Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Sizin Odalarınız       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

NİHAT GÖKYİĞİT Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

Modern zamanın evliyası
05.05.2008
Okunma Sayısı : 10305
Oy Sayısı : 5
Değerlendirme : 3,8
Popülarite : 2,66
Verdiğiniz Puan :
 

 

Modern zamanın evliyası
Nihat Gökyiğit

TABA dergiisinde yayınlanan bir söyleşimi sizlerle paylaşıyorum.  

Modern zamanın evliyası
 Nihat Gökyiğit
.
.

Tekfen  çok büyük bir grup olmasına rağmen daha mütevazı davrandı bugüne dek. Tekfen artık adıyla da ön plana çıkacak mı?

NG: Bizim üç ortak olarak karakterlerimiz birbine çok benziyor. Fazla tanıtma hevesinde olmadık.  'Güneş batar Tekfen  doğar' diye bir sloganımız  vardı. Ampulcü olarak  tanırlardı bizi. Oysa taahhüt alanında Tekfen İnşaat'la, tarım alanında Toros Gübre ile, gıda sektöründe Mis Süt ile, finans sektöründe Tekfen Bank'la faaliyetlerimizi sürdürdük. Reklam  ve tanıtıma çok itina göstermesek de Tekfen tahmin  ettiğimizden  daha fazla marka olmuş, bunu  farkedebiliyoruz. Halka açıldığımızda zaman 9 misli talep geldi. Çok önemli bir şey bu. Markaya karşı  büyük  bir güven olduğunu gösteriyor. Buna çok mutlu olduk tabii.

Az önce ortaklarımla karakterleimiz birbine çok yakın demiştiniz.. Biraraya gelişiniz nasıl oldu?

NG: Feyyaz'la 1940 yılından beri arkadaşız, 67 yıldır. Ben Artvin'den  geldim, o da Mersin'den gelmişti. Robert Kolej'in  yatakhanesinde başladı arkadaşlığımız. Necati ile daha sonra  tanıştık. Fakat düşünün ben Karadeniz'den, Necati Ege'den, Feyyaz Akdeniz'den . Üç tane farklı yörelerden  gelmiş insan  kardeşçe kucaklaşabiliyor.  Bu çok şey anlatıyor. Anadolu insanı kavga değil, kucaklaşmaya hasret.  Gerçek dostluğu bulduğu zaman da bırakmıyor. Bizim bunu yakalamak gibi bir şansımız oldu.

Sağlıklı bir ortaklık için genç işadamlarına öğütleriniz var mı?

NG: Biz şöyle bir yöntem izledik.  Bir konuda tam ittifaka varamıyorsak erteledik o konuyu. Birazcık geçikme olması pahasına bir daha konuşalım bunu dedik. Birimizin aklına tam yatmadıysa bunu geciktirmeyelim, karar alalım diye zorlamdık. Bu önemli bir şey; ihtilafı  hiç sevmedik. Daima uzlaşarak yol almayı tercih ettik.

Uluslararası ekonomik ilişkilerle ilgili faaliyetleriniz 80'li yıllarda mı başladı?

NG: O dönem  Özal,  özel sektör dış ekonomik ilişkilerde daha faal ve organize olarak rol alması lazım dedi. Çok doğru bir tespitti bu. Bu doğrultuda da Dış Ekonomik  İlişkiler Kurumu'nun  (DEİK) kurulmasını teşvik etti. Bu da benim  ortağım Feyyaz Berker'e nasip oldu. Ben de beraber çalıştım onunla, DEİK, ülkeler arasında iş konseyleri kurmak ve o ülkeyle iş yapmak isteyen çeşitli sektörlerden  girişimcileri   biraraya getirmek  hedefiyle kuruldu. Çok önemli bir teşkilattı. İlk başta Türk_ABD ve Türk –Sovyet iş  konseyi kuruldu. Feyyaz Türk-ABD'yi aldı. Ben de geçici  olarak  Türk –Sovyet konseyini aldım ama 10 sene bırakamadım. Başlangıçta sadece Rusya Federasyonu'ndan delegeler geliyordu. Giderek  Azerbaycan, Gürcistan, Özbekistan, Kazakistan, hepsinden  gelmeye başladı. Dünyada dağılan  Sovyetler Birliği'nin  eski cumhuriyetleriyle ilk iş konseylerini kuran  ülke Türkiye oldu.  Bu sayede Sovyetler birliği'yle 400 milyon Dolar seviyesinde olan ticaret hacmi 10 milyar dolara çıktı. Bölgeye seferlere başlayan   ilk yabancı  hava yolu şirketi THY oldu. Yine bu ülkelerin bağımsızlığını ilk tanıyan  ülke de Türkiye oldu.

İlk dönemlerde oralarda iş yapmanın muhtemelen  birçok zorluğu olmuştur.

NG: Ücra bölgelerde kalınacak yer bile yokt. Hava yolları çok  iptidaiydi. Bir arkadaşımız anlatıyordu; Kazakistan'ın  ücra  bir yerinde kiremit fabrikası  ve bir de süt işleme tesisi kurulacak. Bir türlü mahalli işçiler bulamıyor, gelmiyorlar. 'Gelin şu kadar para vereceğim' dese  de insanlar 'Ne yapacağız parayla ' diyor. Temel ihtiyaçlarını suyunu, havagazını falan devlet karşılıyor. Diğer ihtiyaçlarda merkezi  planlamayla karşılanıyor. Orada bir dükkan  açıyor, deri ceketleri, diğer deri eşyaları falan koyuyor vitrine. Zamanla sormaya başlıyorlar, beğeniyorlar da… Fiyatı ne kadar? Şu kadar. Böylelikle onu alabilmek için ücret alma ihtiyacı hissediyorlar. Çalışmaya ancak bu hevesle motive oluyorlar.

Soveytler Birliği dağılınca Konsey nasıl devam etti?

NG: Avrasya İş Konseyi adıyla bir çatı altında topladık. Oradaki  ilişkilerimiz son derece gelişmişti bu dönem  içinde. Öyle ki  Türk-Amerikan İş Konseyi'nin  Amerikalı eşbaşkanı  emekli General Fred Haynes bana mektup  yazıp 'Türkiye'nin orta Asya'da  çok faal olduğunu görüyoruz.İki ülke işadamlarıyla ortak bir seyahat yapalım' diye teklifte bulundu ve birlikte bölgeyi gezdik. Benim devlet  başkanlarından  kolayca randevu  alabildiğimi gördüler ve o seyahatte birçok  ortak iş de geliştirdik.. Biz orada çok faaldik ama bazı sıkıntılarımız da vardı. Büyük işlere ehliyet alabilmek yeterli  tecrübe istiyor,  makine teçhizatı istiyor,  finansman istiyor. Bunlardan yoksunduk. Dolayısıyla yabancılarla beraber bazı işleri yapmamız zorunluydu ve çok faydalı oldu.

İş dünyasındaki çalışmalarınız dışında birçok sivil toplum örgütü ve sosyal çalışmada görev aldınız. AIESEC de bunlardan biri…

NG: Evet, AIESEC biliyorsunuz, İkinci Dünya Savaşı'nın yıkımının ardından  dünya barışına katkı sağlamayı  amaçlayan gençler tarafından  ülkeler arasında öğrenci  mübadelesi  yapılabilmesine yönelik  oluşturulmuş . 1954 yılıydı  sanırım , o zamanın  İstanbul Ticaret Odası Başkanı  Behçet Bey ve Nejat Eczacıbaşı beni davet ettiler ve bunun Türkiye'de kurulması için beni düşündüklerini söylediler. 'tamam , aldım  emaneti' dedim ve 35 sene bırakmadım.

AIESEC dünyanın  en büyük öğrenci  organizasyonu. Öğrenci  değişiminin  yanısıra ülkelerin ve kültürlerin tanıtımında da rol oynuyor. Güzel bir faaliyet, çok  severek yaptım.

Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü'nün  kuruluşunda da büyük  emek vermişsiniz…

NG: Karadeniz Ekonomik İşbirliği  (KEİ) kuruldu. Orkestra şefi Prof. Saim Akçıl bu vesileyle bir Karadeniz Oda Orkestra'nın  kurulmasını önerdi. Bölge insanları işbirliğine öylesine susamışlardı ki orkestra 7 haftada kuruluverdi. KEİ kurulurken  öncelikli  iş alanı enerjiydi. Enerjide bir konferans  düzenledik, konferansın açılışını da oda  orkestrasıyla yaptık. Dünyanın  en büyük enerji ajansı  Cambridge Energy Research'den  iki kişiyi davet ettim. Geldiler, çok beğendiler ve  beraber bir konferans düzenleyelim dediler. Onu söyletmek için davet ermiştim zaten onları. Konferansın  iki Denizin Öyküsü şeklindeki adını da ben verdim.  İki Denizin Sesi adını verdiğimiz orkestraya Hazar Denizi'nin  müzisyenleri de  katıldı. Dönemin Cumhurbaşkanı  Demirel 'Neden iki Deniz? Bir de Doğu Akdeniz var.   Ertesi yıl  enerji konferansının  adı da Üç Denizin Sesi  oldu ve 23 ülkeden 50 sanatçıya ulaştı. Bu orkestranın   arkasındaki mana muazzamdır. Barış,istikrar ve refah  umudu, bölgesel  işbriliğinde kararlılık, parlak bir gelecektir.

Büyük  bir Amerikan firması Cambridge Energy'yi satın alınca Çin ve Hindistan 'dan  başlayarak daha geniş bir alanda bir dünya konferansı  halini aldı. Bu sene onbirincisini yapacağız.

Orkestra artık Tekfen Filarmoni Orkestrası ismiyle çalışmalarını  sürdürüyor.

NG:  Bu orekstranın üç tane önemli mesajı var. Bölgemize bakın;çatışmalar,çekişmeler…Dünyanın 23 ülkesinden müzisyenleri  bu orkestrada biraraya geliyor.  Kültürlerin birlikteliğine, barışa da hizmet ediyor bir yerde,… İkinci mesajı, her defasında orkestraya bu bölgeden  otantik enstrümanlar geliyor  ve batıyı buluşuyor.  Neyle org ve senfoni  orkestrası bir araya geliyor. Bu, şunu söylüyor. Medeniyetler niye çatışsın ki, buluşsun. Ut, tar, kemençe,tulum,kopuz,balalayka biraraya gelsin. Son olarak Osmanlı  bu bölgeyi 5-6 asır idare etmiş . Dolayısıyla böyle bir orkestra Anadolu'da kurulmalıydı, şefi Türk olmalıydı.

TEMA'nın kuruluşunda da sizin adınız var. Bu kuruluş öyküsünü de dinleyebilir miyiz sizden?

NG: Bir gün Vehbi Bey (Koç) beni ziyarete geldi. Hayatımın son  yıllarında iki şeye daha hizmet etmek istiyorum. Biri nüfus planlaması diğeri de ağaçlandırma konusu. Bu konuda bana yardımcı olun' dedi. Tabi ben girdim  işin içine. Ama bunu  sadece ağaçlandırma olarak  algılamadım  daha geniş ele aldım.  Vehbi Bey'e de anlattım, o da bana hak verdi ve yeni bir toplantı daha yapıp vakıf kurmaya karar verdik. Hayrettin  Bey'in  (Karaca) çektiği resimler vardı, toplantıda onları da sunduk. Ondan sonra 30 tane işadamıyla görüştüm. Her gün beş kişiyle biraraya geliyordum; mütevelli heyetinde yer almaları için. 1992 yılıydı, nihayetinde vakfı kurduk ve bugüne kadar geliştirdiği örnek projelerle Türkiye'nin çok saygın  bir sivil  toplum kuruluşu oldu.

Macahel'de (Artvin –Camii köyü) köylülere 'büyük bir zenginliğe sahipsiniz'  dediğinizde o zaman niye yoksuluz demişler. Şimdi bildiğimiz kadarıyla  Macahel'de bir anonim  şirket kuruldu ve kalkındırma çalışmaları bu şirket vasıtasıyla sürdürülüyor….

NG: Türkiye'de biyolojik çeşitlilik açısından en önemli dört yerden  biri Macahel. Biz TEMA olarak bilim insanlarıyla bölgeye gittik  ve oradaki zenginlikten onlar da etkilendiler. Bunun korunması gerektiğine karar verdik. Çok fazla bir ekonomik etkinliğin  olmadığı bir yer. Sınırda olduğundan  askeri bölge, giriş çıkış  sınırlı. Coğrafi açıdan  da zorluklar var, senenin  beş ayı  ulaşım  zor. Dolayısıyla insanlar yoksul.  Öyle bir imkan  yaratalım ki hem bu  insanların gelirleri artsın hem de bu biyolojik zenginliğe bir zarar gelmesin  diye araştırdık. Sonunda buradaki arıların  Türkiye'de bunun nesli tükenmiş sanılan saf Kafkas Arısı  olduğunu farkettik. Soğuğa karşı  dayanıklı, üç  misli bal yapan çok verimli bir arı. Hemen projelere başladık ve orada ana arı üretiyoruz. Macahel A.Ş. diye bir şirket  kuruldu. Bir diğer faaliyet olarak bal  üretimi  devam ediyor. Üçüncü faaliyet de Vadiye doğa turları düzenlemek. Biyolojik  turlar, kuş gözlem turları,  hatta geçen  Ağustos'ta arı safarisi düzenledik.

Bir ağaç tarımı çalışmanız var. Bu projeyle hedefledikleriniz neler?

NG: Doğal ormanların yok  edilmesini engelliyorsunuz. Doğal orman insan eliyle yapılabilecek bir şey değil. Dünya bu ormanları korumanın çaresini ağaç tarımında bulmuş.  Hızlı yetişen   ağaçlarla endüstri için ağaç  yetiştiriyorsunuz. Kestikçe yenisini dikiyorsunuz. Bunun içinde  bir şirket kuralım  dedik. 100  kişiyi davet ettim  toplantıya. Çeşitli  tereddütler ifade edildi. Bugün  aranızdan hiçbir kimse bu  şirkete ortak olmasa bile ben kalan servetimin tamamını koyup  buna başlayacağım dedim. Sonuçra 23 kişiyle projeyi hayata geçirdik. Her yıl 150 hektar, 1500 dönüm arazi ilave ederek ve 300 bin fidan dikerek  üçüncü  senemize girdikç TEMA'nın  beni  en çok heyecanlandıran, bizzat takipçisi olduğum proje bu oldu.

Bir cins meşenin kabuğu mantar oluşturuyor. Yani ağaç  kendini soğuğa, sıcağa korumak için izolasyon malzemesi  yapıyor. Böyle bir izolasyonu henüz insanoğlu yapamadı. Ses ve ışığa karşı  da mükemmel  bir izolasyon  sağlıyor. Bu ağaç  %75 İber yarımadası'nda yetişiyor. Türkiye'de bunun için ideal bir yer. Bu ağacın  yetiştirilmesi için çalışıyoruz Torbalı'da.

Bir başka projemizde sakızağacı. Sakızağacı dünyada yalnız Sakız Adası'nın  Anadolu'ya bakan   tarafı ile Çeşme ve Urla'da yetişiyor. Osmanlı zamanında çıkan sakızın tamamı saraya gidiyormuş. Yalnız  cariyelerin ağzı güzel  koksun diye değil, aynı zamanda yemeklerde rahiya olarak  kullanıyorlar, ilaç  olarak kullanıyorlar. Bunun üretiminin geliştirilmesi  için çalışıyoruz.

Çalıştığımız konulardan biride ipekçilik. Osmanlı zamanında Çin'den  sonra ikinci  sırada olduğumuz bu alanda şimdi  hemen hemen yokuz.

GAP'ta alternatif ürünler konusunu çalışırken  Harran Üniversitesi  ile safran bitkisi  üzerinde durduk. Bölgenin  tarihinde  var olan  bir ürün bu. Hatta Mardin'deki  bir Süryani  kilisesinin  ismi Deyrüzzaferan. İsmini  civarda  bol bulunan  safrandan  alıyor. Bu, çok çok  kıymetli bir ürün.  Safranın  tozu altın  tozuyla aynı değerde. Bunun tarımını  geliştirmek için çalışma yapıyoruz.

Rahmetli eşiniz Nezahat Gökyiğit'in  adını taşıyan botanik  bahçesinde
 Ne tür çalışmalar yapıyorsunuz?

NG: En çok sevdiğim projelerden biri botanik bahçesi. Botanik  dünyasını insanlara sevdirmek , bilinçlendirmek, korumalarını sağlamak istiyoruz. Yok olma tehlikesi altında olan bitkileri yerinde tespit ediyor ve burada yetiştiriyoruz. Japonya'dan  Sakura (kiraz) vakfından  bize ulaştılar. 110 sene evvel  Japonya'da batan Ertuğrul  gemisinde  kaybettiğimiz 587 denizcinin anısına  587 adet kiraz fidanı getirip İstanbul'a dikmek  istiyoruz, bizim muahatbımız olur musunuz?  Diye sordular. Ben hemen  olurum diye cevap verdim ve o fidanları  getirip güzel bir törenle diktik. Daha iki yaşındalar. İki sene sonra  orada muazzam bir görüntü olacak. Şimdi çorak  ve kurak  bahçe dediğimiz tuzlu topraklara uyumlu  ve az su isteyen  bitkilerin  koleksiyonu hazırlıyoruz. Türkiye'de 6 yerden  toprak getirdik komyonlarla, Tuz Gölü dahil. Dünyanın  başındaki dertlere çözüm üretebilmek  için bu  tür  biyolojik zenginliklerin değerlendirilmesi lazım. Türkiye'de bu açıdan  çok şanslı. Şöyle örnek vereyim; AB'nin  biyolojik  zenginliğini ikiye katlayabilecek  tek ülke Türkiye.

Sizce zenginlik nedir?

NG: Zenginliği  şu kadar servete ulaştım diye hiçbir zaman görmedim. O servete ulaşmaktan  ziyade bazı işler kurmak, insanlara iş sağlamak gibi şeyler beni heyecanlandırır. Tekfen  Grubu 50 kadar şirketi biraraya getirmiş, işler yapmış. Orada duyduğum  heyecanı, belki daha fazlasını sosyal  sorumluluk  alanında yaptığım işlerde de duyuyorum.

.
.
.

.
.



Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org