Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Sizin Odalarınız       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

Bülent Şenver'in Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

2021 yılının ilk yarısı da kayıp yıl olacak
13.01.2021
Okunma Sayısı : 429
Oy Sayısı : 3
Değerlendirme : 5
Popülarite : 2,39
Verdiğiniz Puan :
 

 

2021 yılının ilk yarısı da kayıp yıl olacak

Hayreddin Turan sordu Bülent Şenver cevapladı

DUAYEN BANKACI BÜLENT ŞENVER
TURCOMONEY
 
 
Sayın Bülent Şenver, öncelikli olarak sizi tanıyalım… Bize kendinizden söz eder misiniz?

Cevap 1.
 
İş hayatıma Londra'da Arthur Andersen şirketinde başladım. On bir yıl Arthur Andersen şirketinde çalıştım.

Daha sonra Türkiye'de bir bankadan iş teklifi aldım. Banka genel müdürü oldum.

İş hayatımın bundan sonraki bölümünü emekli olana kadar bankacı olarak sürdürdüm.

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği TÜSİAD üyesi olarak parlamento komisyonunda ve dış ilişkiler komisyonunda görev aldım.

TUSİAD'ın ilk "İş Ahlakı İlkelerini" yazdım.

Daha sonra Türk Amerikan İş İnsanları Derneğinin (TABA_AmCham) Yönetim Kurulu başkanı oldum.

Bu görevdeyken Avrupa'daki Amerikan Ticaret Odaları Konseyi (European Council of American Chambers of Commece) icra kurulu üyeliği ve hazine başkanlığı yaptım. Üniversitelerde bankacılık, finans ve etik dersleri verdim.

Etik Değerler Merkezi Derneği Kurucu Onursal Başkanı ve Herkese Kitap Vakfı Kurucu Genel Başkanıyım.

Bankacılık sektöründe birçok yeniliği başlattınız. Bunlardan bahseder misiniz?

Cevap 2.

Türk bankacılık sistemine birçok yeniliği getirdim. Türkiye'de ilk resimli kredi kartı uygulamasını başlattım.

İlk banka çağrı merkezini kurdum. Türkiye'de ilk özel banka olarak konut kredisi uygulaması başlattım.

Dünyada bulunan tüm önemli para birimlerini birleştiren ilk "Dünya Para" mevduat hesabı ve "Günübirlik Kredi" uygulamasını başlattım. Anadolu illerindeki müşterilerin sadakatini arttırmak için bankacılıktaki ilk CRM niteliğindeki "Anadolu Çıkartması" projesi, ilk ihracatını veya ithalatını yapan, ilk dükkanını açan, yılın ilk fındık, tütün, pancar satışını gerçekleştiren müşterilere "Siftah Parası" uygulaması ve daha birçok yeni uygulamaları Türk bankacılık sistemine kazandırdım.

 
Duayen bir bankacı olarak koronavirüs salgını ve sonrasında hem küresel hem de ülkemiz ekonomisi hakkında beklentileriniz nedir? Çok keskin bir daralma sürece yaşanıyor. Sizce canlanma olacak mı? Ne zaman ve ne tür bir canlanma yaşanacak?


Cevap 3.

Pandemi hem Türkiye hem de dünya ekonomisini olumsuz etkiledi.

Korona virüs öncesi ülkemizde ekonomi zaten iyi gitmiyordu.

İki milyona yaklaşan virüs kapan ve pozitif çıkan nüfus giderek artarken ekonomi neredeyse durma noktasına geldi.

Bu durum en fazla küçük ve orta ölçekli şirketleri olumsuz etkiledi.

Esnaf dükkanlarını açamaz ve satış yapamaz duruma geldi.

Birçok kişi işini kaybetti.

Şirketler ve bireyler bankalara borçlarını ödeyemez duruma geldi. 2020 yılı ekonomi için kayıp bir yıl oldu.

Aşı sonrası 2021 yılının haziran ayından başlayarak ekonomide yeniden bir toparlanma beklenebilir.

2021 yılının yarısı da kayıp bir yıl olacağa benziyor.

 
 
Çok kötü geçen, insanlık olarak belki de hiç anmak bile istemeyeceğimiz 2020 yılını geride bırakıyoruz. 2021'den beklentileriniz nelerdir?


Cevap 4.

2021 yılının ilk altı ayında ekonomide önemli bir iyileşme beklememek gerekir.

Haziran 2021'e kadar elli milyon kişiyi aşılayabildiğimiz takdirde yılın son çeyreğinde normale dönüş beklenmelidir.

Bu zorlu dönemde döviz kurları arttı.

Faiz oranları yükseldi.

Ülkemizin borçları arttı. İşsizlik arttı.

Toplum eskine göre daha fakirleşti.

Fakat her sıkıntılı dönemden çıkarılacak bazı dersler ve pozitif değişimler vardır.

Bu süreç daha hızlı dijitalleşme, daha etkin çalışma, mekandan bağımsız iş yapma modellerinin gelişmesini sağlayacaktır.

Şirketlerin önümüzdeki 10 yılda yapacakları işleri süratlendirerek birkaç yıl içinde tamamlanmalarına imkan yaratacaktır. Erteledikleri birçok gerekli işin tamamlanması vesile olacaktır.

 
Salgın döneminde Türkiye ekonomisi sancılı bir dönem yaşıyor. Döviz kurlarındaki yükseliş, fiyat artışları ve enflasyon, durgunluk, döviz rezervlerimizin azalması en güncel konular… Kimi uzmanlar ve banka raporları Türkiye ekonomisinin gelişmekte olan dünyanın kırılgan ve savunmasız ekonomileri arasında başı çektiğini savunuyor. Bu konuda görüşünüz nedir?


Cevap 5.

Salgın döneminde tüm dünya ekonomilerinin zorluk çektiği aşikâr.

Bu zorlu döneme ek olarak Türkiye'nin hızlı büyümeye ihtiyacı var.

Bunu gerçekleştirmek için kaynaklarımız yeterli değil. Büyümeyi üretim ekonomisi yaratarak gerçekleştiremiyoruz.

Tüketimi arttırarak ve taşa, toprağa, betona, köprüye, tünele, yollara borç para ile yatırım yaparak büyümeyi tercih ediyoruz.

Döviz rezervimiz azalıyor, iç ve dış borçlarımız artıyor.

Büyüme modelimizi daha fazla üretim odaklı hale getirmeliyiz.

Yatırımcının parasını üretime yönlendirmeliyiz.

Diğer yandan ekonomi yönetiminde yaşanan değişiklik, iş dünyasında ve piyasalarda olumlu karşılandı. Güven unsuru geri döndü, yabancı sermaye de geri dönüş sinyalleri verdi. Sizce yeni ekonomi yönetimi yaraları sarıp, göstergeleri normalleştirecek mi?


Cevap 6.

Ümidimiz yeni ekonomi yönetiminin ülkemize duyulan güveni yeniden tesis etmesi. Yeni ekonomi yönetimine büyük sorumluluklar düşüyor.

Yabancı yatırımcı bir ülkeye para getirmek için o ülkenin Merkez Bankasının bağımsız, Maliye Bakanlığının doğru kararlar alan ve siyasi otoritenin önemli kurumların doğru kararlarına karışmayan bir politika izlemesini ister.

Bu güven sağlanmaz ise yabancı yatırımcı o ülkeye yatırım yapmakta tereddüt eder.

Türkiye genç iş gücü çok olan, potansiyeli yüksek bir ülke.

Dolayısıyla yatırımcının istediği güven ortamı oluşursa yurtdışından sermaye girişi gerçekleşebilir.

 
Ülkemizde sık sık sözü edilen yapısal reformlarla ilgili adımlar atılmaya başlandı. Ekonomik istikrar ve hukuk reformları konusunda istişareler yapılıyor, iş dünyasından görüşler alınıyor. Bu konuda sizin görüşleriniz ve beklentileriniz nedir?


 
Cevap 7.

Benim beklentilerim yapılacak reformların kapsamlı olması, sadece ufak tefek rötuşlarla geçiştirilmemesi ve uygulamasının doğru ve etkili yapılmasıdır.

Benim geçmiş tecrübem ülkemizde sık sık yapısal reformlardan bahsedilir.

Bu konuda bazı yeni kararlar alınır.

Alınan reform kararları yeterli olmaz.

Bazı iyi kararlar ise düzgün uygulanmaz.

Yapılmaya çalışılan ufak tefek rötuşlar ülkeyi düzeltmek için yeterli olmaz.

Belirli bir süre sonra işler yeniden kötüleştiğinde yeni bir reform paketinden bahsedilmeye başlanır.

Umarım ki bu yapılmaya çalışılan reformlar geçmiş dönemlerdekine benzemez ve başarılı olur.

 
Duayen bir bankacı olarak birçok defalar benzeri döviz krizleri, yükselen faiz ve enflasyon dönemi yaşamışsınızdır. Deneyimlerinizi aktarır mısınız? Çözüm önerilerinizi paylaşır mısınız?


Cevap 8.

Türkiye'yi modern, çağdaş, insanlarının gelir düzeyi yüksek, refah içinde yaşayan duruma getirebilmek için öncelikle iki şeyi ülkemizde değiştirmek gerekir.

Birincisi zihniyetimizi değiştirmemiz gerekir.

Değiştirmemiz gereken zihniyet ile ilgili bazı sözlerimizi sizlere hatırlatayım.

"üzümü ye bağını sorma",
"devletin malı deniz yemeyen domuz",
"bana dokunmayan yılan bin yaşasın",
"doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar",
"icat çıkartma",
"sana mı kaldı",
"eski köye yeni adet getirme", 
"Türkiye'yi sen mi kurtaracaksın".

Ve bunlar gibi kabullendiğimiz birçok şeyi değiştirmemiz gerekir.

İkincisi ise ekonomik modelimizi değiştirmemiz gerekir.

Şu an uyguladığımız ekonomik modelin basitçe izahatını şu cümle ile açıklayabiliriz.

"Kazandığından çok harcama yap, ürettiğinden çok tüketim yap".

Kazandığımızdan çok harcama yapmak için başkasının parasına ihtiyaç duyuyoruz.

Yani borçlanıyoruz.

Hem devlet hem özel sektör hem de bireyler aşırı borçlanmaya başladı.

Ülkenin iç ve dış borçları giderek büyüyor.

Beğenmediğimiz yüksek faizi alın terimiz ile ödemeye çalışıyoruz.

Ürettiğimizden çok tükettiğimiz zaman ise başka ülkelerin mallarını ithal etmek zorunda kalıyoruz.

İthalat yapabilmek için döviz ihtiyacımız oluyor.

Ülkenin döviz girdi ve döviz çıktı dengesi açık veriyor.

Dış ticaret açığı ve cari açıklar artıyor.

Döviz açığını kapatmak için ise yeniden döviz cinsinden borçlanmak zorunda kalıyoruz.

Dış borçlarımız her yıl artıyor.

Ülkenin çıkış yolu bu iki modeli değiştirip tersine çevirmemiz gerekiyor.

 
Salgın bankacılık sektörünü nasıl etkiledi? Online bankacılık yükselişe geçti, şubeler boşaldı. Bu dönüşümü nasıl yorumluyorsunuz? Nasıl bir gelecek öngörüyorsunuz?


Cevap 9.

Salgın süresince online bankacılık işlemleri arttı.

Şube işlem sayıları azaldı. İnsanlar evlerinden bankacılık işlemlerini internetten ve mobil cep telefonlarından yapmayı tercih etti.

Ancak salgın bankaların kredi portföyünü olumsuz yönde etkiledi.

Esnaf ve küçük işletmeler satış yapamaz duruma gelince banka borçlarını zamanında ödeyemediler.

Bankalar kredi ve faizlerini tahsil etmekte zorluk çektiler.

Birçok insan işini kaybetti. Bazıları da maaşlarının sadece yüzde altmışını alabildiler.

Gelirlerinde azalma olan insanlar harcamalarını kısmak zorunda kaldı.

Tüketim azaldı. İnsanlar daha fazla banka borcuna ihtiyaç duydular.

Çoğu kredi kartı limitlerini sonuna kadar kullandılar.

Bu tür kredi artışları ise bankaları düşündürüyor.

Çünkü tahsilat konusunda problem yaşamak riski artıyor.

Önümüzdeki dönemde BDDK Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun bankalardan istediği asgari sermaye rasyosunda, likidite rasyosunda, problemli kredi tanımında ve kredilere ayırılacak karşılık oranlarında kolaylıklar yapması beklenebilir.

 
Siz de yazılarınızda vurguluyorsunuz, finans-bankacılık sektöründe yabancı sermayenin ve özelikle Arap sermayesinin payı artıyor. Son olarak, Katar, Borsa İstanbul'a yüzde 10 oranında ortak oldu. Bu konudaki değerlendirmenizi bizimle paylaşır mısınız?


Cevap 10.

Türkiye'nin arzu ettiği ekonomik büyüme oranlarına ulaşabilmesi için yabancı sermaye girişine ihtiyacı vardır.

Kendi yurt için kazancımız bize yetmiyor.

Yabancının parasına ihtiyacımız var.

Yabancının parası ülkemize iki şekilde girebilir.

Birincisi fabrika kurmak, iş kurmak için gelen yatırım sermayesi parası. İkincisi ise "sıcak para".

Sıcak para diye tanımladığımız yabancının parası, ülkemizdeki para piyasalarında, döviz piyasasından ve sermaye piyasasından para kazanmak için gelen kısa vadeli kaynaklardır.

Sıcak para ülkeye gelir, parasını kazanır ve tekrar çıkar geldiği ülkeye geri gider.

Sıcak para fırsat kollayan, paradan, kağıtlardan ve arbitraj işlemlerinden para kazanmak isteyen yabancının "vur-kaç" parasıdır.

Bu nedenle belirli bir meblağın üzerinde sıcak paranın ülkeye girmesi tercih edilmez.

Yurtdışından geldiği gibi geri giden paralar, geri giderken ülkede likidite sıkıntıları yaratır.

Döviz kurlarının ani yükselmesine neden olur. Bu nedenle yabancı sermaye Türkiye'ye fabrika kurmaya, iş imkanları yaratmaya geliyorsa bundan korkmamak gerekir.

 
Deneyimli bir bankacı olarak, önümüzdeki dönemde iş insanlarına, yatırımcılara; yatırım anlamında olsun, verilecek kararlar anlamında olsun neler önerirsiniz? Sizin önerilerinizi şu şekilde de alabiliriz; "Şunları kesinlikle yapmayın" diyeceğiniz konular neler olabilir?


Cevap 11.

İş insanlarına önümüzdeki dönemde yeni teknolojilere yatırım yapmalarını öneririm.

Yeni teknolojileri yurt dışında bulmuş ve uygulamasına başlamış yabancı şirketler ile ortaklık kurup onları ülkemize yatırım yapmaya ikna etmeliler.

Eski zihniyeti bırakmalarını tavsiye ederim.

Eski zihniyet dediğim "sermayesiz iş yapmak" zihniyeti.

İş insanlarımız çok az sermaye ile iş yapmaya alışmışlardı.

Az sermaye çok banka borcu alarak iş yapmak dönemi bitecek.

Bankalara güvenerek büyük yatırım yapanlar önümüzdeki dönemde zorluk çekecek.

Yeterli sermayesi olmayanlar sermaye desteğini yurt dışındaki yatırımcılarda sağlamanın yollarını araştırmalıdır.

Türkiye bilgiye yatırım yapmıyor.

Üretime yatırım yapmayı unuttuk.

Başkası yapsın, biz ithal edip kullanalım zihniyetini terk etmemiz gerekiyor.

Bilgiye ve üretime yatırım yapmaya vakit kaybetmeden başlamalıyız.

 
Sayın Bülent Şenver, kurucusu olduğunuz Herkese Kitap Vakfı, toplumdan çok destek alan, beğeniyle söz edilen güzel bir proje… Kütüphanesiz köy okulu kalmasın dediniz, 10 kitap getirene mamografi tetkiki bedava dediniz, cezaevlerine kitap gönderdiniz, pandemi döneminde "evdeyim ama yalnız değilim" sloganı ile kampanya sürdürdünüz.


 
 
Cevap 12.

Herkese Kitap Vakfı Türkiye'de kitap okumayı sevdirmek, yaygınlaştırmak ve ihtiyaç sahiplerine kitap iletmek için çalışmalar yapan bir vakıf. Türkiye'de yeteri kadar kitap okunmuyor.

Türkiye yeteri kadar kitap okumuyor.

Okuma yeterliği konusunda 65 ülke arasında sonlarda 42. sırada yer alıyoruz.

Çocuklarımızın okuma becerisi ise 35 ülke arasında sondan 28. sırada.

Öğretmenlerimizin sadece %33'ü düzenli kitap okuyor.

Okullarımızın %70'inde kütüphane yok.

Nüfusun %58'i ders kitabı dışında hiç kitap okumamış.

Toplumun sadece %1'i düzenli kitap okuyor.

Türk insanı ihtiyaç maddeleri sıralamasında kitabı 235. sıraya koymuş.

Darbeli matkabı bile kitabın önünde bir sıraya yerleştirmiş!

Kitap okumak ile ilgili bu olumsuz tablo sonucunda dünya cahillik endeksi araştırmasında Türkiye en cahil 9. ülke olarak belirlenmiş.

 
Bunlar takip edebildiklerimiz, vakfın çalışmaları ve kampanyaları hakkında bilgi verir misiniz?


Cevap 13.

Herkese Kitap Vakfı kitap okumayı sevdirmek, yaygınlaştırmak ve ihtiyaç sahiplerine kitap iletmek için birçok proje üretiyor.

Türk insanı çocuklarına kitap hediye etme alışkanlığı konusunda 180 ülke arasında en sonlarda 140'ıncı sırada yer almış.

Kitap hediye etme alışkanlığımız yok.

Halbuki kitap bir kişiye verilebilecek en değerli hediye.

Türkiye'de kitap hediye etme alışkanlığını yaratabilmek için her yıl nisan ayının üçüncü pazar gününü "Kitap Hediye Günü" olarak ilan ettik.

Kitap Hediye Gününde herkesin birbirine kitap hediye etmesini istiyoruz.

Tüm vatandaşlarımızı 2021'de beşincisi kutlanacak Kitap Hediye Gününe katılmaya davet ediyoruz.

 
Bülent Bey, bu yıl Öğretmenler Günü'nde çok güzel bir çalışma yaptınız. Vakfınız 24 Kasım'da 32 bin öğretmene hediye kitap gönderdi. Bu anlamlı projeden söz eder misiniz?


Cevap 14.

Dünya'nın her yerinde öğretmenler, insan topluluğunun en özverili ve saygıdeğer unsurlarıdır.

Türkiye'de kitap okumayı sevdirmek, yaygınlaştırmak ve ihtiyaç sahiplerine kitap iletmek için çalışmalar yapan Herkese Kitap Vakfı, 24 Kasım tarihinde kutlanan "Öğretmenler Gününde" ülkemizin geleceğini şekillendiren ve eğitimin temel taşı olan otuz iki bin öğretmene birer kitap hediye etti.

T.C. Milli Eğitim Bakanlığı himayesinde gerçekleşen "Benden Sana Öğretmenim" Öğretmenler Günü kitap hediyesi uygulaması kapsamında bu yıl Grigory Petrov'un "Beyaz Zambaklar Ülkesinde" isimli kitabı öğretmenlerimize hediye olarak verilmek üzere Bakanlığımız tarafından onaylandı.

Ülkelerin geleceği gençlere emanet edilir.

Öğretmenler, gençlerimizin geleceğini şekillendiren değerli insanlardır.

Bu kitap tüm öğretmenlerimize armağan olsun. 2021 yılında 24 Kasım Öğretmenler Gününde yüz bin öğretmenimize kitap hediye etmeyi hedefliyoruz.

 
 
Kitapcan da Herkese Kitap Vakfı'nın maskotu… Kitapcan'ın öyküsünü anlatır mısınız? Okullarda öğrenciler tarafından nasıl karşılanıyor?


Cevap 15.

"Kitapcan" Herkese Kitap Vakfı'nın maskotu.

Kitapcan'ı Alametifarika reklam ajansının kurucu ortağı Uğurcan Ataoğu yarattı.

Kitapcan çok sevimli, canlı, hayat dolu, çocuklara kitap okumayı sevdirmek için projelerimizde kullandığımız maskotumuz.

Her yerde ev dahil o kadar çok "Kitapcan" kelimesini kullanıyor ki beş yaşındaki torunum bir gün bana "Dede, Kitapcan senin çocuğun mu?" diye sordu.

Onun bile dikkatini çekmiş "Kitapcan".

Sorusuna cevap olarak "Kemal'ciğim, Kaan ve Nil benim iki çocuğum.

Şimdi de Kitapcan benim üçüncü çocuğum oldu" dedim.

 
Sadece Herkese Kitap Vakfı değil, farklı alanlarda sosyal sorumluluk çalışmalarınız var. Türk Lider Merkezi'ni kurdunuz, Etik Değerler Merkezi Vakfı'nın da kurucusu sizsiniz… Bu konularda da bilgi verir misiniz?


Cevap 16.

Turklider.org adıyla dijital bir platform oluşturdum.

Bu platformda benimle birlikte başka iş insanları tecrübelerini ve birikimlerini gençlerle paylaşıyor.

Sitemin sloganı "Tecrübeleriniz ve Birikimleriniz Toprak Olmasın".

Birçok tecrübeli insan tecrübelerini ve bilgilerini gençler ile paylaşmak konusunda cimri oluyor.

Ben onları paylaşmak için zorluyorum.

Beni kırmıyorlar turklider.org sitesinde kendileri için açılmış olan Türklider odalarına bilgi ve tecrübelerini yazıyorlar.

Etik Değerler Merkezi Derneğini EDMER'i gençlerde etik anlayışı bilinci oluşturmak ve ülkemizde etik uygulamaları arttırmak amacıyla kurdum.

Dokuz üniversitede Etik Lider Akademisi ELA programı uygulaması yapıyoruz.

Bugüne kadar ELA Akademisinden yaklaşık iki bin gencimiz mezun oldu.

Şu anda Etik Değerler Merkezi'nin Kurucu Onursal Genel Başkanı olarak çalışmalara katkı sağlıyorum.

 
Bülent Bey, aynı zamanda bir yazarsınız. Son kitabınız; Gençlere Mektuplar… Bize kitabınızı tanıtır mısınız?


Cevap 17.

"Gençlere Mektuplar" kitabımda gençlerin ve yöneticilerin dikkat etmesi gereken konuları ele aldım.

Uygulamalarında fayda olacak yönetim becerilerini ve ipuçlarını bu kitapta anlattım.

Benden başka kitabın içinde 78 değerli iş insanının gençlerle paylaştığı kıymetli tecrübeler var.

Kitabın adı "Gençlere Mektuplar" ancak içindekiler kendini geliştirmek isteyen her yaşta insana yol gösterecek değerli öğütlerle dolu bir hazine.

Bu kitabı tamamlamak tam iki yılımı aldı.

İyi ki iki yılımı bu kitap için harcamışım.

Okuyanlar çok beğeniyor.

 
 
 

Diğer kitaplarınız hakkında da bilgi verir misinizi? Bir de şunu soracağım. Kitaplarınız ağırlıklı olarak gençlere yönelik olarak yaşam öğütleri, başarının sırlarını içeriyor. Gençlerden nasıl tepkiler alıyorsunuz?


Cevap 18.

"Kulağınıza Küpe Olsun", "Başardin Başarı Hapı" ve "Gençlere Mektuplar" kitaplarımı idefix.com veya dr.com.tr sitelerinden satın alanların bazıları kitaplarımı okuduktan sonra bana bulentsenver@gmail.com adresime mail gönderip beni şımartacak hakkımda güzel sözler gönderiyorlar.

Daha çok kitap yazmamı istiyorlar. Yazmayı planladığım yeni kitaplar var.

Kitap yazmak kolay bir iş değil.

Ancak bizim gibi tecrübeli kişilerin kitap yazarak tecrübelerini ve birikimlerini bu dünyada bırakmaları gerekiyor.

 
.
.

 

.
.
.

 

Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org