaları burada yapılır. Üzerinde Köstendil Kaymakamı Hasan Paşa'nın Türbesi (1845), iki namazgah, Hızır (Hıdır) Paşa'nın mezarı ile Kurtuluş Savaşı kahramanlarından Dr. Ali Yaver Ataman'ın (1955) anıt mezarı bulunmaktadır. Tepeye iki noktadan giriş ve çıkış vardır. CİNCİ HANI VE HAMAMI
Her iki görkemli yapı Padişah I. İbrahim zamanında Kazasker olan Safranbolu'lu Cinci Hoca tarafından 1645 yılında yaptırılmıştır. Cinci Hanı, 2 katlı 63 odalı olup, Otel, restaurant, cafe ,bar olarak hizmete açıktır. Cinci hamamı(yeni hamam) kadın ve erkeklere ait iki bölümden oluşur. Halen çalışır durumdadır. YEMENİCİLER ARASTASI
Köprülü Mehmet Paşa Camisine bitişik 48 ahşap dükkandan oluşan ve "yemeni" denilen ayakkabının yapıldığı eski Lonca Çarşısıdır. Restore edilen çarşı turistik amaçlı kullanılmaktadır. Çarşıdaki Ahmet Demirezen Yemenicilik Müzesi hafta sonlarında geziye açıktır.

Taşev, Safranbolu'nun en özel mekânlarından biri, 60 kişilik iç mekân, 100 kişilik bahçe ve 35 kişilik sinema salonu olacak şekilde her türlü ihtiyacınıza hizmet edecek kapasitededir. Kahvaltı, öğlen yemeği, ara öğünler, akşam yemeği, cafe hizmeti ve bunun yanında şiir dinletileri, müzik dinletileri, yazarı okuyucuyla buluşturan imza günleri, oyuncu veya yönetmeniyle birlikte film izleme ve sohbet programları, galeri için sergi organizasyonları hizmetlerini de yürütmektedir. Bir şehrin ortasında hayallerimizde cimri olmadan gerçekleştirdiğimiz ''TAŞEV''sevgidir... Damak zevkinin ötesinde mutfak estetiğidir... Çocukluğumuzun keyfi sinemasal filmler mekânıdır... Ocağın başında oturan, bahçede çiçeklerin, ağaçları kalbini kırmadan günbatımını seyredenler için aşktır.


Osmanlı döneminde deri tekeli vardı… Safranbolu da derinin tabaklanması olabilmesi için o dönemin ileri gelenleri çeşitli tedbirler almışlar… Safranbolu da tabaklanmayan deriyi satanlardan o dönemin tüccarları alış veriş yapmazlar ve mecburen Safranbolu da deriyi tabaklananlar satılırdı o dönem çok para kazanan Safranbolu iş adamları Köşkler, konaklar ve 99 odalı evler yaptırmış… Bazı evlerin içine çeşme dahi getirilmiştir…
Safranbolu da taze köpek dışkısı için tabakhanelerde yaygın olarak binlerce köpek beslenirmiş. Ham deri, kıllardan, yağ ve et tabakalarından mekanik olarak temizlendikten sonra kimyasal olarak işlendiği sama safhasında, taze köpek dışkısı enzimlere ihtiyaç duyulduğundan, Tabakhanelerin olduğu yerleşim yerlerinde çoluk çocuk ellerinde teneke maşrapalar, köpek dışkısı toplarlar, sama işlemi ancak dumanı tüten taze dışkı yapılabildiğinden koşa koşa tabakhanelere yetiştirirlermiş... Hayvanların derilerinin işlendiği atölyeler köpek dışkısı için yanar tutuşurlarmış. Çünkü bir tek taze köpek dışkısı içinde bekletilen deri yumuşacık, kıl köklerinden arınmış, gözenekleri açık, ince, homojen yani kaliteli olabilirmiş. Bu nedenle köpek çiftlikleri kurulmuş… Binlerce köpek beslenmiş, üretilmiş ve hatta Köpeğin dışkısını sıcak ve kurumadan yetiştirmek için sistemli bir iş örgütlenmesi kurulmuştur.
Bugün dericilik tamamen ölmüş olup, yapay olarak yeni kimyasallarla da aynı sonuç elde edilmeye başlanınca köpeklerin de, dışkı toplayıcıların da pabucu dama atılıvermiş, "tabakhaneye bok yetiştirmek" de yeni kuşakların nereden geldiğini bilmediği, merak ettiğini de sanmadığım bir deyiş olarak - belki de içinde bok kelimesi geçtiğinden günümüze kadar gelebilmiş. Safranbolu da deriyi işleyip kullanılabilir hale getiren meslek erbabına. "Tabak mısın; it bokuna muhtaçsın", denirmiş…
Bugün Almanya, Fransa, Hollanda da hayvan hakları savunucu bazı genç grupları hafta sonları deri giyenleri avlamak için balonların içine koydukları boyalarla deri giyenlere saldırmaktadırlar…

The cities show us that how a nation lived, what they succeesed in the past. Safranbolu was taken to the " World Heritage List" by UNESCO in 1994 and there are 1131 historical monuments well protected in Safranbolu. At the OWHC Meeting in Rhodes in 2003, Safranbolu was selected as one of the best preserved cities among 20 cities in the World. There are a lot of historical buildings in Turkey and some of them are scattered in another cities except for Safranbolu. The city of Safranbolu and its historical buildings, houses and culture are different. Safranbolu is very sumptuous with its historical houses and streets. You can feel history in Safranbolu. Safranbolu is a treasure and most important example of preservation. It is like a time tunnel with its houses, fountains, castle, clock tower, mosques, inns, baths and bridges which have rich backgraund. While you are walking on the streets, you can see historical houses, lean the old walls and drink water from old fountains. Except for unigue historical buildings, Safranbolu has caves, canyons, plateaus, king graves, villages, grape and saffron gardens and delights. Safranbolu became important tourism centre. We read history from books and see it in the museums. When you are in Safranbolu, you can feel, smell and see history. Would you like to look the history from this window opens from past to present?The Houses of Safranbolu and Architectural Features of them
The most important thing that brings Safranbolu to the forefront in Turkey and the world is the Safranbolu houses which are an example of Turkish architecture. These houses are important due to their place in urban life and their architecture. In other terms, the Safranbolu houses are an important structure that continue to survive centuries-old to our modern day urban life.
The houses are in two parts of Safranbolu. The first are the houses in the "Şehir" (the town Centre and Kıranköy) and these are used in winter. The second are the houses in "Bağlar" and they are used as summer houses.
Almost everybody there has a winter house and a summer house. The residents in the region live in the town during winter and go to the summer houses in Bağlar when the weather starts to warm up. The production and trade in the "Town Centre - Çarşı" continues through the summer months as usual.
Three factors contrbute to the sizes and designs of the houses in Safranbolu: large families with many members, raining climate, cultural and financial richness.
Architects of today often emphasise the design of "respect for the environment" of the Safranbolu houses has. The relationships between nature-human-home, street-house and street-town is very structured and balanced. There is a great respect not only fort he environment but also to neighbours. No house prevents the view of another. In short, the "view is equally shared" in Safranbolu.
Stone, mud brick, timber and turkish roof tiles have been used to build the houses that are not only functional for use by people but also logically designed. No matter what the shape of the land is, the upper floors of the house are always contructed appropriatly geometrical.
The gardens are separated from the street with stone walls. The double wing doors lead to the garden and sometimes straight into the house. It is possible to see the grandeur at the entrance, the door.
As a result of the tradition of the separate quarters for men and women, some house have two entrances.
At the entrance of the house, there is the courtyard or "foyer" on the ground floor. Here, there is a wooden cage called a "gliste" to allow light to come inside and to help in drying out the wood which is stacked behind it. Also on the groud floow is the stables, large boilers and cellars.
A stairway, displaying skillful mastery in wood handicraft, takes you to the upper floors. İkinci kat diğer katlara göre daha basıktır. On this floor, there is a kitchen that can also be used as a bedroom. There is a wooden cylindrical turning cupboard between the kitchen and the mens quaters used for serving of meals. The daily living quaters are on the middle floor. It is easier to heat this floor on cold winter days.
The third flor is were the Safronbolu house meets perfection. The ceiling is higher on this flor. The rooms are entered through the doors which are open to four diagonal sides like a pergola that is made of many sides. The entrance of the doors to the rooms are from the corners and there are special wooden screen that prevent a direct entrance to the room. The pergolas and rooms are decorated with wooden handcarvings. There are divans in each room and most rooms have a fireplace. The side walss of the rooms contain wooden cupboards and shelves. Each room has been designed to accomodate a nuclear family or relatives as an independant quarter. Due to this reason, each room contains a small bathroom much like a shower cabin inside the wooden cupboard called a "yüklül".
The protruding structures of the Safranbolu houses not only gives the houses an aesthetic look but it also allows the person sitting by the window a view of the whole street.
It is common to come across handcarved decorations on the pergolas, terraces and in rooms.
The windows of the house are specially designed and are narrow and long. The windows have wooden shutters and also wooden, handcrafted cages called "muşabak". Although the number of windows changes according to the size of the room, there are generally many windows. This gives the illusion of a large room from the interior and also a unique aesthetic from the outside.

16. Ulusal Sosyal Psikiyatri Kongresi Gerçekleştirildi
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı ve Türkiye Sosyal Psikiyatri Derneği tarafından düzenlenen 16. Ulusal Sosyal Psikiyatri Kongresi 01 04 Temmuz 2009 tarihleri arasında Safranbolu'da yoğun bir katılımla gerçekleşti. Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı ve Türkiye Sosyal Psikiyatri Derneği tarafından düzenlenen 16. Ulusal Sosyal Psikiyatri Kongresi 01 04 Temmuz 2009 tarihleri arasında Safranbolu'da yoğun bir katılımla gerçekleşti.
16. Ulusal Sosyal Psikiyatri Kongresi'nde psikiyatri ile uğraşan hekimler ve sağlık çalışanları yanında insanı ve toplumu sağlıklı kılmada etkisi bulunan eğitimcilerden, iletişimcilere, din adamlarından, reklamcılara, tıbbi sekreterlere, medikolegal alanda çalışan hukukçulara, boşanma avukatlarına, basın erbabına, polise, diğer güvenlik hizmeti verenlere ve halkla ilişkiler uzmanlarına kadar aslen psikososyal ağırlıklı hizmet üreten tüm meslek kesimlerini kapsayıcı bir bakış açısıyla ruh sağlığını korumaya ve daha iyiye götürmeye yönelik ortak çözümler üretilmesine bilimsel katkıda bulunmak amaçlandı.
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr Numan Konuk, Türkiye Sosyal Psikiyatri Derneği Onursal Başkanı Prof. Dr. Işık Sayıl ve Türkiye Sosyal Psikiyatri Derneği Başkanı Prof. Dr. Oğuz Berksun tarafından basın toplantısı düzenledi. Toplantıda sosyal psikiyatri hakkında ve toplumun sosyal psikolojisi konularında bilgiler verilirken, sosyal yaşamın gerekleri ve toplum içindeki bireye düşen sorumluluklar hakkında açıklamalara yer verildi.




Safran (Crocus sativus), süsengiller (Iridaceae) familyasından, sonbaharda çiçek açan, 20-30 cm boyunda, soğanlı bir kültür bitkisi ve bu bitkiden elde edilen baharat. Bitkinin yaprakları şeritimsi, mor çiçekleri üç tepeciklidir. Çiçeği ve tepecikleri bitkiye bağlayan yaprak sapı da dahil olmak üzere erkek organları kurutularak özellikle gıda boyası ve tad verici olarak kullanılan safran bitkisi daha çok İspanya, Fransa, İtalya ve İran'da yetiştirilir. Türkiye'de ise safran Safranbolu'da üretilmektedir. Ağırlığına göre dünyanın en pahalı baharatı, (bir gramı 5 ile 6 € arası), [1] [2] olan safranın anavatanı Güneybatı Asya'dır. [ Yetiştiriciliğine ilk olarak Yunanistan civarında başlanmıştır. Yarım kilogram safran 80.000 çiçekten çıkarılabilir. Kendi ağırlığının 100.000 katı suyu sarı renge boyar. Safran baharatının keskin bir tadı ve iyodoform ya da saman benzeri bir kokusu vardır. Bunların sebebi bileşiminde bulunan pikrokrosin ve safranal kimyasallarıdır. Aynı zamanda içine konduğu yemeklere altın gibi sarı bir renk katan, krosin adı verilen karotenoit bir boya maddesi de içerir. Bu özellikler safranı dünya çapında çok aranan bir baharat yapar. Ayrıca tıpta da kullanılır. Safran kelimesi Arapça sarı renk anlamına gelen asfar (أَصْفَر) kelimesinden türetilen ve Arapça'da safran baharatı anlamına gelen za'feran (زَعْفَرَان ) kelimesinden kaynaklanarak Latince'ye safranum, İtalyanca'ya zafferano ve İspanyolca'ya azafrán olarak geçmiştir. Daha sonra Fransızca'ya safran ve oradan da İngilizce'ye saffron olarak aktarılmıştır. DİKKAT VIDEO TIKLAYINIZ
 SAFRANBOLU yaci kanyonu geçi
SAFRANBOLU BATUTA yaci kanyonu gecisi GERIYE DONUS YOK TIMI
 MRCANAKIN
 SAFRANBOLU BATUTA yaci kanyonu gecisi - GERIYE DONUS YOK TIMI - CAN...
SAFRANBOLU BATUTA yaci kanyonu gecisi - GERIYE DONUS YOK TIMI - CAN...
SeaLife Underwater Cameras
Yaci kanyonu - safranbolu - sual... OLMAYANLARA
Yaci Kanyonu / Safranbolu - CAN AKIN
Resmi büyük görmek için tıklayın Yaci Kanyonu / Safranbolu
05.07.2009 günü bir şirketin düzenlediği 6 KM parkur, yüksek adrenalin, heyecan, doyasıya eğlenceyi yaşamak, için Yaci Kanyonu / Safranbolu gitmek üzere saat Çamlıca köşkün de 06.00 da kalkıp hazırlıklılara başladım. Sabah kahvaltısını Özlem'in hazırladığı kuş sütü eksik olan kahvaltıyı Çinli 曽珮蔚 arkadaşımla yaptık o yosun çorbası içti.
Saat 08.00 sıralarında beni almaya gelen şoför Ömer beyle birlikte Safranbolu merkeze gittik… Beklemeye başladık. Ve 12 kişilik grup ve Profesyonel rehber, tam teçhizat tracking malzemeleri ile donatılmış bir ekiple Kanyonda temiz havada lezzetli öğle yemeği menüsünü tatma şansı yakalamak amacıyla hareket ettik. Yaci Kanyonu Safranbolu'ya 30 dk minibüs ile uzaklıktaydı… Minibüsle 90 km hızla ekipmanlarla giderken bizi trafik polisi kontrol amacıyla durdurdu… Şoför tam trafik polisinin önünde durdu. Görüşünü engelledi polis kornayla önümden çekil diye ikazda bulunurken aniden arkanızdan siyah bir araç durdu. Eğer polis ekibinin önünde olmasaydık belki bize çarpacaktı.. Siyah minibüsün sol lastiği yoktu. Patlamıştı jant üstünde gidiyordu. Üstelik şoförde bundan haberi yoktu… Polis bize yol verdi diğer araç ile ilgilendi…
Saat 10.40 da Yaci Kanyonu girişindeydik. Daha öne görüştüğüm Safranbolulular "sizler deli misiniz" bu Yaci kanyonun geçilemeyeceğini, içerisinde bacak gibi yılanlar olduğunu, geçen sene birsinin yılan ısırmasından dolayı öldüğünü, çok zor olduğunu söylemişlerdi. Yörük Köyü arkasında bulunan Yacı Kanyonu yamaçlarında günbatımını seyredin kesinlikle gitmeyin pişman olursunuz dediler…
3 bayan arkadaşla birlikte 13 kişi yaci kanyonunda başladık.. Başlamadan önce kaptan kısa bilgiler verdi… Ancak kanyonun girişinde korkuyla ürperdim… Çok zor olacaktı...
İlk iki saat zor olmayan yer yer yüzerek devamlı suyun içinde ilerledik. İki saat sonrasında arkada kalmaya ve çok üşümeye başladım… Su buz gibiydi… Rehberlerimizle 2-3 metrelik yüksekten atlıyor taşların üzerinde yürüyor… Ancak bazı yerlerde 3 metreyi bulan derinlikte suyun aşırı hızı nedeniyle savruluyorduk… 6 defa kafamı kayalara vurdum ancak kask sayesinde yara almadım… Üç saat sonra İlk büyük şelaleye geldiğimizde birbirimize şaşkınlık içinde bakakaldık. İlk olarak rehberimiz fedakârca şelaleden aşağı kendini bırakmasıyla birlikte bizde arkasından yaklaşık 7 metre yükseklikteki şelaleden atladık. Bu atlayıştan sonra kanyondan geri dönüşümüzün olamayacağını anladık. Şelaleden hemen sonra Kanyonun duvarları bir araya gelmiş gibi çok yaklaşmıştı birbirine, bir-iki metre mesafe vardı iki duvar arasında. Daracık dağlar arasından kuvvetli akıntıyla yüzmeye başladık…
İlk büyük şelaleden sonra Kanyonun muhteşemliği, güzelliği ve zorluğu başladı. Yer yer büyük havuzlardan yüzerek geçtik, küçük şelalelerden, kaydıraklardan geçmeye başladık. En büyük şansımız kayaların ve zeminin kaygan olmamasıydı. Yaklaşık 6 m yükseklikteki İkinci büyük şelaleyi, ilk şelaleden atlamış olmanın verdiği güvenle rahatlıkla atladık. Bu sırada sırt çantalarımızın ve yanımızda taşıdığımız ipin ağırlığı ile suyun soğukluğu birleşince yorgunluk kendini hissettirmeye başlamıştı.
Yaklaşık altı saat sonra biz yeni bir şelaleyle karşılaşmayı beklemezken zor bir virajdan sonra karşımıza 6-7 metre yüksekliğinde daha büyük bir şelale çıkmıştı. Burada hepimiz durduk kaldık, su akıntısı hızlı idi kaptan aşağıya doğru uçuruma doğru koşmamızı ve oradan da suya atlamamızı istiyordu… Düşünün 80 derece meyilde aşağıya doğru 4 metre koşacak sonrada suya atlayacaktık… Ve atladım… Suya değdiğimde üzerimdeki cankurtaran yeleği aynı vücudumu su üstünde tuttu… Daha sonra mola verdik fotoğraflar çekildik ancak çok iyiydik gibi çekilirken gülüyorduk… Ekmek arasına kaşar peynir ve salam konulmuş vişne suyu ile birlikte mideye götürdük…
Ancak aniden hava karardı… Birden şimşekler çaktı ses vadi içinde yankılanmaya başladı… Ve sağanak yağış başladı. Suya çarpan damlalar yüzerken yüzümüze çarpıyor. başlığımızdan tık tık sesleri çıkıyordu.. Birden kaptan hızlanmamızı söyledi o an anladım ki su 20 cm yükselmişti ve hızda artmıştı…
Yağmura rağmen biz hala büyük havuzlarda yüzerek geçmek zorunda kaldık Hava kararmaya başlamıştı ve biz artık daha çok üşüyorduk. Ne kadar kaldı diyoruz rehber 500 metre diyor gidiyoruz ne kadar kaldı diyoruz. Yine 500 metre. Herhalde bu 500 metre bitmeyecekti… Kanyon artık yamaçlardan geçit vermeye başlamıştı… Nihayet çıkış yerine geldik…
O ne 80 derecelik bir çıkış buradan mı çıkacaktık… Üstelik kaygan bir zeminde… Aşağısı uçurum gibiydi… Islak zeminin üzerinde bulunan yapraklar kayganlığı daha artırıyordu… 3 defa aşağıya düşme pozisyonuna geldim… Üstelik düşmemek için tuttuğum dallar çürük olduğundan elimde kalıyordu… Nihayet büyük zorlukla dağı aştık tepeye çıktık… Tepede daha önceden oraya konmuş ünimork vardı… Hemen bindik… Üstümüz ıslaktı… Ancak benim fotoğraf maki namında içinde olduğu su geçirmez bidonun su geçirdiği herkesin malzemelerinin ıslandığı anlaşıldı… Telefonumuz çalışmıyordu…
En yakın Yörük köyüne gidildi… Köy kahvesine gidildi… Kahveden telefon edildi… Araç ve içindeki eşyalar gelsin diye… Ama kimsenin umurunda değildi… Telefondaki stajyerin umurunda değildi… Üzerimiz ıslaktı… Üşüyordum… Bir baklava bir çay içmeme rağmen yine üşüyordum… Hemen divana oturmak istedim ama ıslakmışım… Beni tahta kısa sandalyeye oturttular… Dondum… Tekrar ünimorka bindik… Ancak bir türlü irtibat sağlayamadılar… stajerlerin umurunda değildik…
Sonunda ıslak ıslak Safranbolu nun ortasında bulunan hamamın yanına geldik. Hava soğuktu. Islaktık… Eşyalarımız yoktu… Araçtan indik… Islak olduğumuzdan üşümemek için üst kısımları çıkardığımızdan Herkes bize alaycı gözlerle baktı… Koşa koşa ofise gittik… Hemen erkek arkadaşlar bir odaya girdik üzerimizde ıslak elbiseleri çıkardık… Donla beklemeye başladık… Hepimiz çıplaktık "biri gelse nasıl savunuruz dedim... " kahkahalarla güldük.. Nihayet 20 dakika sonra elbiselerim çantam cüzdanım geldi… Giyindik…
Hemen çamlıca konağına geldim sıcak çay içtim… Hemen uyumaya çalıştım.. Ancak öksürükten uyuyamadım… Her şeye rağmen güzeldi… Biraz zayıflamam gerektiği kanaatine vardım. Ellerim kayalara tutunmaktan yara olduğundan bu hikâyeyi de sanal klavyede yazdım…
CAN AKIN
KATILANLAR... GERİYE DÖNÜŞ YOK TİMİ :)
Kaptan Ümit Çolakoğlu Şaban Vural Av. İrem Şen Can Akın Asuman Özdemir Melisa Emrah Erol İsmail Akdeniz Suat Yıldırım
ISLANAN FOTOĞRAF MAKİNASINDAN KURTARABİLDİKLERİM....







 2006 yılında Safranbolu'da halkımıza tatil alternatifleri üretmek ve yöremizi ziyaret eden misafirlerimizin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulan BATUTA Turizm Doğa Gezileri, Yurt içi ve Yurt dışı turları, Kültür turları, Kayak turları, Gemi turlarından kurumsal hizmetlere kadar uzanan seyahat ürünlerini uluslar arası değerlerle sizlere sunmaya hazırdır. BATUTA olarak hazırlamış olduğumuz Turlar, Doğa gezileri, ve Etkinlikleri sizler ile paylaşabiliyor olmaktan gurur duyuyoruz... diyorlar...
FOTOĞRAF MAKINANIZ ISLANDI.. ASAGIDaKİ FOTOĞRAFLARA BAKIP SAĞNAK YAGMUR VE 2 METRE SUYUN DAHA YÜKSEK HALİNİ VE SUYUN DAHA HIZLI AKISINI DÜŞÜNÜN.... BATUTA TURİZME TEŞEKKÜR EDERİM... CAN AKIN
















 ARKADAŞLAR... GAYET KOLAY... AŞAGIYA DOĞRU SUYUN İÇİNDEN 5 METRE KOŞARAK 10 METRE AŞAGIYA 400 KM HIZLA DÜŞECEKSINIZ

 Herkez peş peşe atlamasına rağmen, düşüş esnasında havada geçen sürenin fazlalığından dolayı "Cehennem Eşiği" geçişi bir saatten fazla sürüyor.
 "Cehennem Eşiği" geçişinden sonra hayatta kalanlarımız hatıra fotoğrafı çektirdi :)







 YANIMIZDAKI DAGA YILDIRIM DÜŞTÜ.. GÖK DELİNDİ... ŞİDDETLİ YAĞMUR VAR
 YAGMUR SUYA ÇARPIP YÜZÜMÜZE GELİYOR
 SUYUN AKIŞ GÜCÜ HIZLANDI... BAZEN SÜRÜKLEMEYE BAŞLADI...












Download 我愛你 約翰.阿克恩 (譯)曽珮蔚 CAN AKIN
我愛你
我愛你 我愛你 我愛你 我愛你 我愛你 我愛你 你愛我嗎?
約翰.阿克恩 - CAN AKIN (譯)曽珮蔚
SAFRANBOLU DA YAZDIĞIM ŞİİR
Şair Can AKIN - Şiir - Seni Sevdiğimi Sadece Kuşlar Bilecek.

Download
Seni Sevdiğimi Sadece Kuşlar Bilecek…
Gideceğim buralardan ıssız vadilere Bu canı, sadece kuşlar görecek,
Uçacağım göklerin sonsuz maviliğinde Bu canımla beraber, sadece kuşlar uçacak,
"Sen üzülme; ben varım" şarkımızı Alaca karanlıkta, sadece kuşlar duyacak,
Ağlayacağım sensizliğine, gözyaşlarım sel olacak Gözyaşlarımı gelip,sadece kuşlar içecek
Bir söz söyleyeceğim bağırarak ıssız vadilere, Yankılanacak sözümü, sadece kuşlar bilecek,
Seni sevdiğimi sonsuza dek sır gibi saklayacağım, Seni sevdiğimi, sadece kuşlar bilecek…
Can Akın

Safranbolu Çamlıca Konağı
http://www.safranbolucamlica.com/
Safranbolu Çamlıca Konağı bahçe içinde yerleşik 35 kişi kapasiteli, 10 yatak odalı ve 27 yataklı bir aile işletmesidir. Evin 3 katı vardır ve her katta 4 yatak odası bulunmaktadır. Her odada geleneksel yuvarlak pencere vardır ve her katta balkon bulunmaktadır. Üst katta bir teras vardır. Servisimizin temelinde geleneksel Türk misafirperverliği yatmaktadır. Safranbolu Çamlıca Konağı'nın Sahipleri Celal Bey ve eşi Havva Hanım 'dır. Biz evimiz olan Safranbolu Çamlıca Konağını misafirlerimiz ile paylaşıyoruz. Burası, yılın her gününde mevsimlerin güzelliğini yaşayabileceğiniz bir yerdir. Özellikle ilkbaharda çamların altında yürüyüş yapmak, bahçede kahvaltı etmek, ikindi çayınızı veya kahvenizi içmek ve de bol miktarda bulunan huzur ve sessizliği içinize çekmek gerçek bir hazdır.
Burada Anadolu insanlarının hayatını, sevgisini, huzurunu, sıcak sohbetini ve bunun bir parçası olmanın fırsatını bulacaksınız. Belki size beş yıldızlı bir otelin lüksünü sağlayamayız ama rahat ve hoşnut olmanız için elimizden geleni yapacağımızdan emin olabilirsiniz Örneğin spor salonumuz yok ama ormanda güvenli bir şekilde yürüyebileceğiniz, fotoğraf çekebileceğiniz ve kekik kokularını duyabileceğiniz patikalarımız var.
Açık büfe kahvaltımız yok ama size içeriğinde bölgesel börekler, doğal köy peyniri, yaprak dolması, yumurta ve bahçemizinin meyveleriyle Havva Hanım tarafından yapılmış reçeller olan zengin bir ev yapımı kahvaltı vereceğiz. Bu kahvaltıyla gününüze bir pozitif enerji yüklemesiyle başlayabilir ve temiz, oksijeni bol orman havasıyla kendinizi bu harika enerjiyle doldurmaya devam edebilirsiniz. İsterseniz terasta bülbül sesleri ile dinlenebilir, ağaçlardan yeni opladığınız meyveleri yeme zevkini tadabilir yada bahçede mangal yapabilirsiniz.
Kendinizi yeniden keşfedeceğiniz ve huzurla dolacağınız bir tatil sizi Safranbolu Çamlıca Konağında bekliyor. Safranbolu'da Görülebilecek Yerler: Tarihi Çarşı Semerciler çarşısı Demirciler çarşısı Kaymakamlar Gezi Evi Hıdırlık Tepesinden Bakış Manifaturacılar çarşısı Kileciler Gezi Evi Semerciler, Demirciler çarşısı Cinci Hanı Köprülü Mehmet Paşa Camisi ve Güneş Saati Yemeniciler Arastası Kale Eski Hükümet Konağı Saat Kulesi Yörük Köyü Sipahioğlu Konağı Çamaşırhane Dipsiz Göl Bağlar Bölgesinde; İncekaya Su Kemeri Değirmenbaşı Su değirmeni Bulak (Mencilis) Mağarası Emir Hocazade Ahmet Beyler Evi İncekaya Su Kemeri Tokatlı Kanyonu
Safranbolu Çamlıca Mansion
Safranbolu Çamlıca Mansion is a family establishment set within a garden having a capacity of housing 35 people with 10 bedrooms and 27 beds. The house has 3 floors and on each floor there are 4 bedrooms. All rooms have traditional rounded windows and on each floor there is a balcony. The top floor has a terrace. Our service is based on traditional Turkish hospitality. The owners of Safranbolu Çamlıca Mansion are Celal and his wife Havva Özen. We share our home, the Safranbolu Çamlıca Mansion with our guests. Here is a place where one can enjoy the beauty of the seasons every day of the year. Especially in the spring time it is an absolute pleasure to walk underneath the pine trees, to have breakfast in the garden, to enjoy your afternoon tea or coffee and to take in the abundant peace and quiet.
Here you will find the life, love, peace and warm conversation of the Anatolian people and your opportunity to be a part of it. We may not be able to provide you with the luxury of a Five Star Hotel but you can be sure that we will do our very best to ensure that you are comfortable and content. For example we do not have a gym but we have paths in the forest where you can walk in safety, take photographs and enjoy the scent of oreganos.
We do not have open buffet breakfast but we will provide you with a rich home made breakfast with regional specialty pastries, natural village cheese, stuffed vine leaves, eggs and home made jams made by Havva from fruits picked from our own garden. With this breakfast you can start your day with a boost of positive energy and continue to fill yourself up with the wonderful energy of life with the clean and oxygen rich air of the forest. If you like you can relax in the terrace amid the songs of the nightingales, enjoy the experience of eating the fruits you yourself have just picked from the trees or have a barbeque in the garden.
A holiday where you will rediscover yourself and be filled with peace is waiting for you at
Contact Details Address: Bağlarbaşı Mah. Mencilis Mağara sok. No:115 Değirmenbaşı, Safranbolu/Karabük - 78600
Tel: +90 370 712 1984 Fax: +90 370 712 1984 Gsm: +90 533 418 7974
E-mail: info@safranbolucamlica.com Msn: camlicakonagi@hotmail.com
******************************************************************* Сафранбалý (турэцк.: Safranbolu), горад у правінцыі Карабюк у Чарнаморскім рэгіёне Турцыі. Знаходзіцца прыкладна ў 200 км ад Анкары і 100 км ад узбярэжжа Чорнага мора. Насельніцтва 32 тыс. чал. (2000). Назва горада паходзіць ад слова шафран (safran), паколькі гэтае месца было спрадвеку цэнтрам вырошчвання і гандлю шафранам. У старой частцы горада захавалася шмат будынкаў, з якіх 1008 маюць гістарычную і культурную каштоўнасць. У 1994 горад ўключаны ў спіс Сусветнай спадчыны ЮНЕСКА як помнік асманскай архітэктуры. *** Safranbolu („Stadt des Safran"; frühere Namen: Dadibra, Zalifra) ist eine türkische Kleinstadt und ein Landkreis in der Provinz Karabük. Das Dorf besitzt eine große Anzahl von traditionellen Häusern und hat als einer der wenigen Orte in der Türkei eine mittelalterliche Atmosphäre bewahrt. Es gibt auch noch einige intakte Handwerkszünfte, wie die der Schmiede. Das Schmieden von Eisen ist eine traditionelle Einkunftsquelle in Karabük. In den alten Werkstätten kann man sich Hufeisen, Eisennägel, Gitter schmieden lassen. In der Gegend werden die berühmten Safran-Blumen angebaut. Safran und andere Heilkräuter werden in den Bazaren verkauft. 700 Jahre lang war Safranbolu ein wichtiger Stützpunkt der Ost-West-Handelskarawanen. Safranbolu liegt 10 km nordöstlich von Karabük. Der Name stammt von den riesigen Safranfeldern, von denen die Stadt im 19. Jahrhundert umgeben war. Safran wird heute bei Davutobasi, einem 20 km von Safranbolu entfernt gelegenen Dorf, angebaut. Safranbolu ist ein Freilichtmuseum für traditionelle türkische Baukunst. Der Festungshügel bietet einen Rundblick auf die Stadt. Sehenswerte Bauwerke sind die Villen (Konak) Kaymakamlar, Aygiroglu, Asmazlar, Mektepciler, Arasna (Pension), Guburlar und Pascha; ferner "Cinci Han", eine Karawanserei mit Türkischem Bad, die Arasta Arkasi-Gasse sowie die Moscheen Köprülü Mehmet Pascha (17. Jh,), Izzet Mehmet Pascha mit einer Bibliothek (18. Jahrhundert), Dagdelen (18. Jahrhundert) und die auf einem Bogen über dem Safranbolu-Fluss stehende Kalpak- oder Lütfiye-Moschee aus dem 19. Jahrhundert. Eine Delikatesse Safranbolus ist "Lokum" (Türkischer Honig). *** Safranbolu ist in die Liste des Weltkulturerbes der UNESCO aufgenommen.Σαφράμπολη Η Σαφράμπολη (Τουρκικά: Safranbolu) είναι πόλη της Τουρκίας. Η Σαφράμπολη χαρακτηρίστηκε περιοχή παγκόσμιας πολιτιστικής κληρονομιάς στις 17 Δεκεμβρίου 1998. Η πόλη αντλεί το όνομά της από το σαφράνι, καθώς η Σαφράμπολη ήταν τόπος εμπορικών συναλλαγών και κέντρο για την ανάπτυξη του σαφρανιού. *** Safranbolu es el nombre de una ciudad de Turquía perteneciente a la provincia de Karabük cerca del Mar Negro. La región se encuentra a casi cien kilómetros de del norte de Ankara y a casi cien de la costa del Mar Negro, y a casi 9 kilómetros de la ciudad de Karabük. Debido a la cantidad de monumentos de la época del Imperio Otomano la ciudad de Safranbolu recibió el título de Patrimonio de la Humanidad por la Unesco desde el año 1994. El área protegida abarca una superficie de 341 ha. La ciudad y sus alrededores son conocidos por haber cultivado antiguamente azafrán y haber alcanzado bastante prosperidad con su comercio (siglo III a. C.). El nombre de la ciudad proviene etimológicamente del cultivo del azafrán. *** Safranbolu est une ville de Turquie de la province de Karabük. Elle est située à environ 200 kilomètres au nord d'Ankara et à environ 100 kilomètres au sud de la côte de la Mer Noire. Safranbolu est située à environ 9 kilomètres au nord de la ville de Karabük. La vieille ville de Safranbolu préserve beaucoup de vieux bâtiments. Elle est sur la liste du patrimoine mondial de l'UNESCO depuis 1994. Poste commercial important, cette cité, confite dans l'authenticité ombragée de ses ruelles centenaires, témoigne du développement urbain sous l'empire ottoman. *** ספרנבולו ו (Safranbolu) היא עיירה טורקית בנפת קרביק, השוכנת כ-225 ק"מ צפונית לאנקרה. בשנת 2002 התגוררו בה כ-32,000 איש. שמה של העיירה בא מהמילה ספרן (Safran) שפירושה זעפרן בטורקית, עדות להיותה מרכז לגידול ולמסחר בתבלין בעבר. בשנת 1998 הוכרה ספרנבולו כאתר מורשת עולמית, הודות לריכוז מרשים של 1,008 מבנים היסטוריים הבנויים בסגנון עות'מאני מסורתי, והעשויים עץ ואבן. [עריכה] היסטוריה התיישבות אנושית במקום בו שוכנת העיר התקימה כבר בתקופה הפרהיסטורית ולעובדה זו ראיה בדמות קברים חצובים בסלע. מאוחר יותר שכן באזור מקדש רומאי. היישוב הנוכחי התפתח בצומת מסחרית לאחר הכיבוש הטורקי במאה ה-11, ובמאה ה-13 הוא היה לנקודה חשובה בדרך השיירות שחצתה את אסיה הקטנה ממזרח למערב. מתקופה זו שרדו המסגד הישן, המרחצאות העתיקים ומדרסת גאזי סוליימאן פאשה (Gazi Süleyman Paşa Medresesi) שהוקמו כולם ב-1322. במאה ה-17 עלתה חשיבותה של העיר והשוק המרכזי הורחב על מנת לענות על צרכיהם של הסוחרים שחלפו דרכה. מתקופה זו ניצבים בעיר חאן ג'ינג'י האנה (Cinci Hanı) שבו 60 חדרי אירוח (1640-1648), מסגד קפרילי מהמט פאשה (Köprülü Mehmet Paşa Camii) שנבנה ב-1661 ומספר מבנים נוספים שבהם חנויות, אורוות ומרחצאות. במאות ה-18 וה-19, התבססה בעיירה אוכלוסייה אמידה שבנתה בה אחוזות ומספר תושביה עלה בצורה חדה. באותה תקופה כרבע מהתושבים היו יוונים, אך רובם עזבו במסגרת הסכם לוזאן שקבע את חילופי האוכלוסין בין טורקיה ליוון לאחר מלחמת העולם הראשונה. שינויים בדרכי המסחר והופעת הרכבת הביאו את שגשוגה המסחרי של העיר לסופו בתחילת המאה ה-20. העיר שקעה לשפל כלכלי עד שהוקמה בקרביק השכנה תשלובת מפעלי פלדה, שסיפקה מקומות עבודה לתושבי העיר. [עריכה] אתר מורשת עולמית רחוב מרוצף אבן בעיר העיר מחולקת לארבעה רובעים - אזור השוק במרכז העיר המכונה צ'וקור (Çukur - "החור", בשל מיקומו בחלקה התחתון של העיר), רובע קרנקיי (Kıranköy), רובע באלאר (Bağlar) והאזור המודרני שאינו חלק מהכרזת ארגון אונסק"ו. היישוב הטורקי המקורי השתרע מדרום למצודה, אך הוא שקע במאה ה-15 ובמאה ה-16, ואת מקומו תפס רובע צ'וקור שבמרכזו השוק וסביבו בתי מלאכה. צורתו של צ'וקור כשל משולש הנתחם על ידי שני נחלים. במהלך המאה ה-18 התפתחה ספרנבולו מערבה לעבר קרנקיי וצפון-מערבה אל באלאר. קרנקיי הייתה בעבר אזור מגוריהם של היוונים, ושכנו בה בתים שכללו בתי מלאכה בקומתם הראשונה ומעליהם התגוררו בעליהם. במרתפים נעשה שימוש לייצור יין ולאיחסון. בבאלאר שהיה לאזור העמיד של העיר, הוקמו בתים בני קומה אחת אשר הוקפו בגנים רחבי ידיים. רחובות צ'וקור וקרנקיי צרים ומפותלים. הם מרוצפים באבן ובמרכזם תעלת ניקוז למי הגשמים. קירות הבתים העות'מאנים המסורתיים שלאורכם, עשויים ממסגרות עץ והחלל שבין קורות העץ מולא בלבנים או בחומר. בקירות הבתים הפונים אל הרחובות לא נקבעו חלונות, ומצידם זה הם נדמים לחומות המקיפים גנים [עריכה] *** Safranbolu Törökország Karabük tartományában található város, Safranbolu körzet központja. Nevének jelentése sáfránnyal tele; mivel sokáig sáfránytermelő vidék és kereskedelmi központ volt. Körülbelül 9 km-re északra fekszik a tartományi székhelytől, Karabüktől. 2008-ban a város lakóinak száma 37 092 fő volt, a körzetben pedig 48 814-en éltek. A város oszmán-kori építészeti remekműveit 1994-ben az UNESCO a Világörökség részének nyilvánította. A régi városban található többek között egy múzeum, 25 mecset, 5 oszmán sír, 8 szökőkút, 5 törökfürdő, 3 karavánszeráj, 1 óratorony, 1 napóra valamint több száz , jó állapotú oszmán-kori ház és kúria. Az új város körülbelül két kilométerre nyugatra fekszik az Óvárostól. *** Safranbolu è la città che rappresenta l'omonimo distretto della provincia turca di Karabük, nella regione del Mar Nero. Si trova circa a duecento chilometri a nord di Ankara e undici a sud del Mar Nero o, più precisamente, nove chilometri a nord di Karabük. La Città vecchia comprende ancora molti vecchi edifici, con 1008 artefatti registrati. Ci sono un museo privato, venticinque moschee, cinque tombe, otto fontane storiche, cinque bagni turchi, tre caravanserragli, un orologio della torre, una meridiana e centinaia di case e magioni. Esistono anche colline con vecchi insediamenti, tombe di roccia e ponti storici. La Città Vecchia si trova sul fondo di un burrone, in un'area secca ed all'ombra delle montagne circostanti. La Città Nuova, al contrario, è situata su un pianoro due chilometri ad ovest della Città vecchia. Il nome della città deriva dallo zafferano, ed è dovuto al fatto che Safranbolu fu un centro importante per la coltivazione ed il commercio dello zafferano. Safranbolu venne aggiunto nel 1994 alla lista dei Patrimoni dell'umanità dell'UNESCO a causa della perfetta conservazione di case e architetture dell'Impero Ottomano. *** サフランボル サフランボル(トルコ語表記Safranbolu)はトルコにある街である。カラビュック県に属し、2000年現在の人口は、47257人。黒海から100km離れた場所に位置し、トルコの首都アンカラからおよそ北200キロメートルに位置している。近く町の歴史は11世紀に遡ることが可能である。1994年、UNESCOの世界遺産に「サフランボル市街」の名で登録された。 歴史 [編集] サフランボルの名前の由来は、香料サフランの集積地として発展した歴史にある。サフランボルには、先史時代の遺跡及びローマ時代の墓や橋梁も現存しているが、歴史の表舞台に立ったのは、11世紀以降である。世界遺産に登録されているサフランボル旧市街は、乾燥した峡谷に位置しており、旧市街は、旧市街の約2㎞東に位置している。 サフランボル旧市街には、多くの古い建築物が保存されている。私立の博物館が1つ、25のモスク、5つの霊園、8つの歴史的な噴水、5つのトルコ式浴場、3つの隊商宿(キャラバンサライ)、1つの歴史的な時計等、1つの日時計及び数百に上るイスラーム建築によって建設された住居である。 13世紀には、交易の中心として発展を遂げた。サフランボルに現存する建築物群であるモスク、浴場、スレイマン・パシャのマドラサは、1322年に建設された。 サフランボルの栄華の頂点は、17世紀である。市場が現地の住居よりも優先されて拡張される一方で、60室のゲストルームがある宿屋、コプルル・モスク、イツレット・モスクといった建築物が17世紀から18世紀にかけて建設された。また、オスマン建築に基づいて、建設された住居が当時の姿のまま建設されたのもこの時期である。 しかし、鉄道の発展により、20世紀には、サフランボルは衰退の一途をたどることとなった。 世界遺産登録基準 [編集] この世界遺産は世界遺産登録基準における以下の基準を満たしたと見なされ、登録がなされた。 * (2) ある期間を通じてまたはある文化圏において、建築、技術、記念碑的芸術、都市計画、景観デザインの発展に関し、人類の価値の重要な交流を示すもの。 * (4) 人類の歴史上重要な時代を例証する | | | | | |
| |