Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Lider Odaları       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

Yusuf Ziya HALEFOGLU Gözüyle 


     

 



Tüm Yazıları

       ShareThis
Gerçek Ötesi...
29.04.2020
Yusuf Ziya HALEFOGLU
Okunma Sayısı : 1389
Oy Sayısı : 17
Değerlendirme : 4,88
Popülarite : 6,01
Verdiğiniz Puan :
 

 

 

Şu günlerde o kadar çok huzursuzluğumuz var ki; doğru veya yalanın ne olduğuna önce kendimizi inandırıp, arkasından başkalarını inandırmaya çalışıyoruz. Çünkü gerçekten veriler hakkında doğru bilgimiz olmayınca, nasıl yorumlayacağımıza da kendimize göre karar veriyoruz. Bir süre sonra da ona inanmaya çalışıyoruz. Spinoza'nın dediği gibi; hiçbir şeyi "iyi" olduğu için elde etmeye çabalamaz, istemez, aramaz ya da arzulamayız, tam tersine, bir şeyi elde etmeye çabaladığımız, istediğimiz, aradığımız ya da arzuladığımız için o şeye "iyi" deriz. Kendi gerçekliğimizi yaratma peşindeyizdir. Günlerdir yaşadığımız salgın nedeniyle artık neye inanacağımızı şaşırmış vaziyetteyiz. İnsanların oluşturduğu senaryolar, öyle kaotik ortamlar yaratıyor ki, bizden bağımsız inandığımız hakikatin de zeminini kaydırmaktalar. Gerçek nedir? diye sorduğumuzda, herkes kendi düşündüğünü gerçek olarak kabul edip sunma peşinde. Bunun için türlü, türlü senaryolar üretip, arkasından bunun gerçekliğini ispatlayacak, doğruluğunu veya gerçekliğini kimsenin bilemeyeceği bilgileri kullanarak sonuç çıkarmaya çalışmaktalar. Bu durumda bizim duygu halimizi alt üst etmekte...

Thales'ten bu yana bilgi, bilme ve inanma üçlüsünün hangisinin galip geldiğini yaşadığımız ortamlar çok net gösteriyor. Eğer insanlar, anlamak ve bilmek yerine inanmayı seçerlerse her şey çok daha kolay oluyor. Nitekim bilmek ve anlamak zordur, çaba ister, emek ister. Sonunda da hep hüzün ve huzursuzluk vardır. Çünkü sorgulamak şüphe gerektirir... Steve Jobs'ın 2005 Stanford Üniversitesi mezuniyet konuşmasının sonunda söylediği söz sorgulamanın ne demek olduğunu çok daha iyi anlatıyor bizlere; "sizi aç kalmanız rahatsız etmiyorsa, budala kalmanız da rahatsız etmiyordur." Sorgulayan insanın, niçin huzursuz olmak pahasına bunu yapmasını çok net açıklıyor. Ama bunun yanında inanmak çok kolay, hiçbir çaba gerektirmez, yormaz ve sonunda hep mutlu eder. Sorgulama gerektirmez, bunun için de bilgiye ihtiyaç hissetmezler. O nedenle bilgiye düşmandırlar ve duygularıyla yaşarlar. Duyguları ile yaşadıkları için de olaylara tepkisel yaklaşırlar. Gerçek bizim algıladığımızdan çok çok farklıdır. Herkes kendi dünyası kadar algılayabilir. Ama dünyalarını genişletmiş olanlar sorgulayıp, düşünen ve ona göre davrananlardır.
Aslında can alıcı sorumuz nasıl oldu da tüm gündemimizi, gerçeklerden daha çok kanaat ve duygular belirlemeye başladı...

Oxford sözlüğü 2016 yılında İngilizce de yılın sözcüğü olarak "post truth" kelimesini seçmişti. Kelimenin etimolojisine baktığımızda bir sıfat olarak, "gerçekliğin, duygular ve kişisel kanaatlerden daha az etkili olması" durumu olarak tanımlanıyor. Bu kelimeyi Türkçe'de "gerçek-ötesi" olarak tanımlayabiliyoruz. Burada "post" ön eki "bir olaydan sonra" anlamı ile değil de, önüne geldiği kavramın artık "önemsiz ya da gereksiz kabul edildiği bir zamana ait" olduğunu söylemek için kullanılıyor. Bunun en basit açıklaması aslında insanların yalan ve yanlışı çok rahat konuşabiliyor olması. Kimse bundan rahatsızlık duymamaya başladı nedense.

Çünkü "Gerçek ayakkabılarını giymeden, yalan dünyayı üç kez dolaşır" demiştir Mark Twain.

"Hakikat Sonrası Çağ" kitabının yazarı Ralp Keyes bu konuda muhteşem bir şey söylüyor; "yalancılar her zaman var olmuş olsa da, yalanlar genellikle tereddüt ederek, bol miktarda kaygıyla, bir parça suçlulukla, biraz utangaçlıkla, en azından biraz mahcubiyetle söylenirdi. Şimdiyse zeki insanlar olarak, suçluluk duymadan paçayı kurtarabilmek için gerçeği örtbas etmeye gerekçeler buluyoruz. Ben buna hakikat sonrası diyorum?" Gerçeği örtbas etmenin en kolay yollarından biri de hakikati bilerek unutuluşa terk etmektir. Yeteri kadar hakikat olmayan şeyler üretirseniz ve bunları gerçekliğe yaklaştırırsanız toplum gerçek temellerini kaybetmeye başlar. O zaman toplumda yozlaşma ve kaos olur.

Aslında Harari'ye göre de; post truth'un anlamının günümüzle geçmişte çok farkı yok gibi. Tek fark Homo Sapiens'in aslında geçmişte bunu yaparken, bir düşünce etrafında toplanarak "birliktelik sağlamak ve aynı fikirleri paylaşmakken," şu an Homo Sapiens'in yaptığı "gücü elde etmek için, gerçekleri saptırıp, yalanları gerçek gibi söyleyerek hakikatleri gizlemek" diye yorumluyor.

Aydınlanma filozoflarından Kant'a göre de, sağlıklı bir toplum söylenen yalanları kabul ettiği sürece toplumsal bir dejenerasyona uğrayacağını iddia eder. Ayrıca hukukun üstünlüğüne zarar vereceği için "insanlık için en büyük tehlikeyi oluşturur" diye açıklıyor.
Bu kadar yalan ve yanlışın ortasında toplum olarak nasıl birlikte olacağız? Birbirimize nasıl güveneceğiz? Eğer bu kadar çok fazla senaryo üretirsek ve bunun gerçeğe dönüşmesini sağlarsak sonuç ne olur? Toplumun kırılma noktası bu mudur acaba? Post Truth çağını tam olarak yaşıyoruz muyuz?

Ama bizler gerçeklik algımızı, eleştirel düşünceyle arındırırsak, kendimizi bilerek us'umuzu aydınlatırsak ve bilimsel bilgi ışığında çok daha fazla çalışırsak gerçeğe bir adım daha yaklaşacağımıza inanıyorum...

Hep birlikte bilim, akıl ve bilgelik ile çalışalım ve hem kendi, hem de birbirimizin yollarını aydınlatalım?

Kötü         Çok İyi  Oyla 
           
Tüm yazıları        ShareThis
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
                 

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org