Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Sizin Odalarınız       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

YAŞAR NURİ ÖZTÜRK Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

Çanakkale Zaferi
03.07.2005
Okunma Sayısı : 8024
Oy Sayısı : 9
Değerlendirme : 4,56
Popülarite : 4,35
Verdiğiniz Puan :
 

 

T.B.M.M-konuşma  23/03/2005

Sayın başkan, değerli milletvekilleri,
Yüce meclisi saygıyla selamlıyorum. Çanakkale zaferi'nin 90. yıl dönümü münasebetiyle şahsım adına söz almış bulunuyorum. Değerli üyeler, Çanakkale ile ilgili burada sanıyorum epey konuşma yapıldı,ben Ankara dışındaydım. Ama bu sefer Halkın Yükselişi Partimizin Çanakkale il Teşkilatı'nın kuruluşu, açılışı münasebetiyle Çanakkale şehitliklerini bir kere daha gezdim, yıllarca gezdiğim gibi.

Yaşadığımız günlerde Çanakkale'nin anlamı bir kere daha gözümde ve vicdanımda büyüdü. Bu anlam ve bununu bizi davet ettiği bazı davranışlara dikkat çekmek için bazı noktaların altını çizmek istiyorum. Çanakkale'de görüyorsunuz iki büyük savaş kaderi tayin etmiştir. Bunlardan birisi 6 - 18 Mart 1915 deniz savaşı; Nusret mmayın gemisinin döktüğü mayınların kaderi tayin ettiği bir muhteşem destan , ikincisi 6-10 Ağustos 1915'te Anafartalar'da büyük Atatürk'ün komutasında verilen kara savaşı. İtilaf güçlerinin 18 Mart'ta dökülen mayınlara çarparak otuz civarındaki gemisinin ya tamamen tahrip olduğu yahut da kullanılamaz hale geldiği ve böylece denizden ümidin kesilerek karaya yönelik hareketlerin planlandığı hepinizin malumudur. Bunun arkasından Anafartalar'da vücut bulan kara savaşı, Çanakkale'nin geçilmezliğini bütün dünyaya itiraf ettirmiştir. Ancak Çanakkale geçilmemiştir ama Çanakkale ile ortaya konan, Müslüman dünyaya ve Türkiye'ye yönelik hesaplar rafa kaldırılmamıştır.

Esasında Çanakkale dediğimizde bunu bizim büyük Kurtuluş Savaşımızın başlangıcı olarak düşünmek lâzım. Kurtuluş Savaşı esas oradan başlıyor; tıpkı Mustafa Kemal'in orada tarihin önüne çıktığı gibi. Eğer mesele sadece Çanakkale meselesi olsaydı Kurtuluş Savaşı olmazdı. Orada mağlup olanlar Kurtuluş Savaşı'yla ikinci denemeyi yapmışlardır. Bugün bizim için önemli olan, değerli arkadaşlarım, üçüncü tür denemelerin yapılması ihtimalinin de kuvetli olduğu ve 3. denemenin yapılmakta olduğunun emarelerinin önümüze konduğudur.

işte bakın biraz önce sayın Başkanımız, bayrağımızın yırtılması ile ilgili bir tebliği gündeme getirdi meclis kürsüsünden. Askerin başına çuval geçirilmesi, şimdi de bayrak yırtılması! Bakın Türkiye'nin geldiği yere; demek ki Çanakkale'de sergilenen ihtiras, Anadolu'da da tokat yediği için biraz daha bilenerek ve biraz daha sivrilerek kenhdisini bugünlere taşımıştır.

Bunu bilmeden ve meseleye buradan bakmadan,bugün yaşadığımız bölge Orta Doğu'da ve yaşadığımız Türkiye coğrafyasında pazarlanan BOP projesini ve dinimize yeni bir ad bulurak önümüze koydukları, ılımlı islam diye koydukları, tahrip projesini anlayamayız. Din bizim, kitap bizim, peygamber bizim, 120 bin cami bizim ama okyanusun ötesinden birileri bu dine yeni bir ad koyarak, Cenabı Hakk'ın Kur'an'da koyduğu ad yetmiyormuş gibi ve bunun üzerinde oynama hakkı Müslümanlarda değil başkalarınınmış gibi bir ılımlı İslam getiriyorlar ve ilginç olanı, dinî hassasiyetleriyle dünyanın ve Türkiye'nin önüne çıkmış bir iktidarın zama... (Sesi kestiler. Öztürk: "Yalnız benim burada 2.5 yıldan beri iknci konuşmam bu, hoşgörüne sığınıyorum. Dışarıda gazetede yazdığım için buraya fazla yüklenmiyordum ama sağolsunlar gazetedeki yazılarıma son verdiler. EVet, şimdi burayı biraz... Başkan: Bu açıklamalara gerek olmadan konuşmaya devam ederseniz süreyi daha iyi kullanabilirsiniz.)

Çanakkale zilletle yaşamak yerine izzetle ölmeyi tercih edenelerin savaşı. Çanakkale meselesinde son zamanlarda hepimizi, ülkeyi, rahatsız eden bir virüslü gelişme var. O da; Çanakkale'yi âdeta Türk ordusu ve kumandanları değil de cinler, periler,uzaylılar kazanmış gibi, bu büyük savaşı bir nevi türbecilik zihniyetiyle gerçek mihverinden saptırıyor, rasyonel zemininden saptırıyor ve bir Şark efsanesine dönüştürüyorlar.Böyle bir gelişme var buna da dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Yani Çanakkale destanı sistemli bir oyunla eski bir Şark efsanesine dönüştürülüyor ve Çanakkale'yi kutlamak adı altında türbe kutlamaları yapılıyor Çanakkale arazılerinde.

Bunun bizi götürdüğü yer de şurasıdır: Belli ki, Kurtuluş Savşı'nı kirletme operasyonu hazırlanıyor. Ermeni soykırımının dünya gündemine oturtulmasıyla BOP ve ılımlı islam projesinin Ortadoğu gündemine oturtulması ve yaşadığımız son günlerde, yaşadığımız bayrak yırtma hadisesini birlikte düşündüğümüzde esas hedefin şanlı Kurtuluş Savaşı'nı kirletme ve oradan bizim geleceğimize yara açma olduğunu anlamak durumundayız.

Mehmet Âkif, bizim, İstiklal Marşımızın, Anayasamızda yer alan marşımızın şairidir. Bu Çanakkale Savaşı'nı bütün cihana duyururken, onun manasını özellikle müslüman ülkelere, mazlum ülkelere duyururken, şunu söylemiştir Çanakkale şehitlerine, Mehmetçiklere:

"Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi,
Bedr'in aslanları ancak bu kadar şanlı idi."

Bedir islam'ın kader savaşıdır, bizat İslam Peygamberi tarafından yönetilmiştir. İstiklal marşımızın şairi; Bedir ile Çanakkale arasında bağlantı kurmuş ve ikisini aynı manaya aynı değerde hizmet eden iki savaş gbi göstermiştir. Bunun için Mehmet Âkif'i bazı dinci zihniyetler ve basının şurasına burasına çöreklenmiş ve Çanakkale'den rahatsızlık duyanlar,küçültmeye gitmeye kalktılar bir kaç yıldan beri. Efendim, Âkif, Bedir'le Çanakkale'yi nasıl mukayese edermiş? Irak'ta verilen savaşlar Çanakkale'den daha önemliymiş! Bunları yakın zamanda dinledik.

Neden bu rahatsızlık? Irak'ta Müslümanların kan ve namusunu tarumar edenleri kınayalım dediğimiz zaman bu zihniyet tırsıyor ve diyor ki, Amerika rahatsız olur, bunu yapmayalım. Öbür taraftan Çanakkale'yle Bedir arasında irtibat kuran, ikisi de tevhide ve müslümanların onuruna güç kazandırdı diyen Mehmet Âkif'i yerden yere çalıyorlar. Bu gelişmelere de dikkatinizi çekmek istiyorum.

(Sn. öztürk, bitirmenizi rica ediyorum. Öztürk: tamam sn. başkanım bitiriyorum.Başkan:Bir dakika açıklama yapmam gerekiyor.Değerli milletvekilleri; şu anda genel kurulumuza teşrif eden Avrupa Birliği, yerel ve bölgesel yönetimler kongresi raportörleri aramızda. Kendilerine hoş geldiniz diyoruz...) Sn. başkanım bitiriyorum. Değerli milletvekilleri, 24 şubat 2005 tarihinde yapılan Türkiye AB Karma Parlamento Komisyonu'nda vücut bulan kavgaya da dikkat çekmek lazım. Bu bayrak yırtma melaneti, konfederasyon lakırdıları biraz daha geriye giderek 24 Şubat'ta Türkiye Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu'nda vücut bulan çirkin gelişmeyi de irdelememizi gerektiriyor.

Biliyorsunuz orada Rum parlamenter Marios Matsakis'le Fransız parlamenter Jacques Toubon'un Türkiye'ye ve Türkiye'nin bağımsızlığına ilişkin çok çirkin saldırıları olmuştur ve bizim duayen bir diplomatımızın âdeta üstüne yürüdüler. Açıkça şunu ifade etmişlerdir: Türkiye,Sevr'i kabul etmek zorundadır. İşte Çanakkale, Kurtuluş Savaşı ve başlayan üçüncü aşama.

Bugün Sevr'i, dünyanın önünde Türkiye kabul etmelidir diye açıkça telaffuz etmenin arka planındaki iradeyi ve ihtirası, emeli kurcalamak lazım. Bunlarla ilgili burada neler konuşuldu, ben fazla bir şeye tesadüf edebilmiş değilim,hükûmetten bizi tatmin edecek her hangi bir açıklama duyabilmiş değilim, okuyabilmiş değilim. Bunları kaygıyla burada kaydetmek istiyorum.

Değerli üyeler,yeni Çanakkalelerin, yeni Kurtuluş Savaşlarının, yeni Sevrlerin bugükü dünyada yeni stratejik terminolojiyle önümüze getirileceğini düşünmemiz lazım. Bu yeni dönemde bunun stratejisi ve terminoljisi ekonomiktir ve özellikle çökertilmek istenen ülkenin ve toplumun borçlandırılması, borç kemendinin boynuna atılmasıdır. Bizim de borç kemendi boynumuza atılmıştır. Şimdi biz borçların döndürülmesini Türkiye'yi aydınlığa götürecek siyaset olarak sundukça, Sevr dayatmaları parlamentolar düzeyinde bizim önümüze getirilecek ve bayrak yırtmalar artacaktır. Borçların bitirilmesi, ödenip tüketilmesinin siyasetleri ve stratejilerine Türkiye'nin ihtiyacı vardır. Buna ilişkin gelişmeleri gördüğümüzde hepimiz mutlu olacağız fakat maalesef bugün kaygılarımızı öne çıkarabiliyoruz. Bu kaygıları sizinla paylaşmak istedim hepinize saygılarımı iletiyorum. Sayın başkanım, hoşgörünüze teşekkür ediyorum.

Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org