Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Lider Odaları       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

Adnan Polat Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

ADNAN POLAT KULAĞINIZA KÜPE OLSUN TV PROGRAMI
22.09.2006
Okunma Sayısı : 23600
Oy Sayısı : 8
Değerlendirme : 4,88
Popülarite : 4,4
Verdiğiniz Puan :
 

 

ADNAN POLAT KULAĞINIZA KÜPE OLSUN TV PROGRAMI
 .

.
.
Duayen bankacı Bülent Şenver ile yaptığımız güzel bir televizyon programı oldu.

Gençler ile tecrübelerimi paylaştığım neşeli dakikalar yaşadığımız hoş bir program oldu. Sizlerle bu programı paylaşmak istedim.

.
.
.

izlemek için 

.
.

dinlemek için  

.
.

ADNAN POLAT KULAĞINIZA KÜPE OLSUN TV PROGRAMI Deşifresi

Adnan Polat (AP)
Bülent Şenver (BŞ)
.

.
.
 

BŞ: Kulağınıza küpe olsun programına hoşgeldiniz.

Türkiye'nin genç liderlere ihtiyacı var.

Her konuda her alanda genç lider yetiştirmeliyiz.

Genç liderleri yetiştirmek ise hepimizin sorumluluğu.

Gençlere imkanlar sağlamalıyız.

Gençlerin önünü açmalıyız.

Gençlere el vermeliyiz.

Gençlerle tecrübelerimizi, birikimlerimizi paylaşmalıyız.

İşte kulağınıza küpe olsun isimli bu kitabı bu maksatla yazdım.

Kulağınıza küpe olsun kitabında 152 iş adamının ve liderin başarı öyküleri, öğütleri,hayatta hoşlarına giden güzel sözler, fıkralar ve anılar var.

Her hafta kulağınıza küpe olsun kitabında yer alan bir iş adamı davet ediceğiz,misafirimiz olacak bu haftaki kulağınıza küpe olsun programımızın misafiri Sayın Adanan Polat.

Hoşgeldiniz Adnan bey.

AP: Hoşbulduk.

BŞ:Adnan bey bu kitaba öğütlerinizi yazdığınız için ve bu programa katıldığınız için size teşekkür ediyorum

AP:Ben teşekkür ediyorum.

BŞ: Ayrıca bu program içindede 152 iş adamımızada sizin huzurunuzda teşekkür etmek istiyorum hayatta olmayanlarada Tanrıdan rahmet diliyorum.

AP:Amin.

BŞ:Adnan bey burada sizle güzel şeyleri,  iyi şeyleri, ve hoş olan şeyleri paylaşmak istiyoruz.

AP:Evet.

BŞ: Stüdyoda gençlerimiz var onlar size sorular soracaklar programın yenilikleri var programın içerisinde ilk defa bir açıklama yapmanızı isteyeceğiz, ilk defa açıklıyorum bölümüne geldiğimizde  burada bir açıklama yapıcaksınız.

O açıklamanızı hep birlikte paylaşıcağız.

Bir 120 saniye Microsoft soru yağmuru bölümümüz var.

Bu bir yarışma bölümü ben size o bölüm geldiğinde 120 saniye içerisinde  sorabildiğim kadar çok soru sormaya çalışacağım ne kadar çok soruya cevap verebilirseniz o kadar çok sayıda çocuğumuz

Eğitim Gönüllüleri Vakfının birmilyon çocuk kampanyasına katılmaya hak kazanacak.

Ve misafirimizin misafiri  bölümü gelecek.

Ve diyeceğizki Adnan bey bir misafir davet edin bakalım bize bugün kimi davet edeceksiniz

Misafirimin misafiri bölümünde de sizin davet ettiğiniz kişi ile gençlerimiz sohbet yapıcak. 

Ve hayalim var bölümü var ki orada herkezin hayali olduğu gibi sizinde vardır muhakkak.

O bölümde  sizin hayalinizi sorucağız.

Ve biz bütün bunları yaparken karşımızda değerli bir insan bizim karikatürümüzü yapacak Sayın Kamil Çakmak hem bizi izleyecek hem de karikatürümüzü yapacak.

Ve bu program sonunda o karikatürü size biz hediye etmek istiyoruz.

AP:Harika

BŞ: Her misafire bir ikram yapılır.

Biz size bir çay ikram edebileceğiz  bu çok özel bir çay arkamda semaverde demlenen bir çayı ilk çayı size kendi elimle ben doldurmak istiyorum

.Çayı doldururkende gençlerimiz size kendilerini tanıtsınlar.

EMRE POLAT: Ben Emre Polat Bilgi Üniversitesi işletme bölümünden yeni mezun oldum.

Şu an uluslararası şirkette çalışıyorum.

Fırsat buldukça sinema tiyatro izlemeyi seviyorum.

Ayrıca tenis oynamaktan ve yüzmekten hoşlanıyorum.İleride  de üst düzey bir yönetici olmak istiyorum.

Türkiye'nin şu  anda içinde bulunduğu sıkıntıdan kurtulabilmesi için hem özel hem devlet sektöründe çalışabilecek dürüst dinamik lider ruhlu  gençlere ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.

Ben bu konuda kendimi hazır hissediyorum ve sizden öğreneceklerimizinde bize yol göstereceğine inanıyorum .

Teşekkür ediyorum.

AP:İyi şanslar diliyorum.

SAMET ULGEN: Merhaba ben Samet Ülgen.

İstanbul Bilgi Üniversitesi  uluslar arası finans bölümünden yeni mezun oldum.

Okulda öğrendiğim teorik bilgilerin gerçek hayatta nasıl uygulandığını görmek amacıyla yaklaşık bir yıldır  bir finans şirketinde part-tıme olarak çalışıyorum.

Ekonomi dergilerini ve günlük gazeteleri takip etmekten hoşlanıyorum ayrıca lisedeyken lisanslı basketbol oyuncusuydum ve dalgıçlık sertifikasına sahibim.

Milli takımımızın kazandığı başarıyla içimizdeki uyuyan devi uyandırdığımızı  ve bu başarıyı son yıllarda yaşanan ekonomik kriz ile kaybettiğimiz özgüvenin yerine gelmesinde vesile olmasından  dolayı çok değerli buluyorum.

AP: Katılıyorum sana.

HALİT BEKTAŞ: Ben Halit Bektaş.

Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü son sınıf öğrencisiyim.

Ve aynı zamanda İnterpol Patent ofisi ve özel hukuk bürosunda part-tıme olarak çalışıyorum.

Santraç oynamaktan, langırt oynamaktan gazete ve dergiler okumaktan felsefe, bilim, teknoloji tarih ve sosyoloji konulu  sohbetlere katılmaktan yada izleyicisi olmaktan özel zevk alıyorum.

Rumeli Hisar klubünde amatör olarak oynadığım futbolu izletici olarak takip etmekte hobilerim arasında.

Benim de idealim geleceğe dair hedefim ülkemizin ihtiyaç duyduğu özellikle sosyal ve ekonomik alanda ihtiyaç duyduğu değişimde etkili rol alacak iyi bir profosyonel ve iyi bir entelektüel olmak.

AP: İnsallah diyelim.

SENA ÖGER: Ben Sena Öger.

1979 Eskişehir doğumluyum .

Boğaziçi Üniversitesi İşletme bölümünden yeni mezun oldum.

Eskişehir Anadolu  lisesindeyken üç yıl boyunca  okul takımında lisanslı  olarak basketbol oynadım.

Son 2 yıldır Boğaziçi Üniversitesi müzik klubü üyesiyim.

Aynı zamanda klubün rock korosunda koristim .

Müzik ile basketbol dışında tiyatro ve sinemaya gitmeyi, yüzmeyi ve özellikle biografi tarzında kitapları okumayı seviyorum.

Lisede başladığım Almancamı iki yaz Almanya da geçirerek ilerlettim.

Okul hayatım boyunca sorumluluk sahibi azimli ve çalışkan bir öğrenci oldum.

Ve bu özelliklerimle aldığım kaliteli işletme eğitimi birleştirerek  ileride iyi bir yönetici olacağıma ve ülkeme fayda sağlayacağıma inanıyorum .

Çünkü ülkemizin iyi yetişmiş ve gençlere yol gösteren yöneticilere ihtiyacı var.

AP: Başarılar diliyorum yolun açık olsun diyorum.

BŞ: Nasıl canavar gibi gençlerimiz yetişiyor.

AP: Bugün özellikle burda hem sporcu , sporcu ruhlu hem sanat dalıyla çok ilgilenen, hemde yöneticilik ile ilgilenen bir grup var.

Sprorla ilgili olması özellikle ben geliyorum diyemi yaptın Bülentciğim?

Yani çünkü ben de iş hayatımın içinde sporla uğraşan bir insanım sanatlada uğraştığım zaman zaman şeyler oluyor.

Fakat bunu kamuoyuna çok yansımıyor esasında.

Çok yapmak istediğim bir şey Türkiye'deki ekonomik koşullardan dolayı bir türlü realize olmadı.

Yıllarca uğraşıp hazırladığımız ve  Hollywood da  tam çekmek üzerekeyken bir Atatürk projemiz vardı.

Hollywood   bizim  yeşilçam'a köprüsünü kurarız zannetmiştim.

Tabii bu krizler bunu engeleldi. 

Ama hala vazgeçmiş değiliz.

İnsallah yapacağız.

BŞ: İnsallah bunu ileride gerçekleştirirsiniz.

Şimdi Şermin Kahraman hanım sizi tanıtan bir kaset hazırlamış hep birlikte bu kaseti izleyelim.

Adnan Bey,  gençlerimiz sorular sormak için heyecanlı bir şekilde  bekliyorlar.

Ama ilk soruyu size ben sormak istiyorum.

Kulağınıza küpe olsun kitabında  sizin yazdığınız çok güzel gençlere ve yöneticilere öğütler var.

Benim dikkatimi 73. sayfada yazılmış olan ve çok hoş olan bazı sözler dikkatimi çekti .

Onu size okumak istiyorum.

Burda ahi ahlakının 124 kuralının bazılarını yazmışsınız.

Ahilik önemliydi biliyorsunuz.

Ahi kuralları çok önemliydi.

Bazıları demişsiniz o bazılarını okuyalım.

İyi huylu ve güzel ahlaklı olmak,

işimde ve hayatında doğru güvenilir olmak,

ahdinde sözünde ve sevgisinde vefalı olmak,

sözünü bilmek,

sözünde durmak ,

hizmette ve vermede ayırım yapmamak.

Yaptığı iyikilten karşılık beklememek.

Güler yüzlü olmak.

Tatlı dilli olmak.

Hataları yüzüne vurmamak.

Hiç kimseyi azarlamamak.

Dostluğa önem vermek .

Kötülük edenlere iyilikte bulunmak.

Tevazu  sahibi olmak.

Komşularına iyilik etmek.

Dedikoduyu terk etmek.

Anaya ve ataya hizmet etmek.

İnsanların işlerini içten, gönülden güleryüzle yapmak.

Başkasının malına hıyanet etmemek.Sabır ehli olmak .

Cömert ikram ve kerem sahibi olmak.

Daima hakkı kullanmak ,

Öfkesine hakim olmak.

Suçluya yumuşak davranmak.

Sır saklamak.

İçi dışı özü sözü bir olmak.

Kötü sözden sakınmak.

Hizmetindekileri korumak ve gözetlemek.

Bunlar bazıları. 

O kadar güzel şeyler ki bunlar.

Bunlar hakikaten çok açıklama isteyen şeyler.

Belki anlaşılabilir şeyler ama sizin ağzınızdan bu güzel sözlerle ilgili gençlere nasıl mesajlar verebiliriz.

AP: Şimdi tabi ahilik Anadolu'ya Türklerin girmesini sağlayan bir felsefe.

Tabii şimdi bunları dinlediğiniz vakit herhalde anıtlar yüksek kurulu böyle bir insan bulsa koruma altına alır diye düşünüyorum.

Çünkü 21.yüzyılda bu vasıflarda insan bulmak mümkün gözükmüyor.

Ama neticede olayı şöyle bence bağlamak lazım her şeyin temelinde insan var.

Yani dünyanın odağı insan.

Ve her şey insan sevgisi üzerine kurulmalı. 

Ve her şey akıl üzerine kurulmalı .

Eğer biz akıl ve sevgi ile  hoşgörü ile insana yaklaşırsak neticede insanı o hale getirmeliyiz ki sonunda bu söylediğimiz şeylere sahip olsun. 

Buna tek kelimeylede şöyle diyebilirisiniz.

Bütün her şeyin neticesinde kamil insanı yakalamak, erdemli  insanı yakalamak hedef olmalı.

Ahilikte onu hedefliyor.

Biraz  evvel de yolda gelirken biraz sonra tanıtacağım misafirimde arabada konuşuyorduk.

Ailenin bir lonca düzeni vardı .

Öyle ilginç ki esnafın biri o dönemde o günün ticaretini yaptıktan sonra yandaki komşusu eğer hiçbir şey yapamamışsa hala ona gelen bir müşterisini  ben bugün  satışımı yaptım diyerek yandaki komşusuna gönderiyordu .

Bu nasıl bir düşünce şeklidir?

Ne kadar ulvi bir yaklaşımdır?

Tabii bunların hepsi çok ütopik kaldı.

Bugünün dünyasında çok daha  maddeci bir dünyaya döndüğümüz için değerler kayboldu.

Ama bunların hepten yokolabileceği anlamına gelmemeli .

Bence gençliğe veya her yaştaki insana herkes bildiğini öğretmeye çalışırsa bunda tekrar tekrar  yeşerebilir kanaatindeyim.

BŞ. Evet güzel değerleri gençlerimiz sahiplenirse belki bir dönem sonra bu değerlere  sahip çıkan yöneticilerimiz olur. Sahip çıkan insanlarımız olur.

AP: Olacağına inanıyorum ben.

Türk gençliğinin Türk milletinin bünyesinde  bu değerlerin var olduğu biliyorum.

Bence onları tekrar yeşertip tekrar çiçek açmasını sağlamamız lazım .

O da benim gençler yapmam  gereken görevler   ne ise  gençlerinde kendinden daha küçükler için yapması gereken görevlerin içinde var ümidi yitirmeden bunun arkasından koşması lazım diye düşünüyorum.

BŞ: İlk soruyu Samet size sormak istiyor.

SAMET ÜLGE: Sayın Polat biz gençler sizin tecrübelerinizden yararlanmak istiyoruz .

Sizin yaptığınız hataların aynısını biz yapmak istemiyoruz.

Sizin yapmak isteyipte  yapamadığınız şeyleri ise biz başarmak istiyoruz.

Bu bağlamdan ben yapamadım mutlaka siz yapın veya ben yaptım sakın siz yapmayın diyebileceğiniz neler var?

AP: Şimdi tabii buradaki bu topluluğun yani halkımızın özellikle konsantre olduğu kanu hep iş hayatı.

Hep iyi yönetici başarılı olmak üzerine konuşuyoruz

Halbuki hayatın tamamı iş hayatı değil. 

hayatta başka şeyler de var.

Zaten iş hayatında başarılı olmanız için iş hayatının dışındaki hayatın diğer yaşamlarınıda kısmen de olsa yaşamak lazım.

Benim hayatım da hep eksikliğini hissettiğim  bir şey.

Bunu da paylaşayım.

Rusyaya gittiğim vakit, o zamanda kominizm vardı, Rusya da  Sovyetler  birliği dağılmamıştı.  

Cumartesi Pazar günü gezerken bir şey dikaktimi çekti.

Rusların Rus vatandaşların tamamına  yakını bir enstrüman çalıyor.

İnanamadım.

Yani tesadüf diye düşündüm.

Ama sonra her gittiğimde bunu gördüm. 

Hayatımda en büyük eksikliğini hissettiğim şey bir müzikal enstrümanı çalamamak.

Ve tabii müziği hepimiz seviyoruzdur.

Muhakkak dinlediğimiz vakit nasıl rahatlıyorsak bence bir müzik aletini bir enstrümanı çalmak büyük rahatlatıcı bir unsur olması lazım.

Çünkü insanın rahatlamayada ihtiyacı var.

Yani bu kadar yüksek tempoda çalışmak stresin içine girmek rahatlatmak ihtiyacınıda gerektiriyor.

Bunu yapmayı çok isterdim.

Ben yapamadım siz muhakkak bir müzik aleti çalın.

Yani ıslık bile çalamam ben.

Açıkçası ben yaptım siz yapmayın konusunda ise yani çok basit bir şey söyleyeyim.

Ben hayatımda çok uzun süre sigara içtim.

Halbuki sağlam kafanın sağlam vucutta olduğunu söylüyor büyük Atatürk.

Bence sağlığınıza çok dikkat edin.

Sigara içmemenizi tavsiye ediyorum .

Başlamadıysanız bravo size.

Başlamayı düşünüyorsanızda sakın başlamayın.

BŞ: Evet bunları sizden duyunca muhakkak değerlendireceklerdir.Emre senin bir sorun var.

EMRE  POLAT: Sayın Polat kulağınıza küpe olsun isimli kitapta  ekip çalışmasıyla ilgili üç güzel öğüt vermişsiniz.

Ben bunları okumak istiyorum.

"Ekip çalışmasına inanın.

Unutmayın hiç kimse tek başına maç kazanamaz.

Ekibiniz de çalışanlara  güvenin.

Onlara yetki verin ve denetleyin.

Sizinle çalışanların fikirlerine önem verin.

Mutlaka motive edin , mutlaka ödüllendirin" demişsiniz bizede açıklarmısınız bu öğütlerinizi .

AP: Kesinlikle.

Yani yönetici iyi bir yöneticinin iyi bir ekibi olması lazım.

İyi bir yönetici ekibine sahip çıkması lazım.

Kimsenin tek başına bir işi bitirmesi mümkün değil.

Yani işte bizim atasözlerimizin  içinde bunların hepsi serpilmiş  birlikten güç doğduğu bir gerçek. 

Neticede şurda ki 100 kg ağırlığındaki bir cismi bir kişi kaldıramıyacağını biliyoruz.

Ama 4 kişi olursak rahatlıkla  kaldırabileceğimizi biliyoruz.

Dolayısıyla bir yerlere varabilmek için muhakkakki ekip çalışması olduğuna inanıyorum.

Ekip çalışmasındada  birbirlerini tamamlaması gerektiğini birbirinin eksikliklerini gidermesi  gerektiğine ben inanıyorum.

Hayatım boyuncada bütün işimi ortaya koyabildiğim ekiplerle yapmaya çalıştım.

Ve çoğundada başarılı oldum .

Benim  size de tavsiyem muhakkak ekip çalışmasına ağırlık verin .

Tabi diğer taraftan başarı için muhakkak ki insanlara yetki vermeniz lazım.

O yetkilerini insan kendisi kullanma kendi kendilerine karar verme insiyatifini görmeleri lazım.

Bir insan karar veririse yanılabilir ama yanılışı tekrar aynı hatayı yapmaz diye düşünüyorum.

Fakat yetki verdiğiniz kişininde yanlışlıklarını engellemek içinde zaman zaman onu denetleyin.

Ordan çıkan yanlışlıkları da kendisine anlatın.

Muhakkaklar öğrenecektir ve bir daha  yanlışlık yapmayacaktır.

Hayattaki başarı bireysel asla olmayacaktır.

Eğer bir keman virtözü değilseniz ama bir orkestranın içindeyseniz muhakkak ki bir  ekip çalışması lazım.

Unutmayın ki bir orkestranın verdiği seste  eğer bütün melodiyi ayrı ayrı enstrümanlar çıkarıyor. 

O zaman bir melodi olarak karşımıza çıkıyorsa yönetende onları yönetmek için doğru hareketleri yapmak sizde doğru hareketleri yapmak zorundasınız.

BŞ: Evet.

Yani ekip diyorsunuz.

Sadece bir araya gelmiş insan topluluğu değildir.

Siz bir araya gelip işte biz ekip olduk derseniz bu otomatik başarı getirmez.

Yani ekip çalışması dediğiniz hedefe doğru koşabilmek, hedefe ulaşabilmek için gerekli olan var olan insan gücünü doğru bir biçimde bir araya getirmek.

Hedefe koşmalarını sağlayabilmek maksadıyla da onların birbirleriyle koordineli çalışmasını yapmaları gereken görevleri düzgün bir şekilde takım olarak yapmaları ekip çalışması kavramı içerisinde yer alıyor .

AP: Evet.

Birbirlerini de tamamlamaları lazım.

Orda sorunuzda şeyde vardı galiba motivasyonla galiba ödüllendirme ile ilgili bir şey vardı.

Yani bütün insanlar hepimiz yediden yetmişe ortaya iyi bir şey koyduğu vakit hiçbir şey yapılamıyorsa bile sırtının sıvazlanmasından hoşlanır.

Onun için bu sırt sıvazlanması bir teşekkür olabilir.

Maddi bir motivasyon olabilir.

Ama illa bir şey olması lazım.

Ödüllendirmeyi kesinlikle unutmayın.

Çünkü insanların gönlünü okşamak çok önemli  bir şey yöneticilik  mesleğinin içinde.

BŞ: Evet bu cevabınız için teşekkür ediyorum.

AP: Ben teşekkür ediyorum.

 SENA ÖGER: Adnan bey benim bir sorum olacak.

Kulağınıza küpe olsun kitabında eşinizi iyi seçin, iş hayatında başarılı olmanın birinci şartı düzgün bir aile hayatınızın olmasıdır demişsiniz.

Bu cümlenizde  de geçen iki şeyi bizim için tanımlarmısınız?

İyi bir eş nasıl olmalıdır?  Tarif edebilir misiniz?

Ve ikinci olarak da düzgün bir aile hayatını tanımlayabilir misiniz?

BŞ: Bayağı zor bir soru. Eş seçmekle ilgili bir soru şimdi

AP: Şimdi evet insanın hayatında belli evreler var.

Çocukluk  var.

Gençlik dönemi var.

Evlenme çağı var,

daha sonrası var daha sonrası var.

Anne baba olma dönemleri var.

Dede olma dönemlerini biz bilmiyoruz daha.

İş seçme konusu biliyorsunuz önce bir aşkla sevgiyle başlıyor ondan sonrada evlilikle noktalanıyor.

Erkekle dişiyi birbirine ilk çeken şey fiziksel görüntüler.

Ama bir ilişkide  sadece fiziksel çekimler yeterli değil.

Orada insanın en önemli mosyonu olan akıl çok önemli.

Ve karşınızdaki kişiyle fiziksel duyumun dışında akılsal olarak da bir uyum sağlanması  gerekir kanaatindeyim.

Bana göre iyi bir evlilikte ve iyi bir ailede karı koca ilişkisinden bahsediyorsak kesinlikle birbiriyle konuşabilen birbirini dinleyebilen ve anlayabilen birbirinden bir şeyler öğrenen  bir kadın erkek ilişkisinden söz etmeliyiz.

Ben iyi bir evlilikten veya iyi bir aileden bu anlamda bahsettim.

Tabii şimdi işin içine çocuklar da girdiği vakitte yine birbiriyle bir dialog bir ahenk kurmanında yanında muhakkak bir sevgi orda hep olmalı.

Karşılıklı dialog anlayışın yanında da sevgi hamuru ile yoğrulmalı.  

Tabii iyi bir aileye iyi bir aile hayatının vermiş olduğu bir güç var.

Ve bir motivasyon var.

bir yöneticiye neticede arkasında sıkıntı ve problemler olmadığı takdirde çok daha huzur içinde, daha aklı selim, işlerine daha iyi hareket edip, iyi konsantre  olabilir diye düşünüyorum.

BŞ. Evet bundan sonra Sena iyi bir iş seçecek herhalde

AP:İnsallah biraz tabii şans ve kısmet işide aynı zamanda .

HALİT BEKTAŞ :Yine kulağınıza küpe olsun kitabında bir yerde diyorsunuz ki sabırlı olun.

İş hayatı uzun bir maratondur.

Kaybettiğiniz kısa mesafeli yarışların bütünün küçük bir parçası olduğunu hatırlayın.

Türkçede de bu sözünüzü destekleyen pek çok bildik atasözü olduğunu biliyoruz.

Sabrın sonu selamettir.

Veya sabreden derviş muradına ermiş derler.

Sizce sabrın da bir sınırı olması gerekmiyor mu?

Sabır konusunda da  aşırıya kaçmamak için, yanılgıya düşmemek  için bize tavsiyeleriniz?

BŞ: Gençlerimiz biliyorsunuz bir şirkete girer girmez kısa sürede müdür , genel müdür olmak istiyorlar.

Hani ne kadar genel müdür olmak için kaç sene bekliyelim?

Sabır, sabır deyip 20 sene mi bekliyelim? diye soruyorlar.

AP: Şimdi bu sabır işi esasında zamanla kazanılan bir şey.

yani insan gençliğinde inanılmaz sabırsız oluyor.

Ben Amerika'da Üniversiteyi bitirdim.

Döndüm tamam yani bütün dünyanın meselelerini çözmüştüm.

21 yaşındaydım.

Döndüğümde çok şeyi bildiğimi bütün dünyayı yönetebileceğimi düşünüyordum.

Ama insan şunu öğreniyor.

Her geçen gün bir önceki günde ne kadar cahil olduğunu biliyor.

Bu sizin için de geçerli.

İnsan her gün yeni bir şey öğreniyor .

Bu sabır meselesi de zamanla ancak oluşan bir şey.

Bana göre sabırlı olmak , erdemli olmak ve kamil insandan bahsettik ya onun en önemli faktörlerinden  birtanesi. Önde gelen koşullardan bir tanesi . 

Bir yöneticininde olmassa olmaz koşulu sabrın bence hiçbir sınırı olmaması lazım.

Çünkü siz karşınıza bir hedef koyuyorsunuz.

Bir ekip çalışmasıyla o hedefinize varmak için  belli sürelerin geçmesini bekliyorsunuz.

Belli evrelerin olmasını  bekliyorsunuz.

Ve sabır gösteriyorsunuz.

Oraya geldiğiniz vakit, onu elde ettiğiniz vakit, zaten o elde ettiğiniz başarı sizin için artık tarih olmuştur.

Yeni bir hedef koyuyorsunuz.

Yine sabrediyorsunuz.

Onun için yaşadığınız müddetçe bu sabır meselesinin içinde olacaksınız.

Yani toprağa atılan bir tohum bile belli bir zaman geçmeden ürün vermiyor. Çiçek vermiyor.

Onun için ben sabrın sınırı olacağına inanmıyorum.

Kendimi kontrol edebilen sabırlı olmayı bilen insanlarda çok  başarılı olacağını düşünüyorum.

Onun için tavsiyem size kendinize sabırlı olmayı öğretin. 

O da biraz bazı şeyleri yutkunarak içine atmakla geçiyor .

Bol sabırlar size.

BŞ: Evet kulağınıza küpe olsun programının şimdi heyecanlı bölümüne geldik.

120 saniye Microsoft soru yağmuru bölümüne geldik.

Ben 120 saniye içerisinde sayın Adnan Polat'a sorabildiğim kadar çok soru sormaya çalışacağım.

Ne kadar çok soruya cevap alırsam  o kadar çok sayıda çocuğumuz eğitim gönüllüleri vakfının bir milyon çocuk kampanyasına katılmaya hak kazanacak.  

Benim sorularım hazır.

Siz de hazır mısınız?

Evet 120 saniye Microsoft soru yağmurunda sorularımı sormaya başlıyorum.

BŞ:Bir liderde olması  gereken en önemli üç vasıf nedir?

AP: Vizyon , kararlılık, bilgelik.

BŞ: İyi bir insanın en önemli üç değeri ne olmalıdır?

AP: Akıllı olması, hoşgörülü olması, insan sevgisi ile dolu olması.

BŞ:İleride Galatasaray Spor Klubünün  başkanı olacak bir üniversite öğrencisine başkan olduğu zaman klüp içerisinde öncelikle hangi üç yeniliği yapmasını önerirdiniz?

AP:Çağdaş yönetim ile yönetmek kurumsallaştırmak mali işlerin sportif işler kadar önemli olduğunu vurgulayacak bir yönetim modeli uygulamak.

BŞ: Başarılı bir iş adamının unutmaması gereken üç önemli şey nedir?

AP: Ailesi, mesai arkadaşları, sosyal hayattır.

BŞ: Türkiye Etik değerler merkezi kurucu üyesi Bülent Şenver size gelip Türkiye'de iş ahlakı bilincini geliştirmek istiyoruz yapmamız gereken en önemli  iki şey ne olmalı diye sorsa öncelik ile hangi iki şeyi yapmasını isterdiniz?

AP: İş ahlakının eğitime girmesini ve iş ahlakıyla ilgili şirketlerin insan kaynaklarında bir eğitim biriminin oluşmasını sağlamlığı isterdim.

BŞ: Adnan bey başarınızın borçlu olduğuna inandığınız üç özelliğinizi sayarmısınız.

AP: Sabırlı olmak, akla inanmak, insan ilişkilerimin iyi olduğunu temin etmeye çalışmak.

BŞ: İş hayatında gördüğünüz etik değerler ve iş hayatına uymayan davranış biçimlerinden  en sık karşılaştığınız üç davranış biçimini açıklarmısınız?

AP: Riyakarlık, yalancılık ve samimiyetsizlik.

BŞ: Asistanınız olarak  çalışan bir kişi size yardımcı olurken onun hangi davranışını gördüğünüzde işine son verirdiniz?

AP: Doğruları söylemeyip samimi olduğunu hissetmediğim anda.

BŞ: Süremiz doldu biz 8 soruya cevap vermiş olduk 8 çocuğumuz Eğitim Gönüllüleri Vakfının bir milyon çocuk kampanyasına katılmaya hak kazandılar  size ve Microsofta çok teşekkür ediyoruz.

AP: Bende siz teşekkür ediyorum Ne mutlu bana sorularınız biraz evet hayır olsaydı 50 çocuğu falan geçirebilirdik.

BŞ: Adnan bey buraya gelmeden size  gençlerimize mesaj vermek üzere sürpriz bir kaset hazırlarmısınz dedik sizde kasedinizi hazırladınız ve buraya kadar getirdiniz.o kasedi sizden alabilir miyim?

Evet Adnan bey'in hazırladığı bu sürpriz kasedi  biz yayına hazırlarken hep birlikte reklamları izleyelim.

BŞ. Kulağınıza küpe olsun programında Sayın Adnan Polatla birlikteyiz.

Adnan bey kasediniz aldık unutmadık kasediniz yayın için hazırlanıyor .

Biz şu anda misafirin misafiri bölümündeyiz.

Size buraya bir misafir davet etmenizi rica ettik.

Sizde buraya bir misafir davet ettiniz misafiriniz bize tanıtırmısınız?

AP: Tabii.

Ben bu programınızda genelde sizin iş yaşamıyla ilgili olduğu için gelen misafirin de iş ile ilgili kişiler olduğunu gördüm.

İnsan  yaşamı sadece iş demek değildir.

Yani iş hayatında yöneticiliklte başarılı olmak için işin dışındada aktivitelerin içinde insanın yer alması gerektiğine inanıyorum.

Bu amaçla benim çok sevgili arkadaşım kendisi çiçek gibi bir insandır.

Zaten lakabıda öyledir.

Kendisi sinema sanatçısıdır.

Yapımcı yönetmen ve yazardır.

Arif Keskiner'i ben size tanıtmak istiyorum.

Sağolsun davetimizi kırmadı geldi.

Yeni çıkardığı kitabın ismi de  çiçek gibi  biraz kendisinden hepimiz tavsiyeler alırsak  mutlu olurum.

BŞ: Arif bey hoş geldiniz.

AK: Hoşbulduk efendim.

BŞ: Misafirimizin misafiri bizim de misafirimizdir.

Gençlerimiz Adnan bey'den bayağı önemli mesajlar aldılar.

Eminimki sizlerin de birikimleriniz o kadar fazlaki ve hatta bu kitabın içerisinde muhakkak çok güzel şeyler var.

Gençlerimiz muhakkak bu kitabı okuyacaklardır.

Ben gördüğüm kadarı ile onların hepsine birer  tane vermek , hediye etmek üzere getirmişsiniz.

Eksik olmayın.

Ama sizin ağzınızdan bu programda önemli bazı mesajları dinleyelim. Hepimiz bazı mesajlar veriyoruz ama bir de sizin bakış açınızdan sizin yaşadığınız hayat göz önüne alındığında bu gençlerimize böyle bir çırpıda söylemek istediğiniz neler olabilir?

AK: Evet.

Aslında şöyle bir şey söylemek istiyorum.

Tabiki bütün insanların belli bir hedefi vardır. Bir amacı vardır.

Özellikle gençlerin amaçladıkları bir hedef vardır.

Yani şunu olmak istiyorum.

Şurda şunu idare etmek istiyorum.

Yahut ne  bileyim muhasebe müdürü olmak istiyorum.

Bilmem ne gibi böyle şeyler var.

Ama tabi ki başarılı iş adamı olmak diye bir hedef ve serbest ekonominin ana özelliklerinden bir tanesi.

Ama ben diyorum ki sadece kazanmak ve başarılı olmak insan olmak adına çok yeterli mi? diye düşünüyorum kendi kendime.

Yani bazı şeyleri, hayatı acaba  ıskalıyor muyuz?

İlla başarılı olucağız diye başarı hırsına kapılıp, ki bunu görüyoruz, yeni tanıdığımız bir dolu dostlarımız var falan  onlarda görüyoru,z bazı şeyleri ıskalamamak lazım.

Yaşam bir süreç.

Onun içinde sadece başarılı olucam diye koşturmanın bence başka değerleri de içine alarak yürümek daha doğru olsa gerek. 

O kulvarda yürürüken, örneğin sanatı bu meselenin içinde tutmamak lazım.

Sanat insanın ne biliyim böyle yaşamla ilgili haşır neşir olduğu bütün güzellikleri paylaştığı bir ortam aslında.

Bunun içinde yani tiyatrosu var, sineması var, balesi var, operası var, ne biliyim müziği var, her şeyi bunları bize extra katılan yani başarımıza ilave edilmiş daha doğrusu daha güzel bir insan olmak için ilave edilmiş unsurlar.

Bence bunları pek yabana atmamak lazım geliyor.

İlla başarılı olucam diye bilmiyorum yani mesela bir iş adamı kalkıyor uçağa biniyor Amerika'ya gidiyor.

oraya gidiyor buraya gidiyor.

İşleri gereği seyahat ediyor.  

Başarılı bir iş adamından bahsediyorum.

Bu seyahatleri süresince kitap okumayı ihmal etmemeli gibi geliyor bana.

Öyle bir arkadaşım vardı.

Her rastladığımda havaalanında elinde hep bir kağıt vardır.

Ama Türkiye'nin en büyük müteahitlerinden birtanesidir.

Yılmaz abi Allah rahmet eylesin.

Öyle rastlardım.

Abi ne okuyorsun diye sorardım.

Aaa falan diye öpüşürdük.

Yine okuduğun bir şey var derdim.

Yani o kendini okuyarak geliştitirdi.  

Bütün seyahatlari boyunca birçok kitap okurdu. Hem de  işini yapardı.

Öyle bir şey hayat. Hem işini yapacaksın hem de eyleneceksin. 

Ne biliyim hayatta  çok güzel yaşamak çok hoş bir şey.

Tabiki insan hayatta başarılı olmalı.

Tabiki yaptığı işi güzel yapmalı.

Sosyal yaşamını kurmalı.

Bir kere bence demin Adnan'ın  konuştuğunun içinde  sosyal yaşam da vardı.

Yani işin dışındaki yaşamınızı kendinize ayırmalısınız.

Bir kere kendinize ayırdığınız bir zaman olmalı değil mi?

İlle iş iş iş olmamalı.

24 saat hiç düşünmeden iş olmamalı. 

İş dışında da uğraşlarınız olmalı.

Biz geldik gidiyoruz. Siz de geldiniz gideceksiniz.

Onun için de ne yaptık başarılı olduk?

Ama ne yaptık?

Bir şey çok önemli.

Onu da söylemek istiyorum.

Yani bir arkadaşım onu söylemişti .

Biz demişti başarılı olmak için her şeyi yaptık.

Ve başarılı olduk.

Ama bir şeyi ıskaladık demişti. 

O da sanatla falan ilgilenir içli dışlıdır resim sever sergilere gider falan politikayı savunur gibi şeyleri kendimiz için dedirtemedik.  

Bunları ıskaladık demişti.

Böyle bir şey politikayı ıskalamak.

Nedir politikayı ıskalamak?

Yani biz başarılı olucağız diyepolitikayla ilgilenmedik.  

Bir politikacılar var ve  bir taraftan da bu ülke idare ediliyor.

Yani kimler idare ediyorbu ülkeyi?  

Nasıl idare ediyor  görüyoruz?

Bazı şeyleri bence ıskalamalı. Bazı konulara da duyarlı olmak gerekiyor .

Başarılı bir insan olmanın yanı sıra başarılı bir politikacı da olmak çok önemli ülke adına.

Bence bunuda ıskalamamak gerekiyor yani bilmiyorum.

Gençler politikayı ısklamasınlar.

BŞ: Çok doğru.

Gençlere diyorsunuz ki başarı diye çok standart bir tanım yoktur .

Herkes kendi başarı formülünü ve reçetesini kendisi düzenlemelidir.

Başarı sadece iyi bir mevkide iş yapmak bir kurumun başına geçmek de değildir, başarı sadece para kazanmak çok para kazanmak da değildir.

Hayatta bu başarı reçetesi içine girecek başka konular da vardır.

Herkesin başarı reçetesine koyacağı başarılar farklı kıvamlarda farklı bir şekilde olabilir.

Belki birisi için işte daha ileri plana çıkmak daha birinci sıradadır.

Bir başkasın da bir başka şeyler daha ön plandadır.

Ama muhakkak herkes o başarı reçetesini yaparken çok sınırlı kalmasın diyorsunuz.

Sadece tek konuda başarıyı hedef diye alıp sadece ona koşmasın.

Zannedersem şunu demek istiyorsunuz.

Ona doğru sadece tek şeye doğru  koşup tek şeyde başarılı olunca insan bir dönem geliyo,r bir zaman geliyor geriye dönüp baktığında eksiklikler hissediyor.

Bir konuda başarılı  oldum ama demek zorunda kalıyor.

Ama şunu ihmal ettim.

Ama şunu yapamadım.

Ama şundan mahrum kaldım .

Bir şekilde ileride pişman olmamak için de gençlerimize şimdiden outrun başarı reçetenizi yazın. Başarı için neler yapmak istediğiniz belirleyin diyorsunuz.

AP. Evet çok doğru esasında Arifin söylediği  asıl olan hayattır ve hayatı da dolu dolu yaşamaktır ama ortada bir  gerçek varki insan nasıl planlarsa planlasın nasıl programlarsa programlasın insanın kendisinin konrol ettiği dışında başka bir güçte seni başka yerler götürüyor fakat sadece işe konsantre olupta başarılı olucam diye baktığında bir gün geri dönüp bakıyorsun yaşamayı unutmuşsun hayat bitmiş onun için ben hep  dikkat ederseniz ben hep insan yaşamında sadece iş hayatı yoktur sosyal hayat vardır sanatsal hayat vardır özelliklede Arifi davet etmek istememin nedeni o insan hayatı sadece iş hayatı değildir sadece iş hayatına konsantre olduğunuz vakit çok başarılı mutsuz bir insan olmak mesela hiç kimsenin istemediği bir şey onun için mutlulukla ilgili hayatla ilgili kısmı sakın bir tarafa itmeyin , dolu yaşamaya başlayın .

BŞ : Evet Arif bey bu  şekilde gençlere biz onların kulağına küpe olacak başka başarı için o hazırlıycakları listeye koysunlar diye bazı başklıklar vermemiz gerekse bunlarda herhalde işte başarı diye işte başarı bir kere olsun değilmi onu ihmal etmeyelim:

AK: O şart .İşinde başarılı olmak şart.

AP: Bence birinci madde çiçek gibiyi bir okusunlar.

AK:Evet burda yani ben kendi hayatımı anlattığım için yani çevremi bütün dostluklarımı falan aslında bunun içinde bu sorduklarınızın hepsinin cevabı var ama önce hayatı ve insanı sevmek gerçekten güzel bir şey .

BŞ: İnsan ilişkilerinde başarılı olsunlar.

AK:O şart.

BŞ: Aile hayatında başarılı olsunlar .

AK: O çok zor oluyor ama yani ona girmek istemiyorum birkaç defa evlenip ayrıldığım için ben o konuya karışmak istemiyorum .

BŞ: Kendine zaman ayırmakta başarılı olsunlar.

AK: Onda da olsunlar.

Sanatın bir bölümünü seçsinler.

Yani örneğin şiiri sevmek gibi bir şey.

Ben şiiri sevmeyen insanın da fazla böyle hayata karşı duyarlı olabileceğini de sanmıyorum.

Anlatabiliyormuyum?

Şiir her şeyi ile insanın içinde olan bir şey.

Güzellikleri taşıyan içinde öyle bir şey.

Ama şöyle bir şey.

Şunu isterim.

Benim kompleksimdir.

Hala beceremediğim  bir şey.

Çok lisan öğrensinler.

Bilebildikleri kadar lisan öğrensinler.

Ben çok uluslar arası işler yapabilirdim.

Kendi adıma söylüyorum.

Çok başarılı bir sinemacı oldum.

Bir hayatım var.

En iyi filmler yaptım.

Ne bileyim. Yaptığım bazı filimlerin isimleri şöyle:

selvi boylum,

al yazmalım,

kapıcılar kralı,

piyano piyano bacaksız,

maden falan.

Bir dolu filmler yaptım.

Ama bir şeyi bir türlü aşamadım.

Lisan bilmiyordum.

Hala da bilmiyorum.

Ama her gittiğim yerde bütün bir harman yaparak bir şeyi ekmeğimi suyumu alıyorum.

O ayrı da , lisanın lisanın hayatta heleki bu  globalleşen dünyada başarının temel koşullarından biri olduğuna inanıyorum.

Yani bir lisan değil iki lisan, üç lisan ne kadar olursa bence çok önemli bir şey.

Bence bu onlara şimdi söylenmez ama biz biraz geçiktik.

Kendi adıma söylüyorum.

Ben daha kompütürü bilmiyorum.

Bilgisayarı falan evde var elimi süremiyorum.

Kitap yazıyorum.

Elle yazıyorum.

Sonra diyorum ki siz bunları bilgisayara geçin .

Teknolojiden uzak kalmamak gerekiyor.

Çağdaş olmak asıl.

Yani çağın verdiği bütün şeyleri çağdaş insanlar olarak almamız lazım.

BŞ:Evet. 

Çok güzel şeyler söylediniz.

Ama müsade ederseniz bu kadar güzel şeyden sonra gençlerimize bu şiir konusundaki heveslerini biraz daha canlandırmak maksadıyla şöyle sizin ağzınızdan onları hakkaten hoş bir dörtlük dinledik dedirtebileceğimiz muhakak sizin bir çok aklınıza gelen birçok şeyler vardır.

Ama böyle ilk defa burda onlara bir dörtlük okuyabilir misiniz?

AK: Seviyorum ya ne olursan ol girdin hikayeme,
çok değil evi barkı terkedip sana uyduğum,
ancak sen tazelikte gül yaraşır pencereme,
uykusuz gecelerde kokusunu duyduğum .

diyor şair.

BŞ: Evet çok güzel.

Çok teşekkür ediyoruz.

Ağzınıza sağlık.

Gençlerimiz bu sohbetten çok hoşlandılar.

Ben onların gözlerine bakınca bunu anlıyorum.

Sizinle bu sohbeti ilerde muhakkak devam ettirmek hepsi isteyeceklerdir.

Adnan bey haber aldım kasediniz, sürpriz kasediniz hazırlanmış.  

Biz şimdi hep birlikte sürpriz kasedinizi izleyelim.

BŞ: Adnan bey burda güzel bazı şeyler izledik.

Biz yanılmıyorsam izlediğimiz şeylerin kaç farklı görüntüden olduğunu ben takip etmeye çalıştım.

Dört değişik görüntü gördüm.

Herhalde dört değişik mesaj vermek istiyorsunuz gençlerimize .

AP: Biraz önce konuştuğumuz gibi sabır bence önemli bir şey, sabırla ilgili zaten bir şeyle söyledik.

BŞ: Yani tespih çekin diyorsunuz?

AP: Değil esasında mücadelenizi verirken, sabır başka türlü anlatılamazdı da onun için  mücadelenizi verirken sabırla verin.

Aceleci olmayın.

Çünkü acele ile insanlar çok fazla yanlış yapabiliyorlar. 

O anlamda sabırı işlemek istedim.

BŞ: Bu sırada herkes diyor ki erken seçim olacak.  Erken seçim bunun için de geçerli midir. Sabredip seçim için normal zamanı mı beklemeli? 

AP: Valla bu çok politik bir soru.

Ben buna cevap vermesem olur mu?

Ama Türkiye ile ilgili bir şey söylemek gerekirse hakikatten bu milletteki sabıra ben hayranım.

Olağanüstü bir sabır var Türk milletinde.

Bu son yetmiş seneyi nasıl yaşadıklarına inanamıyorum.

Ben hepsine sabırlarından dolayı şapka çıkarıyorum.

Açıkçası tabii orada ekip çalışması ile ilgili futbol takımı Milli takımı var.

Milli takımın başarıları ile göstermiş olduğu ekip çalışması ile göstermiş olduğu güzel bir örnek  olduğunu düşünüyorum.

Program ve disiplin ile ilgili ajanda vesaire şeyler vardı.

Programlı ve disiplinli çalışan bir insanın çok büyük bir zaman tasarrufu yapacağına inanıyorum.

Bizim de yerine koyamıyacağımız tek şeyin zaman olduğunu düşünüyorum.

Onun için zamana çok kıymet vermek lazım.

Boşu boşuna zamanı  harcamamak lazım .

Zamanı boşu  boşuna harcamamak için de muhakkak planlı programlı olmak lazım .

Ben çok planlı programlı olmadığımı da bu arada söyliyeyim.

Birileri beni toparlıyor arkamdan .

Sosyal hayat ile ilgili Clinton güzel bir espiri bence .

BŞ: Şarkı söylüyorlar değil mi birlikte.?

AP: Ama şu sosyal hayatla ben şunu söyliyeyim bence ne bildiğiniz çok önemli değil.

Kakkatten kimi bildiğiniz çok önemli.

çünkü bu günün dünyasında bilgi çağı bitti bana gore.

Bilgiyi istediğiniz vakit internete girip istediğiniz bilgiyi alabiliyorsunuz .

Bana göre insanlarla kontak ne kadar çok insan tanırsanız ve ne kadar çok insan tarafından tanınırsanız o kadar fazla bir elinizde sermayeniz olduğunu düşünün.

Birde sosyal hayattan kastım ne kadar çok yer görürseniz  o kadar çok vizyonunuz değişik ve açık oluyor.

Onun için yurt içinde yurt dışında imkanınız olduğu sürece mümkün olduğu kadar dolaşın.

Yeni yerler, yeni insanlarla tanışın.

Bilgi dağarcığınızın genişlemesinin  yanında vizyonunuz inanılmaz açılacaktır.

Onları kısaca özetlemeye çalıştım.

BŞ: Evet ben burda muhakak size  takım oyununu söylediniz ya herhalde Türkiye'de takım oyunu açısından sizin yönetiminde bulunduğunuz bir dönemde Galatasaray'ın takım oyunu bir takım olmak, tek vucut olmak konusunda çok önemli başarıları oldu.

Bu bir spor dalıydı ama olsun her yere uygulanacak belki orada birlikte hareket etmenin , birlikte bir hedefe koşmanın, inanmanın, bir şekilde başarı ile yapılabileceğini gösterdiniz

ben eminin ki bu göreviniz sırasında sizde böyle bir ekip çalışmasını başarı ile yapabilme konusunda bazı katkılarınız olmuştur. 

Galatasaray Kulübü Başkanı olartak bazı gözlemleriniz olmuştur.

Gençlerimize o tecrübelerinize bakıp kulaklarına küpe olacak öğütler ve ipuçları verebilir misiniz?

Yani ne idi bu Galatasaray daki hedefe kitlenme, takım halinde çalışma , bir şekilde ben bunu yapacağıma inanıp hakaketten  onu yapmak üzere koşmak birkaç şey söyleyebilirmisiniz? 

Sporda başarılı olmak için yaptıklarınızıbiz  iş hayatına alıpta uygulayabilir miyiz?

AP: Burda olay şudu bence ekip çalışmasını sağlayabilmek için birinci madde kesinliklen samimi ve  açık olmanız dürüst olmanız

BŞ: Dürüstlük, samimi,  açıklık

AP: Evet.

hedefi belirlemeniz lazım.

Ve insanlara koyduğunuz hedefin ulaşılmaz bir olmadığınıda  ikna etmek lazım.

Hedefiniz bu hadi bunu yapıyorsunuz değil, oturup tartışa tartışa  ikna etmek lazım,

İnandırmak lazım.

Bunu da akılla yapmak lazım.

Yani zorla, korkuyla, yani terörle yaptırmamak lazım.

Biz orda o dönemde bir tane örnek vermek istiyorum.

Galatasaray'takımında  benden önceki dönemde  bir futbolcunun işte gece vakti bir  kız arkadaşıyla yakalanması kıyametti.

Büyük para cezaları veriliyordu.

Şimdi düşünürseniz 20 yaşında 21 yaşında 25 yaşındaki bir sporcu devamlı antreman yapıyor.

Her türlü gıdayı alıyor.

Devamlı doktor kontrolunda.

Cebinde parası var.

Şöhreti var. 

Eee bunun kız arkadaşı olmayacakta kimin olacak ki? 

Dolayısıyla ben geldim kuralı değiştirdim.

Dedim ki kız arkadaşı olmayana ben para cezası vereceğim .

Dolayısıyla futbolcularla bizim böyle bir kontağımız oldu .

Ortadaki gerçeklerin, hayatın gerçeklerini oturup samimi olarak konuştuk.

Samimiyeti ortaya koyduk.

Ama o hiçbir zaman laobaliğe dönmedi.

Ve bir ekip ruhu yavaş yavaş oluşmaya başladı.

Yani açıklık dürüstlük samimiyet, beraber ortak hedef belirleme bizi başarıya götürdü. 

Çünkü hedefi de ortak belirledik.

Sonra da belirlediğimiz hedefe kilitlendik.

Sonra da birbirimize sahip çıkarak.

Yol aldık. 

O dönemde Galatararay takımı dönemin en genç takımıydı.

Yaş ortalaması 21 falan dı.

Ve sezon başında herkes demişti ki bu takımdan hiçbir şey olmaz. 

O takım o sene dört kupanın  dördünü de kazandığı gibi o takımdan bugün dünya finallerinde oynayan  yedi tane futbolcu var.

Yani orada belli bir düşüncede evrim yaptık.

Mesela Türk futbol takımının şu anda dördüncü yada üçüncü olması çok önemli esasında ama daha önemli şöyle bir şey oldu.

Düşüncede bence bir evrim oldu.

Millet olduğumuzu bize hatırlattı oradaki başarı.

Biz çünkü o kadar parçalara bölünmüştük ki.

İkincisi de bizim her şeyi yapmaya muktedir olduğumuz.

Bir millet olarak kendimize öz güvenimizi kazandırmaya başladık .

Bu tabii onun son durağı esasında bu spor şeyinin kariyerinin ama işin başlangıç noktası.

Bundan 15 sene evvelinden başlıyor.

Uzun bir hikaye. 

O kademe kademe yani basamakları birer birer sabırla çıkıldı.

Bir yere gelindi.

Bir günde olmadı.

Yani orda ekip ruhunu ki çokta gerçek anlamda sportif , tatlı insan  hoşgörülü çok güzel bir ekip yakalamıştık .

İşte  şimdi onlarla bütün Türkiye'ye gurur duyduruyor.

Tabii ben de onlarla beraber yetişmelerine katkım olduğu içine ben de gurur duyuyorum  çocuklarla.

BŞ: Ne kadar güzel.

Ben o dönemlerde hatırlıyorum bize denilirdi ki o ekip  sadece futbol öğrenmiyorlar.

Zaman zaman onlara dışardan profösyonel eğitmenler geliyor.

Hedefe kitlenmek nedir, takım oyunu nasıl yapılır, inanmak nedir, özel bir takım profösyoneller tarafından da eğitiliyorlar .

AP: Mesela ben bizim futbolcularımızın hepsi şey yapıyorlar .

İşte parasını alıyor almıyor .

Ben onlara bütçe öğretmekle başladım.

Klubün bütçesi nedir?

Bu bütçeyi realize etmemiz için neler yapmamız lazım?

Realize edersek onlar bundan ne kadar kazanç alıcaklar?

Onlara kadar inanırdık.

Galatasaray takımında bütçe anlatıyordum ben.

Düşünebiliyor musunuz  yani her konuda mümkün olduğu kadar bilgilendirip onları düşünemeye ittirmeye çalışıyordum.

Bence tutu da o  terapiler tuttu.

BŞ: İlk defa açıklıyorum bölümüne geldik .

Sayın Adnan Polat burda bize ilk defa bir açıklamada bulunucak.

Bu açıklamayı hep birlikte paylaşıcağız .

Biliyorum zor bir şey burada böyle bir şey açıklamak ama sizin darcığınızda muhakkak  böyle bir şey vardır .

Burada bizimle neyi paylaşmak istiyorsunuz ilk defa.

AP:Yani ilk defa tabi açıklıyacak o kadar çok şey varki.

Ama şunu da söylemek lazım ki son on senede gerek iş hayatı olsun sportif siyasi hayat olsun bizim saklımız gizlimizde kalmadı.

Her şey  şu anda her şey o kadar ortadaki.

Fakat madem Galatasaray'dan bahsettiniz size bir tane transfer hikayesi anlatıyım .

Şimdi o söylediğimiz  sene biz şampiyon oluyoruz

İlyas Tüfekçi bana dedi ki Karabükte bir tane futbolcu var aman dedi bu çocuğu muhakkak alalım.

Anlattı da anlattı. Futbolcuyu övdü de övdü.

Ben de izlettim.

İşte son maç bizim Florya'da.

Bir Ökkeş'imiz vardır.  

Galatasaray'ın bütün transferlerinde parmağı vardır.

Biz ona Ali Samiyen'den sonraki en büyük Galataraylı deriz.

Onu çağırdım.

Dedimki şeyde Karabükte Hakan Ünsal diye bir fıtbolcu var.

Git onu al bana getir .

BŞ: Git Ökkeş Hakan Ünsal'ı al getir dediniz? .

AP: Evet. 

O kadar .

Gitti Ökkeş Karabüte. 

O tarihte Karabükspor son maçını oynuyor.

Ve 92. dakikada gol yiyerek küme düşmüş .

Tabi şehir karışıyor falan.

Biz de şampiyon olmuşuz.

Bir yerde kutluyoruz.

Gece birde  Ökkeş geldi.

Yanında bir tane genç çocuk.

Genç çocuğa sarılmış.

Bir tane orta yaşlı bir adam dedi ki:

"Başkanım getirdim" dedi .

"Kimi getirdin?" dedim.

"Bu Hakan Ünsal" dedi. 

"Peki bu yanındaki bu arkadaş kim ?" diye sordum.

"Bu da yönetici" dedi ve devam etti: 

"Baktım yönetici Hakan Ünsal'ı bırakmıyor. İkisini de attım arabaya getirdim" dedi.

Bizim Ölkkeş benim talimatımı yerine getirmek için başka care olmadığı için yöneticiyi de almış getirmiş bize.

BŞ: Pratik ve akıllı .

AP:Hakan Ünsal'ın transferi öyle olmuştu.

BŞ:Evet .

Şimdi de sizi ileriye götürmek istiyoruz .

Bu ileriye götürmek hayal ile ilgili herkezin ileriye yönelik bir hayali vardır.

Muhakak sizing de ileriye yönelik yapmak istediğiniz bir takım şeyler vardır.

Biz size sorsak Adnan bey'in hayali nedir? Ne dersiniz?

AP: Şimdi hayalim vardı o hayalim yıkıldı diyebilirim.

Şöyle biz 1982 senesinde yaş ortalaması 25 olan bir yönetici grubu bu Ege Seramik  şirketini  aldık.

Yıllık cirosu yaklaşık 320.000 metre kareydi.

Bir yerde oturduk ve bir brainstorming  yaptık.

Bir düşünce fırtınası.

Ve dedik ki 2000 yılına geldiğimizde dünyanın en büyük on şirketinden biri olucağız.

Kendi konumuzda yaş ortalaması 25 ben en yaşlılarından biriyim. 

O 25 gençle ben de ona inandık.

Hep beraber bu kararı verdik.

1999 senesine geldiğimizde dünyanın en büyük on üretici şirketinden biri idi Ege Seramik .

Ve dedik ki artık bundan sonra nasıl bir dünya markası olalım.

Nasıl dünya markaları dünyanın hangi havaalanına gitseniz hangi şehrine gitseniz işte o markaları görüyorsunuz.

Biz de o hale gelmemiz lazım.

Bunun için ne yapmamız lazım?

Türkiye'den sadece mal ihraç etmekle olmaz.

Dünyanın temel pazarlarında da üretmemiz lazım.  

Kendimize Rusya'yı, Amerika'yı ve Çin 'i hedef koyduk.

Gittik Rusya'da bir tane fabrika aldık.

Tam yatırıma başlıyacağız dünya bankası IFC işin içine girdiler.

Ortak oluyorlardı,  Rusya krizi patladı.

Durmak zorunda kaldık.

Yatırıma başlayamadık.

Geldik döndük  Türkiye'ye.

Türkiyede'de 1999 un Ekim ayında meşhur bir yasa çıktı.

Nerden buldun yasası.

Türkiye'de kriz başladı.

2000 Kasımı 2001 Şubat'ı ondan sonra bizim bütün yapmaya çalıştığımız her şeyin hepsi yıkılıverdi.

Ve bizim ordaki yanlışımız mevcut devlet yönetimine güvenerek almış olduğumuz kararlardı.

Dolayısıyla üç senemizi kaybettik.

Ve şu anda dünyadaki ilk 20 firma içine girdik .

Türkiyede'ki bu krizlerin yarattığı erezyonları gidermek için bir 3 sene daha çalışmamız lazım.  

Dolayısıyla bu krizler bize bir 6 sene kaybettirmiş olacak.

Belki 6 sene sonra dünyadaki 40 firmanın arasına gireceğiz.

Dolayısıyla bir yerde hayallerimizi bir yerde bu krizler yıktı.

Benim bir hayalim vardı. 

O da bir dünya markası yaratmaktı.

Çünkü marka olmadan hiçbir şey olmuyor.

Şimdi hayalimi sorarsanız Arif ile de uzun zamandır konuşuyoruz.

Bir tekne muhakkak bir tekne alacağız.

Ve dünyanın dört bir tarafını dönerek tekne ile ziyaret  dünya turu yapacağız.

Dünyayı öğrenmek istiyoruz çünkü .

BŞ: O dünya turu yaparken de bu yıkıldı dediğiniz hayallerinizin tekrar  gerçekleşmesini sağlayabilecek iyi bir siyasi yapının olmasını hayal ediceksiniz.

AP: İnsallah . Çok önemli çünkü.

BŞ.Evet.

Çok teşekkür ediyoruz .

Şimdi size sayın Kamil Çakmak'ın orada bütün program boyunca karşımızda  oturup yaptığından başka dedi ki ben burda bir saat oturup yaptığım içime sinmiyor ben  oturup günlerce çalışıp yağlı boya tablo olarak Adnan bey'in resmini yapmak istiyorum .

Şimdi bunu önce size değil önce ekranlara göstereceğim burda çok güzel kendi yağlı boya bir çalışma yapmış.   

Altta Ege Seramik sahası kendi sahanızda oynuyorsunuz rakip sahada değil kendi sahanızda oynuyorsunuz.

Ve gayet güzel goller atmışsınız bir biçimde.

Ve ben bu güzel kompozizyon içinde kendimi de görüyorum hakem olarak.

Burada bazı hakemler bazen hakemler sarı kart bazen kırmızı kart gösteririler ben de size kulağınıza küpe olsun  kitabını gösteriyorum kırmızı kart göstermek yerine. 

Çok güzel bir hatıra olacaktır.

Bunu kabul etmenizi istiyorum.

AP:Teşekkür ediyorum.

Elinize sağlık.

Demek ki kamuoyunda benim imajım hala spor adamı olarak öyle mi?

Çok teşekkürler.

Sağolun çok güzel.

BŞ:Sayın Adnan Polat'a ve Arif Keskiner'e bizlerle ve gençlerle tecrübelerini paylaştıkları için,

gençlerimize burda sorular sordukları ve dinledikleri için,

Kamil Çakmak'a karikatür yaptığı için,

yayında ve yapımda emeği geçen herkeze bu programa hayat kattıkları için,

çok teşekkür ediyorum.

Ben ve eminin buradaki hepimiz zevk ile bu programı dinledik.

Ve bu programdan zevk aldık . 

Arif Keskiner görüyorum kitabını imzalıyor .

Program sonrası kitabını gençlere hediye edicek.

Unutmayın:

Gençler bizim her şeyimiz en değerli hazinemiz.

Gençlerimize sahip çıkalım.

Haftaya kulağınıza küpe olsun programının misafiri Sayın İzzet Özilhan .

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın .

Hoşçakalın.

.
.

Online Sipariş     

  

.
.
.

Bülent Şenver, Adnan Polat
.

.

.

.

.

Sanatçı Kamil Çakmak'ın Yaptığı Adnan Polat Karikatürü
.




Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org