Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Sizin Odalarınız       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

Leyla Umar Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

LEYLA UMAR Bülent Şenver'in Odası TV Programı
27.07.2007
Okunma Sayısı : 10248
Oy Sayısı : 7
Değerlendirme : 5
Popülarite : 4,23
Verdiğiniz Puan :
 

 

LEYLA UMAR Bülent Şenver'in Odası TV Programı
.
.
Tecrübeli bankacı Bülent Şenver bey, gençlerle tecrübelerimi paylaşmak için benimle epey uzun zamandır bir televizyon programı yapmak istiyordu.

Her seferinde bir işim çıktığı için birkaç kez duayen bankacı Bülent Şenver'den özür dilemek zorunda kalmıştım.

Sonunda başardık. Birlike güzel bir söyleşi yaptık.
.
.
.

 izlemek için 

.
.

 dinlemek için  

.
.

LEYLA UMAR Bülent Şenver'in Odası TV Programı
Deşifresi
.
.
Leyla Umar (LU)
Bülent Şenver (BŞ)
.

.

BŞ: Bülent Şenver'in odasına hoşgeldiniz. Bülent Şenver'in odasında Bülent Şenver'in konuğu Sayın Leyla Umar. Hoşgeldiniz.

LU: Hoşbulduk efendim.

BŞ: Leyla Hanım sizi tanımayan yok. Siz yılların gazetecisisiniz ve çok önemli işler yaptınız ve hakikaten para sadece zenginlik değil, başka zenginliklerde var hayatta ve siz o zenginliklerin çoğunu bence elde ettiniz ve onlarıda paylaşıyorsunuz ne kadar güzel bir şey ki zenginliklerinizi paylaşabiliyorsunuz.

LU: Paylaşmayanlarada acıyorum.

BŞ: Ve ben istiyorum ki bu programımızda  sizin hayatınızdaki  en önemli kilometre taşları diye şöyle bir düşünseniz geçmişinize bakıp bir kaçtane kilometre taşı dediğimiz, yani sizin için hayatınızda önemli gördüğünüz birkaç olay nedir diye.

LU: Olay mı? Kişi mi?

BŞ: Kişide olabilir, kilometre taşı diyebileceğiniz neler var birkaç kelime paylaşırmısınız?

LU: Tabii insan evvela hayatımın başında annemle babamı söyleyebilirirm.

Annem Atatürk'ün çok yakın bir dostunun , ve  meclistede üye olan büyükbabamın kızı olduğu halde babamı sadece sevdiği için hiçbir zengin malum o zaman kızların zengin koca aramaları varmış bugün ki gibi, sadece komşu olduğu bir bey'e babama yani aşıl olduğu için 16 yaşında evleniyor.

Büyükbabam onu red ediyor nerdeyse 1 sene konuşmuyor. 

Çünkü büyükbabamda 2-3 tane evlilik yapıyor hemde eşi benim annaannem vefat ediyor annemi doğururken , 3 tane evililik yaptı ondan sonra.

Tabii annem ona tepki olarak bir tanesini Kılıç Ali'nin kız kardeşiyle evleniyor. 

Atatürk'ün ilk medeni nikah kıydığı evlilik. 

Tabii annem ona dayanamıyor çünkü hep büyük babam oyalıyor bundan sonra seni yanıma alacağım, bir türlü babasıyla oturamanın acısını çekiyor.

O da  hem babama aşık olduğu için hemde büyükbabama tepkisini göstermek için  16 yaşında evleniyor ve anne oluyor.

Fakat o kadar çalışmayı seven tabii o zamanın kadınları bir şeyler yapmak istiyordu.

Benim bildiğim annemden dolayı bildiğim annem orda Belediye Meclis Üyesi ol diyorlar  Zonguldak'ta küçük bir evde dağ başında kömür şirketinde babam .

Mesela büyükbabam kızıyor annem izinsiz evlendi diye fakat bir sene sonra affediyor, babamı da çok beğeniyor, iki dil bildiği için gelin burada Ankara'da  İş Bankası kuruluyor Celal Bayar'la orada çalışın müdür olarak oda diyorki katiyen çalışmam kayınpederimin aracılığında iş istemem Samsundan Zonguldak'ta bir iş buluyor ayrılıyor Samsun'dan kömür şirketlerinde muhasebe müdürlüğü Kazım Taşkentte müdür düşünün orada işte 3-4  senemiz geçiyor ben küçüktüm 7 yaşındaydım ayrıldığımda hayatımda annemle babamın sonra bakıyorum hayatına isteseydi çok aha iyi babasının yanında iş bulsaydı kabul etseydi  babam  annemde çok iyi yaşayacaktı .

Çok sıkıntıyla yaşamayı göze aldığı için doğrusu anneme hayranlığım vardı.

Ve meclis üyesi Atatürk orada ziyarete geliyor  Zonguldak'ta Kılıç Ali'de üvey dayısı , diyor ki  bu bizim Mithat'ın kızı  o zaman annemi yanına oturtuyor ve onu İlk Belediye Meclis üyesi tayin ediyor. Yani öyle bir kadın onu o kadar ciddiye aldıki işini o zaman Atatürk Allah gibi bizim için. Şimdiki çocuklara veremedik, kabahat yine bizim mesela torunuma Atatürk'ü anlatıyorum ama maalesef tam anlamıyla anlamıyorlar onun içinde bir sürü şeyimizden eksiklikler görüyorun anlatabiliyor muyum? 

Ama  Atatürk'ü de devamlı konuşanlardan hiç hoşlanmıyorum  onu araya sokup ondan yararlananlar var ondan daha da nefret ediyorum onun için Atatürk sevgisini gerçekten içinde duyan konuşmalı ama onuda ben istemiyorum çünkü oda utanç veriyor bana niye ben çocuklara sevdireyim öğreteyim zorla , okusunlar öğrensinler.

Bir tek kişiyle konuşuyorum onuda söyleyeyim Muazzez Çığ hanım, İlmiye Çığ hanım biliyormusnuz kim olduğunu?

BŞ:Evet duydum.

LU: Sümerolog ben bundan birkaç ay evvel 7-8 ay evvel gazetede okudum, televizyonda gördüm Muazzez Çığ hanım yani İlmiye Çığ bu hanım 93 yaşında ve bir gün Sümerolog kitapları var o zamandan düşünün kim okur Sümerologu gayet az okunan bir şey  ben bile hiç duymamıştım biliyordum ama aklıma gelmedi.

Bir gün ona röportaja gidiyor bir hanım bizim gazeteden Vatan'dan ve diyorki ona soruyor bizde varmıdır? Müslümanlıkta örtü örtmek , kapanmak varmıdır kanunen Kur-an da yazarmı diyor kanunen değilde Kur'an da .

O da diyorki hayır Kur'an 'da Sümerologlar zamanında yazar ki anca fahişeler ayırt edilmek için diğer hanımlardan onların takma mecburiyeti vardır.

BŞ:Allah Allah çok ilginç bir şey bu.

LU: Tabii . Bunu yazıyor tabii kız ne dediyse ertesi gün bir avukat onu mahkemeye veriyor kıyameti koparıyor bu örtünenlere hakaret bu demek fahişelik .

Kıyamet kopunca mahkemeye veriyorlar düşünebiliyor musunuz 93 yaşında bir hanım , aklı başında müthiş zeki bende o gün duyuyorum adını ne ayıp değil mi hiç bilmiyorum ve mahkemesi oluyor, bütün dünyada tabii bu bizim gazetelerde yayınlanınca bütün basın dünya basını burada zaten hepsinin adamları var burada .

Bende o sırada İsviçre'de olmak durumundaydım herkese yalvardım bana mahkemeyi çabuk bildirin çıkar çıkmaz .

Hakikaten Allah'tan bütün dünya basını görüyor hakimde namuslu doğru adam ve red ediyor , beraat ediyor ve orada o kadını ben resimlerini gördüm böyle bağırarak teşekkürler, teşekkürler, dünya'nın en sevimli şu kadar nasıl tatlı oda kırmızı rujunu süren , şapkalı hep şapka  takan bir kadın ve ben ondan sonra geldim onunla röportaj yaptım hem televizyon hem yazılı ve ona hayatımda sevdiğim kadar bu kadar kısa sürede 6 ay falan oldu hiç kimseye saygı duymadım sevmedim şimdi canım gibi dostum.

BŞ: Leyla hanım şunu sormak istiyorum size siz dedinizki duydum yanlış duymadıysam hayatım Leyla Umar olarak dediniz ki  hayatım inanmak ve yanılmakla geçti. Bu cümle ve içindeki inanmak ve yanılmak  çok önemli kelimeler ne anlatmak istediniz?

LU:Çocukluğumdan beri pis bir huyum var , kim ne derse inanırdım beni hatta arkadaşlarım okulda da yaparlardı yatılı olduğum için alay ederlerdi mesela deseki şurada şu var niye inanmayım, bu kutu burada var dese ben niye inanmayım,

BŞ.İnsanlara güvenirsiniz

LU: Güvenim çok. Beni herhalde aptal buldular.

BŞ: Estağfurullah

LU: Ciddi söylüyorum bir gün o kadar komik oldu ki gazeteciliğe başladım düşünün 25 yaşındaydım .

Gazeteci oldum, evlenmişim ayrılmışım çocuğum var, ve ilk defa Milliyette yazı yazıyorum o sırada Babalide 5-6 kişi Beyoğlu muhabiri İşte Necati bizim Necati Zincirkıran, Erol Dallı siz tanımazsınız gençsiniz bunlar benim yaşıtlarım yaşasaydılar yalnız Necati yaşıyor. 5-6 kişi İzzet Sedes gideriz orada ilk defa tanıştırmaya götürdüler, Hilton'un lobisinde otururuz  yabancıları kontrol ederiz o onu atlatır, o onu atlatır .

Bende birgün saflığım işte inanman bu çocuklar benim saflığımı alay etmek istiyorlar bana telefon ettiler ben gazeteye gittim Milliyetteydim dedilerki Leyla sana müthiş bir haber sevdiğimiz için sana söylüyoruz bunu kimseyle paylaşma derhal otur yaz yarın sende çıksın biz senin atlatmanı istiyoruz yenisin sana iyilik yapıyoruz .

Ben o kadar inandım ki ordu geliyor şeyden robot ordusu kurulmuş Avrupa'dan Türkiye'yi istila etmeye geliyor , şimdi düşünebiliyor musunuz buna bile inanan bir insanın ne kadar aptalım desem pek aptal değilim ama işte her lafa inan ben çala kalem başladım ama öyle bir anlatıyorlarki telefonda

BŞ:İnandırıcı oluyor.

LU: Tabii . Ben artık deli gibi Abdi'ye dedimki telefon ettim aşağıya Abdi İpekçi bizim şefimiz o zaman yazı işleri müdürü genel müdür değil. Abdi arkadaşım küçüklük arkadaşım .

Abdiciğim dedim öyle bir haber vereceğimki Abdi de heyecanlandı çabuk yaz bari sormuyor ne olduğunu  biraz sonra Abdi telefon etti kahkahası vardı onun hi hi hi güler saatlerce güler onu susturamazsınız o bir tik Abdi telefonda gülüyor meğer arkadaşlarım telefon etmiş  o hınzır  Erol Dallı ile Kayhan Sağlamer hiç unutmuyorum Abdi biz ona böyle bir oyun oynadık yazıyor ben yazmışım.

BŞ: O yazınız duruyor mu hala

LU: Yok canım yırttım ama buna inanabilecek bir aptal değilim bakıyorum bazı konularda aptal olabilirim ama her şey inanırım.

BŞ: Onun için hayatım inanmak ve yanılmakla geçti dediniz. 

Bülent Şenver'in odasında Bülent Şenver'in konuğu Sayın Leyla Umar ile birlikteyiz. 

Şimdi 3 yap 3 yapma. Leyla hanım gençler için yap ve yapma diyebileceğimiz bazı şeyler hep biz söylüyoruz onlara siz onlara içinizden şu anda gelen gençler neleri yapmasınlar hayatlarında?

LU: Bir yalan söylemesinler, benim için en korkunç şey yalan söylemek.

Okusunlar, okumuyorlar çok az genç okuyor. Birde dünya'nın olaylarıyla meseleleriyle hiç ilgileri yok çoğunun maalesef onunla ilgilensinler, çevreyle ilgilensinler en önemli şey gidiyor elimdeki su ben Afrikada birkaç hafta bulundum 30 km yol yürüyenleri gördüm su taşıyorlar ve kadınlar başlarında şimdi evimde yardımcıma diyorum ki bu suyu açma, az aç daha bu küresel şeyler çıkmadı kaç senedir  ne olur diyorum bu su için bilmem kaç kilometre yürüyen Afrika'da kadın gördüm başında tepsi gibi bir şeyle su taşıyor. Benim insanlara, gençlere yapa dediğim yalan söyleme,

BŞ: Çevreyi yıpratma

LU: Ve oku

BŞ: Yap olarak ta oku

LU: Ve memleketine veyahutta inandığı iyi şeye inandığı gidipte oralarda buralarda bugün gördüğümüz manzaraları istemiyorum görmek.

Dini şeylere inançlarını herkes kendine saklamalı , evinde yapmalı veyahut camiye gitsin, kiliseye gitsin, ne camiye gidene kiliseci kızsın nede biliyorsunuz cinayetlere Hrant Dink gibi bir adam gitti benden daha Türk'tü ama niçin vurdular inançları ?

BŞ:Dini inançlarıyla olan ilişkisini hiçbir şekilde başka hayatına yansıtmasın, ne iş hayatına yansıtsın, ne siyasi hayatına yansıtsın,

LU: İşte bunu yaptıkları için bugün bakın bir Hrant Dink'i tanıdınız mı bilmiyorum onun kaybı inanılmaz bir acı fakat çok büyük bir mutluluğumda Hrant'ın arkasından giden yürüyen o yüzbinlerce kişidir benin torunumda hem gece yürüyüşünde hem de  o cenaze yürüyüşünde tabii öyle gençler yetişsin istiyorum.

Hrant'ın öldürülmesinin korkunç bir hata olduğunu anlasın.

BŞ: Leyla Hanım keşke diye bir kelimemiz vardır bizim Türkçemizde keşke diye her  insan bazen bu kelimeyi kullanıyor ve geçmişte bazı şeyleri hatırlıyor  keşke yapsaydım keşke yapmasaydım gibi şimdi ben şunu  sizde müsade ederseniz sizinle paylaşmak istiyorum sizin için keşkeyle başlayan ama dünya için dünyada bir keşke dünya için bir keşke aklınıza ne gelir ilk dünya keşke

LU: Keşke dünya para uğruna hayatta yapılamayacak çirkin şeyleri yapmasa, hala yapıyor.

Dünyada epey dışarıda da yaşadım Amerika' da uzun yıllar Londra'da  yaşadım.

Yaşadığım gördüğüm şeyler insanların para hırsı ağır basıyor bir çok yerde Türkiye'de de eskiden bu kadar değildi şimdi de para çok ağır basıyor.

Keşke daha azla yetinmeyi bilselerde  onun tadını çıkarmayı öğrenseler .

BŞ: Peki Türkiye için keşke , keşke Türkiye için ne diyebilirsiniz?

LU:Keşke Türkiye hakikaten bu din olayında ayrıcalık yapmadan yaşamayı bilseler, yani ben müslümanım ben daha iyi müslümanım, mesela ben oruç tutmuyorum bir kere miğdemde ülser var  farzedelim ama ben orucu kendime bir zorunlu görmüyorum, neden ? okuduğum şeylerden . Babam 14 yaşında Kur'an-ı verdi getirdi kızım kendin karar ver dedi .

Ben bir tek şeye inanıyorum  hakikaten Allah ile kul arasındadır dini inancım kendim ne yaptığımı biliyorum eğer dediği Tanrı'nın istediklerini ben yapmıyorsam vicdanen çok üzüntü çekerim ama ben onun istediklerini bildiğim için ve yaptığım için gerçekten müsteriyim.

Yani ben gidipte ona buna başımı kapatayım orada gezeyim, ona bağlanayım, buna bağlanayım katiyen hiç sevmediğim şeyler.

BŞ:Dünyayla ilgili keşke söylediniz, Türkiye için keşke söylediniz  bir de kendinizle ilgili keşke dediğiniz

LU: Hayatımla. Doğrusunu isterseniz keşke evliliğimi daha düşünerek yapsaydım birinci evliliğimi, birisine kızıpta yapmamam lazımdı, önüme gelen ilk şeyle

BŞ: Öylemi yaptınız?

LU: Evet alındım, üzüldüm öbürünü birinci görüşte peki dedim ama buna rağmen hatalarım tabii öyle bir şey , ondan bir çocuğum var Allah'a şükür çok iyi yetişti çok mutluyum ama o ayrı anne babanın verdiği üzüntüyü çektim çok acı çektim tabii bende birtanesiyim onlardan yani anne baba ayrılığında o çocuğunuza verdiğiniz üzüntü insanı harap ediyor beni çok harap etti.

Onun için keşke dediklerimden bir tanesi öyleydi. Şimdiki aklım olsaydı gençlerede söylüyorum evlenmekten evvel uzun süre birbirlerini tanımadan evlenmesinler.

BŞ: Bu süre ne kadar olmalı ?

LU: O insanına göre tanıdığı insanın kişiliğiyle algılama

BŞ: Tanıyana kadar

LU: Tanıyana kadar ve yüzde yüz inandığım bir şeyde evliliklerin böyle birbirine yapışık hanımla beyin arası  , hiç ayrılmayan karıkocalarında ben ayrı seyahat etmelerini hatta şimdiki aklım olsaydı ayrı evde otururdum ara sıra  ne zaman vaktimiz varsa ikimizin belki gülersiniz ama o şekildeki ilişkiler

BŞ: Daha sağlıklı oluyor.

LU: Daha sağlıklı oluyor yabancılar çok yapıyor bunu , burada yapmıyorlar bir arkadaşım yapıyordu onlarda  bilmiyorum şimdi onlarda ne oldu göremiyorum.

BŞ: Bülent Şenver'in odasında Bülent Şenver'in konuğu sayın Leyla Umar ile birlikteyiz şimdi bir kelime bir cümle.

Şimdi ben size bir kelime söyleyeceğim o kelime ile ilgili hatırınıza ilk gelen cümle ne ise o cümleyi sizden söylemenizi isteyeceğim.

Bir kelime bir cümle oyunumuza hazırmısınız?

LU: Hayır hiç sevmem böyle bir şeyi ama söyleyeyim

BŞ: Kelime gazete cümle.

LU: İyiki bir gazeteciyim.

BŞ: Kelime mutluluk cümle.

LU: Mutluluk zaman zaman kapımı çalan çok ender çalan bir şey.

BŞ: Kelime evlilik cümle.

LU: Ne mutlu mutlu evlilik yapanlara.

BŞ: Kelime sağlık cümle.

LU: Dünyada benim için en önemli şey. Bu yaşıma rağmen sağlıklı olduğum için her dakika Tanrı'ya her gün şükreden bir kadınım.

BŞ: Kelime zenginlik cümle.

LU: Daha fazla para kazanacak bir iş istemezdim ama keşke bana bazı şeyleri veren bahşeden diyeceğim ailemden kalan mülklerimi satmasaydım gibi ve bugünde çok rahat ederdim. Şimdi ancak kendi imkanlarımla çalıştığımın karşılığı, o da bana onur veriyor kendi kazancım ama böyle bir şey olsaydı daha sevinirdim.

BŞ: Kelime başarı cümle.

LU: Başarı insanın sevdiği işi yapması ve onunla mutlu olması ölünceye kadar da yapabilmesi.

BŞ: Kelime hoşgörü cümle

LU: Hoşgörü çok güzel bir şey bende var doğrusu ama istediğim ölçüde değil.

BŞ: Kelime Leyla Umar cümle

LU: Leyla Umar'ı tanımasaydım da olurdu.

BŞ: Bülent Şenver'in odasında Bülent Şenver'in konuğu Sayın Leyla Umar ile birlikteyiz şimdi soru yağmurumuz var.

Islanmaya hazırmısınız?

Ben size yağmur damlası gibi kısa kısa sorular soracağım, birinci yağmur damlası soru sizce iyi bir insanda bulunması gereken  en önemli özellik.

BŞ: Önce yalan söylemeyen insan benim için.

LU: Basın hayatımda hiç unutamadımki dediğiniz bir olay.

LU: Mesleki açıdan mı?

BŞ: Olabilir hayatınızda basınla meslek içinde unutamadım, hiç aklımdan çıkmadı unutamadım.

LU: O kadar çok varki.

BŞ: İlk aklınıza gelen?

LU: İlk aklıma gelen boşanmaya karar verdiğim eşime söylemeden gidip gazeteye Milliyet'e girmem, Abdi İpekçi çocukluk arkadaşım olduğu için odaya Ercüment Karacan sahibi odaya girdiği zaman sen burada ne arıyorsun demesi ?

Bende sen ne arıyorsun?

Sonrada gazeteye girdiğimi babamın ve annemin yazdığın o gün yazdığım atlatma haberle öğrendikleri  ve tabii düşünün soyadımı değiştirip oraya girmem benim için unutamayacağım bir şey.

BŞ: En son ne zaman ağlamıştınız?

LU: Her zaman ağlıyorum . Çok sık dün bile ağladım.

: Ben bu davranışı hiç affetmem sizin affetmeyeceğiniz davranış?

LU: Beklide çok söyleniyor diye artık utanıyorum, kullanılmasını da istemiyorum ama Atatürk'ü anlamayanlardan hiç hoşlanmıyorum ve  affetmiyorum.

BŞ: Peki bir genç gelse deseki Leyla hanım ben sizden daha iyi bir gazeteci olmak istiyorum ne yapmam lazım? Ne yapsın?

LU: Derim ki gazetecilik okulda öğrenilmez. Git yürürken bir hadiseyi sokakta görsen onu yaz hemen ver sendeki cevher hemen anlaşılır.

BŞ: Peki sizce aşk nedir?

LU: Çok güzel bir his, aşık olmak hakikaten çok büyük bir ayrıcalık, insana mutluluk veren ve o zaman zayıflatabilen , yemek yemiyorsunuz  güzel bir his ama ben istemiyorum.

BŞ: Bir hayalim var desek Leyla Umar'ın hayali.

LU: Hayalim 90 yaşıma kadar Zafer Mutlu biliyorsunuz benim Vatan'da patronum uzun yıllar çalıştım yirmi kusur  sene bana geçen gün çok güzel bir şey önerdi 90 yaşına kadar sizden kaleminizi almayacağım , yazacaksınız ama 90. günde alacağım yaşınızda fakat ertesi gün stadyumda herhalde Fenerbahçelidir orada büyük bir jubile yapacağım, benim hayalim onu görmek.

BŞ: İnsallah görürsünüz. Alaaddin'in sihirli lambası olsa ve içinden cin çıksa deseki Leyla Umar dile benden ne dilersin ama üç tane dilek birincisi dünya için ne dilersiniz ?

LU: İnsanların aklını başına alıp dünyayı daha fazla kötü yapmamaları.

BŞ: Türkiye için ne dilersiniz?

LU: Türkiye için benim kafamdaki gerçekten yarattığım Atatürk'ün bize emniyet edip bıraktığı bu ülkeyi istediği seviyeye getirmek.

BŞ: Peki cin'den kendiniz için ne dilersiniz?

LU: Kendime hasta olmadan kaç yaşına kadar yaşayacaksam neşe içinde yürüyebilmek, hızlı hızlı yürüyebilmek ve torunumun büyüdüğünü , büyüdü zaten 17 ama onun istikbalini görmek evliliğini, çocuklarını beklide torunumun çocuğunu görürüm.

BŞ: Ağzınıza sağlık ben sizi ıslatmaya çalıştım biraz ıslandınız ama isterseniz biraz ara verelim kurulanalım ve bu hoş sohbetimize devam edelim.

Bülent Şenver'in odasında Bülent Şenver'in konuğu Sayın  Leyla Umar ile birlikteyiz, kısa bir aradan sonra tekrar devam edeceğiz.

BŞ: Bülent Şenver'in odasında Bülent Şenver'in konuğu Sayın Leyla Umar ile birlikteyiz, hoş sohbetimiz devam ediyor.

Siz ne kadar güzel canlılık veriyorsunuz gülüşlerinizle, bakışlarınızla, canlılık veriyorsunuz insan size baktığı zaman gülüşünüzü yüzünüzde gördüğü zaman hakikaten içinde sıcaklık hissediyor.

LU: Ne kadar memnun oldum bir erkeğin bana söylemesi bu yaşta hele çok mutlu etti . Teşekkürler.

BŞ: Ben şimdi size bir vaka okumak istiyorum. .bu vakamızı ben kendim hayali yazdım bir etik vaka, adı "Siz Olsaydınız Ne Yapardınız?" bunu okuyacağım ve sonra diyeceğim ki bu durumda siz olsaydınız ne yapardınız?

Gerçek bir vaka değil  ama bakalım nasıl bir vaka hazırlamışım?

Şöyle bir vakamız var.

Pakize hanım büyük bir reklam şirketinin sahibidir, reklam şirketinin hazırladığı reklamlar arasında en iyilerini seçmek üzerede bir ulusal yarışma yapılmaktadır.

Bu yarışmaya Pakize hanım'ın sahibi olduğu şirket dahil diğer reklam şirketleride her yıl katılırlar, Pakize hanım'ın en büyük müşterisi olan ona reklam veren bir ABC şirketi vardır onun genel müdürü bir gün Pakize hanım'ı telefonla arar ona aynen şöyle der; Pakize hanım bizim reklamlarımıza biliyorsunuz çok büyük bütçeler ayırıyoruz, paralar harcıyoruz ama şimdiye kadar bu yarışmalara siz giriyorsunuz hiçbir ödül alamadan çıkıyorsunuz , bu yıl bizim reklamımızı tekrar yarışmaya sokun artık vallahi bir ödül daha alamazsak o zaman sizinle çalışıp çalışmayacağımızı birdaha değerlendiriririz der.

Pakize hanım biranda şaşırır, bu şirket onun için çok önemli bir şirkettir acaba ne yapsam diye düşünürken o sırada tekrar telefonu çalar, telefonda yarışmayı düzenleyen organizasyonun başındaki kişi arar.

Pakize hanım der bu yılki yapılacak yarışmaya beş kişilik jüri seçiyoruz bu jüriyede sizin jüri üyesi olarak  katılmanızı istiyoruz der .

Pakize hanım bu teklifi duyduğu zaman sevinir ama telefonu kaptıktan sonra düşünmeye başlar bu teklifi kabul etsem mi? etmesem mi? Ne yapsam diye. 

Sayın Leyla Umar siz bu şirket sahibi Pakize hanım'ın yerinde olsanız hem yarışmaya bir ürününüzle birinci olmak için katılacaksınız , hemde onun jüri üyeliğinin beş kişisinden biride siz olacaksınız böyle bir teklifi nasıl değerlendirirdiniz?

LU: Kesinlikle kabul etmem .

BŞ: Etmezdiniz. Niçin etmezdiniz?

LU: İstemem. Bir kere ben böyle şeyleri sevmiyorum oraya gideyim, jüride olayım. Dün akşam tesadüfen bir program seyrettim hangisiydi bilmiyorum ama  mucit

BŞ: Bir mucit programı var NTV de galiba .

LU: O kadar üzüldüm ki neden üzüldüm dört kişi oturmuş orada jüri, herkes kendine göre bir şey icat etmiş ve gelmişler inanırmısınız o kadar ağladım bile çünkü getirmiş adam kendine göre bir şey yapmış beklide biri diyor pompa yapmış şunu yapacak o yüzlerdeki ifadeyi gördüm .

Kimi ifadesinde acır gibi belliki inanmadılar, kimisi adamcağız hafif kaçık diye mi baktı bilmiyorum yani açık söyleyeyim onlara hayır diyenler çoğunluk hayır dedi zaten kabul etmeyince o adamların yüzlerinin ifadesini görseydiniz erkeksiniz bilmiyorum ağlama gücünüz nasıl

BŞ. Ben ağlayabilirim.

LU: Ben kendim ağladım ve tanınmış birkaç kişide vardı.

BŞ: Kendinizi o yarışmaya girenlerin yerine koydunuz

LU: Onlar gelmiş Anadolu'da yıllarca uğraşmış onu yapmış ve getiriyor hayır bu olmamış bilmem ne.

BŞ: Jüri üyeleri itiraz ediyor, onur kırıcımı konuşuyorlar

LU: Hepsi not veriyor yada kabul edip etmediklerini. O kadar ağırıma gittiki adama konuşuyor hayır kabul etmiyoruz bitmiştir, anlatabiliyor muyum?

BŞ: O zaman bu gençlerde yaratıcılığı özendirmek yerine tam tersine

LU: Evet hiçbir şey olamaz. Bir tane genç çocuk güzel bir şey yapmış, çok basit bir şey perdeyi bilmem ne sopasıyla taktı ona aferin maferin dediler, birde küçük bir kız çıktı bu kadar olağanüstü güzel bir şey oda kendine ufak bir şey yapmış lutfettiler ona bir şeyle  aferin güle güle dediler . Benim tarzım değil ben jüride olupta

BŞ: Demezdiniz öyle bir şey. Birde jüri üyeliğinin dışında birde kendi ürününüz o yarışmaya giriyor , kendi ürünüme ben iyi diyeceğim oda bir çıkar çatışması

LU: Benim için  hiç güzel bir program değil.

BŞ: Bülent Şenver'in odasında Bülent Şenver'in konuğu Sayın Leyla Umar ile birlikteyiz şimdi bir göster bin işit. 

Bir göster bin işit dedim siz hemen ilgilendiniz oda buradaki kutumuz , bu kutunun içerisinde ben size bir obje getirdim .

İstiyorum ki bu objeye  beş saniye bakın , bu objeye baktıktan sonra birkaç saniye gençlere bunlarla ilgili ne tür bir mesaj acaba verebiliriz diye şurada birlikte açalım siz buradan tutun ben buradan tutuyum.

LU: Bir hayvan çıkmasında

BŞ: Yok hayır bu mahsum bir obje. Bakın bu objeyi ben şimdi

LU: Priz.

BŞ: Gibi görünsede ben şimdi ne yaptığını bakın size göstereceğim, bu mi , mi, la, re, sol,

LU: Müzikle ilginiz var mı?

BŞ: Kulağım iyidir. Akordiyon çalıyorum ama bu sadece hobi olarak yaptığım bir şey.

LU: Bunu siz mi yaptınız?

BŞ: Hayır bu kemanlar için akort yapmak üzere dışarıda satılıyorlar, bir şarkıda var biliyorsunuz kemanın akoru tamam mı? Tamam efendim diyordu şey mi, la, re, sol . bu objeye bakıp acaba yaratıcılığımızı kullanarak gençlere bununla ilgili nasıl bir mesaj verebiliriz. Kulaklarına küpe olacak bir mesaj.

LU: Bununla ilgili derseniz bu bana sadece fiş hatırlattı.  Hiç müzikle ilgili bir şey hatırlatmadı.

BŞ: Şöyle bir öğüt verebilirmiyiz bununla ilgili, Gençler hayatta bazı şeylerin kuralları vardır. Mi,la,fa,sol  bazı kurallara uygun. Veya kendinizi ayarlamanız gerekir.

LU: Ama bununla değil doğrusunu isterseniz.

BŞ: Nasıl ayarlanır?

LU: Ben size söyleyeyim insanlar yaşadıklarını gençlere gösterip gördüğü şeyi yapmamasıyla olur veya yapmasıyla. 

Örnek olmak istiyorsanız, iyi örnek olmak istiyorsanız iyi şeyleri , zaten doğarsanız öyle yaparsınız uyduruk sokma akıllada iyilik yapılmaz değil mi? Bu şeyinizi pek anlayamadım doğrusunu söyleyeyim.

BŞ: Mesela bundan belki mesaj olarak hayatta bazı şeylerin standartları vardır bunları bilmeniz lazım, keman çalmak istiyorsanız önce akoru tam olması lazım.

LU: Keman çalmak istemiyorum. Annem zorla evde dayımın kemanı vardı, bana ders aldırdı, konservatuara yıllarca götürdü, nefret ediyordum hep aklım piyanodaydı .

BŞ: Çaldınızmı biraz.

LU: Hayır. Hep gittiğim evlerde piyano gördüğümde piyano çalardım fakat annemde keman konservatuara götürdü beni  keman hocam hep elime vururdu benim iyi çalışmadın diye.

BŞ: Yani ders aldınız.

LU: Tabii, tabii aldım  Konservatuarda aldım, fakat nefret ediyordum çalmaktan çok zor bir şey dinlemeye bayılıyorum ama ses çıkartmaya başladığım zaman nefret ediyorum kendimden .

Sonunda artık dayanamadım Nişantaşı'nda bir evde oturuyordum bütün camları açardım gıy gıy gıy bütün  egzersiz  yapardım, komşular haber yolladı lütfen sesini kessin diye zaten annemde baktı ki bende hayır yok, ama sesim vardı iyi şarkı söylerdim konservatuarda mezo sopranoydum onları iyi beceriyordum ama bıraktım sonra olmadı .

BŞ. Ses kabiliyetiniz vardı demek ki

LU: Olmadı. Yalnız Amerika'da gezerken uzun yolda yolculuklarda avazım çıktığı kadar opera söylerdim

BŞ: Peki şu anda öyle bir şey yok.

LU: Bitti, bıraktım 20 senedir hiç şarkıda söylemedim.

BŞ: Hobi olarak bir şey yapıyormusunuz? Yürüyorsunuz galiba

LU: Yürüme hobim değil.

BŞ: Sağlık nedeniyle yapıyorsunuz .

LU: Güzel yemek yaparım, ayıptır söylemesi yaptığım yemeği güzel yaparım .

BŞ: Hangisini en güzel?

LU: Her şeyi yaparım yufka açmak haricinde ama severek yaptığım çok şey var.

BŞ: Yemesini en çok hangisini seviyorsunuz?

LU: Hepsini, hiç yemek ayırt etmem. Tabiki sevdiğim şeyler var ama yemek seviyorum.

: Bu mevsimde ne yapılır?

LU: Balık yiyorum ama balığı kendime göre son derece yağsız

BŞ: Izgara gibi mi? Buğlama gibi mi?

LU: Buğlama ama zeytinyağı pişirdikten sonra.

Enginar çok severim tam zamanı enginarada pişirdikten sonra hafif zeytinyağı koyarım oda lezzetli oluyor hatta benim akrabamdır Bülent Eczacıbaşı  dediki Leyla Babaannemin yaptığı annemle kuzendi  şu İzmir usulu enginar vardı yapraklarını böyle sıyırır içinde pilavı vardı ah dedi onu nasıl özlüyorum bende hemen ertesi günü yaptım Bülent'e yolladım , şimdi artık her zaman yapıp yolluyorum ona.

BŞ: Size enginar yemeğe gelelim biz.

LU: Gelin memnuniyetle sevinirim.

BŞ: Bülent Şenver'in odasında Bülent Şenver'in konuğu Sayın Leyla Umar ile birlikteyiz, şimdi kulağınıza küpe olsun çubuk oyunumuz var , bizim masamızda bitmiyor .

Bakın şöyle sallıyorum içinde bunların çubuklar var , bu çubuklardan bir tane şansınıza çekelim bana verin evet bir çubuk çekin , şimdi ben bu çubuğun üstünde bir şey yazıyor bakalım ne yazıyor diye yazan şey şu diyorki;

"Haklı olmak değil, haklı kalmak önemlidir" ne demek bu? Bunu nasıl gençlere açalım?

LU: Gençlere nasıl açılır? Haklı olduğunuza inanıyorsanız o uğurda çalışacaksınız haksız olmamak için yani ben inandığım şeylerden katiyen vazgeçmem, devam etmeliyim ve onda inat etmeliyim .

İnatçı bir hatun değilim ama

BŞ:Haklı olduğunuza inanıyorsanız sonuna kadar devam edersiniz.

LU: Evet.  Mesela yalan söyleyen bir arkadaşımla arkadaşlık etmem, bilirsem yalan söylediğini .

Çokta sevsem etmem. Çünkü yalan korkunç bir şeydir.
 
 BŞ: Türkiye'de peki yalan söyleyen az sayıda mı?

LU: Çok var o yalancılarla hiç görüşmüyorum, özellikle politikacılarla.

BŞ: Söyleyince niye benimle görüşmüyorsunuz bunu söylermisiniz?

LU: Söylerim , yüzlerine söylüyorum malesef çok kötü bir huyum var. Herkese hislerimi söylüyorum.

BŞ: Yalancı olduğun için seninle konuşmuyorum diyebiliyor musunuz? Büyük cesaret.

LU: Ayıp ama söylüyorum. Beni böyle kabul ediyorlar.

Bir tane bakan var bu kabilede söylemem ismini çok sevdiğim 25 yıllık dostum ona diyorum ki hatırım için onurunuz varsa istifa edin diyorum, telefon ediyorum, önemli bir bakan ama o kadar terbiyeliki kızmıyor,  doğru söylediğimide biliyor ama vazgeçemiyor.

BŞ: Bir parti başkanıyla ona uçakta

LU: Deniz Baykal .

BŞ: Onu anlatırmısınız .

LU: Bundan 50 sene evvel diyeceğim  herhalde 50 sene oldu .

Bülent Ecevit çok yakın dostumuzdu , dedi ki bir gece bize gelin Ankarada'ydık tesadüfen bir pırlanta takdim edeceğim dedi , biz gittik odaya pırlanta Deniz Baykal girdi.

Hakikaten gördüğüm en yakışıklı , en hoş, sevimli, güzel konuşan ve yıllarca onu öyle en güzel insanlardan memleketini seven yine seviyor şüphesiz ama hakikaten partisini göklere çıkaracak bir adam zannettim .

Hatta bir gece hiç unutmuyorum evime birkaç gazeteci çağırdım dediki ne olur beni basından tanıyanları çağar ama bu dediğim 15 sene falan oldu, 20 sene belki.

Ona herkes kendi fikrini söylemeye başladı.

Tenkit etmeye başladı 20 sene evvel , o kadar sinirlendiki kalktı gitmeye düşünün.

Halbuki bir politikacının değil mi kendisini eleştiriye açık , zorla oturttuk. Son zamanlarda yalnız bağırıyor, hiçbir şekilde yumuşak bir yol gösteripte benim zannettiğim adam olmaktan çıktı.

Benimlede konuşmuyor zaten ben yüzüne onunda hoşlanmadığı şeyleri söylediğim zaman gerçekleri oda küs benimle hatta iki sene evvel Bekir Çoşku'nun çocuğu evleniyordu o şahitti bende Bekir çok sevdiğim bir arkadaşım gittim nikahına çocuğun fakat görüşmedik selam bile vermiyor o bana vermiyor bende peki diyorum.

BŞ: Sizce nasıl bir insan olsaydı vatana daha hayırlı olurdu?

LU: Kim?

BŞ: Deniz Baykal

LU: Bir kere ben olsaydım kendime yerime geçecek olan bir genci yetiştirirdim.

Bülent Ecevit'in çok sevgili dostum Allah rahmet eylesin hayatımda çok sevdiğim ve öldüğü zaman biliyordum ölmesini istiyordum o durumda göreceğime  o kadar ağladım günlerce ama onunda hatası yetiştirmedi. Bu hatayı aynı hatayı maalesef Deniz Baykal'da yapıyor ve hıncını bağıra bağıra her gün televizyonlarda hakaret ederek geçiriyor , üzülüyorum.

Keşke doğru dürüst bir genç toplasa etrafına bakıyorum çok yakın arkadaşlarımdan biri İnal Batu, kaç senedir orada onu bile dinlemiyor çok akıllıdır, ülkesini seven bir adamdır İnal Batu oda ayrılıyormuş okudum, evet haklıdır ama katiyen affetmiyorum yani bir dost olarak affetmiyorum ben vatandaş olarakta kırgınım Deniz Baykal'a istese ne gençler var onun etrafında toplayabileceği o sadece akıl verici bir adam olmalı.

BŞ. Sizce niye toplamıyor?

LU: Bunlar böyle bir tuhaf politikaya girenlerin yüzde 99 'u maalesef  yalnız kendileri var  başkaları yokmuş gibi hareket ediyor. Öbürleri etrafında süs gibi geziyor.

: Şöylemi yapmak istiyorlar? Demokrasi içinde diktatörlükmü kuruyorlar?

LU: Kuruyorlar benim için öyle. Sizin için öyle değil mi?

Sadece bağıran, hoş bir adam, gayet akıllı konuşuyor, fakat hırçınlaştıkça hırçınlaştı.

Eskiden bu kadar hırçın değildi ama şimdi, keşke bir kere kendini seyretse televizyonda konuşurken bağırırken .

BŞ: Peki gençler ne yapsın? Gençler oy verecekler ne yapsınlar?

LU: Dün Metin Akpınar'la röportaj yaptım üç saat sürdü hayatımda bu kadar etkilendiğim, bu kadar hayran olduğum, akıllı konuşması, kafası her şeyiyle keşke keşke onu kendiside biliyor ama keşke gitsinlerde gençler onunla konuşsalar durmadan ve nitekim galiba öyle toplantılar yapıyormuş anladığıma göre.

Kendisini katiyen fazla açmıyor ama harikulade bir adam keşke bütün gençler onun etrafında çünkü hırsı yok anlatabiliyor muyum, kafası var , inandığı şeyler fevkalade ve memleketini çok seviyor.

Ben bunu anladımki  memleketini gerçekten sevmeyen insan politikacı olmamalı.

BŞ: Müsaade ederseniz bu kutu hazır açıkken kapatmadan sizin şansınıza bir tanede ben çekeyim mi? Mademki burada çok çubuğumuz var diyorki 'Gerçek her zaman görünen değildir.'

LU: Doğru.

BŞ: Be ne demek gerçek her zaman görünen değildir.

LU: Birde bakarsınız o gerçek doğrudan doğruya inandığınız yalancı olmadığına, vatanını sevdiğine, veya karısı  kocası birden bire bakıyorsunuz ki bütün yıllar boyu o hayran olduğunuz gerçekten hayran olduğunuz insan öyle bir insan değil. Veyahut değişiyor zamanla o daha fena .

BŞ: Görüneni biz gözümüzün gördüğü diyemi algılamalıyız.  Her zaman gördüğünüzü değil asıl işin iç yüzünü

LU: Mesela öyle bir insan oluyor ki tanıyorum, bir sürü öyle insan var tanıdıklarım ona müthiş idealizmine hayran olmuşsunuz, ona güvenmişsiniz hatta onun uğruna bir sürü şeyinizi kaybetmişsiniz ama birde bakıyorsunuz ki bambaşka bir kişiliği varmış ve sizin bütün hayalleriniz yıkılıyor ve o arada da yıllarınız geçiyor bundan acı bir şey olabilir mi?

BŞ: O nedenle gerçek her zaman göründüğü gibi değildir dikkatli olun diyorsunuz.

LU: Dikkatli olunamıyor.

Onun iyi taraflarını görüyorsunuz kimbilir ben Atatürk'ü yakından tanısaydım kimbilir şimdi inanılmaz bir sevgiyle bağlandığım Atatürk'ü de yanında otursaydım veya yakınen tanısaydım kimbilir ondanda ne tür hatalar görecektim değil mi bilmiyorum.

BŞ: Leyla hanım siz bir çok insanla, meşhurla  röportajlar söyleşiler yaptınız böyle en çok heyecanlandığınız kim oldu ?

LU: Açık konuşayum yine alay ederler ama  Fidel Castro .

Çünkü 20 yıl uğraştım aşağı yukarı yapamadım ama yaptığım zamanda hayatımda onun kadar zeki onun kadar şakacı ve insana inanılmaz şeyler öğreten bu arada şakalarıyla arasında hiç öyle bir lideri tanımadım.

BŞ: Heyecanlandınız yaparken

LU: Evet doğrusu sonrada şansımdan birkaç kere gittim oraya beni davet etti, beraber yemek yaptık, onu bile yaparken o kadar komik bir adam ki azarlıyordum benim pirincime sen karışma ben ona pilav yapıyordum o bana balık pişiriyordu böyle komik şeyler yaşadım ve düşünün bütün bakanları başbakanı hepsi mutfakta bizim peşimizde biz onunla komik şeyler yaşadık.

BŞ: Siz ilişkileri kuvvetli olan bir insansınız ben hep gençlere öğüt verirken veya onlara bir şekilde tecrübelerimi paylaşırken hep diyorum ki KİM geliştirin hayatta K,İ,M . 'K' kendinizi geliştirmeniz lazım diyorum, 'İ' ilişkilerinizi geliştirmek 'M' de mesleğinizi bu ilişki geliştirmekte siz üstadsınız , gençlere ilişki geliştirmekte birkaç ipucu verebilirmisiniz?

LU: Gençlere tabii ukalalık hiç sevmem, benim kendi yaptığım şey benim bütün dostlarım gerçekten sevdiğim insanlarla ilişkiye giriyorum.

Sevmediğim başta tabiki bir şans tanıyorsunuz , biraz tanıyorsunuz kimliğini anlıyorsunuz boşuna vakit harcamıyorum.

Eskiden yani gençken hep böyle herkesi severdim taki beni kahredecek şekilde üzerlerse.

Kimi yalan söyler mesela o kadar tuhaf şeyler oluyor ki şimdi bile hala insanları tanımıyorum geliyor benden borç para istiyor o kadar acıyorum ki veriyorum birde bakıyorum ki hiç öyle değil benden çok daha iyi vaziyette ama gelipte bana ödemiyor bende sesimi çıkaramıyorum çünkü sevdiğim insanlar ,  tabii kendi çapımda benim için epeyi bir yekun yoksa başkaları için komik olabilir ama ben hakikaten gazetecilikten kazandığım parayla yaşayan bir insanım .

BŞ: O zaman ilişki geliştirirken sevdiğiniz insanlarla ilişki geliştirin diyorsunuz.

LU: Sevdiğiniz ama hep güvenmeyeceksiniz bazı deneyimlerden geçireceksiniz.

Mesela ben babamdan dahi borç para istemedim hayatımda bir kere aldım 200 Lira onuda ödedim.

Ama benim tanıdığım benden borç istediği zaman ödemeyeceğini bildiğim halde veriyorum ihtiyacı sahiden varsa şimdi akıllandım.

BŞ: Bülent Şenver'in odasında Bülent Şenver'in konuğu Sayın Leyla Umar ile birlikteyiz şimdi torba oyunumuz.

LU: Bu oyun bitmiyor.

: Bitiyor bu son torba içinde bunların bakın şıkır şıkır tombalaya benziyor ama böyle bir açalım harflerimiz var , buradan bir harf  çekelim bakalım sizin şansınıza hangi harf çıkıyor buradan harfimiz üstünde nokta olduğuna göre 'Ü' harfi. Ü harfi ile başlayan iyi bir davranış

LU: Ümit.

BŞ: Niye iyi olsun ümit?

LU: Hep ümitle yaşamakta güzel bir şey ebediyen demiyorum ama her şeyin iyi olduğunu ümit ediyorum ben .

BŞ: Ümidi kaybetmemek lazım değil mi?

LU: Hala bu yaşta bütün hayal kırıklıklarıma rağmen ümidimi hiçbir zaman kaybetmiyorum.

Türkiye'nin de ne olursa olsun sağ duyusunun ümit ediyorum ki mesela yarınki büyük yürüyüşe katılıyorum yürüyeceğim ümit ediyorum ki insanlar Türkiye'nin iyiliği için oraya gelenler yürüyecek bende onlardan bir tane olacağım ama olur olmaz o başka ümit etmek iyi bir şey.

BŞ: Gençler bir şekilde hemen havlu atmasınlar, zorluklarla karşılaşabilirler, engellerle karşılaşabilirler

LU: Hemen karşı tarafa geçipte beğenmediği bir takıma giripte bize karşı gelmesinler.

BŞ: Daima ileriye yönelik ümitleri devam etsin.

Bir tane daha çekelim buda kötü veya yanlış bir davranış baş harfi 'R' ile başlayan kötü bir davranış veya yanlış bir davranış hatırlayabiliyor musunuz?

LU: Evet ama söylemem Baş harfi böyle başlayan birisinle çok acı çektim

BŞ: Çok acı çektiniz Baş Harfi R ile başlayan birisinden

LU: Çektim ama tahminlerimin üzerinde acı verdi.

BŞ: Kısmet bu çıktı ama geçmiş olması

LU: Tabii tabii kinim yok katiyen ama acı çektim

BŞ: İnsanlar hayatta acılarada alışmalı , mutluluğada alışmalı hayat böyle.

LU: Her şeye alışan bir kadınım ama bunu kaldırın artık görmeyeyim.

BŞ: Kaldırıyorum peki. Ben son olarak size şunu sormak istiyorum gençlerimiz için son söz olarak biliyorsunuz bazı şeyler söyleniyor.

LU: Ukalalık oluyor öyle.

BŞ: Şöyle söyleyelim o zaman bir tavsiyede bulunun şöyle şunu okuyun, şu filme gidin, bir tavsiye.

LU: Bol bol okumalılar. Benim ömrümde yaptığım en iyi şey hiç ne babam ne annem ama evde okunurdu tabii oda çok önemli okusunlar, nasıl okurlarsa okusunlar okusunlar .

Benim çok sevdiğim torunum var bu sene 60 kitap okumuş 17 yaşında.

BŞ: İsmi ne?

LU: Arda. O kadar okuyor ki

BŞ: Kaç kitap okudu dediniz.

LU: 60 bir senede o kadar hoşuma gidiyor tabii ben onun kadar okuyamıyorum ama  okuyan oğlum var hepsi ailece okuyanlar  Mesela bugün bakın şey başladı eski Türkçe'de okumak istiyor , onun kitapları eski Osmanlı kitaplarını 17 yaşında okuldan çıkıp eski Türkçe öğreniyor.

Öğrenmekten vazgeçmesinler birde İngilizce öğrensinler .

BŞ: Lisan öğrensinler.

LU: Dil ama İngilizce. Dünyada maalesef başka dil geçmiyor, onuda tavsiye ediyorum hele gazetecilere.

BŞ: Çok teşekkür ediyorum siz o kadar dolu dolu bir insansınız, o kadar neşeli, enerji dolusunuz

LU: Neşeli olduğum doğru.

BŞ: Enerji dolu neşeyle birlikte. Neşe, enerji , tecrübe, hayata bağlılık, hepsi bir araya geldiği zaman

LU: Siz kaç haftadır geçen seneden beri bir türlü bu işi yapamadık

BŞ: Kısmet bu güneymiş.

LU: Çok teşekkür ediyorum.

BŞ: Ben teşekkür ediyorum çok sağolun ağzınıza sağlık diyorum. İnsallah bizlerle bu tür zenginliklerinizi paylaşmaya devam edersiniz.

LU: İnsallah her zaman.

BŞ: Bülent Şenver'in odasında Bülent Şenver'in konuğu Sayın Leyla Umardı bizlerle zenginliklerini paylaştı .

Unutmayın gençler bizim her şeyimiz en değerli hazinemiz , gençlerimize sahip çıkalım.

Bir başka programda birlikte olmak dileğiyle tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın.  Hoşçakalın. 

.
.

.

.


.
.
.
Leyla Umar Gözüyle Kimdir Başarıları Linkler Kendi Sesiyle Fotograf Albüm Kitap Tavsiyeleri TV Tüm Yazıları Leyla Umar Odası Lider Arama
.
.

Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org