Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Lider Odaları       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

ŞARIK TARA Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

Büyük Ruh
31.01.2008
Okunma Sayısı : 49412
Oy Sayısı : 28
Değerlendirme : 4,86
Popülarite : 7,03
Verdiğiniz Puan :
 

 

Büyük Ruh
Şarık Tara

Forbes dergidinde yayınlanan bir söyleşimi sizlerle paylaşıyorum.

Büyük Ruh
Şarık Tara

Japon İmparatoru'ndan aldığı nişan… Hemen altında Hırvatistan'dan verilen bir başkası, Abdi İpekçi Barış Ödülü…Oldukça geniş ama sade ofisinin duvarları devlet başkanları tarafından verilmiş nişanlar, üniversitelerin verdiği fahri doktoralarla kaplı. Hiçbiri olmasa da ofisinin penceresinden atacağı bir bakış gurur duyması için yeterli. Otomobiller, Boğaziçi köprüsüne bağlanan Ortaköy Kavşağı'nın üzerinden durmaksızın akıp gidiyor. Enka burayı inşa ederken sene 1973'tü.

Kurduğu şirket bugün dünyanın her yerinde milyarlarca dolarlık projeler yürütüyor. Ama o sade biri. Sade ve babacan. Şarık Tara yaptığı işlere paralel olarak egosu da büyüyenlerden değil. "Benim yanımda rahat olun çocuklar. Benim yanımda herkes rahattır" diyor. Karşısındakini kolayca etkileyen samimi biri. Ne yalan söyleyeyim, üzmeyi istemeyeceğiniz türden… Ve hakkındaki bu izlenimleri paylaşacak çok kişi var.

"Şarık ağabey öl dese, düşünmeden ölecek yüzlerce mühendis ve yönetici vardır." Bu sözlerin sahini Rönesans İnşaat'ın patronu Erman Ilıcak, Şarık Tara'nın  "Bizim şirkette çalıştı. İyi bir çocuk. Çok memnun oluyorum başarılarından" dediği isim . Az buz başarı değil sözü edilen. Enka Okulu'ndan yetişme Ilıcak bu yıl "Forbes'un En Zengin 100 Türk " listesinin (Mart 2008 sayısı) milyarderlerinden biri. Ama boynuzun kulağı geçmesinden daha çok var. Ermak Ilıcak'ın  "Hepimiz için ağabey gibidir" dediği ve Enka çalışanlarının da böyle çağırdığı Şarık Tara listesinin tahtında oturan isimlerden. Enka'nın 15 milyar dolarlık piyasa değeri, onunla birlikte oğlu, Enka Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Tara'nın da listenin zirvelerinde yer bulmasına rahat rahat yetiyor. Piyasa değeri 15 milyar doları bulan dev bir şirket Enka.

Şarık Tara, şimdiye kadar Türkiye'den 204 bin kişiye yurdışındaki projelerde iş verdiklerini söylüyor. (kadınlı erkekli bütün Artvin'in Enka için çalıştığını hayal edin). Enka'dan ayrılıp kendi işini kuranların sayısı da çok. "10 binde 1 milyon dolar arasında para biriktirip dönüyorlar Türkiye'ye. Daha sonra yüzde 80'i kendi işini kuruyor." Diye anlatıyor Tara. Rusya'da, Enka'nın iş ortağı olmayan ya da bir zamanlar Enka'da çalışmamış Türk inşaat şirketi ve yöneticisi yok gibi. Sadece Türkler'de değil, aynı şekilde Enka ekolünden gelen ve Enka ile büyüyen Rus şirketleri de var. 1988'den bu yana ülkede toplam 6 milyar 442 milyon  dolarlık 140 projeye imza attı. Bunların 113'ü tamamlandı.

Performansları sadece Rusya'da etkileyici değil. Nepal, Mali, Sierra Leone, Kamerun ve Cezayir'de ortağı Amerikalı Cadell ile Amerikan büyükelçilikleri inşa etti. Bosna Hersek, Sarajevo'da bedeli 100 milyon dolar olan yeni bir elçilik binası işi daha alındı. Hırvatistan'da otoyolu projesi tamamlandı ama Romanya ve Arnavutluk'ta otoyol inşaatları devam ediyor. Bunlar dışında sekiz ülkede daha devam eden projeler var. Cezayir, Kazakistan, Libya, Romanya, Rusya, Tacikistan, Ukrayna,Umman… Şirket bugüne kadar dünyanın 30 ülkesinde 28,5 milyar dolarlık 402 proje yürüttü. Tara da soruyor haklı olarak, "Bir emsal daha gösterebilir misiniz ülkemizden?"

Şarık Tara Üsküplü varlıklı bir aileden geliyor gelmesine ama şimdi emsal gösterilemeyen bu şirket, Tara ve kayınbiraderi Sadi Gülçelik tarafından yoktan var edildi. Şirketin isminin "enişte" ve "kayınbirader" kelimelerinin ilk hecelerinden oluştuğunu bilmeyen kalmamıştır herhalde. Enka 1957 yılında kurulduğunda Şarık Tara 27 yaşındaydı. İTÜ'den inşaat mühendisi olarak yeni mezun olmıştu ama iş hayatına 10 yıl önce atılmıştı aslında. Tara'nın kendisinden iki yıl sonra 1944'te Üsküp'ten  Türkiye'ye gelen ailesi, yanlarında hiçbir şey getirmemişti. Avukat olan babası, diploması geçerli kabul edilmeyince Rızapaşa'daki Çorapçılar Kooperatifi'nde genel sekreter olarak çalışmaya başladı. Şarık Tara hem okuyup hem çalışmak zorundaydı. Bir tekstil fabrikasında işçi olarak ilk işine girdiğinde lise ikinci sınıftaydı. Öğrencilik hayatı boyunca da çalışmaya devam etti. "Şimdi üzmeyeyim sizi, çok işlerde çalıştım böyle."

Tara ailesi, Türkiye'ye geldiğinde sıfırdan değil Tara'nın tabiriyle "negatif" bir başlangıç yapmıştı. Ancak Şarık Tara ismiyle müsemma bir adam olmayı başardı (Şarık, parlayan, parıldayan anlamına geliyor).

Tara'ya göre Enka'nın büyümesinde en önemli dönüm noktalarından biri  şirketin dışa açılması. Daha 1965 yılında buna karar veren tara, "Ama o zamanlar dışa açılmak hayalperestlik gibi görülüyordu" diyor.  Yine de kafasına koyduğunu yapması için aradan çok zaman geçmesi gerekmedi. 1970'lerde Enka'nın yürüttüğü 35 inşaat projesinin 10'u yurtdışında yürütülüyordu. Enka yurtdışında dev projelere gerçekleştiren ilk Türk inşaat şirketi oldu. 1976'da Libya-Bingazi'de inşa ettikleri çimento fabrikası yabancı bir ortakla birlikte yurtdışında yürüttükleri ilk projeydi. Daha sonra aynı bölgede dört çimento fabrikası daha inşa ettiler. Ancak o zamana gelene kadar daha 1960'larda  Enka Türkiye'de yabancı ortaklarla büyük inşaat projelerinde deneyim kazanmıştı.

Enka'nın başarılı büyümesinin nedenlerinden biri de bu. Şarık Tara da bu konuya vurgu yapıyor: "Enka ortaklıklarını hep sorunsuz sürdürmüş ve iyi ortaklarla çalışmıştır."

Enka'nın iyi ortaklarının başında Bechtel geliyor. Mühendislik, inşaat ve teknik hizmetler sektörlerinde faaliyet gösteren San Francisco merkezli Bechtel'in yıllık cirosu 25 milyar dolar civarında. Manş Denizi'nin altından geçerek Fransa ve İngiltere'yi birbirne bağlayan Channel Tunnel, ABD'deki Hoover Barajı gibi yapılarda Bechtel'in imzası var. Enka'nın Bechtel ile ortak projeleri saymakla bitmiyor. .. Romanya Ulaştırma Bakanlığı'nın 2,2 milyar euro tutarındaki otoyol bakım ihalesi, yapımı 1992'de biten 120 km'lik Ankara-Gerede otoyolu projesi, 1994-2006 yılları arasında Kazakiskan'ın Tengiz petrol sahasında inşa edilen birkaç boru hattı projesi, Hollanda Rotterdam'da Rijinmond Enerji Merkezi, Yapımı 2009'da tamamlanacak Arnavutluk'taki 418 milyon dolarlık Rheshen-Kalimash Otoyolu… Enka 30 yıldan fazla bir süredir Bechtel ile ortak projeler yürütüyor. Ve bu köklü ortaklığın temelinde bir "tesadüf" yatıyor. Tara şu anda şirketin başkanlığını yürüten Riley Bechtel'in büyükbabası Stephen Bechtel ile Suudi Arabistan'da  çalışırken tesadüfen tanışıp çok iyi dost olduklarını söylüyor. İki aile birbirlerini sık sık ziyaret edip görüşüyor. Daha sonra bu dostluğu iş sahasına taşıyorlar.

Şarık tara bugüne kadar işlerini iyi yapmaları kadar şanslarının da kendilerine yardım ettiğini söylüyor. Örneğin  zamanın Rusya Dış İşleri Başkan Yardımcısı Oleg  Davidoff, Türkiye'ye müteahhit firmaları tanımak üzere geldiğinde Tara'nın ona Enka'yı anlatmasına gerek kalmamış. "Ben kendimizi anlatmaya başladım. 'Enka'yı biliyorum' dedi. Çok şaşırdım. Meğer daha önce Libya'da bulunmuş. Bizim şantiyenin yakınlarında arabası bozulunca mühendislerimiz ilgilenmiş, ikramda bulunmuş. Bir araba tahsis etmişler.

Davidoff'un tara'nın sözünü ettiği ziyareti Rusya ile Türkiye arasındaki doğalgaz anlaşmasının ardından yapılmıştı. İki ülke arasında, 1987'de yürürlüğe girmek üzere 1984'te imzalanan anlaşmaya göre Türkiye 25 yıl boyunca Rusya'dan gaz satın alacak, buna karşılık verilen paranın yüzde 70'i Rusya tarafından Türk şirketlerinin mal ve hizmetlerine ödenecekti. Enka, Türkiye ile Rusya arasındaki bu anlaşmadan en çok fayda sağlayan şirketlerden biri oldu. Şirket, 1988 yılında adım attığı ülkede bugüne kadar yaklaşık 4 milyar dolar değerinde 113 projeyi tamamladı. Rusya'da halen inşası devam eden 27 projeleri daha bulunuyor. Sahalin Adası'nda petrokimya tesisi, Moskova ve St Petersburg'da alışveriş merkezleri , oteller, fabrikalar, 354 milyon dolar değerindeki Şeremetyevo Havaalanı'nın üçüncü terminali…Devam eden projelerin toplam değeri ise 3,4 milyar dolar.

Doğal olarak Şarık Tara Rusya'yı avucunun içi gibi biliyor. Bu ülkede sanatçısından işadamına tanımadığı kimse de açamayacağı kapı da pek yok. Yolda trafik polisinin çevirdiği mühendislerinin bile Enka ismini vermeleri sadece bir uyarı ile yollarına devam etmelerini sağlıyor. Bu ülkede başka kimsenin kolay kolay elde edemeyeceği bir itibarı var Tara ve Enka'nın. Rusya'daki dostlarını saymakla bitmaz ama içlerinde en ünlüsü ve bilineni Moskova Beldiye Başkanı Yuriy Lujkov, Lujkov, tam 15 yıldır görevini sürdürüyor ancak Tara ile dostluğunun temelleri bundan da öncesine dayanıyor.

Enka'nın  Rusya'da yaptığı ilk proje Kızıl Meydanı'ın tam karşısındaki Petrovski Pasajı'nın ve bin yataklı II.Dünya Savaşı Muharipleri Hastanesi'nin restorasyonu işiydi. Enka'nın Rusya serüvenindeki en kritik dönemeç de bu proje oldu. Bu soğuk coğrafyada yapılacak daha çok iş olduğuna inanan Tara ilk işinde kendini göstermesi gerektiğini biliyordu.

Projeyi zamanında teslim etmekle yetinmedi, daha iyisini yapmak, işi daha önce bitirmek istedi. Bu amaçla inşaat için gerekli malzemeleri sağlayan Moskova Belediyesi'nin kapısını çaldı.  Çimento ve demir gibi malzemelerin belirlenen takvimden önce verilemsini talep etti. Dönemin belediye başkanı Valery Saykin'den aldığı  ilk yanıy "Hayır" oldu.

Şansını denemiş ancak hedefine ulaşamamıştı. Tam kapıdan çıkmak üzereyken o zaman belediye başkan yardımcısı olan Yuriy Ljkov'un 'Eminmisiniz 23 ayda bitirebileceğinize?" sorusunu duydu. "Emin olmasam böyle bir teklifte bulunmazdım " dediği  anı anlatırken gözleri parlıyor. Sonrası ise Enka için şaşırtıcı olmayan bir öykü. Proje 30 aylık sözleşme süresinden tam yedi ay önce bitirildi.

İnşaatın hızı ve kalitesi televizyon ve basında geniş yer buldu ve bu şöhret, Rusya'daki işlerin gerisini de getirdi. Bugün Rusya Federasyonu'nun yönetildiği binalarda Enka'nın imzası var. Rus Parlamentosu Duma ve Beyaz Saray'ın yenilenmesi projelerini de Enka gerçekleştirdi Rusyanın kalbinden, Kızıl Meydandan başlayan yolculuk bugün dünyanın en ücra yerlerinden birine Kamçatka ile Japonya arasında yer alan Şalin'e kadar uzanıyor.

Şarık Tara'ya sorarsanız Enka'nın başarısının temelinde çok çalışmak, güvenilir olmak, kaliteli işler yapmak, iyi ortaklıklar kurmakve bilişim teknolojilerini işe entegre etmek yatıyor. Bu duğru ama eksik bir değerlendirme. Zira Enka'nın tarihine ve yapılan işlere bakan biri bu kriterlere organizasyon becerisi, ikna kabiliyeti ve pazarlamayı iyi bilmeyi de eklerdi.

Şarık Tara bunları belki de adını koymadan yapıyor. Enka'nın bir projesinde çalışan Öncüoğlu Mimarlık'ın sahibi Enis Öncüoğlu'nun anlattıkları Tara'nın çalışma tarzı hakkında bir fikir veriyor. "Proje devam ederken bir gün Şarık Bey geldi. Hereksi toplayıp dedi ki 'Bir haberim var, primlerinizi iki ay önce alacaksınız çocuklar' Biz şaşırdık. Sonra devam etti 'Projeyi de iki ay önce bitireceğiz.' Öyle de yaptık." Rakipleri inşaatlarını daha bitirmemişken, işini erken tamamlayan Enka, böylece ofis katlarını herkesten önce en iyi kiracılara pazarlama imkanı bulmuş. "Bunu herkes yapamaz. Binlerce kişinin çalıştığı büyük projeleri yönetebilmek için çok iyi bir organizasyon gücüne sahip olmanız gerek. Bu da yetmiyor, rekabetin gereklerini ve pazarlamayı da bir yandan göz ardı etmeyip, iyi yapmalısınız. Enka böyle yapıyor" diye tahlil ediyor Öncüoğlu.

Tüm bunları bilenler Enka'nın Rusya'da ihaleye girmeden iş almasına şaşırmaz belki. Rusya'da işler Enka'ya teklif ediliyor. Ya da talip olduğu işi almakta zorlanmıyor. "Türkiye'de böyle bir şey olsa başımız ağırır" diyor Şarık Tara. Kendi ülkesinde ihalesiz iş teklif edilse 'kopartılacak yaygaraya değer mi? Diye düşünecek gibi konuşuyor.

Öte yandan basitçe kulak tıkadığı yaygaralar da kopmadı değil. Türkiye'in tükettiği elektriğin yüzde 15'i Enka'nın İzmir, Adapazarı ve Gebze'deki üç doğalgaz çevrim santrali tarafından üretiliyor. Enka bu santrallerde alım garantili olarak ürettiği elektriğin fiyatını doğalgaz fiyatındaki değişimlere göre belirliyor. Bu uygulama 2006 yıllında Danıştay'a takılmış, santraller durma noktasına gelmişti. Enerji Bakanlığı ise ülkedeki enerji ihtiyacını gerekçe göstererk üçü Enka'ya ait beş doğalgaz çevrim santralinin mevcut sözleşmeleriyle faaliyetlerine devamı için bir yasa tasarısı hazırlamıştı. Konu o dönemde kamuoyunun gündemine "Şarık Tara Yasası" olarak yansıdı.

"Biz olmasak  yandınız " diyor Şarık Tara, Enka'nın santrallerinin Türkiye'nin ihtiyacı olan elektriğin yüzde 15'ini karşıladığını hatırlatarak. "Meseleyi tam hatırlamıyorum bile. O kadar canım sıkılmadı." Diye de ekliyor. Ama gülümseyerek hatırladığı bir anısı var. Sabah Gazetesi sürmanşetini "Şarık Para " diye atınca torunu gelip sormuş: "Dede senin için Şarık Para diyorlar. Soyadımız mı değişti? Diye.

Doğalgaz fiyatlarındaki artışı şatışlarına yansıtmalarının normal olduğunu ve bu eleştirilerin yapıldığı dönemlerde bile sattıkları elektriğin aslında ucuz olduğunu söylüyor. Tara, Türkiye'nin doğalgazdan elektirk üretiminden kaçınamayacağı düşüncesinde. Ona göre denklem ortada. "Enka'nın santralleri Atatürk Barajı'nın ürettiği elektriğin dört katını üretiyor. Rüzgar enerjisi ile bu  kadar elektrik üretmenin maliyeti çok dah afazla. O zaman 12 bin santrale ihtiyaç var.  Bunun için gereken yatırım 12 milyar dolar, Bizim santrallerimiz için gereken 2 milyar dolarlık yatırımın tam altı katı.  Bu kadar zengin miyiz?

Peki ya enerji üretiminde ithal bir kaynağa bağımlı olmanın riskleri? Rusya,Ukrayna'nın doğalgaz vanalarını kapatmamış mıydı? Ya halen İran'ın aşırı soğukları gerekçe göstererek gazı kesmesi… Sorulara soruyla karşılık veriyor: "Bağımlılık nedir çocuklar bana tarif eder misiniz? Bağımlılık karşılıklı olur. Gazı alan mı bağımlıdır satan mı? Sonra Türkiye de 10 bin sandalı denize dizi verip Boğaz trafiğini kaparsa ne olur? Türkiye'nin enerjiye ihtiyacı var. Elektire ihtiyacı var. Doğalgaz çevrim santralleri en hızlı ve ekonomik yatırım. Hidroelektrik santrali altı-yedi yıldan önce tamamlanamaz, nükleer santral için süre daha da uzun. Kömür için üç buçuk yıl gerekir, doğalgaz çevrim santrali içinse iki yıl."

Şarık Tara kendinden ve yaptığı hesaptan gayet emin. Yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım planları yok masanın üzerinde. Ama başka bir şey var. Aliağa'da ithal kömürden  elktirk üretimi yapacak bir santrali kurulması için izin alınmış. Enka 800  Mw'lık projeye, 1,5 milyar dolar yatırım yapacak. Nükleer santral fikrine ise pek sıcak yaklaşmıyor ama geen de bu alanda yatırım düşünüp düşünmedikleri sorulunca "Bakınıyoruz" diyor. Sanki öyle pek de hevesle bakınmıyorlar.



Enka gelirlerinin önemli bir bölümünü gayrimenkul  yatırımlarından elde etmesine rağmen Şarık Tara  Türkiye'de gayrimenkul yatırımlarına da pek sıcak bakmadı bugüne kadar. İyaptıkları göz kamaştırıcı binaları masasındaki kalın mavi ciltli "Enka'nın 50 Yılı" isimli kitaptan bulup gösteriyor. "Bu Moskova'da yaptığımız Swissotel. Yüzde 52'si bize ait. Bakın Moskova uluslararası Müzikevi. İçinde biri 1800 kişilik üç boyut salon var." Hepsi gerçekten heybetli ve göz kamaştırıcı yapılar. Sayıları da çok fazla. Enka, restore etriği yapılar ve üstlendiği projeler bir yana Rusya'da emlak milyarderi. Moskova'da Enka'ya ait 320 bin metrekare olan, 460 bin metrekare brüt alana sahip alışveriş merkezleri. .. Gayri menkullerin toplam değeri 4 milyar doları buluyor. Sadece Enka TC'lerin (eski adıyla Ramenka) kira gelirir yıllık 100 milyon dolar. Enka Genel Müdürü Haluk Gerçek'in  verdiği bilgiye göre Moskova'nın merkezinde Taganskaya'da yaklaşık 450 bin metrekarelik, bünyesinde beş yıldızlı otel, apartman daireleri, 250 bin metrekare ofis alanı ve yer altı garajı olacak yeni bir proje planlanıyor.

Ancak Şarık Tara'nın İstanbul'da bize parmağı ile  işaret ederek gösterebileceği bir binası yok. Ne de Türkiye'nin başka yerinde. Neden? Şarık Tara "Bakın izah edeyim" dedikten sonra bir fıkrayla yanıt veriyor bu soruya: "Amerika'da bir öğretmen bir sınıfta bir yarışma yapıyor. Çocuklara soruyor, "Dünyanın en meşhur insanı kimdir ? diye. Biri Napolyon diyor, bir diğeri Kennedy.. . Arkalardan bir çocuk bağırıyor; İsa İsa! Diye… Kimse itiraz edemiyor. Çocuk ödülü olan 1 doları alıp evine gidiyor. Babasına anlatıyor nasıl kazandığını 1 doları. Babası 'Ama sen Musevi'sin' diyor. 'Neden Musa demedin? Çocuk ta yanıt veriyor: 'Moses is Moses but business is business. (Musa Musa'dır ama iş iştir.)"

Şarık Tara'yı tanımlayan sıfatların başında rasyonellik gelebilir. İş hayatında kesinlikle bir romantik olmadığı da çok açık. Türkiye'de gayrimenkul sektörünü cazip görmediği gibi zamanında finans alanına da girmemiş Tara. Parmağıyla gösterebileceği Enka Kuleleri olmadığı gibi bir bankasıda yok. "Banka almamızı söyleyenler olmuştur. Ama hiç düşünmedim . Ben bilmediğim işe adım atmam. Ne zaman öyle yaptıysam kaybetmişimdir" diyor. Bu kayıplara örnek olarak da 1985'te Turgut Özal'ın başbakanlığı döneminde satmak yada kapatmak zorunda kaldıkları 12 fabrikayı gösteriyor. "Hepsini borçlarını çalıarak ödedik"

Çalışmak, Tara'nın sık tekrarladığı bir kelime. Artık sabah 07:00'da kalkıyor olmasını Sinan Tara'ya borçlu olduğunu söylüyor gururla. Çünkü enka Enka olana kadar sabah 04:00-05:00'te şantiyede olan evine geceyarıları dönen biri olmuş. "Çlışmaktan hiç kaçmadım. Sinan da öyle. Enka'da herkes böyledir" diyor. Çalışmakla başı bu kadar hoş olan Tara'nın yapmaktan kendi tabiriyle "pek zevk almadığı" başlıca şey başkent ziyaretleri. Anne tarafından akrabası şair Yahya Kemal Beyatlı gibi o da "Ankara'nın en çok İstanbul'a dönüşlerini seviyor." Gerekçe bürokrasi..

Ona göre Türkiye'de bürokrasi Rusya'dakinden  de daha zorlu. İşleri hep yolunda gitmiş gibi görünen bir işadamının bunları söylemesi şaşırtıcı  gelebilir. Ama o sırrını sabırlı olmak olarak açıklıyor. "Bürokrasiyle mücadele etmesini bileceksin. Bu sabırla olur. Ben sabırlı bir adam oldum. Yarın gel dediler 'Peki yarın geleyim' dedim. Öbür gün gel dediler 'Peki öbür gün sabah geleyim'…

Enka'nın Kısa tarihi için  şöyle bir başlık düşünülebilir miydi acaba? "Sabrın Sonu Selamettir."

Bugün Şarık Tara'ya düşen, yarattığı dev şirketin oğlunun elinde daha da büyümesini izlemek. Artık sabırla kazanan adam olması gereken de Sinan Tara.

.
.

.
.

DEVİR TESLİM

Enver Hoca'nın Önerisi

Ben hayatımda hata yaptığımı bilmem" diyen birinin memnun olmadığı bir kararı pek yoktur ama Şarık Tara'nın bugün sonuçlarından en mutlu olduğu kararı, muhtemelen oğlu Sinan Tara'yı şirketin başına geçirmiş olması. Zaten tara çevresinde gençlere yol açan, onları kariyer sahibi yapan biri olarak tanınıyor. "Tecrübeye değil, gençlere önem verdiğini" söylüyor. Çünkü gençler daha bilgili. Benim 40 yıl önceki mühendislik bilgilerimin üzerine artık çok şey koyuldu. Son 10 yılda yaşadığımız gelişmeler önceki iki bin yılda olduğundan daha fazla" Benzer şeyleri söyleyen başkaları da vardır ama Tara'nın icraatları söyledikleri ile örtüşüyor.

Oğlu Sinan Tara Türkiye'nin en büyük müteahhitlik şirketinin başına geçtiğinde Şarık Tara daha 56 yaşındaydı. Bugün Onursal Başkan olarak oturduğu koltukta hala Yönetim Kurulu Başkanı olarak da görev yapabilirdi. Sinan Tara, babası kendisini Suudi Arabistan'da başında bulunduğu şantiyeden "önemli bir konuyu konuşmak üzere" İstanbul'a çağırdığında 28 yaşındaydı. "O'na Enka'yı kurduğumda 27 yaşında olduğumu, kendisinin işin başına geçmek için yaşlanmış bile sayılabileceğini söyledim" diyor Şarık Tara. Böylece aldığı teklifi kabul etmek için Sinan Tara'nın uzun uzadıya düşünmesi gerekmemiş. Aile içinde kararlar zaten genellikle böyle kolay alınırmış. "Aile münasebetlerimiz fevkaladedir. Birbirimizle çok iyi anlaşırız" diyor.

Ama Sinan Tara'yı işin başına geçirme sürecinde içinin tam anlamıyla rahat olduğu söylenemez. Tereddüdünün arkasında "Acaba Gülçelik ailesi ne der? Düşüncesi yatan Tara'yı bundan kurtaran şirketin İdare Meclisi'nde görev yapan Prof. Enver Çetmen'in önerisi olmuş. "Bir genel müdürümüz ayrılmıştı. Yerine kim olabilir diye düşünüyorduk. Enver Hoca dedi ki "Bu kadar düşünmeye ne gerek var. Çağır Sinan gelsin. Enver Çetmen hepimizin değer verdiği biriydi. Teklif ondan gelince ben de bu fikrin üzerine atladım."

Sinan Tara, Suudi Arabistan çöllerinden altı aylık oğlu ve eşiyle dönüp Balmumcu'daki öfisinde masasında oturduktan sonra Şarık Tara ona şöyle demiş: "Hayatta yardım etmek kolay, yardım talep etmek ve yardım kabul etmek zordur. Benden yardım talep ettiğin zaman ben buna hazırım" Öyle de olmuş. O yardım etmekten Sinan Tara da istemekten çekinmemiş hiç. "İlk beş yıl daha önce çalıştığımdan da çok çalıştırdı Sinan beni. Ankara'da şu iş var diyor haydi kalk Ankara'ya…" diye anlatıyor. Ama artık bu günler geride kalalı çok olmuş. "Artık Sinan çalışıyor…".
.

.

.
.

Tüm Yazıları

.
.

Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org