Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Sizin Odalarınız       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

Arman Manukyan Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

Öğrencilere Tavsiyeler
24.12.2009
Okunma Sayısı : 6008
Oy Sayısı : 3
Değerlendirme : 5
Popülarite : 2,39
Verdiğiniz Puan :
 

 

Öğrencilere Tavsiyeler

Meslek hayatına atılınca onlara önerdiğim epey şeyler var.  Ben bu  tavsiyelerimi dört bölüme ayırdım:

Birincisi: Akademik Hayat,
İkincisi: Çalışma Hayatı,
Üçüncüsü: Karakter Yapısı,
Dördüncüsü: Sosyal Hayat ve Evlilik Hayatı.

Onlara bizim tavsiyelerimiz var. Yalnız hocalık değil,  bizim burada yapmış  olduğumuz . Burada babalık da yapıyoruz; çünkü onları kendi çocuklarım gibi seviyorum. Boğaziçi'nde mezun  olan öğrenci iki şey yapabilir: Birincisi herhangi bir dalda piyasada çalışabilir. Eğer akademik kariyer yapmayı düşünüyorsa, bir MBA yapması lazım. Ya da ekonomi dalında master yapmalı. Sonra doktora programına girmesi gerekiyor.

İhtisasınız ne olursa olsun, eğer yüksek tahsil yapmak istiyorsnanız, bu yüksek tahsil ile ilgili olarak bazı önerilerim var. Bugün global bir dünyada yaşıyoruz. Yurt içi ve yurt dışı çalışmaları  çok önem kazanıyor. Eğer yurt içinde bir şirkette çalışıyorsanız, onun yurt dışı  olanakları ile de ilgili olun. Ve muhakkak  kısa süreli dahi olsa herhangi bir pozisyon için eğer sizi yurtdışına göndermek istiyorlarsa, hiç tereddüt  etmeden gidiniz. Tereddüt etmeden  gidiniz, çünkü yurtdışında kazanacağınız bir deneyim, sizin rütbenizi arttıracaktır ve yükseltecektir. Bu, çok önemli.

Onlar da bunu kabul ediyorlar: "Eğer master yapmayı düşünüyorsanız, iyi bir program çizin kendinize, ileride size yardımcı  olacal dersler açısından."  Ben kendi üzerimden kendilerine canlı  bir örnek veriyorum. Ben  Amerika'ya master'a gittiğim  zaman, 26-27 yaşındaydım. O zamanlar böyle, şimdiki gibi "advisor" dediğimiz yani "rehber hoca" işte "danışman hoca" yok.
Ben Fullbright'ı kazanmıştım, büyük bir sevinçle Amerika'ya gidiyorum. Orada kendi kendime program  yaptım, bilhassa muhasebe ve maliye dalında. Ve sonradan baktım ki bilinçli ve hatta bence bilinçsiz, 23 kredilik  muhasebe dersi almışım. Ne lüzumu var! Muhasebe hakkında tezim burada, yüz elli- iki yüz sayfalık  tez yazmışım muhasebenin  tarihçesi hakkında.

Muhasebe ne zaman başlamış, nasıl  gelişmiş bütün  dünya ülkelerinde biliyorum. Siz bana sorsanız "Hocam , muhasebe tarihçesi  hakkında tez yazdınız da size yararı oldu mu? Diye, "Hayır olmadı" derim. "Peki  niye yazdınız?" derseniz, "Çünkü bilmiyordum o zamanki durumları, yani böyle danışılacak  kimseler yoktu" diye yanıt veririm.

Devamlı okurum. Çok gezmişim, bütün  dünya ülkelerini, insanları bilirim. Başka dallardan dersler alabilirdim belki  Amerik'dayken, yapmamışım. Sonradan yapmışım, ama geç olmuş biraz. Bu, ikinci tavsiyem.

Çalışma hayatı ile ilgili  bazı önerilerim var. İlk girdiğiniz işte maaştan ziyade, size istikbal  vaat eden işleri seçiniz. Bunlardan biri denetimdir. İkinci bir iş, bu denetimin  yanında yönetim  danışmanlığı olabilir. Bizde birçok Amerikan  kökenli ve yabancı kökenli yönetim  danışmanlığı şirketleri var. Orada en az  bu denetim şirketlerindeki denetimlerimiz kadar tecrübe sahibi olursunuz. Bunu da tavsiye ediyorum.

Bir işte olgunlaşın, bunun da süresi en az üç-dört yıldır. Çünkü bazı öğrenciler, mesela bir denetim şirketine giriyorlar, bir sene sonra bırakıyorlar işi. O ağır tempoya dayanamıyorlar.

Ben de bu ağır tempoya dayanamayan öğrencilere diyorum ki: "Siz bu yaşta çalışmazsanız, yaşınız 22-23, benim  yaşımda mı günde on üç- on dört saat  çalışacaksınız? Eğer çok rahat bir iş arıyorsanız bulamazsınız.

O zaman  belediyeye gidin,  belediye memuru olun. Çantanız elinizde sabah 9'da işe gider, akşam 5'te biten  iş kalmadı. Dolayısıyla kendinizi şimdiden  alıştırın fazla çalışmaya, fazla mesai yapmaya. Ne isterse olsun, hangi dalda isterse olsun, bir işte olgunlaşmanın süresi üç ila dört yıldır.

Bir iş değiştirme için  olumlu bakarım. Ama değiştirdiğiniz işten en azından  yüzde 50 avantajınızın olması lazım. Hem deneyim, hem maddi açıdan. Eğer o avantaj yoksa, hiç boşuna işinizi değiştirmeyin; işvereninizide düşünün.

İşvereniniz size bir yatırım yapıyor. Sizi işe alıyor, eğitiyor, geliştiriyor, para ödüyor, maaş ödüyor, promosyon  veriyor size geliştiriyor. Ama siz, bir iki yıl sonra, "Allahısmarladık" deyip  bırakıp gidiyorsunuz. O da doğru değil. İşveren açısından  doğru  değil, ama üç dört yıl olgunlaşırsınız, daha avantajlı bir iş bulursunuz, olabilir ona diyeceğim yok. Her zamanki  yüzde 50 avantaj  arıyorum  iş değiştirmelerde, bir de zamanlama çok önemli. Zamanlama , timing çok önemli.

İşlerden  mutlu olmak için  sabırlı  olmanız lazım. Eğer sabırlı  bir karakteriniz yoksa, kolay kolay mutlu olamazsınız. Her şeyi  sabırsızlıkla çözmek isterseniz, hayatta hiçbir işten memnun kalmazsınız. Her işte bir şikayet bulursunuz. Çok yanlış politikalar. Bütün bunları  aşılıyorsunuz gençlere Çok  şükür hepsi de ellerinden geldiği kadar yapıyorlar.

Bu arada, "İşinizden  ne kadar  da memnun olsanız da, her zaman  bir iş arayışı içerisinde bulununuz" diyorum. Bu ayıp  değil. Bugün bile gazetelerin  en dikkatli  olduğum  sayfaları, İnsan Kaynakları sayfalarıdır.

İş mi  arıyorum  ben kendime, yok, alakası yok. Niçin? Bir öğrencime yardımcı  olabilirim  diye bakıyorum, piyasada ne gibi  işler aranılıyor. Daha fazla ne gibi işlere karşı bir yatkınlık var. Sektöre bakıyorum,  sektörü inceliyorum. Bütün ekonomi  sayfalararını okuyorum.

Ben her gün dört gazete okurum. Az değil bu, dünyanın  zamanını alır.

Köşe yazarları ile politikası ile ekonomisi ile şusu ile busu ile. Arkadaşlara da onu söylüyorum. İkinci, üçüncü, dördüncü yılından  itibaren her hün gazete okuyacaklar  ve bilhassa her gazetenin  ekonomi sayfasını. 

Eskiden  tek sayfa ekonomi olurdu. Şimdi maşallah  dört, beş, altı , istemediğiniz kadar. Bunlar  insana bir bilgi veriyor, yarar veriyor.

"İşinizden ne kadar memnun olsanız, diğer iş imkanları ile daima meşgul olunuz" diyorum.  Çünkü bir bakarsınız, umulmadık bir tesadüf karşınıza çıkar ve değiştirmek icap eder. Siz arayış içerisinde olun. Cumhurbaşkanı  dahi olsanız, bir bakın  bakalım, belki başka bir iş sizi daha fazla tatmin eder.
  
Başka bir şey: İşlerde başarı oranı yüzde 60 performastır. Geri kalan şans, tesadüf. Ben ona, "rastantı" diyorum. Hayatta pek çok iş, benim hocalılğa başladığım gibidir. Siz isterseniz buna "baht" deyin, "şans"deyin, "kısmet" deyin, "kader" deyin. Ben, "rastantı" diyorum.

Yeter ki  hayatta karşınıza iyi rastlantılar çıksın. Nerede mi? İşte, evde, evlilikte, ticarette, ekonomide, okulda, arkadaşlığınızda her yerde. Yeter ki iyi tesadüfler karşınıza çıksın. Karşınıza çıkan tesadüfleri  ve olanakları  iyi değerlendirmeniz lazım.

Bir de "Benim gibi …" diyorum, "Her sabah işe erken  başlayın. Gününüz çok daha bereketli  olur." En önemli tavsiyelerimden biri: "sabah erken işe başlayın. Hangi iş olursa olsun, göreceksiniz günden  daha fazla yararlanacaksınız."

Karakter yapısı ile ilgili  söyleyeceklerim: İnsanın  karakeri gerçi bir yapı meselesidir, fakat bazı alışkanlıklar, bazı  kötü alışkanlıklar veya iyi alışkanlıklar da geliştirilebilir. İnsanlar zaman zaman kızgın olabilir.

Kadın olsun, erkek olsun, sinirli, kızmış olabilir, stresli halleri olabilir. Böyle zamanlarda karar vermemeye gayret edin. Eğer bir karar verme aşamasındaysanız, uzaklaşın o ortamdan. Erteleyin onu, bir saat, iki saat, üç saat, dört saat duruma göre, bir gün, iki gün, erteleyin.

Tamamen uzaklaşın o ortamdan. Her dalda başarının başında sabır vardır. Sabırlı olmaya kendinizi alıştıracaksınız. Çok çabuk karar vermemeye gayret edin. Bu zamanla insanı sabırlı kılıyor. Başarısızlığın da en büyük  nedeni  nedir biliyor musunuz: Küsmek.

Başarının ana nedeni: Sabır. Başarısızlığın ana nedeni : Küsmek.

Bayanlarda da erkeklerde de olabilir; yani  küsmenin cinsiyeti yok. Çok çabuk küsen insanlar görüyorum. Küsmek nereden kaynaklanıyor? Sosyolojik , psikolojil olarak da düşünün, sizi iyice hazmedemediğimden dolayı size küsüyorum.siz bana bir şey  söylüyorsunuz hemen küsüyorum size. Çünkü sizin o  söylediğinizi iyice incelemedim. Belki yanlış anladım sizin söylediğinizi. Niye küsüyorsunuz?

Bu demek değildir ki  hayatta insan hiçbir şeye küsmez. Bir insanı küstürebilirsiniz de ama onu iyice dinleyin, iyice bir yorumlayın onun söylediklerini, ondan sonra eğer küsmenize gerek varsa, küsersiniz. Ama küsmenize gerek yoksa, küsmezsiniz. Genelde ani olarak küsmemeye dikkat edin. Bu başarısızlığın  ana nedenlerinden biridir. Çünkü küsmek moralinizi, sağlık durumunuzu bozar, sizi strese sokar, daha sağlıklı düşünmenize engel olur. Türlü negatif yönleri var küsmenin. Dolayısıyla küsmeden uzak durun.

Bizim muhasebede bir nosyon mevzumuz var, "Hesap verilebilirlilik nosyonu" diye. Hesap Verilebilirlilik nosyonu, muhasebenin  temellerinden biridir. İşinizde, evinizde, ailenizde, çocuğunuza karşı her zaman kendinizi hesap verebilir bir durumda olduğunuzu  görmek için  istersiniz bunu. Bu  bir kavramdır muhasebede, "accountability" dediğimiz bir kavram. Bu kavram, size hayatta attığınız her adımın eşiğinde, bir hesap planı olmasını öğretir.

Size şöyle bir örnek vereyim: Bugün ne  kadar para harcayacaksınız. Bunun, bir hesaba dayalı bir işlem olması lazım. İşte size bir nosyon kazandırır. Eğer hesabınızın ne kadar olacağını  biliyorsanız, ona göre hareket  ediyorsanız, bu size bir nosyon kazandırıyor. İşte  bu, Hesap Verilebilirlilik nosyonudur.

Ne kadar yemek yiyeceksiniz ki fazla kilo almayasınız. Bu da bir hesap gerektiriyor. Buradan işinize kaç saatte gidebilirsiniz? Vasıtanız varsa başka, otobüsle gidecekseniz başka, uçakla gidecekseniz başka, neyse vasıta….orada da bir hesap verilebilirlilik  vardır. Şuradan şu kapıya kadar, kaç adımda  gidebilirsiniz; beş mi, altı mı?

Bir accountability  var,  bir hesap verilebilirlilik var.

Dikkat edin, farkında değilsiniz belki , hayatta  her işte bir "hesap verilebilirlilik" kavramı var. Bu muhasebede bilhassa çok önemli bir kavram ve bu sizi cimri olmamaya da yönlendirir.

Eğer siz attığınız her adımın hesabını kendi kendinize veriyorsanız. Bu hesap verilebilirlilik kavramıyla oturup da kağıt üzerinde metamatik  yapacak değilsiniz. Bu düşünce ile oluyor. Ona ne zaman giderim, hemen dakikasında, hesabını  verebiliyorsunuz. Bu  muhasebe dersleri ve özellikle de finansman  dersleri, size böyle bir nosyon  kazandırıyor ve size her işi bir şekilde yapmanızı öğretiyor. Dolayısıyla sizi de cimrilikten  uzaklaştırıyor. Böyle bir yararı var.

Sosyal hayat ve evlilik. Öğrencilerime, bilhassa son sınıf öğrencilerime, mezun olanlara son
derste şunları tavsiye ediyoruz: "İşinizin  dışında size sosyal etkinlikler kazandıracak kurumlara, derneklere, cemiyetlere bağlanın. Çünkü bugünkü işler bu gibi derneklerden  kaynaklanıyor,  meydana çıkıyor.

Örneğin Boğaziçi Üniveristesi'nin  son derece güzel bir mezunlar derneği var (BÜMED). Orada 7-8 bin  üye var. Yakında bu 15-20 bine çıkacak. Oraya üye olun. Sosyal kulüplere, mezun  derneklerine, spor kulüplerine üye olun  ve orada Boğaziçi Üniversitesi'nin size vermiş olduğu avantajları yaşayın. Aynı zamanda kendi okulunuza da bir katkınız olur."

Bir de aile hayatı : "Eşinizi seçerken fikir, para, sevgi ve saygı  uygunluğuna bilhassa dikkat ediniz."

Eşinizin  ve kendi ailelerinizin, her bakımdan  birbirlerine uyumlu  olmalarına dikkat edin. Bu çok önemli bir nokta. Bugün belki müstakbel eşinizle karşılaşıyorsunuz okulda. Diyelim ki ben bir erkeğim, bir kızı sevdim, tamam, onunla evlenmeyi  düşünüyorum. Güzel, fakat  başka üzerinde durmam  gereken  noktalar var: Eşimin ailesi kimdir, nasıl bir ortamdan geliyor .

Benim ailem  ile onun  ailesi uyumlu olur mu? Biz Amerika'da yaşamıyoruz. Orada 18'inden  sonra bütün  çocuklar başlarına buyruk, tek  başlarına büyüyorlar ve değişik  yerlerde yaşıyorlar; annelerinden , babalarından uzak. Bizim  böyle bir yaşantımız yok. Bizim  yaşantımız daha  fazla ailelerimizle olan  yaşantılarımızdır. Ve ailelerimizle birlikte değil, fakat onların yakın  çevrelerinde böyle bizim bir yaşama stilimiz var.

Ne olacak, sizin aileniz ile eşinizin ailesi  ile bu her iki taraf için de söz konusu. Birbirleriyle git-geller, münasebetler, görüşmeler olur. Onların da uyumlu olması lazım. Birbirleriyle uyumlu  kişiler olması lazım. Çünkü onların uyumsuzluğu sizi mutsuz kılar.

Bir zaman sonra eşinizi ne kadar  da sevseniz, ne kadar da ona aşık olsanız, muayyen bir zaman sonra tatsızlıklar da olur: "Vay  benim anneme sem şu gözle baktım. Gerekli hürmeti göstermedin, gerekli saygıyı  göstermedin" gibisinden. Tabii eşinize aşık olup da evlenebilirsiniz, bu da çok güzel bir olay. Fakat evlendikten  bir müddet sonra o aşktan uzaklaşırsınız.

"Aşkın gözü kördür" dedikleri çok doğru. Aşık olduğunuz yıllarda eşinizin  her hareketini belki kötü de olsa, iyi  de olsa, olumlu karşılarsınız ama muayyen  bir yıl sonra o aşk yerini sevgiye ve saygıya bırakmalı. "Eşinizle sabırlı ve mutlu olarak  yaşamak istiyorsanız eşinizle , o aşık  olduğunuz yılların havasını bırakıp, ona karşı gerekli hürmeti, sevgiyi, saygıyı göstermeniz lazım ki mutlu yıllar sizin olsun.."

Bir de son bir sözüm var  gençlere:

 "Gençlik günlerinizin  maceralarını eşinize kesinlikle anlatmayınız." Onu da söylerim. Müthiş bir alkış kopar sınıfta. Müthiş  bir alkış!

"Hocam sahi mi, hiç söylemeyelim mi" diye sorarlar.

"Kesinlikle söylemeyin!" derim ben de.


Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org