Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Sizin Odalarınız       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

Suna Kıraç Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

Sadberk Hanım Müzesi
24.09.2009
Okunma Sayısı : 18287
Oy Sayısı : 2
Değerlendirme : 5
Popülarite : 1,51
Verdiğiniz Puan :
 

 

Sadberk Hanım Müzesi
Suna Kıraç

.
.

Sadberk Hanım Müzesi    Sadberk Koç

600 yıldan uzun  bir geçmişe dayanan  ve Hacı Bayram-ı  Veli'ye kadar uzanan  bir kökene sahip olan  Koç Ailesi, Anadolu'nun  aristokratik  geleneğini  iş dünyasında sürdüren  ender temsilcilerinden  biri olageldi.

Aile sadece kendi köklerine değil,  Anadolu kültürüne , sanatına, zanatına, ve uygarlığına da her zaman  duyarlı oldu. Aile içinde yıllar içinde gelenekselleşecek  ve sonraki kuşakta kurumsallaşarak  muzeciliğe dönüşecek  olan sanat eseri  toplama alışkanlığını ilk  başlatan , anne Sadberk Hanım oldu.

Sadberk hanım için  tesadüfi olarak başlayan  Türk-Osmanlı eserlerini toplama merakı zaman içinde bir koleksiyoncu  titizliğine ve seçiciliğine dönüşmüştü. Sık sık Kapalıçarşı'ya uğruyor, yen gelen  eserleri doğrudan  takip ediyordu. Esnaf da Sadberk Hanımı tanıyor ve ağırlıyordu.

Yıllar içinde bu merakını giderek  uzmanlığa dönüşmesiyle Sadberk Hanım kolay kandırılmayan, tuzağa düşmeyen bir koleksiyonere dönüşmüştü. Zira sadece yeni sanat eserlerinin değil, rayiç fiyatlarıda biliyordu. Bu Kapalıçarşı "seferlerine" kimi zaman çocuklarınıda götürüyordu.

Suna Kıraç bu hummalı alış-veriş ve pazarlıklar sırasında sıkıntıdan patladıklarını hatırlıyordu. Ancak aradan yll geçtikten  sonra  bu defa "Meğer      göz aşınalığı dört çocuğa annemden geçmiş. Hepimiz koleksiyoner olduk.

Annem müze hayaliyle bizlere bir çöp  vermedi" diye yazacaktı.

Sadberk Hanım dev bir koleksiyona kavuşmuştu. Edindiği sanat eserlerinden   evin ikici katında  bavulllarda korunuyordu. Sadberk Hanım ise bu tarihi mirası  Türk halkıyla paylaşmanın dücünü kuruyordu. Ancak eşi  Vehbi Koç'a bir müze kurulması  fikrini  açkmaktan çekiniyordu.

Bir defasında  konuyu kendisi gibi koleksiyon  meraklısı arkadaşı yazar Nezihe araz'la birlikte Vehbi Bey'e açtıklarında , "ne yapacaksınız müze açmayı , hayır işleyecekseniz, hastane açın  ya da mektep" yanıtını almıştı.

O yıl Koç Vakfı'nın  kuruluşu için gerekli izinleri alan Vehbi Koç için öncelik , hayır faaliyetleri için yapılacak  yatırımlardı. Sadberk Hanım'ın geliri kendisine kişisel  harcamaları  için tahsis edilen Koçtaş arazisinden  elde ettiği kira, böylesi bir müzenin  kurulması  için yeterli değildi..

Ailenin  mutfak  ve benzeri  masraflarının  karşılanması  için Holdingden  gönderilen para ise harcamları  ancak  karşılıyordu.

Sadberk Hanım kişisel gelirlerini tarihi eserleri toplamak için kullanmıştı. 

Oysa müze kurma hayali Sadberk Hanım için  bir tutkuya dönüşmüştü.

Henüz 1967 yılının Ocak ayında, geçirdiği   bir rahatsızlık sonrasında hazırladığı vasiyetnamede, kızlarına kendi hesabından birer milyon , lira verilmesini isterken (Suna'ya çeyiz için 100 bin lira fazla verin" notunu da düşmüştü)

En değer verdiği mücevherini müzeme koyun diye ayırmıştı.

Sadberk Hanım ölümünden  altı yıl önce bu vasiyetnameyi hazırlarken kendi adına bir müze açılamayacağı fikrine inanmış olsa gerekki "topladığı birkaç şeyin" Ankara  yada İstanbul'daki bir müzenin  yanına yapılacak  ek bir pavyonda  sergilenmesini bu pavyonda pavyona kendi adının verilmesini istemişti. Sadberk Hanım, eşi Vehbi Koç'a ise "beni umutmamanı dilerim) vasiyetinde bulunmuştu.

Aradan 6 yul geçtikten sınrs, kanser teşhisi konulduğuda Sadberk Hanım  vasiyetnamesini bir kez daha kaleme alacaktı. "Hayatım, kocam" diye hitap ettiği eşine bu defa "Elli senelik hayatımız sona erebilir. Allah senden ve evlatlarımdan razı olsun. Çok mesut ol.

 Çocuklara gelince ; bugünün en iyi çocukları. Benim hatırım için kusurlarına bakma. Ben analık hakkımı helal ediyorum" diyecek  ve müze ile ilgli olarak şu vasiyette bulunacaktı:…. "Müzemi yapın . Koç Holdig'e kalsın.  

Sadberk Hanım Atina'da Antonis Benakis tarafından kurulan  Benakis Müzesi'ne gezmiş ve hayran kalmıştı. Adının, emeklerinin ve eserlerin böylesi bir müzede yaşatılması  ne güzel olurdu!

Sadberk Hanım'ın vefatında sonra Vehbi Koç bu vasiyeti yerine getirmek için harekete geçti. Ne gariptir ki mevzuat böyle bir düzenleme yapılması için yeterli değildi. Ailenin girişimleriyle özel şahısların da müze  kurmasına olanak sağlayan yasa kabul edildi. Sadberk Hanım'ı vasiyetiyle  Türkiye'de müzeciliğin makus talihini kırıyor  ve yepyeni  bir sürecin  önünü açıyordu.

Sadberk Hanım Müzesi, geçmişte Azaryan Yalısı olarak bilinen  ve ailenin  yazlık olarak kullandığı yerde açıldı. 19. yüzyıl  sonlarında inşa edildiği kabul edilen  , üç kat ile bir çatı  katından oluşan üslup olarak Avrupa geleneksel  halk mimarisi örnek alınarak   yapılmış olan bu yapıda başlayan ve Prof. Dr. Sedat Hakkı  Eldem  tarafından  gerçekleştirilen restorasyon  çalışmaları sonrasında müze Sadberk Hanım'ın  ölümünden  tam 7 yıl  sonra, 14 Ekim  1980'de faaliyete geçti.

Sadberk Hanım'ın  düşü gerçekleşmişti. Sonraki yıllarda Koç Ailesi müzeye adeta tutkuyla bağlandı. 1983'te Koç Vakfı tarafından  satın alınan Kocabaş Koleksiyonu'nun sergilenmesi için yapılan ek  binaya "Sevgi Gönül Binası" adı verildi. Sevgi Gönül , bu katkısıyla, babasının "erken  vasiyetlerinden " birini  gerçekleştirmiş oluyordu. Bu bina ve yapılan  düzenleme 1988'de Europa Nostra ödülünü alacaktı.

Vehbi koç da ölümünden  3 yıl önce , 11 Ekim  1993'te dostu Nejat Eczacıbaşı'nın  vefatı sonrasında yazdığı ve "Koç Tarihi" açısından  belge niteliği taşıyan  vasiyetnamesinin 9. maddesinde, "Evlerinizdeki  kıymetli  ve antika eşyaları Sadberk Hanım Müzesi'ne hibe edin. Dört kardeş namına bir bina yaptırılarak  her odasına kendi isimleriniz konsun" demişti. Çocuklarında "bilhassa dikkate almaları hereken husus" diye nitelediği  şu  dilekeçe bulunuyordu:

"Anneniz namına  Büyükdere'de kurulan Sadberk Hanım Müzesi'nin  yaşaması için elinizden  gelen her fedakarlığı yapınız"
.
..
.
                                 

Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org