Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Sizin Odalarınız       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

Suna Kıraç Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

Üzüntü ve Sevinç: Koç Üniversitesi
15.09.2009
Okunma Sayısı : 4501
Oy Sayısı : 2
Değerlendirme : 5
Popülarite : 1,51
Verdiğiniz Puan :
 

 

Üzüntü ve Sevinç: Koç Üniversitesi
Suna Kıraç
.
.


Suna Kıraç'ın  asıl düşü bir üniversiteydi. Üniversitenin  kuruluş  sürecini  aldığı notlarlarla şöyle anlatıyordu:

Babama Koç Üniversitesi kurma fikrini 1988'de halam  Zehra Kütükçü'nün  vefatından  sonra taziyeye gelen Prof. İhsan  Doğramacı  vermişti. Eğitime olan tutkusu ve zaten  kafasında olan böyle bir düşüncesinden dolayı babam bu fikir üzerine araştırmaya başladı.

Üniveriste kurmaya karar erdiğimizde  Vehbi Koç  mutat  veçhile güvendiği , eğitimin içinden gelen  birkaç dostuna proje ve maliyet hakkında fiikir sordu. Özellikle çok değer verdiği Rodney Wagner, Talat Halman ve Prof İhsan Doğramacı'ya danışıldı.

Rodney Wagner, 50 milyon  dolar gibi bir bütçe öngörerek  "Boğaziçi özelleştiriliyor, onu  devralıni bu pahalı  bir iş" derken: Talat Halman, "100 milyon dolardan  aşağı, bu iş  olmaz" dedi. Vehbi  Bey, " bu adam  şair, ya dayak yememiş, ya hesap bilmiyor" diyerek  bu rakamlara inanmadı. Prof. Doğramacı  ise Vehbi Bey'i çok etkiledi, çünkü kendisi Ankara'da sağladığı imkanları göz önünde bulundurarak bu işin  maliyetini  çok cazip  gösterdi. 6 milyon  dolar fon  için, 6 milyon dolar da inaşat maliyeti için gerekeceğin  söyledi. Tabii iş içine girince Rodney Wagner ile Talat Halman'ın  yanılmadıklarını gördük.

Vehbi Koç , ilk etapta itidalli olmaktan yanaydı. Bu nedenle de Koç Okulu'nun  Kurtköy'deki arazisinden  yararlanılması gerektiği görüşündeydi. Koç Vakfı'nın  genel eğilim böyleydi. Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün  izni alınabilirse  bu arazinin  bir kısmının üniveristeye tahsis  edilebileceği düşünülüyordu.Ancak  bölgenin  üniversite için uygun olmadığı görüşü hakim olunca bundan vazgeçildi.

Üniversitenin kurulması  konusunda tereddüt kalmamıştı. Vehbi Koç projeye dört elle sarılmış, Suna Kıraç, holding içinde üniversite ile ilgili bütün  gelişmeleri bizzat takip etmeye başlamıştı. Üniversitenin Vehbi Koç Vakfı tarafından  kurulması uygun bulundu. Başlangıçta Fen-Edebiyat Fakültesi  bulunacak  bir üniversite için  ne kadar yatırım  gerekeceğinin  araştırması  yapıldı.

Ancak ilk araştırma sonuçları böylesine mütevazı bir başlangıcın bile İhsan  Doğramacı'nın öngördüğü rakamların  çok  ötesinde bir yatırım  gerektirdiği  ortaya koyuyordu. Bunun üzerine Vehbi Koç ikinci seçeneğin  yeniden değerlendirilmesini istedi. Rodney Wagner'in  tavsiyesi  doğrultusunda Boğaziçi Üniveristesi'nin  İşletme/İş İdaresi  ile Mühendislik fakültelerine kaynak aktarılacak , böylece inşaat maliyetlerinden  sarfı nazar edilecekti. Bu bölümlerin kaliteli  bir  yönetim  anlayışına kavuşturulması  için  çalışılabilirdi.

Ancak bu fikir Koç Ailesi'nin içine sinmemişti. O güne kadar pek çok sektörde öncü olan bir topluluk , eğitim alanında  bu üstünlüğünü terk etmeli miydi? Bu sorunun  yanıtı Koç Ailesi  ve Koç  Holding üst yönetimi  olarak yapılan görüşmelerde tartışıldı  ve sonunda üniversitenin  sıradan  bir üniversite olmak yerine , Türkiye'nin en fazla ihtiyaç hissettiği konularda ihtisaslaşmasının  ve öncü  olmasının çok yararlı olacağı kararlaştırıldı.

Bu karardan  sonra hızla harekete geçildi. Vehbi Koç  üniversite için ne kadar para lazımsa bunu  karşılayacağını, vasiyetnamesini de bu  doğrultuda yeniden  düzenleyeceğini  söyledi. Bu önemliydi  zira, Suna Kıraç'ın başlıca kaygılarından biri de ailenin ikinci ve üçüncü kuşaklarının da üniversite projesine destek  vermesiydi.  Suna Kıraç kaynak  sorununa radikal ve  kalıcı bir çözüm  getirmek  için geliştirdiği bir projeyi Koç Toplulupu İcra Komitesin'nin  bir toplantısında arkadaşlarına açtı.

Koç Topluluğu ortaklarını ikna etti. Kaynak sorununa kolektif bir çözüm getirildi. Koç Şirketleri  kazançlarının yüzde 5'ini  Koç Üniveristesi için harcayacaktı.

Komitenin aldığı başka bir karar ise sonraki yıllarda Koç Topluluğu'nu ve özellikle Suna Kıraç'ı  çok üzecek ve yıpratıcı  bir süreci başlatacaktı. Devlet Özel  üniversitelere arazi tahsis ediyordu ve bunun için başvuruda bulunulmasına karar verilmişti.

Koç Vakfı  ise arazi ile ilgili yer arayışlarını sürdürüyordu. Kurtköy arazisi, bir seçenekti  ancak devletin vereceği  yerlerin de beklenmesine karar verilmişti. Suna Kıraç  arazi seçimini bizzat takip ediyor  Gebze'den Trakya'ya kadar arazileri tek  tek geziyordu. Ancak ne uçsuz bucaksız araziler ne de ilçe belediyelerinin  parlak vaatleri onu ikna edebiliyordu. Zira aklında Boğaziçi Üniveristesi'ninkine benzer bir arazi vardı. Ancak Anayasa Mahkemesi kararı gereği tahsis yapılamadığı  için beklenmesi gerekiyordu.  1991 yılı Koç Topluluğu'nun  65.yılı  olduğundan , Koç Üniversitesi projesinin kutlamalar çerçevesinde komuoyuna duyurulması amacıyla 1990 yılı  sonunda YÖK'e müracaat edilmesi kararlaştırılmıştı.

Üniversite arazisi için Tarım , Orman ve Köyişleri Bakanı, Lütfullah Kayalar ile Vehbi Koç bir görüşme yaptı. Teklif bakandan  geldi. Mavromoloz Devlet Ormanı'ndan  bir alanın tahsis edilebileceğini  söylüyordu. Bu öneri dıoğrultusunda Koç Vakfı, Orman Kadastro  ve Milkiyet Daire başkanlığı'nın  istediği değişklikleri  yaparak arazi talebindi 17 Ekim  1990'da yenidedi.

Bakan, konuyu  başbakan  ve cumhurbaşkanına götüreceğini ve cumhurbaşkanından müsaade alacağını  söyledi. Bakanın  bir de uyarısı  vardı, arazinin 49  yıllığına kiralanması  halinde,  sürenin sonunda tesislerin devlette kalacağını,  bunu da dikkate alınması gerektiğini söylüyordu.

Hukuken sorunu olmayan bu konuyu desteleyen bakan, cumhurbaşkanı ile görüşme yaptı ve işin büyük bir oranda çözümlendiğini belirtti. Hükümet yöntem  olarak şu yolu izlemeye karar vermişti: Arazi YÖK'e tahsis edilcek, YÖK'de Koç Üniveristesi:'ne tahsis edecekti. Devlet  Planlama Teşkilatı da 5  Kasım  1990 tarihinde Koç Üniveristesi'nin  kurulmasını uygun bulduğunu belirtti.

Suna Kıraç bu araziyi gidip görmek istedi. Silahlı Kuvvetler tarafından terk edilen bu ormanlık araziye Bülent Gültekin ile birlikte gittler. Bülent Gültekin o anı  şöyle anlattı:

Tepeden araziye baktığımızda büyük bir sessizlik  vardı. Sadece deniz ve ağaçlar. Suna Kıraç büyük bir çoşkuya kapılmıştı. Huşu içinde araziye bakıyor ve hepimiz sanki üniveriste kurulmuşçasına binaları ve öğrencileri orada hissediyorduk.

Koç Vakfı doludizgin çalışmalara başlamıştı. İlk etapta fiziki planlama çalışmaları sürüyordu. Üniveristenin adı, birimler,, eğitim programları, öğrenci kabul  esasları ile ilgili kararlar kesinleştirildi. Başlangıçta Üniveristenin Fen v eEdebiyat fakütesi , iktisadi  ve İdari Bilimler Fakültesi ve İşletme Enstitüsü'nden oluşması kararaştırıldı.

Neredeyse 1991 yılı sonuna gelinmişti, ancak yasa tasarısı Mesut Yılmaz Hükümeti'nce TBMM'den geri çekilince Koç Üniveristesi'nin  kuruluş için yeniden karar  alınması gereği ortaya çıktı.Bu defa yeni Başbakan  Süleyman Demirel 'e konu ile iligli bilgi arz edildi. Nihayet 16  Ocak 1992 günü kanun  tasarısı Başbakan  Süleyman Demirel'in de imzasıyla TBMM'ye sevk edildi. 6 Şubat  1992 günü Koç Üniveristesi Kuruluş Kanunu TBMM Milli Eğitim Komisyonu'ndan geçmiş, 5 Mart 1992'de TBMM'de kabul edilmişti. Üç yıl süren çalışmaların sonunda ilk etap  geçilmiş oldu. 26.4.1992 tarihinde Rumelifeneri köyü sınırları içinde 160 hektarlık  bir arazi , 49 yıl süreyle Koç Üniveristesi'ne tahsis edildi.

Büyük şehir belediye başkanı Nurettin Sözen  kendisinin  bir  akademisyen olarak  konuya olumlu baktığını , ancak imar plan teklifinin  Belediye Meclisi'nde görüşüleceğini, arazinin  orman içinde olmasının  bazı çıkar grupları tarafından  suistimal  edilebileceği endişesini  taşıdığını  söyledi. Vakıf yöneticileri ise ormanın  üniveriste tarafından  koruma altına alınarak  bakımlı  hale geleceğini vurguladı.

Yasadan kaynaklanan  sorunlar ve bürokratik engeller, hemen  inşaata başlanamayacağını
ortaya koymuştu. Bu nedenle de üniveristenin  eğitime başlaması  için "geçici bir kampüs" arayışı  başladı. İstinye'deki  eski Türkay Kibrit Fabrikası'nın  üniversite olarak  düzenlenmesi  uygun  bulunarak  1993-1994 eğitim  tarihinde İstinye'deki  geçici  kampusta açılış gerçekleştirildi. Vehbi Koç  ve Suna Kıraç'ın  rüyası  yarı yarıya gerçekleşmişti.

O gün ilk dersi Vehbi Koç verdi. 1989'da ortaya çıkan üniversite fikri  gerçekleşmişti. Vehbi Koç  sınıfta konuşurken, Suna Kıraç babasını izliyordu. Bülent Gültekin o anda Suna Kıraç'ın  ağladığını hatırlıyordu.

İstinye kampusu çalışmaları devam ederken  bir taraftan  da akademik konuların  planlaması  yapıldı, rektör araştırması için Rektör Arama Komitesi kuruldu.

Öte yandan asıl sorun bürokrasiyle yaşanıyordu. Büyükşehir Belediye Başkanı Nurettin Sözen'in elinden gelen yardımı yapacağını  söylemesine rağmen, İstanbul  Büyükşehir Belediesi İmar planları 90 gün  süreli yürütmeyi  durdurma kararıyla Koç Üniversitesi 'ne iade edildi.

Üniversite kurulması için  başlayan süreç  bir trajediye dönüşmüştü. Kurucular söz konusu arazide kömür ve kil  madeni bulunup  bulunmadığına dair sondaj çalışmaları yaptırmak zorunda kaldı ve bulunmadığı görüldü. İmar planı  tasdik  edilmedikçe ön  izin kesin  izne dönüşemiyordu. Bakanlık dosyayı bekletiyordu. Koç Vakfı  da elleri  kolları bağlı hiçbir şey yapamıyordu.

31 Mayıs 1996'da üniversitenin temeli atıldı.Ancak  inşaat  süresince sorunlar  yine devam etti. Koç üniversitesi, gecekondulaşmayla çoraklaşam  bir orman  arazisinin  yeşil bir ada gibi korunması konusundaki kararlılığına karşın, yıpratılmaya devam edildi. 

Suna Kıraç her defasında  büyük bir kararlılık ve inançla yola devam  edilmesi  gerektiğini  söyledi . Bülent Gültekin  bu kararlılığı "onun inadı olmasa, ben dahil  çoğumuz çoktan vazgeçerdik" diye  anlatıyor. Oysa Suna Kıraç  için üniversite tarihe atılan bir imzaydı.

Türkiye'ye çağdaş , dünya üniversiteleri ile yarışacak  bir üniversite kazandırmanın  gururu 11 yıllık çabanın  ve üzüntünün  karşılığı oldu. Ancak ne yazık ki  bu projenin   sahibi ve mimarı  Vehbi Koç yeni kampusu göremeden  hayata veda etmişti. Suna Kıraç ise yaşamının  en zorlu sorununu geride bırakıyordu.

.

.
.


.
.


Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org