Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Sizin Odalarınız       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

Belgin Alagöz Gözüyle 


     

 



Tüm Yazıları

       ShareThis
TOPLUMSAL GELİŞİM VE SANAT -7
20.08.2020
Belgin Alagöz
Okunma Sayısı : 601
Oy Sayısı : 1
Değerlendirme : 5
Popülarite : 0
Verdiğiniz Puan :
 

 

 

25 Temmuz 2020 Tarihinde KolajArt Bağımsız Aylık Sanat Dergisinde yayınlanmıştır.

OSMANLIDAN GÜNÜMÜZE UZANAN SİYASAL, SOSYAL VE SANATSAL OLUŞUMLAR

Bu dönemde kitaplıklar halkın hizmetine açılmıştır. III. Mustafa döneminde batılılaşma gelişimi hızlanır. III. Mustafa, teknolojinin sağladığı okyanus denizciliğine karşılık kaybedilen Doğu Akdeniz-Hindistan ticaret yolunu yeniden kazanmak için Süveyş Kanalının açılması düşüncesindedir. Yozlaşmış devlet kurumlarının onu umutsuzluğa sürükleyişine karşın Yobaz ulemalar, her zamanki gibi etkin güçlerini göstermektedir ve pozitif bilimleri engellemeye yönelik tepkileri sürmektedir. Aydın devlet adamları Batıyı tanıdıkça aradaki farkı kapatmanın güçlüğünün farkındadır ve bu durumun zor değişeceğinin bilincine varmışlardır. Modern matematik, fizik, askerlik, sanatın çağa uyması, Batı dillerinin öğrenimi gibi...

Sultan III. Selim(*1) 1791 yılında iki yabancı heyetten yenileşme raporu istemiş ve sonuçta tutucu (muhafazakar), uzlaştırıcı ve köklü (radikal) görüşler içinde, kökten çözümlerde karar kılmıştır. Bu konuda çalışması için aynı yıl Ebubekir Ratip Efendi görevlendirilir. Batılı aydın tipinin temsilcisi olan Ratip Efendi, beş yüz sayfalık Nizam ı Cedid (Yeni Düzen) raporunu III. Selim'e sunar. Burada laik hukuk devletinin anlatımı vardır. Yeni bir ordu kurulması, yeni vergiler, deniz subaylarının sınavla alınması ve en önemlisi yabancıların kurs vermek üzere gelip gitmeleri yerine bu eğitimlerin okulları kurulmuştur. Aydın yetiştirmek amacı ile dış ülkelerde elçilikler kurulmuştur. Ancak uzun süre orada kalmak istemeyen insanların geri dönmek için gerekçeleri ise; domuz eti yemek korkusu ya da oralarda ölmek korkusudur. Yine de Batıyı tanıyan devlet adamları, yabancı uzmanlara ulaşma, bu elçilikler aracılığı ile dışarıda öğrenci yetiştirme gibi işlevselliklerini sürdürmüşlerdir. Ancak bu yenileşme hareketleri, din adamları, Yeniçeriler ve Rumeli aydınlarının baş kaldırıları ile son bulacak ve III. Selim'e 'Gavur' (Müslüman olmayan) gözüyle bakacaklardır.

Yeniçeriler, isyan çıkartarak tahttan indirdikleri III. Selim'in yerine kendilerine yakın buldukları IV. Mustafa'yı tahta geçirmişlerdir. Bir süre sonra III. Selim yeniliklerini devam ettirmek için tahta geçmek üzere hamle yaparken bunu anlayan IV. Mustafa tarafından kardeşi II. Mahmut ile kafese kapatılır. Alemdar Mustafa Paşa çok sevdiği III. Selim'i kurtarmaya saraya gelir ancak geç kalmıştır, Yeniçeriler aydınlıkçı, modern uygarlığı gerçekleştirmek isteyen padişahı boğmuştur. Üvey kardeşi IV. Mustafa'nın kendini de boğduracağını bilen II. Mahmut saklanır ve Alemdar Mustafa Paşa tarafından lalasının sakladığı yerden alınıp tahta çıkartılır.

Sultan II. Mahmut tahta çıktıktan hemen sonra amcası III. Selim'i tahtan indiren ve boğan Yeniçeri ocağını kaldırır. Tarihte derin iz bırakan, dört yüz yıllık geçmişi olan yüz bin askerlik yeniçeri ocağının kapatılması Osmanlı tarihinde önemli bir kilometre taşı olarak kabul edilir. 17 Haziran 1826 yılından sonra İstanbul dahil tüm vilayetlerdeki Yeniçeri ocakları bir daha açılmamak üzere kapatılır. Yeniçeriler İmparatorluktaki her olumsuz olayda yer aldıkları için ocak kapandığında 'Vakayı Hayriye' (hayırlı olay) ismiyle anılmıştır.

Amcası III. Selim'in padişahlığı sırasında onu takip eden, yeniliklerini benimseyen II. Mahmut kendi döneminde de aynı yenilikçi (reformist) hareketleri artırarak sürdürdüğü için yenilikçi padişah olarak anılır (1808-1839). Öyle ki yabancı tarihçiler (İngiliz Tarihçi Harold Temperley) onun Kanuni Sultan Süleyman'dan bu yana Osmanlının en büyük padişahı olduğunu yazmıştır. II. Mahmut'un tahta çıkmasıyla Rumeli ve Anadolu ayanları(*2) arasında ilk Amme Hukuku Kaidesi addedilen 'Senet-i İttifak' imzalanır. Bu ayan, devlet yönetimi kontrolünden kendi haklarını almak isteyen Magna Karta gibi belge durumundadır. Bu ittifak Türk düşünce yaşamı içinde önemli bir yer tutar. Burada Padişah hakkının, halka dağılımı ve paylaşımı vardır. 1807-1839 döneminde tutucu düşünce önemini kaybeder. Yeniçeri Ocağını kullanarak pozitif bilimleri engelleyen Orta Çağ kafalı din adamları seslerini kısarlar. Bektaşilik ve onun yuvaları olan tekkeler kaldırılır. Baş kaldırılar bastırılır, merkezi idare temelleri atılır. İlginç olan tüm bu gelişimlerin (düşünce hayatının) yeniçeri ocağının kaldırılması ile paralel oluşudur. Devlet, bilimsel esaslar üzerine yapılandırılır. Sivil ve mülki yasalar oluşturulur. Ziraat, ticaret, sanayi ve halkla ilgili meclisler kurulup yasalar hazırlanır.

II. Mahmud dönemimde yetkilerin meclise devredildiği gözlenir. Bu dönemlerde, ulaştırma, posta, yeni giyim tarzı, kumaş imalatı, kağıt fabrikaları ve karantina sistemleri kurulur. Devlet dairelerine padişah resimleri asılır. Ancak bu hızlı gelişimi engelleyen kapitülasyonlar, çoğu kurumun yaşamasını olanaksız kılar. Görüldüğü gibi artık yeni bir idare sistemi, yeni anlayışlar devlet görünüşünü etkilemeye başlamıştır. Bu yapılanma düşüncede kalmayıp, uygulama biçimine de dönüşmüştür. Yeni bir dünya görüşü, yeni bir kadroyu ve buna bağlı olarak yeni eğitim kurumlarının gereksinimini de doğurur. II. Mahmut dönemi aydınları, 1827?de 'Mekteb-i Tıbbiye', 1833'de 'Mızıka-i Humayun' 1834'de Fransa'daki Sainte Cyre stilindeki 'Mekteb-i Hayriyeyi' kurmuştur. Burada Fransızca ve Türkçe eğitimler verilir. Yetişmiş eleman olmadığından eğitimciler dışarıdan getirilmiştir. Buna bağlı olarak yabancı eğitimcilerin dini inanca dokunduğu gerekçesiyle pek çok aile çocuklarını bu okullardan almıştır.

Yine de her şeye rağmen Batı düzeyine ulaşmanın eğitimden geçtiği anlayışı yönetimde ve halkta kabul görmüş, bu anlayış önemli şekilde yerleşmiştir.

Tüm bu yenilikçi çabalarla Lale Devrinden 1839 yılına kadar Orta Çağın karanlık görüşünü her tür yönetimden kurtarmak amacıyla yürütülmüş, bir asır gibi uzun bir süreçte dünya görüşünün bağnaz düşüncelere karşı ne zor değişebildiği kanıtlanmıştır.

1839'da ilan edilen, Gülhane Hattı Hümayunu bile Ortaçağ şeriat devleti anlayışını silememiştir. Bireyin namus, mal mülk, can güvenliği ve hakları padişah tarafından tek taraflı garanti altındadır. Oysa yapılan çalışmalarda istenen Orta Çağ zihniyeti ile bireyin hakkını kabul etmeyen idarenin, halkın her tür ihtiyacını, hukuki haklarını koruyan kuralları kabul etmesi idi. Gelişen Batı görünüşü, Müslüman ve gayrimüslim tebaa arasındaki farkı yok etmeyi hedefliyordu. Askerliğe sınırlamalar getirildi. Devlet idaresinde laikleşmeye yönelindi. Vilayet meclisleri kuruldu ve halkın düşünceleri, sözleri değer kazandı. Ancak, Gülhane Hattı Hümayunun da 'şeriat kanunlarına bağlı olmayan memleketlerin ayakta kalamayacağı bir gerçektir', gibi bir ibare yer almaktaydı ki, bu anlayış da Batıyı tam benimsememeye vardıran bir sonuç doğurmaktaydı yine de! 1716'daki askeri ıslahat hareketlerinin sonuçları: Doğu kültürünün yerini Batı kültürü alır, Doğu dilleri yerine Batı dilleri değerlenir. Batılı aydın kesim oluşur, insan eşitliği gündemdedir, bireyin ve halkın yararına yönelik devlet düzeni ve anlayışı kabul edilir.

Tüm bu gelişmeler elbette ki plastik sanatların Batı sanat değerine bağlanmasını da beraberinde getirir. Devlet yönetimindeki toplumsal değişimler ve siyasal, sosyal oluşumlardan kaynaklanan kültürel değişimler bu yenileşme hareketlerinin sonucudur.

(Türk resim tarihinin 19. yüzyıla kadar gelişen dönemi, TOPLUMSAL GELİŞİM VE SANAT başlıklı yazı dizimizin 2. ve 3. bölümlerinde yayımlanmıştır.) Bu dönem sonrasını incelememiz gerekirse; Türkiye'de Batılı anlamda resim sanatı:

Bizim geleneksel minyatür anlayışımızla gelişen resim sanatımıza karşın, Batının optik göz aldatıcılığı ile oluşturduğu sanatsal yapıtlardan ilk etkilenme, doğa gözlemlerine bağlı Mühendis-hanelerde geliştirilen derslerdir. Ancak bu çalışmalar da resimsel bir anlayıştan yola çıkmakla ilgili değildir. Topçuluk, haritacılık ve istihkam eğitiminin gereksiniminden kaynaklanır. Yeniçeri Ocağı kaldırıldıktan sonra (II. Mahmut) Mühendis-hanelerde resim derslerine önem verilmiştir (1825) ve yurt dışına öğrenciler eğitime yollanmıştır.

1846'da Bekir Paşa, bakır oyma ve taş baskı sanatının gelişmesi ve yayılması için çok uğraş vermiştir. 1875'de resim dersleri askeri liselere girer, Batı anlamında resimler asker aydınlarca uygulanmaya başlanır. 1865'de Abdülaziz, Pierre-Desire Guillemet isimli bir ressamı İstanbul'a getirtir. Sanatçı, Pera'da (Beyoğlu) bir atölye kurar ve Akademiye resim-desen dersleri vermeye başlar. Mühendis-haneyi ilk bitiren ve resim öğrenimi için Avrupa'ya gönderilen ilk kişi Ferik İbrahim Paşa'dır (1835). Ancak Ferik İbrahim Paşanın sanatına ait belgeler kaybolmuştur. Servili Ahmet Emin 1847'de Viyana'ya gönderilmiştir. 1876 yılında Kolağası (yüzbaşı) olarak mezun olan Halil Paşa bu dönem sanatçılarından en önemlisidir. Sekiz yıl Paris'te eğitim görmüştür. Bu dönem Batıda empresyonist akımı hakim durumdadır. Halil Paşa tam anlamıyla empresyonist üslubu benimsememiş olsa da yorumladığı İstanbul sahilleri ve doğa resimlerinde empresyonist fırça darbeleri görülmektedir. Sanatçı resimlerinde akademik portreler de çalışmıştır. Portrelerinde ve peyzajlarında serbest fırça ile ışığı öne çıkarmasına karşılık, Fransız empresyonistleri gibi renk sistemleri ile atmosfer oyunlarına girmemiştir. Eski evler onun peyzajlarında doğa içinde yer alır, güçlü bir deseni olduğu kabul edilir.

Servili Ahmet Emin, 1845-1892 yılları arasında resim çalışmaları yapmış ve resimler üretmiştir. Duygulu bir peyzaj ressamı olarak bilinir ve Theodore Rousseau tarzında büyük ağaçların yer aldığı doğa kompozisyonlarını tuvaline geçirmesi ve gezgin bir ressam olması ile tanınır. Yabancı eğitimcilerin yanında ilk resim öğretmeni subay Hüsnü Yusuf'tur. Ancak geçmişteki tüm sanatçıların hayatları hakkında yalnızca resmi arşivlerde bilgiler bulunmaktadır. Resimleri elde kalan çok az sanatçı mevcuttur.

DİPNOTLAR

(1) III. Selim duygusal, şair ruhlu ve sanata düşkündü, İlhami mahlası (takma adı) ile şiirler yazıyordu. Birçok bestesi vardı ve 14 yeni makam oluşturan divan müziği dehasıydı. Şehzadelik döneminde de Batı ile mektuplaşarak bilgi alıyordu. Padişah olunca ilk işi Türk Alimi Hoca İshak Efendiyi yeni gelişmeleri öğrenmesi için Fransa'ya göndererek onların idari yapısı hakkında bilgiler toplatmak oldu. Bu bilgileri kullanarak Osmanlının çökmesini engellemek istiyordu. Osmanlının çağa ayak uydurmasının ıslahat (yenilikler, reformlarla) şartı ile gerçekleşebileceğini biliyordu ve iç-dış güçlerle baş etmek için reformları hayata geçirdi. Fransa ile yapılan kültürel alışverişlerden ötürü Osmanlıda kullanılan yabancı dil Fransızcadır.

(2) Göz anlamına gelen Arapça AYN kelimesinin çoğulu olan AYAN, eşraf ve erkan ile aynı anlamdadır. Özellikle halkın gözünde soy sop, itibar olarak sivrilmiş insanlar için söylenir. Osmanlıya Anadolu Selçuklu Devletinden geçmiştir. XVI. Yüzyılın ikinci yarısında işlemeyen kurumlar yüzünden önem kazanmış ve kötü yöneticilerin yerine iyi yöneticileri atamak görevleri vardır. Halk ile devlet arasında ara buluculuk, bilirkişi, vergi tahsil etme zamanlarının tespiti gibi işler yapmışlardır. Zamanla iktisadi güçleri artmış ve devlet ve halk maddi sıkıntıları için borç verir olmuşlardır. Zamanla Beylerbeyi, hanedan aileleri sıfatları kazanmışlardır. Bu sülalelerin hepsi hala devam etmektedir. (Tuzcuoğluları, Canikli Hacı Ali Paşa ve oğulları, Çapanoğulları, Zenneci-zadeler, Müderris-zadeler, Kalyoncuoğulları, Kanlı-zade, Karaosmanoğulları, Katiboğulları, Yılanlıoğulları, Tekelioğulları, Menemencioğulları ve Kozanoğulları, Azmizadeler Suriye'de, Babanzadeler Kuzey Irak'ta, Tirsiniklioğlu ile Alemdar Mustafa Rusçuk dolaylarında, Pazvandoğlu Vidin'de, Tepedelenli Ali Paşa ile oğulları da Yanya'da vs. ün kazanmış ayan soylarıdır.)

(3)Olayların birbiri ardınca sıra ile yazıldığı tarih, vekayiname.)

Bölümle ilgili inceleyebileceğiniz Fotoğraflar:

*Servili Ahmet Emin, Baalbek Harabeleri, 1826-1891

*Sultan 3. Selim ve Nizam ı Cedit

*Alemdar Mustafa Paşa

*Yeniçeriler

*II. Mahmud

*Ferik İbrahim Paşa, Peyzaj

*Halil Paşa, Mektup

*Pierre-Desire Guillemet, Abdülaziz

*Pierre-Désiré Guillemet , Saraylı Kadın Portresi

*Pierre-Désiré Guillemet

Belgin Balanoğlu Alagöz©

Kötü         Çok İyi  Oyla 
           
Tüm yazıları        ShareThis
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
                 

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org