Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Sizin Odalarınız       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

Neşe Erberk Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

NEŞE ERBERK Bülent Şenver'in Odası Televizyon Programı
19.03.2007
Okunma Sayısı : 6843
Oy Sayısı : 7
Değerlendirme : 5
Popülarite : 4,23
Verdiğiniz Puan :
 

 

NEŞE ERBERK Bülent Şenver'in Odası Televizyon Programı
.
.
.
.

NEŞE ERBERK Bülent Şenver'in Odası Televizyon Programı 
.

 

.

Boğaziçi Üniversitesinden hocam Sayın Bülent Şenver ile çok hoş bir televizyon programı yaptık. Duayen bankacı Bülent Şenver hocama bu güzel programı benimle yaptığı için teşekkür ediyorum.

Sizlerle bu programı paylaşmak istedim.

.
.
.
.
Neşe Erberk Bülent Şenver'in Odası televizyon programını izlemek isterseniz, hızlı intarnet bağlantınız varsa, bilgisayarınızın sesini açıp,
lütfen yandaki ikonu tıklayın
.   tıklayın izleyin

.
.


NEŞE ERBERK Bülent Şenver'in Odası Televizyon Programı Deşifresi
.
.
Neşe Erberk (NE)
Bülent Şenver (BŞ)
.
.

.

BŞ:
Bülent Şenver'in odasına hoşgeldiniz. Bülent Şenver'in odasında Bülent Şenver'in konuğu sayın Neşe Erberk. Hoşgeldiniz Neşe hanım.

NE:Hoşbulduk. Hocam diyebilirmiyim size.

BŞ:Tabii tabii diyebilirsin 1985, 1986 yılları arasında

NE: Yıllara fazla girmeyelim ben sadece hocam diyeyim size.

BŞ: Boğaziçi Üniversitesinde siz Boğaziçi Üniversitesini bitirdiniz ve çok genç yaşta güzellik bence iş hayatından önce bir Avrupa güzelliğiniz var sizin değil mi? Siz Avrupa güzelisiniz.

NE:Üniversitedeyken yarışmaya katılmıştım. Fakat Allah'a şükür hiç eğitimimi de aksatmadan o ünvanın getirdiği yoğun tempoyuda birlikte yaşadım. O yüzden çok güzel günlerdi bir taraftan hem okuyordum , hem de dünyayı geziyordum.

BŞ: Böyle bir yarışmaya girme nerden aklınıza geldi kim bu fikri size verdi hadi git kızım yarışmaya katıl diyen birisi oldu mu?

NE:Oldu oldu itiraf ediyim benim hiç aklımda yoktu. Ben mankenlik yapmak istiyordum hobi olarak  ki üniversite başlamadan evvel mankenliğe başlamıştım Annem'in ısrarıyla dediki sen zaten Türkiye güzeli seçileceksin nasıl bana güveniyorsa senin Türkiye'yi yurt dışında temsil etmeni istiyorum deyince kalbimi kazandı peki  giriyim dedim yoksa ben girmek istemiyordum yarışmalara fakat çok şanslıydım ki Türkiye Güzellik Yarışması tatil zamanındaydı Ağustos ayındaydı o yüzden okulu aksatmadım. Avrupa Güzellik Yarışması'da Şubat yani sömestır tatilline denk gelmişti ve Avusturyada'ydı ve çok güzel anılarımda var. Seçilmeseydim bile çok güzel anılarım var. Şubat dönemi Avusturya karlar içerisinde çok böyle romantik bir ortamdı ama gerçekten benim için çok heyecan vericiyidi çünkü Türkiye'de yapılan herhangi bir yarışma yada organizasyon bir derece etkiliyor ama  yurtdışında farklı sorumluluklar taşıdığımı hissetmiştim. Sanki tüm Türkiye'yi ben temsil ediyordum o dönemde. Ama şunuda gözlemledimki ben sadece fiziki güzelliğimle bu ünvanı kazanmadım gerçekten genel kültürümle, lisan bilgimle, üniversite öğrencisi olmamla bunlar mesela çok etkilemişti jüriyide  ve maalesef Türkiye ve Türk kadınıyla ilgili o kadar çok olumsuz düşünceleri vardı ki şaşırıyorlardı ah siz bir Türk kadını olarak mayomu giyiyorsunuz? ne üniversiteye mi gidiyorsunuz? Çok üzücü ama en azından bunlarla ilgili oradaki kişilerin fikirlerini değiştirmede de yardımcı olduğum için gurur duyuyorum benim için çok güzeldi başarıyla da geldim.

BŞ:Geldiniz. Herhalde 40 kişi 50 kişi bir sürü insan orada değil mi?

NE: Tabii çünkü tüm Avrupa'nın güzelleri oradaydı .

BŞ:Ondan sonrada onu 10 kişiye mi indiriyorlar.

NE:Evet ilk önce 10'a indiriyorlar, sonra 3
BŞ:İsimler okunurken sonlara doğru mu okunmuştunuz il mi .

NE:İlk 10'da en son okunmuştum o çok büyük bir heyecan.

BŞ: 9 kişi okundu sizin adınız yok.

NE:Orada acaba mı ? ne olacak? bir kaza olmaz insallah deyip tabiki insan bir heyecan yaşıyor. Fakat o kamp süresince bana o kadar yoğun ilgi vardı ki , ben ilk 10'a gireceğimi hissediyordum . Herkes benimle konuşuyordu juri benimle ekstra ilgileniyordu , tamam dedim galiba bir şeyler olacak. Hatta son gün ilgi o kadar artmıştı ki galiba ilk 3 te olacak demiştim. Şöyle espirili bir dönemde var evde annem, babam ve abim kendi aralarında da böyle mini bir yarışma yapmışlar bakalım hangisi bilicek benim kaçıncı olacağımı., birinciliği babam vermiş, ikinciliği annem vermiş, abim üçüncülük vermiş dedim bu kadar mı güveniyorsun ama çok güzel bir anı olarak bir yerlerde kaldı.

BŞ: Onu çocuklarınıza hiç anlattınız mı? O günlerinizi çocuklarınızla paylaştınız mı yaşadığınız duyguları , yoksa henüz daha anlatamadınız mı?

NE: Yok benden önce annem davrandığı için siz biliyormusunuz anneniz Avrupa Güzeliydi deyip resimler açtığı için benden önce anneannelerinden kızlar bilgileri aldılar ve tabiki şu anda 7 yaşındalar .

BŞ:Kızlar deyince bence isimlerini de verelim.

NE:Tabii Alin, Selin, Lara şu anda 7 yaşındalar ilkokula başladılar.

BŞ:Allah bağışlasın.

NE:Sağolun.

BŞ:Üçüz.

NE:Üçüz, üçü birarada . Daha küçük olduğu için yaşları çok heyecanlanıyorlar güzellik kavramı onlar içinde heyecan verici hatta iki yıl öncesine kadar benim saçlarım kısaydı bir dönem böyle saçlarımı kısa kesmiştim , o eski zaman ki resimlerime de bakıp ay anne saçların uzunmuş ne güzelmiş hadi uzat uzat uzat diye böyle bir çoşkuyla beni zorlamışlardı kızlarımın isteği üzerine tekrar saçlarımı uzattım.

BŞ:Kızlar size mi benziyor?

NE: Biri bana benziyor Lara, Alin ve Silin babalarına benziyor ama şu anda küçük hanım olarak güzelliğe pek düşkünler böyle süslenmek püslenmek istiyorlar . Bende asla güzellik konseptinin altını çizmiyorum çünkü  güzellikten daha önemli değerlerin olduğunu bilmelerini istiyorum. Bu yaşlar hassas yaşlardır işte siz çok güzelsiniz gibi kelimeler kullanmak yerine çok şekersiniz , çok tatlısınız, espirilisiniz gibi farklı yönlerini ortaya çıkarmak istiyorum . Çünkü güzellik herkese göre farklı bir kavram mesela ben o zamanlar kendimi çok güzel bulmazdım tabii aynaya bakınca hiçte fena değilsin derdim kendime ama işte ben en güzel kızım demedim.

BŞ: Fizik ve yüz güzelliği o kadarda çok önemli olmayabilir diyorsunuz.

NE:Olmamalı tabiki eğer böyle bir avantajınız varsa bunun ayrıcalığını hissedip gurur duymalısınız ama sadece buna bağlanıp hayatınızı ona göre yönlendirmemelisiniz o zaman takılıp kalıyorsunuz sadece güzelliğinize takılıyorsunuz. Ben 18 yıl ajans yöneticiliğide yaptığım için elimden bir çok genç kız genç erkek geçtiği için buna takılanlarıda gördüm .

BŞ:Genç kız ve erkekler size müracat edip ben bir filmdemi oynamak istiyorum diyorlar?

NE: Manken olmak istiyorum, fotomodel olmak istiyorum, ya da evet dediğiniz gibi filmlerde oynamak istiyorum diyorlardı ve ben bu 18 yıl boyunca onları eğittim. Çünkü öyle bir eğitim olmadan herhangi bir işte başarılı olunmayacağına inandığım için çok ta sabırla çalıştım bir çok ta başarılı isim de çıktı sektörde.

BŞ:Kimler gibi?

NE: Mesela tiyatroda Şebnem Özinal, oyunculukta şu anda popüler olan Seray Sever,  Deniz Pulaş, Nefise Karatay, o kadar çok kişi elimden geçtiki televizyon sunuculuğu yapan bir çok kızım ve erkeğim oldu. Hatta şarkıcı olanlar bile oldu bir çok sektörde isim yetiştirdim ama kimise de mesela belirli bir dönem bunu yapıp iş hayatına da atıldılar buda benim için çok gurur kaynağıydı.

BŞ:Ve güzellik sizce nasıl kelime olarak nasıl tanımlamak lazım hani bir insana güzel güzellik sizce nedir güzel?

NE: Bir bütünlük olması gerekiyor hem fiziksel güzellik hem kültür, kendini ifade edebilme, davranış , beden dili, konuşmalarının anlam taşıması hepsinin bütünüyle güzel uyumlu.

BŞ:Sadece bir göz güzelliği yeterli olmuyor. Sadece vücudun bir parçasının güzelliği değil o insan konuşmaya başladığı zaman davranmaya başladığı zaman yüzü çok güzel dahi olsa davranışları ve konuşmalarıyla o güzelliğini bozabiliyor değil mi?

NE: Maalesef evet o yüzden hepsinin bir bütün olması uyumlu olması gerekiyor.

BŞ:Veya da tam tersi çok güzel bir yüze sahip değilken konuşmaya başladıkça tavırları ve davranışlarıyla karşı taraf güzel görünmeye başlayabiliyor.

NE: Çok çok  doğru söylediniz çünkü öyle bir etki kurabiliyor ki kullandığı kelimelerle, beden diliyle bakışlarıyla, bir anda etkilenebiliyorsunuz.

BŞ:Peki siz bu kadar genç kızımızı diyelim ve erkeğimizi bu sektöre hazırlarken yetiştiriken mankenlik sektörüne hazırlarken yetiştirirken onlara üç tane yap üç tane de yapma neler söylediniz diye şimdi size sorucağım . Bülent Şenver'in odasında Bülent Şenver'in konuğu sayın Neşe Erberk ile birlikteyiz. Üç yap üç yapma. Üç tane yapla başlayalım.

NE: Tabii daha fazla şeyler söylüyordum ama en can alıcı üç yapını yaptığın işe saygılı ol. Fiziğini koruyabilmek adına gıdadan uyku düzenine , spordan davranışlara kadar dikkatli ol, bedene saygı.

BŞ:Vücuda bedene saygı.

NE: Çünkü bu bir işin yatırımı, o fizik olmazsa o işleri yapamıyor. Üçüncüsüde disiplinli ol. İşine saygı gösterip olması gerektiği zaman ve yerde olması gerektiği şekilde disiplinli bir şekilde bulunması.

BŞ:Üç tane yapı bununla söylediniz yapmalara geçersek .

NE:Yapmalara yalan söyleme .

BŞ:Söyleyenler oluyor mu?

NE: Maalesef oluyordu. Geç kalma, dakiklik çok önemliydi. Düzensiz yaşama.

BŞ:Düzensiz yaşamaya örnek nasıl bir insan yaşarsa düzensiz yaşamış oluyor.

NE:Gece hayatında fazla bulunmak, alkol sigara kullanmak ve sansansyonel olaylara katılmak. Bunlar bana göre düzensiz yaşamaya giriyor.

BŞ: Sansansyonel yaşamak nedir?

NE:Örneğin sadece basında yer alabilmek adına olmaması gerektiği kişilerle ve yerlerde birlikte görünmek bulunmak.

BŞ: Şey olarak doğru bulmuyorsunuz bu gibi davranışları doğru bulmuyorsunuz.

NE: Gerçi artık ajans defterimi 1,5 yıl önce kapattım.

BŞ:Niçin öyle bir karar aldınız? Ajans iyi bir iş değimliydi? İyi bir sektör.

NE: Çok iyi bir işti, hala devam ediyor ağabeyime devrettim. 18 yıllık bir süreçten sonra misyonumu tamamladığımı düşündüm . Birazda kızlarımın doğumuyla içimde kalan ikinci mesleği hayata geçirmek istedim.

BŞ:Neydi o?

NE: O da okul öncesi eğitim.

BŞ:Okul öncesi eğitim.

NE: Evet . Kızlarım 2,5 yaşına gelinceye kadar da bunların alt yapı incelemelerini yaptım ve onlarla ilgili nasıl bir eğitim istiyorum hayal edip düşündüğümde de 2002 yılında açtığım şu anki Joyfull House yetenek geliştirme merkezimi kurdum.

BŞ:Joyfull House bu İngilizce'ye  Joyfull'u çevirirsek ne anlama geliyor.

NE: Neşeli ev biraz kendimdende esinlendim , birde neşeli bir yer olsun istedim çünkü çocukların dünyaları gerçekten çok neşeli, çok doğal ve hep enerji dolu. Bende böyle bir yer olmasını hayal ediyordum . Bir taraftanda niye yetenek geliştirme merkezi çünkü herhangi bir  ana okullarından farklıyım ben. Kendi geçmişimde bir çok keşkelerim vardı.

BŞ:Öylemi? Bakın ne kadar güzel söylediniz bende size keşkelerle ilgili bir soru hazırlamıştım o keşkeleride şöyle düşünüyordum dedimki bu keşkeleri önce bir dünyayla ilgili keşke Neşe Erberk dese dünya'da keşke ne dersiniz dünya için

NE: Tabiki ilk keşke savaş olmasa ve ikinci keşke açlık olmasa  

BŞ:Birde Türkiye'de keşke Neşe Erberk Türkiye'de keşke ne derdi?

NE:Biraz yine benzerlerini söylüyeceğim. Keşke savaş olmasa ama şöyle bir savaş olmasa o çıkar çatışmaları olmasa , din, yada

BŞ: Değişik görüşler var

NE: Evet o farklılıklar olmasa huzurlu bir ortam olsa ve yine keşke işsizlik olmasaki bütün bunları provoke etmese .

BŞ:Keşke halkımızın gelir düzeyi yüksek olsa diyorsunuz. Şimdide biraz önce sözünü etmeye başladığınız kendinizle ilgili keşkelere gelelim.

NE:Benim yeteneklerimi keşfetmeyle ilgili bir takım keşkelerim vardı. Keşke bir piyano çalabilseydim yada bir enstrüman çalabilseydim. Keşke kısa süreli olan voleybol hayatım daha uzun olsaydı gibi. Çünkü aile hayatım yada eğitim sürecim gibi çok güzel bir süreç yaşadığım için onunla ilgili keşkelerim yok ama daha önce bu yeteneğimin keşfedilmiş olmasıyla ilgili var birçok anne baba gibi bende yaşayamadığım şeyleri acaba çocuklarım için iyi bir ortam sağlayabilirmiyim? Hayallerini kurmaya başladım ve okulumun açılış sebebide bu.  O keşkeleri kızlarım yaşamasın diye.

BŞ: Eğer piyano çalmış olsaydınız bu keşkeyi demiyecektiniz ama o zaman ne yapardınız şu anda piyano çalıyor olsaydınız

NE:O beni ayrı bir huzura yönlendireceğini zannediyorum. Tatmin.

BŞ:Tatmin olurdunuz.

NE: Evet çünkü arzu ettiğim bir şeyi arzu ettiğim bir zaman diliminde yaşayabilmek çünkü hayat o değil mi? Mutluluk huzur keyif almak buda bana ayrı bir keyif vericekti. Çünkü maalesef şehir hayatında öyle bir sisteme öyle bir düzene kaptırıp gidiyoruz ki yeterince keyif alabiliyormuyuz acaba hayattan diye ben sorguluyorum. İşte bunu sorgularken de kendimize kendi zevklerimize daha çok zaman ayırabilmeliyiz. Ben çoğu zaman ayıramadığımı farkındayım maalesef.

BŞ:Peki ne yapıyorsunuz siz piyano çalmıyorsunuz ama yine ruhunuz için bir şeyler yapıyorsunuzdur. Ne yapıyorsunuz?

NE: Şöyle kendime çok meşgale yaratıyorum fakat  bunun çoğunluğunun işimle olduğunu fark ediyorum. Hiç olmazsa işimde bir çok tatmini yakalıyabiliyorum buda benim ayrı bir şansım diyeyim çünkü çocuklara bayılıyorum, çok zevk alıyorum zaten üç çocuğumun olmasıda bunu gösteriyor. Okulda o küçük hanım küçük beylerle oynamak bana inanılmaz bir keyif sağlıyor bunun dışında ne yapıyorum eşimle ve çocuklarımla ya seyahat etmek ya sinemaya gitmek tiyatroya gitmek , onlarla özel zaman geçirmek bunlarda beni yine tatmin ediyor. Ama insan oğlu tatminsizidir ya aldıkça daha çok ister bende neden piyano çalmıyorum belki bu çok basit bir şey ama isterdim . Belki ilerde olabilir çünkü hayat hiçbir şey için geç değil.

BŞ:Ben şimdi sizi soru yağmurunda ıslatmak istiyorum hazırsanız.

NE:Hazırım hocam.

BŞ:Bülent Şenver'in odasında Bülent Şenver'in konuğu sayın Neşe Erberk şimdi soru yağmuru bölümümüz. Sorularımı sana sorucağım bakalım nasıl cevaplar vericeksin?

NE: Bakalım okul dönemindeki gibi mi olucağım hocam hazırım.

BŞ: Çok kolay sorular bunlar . "Ben güzele güzel demem güzel benim olmayınca"  sözünde bu cümledeki güzelin benim olmasını nasıl algılıyorsonuz yada nasıl açıklarsınız. Ben güzele güzel demem güzel benim olmayınca.

NE:Sahip olma.

BŞ:Her güzele sahip olabilirmiyiz?

NE: Tabiki hayır.

BŞ:Peki o bizim gözümüzde güzel olmamalı mı?

NE: Tabiki hayır

BŞ:O zaman bu söz yanlış mı?  Ben güzele güzel demem güzel benim olmayınca.

NE:Bu kişisel bir tavır içeriyor o kişinin eksik duygularını desek tatmin olmamış duygularını yansıtıyor. Genel olarak doğru olmamalı insanoğlu her zaman her şeye sahip olamayacağını bilmeli, bunada katlanmalı ve bu bilinçtede olmalı.

BŞ: Şu gözle acaba bakarsak bu sözün doğru olduğunu söylemek mümkün mü? Ben güzele güzel demem güzel benim olmayınca. Güzelin benim olması tanımı sadece ve sadece karşımdaki o güzelliği fark etmek algılamak benim olmak demektir. Daha ötesi değil. Eğer ben bir güzelliğin farkına varıyorsam , onu algılıyorsam, güzel olduğunun farkındaysam, işte o güzel benim olmuştur.

NE:Değişik bir yorum yaptınız. Yinede benim olmasa dahi bir takım güzelliklerin ben farkına varırım kişisel olarak ve bir çok insanında bu değer kavramını kabullenmesini arzu ederim diye cevap versem.

BŞ: Sizi en çok kızdıran davranış nedir?

NE: İkiyüzlülük.

:Onu açıklarmısın ne demek ikiyüzlülük.

NE: Söylediğiyle ifade ettiğinin gerçekten iki ayrı kutupta olması.

BŞ: Söylediğiyle yaptığı arasında fark mı var?

NE: İnandığı, söylediğiyle inandığı arasında gerçek düşünceleri veya yaptığıda olabilir mesela daha önce farklı bir davranışta bulunmuştur ama benim yüzüme karşı sanki onu yapmamış gibi davranmak. Ya davranış ya farklı bir fikir.

BŞ: Buna kızarsınız.

NE:Gerçekten çok kızarım.

BŞ: Kızdığınızda ne yaparsınız?

NE:Çok farklı davranışlarım var. Karşımdakinin kim olduğuna bağlı olarak farklı davranışlarım var. Çok mesafeli olduğum yada çok yakın olmadığım bir kişi ise konuşmamı keserim yada samimiyetimi keserim. Konuşmamdaki samimiyeti keserim eğer yakın olduğunu düşündüğüm bir kişiyse yüzüne vururum yani o davranışından memnun kalmadığımı ve inanmadığımı net bir şekilde söylerim.

BŞ:Ona ifade edersiniz. Peki en son kimin yanaklarından öptünüz?

NE:Sabah üç kızımın sabah böyle mıncıklayıp öptüm.

BŞ: Hiç aklımdan çıkmıyorki aklınızdan çıkmayan şey nedir?

NE: Söylüyümmi Maldiv Tatili her böyle her böyle strese veya sıkıntıya girdiğimde şu anda Maldiv'de olmalıyım derim. Hiç aklımdan çıkmıyor.

BŞ:Tatil yapamıyormusunuz?

NE: Yeterince yapamıyorum desem.Yapıyorum ama daha sık yapmayı tercih ediyorum.

BŞ:Her zaman benimle birlikte olsun her zaman sizinle birlikte ne olsun?

NE: Kızlarım ve eşim. Ama olamıyor tabii çalışıyorum.

BŞ:Sizi ağlatan bir olay söylermisiniz?

NE: Bir çok olay var ama.

BŞ:Bir tanesini bizimle paylaşırmısınız?

NE: Üzüntülü olanı babamı kaybedişim o zaman isyanda etmiştim çünkü çok genç yaşta babamı kaybettim 52 yaşındaydı .

BŞ:Allah rahmet eylesin.

NE:Sağolun. Kabullenemedim, kabullenemedim.

:Bu üzüntü nedeniyle.

NE:Çok çok ağladım. Sevinçlede belki ağladığınız zamanlar .

BŞ:Sevinçlede kızlarımın doğumu sırasında onuda nasıl bir duygudur karmaşık duygular hem mutluluk yaşıyorsunuz, hem heyecan, hem endişe, acaba sağlıklımı olucaklar sezaryanla doğdu kızlarım birer dakika arayla her birinin hayata gelişi ve yanıma verilişinde hıçkıra hıçkıra ağlıyordum sevinçten. Yaşıyorlar ve benim onlar diye.

BŞ:Ne kadar güzel . Hiçbir zaman unutamadığım dediğiniz? Unutamadığınız nedir?

NE: Kızlarımın doğumu desem yine çok beni etkiledi evet.

BŞ:En çok sevdiğiniz ses ne sesi?

NE: Su sesi desem şırıl şırıl rahatlatıcı şu anda bile huzurunu duyuyorum.

BŞ:İş hayatında bu güne kadar gördüğünüz ve en sık rastladığınız iş ahlakına uymayan davranış neydi?

NE: Biraz evvel söylediğim bu ikiyüzlülük, yalancılık, Bizans oyunları.

BŞ:Bizans oyunları entrikalar.

NE:Maalesef özellikle bunun çoğunluğunuda model sahibi ajansıyken yaşadım çok üzücü ki benim inancım insanlar bir yere kendi enerjisi , azmi ve yeteneğiyle gelebilmeli. Ama başkalarına çelmeler takarak yada onlar hakkında olumsuz konuşmalar yaparak yada bir takım olumsuz davranışlarla onları aşağıya çekerek yapmamalılar çok üzücü bir noktaki şu show dünyası pırıltılı olduğu kadar karanlık bir alt yapıya sahip o zamanlar bunları çok yaşamıştım.

BŞ:Beklide bu işi bırakmanızın nedenlerinde bir taneside bu olabilir mi? Böyle bir dünyada yaşamamak.

NE:Belki bilinçaltı olabilir fakat ben çok sabırlı bir insanım. 18 yıl bu sektörde devam etmek gerçekten büyük bir sabır gerektiriyor.  Aslında sadece bundan dolayı bırakmak değil belirli dönemlerde insan hayatında yeni kapılar açmak arzu eder tahmin ediyorum öyle bir ihtiyaçtan. Çünkü 18 yıl gerçekten uzun bir dönem ve yenilik hayata başka bir bakış yaşama arzusuyla kızlarımında desteğiyle .

BŞ:Size karşı dürüst davranmayan bir kişiye ne yaparsınız?

NE: Eskiden direk reaksiyon vermezdim herhalde bu yaşın getirdiği ve tecrübenin getirdiği bir şey. Şimdi direk olarak bunu fark ettiğimi ve bundan hoşlanmadığımı ve bu şekildede  iş yapmayacağımı yada görüşmeyeceğimi direk söylüyorum.

BŞ:Sizi en son kim kandırmıştı?

NE: Beni en son kim kandırdı acaba valla hatırlamıyorum.

BŞ:Kandırılmışsınızdır ama.

NE:Mutlaka canım iş hayatında kandırılmadan oluyor mu? ama hatırlamıyorum.

BŞ:Peki ayakta alkışlarım, siz neyi ayakta alkışlayabilirsiniz?

NE: Yeteneği

BŞ:Yetenek.

NE:Evet evet çünkü çok çok değerli bir kavram yetenek . Yetenekli kişileri ayakta alkışlarım.

BŞ:Hayatımın dönüm noktası sizin hayatınızın dönüm noktası neydi? Veya ne zamandı?

NE: Aslında insanların birden fazla dönüm noktaları olduğunu düşünüyorum.

BŞ:Bunlardan bir kaçı neydi sizin için?

NE:Mesela birincisi Robert Koleji kazanmam olabilir, bir başkası Boğaziçi Üniversitesini kazanmam, sonra güzellik yarışmaları sonra iş hayatı kendi işimi kurmam sonra kızların doğumu, eşimle tanışmam mesela kızlarımın doğumundan önce bunların hepsi ayrı bir mihenk taşları.

BŞ:Doğru. Allah gecinden versin hepimize verecek ama bu dünya'dan ayrılırken geride ne bırakmak istersiniz?

NE: Şu anda özellikle  eğitim sektörünede girdiğim için bir çok okulumun olduğunu görmek isterim. Yani bir çok okul bırakmış olmak isterim.

BŞ:Joyfull House' ları bırakmak istersiniz.

NE: Evet şu anda Allah'a şükür 9 tane Joyfull House oldu.

BŞ: 9 adet

NE: Evet kendi merkezim Etiler, onun dışında Florya ve çok yakında Bahçeşehir açılıyor.  Ankara, İzmir Bursa, İzmit, Kayseri, ve Diyarbakır insallah dahada çoğalıcak.

BŞ:Joyfull House 'ları açmak isteyenler size müracat edebiliyorlar .

NE:Evet ve insallah'ta daha da gelişir ve ilerde şöyle arkamı dönüp baktığımda bir çok çocuğun gelecekteki yaşantısında katkım var diyebilirim. Çünkü gerçekten biz 1,5 - 6 yaş arası çocuklara eğitim veriyoruz. 0-6 yaş insanın daha doğrusu çocuğun gelişiminin %80'ninin tamamlandığı bir bölüm. Dolayısıyla çok çok önemli bir bölüm. Bu dönemde eğitim verebiliyor olmakta beni inanılmaz gururlandırıyor. O yüzden evet dönüp baktığımda bir sürü okullarım olsun isterim.

BŞ:Alaaddin'in sihirli lambasını biliyorsunuz , onun içinden bir dev çıkıyor onuda biliyorsunuz, bu dev sorsa ey Neşe Erberk dile benden dostların için ne dilersin dese dostlarınız için cin den ne dilerdiniz?

NE: Görüyorum ki her şeyden önce sağlık çok önemli sağlık dilerdim çünkü istediğiniz kadar paranız olsun istediğiniz kadar arkadaşınız çevreniz olsun , sağlığınız olmadığı zaman hiçbir işe yaramıyor. Önce sağlık.

BŞ:Aynı cin dese ey Neşe Erberk düşmanların için dile benden ne dilersen düşmanlarınız için ne dilersiniz?

NE: Ağızlarını kapatır, ellerini bağlarım, hiçbir şey yapamasınlar diye onları taşa çevirsin.

BŞ:Manken olmak isteyen gençlerimize özelliklede siz genç kızlarımıza diyelim onlara daha yakın kendinizi  hissedebilirsiniz , genç kızlarımızı birkaç önemli öğüt , şu andan itibaren bu konuya önem veren ve ben manken olmak istiyorum diyen gençlerimize hangi altın öğütleri veririsiniz?

NE: Geçmişte verdiğim öğütleri düşünüyüm çünkü artık bu sektörü bıraktım demiştim her şeyden önce çok çok istekli olmalılar. İşte bu işi yapsamda olur dedikleri an sakın yapmasınlar. Çünkü her işte öyle gerçekten çok istekli olmalılar, sabırlı olmalılar maalesef gençlerimiz çok delikanlı hemen olsun, hemen meşhur oluyum, yok öyle bir şey yok. Çalışıcaklar tecrübe kazanıcaklar ondan sonra bir yere varıcaklar o yüzden sabır ve azimli olmak çünkü kimi zaman ya fiziksel özellikleri yeterli olmuyor. Dolayısıyla bunun için çaba göstermeleri lazım, örneğin spor yapmaları lazım eğer bir eksikleri varsa belki bir estetik operasyon geçirecekler ki hiç karşı değilim. Çünkü eğer bu işi yapacaksan gerçekten düzgün bir fiziğe sahip olman lazım. Artı yeteneği belki yoktur ama çabayla podyum yürüyüşü öğrenebilir, foto modelliği öğrenebilir, veya diksiyon ve tiyatro dersleri alarak oyunculuğa yönelebilirler. Bunun içinde çok çalıları gerekiyor. Ancak bu şekilde bir noktaya varabilirler. Eğer bütün bunları kendinde görüyor ise bu işe başlasınlar yoksa lütfen başlamasınlar.

BŞ:Bayan yöneticilerin hayatında iş hayatında bayan iş hayatına giren bir kişinin bayan olması nedeniyle sizce karşılaştığı en önemli zorluk nedir iş yaparken iş kadını olarak karşılaştığınız, kadın olmak nedeniyle karşılaştığınız önemli bir zorluk var mı?

NE:Ben böyle bir zorluk yaşamadım. Hatta tam tersi avantajlarını yaşadım.

BŞ:Nedir o avantajlar?

NE:Kadın olmak gerçekten güzel bir avantaj, hayattada iş hayatında da çünkü olaylara daha duygusalda bakabiliyorsunuz, mantıksalda bakabiliyorsunuz, dengeyi kurabiliyorsunuz, eğer bu dengeyi kurmaya hazırsanız ve centilmen beyler iş hanımlarına daha fırsatta tanıyabiliyor belki iki erkek arası rekabet daha sert ev acımasız geçebilirken bir hanım olduğu için o rekabet ortamında beyler hanımları bir lokma izinde verebiliyor, dolayısıyla bu bir avantajada dönüşebiliyor. Benim yaşamadığım ama belki bir kadının yaşayabileceği zorluk şu olabilir, bu kadındır canım bunda yetenek yoktur yada o zeka yoktur endişesi olabilir bunuda zaten var olan yetenek ve zekasıyla kadın çok  güzel bir şekilde ıspatlayabilir. Dolayısıyla bence avantaj

BŞ: Avantaj dediniz bayan olmak avantaj ben sizi bayağı ıslattım sorularımla soru yağmuru bölümünde. Bülent Şenver'in odasında Bülent Şenver'in konuğu sayın Neşe Erberk'le birikteyiz kısa bir aradan sonra hoş sohbetimiz devam edicek.

BŞ:Bülent Şenver'in odasında Bülent Şenver'in konuğu Neşe Erberk biz kurulandık yeniden zenginliklerinizi paylaşabiliriz.

NE: Çok sıkıştırdınız hocam ama hazırım yeni bölüme.

BŞ:O zaman ben senin için bir etik vaka hazırladım. Siz olsaydınız ne yapardınız bölümündeyiz. Bu hazırladığım vakayı okuyacağım sonra sorucağım Neşe Erberk bu durumda siz olsaydınız ne yapardınız?  Bu gerçek bir olay değil benim hayalimde yarattığım bir olay. Pınar hanım uzun yıllar insan kaynakları konusunda çeşitli şirketlerde  çalıştıktan sonra büyük bir holdingin bünyesinde kurulan internet üzerinden iş bulmaya yönelik bir wep
sitesi kurmak üzere genel müdür olarak yüksek bir maaşla bir iş kabul eder. Yeni şirketinde göreve başlar ve önemli yatırımlar yaparak şirketi en büyük iş bulma şirketi konumunada  getirir. Pınar hanım'ın başarılı olduğu içinde Pınar hanım'ın maaşını artırırlar, ona güzel ikramiyeler verirler ve yeni yatırım yapmak içinde ortaklardan onay alır Pınar hanım yeni yatırımlarını yapar, ama yıl içinde bir bakarki rakip bir firma süratle büyümektedir ve bu nedenlede kendi işlerini rakip firma almaktadır. Bekledikleri kadar ciro yapamadıklarını görür satış yapamadıklarını görür ve kara kara düşünmeye başlar acaba ne yapmamız gerekiyor diye ve o sırada telefonu çalar, telefonda patronu holding'in patronu ona şöyle der. Pınar hanım yeni rakibiniz sizi üzüyormuş isterseniz hemen talimat veriyim holdingimizin tüm şirketleri onlara verdikleri reklamları hemen kessinler, nakit sıkıntısına düşerler sende rahatlarsın. Veya sende biliyorsun onlar bizim uydumuz üzerinden yayın yapıyorlar sen söyle hemen uydu anlaşmalarını iptal ediyim yayın yapamasınlar sende rahat edersin. Veya yine istersen bilyorsun bizim Hüseyin onların bilgi işlem bölümünde oparatör olarak çalışıyor söylüyüm kendisine onların bütün bilgilerini bir gecede uçursun databanksız kalırlar sende yolunu alır gidersin, ne dersin? Pınar hanım duyduklarından sarhoş olmuş gibidir, şaşırmıştır, patronuda olduğu için efendim der ben bunu bir düşünüyüm hafta başında sizi arar kararımı size bildiririm. Sayın Neşe Erberk Pınar hanım 'ın yerinde siz olsaydınız bu durumda siz ne yapardınız?

NE: Çok haklı bende dehşete düşerdim patronumdan böyle yorumlar geldiği için. Tabiki benimde etik kurallarıma asla uymaz ki daha önceki anlatmak istediğim şeylerden biride bu. Bir yere varabilmek için başkalarının ayaklarını çekmemek gerekir. Bu bir başarı hemen getirecektir hiçbir problem yok ama kendi kendinize ciddi bir tatminsizlik, mutsuzluk yaşamanıza neden olucaktır çünkü siz oraya kendi çabanızla gelmemiş olucaksınız, sadece çalım atarak. Dolayısıyla ben patronumu daha sonra arayıp nazik bir şekilde önerileri için teşekkür eder ama asla bunları uygulamayacağımı çünkü uygulamak itemediğimi yeni projeler, yaratıcı fikirler, farklı ürünler keşfederek, rakibimi tekrar geçeceğimin müjdesini verirdim patronuma.

BŞ: Birazcıkta herhalde şaşırmanızın nedeni böyle bir patrondan konuşma beklemediğiniz içindi değilmi bunları size önermesini yadırgamış oldunuz.

NE: Şöyle doğru bir patron bunları söylememeli ama aklıma şuda gelebilirdi patronum acaba beni deniyor mu? Bakalım ne kadar etik değerlere sahibim beni mi kontrol ediyor diyede düşünebilirdim çünkü iş hayatı bu. Belki o patron buna inanmadığı halde bakalım o yanındaki başarılı elemanının gerçek duyguları nedir? onuda merak ediyor olabilir, sınamada olabilir, dolayısıylada bu tuzaklarada düşmemek gerekir.

BŞ:Çok teşekkür ediyorum tecrübenizi bu konuda paylaştığınız için. Bülent Şenver'in odasında Bülent Şenver'in konuğu sayın  Neşe Erberk'le birlikteyiz.  Şimdi bir göster bin işit bölümümüz başlıyor. Bu bir kutu görüyorsunuz masamızın üzerinde bir göster bin işit için  ben size bir obje getirdim bu kutumuz içinde o objemiz duruyor, istiyorum ki o objeye bakın gençlerimize o  objeyle ilgili  bir mesaj söyleyin o mesajıda gençlerimiz hatırlasınlar . Bakalım kutuyu açın içinden ne çıkıcak . Senin için seçilmiş objede ne var bu bir sabun. Şimdi sabuna bakıp ne ilgisi var demeyin amam sabuna bakıp gençlerimize nasıl bir mesaj vericeksiniz?

NE: Çok  enteresan zorlayıcı bir soru hocam.

BŞ: Ben yine seni zorluyorum sen hep imtihanlardan A notu alıyordun şimdi de alıcaksın herhalde aynısını.

NE: Umarım bilmiyorum bakalım . Şimdi çok enteresan aklıma bir anda iki şey geldi. İlk geleni önce söylüyeyim hani sabun köpüğü gibi derler , sabun köpüğü gibinin aslında olumsuz bir anlamıda vardır yani

BŞ:Nedir o?

NE: Çok çabuk üreyen ve hızla yok olup giden yani büyük bir anlam ve değer taşımadan çok hızlı üretilen yani elinizi sabunlarsınız çok hızlı köpük oluşur suylada yıkarsınız gidiverir. Sabun köpüğü gibi bir hayatları olmamasını daha anlamlı daha değerli olmasını hani bu ilk birinci aklıma gelen fakat sonra başka bir şey daha aklıma geldi.

BŞ:Nedir o ?

NE: Ben organik gıdaya da çok önem veren bir kişiyim doğal ortamlarda yetişmesine özellikle okulumda ve evimde de  kullandığım için biz zeytinyağlı sabun kullanırız mesela evimizde.

BŞ:Zeytinyağlı sabun.

NE: Evet dolayısıyla bu doğal suni yada zarar verici katkı maddeleri olmayan bir sabundur zeytinyağından saf zeytinyağından üretilen sabun mesela bu bende böyle bir zeytinyağından yapılmış saf sabunuda hatırlattı yani yapmacık değil doğal .

BŞ:Özünü fazla bozmamış değilmi fazla dışarıdan katkı maddeleri almamış

NE:Hiç almamış hatta fazla değil hiç almamış.Dolayısıyla hayatınızıda böyle yaşayın katkısız doğal ve gerçek iki ayrı anlam çıktı bende.

BŞ:Onlar kalıcı oldu değilmi onlar kalıcı oluyor. Diğerleri uçuyor gidiyor.

NE: Tabii ve size hayatınıza ve sağlığınıza daha faydalı oluyor doğal yaptığınız her şey . Mesela diyelimki yapmacıksın bir konuda yalanlar söylüyorsunuz.

BŞ:Rol yapıyorsunuz.

NE:Rol yapıyorsunuz. Bu bir süre sonra sizide o kadar yoruyor ve yıpratıyorki sonra kendi kendinizi sorguluyorsunuz ben kimim gerçek ben kimim . Çünkü o kadar alışıyorsunuz ki o maskeleri takmaya . Ama doğal olduğunuzda o kadar rahatsınızki ama arada fazla doğal olmanında zararları oluyor, onuda parantez içi söylüyeyim, kırabiliyorsunuzda insanları.

BŞ:Aşırı değil.

NE: Doğal davrandığınızda da ekstra bir stres yok üstünüzde hani ben şimdi ne yapsamda bunu örtsem gibi bir stresede girmiyorsunuz çünkü doğal oluyorsunuz. Dolayısıyla kendi sağlığınızada faydanız oluyor. İşte bu sabun bende iki ayrı çağrışım yaptı.

BŞ:Temizlik konusunda hiçbir şey söylemediniz değil mi? Hayatta temizleyeceğiniz şeyler yaratmayın. Her şeyi sabun temizleyemez eğer geçmişinizde bazı şeyler yaparsanız bazı yapılmaması gereken şeyler yaparsanız onları temizleyecek sabun bulamayabilirsiniz dikkatli olun.

NE:Buda enteresan bakın sizde bunu gördünüz.

BŞ: Çok teşekkür ediyorum ağzına sağlık sabunla ilgili tecrübeleri

NE:Temiz bir dünya

BŞ:Temiz bir dünya yaratmak diyorsun. Burada ben bana getirdiğiniz Neşeli diye bir derginiz var.

NE: Neşeli  0-14

BŞ:Neşeli 0-14 diye herhalde neşeli olmasının adı isminizden kaynaklanan bir Neşe'den bir de sevinç değilmi

NE:Hem o hemde içide neşeli. Okulum gibi çok renkli, neşeli tamamen anne babalara yönelik bir dergi . 0-14 yaş çocuk sahibi anne babalara yönelik bir dergi. Bu eğitim işine girdikten sonra yine kendimden örnekler aldım. Benim gibi anne babaların merak ettiği o kadar çok öğrenmek istedikleri konular var ki , bende tamamen bunlara yönelik bir dergi çıkardım.

BŞ:Mesela bu sayının üstünde ben bakıyorum bana getirdiğin sayının üstünde diyorki çocuğunuz nelere cool diyor. Bu cool,  demek ne demek?

NE: Tabiki Türkçe bir kelime değil İngilizce bir kelime fakat gençler arasında yerleşmiş bir terim olduğu için , şimdi bu derginin amacı yine anne babayı bilgilendirmek olduğu için özellikle o 10-14 yaş grubu içinde. Çocuklarının dünyalarını, onların kullandıkları kelimeleri , onların konseptlerinide bilmeliki anne baba ki dışlamasın kendini hem çocuğunu daha iyi anlasın diye.

BŞ: Benim kızım Nil kullandı hakkatten çok cool oldun acaba dedim iltifatmı ediyor , yoksa bir hakaretmi? Nedir bu cool?

NE: İltifat cool olmak önemli bir şey.

BŞ:Nedir kelime anlamı?

NE: Cool aslında İngilizce serin. Fakat cool'un anlamı soğuk  kanlı,  ağır başlı ne yapıyorsa o dönemin trentlerine bakın yine İngilizce kelime kullanmış oluyorum yani modasına uygun davranabilen , örnek olan ve tercih edilen kişi olmak cool olmak. Eğer cool'sanız beğenilirsiniz.

BŞ:İmrenilirmisiniz? İmrenilen kişi olmak.  Bu imrenilme çeşitli konularda olabilir, bazan giyim kuşamınıza imrenebilirler, bazan makyajınıza imrenebilirler, bazan yaptığınız bir konuşmaya imrenebilirler.

NE: Hatta ne dinliyorsun hangi müziği o yüzden anne babaları bilinçlendirmek için bilinki çocuğunuz nelere cool diyor sizde ona göre davranın. Mesela yine bizim burada verdiğimiz mesajlardan biri özellikle 10-14 yaş çocuklarda çocuklarınızı ayıplamayın yada itham etmeyin sorgulamayın sadece onları anlamaya çalışın çünkü şu dönemde onlar bizim geçirdiğimiz dönemden daha farklı şeyler yaşıyorlar çünkü çok daha fazla iletişim araçları var onlara bilgi veren televizyon, sinema, bilgisayar, internet o kadar farklı konulardan bilgi alıyorlar ki o yüzden bizden daha farklı çalışıyor beyinleri . Onları yargılamadan önce bilmek lazım. Ne istiyorlar, anladığımız zaman daha kolay iletişim kurabiliriz. Genelde asrın problemi iletişim kuramamak . Bununda bir sebebi empati kurmamak yani karşındakinin ne düşündüğünü anlamaya çalışmamak. Sadece kendi fikrini onlara benimsetmeye çalışmak ama bu doğru bir davranış değil. Karşınızdakini anlamalısınız ki ondan sonra o iletişimi kurabilesiniz. Bizde anlasınlar anne babalar çocukları aslında neler yaşıyor , neler istiyor, nelere cool diyor, bilgilendirelim de destek olalım yardımcı olalım dedik.

BŞ:Bizde diyebilirizki insallah sizinle yaptığımız bu program cool bir program olur.

NE:Çok cool oldu.

BŞ:Şimdi bir kulağınıza küpe olsun oyunumuz var. Bülent Şenver'in odasında Bülent Şenver'in konuğu sayın Neşe Erberk'le kulağınıza küpe olsun .Şimdi bu kutuda çubuklar var ben buna çubuk oyunuda diyorum . Bu çubukların üzerinde bakalım neler yazıyor bir tanesini çekelim çubuğun üstünde yazanı okuyabilirmiyiz.

NE: Çok güzel tam bana göre.

BŞ:Ne diyor?

NE: "En muhteşem miras dürüstlüktür"

BŞ: "En muhteşem miras dürüstlüktür"  bunu biraz açıklarmısınız?

NE: Şöyle miras genelde yetişkinlerden çocuklarına kalan bir değerli maldır. Tabii burada bir mal olmasa bile en değerli yetişkinden çocuğa geçecek anlamlı bir kavram.

BŞ:Değer bu yani anne babadan çocuklarına geçirmesi gereken en önemli değer para pul değil dürüstlüktür diyor.

NE:Ve zaten çocuklar anne babalarından en görüyorlarsa genelde bunu uyguluyorlar bilinç altlarında bazı dönemlerde bunu red etseler dahi. Dolayısıyla özellikle yetişkinlerin çok dikkat etmesi gerekir dürüst olmaya. Siz bunu kendi hayatınızda uygulamalısınız ki çocuklarınızda bunu gözlemleyip kopyalayabilsinler. Ve dürüstlüğünde ne kadar doğru  bir değer olduğunu anlasın ki sizin uygulamalarınızdan çünkü siz yalan söylerseniz çocuğunuzdan dürüstlük bekleyemezsiniz. O yüzden bu değeri kendiniz yaşayıp daha sonra bu değeri yansıtmamız lazım.

BŞ:O zaman son üstündekini bir daha okuyun onu alıyım elinizden.

NE:En muhteşem miras dürüstlüktür.

BŞ:Teşekkür ediyorum şimdide yine masamızın üstünde gördüğünüz bir torbamız var.

NE:Sizde maşallah kutular, torbalar,

BŞ:Joyfull House , cool program, neşeli, o nedenle bu torbadaki bir tane harfi çekmenizi isteyeceğim bakalım şansınıza hangi harf çıkıcak. Buyrun nedir

NE:Y

BŞ:Y harfi şimdi başı y ile başlayan bir kötü davranış bir yanlış davranış söylermisiniz?

NE:Yalan, yalan, bugün genelde konumuz bu konuda oldu.

BŞ:Yalan söylemek bazan yalan söylemek ihtiyacı olabilir mi? Gerekli olabilir mi?  Beyaz yalan mı denilir.

NE:Beyaz yalanlar dediğimiz yada pembe yalanlar dediğimiz minik minik yalan demeyelim de konuyu tam olarak anlatmamak desek onlar kabul edilebilinir durumlar ki ara sıra kızlarıma uyguladığım taktiklerdir . Farklı söylemek hani yalan söylemek değilde .

BŞ:Farklı söylemek

NE:Farklı söyleyip gerektiği zaman hazır oldukları zaman doğrusunu söylemek .

BŞ:Duymaları gerektiği kadarını söylemek fazlasını söylememek .

NE:Tabiki belirli yaşların belirli algılama şekilleri var. Mesela 7 yaşına kadar çocuklar bazı kavramları algılayamazlar. Ama 7 yaşından sonra algılayabilirler. Zaman gibi değer kavramları gibi o yüzden o dönemlerde bir takım sorular sorabiliyorlar, izahlar istiyorlar tam direk olarak doğruları söyleyemiyorsunuz, söyleseniz anlamayacaklar.

BŞ: Peki kocanıza pembe yalan.

NE: Oluyordur herhalde bilemiyorum hatırlayamadım.

BŞ:O zaman bu torbadan birde yanlış davranışı söyledik bunun tam tersini düşünelim yani iyi bir davranış, güzel bir davranış, doğru bir davranış.

NE:G

BŞ:G ile doğru bir davranış olabilir.

NE:Güzel şeyler söylemek desek.

.Güzel şeyler söylemek evet.

NE:Bu da motive edicidir.

:Çok doğru.

BŞ:Buda hayata bakışınızıda gösterir. Eğer siz hayata olumlu bakan bir insansanız çevrenizede o enerjiyi saçıyorsunuz ben çok inanırım çünkü her konunun bir olumlu bir olumsuz tarafı vardır sizin ne taraftan bakmak istediğinize bağlı. Ama isterseniz her olayla ilgili bir güzel şey bulabilirsiniz. Buda çok doğru bir hareket

BŞ:Tabii hayatın güzel tarafından bakarak güzel şeyleri söylemek tam Polyanacılık gibi de değil, gerçeği görmek ama bu gerçekteki artı eksilere bakarken artıları daha güzelleri ön plana çıkarmak .

NE:Güzel gerçekler diyelim. G, G oldu

BŞ:Güzel gerçekler. G, G leri güzel gerçekleri bulmak . Çok teşekkür ediyorum ağzınıza sağlık bizlerle tecrübelerinizi ve birikimlerinizi paylaştınız eksik olmayın.

NE:Sağolun.

BŞ:Bülent Şenver'in odasında Bülent Şenver'in konuğu sayın Neşe Erberk'ti . Bizlerle tecrübelerini, birikimlerini, ve zenginliklerini paylaştı. Unutmayın gençler bizim her şeyimiz en değerli hazinemiz, gençlerimize sahip çıkalım. Bir başka programda birlikte olmak dileğiyle tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın. Hoşçakalın.

 .

.


.

.

  .
.
.

Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org