Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Lider Odaları       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

Can Has Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

Ada Antik ve madalyonun öteki tarafı
28.06.2008
Okunma Sayısı : 8669
Oy Sayısı : 6
Değerlendirme : 5
Popülarite : 3,89
Verdiğiniz Puan :
 

 

Ada Antik ve madalyonun  öteki tarafı
CAn Has

.
.

Portreler Dergisinde yayınlanan Sayın Elvan Arpacık Hanım'ın yaptığı söyleşiyi sizlerle paylaşıyorum...
.
.
 


Ada Antik ve madalyonun  öteki tarafı

Bize kısaca Ada Antik'ten  söz eder misiniz?

CH: Ada Antik  1997 yılında Ada Mobilya ile ortak  olarak kuruldu. Ben  de ada Antik Sanat Galerisinin  ve Artı Mezat Müzayedecilik  Ltd'nin hem ortağı hem yöneticisiyim. Ada Antik sanatseverlere günlük  hizmet veriyor. Burayı ziyaret edenler veya sanat piyasasıyla ilgilenenler beğendikleri sanat eserlerini veya antik objeleri  alıp idiyorlar.  Artı Müzayedecilik ise Tantekin Abtik ile ortak kuruldu. Artı Müzayedecilik, senede  iki , üç  kez müzayede düzenleniyor.

Bu konuyla ilgilenmeden önce başka alanda çalışıyordunuz, bu sektöre  ilgi duymanızın nedenleri?

CH: Avusturyada'ki üniversite tahsilimi tamamladıktan sonra aile şirketi olan  otomotiv sektöründe çalıştım. O tarihlerdeki adıyla  Mersedez Benz  A.Ş.  bugünkü adıyla Mersedez Benz Türk ve eski adıyla da Otomarsan yönetim  kurulu üyesiydim. Aynı zamanda Mersedez Benz bayisi olan  Has Otomotiv Ticaret Şirketinde hem yönetim kurulu üyesi hem genel müdür yardımcısıydım. Daha sonra 1992 yılında New York'a gittim. Altı yıl  kadar orada yaşadıktan sonra 97 yılında Ada Antik ve Artı Müzayedecilik  olarak ortaklarımla beraber bu şirketleri kurduk. 97'den  beri yani,  yedi yıldır faaliyetteyiz. Bu sektöre girmemin  en önemli sebebi; 1980'li yılların başında koleksiyoncu kimliğimle  sanat eserleri almaya başlamış olmam. Biliyorsunuz, bu konuda alımlara başlandığında, kendinizi görsel olarak eğitmeniz gerekiyor. Bu görsel  eğitim de yetmez, kendinizi literatür açısından  da eğiteceksiniz. Ben bu iki konuda da kendimi  bir hayli eğittim. Zaten  koleksiyonunuzu oluştururken  aldığınız eserlerin orijinal olması  çok önemli.

Bazı koleksiyoncular kendilerine danışman  tutarak sanat eserleri seçimine yöneliyor ama ben, kendi kendimi eğiterek , bugün artık Türkiye'nin  en önemli koleksiyonlarından  birinin sahibi oldum. Sonra 1997 yılında arkadaşlarımın  da ricası üzerine bu sektörde faaliyet göstermeye başladım. Yani, şu anda madalyonun öbür tarafını görmekteyim. Tabii koleksiyon  yaparken  sanat eseri almak benim hobimdi ve çok sevdiğim  bir uğraştı. İşimden  kendime ayırdığım  zamanlarda, sanat eserleri topluyordum. Şimdi madalyonun  ters yönünde, bu sanat eserlerini başka sanatseverlere kazandırıyorum ve bundan  da yine haz duyuyorum.

Ada Antik  adında antik sözcüğü var, ama ben etrafta çağdaş  eserler de görüyorum.

CH: Tabii tabii, sende ik üç kez önemli sergiler açıyoruz. Mobilya ve aksesuarlarımızın  yanı sıra çağdaş  sanat kategorisine giren eserlerimiz de var.

Türkiye'de antikacılığın  geçmişi üzerinde durabilir misiniz biraz?

CH: Oldukça eskilere dayanıyor. Müzayedecilik de eski dönemlere uzanıyor. Bugünkü  anlamda, Avrupa tarzı müzayedecilik  1980'lerin  başlarında başladı  diyebiliriz. Osmanlı döneminde Bedestende yapılırdı müzayedeler. Sonraları evlerde yapılmaya başlandı. Evinde eserler bulunanlar, tabii o zamanlar bu işleri yapanların  sayısını bilemiyorum, çok fazla olduğunuda sanmıyorum, evde yaparlardı müzayedeleri. Maksut Varol, ilk müzayede şirketini kuran kişidir. Onun müzayedeleri  başladı. Daha sonra Antik A.Ş. çağdaş anlamda ilk müzayedeyi gerçekleştirdi. Bunu Rafi Portakal'ın  KÜSAV'la birlikte yaptığı müzayedeler izledi. Rafi Bey'in babası da bazı müzayedeler yapardı  zaten. Şu anda Türkiye'deki müzayede şirketleri,  hakikaten  eserleri titizlikle inceleyen  kuruluşlar, katalogları Avrupa'daki benzerlerinden  bile daha güzel  ve daha çok bilgi içeriyor. Her geçen gün, sanata olan  ilginin artması da, beni son derece memnun ediyor. Sanatla uğraşmak  bir keyif işi ve ekonomik verilere de bağlı. Ekonomik  veriler normal çizgisinde gittiğinde, sanat eserlerine talep daha fazla oluyor.

80'0li yılların  koleksiyoncuları ile bugünün  koleksiyoncularını karşılaştırırsanız eğer?

CH: Biraz fark var. 80'li yılların  başındakiler, hakikaten  koleksiyoncu zihniyetiyle bir eser gördüğünde  son derece heyecanlanan, aradığı eseri bulup da almamazlık yapmayan  kişilerdi. Maalesef 90'lı  yılların  ortalarında bu insanları göremez olduk, biraz azaldılar. Daha çok, duvar  süslemek amacıyla eser toplamaya başladı sanatseverler. Arz talep dengesizliğinden  talebin  anı artışından  dolayı insanlar klasik  yatırımların  dışında borsa, repo ve faiz dışında da sanat eserlerine yatırım  yapmaya başladılar. Kriz öncesi  , 2000 yılına kadar, banka sektöründen, pek çok sanat eseri  alıcısı vardı. Krizden  sonra talep dengesi  aşağı inmeye başladı. Her şeyde olduğu gibi, birazcık  sanat eserlerinin  fiyatlarında da gerileme oldu ama, yeniden  toparlanıp düz çizgisine doğru ilerliyor.

Keyifleri olsa da her iş gibi zorlukları da vardır muhakkak. Riskli tarafları nelerdir bu işe uğraşmanın?

CH: Bu işde en önemli nokta, şirketinizin  firmanızın  adını  lekelememek. Güven işi bu. Güven ortamını sağladıktan sonra iyi bir isim  yaratırsınız. Eserlerin  satıştan önce incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekir. Bu denetim  eksperler tarafından  yapılır. Bu değerlendirmede ölçüt para değil, orjinalliktir. Eser kendisini çok kısa bir zamanda amorti edebiliyor. Çok uygun  bir fiyata aldığınız bir eser, üç beş ay sonra, talep arttığında sizi karlı bir duruma getirebiliyor. Başka bir zorluk  görmüyorum işimize leke sürmemek en önemli  nokta.

Türkiye'de ekspertiz çalışmaları yeterli  düzeyde mi?

CH: Dünyanın  her tarafında, bütün kuruluşlarda yanılma payı  her zaman  mevcut. Bize yada bizim gibi şirketlere sanat eserleri geldiği zaman  önce bu sanat eserleri görsel  olarak bizim  sonra kendi eksperlerinin denetiminden geçiyor. Her sanat dalının  kendi eksperi var. Her biri kendi kategorisinde, yazı, tombak, hat v.s. gibi, denetlenir. Bizim müzayede kataloglarımızda danışma kurulunun da adları yazılır. Ama bugün, Avrupa'nın  en önemli  müzayede şirketlerinde bile yanılmalar olabiliyor. Ama belli  bir süre içinde, eserde herhangi  bir şüphe varsa ve bu şüphe tespit edilebiliyorsa, zaten  eserin  bedeli kişiye geri ödenir. Bu dünyada da böyle. Önemli olan satışta kötü niyet olmaması.

Sektör açısından  Türkiye'nin  dünyadaki konumunu değerlendirir misiniz?

CH: Maalesef Türkiye'de sanatla ilgilenen  insan sayısı beş altı bin  kişiyi geçmiyor. 70 milyona oranlandığında son derece düşük bir sayı. Bizde bugün  altı yedi tane müzayede şirketi var, yurtdışında, örneğin Fransa'da 150-200 tane var. İngiltere'de biraz daha fazla. Bizde sanat eserlerine ilgi 80'li yıllarda başladı. Bu tabii kısa bir süre . Yani  24 yıldır var bu işler. Daha öncesinde de vardı ama daha sığ sulardaydı veya daha gizli yapılan  toplamalardı. Özal dönemiyle birlikte bazı işadamları bu işde lokomotif görevi  gördüler. Onların  arkasından  gelen kişiler bu  insanları örnek  alarak sanat eserleri toplamaya başladılar.

Geliri kısıtlı olup da sanat eserlerine ilgi duyanlar, kendilerini tatmin  etmek için  ne gibi arayışlara yöneliyor?

CH: Bazı eserlere talep fazla, o  zaman fiyat  yükseliyor ve tabii orta seviyede bir insanın  bunu alması  son derece güç. Parantez içinde söylemek  lazım ki, toprak altı eserlerin  satışı zaten yasak. Sanatsal  değeri  yüz yılı  aşmış  olanların  satışını yapıyoruz. Orta  gelir grubundan  kişilere de önerilerimiz oluyor. Onlar, Beykoz işleri, halı türünden  çok önemli olan sanat eserlerini alabilirler. Yani, onların  da kendi alım  güçlerine göre yönelebilecekleri eserler oluyor ama bu son krizden  sonra, özellikle banka sektöründeki kan kaybından   dolayı para harcayanlarda azalma oldu. Bankacılar şık giyinen, kendine dikkat eden, kültür seviyesi yüksek  kesimdi. İlle genel müdür kademesinden  söz etmiyorum, daha alt kademedeki insanlar da işlerini kaybetti veya başka sektörlere girdiler.

Yakın gelecekte, Türkiye'den  uluslararası sanat borsasına girebilecek  bir şirket çıkar mı?

CH: Herkes için memnuniyet verici olur böyle bir gelişme ama bazı handikaplar var. Birincisi, 100 yaşın  üstünde olup,  Türk kültür ve sanatını yansıtan  objelerin  yurtdışına çıkarılması  yasak. Yasaklarımızdan  kaynaklanan bir durum  bu. Avrupa'da da müzayedelerden alınan  eserler belli izinlerle kendi  sınırları  dışına çıkabilir ve de hepsine verilmez bu izinler. İkincisi, kültür seviyesi. Biraz önce söylediğim gibi, nüfusu 70 milyonluk  bir ülkede beş altı  bin kişinin  bu işlere ilgi duyması , sanatı ancak belli  noktalara getirebiliyor. Bu  beş altı  bin kişi içinde de büyük eser toplayanların  sayısı  daha da az. En büyük  handikap, kendi  kültür seviyemiz. Yeni kanunlar çerçevesinde, uluslararası çalışma olanakları  doğabilir. İleride, AB üyesi olursak, bu konuda da bazı gelişmeler olabilir.

Türk sanat eserlerinin uluslararası  dolaşımda olmaması, bir anlamda kültürel tanıtımımızda da bir eksiklik  demek oluyor herhalde.

CH: Evet tabii, bütün hepsine izin  verilmesi de son derece sakıncalı. Hepimiz buna karşıyız ama bazı eserlerin uluslararası  satışının  olabilmesi lazım. Bu alanda iyi eğitilmiş  insanlara ihtiyaç var. Hangilerine izin verilebilir, hangilerine verilmez belirlenmesi lazım.

.
.

.

.


Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org