Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Lider Odaları       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

NASUH MAHRUKİ Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

Türklider Televizyon Programı Nasuh Mahruki
24.08.2006
Okunma Sayısı : 13617
Oy Sayısı : 11
Değerlendirme : 4,91
Popülarite : 5,11
Verdiğiniz Puan :
 

 

Türklider Televizyon Programı Nasuh Mahruki
Nasuh Mahruki

.
.
Duayen bankacı Bülent Şenver benimle gençler için hoş bir televizyon programı yaptı. Paylaşmak istedim.

izlemek için tıklayın.     

.
.



Nasuh Mahruki Türklider

Televizyon Programı Deşifresi
.
.

Nasuh Mahruki (NM)
Bülent Şenver (BŞ)
.
.

BŞ: Türklider programına hoşgeldiniz.Türkiyenin genç liderlere ihtiyacı var.Her alanda her konuda genç lider yetiştirmeliyiz.Genç liderleri yetiştirmek ise hepimizin sorumluluğu  gençlere imkan sağlamalıyız.Gençlerin önünü açmalıyız. Gençlere el vermeliyiz. Gençlerle tecrübelerimizi , birikimlerimizi paylaşmalıyız.Gençlere örnek olmalıyız.İşte bu programda gençlere örnek olmuş bir Türklider konuğumuz olucak bu programdaki Türklider konuğumuz Sayın Nasuh Mahruki hoş geldiniz.

NM: Hoşbulduk.

BŞ: Biz sizi Türklider seçtik.Çünkü arama ve kurtarma konusunda Türkiye'de gerçekleştirmiş olduğunuz siz hoby deseniz dahi hobinin ötesine geçmiş bir uğraşınız nedeniyle ve aynı zamanda Türkiye'de  topluma yardım etmek toplumsal hareketlere karşı duyarlı olmak, insanlara yardım etmek, birbirimize yardım etmek ve adam sende dememek , aman ne olursa olsun beni ilgilendirmez dememek ve insanlarla el ele onlara yardımcı olacak organizasyonları gerçekleştirmek maksadıyla bu toplumsal duyarlılığınız nedeniyle sizi aynı zamanda sivil toplum örgütlemesi konusunda Türklider seçtik.

NM: Teşekkürler

BŞ: Biz  sizinle ilgili sizi  tanıtabilen , tanıtmaya daha doğrusu çalışan kısa bir film hazırladık.Hep birlikte bunu izleyelim.

NM: Tamam .Çok güzel

BŞ: Türklider Nasuh Mahruki sizin hayatınızda çok önemli kilometre taşları var.Sizin veb sitenizde bile o kadar önemli hayatınızda yaşadığınız olayları sıralamışsınızki bazıları benim ilgimi çekti.En çok ilgimi çekenlerden biride size Kar Leoparı ünvanı verilmiş Rusyada galiba.

NM: Evet.

BŞ: Ne demek bu kar leoparı.

NM:  Rusyada dağcı federasyonunun bir uygulaması bu ben 1994 yılında aldım Sovyet Asyada bulunan bu  Kırgıgistan, Tacikistan sınırlarında yer alan  Tienşen ve pamir dağlarında yer alan en yüksek dağı 5 tane  dağı var 7000 metre üzerinde bu dağlara tırmanan dağcılara verilen  resmi bir ünvan bu dediğim gibi ben alalı 11 sene oldu.Daha henüz Türkiye'den  tekrarı yapılmadı.Oldukça zorlu, zahmetli ve riskli bir hedef ama o dönemlerde bütün önceliklerimi o yönde kurgulamıştım ve gerçekten çok çok istediğim bir ünvandı.Bugüne denkde  hala gururla taşıyorum

BŞ: Kar leoparı ünvanı iyi bir dağcıya veriliyor herhalde.Kendini ispat edebilen

NM: O tırmanışları başarıyla tamamlayabilen dağcılara verilen resmi bir unvan.

BŞ: Evet peki sizi tebrik ediyorum ama siz bu leopar ünvanıylada yetinmemişsiniz başka  ünvanlarda almışsınız.birde benim dikaktimi çeken motositlet oldu.Siz motositlete herhalde atladınız böyle 21.000 km bu bir tesadüf değil herhalde bir cesaret işi ve yani bu yolculuğu siz o kadar çok çeşitli ülkelerde yaptınızki o motositlette ayrı herhalde bir risk değimli?

NM: Doğru.doğa sporlarının pek çok koluyla çok yakından ilgileniyorum.Özellikle üniversite yıllarında başlamıştım.Dağcılık, mağracılık, yamaç paraşütü, bisitlet, dalış ,yelken , motositlet gibi ve bunlarıda yapabildiğim en üst limitlerde yapmaya gayret ediyorum. Bu güne kadar daha denk dört  tane uzun motositlet seyahatim oldu.En uzunuda oydu sizin bahsettiğiniz 97 de yaptığım.

BŞ: 21.000 km.

NM: Evet Bir çıktım dört ay sonra döndüm Türkiye'ye .İstanbul'dan kızarkadaşımla yola çıktık.Türkiye, İran, Parkistan,Hindistan ve Nepal katmandağa kadar gittik.Çok büyük hayalimdi benim daha üniversite yıllarından bu yana en büyük hayallerimden biriydi.

BŞ. Döndükten sonra kaçgün motositletde gidiyor gibi oldunuz.

NM: Ben motositleti çok seviyorum.dolayısıyla hiçbirgün sıkılmadım.Birgün rahatsızlık duymadım .Bir gün hay Allah yine motora binicem demedim.hergün motoruma çok büyük bir özenle baktım.Kendimden önce motorumu iyi bir yere park etmesini işte yağını suyunu bakımını benzinini şusunu busunu düşündüm ve çünkü sonuçta onunla bir ilişki kuruyorsunuz ve o süreci  yaşamanızın tek aracı o. O size hizmet ediyor siz ona hizmet ediyorsunuz.Bu bir mekanik alet dahi bile olsa arada  bir bağ oluşuyor.

BŞ: Onunla bütünleşiyorsunuz.

NM: Çünkü güvenliğiniz ona bağlı ve motositlet tabiki birde tehlikelide bir alet hele Hindistan gibi Nepal gibi trafiğin son derece karmaşık olduğu nerdeyse kautik yapıda bir düzende birde tabii sağda sağ  sol trafik farkıda var orda.

BŞ. Evet yine Türklider Nasuh Mahruki 2000 yılında yine bu bütün bir risk alarak bir heyecan kendisine yaratmış .Ne yapmış? Dünyanın ikinci yüksek dağı burda 8611 metreden bahsediliyor.k2  k2 dağın adı herhalde.

NM: Evet.

BŞ: Buraya siz bir oksijensiz tırmanış.

NM: Evet

BŞ: Yani nefesinizi tutup nefes almadanmı tırmandınız.

NM: Şimdi tabi şöyle k2 dağı çok özel bir dağ. Everesten  daha alçak genel literetürda Everesten çok daha zordur.Dünyanın en prestiji tırmanışıdır.Ölüm oranı en yüksek dağı dünyanın en prestiji tırmanışıdır.Ölüm oranı en yüksek dağı

BŞ: Prestijli olması.

NM: Çok zor çok tehlikeli

BŞ: Herkez yapamaz.

NM: Risk faktörü taşıyor.Hatta bugün için k2 ye çıkan 200 kişi ya var ya yok .Ben 175. oldum

BŞ: Tüp oksijen tüpü almadanmı?

NM: Yok.toplam yani k2 dağına tırmanmayı başaran  200 civarında belki 210 civarında dağcı var dünyada oksjensiz  bu tırmanmayı yapmak ayrıca bir prestijdi.Çok zor çünkü dediğim gibi ben tırmandığım zamanlarda k2 ye çıkmış 164 kişi vardı.Bunu denerken hayatını kaybetmiş 57 kişi vardı.Bu şu demek k2 zirvesine varan her 3 dağcı için bir dağcı hayatını kaybetmiş.

BŞ: Yani % de 33 hayatınızı kaybetme riski olmasına rağmen k2 ye tırmanıcam dediniz

NM: Tam % 33 yapmıyo deneyen  belki yüzlerce insan var ama zirveye varanlar için 57 kişi hayatını kaybetmiş gibi bir rakam var o tabi çok özel bir hedefti benim profösyonel  spor hayatımın en üst hedefiydi herhalde bundan sonra o oranda bir daha riske gitmem o dönem için bir hedefti.

BŞ: Yukarıya çıktıkça nefes alamıyor gibimi hissediliyor.Nasıl hissediliyor?

NM: Tabi şöyle yüksek ittifak fizyolajisine baktığımızda deniz seviyesinde 1 atmosfer hava basıncı var yukarıya çıkıldıkça hava basıncı düşüyor.Bununla birlikte de oksijenin kısmi basıncıda düşüyor.Yani 5500 metrede deniz seviyesinde burda soluduğumuzun  yarısı kadar oksijen var Everesin  zirvesinde üçte biri kadar oksijen var  ve bu bizim  performans göstermemizi çok engelliyor.Ama dağcılar ne yapıyor çok iyi bir fiziksel teknik ve psikilojik antremanla metobolizmalarını belli bir süre  o koşullarda performans gösterebilir hale getiriyor solunum sayısı kalp atış sayısı artıyor bunlar geçici değişiklikler sonraki kandaki alyuvarlar sayısı artıyor ki bu çok önemli bir değişiklik tamamen  metobolizmanızda bir değişiklik oluyor havadaki oksijen parkürlerini yakalayan yapılar bizim alyuvarlarımız siz doğal bir refleksle kanınızı zenginleştiriyorsunuz ve kanımız ciğerlerinize doldurduğunuz havanın içinden daha çok oksijeni yakalayıp dolaşıma katıyor bu sayede daha rahat hareket etmeyi başarıyorsunuz orda tabii yüksek ittifakın tek derdi oksijen değil çevresel bir dolu streslerden var işte soğuk olması rüzgarlı olması rotanın teknik zorlukları gibi bir dolu başka faktörde var.Bütün bunların hepsinle başa çıkabilmek için çok ciddi bir sportif disipline sahip olmak lazım

BŞ: Evet.Gençlerimiz size çok sorular sormak istediler.Ben hepsini karıştırdım öyle çok soru varki sizinle saatlerce sohbet edebilirler ama buradaki süremiz kısıtlı olduğu için buradaki sorular arasından seçmek zorunda kaldık.Öyle bir soru varki şimdi size sorulmak istenen ben soruya baktığım zaman o soru daha ziyade sizin arama ve kurtarma  yaparken akut için siz önemli faliyetler yapıyorsunuz.Bu arama kurtarma çalışmaları içerisinde sizin hisleriniz duygularınızı merak eden bir soru bu soruyu Esra Üstünel sorucak size.

ESRA ÜSTÜNEL: Nasuh Mahruki biz sizi depremlerden sonra göcüklerin altında kalmış izsanları kurtarmak için akut organizasyonu harekete geçirmenizle tanıdık toplumun dikaktini çektiniz.Kurtarmış olduğunuz insanları teelvizyonda gödükçe size ve ekibinize sempati duyduk Kurtarma faaliyetleri sırasında yaşadıklarınız ve hissettiklerinizi bizimle paylaşırmısınız?

NM: Tabii şimdi çok zor bir süreç çünkü insanların hayatına artık bütün umutlarının  tükendiği ve artık her şeyin onlar için bittiği anda giriyorsunuz ve o arada elinizdeki bütün imkanlarla aracınız varsa aletiniz varsa onlarla yoksa tırnaklarınızla ve dişlerinizle onlara bir hizmet götürmek hatta bu hizmetinde ötesinde hayatlarını geriye kazandırmak için mücadele ediyorsunuz.Tabii çok üst düzey bir çalışma ben sonuçta profösyonel hayatımda defalarca çok riskli kararlar verdim çok ciddi dağ tırmanışları yaptım.Çok riskli ortamlara girdim çıktım ama bunların hiç birini bir insan hayatını kurtarmayla karşılaştıramam.Çünkü hepsi benim kişisel tutkumla alakalı şeylerdi.Kendimi geliştirme konusundaki  hedeflerimle ilgili süreçlerdi ama arama kurtarma dediğiniz  yani hayat imkanı bitmiş birisini tekrar ölümün  elinden cekip alıp ona tekrar o hayatı armağan etmek duygusu çok farklı bir şey dediğim gibi ben bileki bu kadar çok şey yapmış bir insan olarak başka hiç bir şeyle kıyaslayamıyorum.Verdiği manevi tatmin, mutluluk, huzur kendine saygı, yaptığı işin doğru olduğuna inanç gibi duyguları çok çok üst düzeyde yaşıyorsunuz.Ama tabii burda çok ince dengelerde var.Bunu karşınızdaki insanın üzerinede bir manevi yük haline getirmemeniz lazım .Yani iyi bir arama ve kurtarma disiplinindeki en önemli konulardan biri odur.Biz kendimize bir görev tanımı yaptık ve gönüllü olarak bunu seçtik insanlar yardıma ihtiyaç duydukları takdirde bu bir deprem olabilir, sel olabilir, dağ kazası olabilir, kaybolma olabilir.Elimizdeki imkanlar çerçevesinde onların hayatına girip onlara yardımcı olup hayatlarını kurtarmaksa hayatlarını  kurtararak bir yaralanma kaza sonucunda onları daha normal sürece taşımaksa o şekilde veya herneyse kaybolan birini alıp sadece ailesine teslim etmekte olabilir bu bu süreçte yanlarına gidip onların hayatlarına sadece o sınırlarda dahil olup tekrar hayatlarından çıkmak yolunda uyguladığımız bir model var.Çünkü karşımızdaki insanın bize manevi bir yükle ömrünün geri kalanını sürdürmesini istemiyorum.Bir problem bu benimde başıma gelebilir.sizlerinde bir başkasınında o anda biz donanımlıyız devreye giriyoruz problemi çözüp tekrar çıkıyoruz hayatlarından bunun tabii manevi boyutu çok üst düzeyde dediğim gibi başka hiçbirşeyle kıyaslayamıyoruz.

BŞ: Yine gençler öyle çok soru varki içlerinden yine ben böyle daldan dala atlayan soruları seçmek zorunda kalıyorum.Baktım o sorulardan birtaneside sizin zirveye tırmanmanızla ilgili Everes tepesinde çıkan ilk Türk ünvanı sizde buda çok önemli bir şey onunla ilgili yine sizin duygularınıza gönelik bir burda soru var onuda Merak  Bulut sorucak.

MERAL BULUT: Merhaba Sayın Nasuh Mahruki akut organizasyonu faaliyetleri dışında dağcılık sporuylada ilgili tanıyoruz.Ve Everestin zirvesine tırmanan ilk Türksünüz.Zirveye tırmanmak nasıl bir duygu ve dağcılar birbirlerine iplerle bağlanmış tırmanırken neler hissederler.

NM: Şimdi tabii dağcılık birkere  birinci kural tehlikeli bir spordur.Riskli bir spordur ve kendine özgü bir dolu özellikleri vardır.Dolayısıyla dağcılık sporuyla uğraşan herkesinöncelikle  bu gerçeği kabul etmesi ve ondan sonra bu tırmanış sporunu  yapmak için gerekli ön hazırlıklarını yapmış olması gerekir yani eğitim antreman ekipman işte ekip çalışması  doğru bir liderlik modeli gibi adım adım ilerlediğiniz sürece bu riski minimize edebiliyorsunuz yani kontrol edebiliyorsunuz.Riske girmek demek, dağcılar riske girerler ama bu zar atmak değildir.Hiçbir zaman için kontrollü yönetilebilir hesap edilebilir bir risk sürecidir dağcılık o yüzdende benim ve benim gibi insanların çok hoşuna gider.Çünkü  karşınızda bir tehlikeli unsur var riskli bir süreç var arama kurtarmada buna yakın bir vizyonda değerlendirilebilir.Bu riski siz kullandığınız pek çok yöntemle ki ekip arkadaşınıza iple birbirine bağlanmakla bunlardan birtanesi yönetilebilir hale çekiyorsunuz yani karşınızdaki riskli imkan ve kabiliyetleriniz dahilinde kontrol edebiliyorsunuz ve onun üzerine inşa ediyorsunuz bütün tırmanışı veya yaptığınız etkinliği dolayısıyla ip konusu karşılıklı güven konusu benim için çok önemli hatta seminerlerimdede bu konuya özel vurgu yaparım her zaman  için .Bir takım çalışmasının en önemli en olmazsa olmaz koşullarından biri güven ilişkisidir.İki kişi birbirine güvenmek zorundadır.İki  veya daha fazla on kişilik bir takımınızda  olabilir elbette iple alakalı kendi içimde önemsediğim duygular var güven unsurunu en önemli şekilde ortaya çıkarttığı için şöylede bir açılım yapabiliriz daha iyi anlaşılması açısından bir fotograf gözünüz önüne getirin iki dağcı aynı ipe bağlanmışlar bir önde biri arkada tırmanışı sürdürüyor.Değişe değişe yoruldukça diğeri öne geçiyor gibi burda öndeki dağcının başına bir iş gelirse kaza geçirirse yani düşerse arkadaki dağcının iki tane obsiyonu var.Bir ya öndeki dağcının düşüşünü durdurucak iki onunla birlikte düşücek üçüncü bir obsiyon yok burda yani bu kadar büyük bir güvenle birbirinize bağlı olmanız gerektiren spor dalı bu dağcılık kendi hayatınız kadar karşınızdaki hayatı kadar aynı ölçekte bir araya geldiğiniz bir noktaya  ihtiyacınız var.Ancak bu güven duygusunu sağlarsanız eğer çok üst düzey başarıyı sağlayabiliyorsunuz.o yüzden de takım çalışmasında en önemli unsur bu dediğim güven duygusudur.

BŞ. Burda yine bir soru sizin bu takım dedinizya takım ruhu takım çalışması ben seçtiğim sorulardan bir taneside takım ruhu takım çalışmasıyla ilgili ona baktım Cem Ünsal o soruyu size  sormak istemiş .Şimdi Cem Ünsalı dinleyelim.

CEM ÜNSAL : Nasuh abi merhaba Cem Ünsal 1996 Camel Troppy yarışmasında ülkemizi çok büyük bir başarıyla temsil ettiniz ve takım arkadaşınızla birlikte takım ruhu dalında dünya ikincisi genel clasmanda dünya 4.  oldunuz.Bu bağlamla biz geleceğin Türklider adayları olarak takım ruhu  oluşturabilmek için bize verebileceğin en önemli  ip uçları nelerdir ve  takım ruhu nasıl oluşturulur.

NM: Şimdi sonuçta takım dediğimiz şey belli bir amaç için bir araya de gelmiş insanlar topluluğu diye basit bir tanımlama yapabiliriz o zaman burda ne var bir  amaç var.Bir amaçtan bahsediyoruz öncelikle bulunması gereken bu amacı tanımlamak bütün takım çalışmalarında bence en önemli konu bizi burada tutacak olan o temel unsuru ortaya koymak nedir o misyon vizyon ve değerler , misyon dediğimiz şey bir görev tanımı yani bu grubu bu takımı eğer biz burda bir takımsak bu  takımı ayakta tutacak olan bir görev tanımına  ihtiyacımız var.biz niçin bir arada duruyoruz? Dağ tırmanışı için burda işte buradaki bana soru sormak için veya arama kurtarma yapmak için görev tanımınızı  net şekilde ortaya  koyduktan sonra diğer soru işaretlerinden bir defa ayırabiliyorsunuz, kendinizi biz bu amaç için geldik dolayısıyla başka bir amaca yer yok , çizgimiz bu misyon tabii çok genelde üst düzey bir hedeftir.onu birde vizyonla yani sürece bağlı elle tutulur daha somut hedeflerle kolaylaştırmak gerekir daha kolay anlaşılır hale getirmek gerekir. Bir vizyon tanımı yapmamız lazım yani burda 50 dakika içinde Nasuh Mahrukiye bu tür sorular  sorucağız bizim vizyonumuzda bu  deyip bunu sınırlandırıyoruz..Birde bir tane daha olmazsa olmaz koşulumuz var oda değerler kendimize seçtiğimiz bu görevi yerine getirirken elle tutulur somut hale getirdiğimiz hedefleri bu süre içinde yaparken tartışmaya açık olmayacak güçlü değerlerimiz olması lazım bir sürü şey olabilir dürüst olabilirsiniz, güvenilirlik olabilir, saygı olabilir, hoşgörü olabilir sempati olabilir, bir sürü şey olabilir bunu tabii o  takım kendi içinde kurgulamaktadır.Dolayısıyla bütün takım çalışmalarımızda misyonumuzu, vizyonumuzu ve değerlerimizi net  olarak kurgulamamız lazım.Daha sonrada takım üyeleriyle tabii bunu herkes tarafından hem fikir olarak paylaşılması , inanılması ve savunulması gerekiyor.Ekip arasında ki o güven ilişkisinide oturttuktan sonra herkeste üzerine düşen görevi eksiksiz yerine  getirirse sorun yok.Nasıl burda siz bana sorular soruyorsunuz her biriniz  bu konuştuğumuz çok kabaca yani misyon, vizyon değerler değerlerimizde belli zaten açıkçası birbirimizi sıkıştırmıyoruz gayet ahlaka doğru düzgün sorular soruyoruz aynı şekilde cevap vermeye gayret ediyorum bende böyle basit bir örnek olarak bunu verdim bunu çok üst düzey yerlerede getirebilirsiniz.Yani bir ülkenin savunmasıyla alakalı bir şeye getirebilirsiniz .Bir koskoca silahlı kuvvetlerin yapılanmasınıda getirebilirsiniz.Ama her örnekte iki veya daha fazla insanın bir araya geldiği örnekte bu modeli uygulayabiliriz.

BŞ: Size gelen sorulardan birtaneside sizin hayatta kalma konusunda diğer insanlardan farklı eğitimler gördüğümüzle ilgili.Siz bizden daha çok hayatta kalabilecek bilgilere sahipsiniz ki onuda baktım Fevzi Biçici sormak istemiş o imkanıda ona verelim.

FEVZİ BİÇİCİ: Öncelikle merhabalar Nasuh bey sizin kuzey alaskanın son derece sert iklim koşullarında ve coğrafi koşullarında çok özel olarak hazırlanan bir platformda aktik koşullarda hayatta kalmak eğitimi aldığınızı biliyoruz.Aslında sorunun cevabı burda birazda içinde yatıyor ama bunu bize biraz daha basitçe açıklarmısınız.Aktik koşullar ne demektir? Normal koşullarda bir insan aktik koşullarla karşı karşıya kalabilirmi? Kalırsa eğer neler yapmalıki hayatta kalabisin

NM: Şimdi bu çok ekslem bir örnek hep profösyonel bir sporcu olduğum için bu kadar üst düzey bir eğitime ihtiyaç duydum.Normalde hiçbirimizin gündelik hayatında böyle bir şeye ihtiyacı olmuyacaktır yüksek ittifa dağcılığında bu kadar etkin olduğum halde benim bile bilmediğim bir dolu olaylar var aktik koşullarla alakalı  .yüksek ittifada çok ciddi soğuk iklim koşulları aktik ladar olmasada çevresel faktörler işte tırmanışla ilgili  detaylar bir sürü problem var ama aktik koşullar şöyle antartika yada alaskanın veya işte aktikanın en kuzey kutup bölgelerindeki koşullara adapte olmakla alakalı bir şey ordaki koşullarda bir kere navigasyon çok önemli bir problem özellikle aktik dediğimiz kuzey kutup dairesinde herhangi bir yön bulabileceğiniz kerteriz olarak alabileceğimiz bir şey yok .Dolayısıyla harita, pusula ve cps ile bunlara bağımlı olarak hareket ediyorsunuz ve çok teknik anlamda bunu çok iyi bilmeniz lazım hayatınız buna bağlı .Çünkü onunda hiçbir kerteniz yok lendimark  yok tamamen dümdüz belirli bir tarafa doğru bu  bir yönü ikincisi ordaki koşullar normal şartlarda hiçbir yerde rastlayamıycağınız kadar sert ve soğuk ben k2 nin zirvesinde bile , Everesin zirvesinde bile böyle bir şeyle karşılaşmadım -60C de soğuk gördüm -60 C dediğiniz şey yüzünüzde maske olmadan nefes alamazsınız o kadar soğuk çıplak teniniz 10 saniye soğukla açıkta kalsa hemen donar o kadar tehlikeli bir ortam ve tabii siz burda birde performans gösteriyorsunuz.İşte 70- 80 kilo bir kazığı 180 km boyunca sırtınızda çekiyorsunuz.Bunu yaparken hem beslenmenize gerekli kalori ihtiyacınıza  işte kendinizi çevresel o faktörlerden korumaya dikkat etmeniz gerekiyor bunlara hazırlıklı olmanız gerekiyor.Hemde yönünüzü , yolunuzu  kaybetmeden bir taraftan bir tarafa erişmeniz gerekiyor.Birde bunu tabiki bir takım arkadaşınızla yapıyorsunuz bunu solo yapmakta mümkün ama ben bir alman tiratnomcuyla  yaptım bunu Danimarkada antik bir komondodan bu eğitimi aldık .Gerçekten çok özel çok zor bir eğitimdi ki ben bu kadar deneyimli olduğum halde bilmediğim dünya kadar şey varmış antik koşullarla alakalı nerde ihtiyacımıza gelir hani nerde ihtiyaç duyuyoruz böyle bir şeye diyecek olursak normal şartlarda duymayız elbette ama bir aktik eksperisyon planlıyorsak ki kafamda vardı böyle şeyler ki bir ön hazırlık olarak böyle bir eğitime girdim .Çokta faydasını gördüm ama dediğim gibi bu amatörler  için  olacak bir şey değil ancak bir hedef varsa ihtiyaç duyacağınız bir şey bende  genelde böyle çok hazırlıklı donanımlı olmayı tercih ederim hedeflerimle alakalı o yüzden böyle bir eğitim almıştım.

BŞ: Evet Türklide Nasuh Mahruki buraya gelmeden önce ben size bir ev ödevi verdim gayet güzel bir şekilde gerçekleştirdiniz.Türkiyede deniliyorki insanların değerlerini kaybediyormu acaba .Bizim geçmişte Türkler'in çok güzel değerleri vardı.Birbirimizi olan saygımız, erdemli olmamız, dürüt olmamız, bunlar içerinde olgun olmamız güvenilir olmamız, o kadar çok değer vardıki acaba bu değerler birer birer yok oluyormu diye endişeler var onun için ben istedimki size 34 tane değeri bir liste halinde veriyim bunlar içinde bir olayıda zorlaştırmak için size bu değerlerin hepsi bizlere lazım bu değerlerin hepsi gençlere lazım ama dedimki Türklider olarak siz bunların içerisinden 6 tanesini seçmek zorunda kalsanız hangi 6 tanesini alarak Evereste veya bir başka dünyaya ama yaşamak üzere gidersiniz diye  bunların arasından siz altı tane seçtiniz şimdi onları okumak istiyorum size.Birinci değer olarak özgürlük dediniz , özgürlüğü seçtiniz ikinci değer olarak erdemli olmak dediniz üçüncü olarak sorumluluk dediniz. Dördüncü dürüstlük ,beşinci adalet ve hakkaniyet altıncı da buradaki seçtiğiniz saygı idi.tabiki bunlar içerisinde zannettinizki işiniz bitti ben dedimki hayır ben dedimki işiniz bitmedi şimdi k2 ye çıkacaksınız 6 tane müsaade etmiyorlar o bir zor tırmanıştır altının içinden üç tane alıp gidiyorsunuz Bu içinden hepsi üç tanesini seçersiniz .Zor sorular ama yine de siz bu seçimi yaptınız.Bir özgürlüğü seçtiniz özgürlüğümü alırım götürürüm ikinci erdemli olmayı alırım değer olarak yanımda onu götürürüm  üçüncüde sorumluluk sorumluluğu alırım yanıma onu götürürüm .Şimdi ben size sorucam niye özgürlük diye bir iki cümleyle sizden bunun niyesini almak istiyorum.Türklider olarak özgürlük değeri sizin için önemliymiş niçin özgürlük?

NM: Şimdi bir kere hepimizin hepimiz kendine özgü bir varlığız yani farklı kişiliğimiz karekterimiz micazımız var .Yeteneklerimiz var ve kendimizide bir birey olarak tanımlıyoruz.Dolayısıyla benim kendimde en çok taviz vermiyeceğimi düşündüğüm özelliklerimden bir tanesi kendime olan saygım ve kişisel hedeflerimle olan ilişkilerim kendi benliğimle olan ilişkilerim dolayısıyla öncelikle kendimi sağlam bir biçimde kurgulamalıyımki ancak ondan sonra çevreme bir biçimde katma değer yaratabilirim, faydalı olabilirim diye düşünüyorum.Güçlü bir birey olma ihtiyacı duyduğumu vurgulamak için bu özgürlüğü söylüyorum.

BŞ: Peki ikincide erdemli olmak niçin erdemli olmak .

NM: Erdemli olmak şöyle bir şey orda yazdığınız bütün değerleri bence içine alabilecek bir cümle derseniz ben onu erdemlik diye açabilirim kendi anladığım baktığım yerden erdem dediğimiz şey sonuçta bütün iyi güzel bütün doğru pozitif davranışları içinde barındıran davranışlarımızın hepsinde bir ölçü olarak kullanabileceğimiz bir kavram erdemli olduğumuz zaman iyide oluyorsunuz dürüstte oluyorsunuz işte hoşgörülüde oluyorsunuz her şeyi bir üst seviyeden çok daha objektif ama olması gerektiği gibi değerlendirebiliyorsunuz.

BŞ: Üçüncü sorumluluk dediniz.Niye sorumluluk.

NM: Şimdi birinciye koyduğum özgürlüğü bencillik olarak algılatmamak için derhal bunun  hemen yanına bir sorumluluğu oturtmak gerekiyor.Çünkü benim özgürlüğüm bencillikten kaygılanmıyor kendime saygımın ve güçlü duruş bireysel duruştan kaynaklanıyor.  Ama bunu hemen sosyal sorumluluk duygusuyla yani çevremde tanıdığım veya tanımadığım canlı veya cansız , insan veya hayvan, bitki her şeye karşı bir sorumluluklada pekiştirmek gerekiyorki o erdemli olmanın anlamını tam olarak yerine getirebilelim.Akutda sonuçta bir sorumluluk  projesidir.Benim gibi düşünen arkadaşlarımızla bir araya gelip hiç tanımadığımız , hiç görmediğimiz bir dahada hiç görmiyeceğimiz bir ilişkimiz olmayan insanların hayatı için sağlığı için kendi hayatımızı ve sağlığımızı riske aratak yaptığımız bir çalışma sorumluluğunda buradan bu üçlemenin içine dahil etme ihtiyacı duydum.

BŞ: Özgürüm dediniz nasıl bir özgürlük erdemli bir özgürlük ama buda başkalarına zarar verecek biçimde değil sorumluluk duyguları içinde özgürlük sorumluluk ve erdem diye bağladınız Türklider olarak size sorucağım bir soruda bizim sanal proje kutumuz var ve her liderin bir l projesi vardır.Hatta birden fazla birçok projesi vardır.Hayatı boyunca yani yeni projelerle uğraşırHhepimizin önündede bu tip projeler muhakkak olmalıdır.Siz Türklider olarak şuanda üzerinde uğraştığınız veya uğraşmak istediğiniz bir projeden bahsedermisinizki o projenizi bizim proje kutumuza atalım.

NM: Tabii dediğiniz gibi aslında benim hayatımda her zaman bir dolu projeler yürüyor oldu.Hayal gücüne çok önem veririm.Hepte böyle bir dolu hayal kurarım.Nasıl bir dönemler carlopol     ünvanı almak çok büyük bir proje ise ve nasıl k2 tırmanışı en büyük projem ise şu andada yelkenli bir teknede dünya seyahati yapmak.Hayatımdaki  en büyük projelerden biri diyebilirim.onun dışında tabiki içinde bulunduğum topluma daha fazla katma değer yaratabilmek için akut ve benzeri yapılanmalarla bu sosyal sorumluluk duygusuyla bir dolu başka çalışma yapmakta bizim etkin projelerimizin arasında.

BŞ: Evet ben o zaman yelkenliyle dünya turu projenizi bizim proje kutumuzun içerisine atıyoruz.İnsallah günün birinde bu gerçekleşir.

NM: İnsallah.

BŞ: Türklider Nasuh Mahruki önünüzde bir kaset duruyor .Oda size bir ödev olarak verilmişti.Gençlere mesaj vermek için bazı görüntüler hazırlamısınız dedik eksik olmayın bize bu görüntüleri hazırladınız ben kasetinizi alıyım bunu yayına hazırlamak üzere bu kaseti bu şekilde yayına hazırlayacağız yayından sonra bakalım bu kasetin içinde gençlere netür mesajlar vericeksiniz hep birlikte reklamlardan sonra kasetinizi izleyeceğiz.

BŞ: Türklider Nasuh Mahruki ile birlikteyiz bize bir kaset sürpriz bir kaset hazırlamıştınız.Kaset yayına hazır hepbirlikte bu kaseti izleyelim.Evet kasetinizi izledik dük orda bazı görüntüler izledik .Bu görüntülerle gençlerimize bu değişk üç görüntüyle ne mesaj vermek istiyorsunuz bu değişik üç görüntüyle .

NM: Valla şimdi benim en önemli özelliklerimden biri hep seminerlerimdede vurgu yaptığım konu kişinin kendini tanıması çünkü sonuçta bunu beğensekte beğenmesekte bu beden ve bu akılla bu hayatı sürüdreceğiz.İşte 70 yıl 80 yıl 100 yıl Allah ne kadar ömür biçtiyse bize dolayısıyla öncelikle kendimizle bir barışık olmamız gerekiyor.Kendi fiziksel ve ruhsal yeteneklerimizi anlamamız gerekiyor.Akli melekelerimizi doğrudan doğru bir şekilde tanımamız gerekiyor.Bana göre en önemli konu bu yolculuğa başlarken ki ben hayatı yolculuk olarak tanımlamak isterim elimizdeki ham maddenin ne olduğunu ve bu  ne kadar geliştirebileceğimizle alakalı imkanlarımızı doğru öğrenmemiz gerektiğini düşünüyorum o yüzden önce  kendimizi tanıyacağız.

BŞ: Kendinizi tanıyın.Evet gençler kendinizi tanıyın.Kendinizi tanıyın ikinci mesaj.

NM: İkinci olarak kendinizi tanıdıktan sonra tabiki napıcağız elbetteki hepimizin arzusu kendimizi mümkün olduğu ksdsr  daha ileriye seviyeye taşımak  götürmek , büyümek kişisel büyümeyi sağlamak .Buda tabiki bir hedef seçmeyle olabilir.Kişisel hedeflerimizi oluşturmamız gerekiyor.Çok büyük hedefler seçebiliriz.ben hayatım boyunca hep üst düzey hedefleri seçtim işte carlepol olmak , everese çıkmak, k2 ye çıkmak başka bir sürü şey yapmak gibi .bu hedef tabiki gerçekçi bir hedef olması lazım.Yani elle tutulur ölçülebilir bir hedef olması lazım.Ve tabiki buna uygun planlamamızı stratejimizi, imkanlarımızı buna uygun değerlendirmemiz gerekiyor.Hedefimizi oturttuktan sonra da o hedefe erişme yollarını yaratma konusunda çalışmalar yapmamız gerekiyor.o yüzden hedef odaklı olmak diyebilirim.

BŞ: Hayatın bir bölümünde kendine herkezin bir hedefi olmalıdır.Bu hedefe ulaşmak         için elinden gelen çabayı sarfetmelidir.Hedefe ulaşmama gibi bir durumda motivasyon bozukluğu olmaması gerekir değilmi.

NM: Hedefi baştan iyi kurgularsak yani kendimiz için gerçekçi bir hedef kurgularsak ona ulaşmama gibi bir durum olmaz sadece gecikebilir, ertelenebilir.İlk anda planladığımız gibi dostdoğru gidemeyebilirsiniz.Sağından solundan dolaşıp gidebilirsiniz veya önce alt hedefe ulaşıp onların birleşimlerinden üst hedefe ulaşabilirsiniz.Dolayısıyla gerçekçi olduğunuz  sürece bu hedeflerinize ulaşabilirsiniz.Elbetteki çok hayali üst düzey bir şey kurguladıysanız olmayabilir bu ama bu sizin moralinizi bozmak gibi bir şey yaratmasına gerek yok.Çünkü hedef belirleme hayat boyu devam ede bir şey bir hedefi elde edersiniz orda durucak haliniz yok.O zaman yeni bir hedef çıkar ortaya .

BŞ: Yani hedeflerimizi revize edip değiştirmek mümkün.

NM: Tabiki bu kendini yenileyen bir süreç bakın kendimle ilgili kimseye şey yapmamak için diyelimki ben yelkenli bir tekneyle  dünya seyahati hayal ediyorum. Ama hiç beklemediğim bir anda trafik kazası geçirip sakat kalsam Allah korusun ama öyle bir şey olsa böyle bir hayalimden vazgeçmek zorunda kalıcam ama bu sefer yeni bedenim ve yeni yeteneklerimle ilgili yeni bir hedef oturtucam kendime dolayısıyla bu tür beklenmedik değişikliklere karşıda değişime açık olan bir vizyonla hareket etmek gerekir.

BŞ: Yani herhangi bir hedefe ulaşmama konusunda bir sıkıntı olursa hedef değiştirmek ayıp değildir yani yapılabilir şeylerdir bunlar anan hedefsiz kalmayın diyorsunuz üçüncü görüntüdeki son görüntüdeki mesajınız ordada bir ne olabilir?

NM: Tabiki öncelikle söylediğim özgürlük ve sosyal sorumlulukla alakalı bizler ne kadar kendimizi bir birey olarak tanımlıyorsak ta ki buda benim hoşuma gidiyor bir vizyon olarak ama bu dünyada  diğerlerinden bağımsız kendi başına böyle yürüyen tekil varlıklar değiliz.Çevremizdeki diğer varlıklarla  bir arada olan sosyal bir varlığız.Nasıl sizlerin buradaki varlığı bizlerin buradaki varlığına bir anlam katıyorsa, bizim buradaki varlığımız sizin ordaki varlığınıza bir anlam katıyor dolayısıyla bir arada var  olduğumuz düşüncesini farkına varıp bunun gereklerini yerine getirmemiz gerekir diye düşünüyorum.Yani sosyal bir sorumluluk düşüncesiyle hareket etmek nasıl biz akutta  hiç tanımadığımız insanlar için sadece aynı coğrafyayı paylaştığımız için hatta aynı ülkeyi bile değil bakın Hindistana bile gittik İrana gittik Yunanistana gittik Tayvana Mozanmiyede gittik sadece bu dünyayı paylaştığımız için bir sorumluluk duygusuyla hareket ediyoruz.Bunu ille insan odaklı düşünemeye bile gerek yok.Okyanusun dibinde yaşayan bir organizma için bile aynı sorumluluğu hissetmeniz gerekiyor.Hatta ozon tabakası bir canlı varlık bile değildir.Ama ozon tabakası için bile aynı sorumluluğu hissetmeniz gerekiyor çünkü sonuçta hepimiz birbiribe bağımlı varlıklarız kısa dönemde  değil ise bile uzun vadede bunların bir tanesine gelen zarar hepimizin hayatını olumsuz yönde etkileyecektir.Hepimizin hayatı derken bireysel kişi diye düşünemeyin bunu ama belki 500 yıl sonra ailemizin soyumuzun hayatını olumsuz etkilliyecektir.

BŞ: Peki Türklider Nasuh Mahruki  şimdi öyle bir bölüme geldikki hem sizi birazcık zorlamak istiyoruz hemde birazcık eğlenmek istiyoruz.Ben size bu bölümü şöyle söyliycem adına isim koydum bölümümüze bir göster bin işit ben  size bir şey göstericem sizden bin işitmeye çalışıcam bu şöyle olacak gösterdiğim bir obje olacak o gösterdiğim objeye siz beş saniye bakıcaksınız ondan sonra bana gençlerimize onunla ilgili bir mesaj aktarmanızı istiyoruz ki o mesajda onların kulaklarına küpe olabilecek objemi görmeye hazırmısınız.

NM: Tabii .Tabii.

BŞ: Ben sizin için bugün buraya bir ip getirdim .Objeniz bir ip buna beş saniye bakın bununla ilgili gençlerimize bir mesaj vermenizi istiyorum.İstiyorsanız tutun böyle birlikte birbirimizi çekebiliriz.Sizi nerelere götürdü bu ip kimbilir değimli.

NM: Tabii burda önemli konu insan aklı objenin kendisi değil insan aklı bu iple pek çok şey yapabilirsiniz.Birisini bağlayıp özgürlüğünüde kısıtlayabilirsiniz  veya birisinin bir yerde takılı kalmış arabasını çekip onu kurtarabilirsiniz.Dolayısıyla tamamen sizin aklınızla alakalı şey elinizdeki objenin  nasıl kullanılıcağı o yüzden elinizdeki unsur ne olursa olsun onu doğru iyi pozitif amaçla kullanma olduğunu söyleyebilirim.Yani ben bu iple çok büyük faydada sağlayabilirim.Tahmin edemiyceğiniz zararda verebilirim bu sonuçta benim yeteneklerimle olan bir şey o yüzden kendi yeteneklerinizle ve hep seçiminizle özgür iradenizle seçiminizle iyiyi doğruyu seçmenizi söyleyebilirim.Birde tabiki ip iki şeyi birbirine bağlayan bağlamak için kullanabileceğimiz bir unsur bir şeye bağlanmamız gerekiyorsa şayet değerlerimize sıkı sıkı bağlanmamız gerektiğini söyliyebilirim.Eğer bir şeye bağlanıcaksak o öz değerlerimize bunlar her neyse kendi öz içimizde  ortaya çıkarttığımız değerlerimize hiçbir şart altında bırakmamak ve kopmamak şart ile hayatımızı kurgulamamız gerektiğini söyleyebilirim.eğer baştan bunu oturtur ve üzerinde emin adımlarla ilerleyebilir bir düzen kurarsak kimse bizi yolumuzdan ayıramaz yani siz dürüst olmayı erdemli olmayı sorumluluk duygusuna sahip olmayı bir kez karar veririsenizki bunlar doğru davranışlar ne olursa olsun yani bu ipi hiç kimse kesemez ve koparamaz öyle bir ip gibi bunu algılamak gerektiğini düşünüyorum.Öyle bir bağ olarak algılamak gerektiğini düşünüyorum.

BŞ: Şimdi bununla ilgili çok güzel şey söylediniz.Şimdi yine birazcık sizleri harketlendirmek için bir imtihan sorusu değil ama bir torba önünüzde torbayı açtığınız zaman içinde torbanın harfler var istiyoruzki bir harf çekin içinden baş harfi o kelime baş harfinde  o olan bir kelime o  kelime şöyle olsun iyi bir davranış , doğru bir davranış olsun a harfi çıkarsa a  harfi ile başlayan iyi bir davranış  doğru bir davranış istiyoruz bakalım hangi harf çıkıyor size evet size ü harfi çıktı.Ü ile iyibir davranış veya doğru bir davranış.

NM: Üretkenlik.

BŞ: Üretkenlik.

NM: Evet üretkenlik hayatınızda ne yaparsanız yapın mutlaka hep üretim olsun hayatınızda bu bir hoby de olabilir profosyonel bir hedefte olabilir ama hep iyi  bir şey üretmeye çalışın hep bir şey üretmeye   çalışın hep bir şey üretmeye bir şey ortaya koymaya ve bunu tabiki mümkün olduğu kadar paylaşmaya

BŞ: Evet çok güzel bir tane daha çekiceksiniz onunla kötü davranış olmayan yanlış bir davranış söyleminizi istiycem bakalım hangi harfiniz çıkıyor evet R harfiyle başlayan iyi olmayan kötü bir davranış hatırlıyabiliyormusunuz?

BŞ: Hatırlamazsanız bir tane daha çekebiliriz iyi olmayan bir tane daha çekin

NM: Yok o çıktıysa kaderemize razı olalım.onunla alakalı çözelim valla r ile hemen aklıma riskle ilgili çağrışımlar geliyor.

BŞ: Olabilir . Evet.

NM: Yönetemiyceğimiz risklere girmek ve bu risklerle ilgili başkalarının başını derde sokma konusunu bir kötü davranış olarak söyleyebilirim sonuçta kişisel anlamda hep ben aslında insanlara gençlere riske girmeyi öneririm.ama riske girmek hiçbir zaman için zar atmak değildir.bilinçli planlı kurgulanmış hedeflerle ve kendi yeteneklerimiz doğrultusunda yapılmış bir şeydir.Riske girekende  başkalarını zarara sokabilecek bir risk gibi asla buna izin vermemek gerekir diye düşünüyorum.Eğer aşırı hırslı davranırsak tutkularımızı, hedeflerimizi, yeteneklerimizi doğru değerlendirmeyip çok aşırı yerlere getirirsek işte bu risk bizi aslında büyütebilecek süreç olan risk çok ciddi bir tehtit olarak kötü bir davranış olarak karşımıza çıkar bize zarar vermenin ötesinde belki  ben kendime zarar vermeye razı olabilirim ama eğer bunu plansız ve aşırı bir hırsla yaparsak çevremizede zarar verebiliriz ki bu hiçbir zaman kabul edilebilir bir davranış değildir.

BŞ: Türkider Nasuh Mahruki ben şimdi size etik sorusu sormak istiyorum.Etik sorusu  için size bir vaka hazırladım o vakayı okumak istiyorum ve sonunda sorucan Nasuh Mahruki siz olsaydınız bu durumda ne yapardınız diye.Faruk vey var Faruk bey bir arama kurtarma ekibinin ekip lideri Faruk bey işini seviyor mesleğini seviyor bu işi iyi yapıyor hoby olarak hoby nin ötesinde bu işe gönül vermiş .bir gün Allah korusun oluyo tabiki deprem oluyor ve depremde bir çok yer yıkılıyor yıkıntılar içinde tabiki bir çok insan kalıyor ve ona diyorlarki senin bölgen şurası al ekibini git .Alıyor ekibini gidiyor ve çok heyecanlı kendisi ve orada kardeşinin evi var o sokağa giriyor kardeşinin evi yıkılmış tabi ister istemez onun caddesine koşup onun sokağına koşup eve bakıyor ve aşağıda kardeşinin sesini duyuyor tam arkasını dönüyor arkadaşlarına hadi gelin kardeşimi kurtaralım diyecekken ekipten bir başkası arkada şöyle bağırıyor gelin gelin burda bir ilkokul yıkılmış altında çocukların sesini ve ağlamalarını duyuyorum .Hep birlikte bu tarafa diye o sesi duyar duymaz işte Türklider Nasuh Mahruki Faruk bey'in yerinde o anda siz olsaydınız ne yapardınız?

NM: Tabi şimdi burda doğru düşünce modelini oturtmamız gerekir bir kere arama kurtarmada birinci kural en kısa sürede en fazla sayıda insana bir faydayı sağlamaktır.Dolayısıyla size burda çalışma yaparken işte insanların yaşı başı, boyu postu, cinsiyeti ırkı falan hesap yapamazsınız sadece daha çok insan kurtarmaya odaklı bir model üzerinde  çalışırsınız.Akrabalık ilişkileri devreye girdiğinde elbette bu süreç zordur ama bu şu anlama gelmez sonuçta takımınızı yani ben olsam ne yapardım diyecek olsak bir kere sesinin geliyor olması çok güzel bir haber yaşıyor insanlar enkaz altında eğer ciddi bir yaralanmaları yoksa 7-8 gün sağ kalabilirler açlıkla susuzlukla başa çıkabilirler dolayısıyla size böyle bir düşünce veya eylem serbestliği tanıyor bu  obür taraftaki okul elbetteki birinci öncelikle ekibinizin en güçlü kısmını okulda çocuklara dönük   kullanmanız gerekir çünkü orda daha fazla sayıda birey var dolayısıyla bunların yaralanmış olma olasılıklarıda daha fazla yani daha fazla müdahale edilmesi gerektiren bir durumda var sizin anlattığınızdan anladığım Faruk bey'in kardeşinin herhangi bir yaralanmayla ilgili bir sorunu olmadığı dolayısıyla ben olsam ekibimin güçlü kısmını okulda çalıştırır ama küçük bir kısmıylada Faruk bey'in kardeşinin orda mutlaka bir eylemsel çalışma yaptırırdım.

BŞ: Evet son olarakta şunu sormak istiyorum.bu kadar ciddi sorulardan sonra nerde ne yenir neyi yemeyi seversiniz hangi kitabı tavsiye edersiniz.böyle şeyleriniz varmı sabah kahvaltısı öyle yemeği sucuklu yumurta severim gibi.

NM: Yok. Ben yemeğe pek meraklı değilim açıkçası.Özellikle çok uzun süre dağlarda bu tür ekperisyonlarda geçirdiğim için yemek olsada olur olmasada olur gibi bir duruşum var ama elbetteki güzel yemek severim.Yemekte seçmem her yemeği severim.

BŞ: Tavsiye ettiğiniz gençlerimize son bir şey varmı?

NM: Yemek konusundamı ?

BŞ: Evet yada okumak sinemaya gitmek kuru fasulye yeyin yani bir şey tavsiye edin onlara

NM: Bilmiyorum bu bir zevk meselesi aslında sizin için hangisi hoşunuza gidiyorsa onu tercih etmenizi söyleyebilirim.

BŞ: Beğendiğinizi yeyin gençler.

NM: Ama elbetteki şu anda Türkiyede ve dünyada çok ciddi bir problem obezite .Allah'tan hiçbirinizde böyle bir dert yok hepiniz maşallah kendinize iyi bakmışsınız .Ama bu önemli bir sorun sizin nezdinizde  diğer gençlere bir mesaj olarak söyliycek olursak bunu Türkiye'de önemli sayıda genç sizden küçük kardeşlerimiz obeziteyle uğraşıyorlar.Çünkü aldıkları kalori hesabını düzgün yapmadıkları için ve spor yapmadıkları için ciddi bir kilo problemleri var o anlamda yemek konusunda işin bir zevk olmasının ötesinde birde böyle fonksiyonel tarafı nasıl bedenimize saygı duyucağız demiştik bedenimizi tanıycağız onu dahada verimli kullanabilmek için onun yediği besinlerle ilgilenmemiz gerekiyor.Eğer bunu abartırsak harcadığız enerjiden fazlasını alırsak kilolu oluruz.Kilolu olmakta bizim hayatımızdaki bütün hedeflerimizle ilgili projelerimizi ne yazıkki aksatabilir.

BŞ: Evet çok teşekkür ediyorum ben size Türklider Nasuh Mahruki insallah uzun ömürlü olup arama kurtarma konusunda size çok fazla insallah  yük düşmez görev düşmez.Gençlerimizle birikimlerinizi, tecrübelerinizi, ve zenginliklerinizi paylaştığınız için size tekrar  teşekkür ediyorum.Bizim birde Türklider gazetemiz var şuanda şu anda birinci sayfası hazır hepbirlikte Türklider gazetesinin birinci sayfasını okuyalım.Gençler bizim her şeyimiz en değerli hazinemiz gençlerimize sahip çıkalım . Bir başka programda birlikte olmak dileğiyle.Hoşçakalın.

.
.
 
.
.
Programa katılan gençler


.

.

.

.Televizyon programına katılan gençlerin listesi

Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org