Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Sizin Odalarınız       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

Suna Kıraç Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

Eğitime Adanmış Bir yaşam
14.09.2009
Okunma Sayısı : 4744
Oy Sayısı : 1
Değerlendirme : 5
Popülarite : 0
Verdiğiniz Puan :
 

 

Eğitime Adanmış Bir yaşam
Suna Kıraç
.
.

Günümüzde iş dünyasının  asıl amaçları  olan üretim , kazançların bir bölümünün topluma iadesi, verimlilik ve istihdam  dışında, toplumsal  fayda yaratmak amacıyla yatırım yapılmasına ve katkıda bulunulmasına  "sosyal sorumluluk" aynı zamanda iş dünyasının  halkla ilişkiler faaliyetinin  bir parçası olarak görülüyor.

Vehbi Koç, "sosyal sorumluluk" tanımlamasının henüz yapılmadığı yıllarda Koç Topluluğu'na çok farklı  bir felsefeyi  kazandırmıştı. Vehbi Koç'un  felsefesi basit bir o kadar da haklıydı, "memleketim  varsa biz varız" diyordu. Koç Topluluğu'nun  varlığını  Türkiye'yle ve Türk milletiyle özleştiriyordu. Bu aynı zamanda Koç Topluluğu'nu  bugünlere getiren  millete duyulan şükran  duygusunu  ifade ediyordu.

Vehbi Koç  bu anlayış doğrultusunda henüz 1948 yılında Ankara'da Vehbi Koç  Yurdu'nun  kurulması  için ilk  girişimini gerçekleştirmişti. Ardından  çocuk hastanesi yapılması için Ankaradaki bir binasını Sağlık Bakanlığı'na bağışladı. 1960 askeri darbesi  sonrasında ülkenin altın  rezervlerinin erimesine karşı başlatılan kampanyaya tam 26 kilo külçe altın bağışında bulunarak katılmıştı.

Ancak Koç Topluluğu'nun asıl  sosyal hizmetlei 1960'lı  yıllardan  sonra gerçekleşti. Topluluğa kurumsal bir kimlik  kazandırılan bu dönemde, Koç Topluluğu'nun  ilk eseri, 1963'te açılan, Ankara Üniversitesi bünyesindeki Göz bankası oldu. Vehbi Koç ağırlıklı  olarak eğitim  ve sağlık  gibi ülkenin  en önemli iki  toplumsal yarasına merhem olmaya çalışıyordu. Eskişehir'de üniversiye bünyesindeki kütüphane, ODTÜ'deki öğrenci yurdu, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ndeki  Kardiyoloji Enstitüsü hep  bu anlayışın eseriydi.

1967'de kurulan  Türk Eğitim Vakfı'nın  (TEV) fikir babası ve 205 kurucusundan  biri Vehbi Koç'tu. Vakfın kuruluş  sermayesinin  beşte birini sağlayan  Koç'un  bu çabası, süreç  içinde yurtiçinde  ve yurtdışında 30 bin öğrencinin eğitim  görmesini  sağlayacak  dev bir eğitim  kurumunun  ortaya çıkmasını sağlayacaktı.

Vehbi Koç, 1967'de Vakıflar Kanunu'nun çıkmasıyla birlikte hayır faaliyetlerini kurumsallaştırma ve sürekli kılma yönünde önemli  bir adım attı. 1969'da kurulan Vehbi  Koç Vakfı'na aktarılan  para miktarı  12 milyon lira yani yaklaşık  13,5 milyon dolardı.  Asıl hedef, vakfın  kendi gelirleriyle bağış  ve hayır  faaliyetlerine devam edebilmesiydi.

Ancak ortada bir sorun vardı. Vehbi Koç  Vakfı aracılığıyla gerçekleştirilen  yatırımlar ve yapılan  bağışlar ilgili  kurumlara devrediliyor ve bunlaın nasıl işletildiği  ve korunduğu  hususunda Koç Vakfı'nın  bir iradesi söz konusu  olamıyordu. Oysa yapılan bağışların pek çoğunda Vehbi Koç'un  adı vardı. Ülke ekonomisine kazandırılan  bu kurumların nasıl değerlendirildiği  ve Vehbi Koç isminin saygınlığının  nasıl korunduğu soruları, Koç  Topluluğu'nun  geleneksel  fikri takip  anlayışı çerçevesinde ciddi bir kaygı  doğuruyordu.

Zira kurulduktan  sonra kamu  kurumlarının  sorumluluğuna ve yönetimine bırakılan tesislerin  geliştirilmesi  bir yana korunmasında  bile ciddi  sorunların  çıktığı görülüyordu.

Koç Topluluğu'nun maddi katkılarıyla 26 Mart 1979 tarihinde İstanbul Çocuk Kitapları Fuarı'nın  açılışı yapıldı. Ancak belediye başkanı  açılış konuşmasında Koç Topluluğu'nun  gerek bina gerekse fuar  için yaptığı katkılardan  hiçbir biçimde söz etmemişti. Fuarla ilgili yardımda bulunanların adları yazılı olan ve kitaplığa asılan levhada Koç Topluluğu yer almıyordu.

Üstelik  fuar bittikten  sonra binada önemli  tahribatların meydana  geldiğini gören Koç Topluluğu, bunları  gidermek için yine önemli ölçüde masraf yapmak zorunda kalmıştı.

Suna Kıraç  diğer Koç bağışlarının da aynı  kaderi paylaştığını  üzüntüyle gözlemledi. Sağlık ve eğitim tesisilerinde çok kısa süreler içnde "işletmeden" kaynaklanan bakımsızlıklar görülüyordu. "Vehbi Koç" adını taşıyan  bu tesisler, Koç Topluluğu'nu utandırıyordu. Bu gelişmeler üzerine Suna Kıraç  bir kararını aile ile paylaşmaya karar verdi. Artık Vehbi Koç'un sosyal  hizmetleri ile hayır işlerine doğrudan  Koç Vakfı sahip çıkmalıydı.  Yani "işletmeci vakıf" mantığı ile hareket edilmeli,  bir bağış yapıldıktan  sonra "başkalarına" devredilmeliydi. Suna Kıraç 'ın bu görüşü aile tarafından benimsendi. Koç Vakfı'nın bu politikası meyveleri verecek, Amerikan Hastanesi, Koç Lisesi ve Koç Üniversitesi gibi girişimler parlak  birer başarı  öyküsüne dönüşecekti.

Suna Kıraç ülkenin en acil sorununun eğitim olduğu kanaatindeydi. Türkiye'nin  en yapısal  sorunlarından biri, yetişmiş insan gücüne sahip olmasıydı. Nüfusunun yüzde 55'i  30 yaşın altında olan Türkiye açısından eğitimli bir neslin  yaratılması öncelikle hedef olmalıydı. Suna Kıraç iş yaşamındaki  yoğun temposuna karşın  her koşulda eğitime ayıracak  zaman yarattı. Bunu bir görev olarak algılıyordu. İlke ve tecrübelerin yetiştiği yuvadan , Robert Kolej'den edindi. Okul yönetiminde aktif olarak çalıştı. Robert Kolej'de Oditoryum'un restorasyonunu gerçekleştirerek  bu binaya adını  yazdırdı. Yoğun iş temposuna karşın  mezunu olduğu okula dönük sorumluluğunu bir vazife gibi algılıyor ve nüfuzunu okulun çıkarları için kullanmaktan çekinmiyordu.

Bu dönemde İnan Kıraç da yine mezun olduğu  Galatasaray Lisesi'nin yönetiminde yer alıyordu. İnan Kıraç evde eğitim  konusunda tatlı bir rekabetin  başladığını ve bu rekabetin en çok bu iki okula katkı sağladığını  anlatıyor.

Koç Topluluğu'nun  eğitim alanına doğrudan girmesi önemli  bir karardı. Eğitim  yatırımlarında öncülük  yapacak bir özel sektör kuruluşu ciddi avantajlar elde edebilir, çekim merkezi yaratabilirdi.

.
.
.


Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org