Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Lider Odaları       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

SELÇUK YAŞAR Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

Selçuk Yaşar'ın hayatından
11.02.2008
Okunma Sayısı : 8038
Oy Sayısı : 6
Değerlendirme : 4,33
Popülarite : 3,37
Verdiğiniz Puan :
 

 

Selçuk Yaşar'ın hayatından
.
.

Selçuk Yaşar'ın hayatından isimli benim için Ocak 2008’de yapılmış bir özel kitapçıkta yayınlanan soruları ve cevaplarımı sizlerle paylaşmak istedim…

.
.
.

Selçuk Yaşar'ın hayatından
Ocak 2008

.
.

Victor Hugo “çalışmak hayattır, düşünmek ışıktır” demiş. Sizin de bu deyişi sevdiğinizi biliyorum. Sizin için hayat nedir?

SY: Benim için hayat memleketçilik ve dürüstlüktür. Nihayetinde de çalışmaktır. Biz buranın evladıyız. Bir iş adamı ve Türk olarak Türkiye’nin ilerlemesini, yükselmesini isteriz. Her işadamı bence memleketçi olmalı, çünkü biz bu ülkenin bir parçasıyız.

Hayat sizin için bir proje mi?

SY: Hayat, bir kere aileden geliyor, ondan sonra bulunduğun ülkeden geliyor, ondan sonra da aldığım eğitimden geliyor. Hayat bu üç felsefeden geçiyor.

Şansa, tesadüflere inanır mısınız?

SY: Hayır. Her koyun kendi bacağından asılır. Ondan sonra, balık baştan kokar. Atasözlerini sıralayayım mı?

“Balık baştan kokar” sözüyle sanki kendinizi suçlar bir haliniz var. İşadamları kendilerini suçlamalı mı?

SY: Bugünkü işadamlarının kendilerini suçladığını görmüyorum, genellikle hep sistem suçlu…Çuvaldızı kendine batırmak da önemli.

Türkiye’nin sayılı sanayicilerinden birisiniz. Sizin için en büyük zenginlik nedir?

SY: Dürüstlük. Türkiye’de henüz kıymeti bilinmeyen bir şey yani.

Dürüstlük de para etmiyor, değil mi?

SY: Bence para ediyor, neden etmesin? Paradan önemlidir.

Neden herkesten farklısınız? Sizi siz yapan ne?

Farklılığın yetiştiğim aileden, özellikle babamdan kaynaklandığını düşünüyorum. Babam çok inançlı bir insandı. İdealist biri olarak Rodos’ta İtanyanlarla mücadele etmiş ve Kerpe Adası’nda iki yıl sürgün yemiş. Ben 1925’te Rodos’ta doğmuşum. Babamın  bana çok nasihatları oldu. Çok akıllı ve milliyetçi biriydi. Liseyi bitirir bitirmez hem babamın yanında çalıştım, hem de Yüksek Ticaret’i bitirdim.  Üzerimde etkisi olan ikinci unsur da Saint Joseph kültürü. Üçüncüsü spor ve memleket ilgisi. Okuldan aklımda kalan sevgi, iyilik ve dürüstlüktür. Matematik dersleri kadar sosyal konular da önemliydi. Bir babam, iki okulum diyorum. Etkileri çoktur. Spora duyduğum ilginin temeli de o yıllara dayanır.

Peki çocukken nasıldınız? Soru soran, sorgulayan bir çocuk muydunuz?

SY: Bende önderlik vardı. Lisedeyken, Karşıyaka Kulübü’ne yakın otururken arkadaşlarımla voleybol kulübü kurmuştuk. 16-17 yaşındayken de toplumsal hareketlere karşı meraklıydım. TÜSİAD’da rolüm var, Ege Sanayicileri ve İşadamları  Derneği ESİAD’ı, Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği SETBİR’i ben kurdum. O zamanlar yeni kurulan 10 şirketi SETBİR için bir araya getirdim. Sonra Boya Sanayicileri Birliği BOSAD’ı kurdum. Deniz Ürünleri Sanayicileri Derneği DESAD’ı kurdum. Sivil Topluma inanan bir yapım vardır.

İzmir aşkınız büyük. Bu kente çok yatırım yaptınız…

SY: 50 yıldır hala Karşıyaka’ya sponsor oluyorum. Toplum bunu takdir ediyor, duyarsız değiller.

Aslında İzmir parlayan bir yıldız olabilirdi. Keşke sizin  gibi işadamları olsaydı, biraz daha sahip çıkılsaydı…

SY: İzmir’in sorunu insan kaynaklarıyla  ilgili. İzmir’de daha çok patron, daha fazla yönetici olması gerekiyor.

Dayınız yüzünden iktisat okudunuz, babanız yüzünden sanayici oldunuz.  Bunların dışında bir arzunuz var mıydı?

SY: Hayır yoktu, babamın idealini devam ettirmek istedim. Babam boya tüccarıydı. Boya ithalatıyla meşguldü. 1950’li yıllarda boya fabrikasını kurduğumuzda, yabancı boya markalarıyla rekabet ediyorduk. Bunun için Sadolin’le teknoloji anlaşması yaptım ve Sadolin’in  Avrupa’da çıkardığı boyaları, markaları burada ürettim. Geişmemiz ve ilerlememiz bu şekilde oldu. Yoksa tek başına belki bu kadar hızlı gelişemezdik. Ama hep DYO markasını ön planda tuttuk.

Çocukların küçük yaşta iş havasını solumaları önemlidir, değil mi?

SY: Evet, ben babamdan çok etkilenmiştim.

Bir de gözlemci bir tarafınız var. Sürekli etrafı gözlemliyor, gördüklerinizi yazıyorsunuz.

SY: Son zamanlarda sürekli yazılar, mesajlar yazıyorum. Bakın o kadar enteresan ki benim hayatım…Yazı yazmaya merakım nedeniyle basına merak sardım. Büyük bir yatırım yaparak Ege Ekspres’i aldım.

Şimdi iş dünyası basına merak sardı. Siz aslında bunun ilk örneğisiniz. Hem ilk satın alan hemde ilk çıkan…

SY: Evet. ESİAD’ı kurduğumuzda Ege Ekspres’i Hürriyet’e sattık. Yaşar’daki arkadaşlar “Gazeteyle uğraşacak halimiz yok, işimize bakalım” diiyorlardı. Onlara da iş düşüyordu. Emir veriyorduk şunu yap, bunu yap diye.

Ege TV ve Gazete nasıl başladı?

SY: ESİAD’ı kurduğumuz yıl ben İstişare Konseyi Başkanı’yım. Biz yine basına merak sardık. Gazete Ege’yi çıkarmaya karar verdik. ESİAD’ın o günkü üyelerinden 10 işadamıyla birlikte belediyeye ait Ege TV’yi satın aldık. Böylece Ege TV ve Gazete Ege ile basın alemine yeniden girdik.

Gazetecilik bir virüs derler, doğru mu?

SY: İdealizm, memleketçilik yani.

Basına girdiğiniz için pişman oldunuz mu?

SY: Hayır. Yaptıklarımızın faydası oldu.

Olmadı, yeni baştan yapmak isterim dediğiniz bir işiniz var mı?

SY: Hiçbir zaman öyle bir düşünceye kapılamdım. Yalnızca bankacılık yaptığım için pişman oldum.

Bankacılığa girmeseydiniz olabilir miydi?

SY: Olurdu tabii. Herkes banka alıyordu biz de uyduk.

Anlaşılamadığınızı hissettiğiniz zaman tepkiniz ne oldu? Üzüntü duyup geri mi çekildiniz?

SY: Ekonomik krizlerin ve yüksek enflasyon bankacılığa etkilerine çok üzüldüm. Dürüstlük burada da çok önemli.

Banka hayatınızda belki de tek burukluğunuzun olduğu nokta ama bu konu size hiç yapışmadı. Bu da büyük bir beceri değil mi?

SY: Bankaya sürekli sermaye koyduk, mali yapısını güçlendirmek için gayret ettik. Bankacılık zor bir sektör, yasal boşluklar vardı. Fakat şimdi geçmişten ders alarak, geleceğe bakmak taraftarıyım. Kaybımız büyük oldu ve haksızlığa uğradık.

Kendinizde gördüğünüz başka kusurlarınız var mı?

SY: Çok konuyla uğraşmak bazen sebep oluyor. Ayrıca, bir işadamının bu kadar sivil toplum örgütüyle  uğraşması zordur. Gücü ve potansiyeli dağıtmamak  gerekir.

Ancak o gün kurulan dernekler bugün belli birer grubun sesi. Bunlar güzel değil mi?

SY: Tabii ki güzel. İşe de yaradılar. Gelişen toplumlarda sivil toplum örgütleri önemli rol üstlenirler ve bu şekilde devletlerin ekonomik gelişmelerine destek olurlar.

Türkiye’de sizin gibi işadamlarının sayısı az.

SY: Hayır, çok var. Bugün sıfırdan alabilecek olsam aynısını yapar mıydım bilmem. İşadamı olarak Vehbi Koç’un felsefesini çok beğenirim.

Neden risk alıp İstanbul’a gitmediniz?

SY: Bölgeye büyük bir bağlılığım var. 60-70 tane şirket, gazetecilik derken bunu düşünecek fırsat bulamadık. Ama bugün  iletişim ilerledi. Yer o derece önemli değil, iyi yönetmek önemli.

Yalnızca dernek, şirket kurmadınız. Üretim açısından da dur durak bilmemişsiniz.

SY: Önemli olan görebilmek. Balıkçılığı  bile ilk ben gördüm. İngiltere’den bir danışman bulup getirmek, sahildeki yeri kurmak Türkiye için büyük adımdı. Sonra Yunanlılar bizden gördüler. Zaten ilk yavru balıkları alan Yunanlı’lardır. Şimdi Yunanlılar Avrupa Birliği desteği ile o kadar ilerlediler ki mali durumu zayıf çiftlikleri satın alıyorlar.

Nasıl bir yöneticydiniz?

SY: Paylaşımcıydım, girişken olmak, ileriyi görebilmek çok önemli, demokrasi vardı ama kontrole pek önem vermedim. Aceleci olduğum da bilinir.

İnsan kaynaklarına önem veren bir patrondunuz. Siz iş görüşmesi yapar mıydınız?

SY: Hiçbir zaman mülakat yapmazdım. Ama takım çalışmasına hep çok önem vermişimdir. Takım oyuncusu ve lider önemlidir. Hep uzlaşmacı oluşumundur. Halen de öyle.

İnsanlarla birlikte olmayı seviyorsunuz değil mi?

SY: İnsanları hep sevdim, doğru söylüyorsunuz. İnsan önemli, her şey insan. Para da insandan gelir. İşi iyi yönetirsen kazanç da gelir, kötü yönetirsen kayıp olur.

Sorunların içinde umutsuzluğa kapıldığınız oldu mu?

SY: Hayır, hiç olmadı.

Bu karakterinizden mi kaynaklanıyor?

SY: Hem eğitimden hem de karakterden. Baba kültürü, aile kültürü ile eğitim kültürünün birleşmesinden kaynaklanıyor. Babam gerçekten çok memleketçi bir adamdı.

Selçuk Bey bir sorun ortaya çıktığında kiminle paylaşır, dertleşirsiniz?

SY:Bilmiyorum, şu an kimse yok. Evlatlarımla paylaşmak isterim.

Peki tam tersini sorayım. Hayatınızın en mutlu dönemi ne zaman?

SY: Tek bir şey hatırlamıyorum. Güzel günlerimiz çok oldu.

Yine sizin sevdiğiniz bir söz var. Büyük Frederic “Gençlerin mutluluğu düşünce eksikliğinden ileri gelir, yaş arttıkça düşünce de artar” Mutluluğu nasıl tarif edersiniz?

SY: Mutluluk bir kere herkesle iyi geçinmektir, hem aile içinde hem de aile dışında. Yani geçimli insan olmak mutluluk verir. Fedakarlık ilişkide önemli.

Ama siz hep fikirlerinizi söylediniz ve her zaman karşı tarafın istediği olmadı. O zaman siz hep mutsuz mu oldunuz?

SY: Ama birçok zor anda haklı olduğum ortaya çıktı. Ben de o zaman mutlu oluyorum. Yani sonunda haklısınız dediler hep.

Vehbi Koç vaktiyle size “bu kadar dobra konuşma” demiş. Doğru bildiklerinizi saklamamak güzel bir duygu olsa gerek.

SY: Bu benim yapımdan kaynaklanıyor, yoksa Vehbi Bey haklıydı. Vehbi Bey’in politikası daha doğru. Benim politikam açık açık her şeyi söyler, doğrucu. Size enteresan bir olay anlatayım. TÜSİAD’a başkan seçilmeden önce kurucular gizli toplantı yapar ve başkan kim olacak diye prensip kararına varılır. Ardından kongreye girilir. Yine böyle bir toplantının birinde tam 80 ihtilali olmuş, Kenan Evren hükümeti gelmiş. TÜSİAD’a yeniden başkan seçilecek. Eczacıbaşı’nın bürosunda 12 kurucu toplandık. Kim başkan olacak diye herkes konuşuyor. Birinin ismini ortaya attılar, bir tek ben karşı çıktım, dobra dobra sebebini de söyledim, hem de herkesin ortasında. Toplantıdan çıkarken   Vehbi Bey koluma girdi ve “amma adamsın, söylenir mi bu açık açık “ dedi.

Bazen hedef ve çıkarlar için sözünü sakınmak gerekmez mi?

SY: Olabilir ama ben yapmadım. Doğruculuk bence çok önemliydi .

.
.

Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org