Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Lider Odaları       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

Deniz Kurtsan Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

AİLE ŞİRKETLERİNDE YÖNETİMİN DEVRİ
06.06.2006
Okunma Sayısı : 8741
Oy Sayısı : 15
Değerlendirme : 4,67
Popülarite : 5,49
Verdiğiniz Puan :
 

 



- BİRİNCİ NESİL KURAR,
- İKİNCİ NESİL BÜYÜTÜR,
- ÜÇÜNCÜ NESİL BATIRIR!?

AİLE ŞİRKETLERİNDE YÖNETİMİN DEVRİ

   Aile şirketlerinin çok temel bir ikilemi bulunmaktadır. Bu da aile ilişkilerindeki ihtiyaçlar ile şirket ihtiyaçlarının birbirinden farklı olması ve rollerin birbirine karıştırılmasıdır. Örneğin; Aile içindeki ilişkilerde duygular önemli iken,işletmede akıl ön plana çıkmaktadır. Yine aile içinde birlik ve beraberlik önemli iken şirkette rekabet söz konusudur. Bu nedenlerle aile içi ilişkiler ile şirket işlerinin ve rollerin birbirine karıştırılmaması için öncelikle durumun bilincinde olmak ve ikisini birbirinden ayırt edebilmek için sürekli  bir çaba ve emek sarf edilmesi gerekmektedir. 

   Aile içinde bir uzlaşma kültürünün yaratılması önemli olmaktadır. Aile her anlamda "biz" diyebilmeyi sağlayacak bir ortamı oluşturmaya özen göstermelidir.  Zira artık aşırı rekabetçi, karizmatik, güçlü lider  yaklaşımları ile şirket yürütmek başarı için yeterli olmadığı gibi engelleyici bir özellik olarak görülmektedir. Bu nedenle kardeşlerin birbiri ile yarıştırılması yerine, birbirlerinin eksiklerini tamamlayarak "biz" duygusu ile hareket etmelerinin sağlanmasına özen gösterilmelidir. 

   Aile şirketlerinde aile içindeki rekabetin aile şirketlerini zora soktuğu bugün herkesçe kabul edilen bir gerçekliktir. Bu nedenle bu meselenin üzerinde durulması ve çocukların yetiştirilmesinde buna özen gösterilmesi gerekir. 

   Aile şirketlerinde ikinci nesille birlikte işletmenin sona erdiği genel bir gözlemdir. Özellikle Türkiye'de üçüncü nesile kadar gelebilmiş aile şirketi sayısının çok az olduğu bugün herkesçe kabul edilmektedir. Bu alanda yapılan çalışmalarda önemle vurgulanan şey birinci nesilin kurumsallaşmaya önem vermesi, aile anayasasını hazırlaması, aile meclisinde sorunların tartışılmasını sağlaması, devir planının hazırlanması, danışmanlık hizmetlerinin alınması vb. dir. İkinci nesile de şunlar önerilmektedir; Şirkete karşı duyarsız davranılmaması, şirketle ilgilenilmesi ve gelecekte şirketin tüm sorumluluğunun alınabileceğinin birinci nesile gösterilmesi vb.

Ancak birinci nesil bu öneriler ışığında aile anayasasını hazırlamış olsa, kurumsallaşmaya önem verilerek bu konuda çeşitli adımlar atmış ve danışmanlık hizmetlerinden de yeterince yararlanmış olsa, ikinci nesil de kendisine önerildiği gibi şirkete duyarsız davranmayıp işle ilgili eğitim alıp,şirket içinde bilfiil çalışarak yönetimin sorumluluğunu üzerine almaya hazır olduğunu belirtse dahi sorunlar olabilmektedir. 

Zira,  yönetimin devri ya da daha açık ifade ile  halefin ya da başka bir deyimle veliahdın seçimi meselesi çok önemlidir. Halef seçimi birinci nesil henüz hayatta iken de gündeme gelebilir. Yani lider görevden çekilerek kendi yerine gelecek kişiyi belirlemek isteyebilir.

Burada zamanlama, ikna, uygun insanın seçimi çok önemlidir. Birinci neslin ya da kurucu-girişimcinin şirketin yönetimini devralacak veliaht konusunda aile bireylerinin konuşmalarını sağlaması önemlidir. Bu konuda herkesin fikrini serbestçe söyleyebileceği bir ortam oluşturulmalıdır.

Veliahdın, işletmenin ihtiyaçlarına uygun bilgi, beceri ve deneyime sahip  ve kendisine güven duyulacak, davranışları ile bu güveni yaratacak kişi olarak  seçilmesi ve diğerlerinin de onayını alması önemlidir.

Bu nedenle kurucu-girişimcinin kendinden sonrakini seçmek istediğini ve bunun yönteminin ne olacağını önceden açıklaması, bunun zamanlamasını iyi yapması ve bu konuda her bir aile üyesinin mutabakatını sağlayıncaya ve kararı herkesin ortak kararı haline getirinceye kadar tüm uzlaşma yollarını kullanması önemlidir. 

Aksi takdirde şirketin geleceğinin neden o kişinin bilgi,deneyim ve kişiliğine terk edildiği sorusu sürekli gündemde kalacak ve bu da tatsız bir rekabet ortamı yaratacaktır. Böylece ikna süreçleri yaşatılmadan, bir oldu bitti ile seçilen kişi üstelik bir de buna itiraz edeni sürekli dışlamaya çalışırsa şirketin geleceği bakımından endişe verici bir durum ortaya çıkacaktır.

İkinci nesilin her birinin şirket yönetimine yeterli ilgisinin bulunduğu, bilfiil şirket içinde çalıştığı, işe uygun eğitimlerden geçtiği durumlarda biri yerine diğerinin neden tercih edildiği herkesi ikna edecek şekilde ortaya konmalıdır.

Bu yapılmadığında ve "ben onu uygun buldum onu seçtim ya da onun yanında yer aldım" diyerek emrivaki ile bu yapılmaya kalkıldığında öncelikle güven ortamı ortadan kalkmaktadır. 

Ayrıca daha da önemlisi ; Bu yöntemle seçilenin de şirketin geleceğini düşünerek güven bunalımından kaçınması ve şirkete ilgisi tam olan diğer kardeş/kardeşlerini dışlamaya çalışmak yerine sistem  içine dahil edip yetenek ve bilgilerinden yararlanmaya çalışması gerekir.

Oysa bir konsensus sağlanmadan seçilen veliaht, bir de çoğunluğu ele geçirerek -ki bu Türkiye'deki pek çok aile şirketinde diğer ortaklardan birini yanına almakla olabilmektedir- diğerini yönetimin tamamen dışına atmaya çalıştığında artık ortada güven kalmamakta, bu defa yönetim dışına atılan kendini koruma güdüsü ile hareket etmeye yönlendirilmekte ve bu da gereksiz enerji, zaman, para kayıplarına ve güven verilemezse şirketin sonunu hazırlayacak gelişmelere neden olabilecektir.

Ayrıca aile üyeleri arasında yaşanan bu tarz gerilimler şirkette çalışanlar ve profesyonel yöneticileri de etkileyecektir.

Hele hele çalışan ve profesyonellere "bu onun adamı, bu diğerinin adamı" gözüyle bakılmaya başladığında şirket içinde çeşitli klikler oluşabilecek ve  birbirlerine çelme takmaya çalışan, diğerinin başarısını gölgelemeye uğraşan çalışanlarla bir müddet sonra şirket işleri de yürütülemez hale gelebilecektir. 

Başka bir sorun da şudur ki ; Özellikle ülkemizde kurucu-girişimci ya da birinci nesil hisse devri suretiyle şirkete aile dışından bir yabancının girmesini istememektedir.

Bunun için de şirket ana sözleşmelerinde hisselerin nama yazılı olarak kararlaştırıp, ortaklardan birinin payını devretmek istemesi halinde de, devrin ancak yönetim kurulunun onayı ile geçerli olabileceğine ilişkin hükümler koymaktadırlar.  Bu kısıtlama hukukça da kabul edilmekte  ve bağlı nama yazılı hisse senetlerinden bahsedilmektedir.

Ancak bu da başka bir sıkıntıya neden olmaktadır. Veliaht olarak seçilmeyen ve yönetimi devralan 2.nesil tarafından yönetim dışına çıkarılan aile bireyi - ortağın hisselerini devrederek bu ilişkiyi sona erdirme olanağı elinden alınmış olmaktadır.

Bu durumda sadece yıl sonunda kar payını almaktan başka yapacak bir şeyi kalmayan aile bireyi - ortak hele de şirket içinde yeterli denetim ve şeffaflık sağlanmamışsa cüzi bir kar payına (dağıtılıyor ise) mahkum edilebilmektedir. Bu husus da tartışmaya açılmalı ve bağlı nama yazılı hisse senetlerinin hukuki statüsü tartışılmalıdır. 


Çözüm Ne Olmalıdır ?


1-Kurumsallaşma gerçek anlamda tamamlanmalı, kurumsal yönetim ilkeleri uygulanmalıdır. Rollerin ve yetkilerin sınırları karışıklığa meydan vermeyecek şekilde netleştirilmelidir.

2-Yönetimin 2. ve 3. kuşaklara devri uygun zamanda, uygun ve objektif yöntemlerle gerçekleştirilmelidir.

3- Pay sahiplerinin payları ile orantılı biçimde şirket yönetiminde temsili sağlanmalıdır.

4-Pay sahiplerinin bilgi alma hakkı tam olarak sağlanmalıdır.

5-Pay sahipleri şirketle ilgili tüm bilgilere ulaşabilir olmalıdır. Yani şeffaf yönetim ilkeleri gerçekleştirilmelidir.

6-Şirketin iç ve dış denetimine önem verilmeli, yöneticiler her an hesap verebilir konumda olmalıdır. Mali tabloların uzman, deneyimli ve bağımsız kişi ve kuruluşlar tarafından daha önceden belirlenmiş kurumsal ilkelere göre denetimi sağlanmalıdır.

7-Payın devri konusundaki engeller kaldırılmalıdır.Payların aile dışından istenmeyen kişilere devrini engelleme isteği son derece anlaşılır bir istektir. Ancak yukarıda da belirttiğim üzere bu konuda adil bir düzenleme getirilmediği zaman yönetimden dışlanan ve sadece bir pay sahibi statüsüne indirgenmeye çalışılan aile bireyinin-ortağın haklarını koruyucu bir düzenleme olmalıdır. 


Bu konuda bir öneri getirmek istiyorum :
      

Örneğin, daha birinci nesil hayatta iken şirket ana sözleşmesine değiştirilmesi oy birliği şartına bağlı şöyle bir madde konulabilir.

Payların devrinde aşağıdaki yöntem uygulanacaktır;

Herhangi bir ortağın hissesini satmak istemesi halinde, diğer pay sahiplerinin sahibi bulundukları paylar oranında öncelikle alım hakkı vardır. Öncelikli alım hakkı yönetim kurulu aracılığıyla diğer pay sahiplerine bildirilecektir. Yönetim kurulunun, bildirimi  yazılı talep tarihinden itibaren üç gün içinde yapmaması halinde, payını satmak isteyen de satış niyetini doğrudan bildirebilir.

Devredilebilecek payın gerçek değerini taraflar kendi aralarında birlikte belirlerler.Taraflar (30) gün zarfında bu değerlerin belirlenmesinde anlaşamadığı takdirde değerleme taraflarca birlikte (15) gün içinde seçilecek bir uzman tarafından yapılır.Bu sürede de taraflar uzman seçimi konusunda anlaşamazlarsa uzman İstanbul Ticaret Odası Tahkim bürosunca seçilir. Bu şekilde seçilen uzman,atanmasından başlayarak (30) gün içinde satılmak istenen payların değerini belirler.

Bu şekilde belirlenen ve bağlayıcı olan değer üzerinden diğer pay sahipleri her biri sahip olduğu pay oranında payları devir almazsa,satıcı paylara talip olan diğer pay sahiplerine ve onlar da talip olmazlarsa dilediğine satmakta serbesttir.

Bu halde, paylarını satmak isteyen pay sahibi,  biçilen bedel üzerinden payların diğer ortaklara devrini teminen dava da açabilir. Böyle bir dava açılması halinde, aleyhlerine dava açılan pay sahipleri paylarını almak istemediklerini itiraz olarak ileri süremezler.  

Yönetim kurulu, yukarıda yazılı işleyişe uygun olarak yapılan pay devrini onaylamak zorundadır.Bu şekildeki  ana sözleşme maddesi, bir yandan, aile şirketlerine istenmeyen ortağın girmesini önlerken, diğer yandan birinci nesilin ölümünden sonra sıkça karşılaşılan aile üyelerinin  filen ortaklıktan dışlanmasını da önleyebilecektir.
.
.
.


.
.
.
Deniz Kurtsan "Bülent Şenver!in Odası" televizyon programını izlemek isterseniz, hızlı internet bağlantınız varsa,
 bilgisayarınızın sesini açıp, yandaki ikonu tıklayın.
      tıklayın izleyin

.
.

Tüm Yazıları

.
.

Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org