Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Sizin Odalarınız       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

NİHAT GÖKYİĞİT Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

NİHAT GÖKYİĞİT Kulağınız Küpe Olsun Televizyon Programı
05.01.2007
Okunma Sayısı : 16577
Oy Sayısı : 5
Değerlendirme : 5
Popülarite : 3,49
Verdiğiniz Puan :
 

 

NİHAT GÖKYİĞİT Kulağınız Küpe Olsun Televizyon Programı
.
.
Sayın Bülent Şenver beyi uzun yıllar önce tanıdım.

Türk bankacılık sektörüne bir çok yenilikleri getirmiş iyi bir bankacı olarak onunla birlikte gençler için güzel bir televizyon programı yaptık.

Duayen bankacı Bülen Şenver ile yaptığımız bu güzel televizyon programını sizlerle paylaşıyorum.

.
.

 izlemek için 

.
.

dinlemek için  

.
.

NİHAT GÖKYİĞİT Kulağınız Küpe Olsun Televizyon Programı Deşifresi


.
.
Nihat Gökyiğit (NG)
Bülent Şenver (BŞ)
.
.

BŞ:Kulağınıza küpe olsun programına hoşgeldiniz.

Türkiye'nin genç liderlere ihtiyacı var.

Her konuda her alanda genç lider yetiştirmeliyiz.

Genç liderleri yetiştirmek ise hepimizin sorumluluğu.

Gençlere imkan sağlamalıyız.Gençlere el vermeliyiz.

Gençlerin önünü açmalıyız.

Gençlerle tecrübelerimizi ve birikimlerimizi paylaşmalıyız.

İşte kulağınıza küpe olsun isimli bu kitabı bu maksatla yazdım.

Her hafta kulağınıza küpe olsun kitabında yer alan bir iş adamını davet ediceğiz misafirimiz olucak.

Gençerle tecrübelerini paylaşıcak.

Bu haftaki kulağınıza küpe olsun programının misafiri Sayın Nihat Gökyiğit.

Hoşgeldiniz Nihat bey.

NG: Hoşbulduk.

BŞ:Nihat bey bu kitaba öğütlerinizi yazdığınız için ve bu programa da geldiğiniz için ben size çok teşekkür ediyorum.

NG:Ben size çok teşekkür ediyorum bu fırsatı verdiğiniz için .

BŞ:Biz bu programda iyi şeyleri güzel şeyleri, hoş olan şeyleri burada paylaşmak istiyoruz.

Bu kitabın içerisinde de 152 iş adamımızın öğütleri var.

Ben ayrıca buradan onlara da teşekkür etmek istiyorum, ve şu anda hayatta olmayanlara da Tanrı'dan rahmet  dilemek istiyorum.

Stüdyoda gençlerimiz var olar size sorular sorucaklar,programın ilerleyen dakikalarında süprizlerimiz olucak .

Misafirimizin misafiri diye bir bölümümüz var bu bölümde  size bir misafirinizi davet etmenizi istiyeceğiz bakalım bize kimi davet ediceksiniz.

Yine programımızda bir sürpriz var.

Size bir kaset hazırlamanızı istedik, bize bir kaset hazırladınız bu kasedi gençler için hazırladınız, ve kasetten sonrada gençlere bir mesaj vericeksiniz.

Bakalım bu kaset içerisinde neler olucak.

Yine programımızda ilk defa açıklıyorum bölümü var.

Sizden burada ilk defa bir açıklama yapmanızı istiyeceğiz, açıklamanızı paylaşıcağız.

Yine programımızda o kadar hızlı gelişiyor ki programımız bir bölümümüz var o bölümümüz benim içinde çok önemli, eminim sizin için de çok önemli olucaktır.

Çünkü bu bölümün adı 120 saniye Microsoft soru yağmuru bölümü.

Biz 120 saniye içerisinde size sorabildiğimiz kadar çok soru sormaya çalışıcağız, ne kadar çok sayıda soruya cevap verirseniz  o kadar çok sayıda çocuğumuz Eğitim Gönüllüleri Vakfının bir milyon çocuk kampanyasına katılmaya hak kazanıcak.

Ve sizi bırakmıyacağız, diyeceğiz ki bir hayalim var bölümüne geldik sizin hayaliniz nedir diye hayalinizi öğrenmiş olucağız.

Biz bütün burada bunları yaparken karşımızda değerli bir insan bizi izleyecek.

Sayın Kamil çakmak hem bizi izleyecek, hem de karikatürümüzü yapıcak.

O karikatürde bu program'ın bir hatırası olucak.

Biliyorsunuz misafire ikram adettir.

Biz de size burada çay ikram edebiliceğiz.

NG:Hem de semaverden.

BŞ:Evet çok özel bir semaverimiz var  orada demlenmiş çay ikram ediceğiz.

İlk çayı ben kendi elimle size vermek istiyorum.

Ben çayınızı size koyarken gençlerimiz kendilerini size tanıtsınlar.

FEVZA DİNERİ: Fevza Dineri 1980 Yalova doğumluyum.1998 yılında Canan Anadolu lisesinden mezun oldum.

Boğaziçi üniversitesi işletme bölümü 3. sınıf öğrencisiyim.

Mezun olduktan sonra ekonomi  mastırı yapmak istiyorum.

Türkiye'de her alanda istikrarın sağlanması ve yaşam standartının yükselmesi için eğitimin çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Ve biz iyi eğitim alan gençlerin sizinde deneyimlerinizden faydalanarak ülkemize hizmet etmemiz gerektiğini düşünüyorum.

FAHRİ KARAKAŞ: Fahri Karakaş 1979 Balıkesir Evrimli doğumluyum.

Koç üniversitesi işletme bölümünü burslu olarak bitirdim daha sonra Boğaziçi üniversitesinde işletme mastırı yapmaktayım şu an .

Halen Boğaziçi üniversitesinde araştırma  görevlisi olarak çalışıyorum.

Ağustosta yurt dışına Kanada'ya doktoroya gidiyorum.

Döndükten sonra da Boğaziçi üniversitesinde akademisyen olmak istiyorum.

Böylece oradaki birikimimi Türkiye'me , ülkeme insanlığa faydalı bir şekilde geliştirmek aktarmak istiyorum.

ERKAN ELYÜREK: Erkan Elyürek 1974 doğumluyum.1992 yılında İstanbul fen lisesinden 98 yılında Boğaziçi fizik'ten mezun oldum.

4 yıldır Denizbank 'da çalışıyorum.Y

editepe üniversitesinde finans dalında nba yapıyorum.

Kariyer hedefim real kesimde veya finans sektöründe büyük bir  sektörde genel müdürlük ve yönetim kurulu üyeliği yapmak var kariyer hedefinde.

Hedefime ulaşırken çalışkanlık dürüstlük ahlaki değerlerin ön planda olduğu bir süreç yaşamak istiyorum.

Hayalimde ise Türkiye'nin bölgede söz ve güç sahibi olduğu ekonomisi ilerlemiş finansal piyasaları gelişmiş ülke olması var.

Bu hayalimi gerçekleştirmek için bana düşen görevi yapmaya gayret edicem.

HANDE AKSOY: Hande Aksoy  1980 Antalya doğumluyum.

Antalya Anadolu lisesi mezunuyum.

Şu an Boğaziçi üniversitesi 3. sınıf işletme bölümü öğrencisiyim.mezun olduktan sonra uluslar arası bir firmada  pazarlama üzerine bir kariyer yapmak istiyorum.

Türkiye ve geleceğime ait en büyük dileğim yaşam standardı yükselmiş, istikrarı yakalamış ve geleceğin de gençlerin önünün açılmış olduğu bir ülkede yaşamak.

Bunun içinde bireysel'in ötesinde toplumsal çabalarda daha etkin ve aktif olmamız gerektiğini düşünüyorum.

NG:Müthiş bir gençlik geliyor arkadan evet.

BŞ:Gençlerimizi dinleyince ilerisi için ümitli oluyoruz.

NG:Çok ümitli oluyoruz. Çok çok.

BŞ:Nihat bey Şermin Kahraman hanım sizi tanıtan bir kaset hazırlamış şimdi hep birlikte bu kasedi izleyelim.

Nihat bey gençlerimiz size soru sormak için sabırsızlanıyorlar ama ilk soruyu size ben sormak istiyorum.

Kulağınıza küpe olsun kitabında size ayrılan bölümde  361. sayfada güzel bir anınız hem de çok anlamlı bir anınız var

.Eminim bu anı bir çok gencin kulağına küpe olucaktır.

Ben bu anınızı okumak istiyorum buradan anınızın adı Tefken itilafı sevmez .

1960 yılında Mersin Ataş  rafinerisindeki inşaatımız ile ilgili mukavelenin bir maddesi müteahhit olarak bize o zamanki para ile 600.000 liralık bir alacak çıkartıyordu.

Fakat bir diğer maddesi ise buna tam ceval vermiyordu.

Bu nedenle de 600.000 liramızı alamıyorduk.

Sorunu çözüp paramızı alabilmemiz için ortağım Necati Akçağlılar ile birlikte sabah Ankara'da 3 yolcu alan ufak pır pır uçağımıza atlayarak Mersin'e iş yerine gittik.

İş veren mobil şirketinin yetkilisi Amerikalı ile toplantıya girdik.

Amerikalı sözü hiç uzatmadan sordu 600.000 liralık bir dava mı almak istiyorsunuz yoksa beş dakika içerisinde 300.000 liralık bir çek mi .

Necati ile göz göze gelip konuşmadan birkaç saniye birbirimiz ile bakıştık ve ikimiz birden çeki verin dedik.

Çeki aldık aynı gün uçağımız ile Ankara'ya döndük ve birkaç saat içerinde çek bankada ki hesabımıza yatmıştı.

İşte Tefken itilafı sevmez diye buradan gençlerimizin kulaklarına küpe olacak neler söylemek istiyorsunuz.

BŞ:Şimdi burada birkaç husus hakaktten ilginç şöyle ki bir kere iş sahibi ile bir sıkıntıya girmiyoruz gayet iyi bir dostluğumuz var, büyük bir itimadı var bize diyor ki bu işi maliyet artı müteahhit  karı üzerinden yapın diyor bize böyle işler veriyor zaman zaman .

Büyük bir itimadı var bunu sarsmamış olduk.İkincisi bunu eğer itilafa götürmüş olsaydık bu paranın yarısından fazlasını avukatlarla sarf etmiş olucaktık ve tabii böyle bir nakdin süratle şirketin faaliyetine hemen aktarılmış olmasının verdiği büyük bir imkan oldu, ve iş verenlede barışık olarak devam ettik.

BŞ:Evet yani gençlerimizde diyorsunuz ki hayatta olayları çözmek pratik olmak ve mahkemeye götürmektense pratik çözmek daha yararlı.

NG:Çözümle çaresini aramak lazım evet.

BŞ:O çare tükenmeden mahkemeye gitmeyin işinizi kendiniz halledin.Feyza'nın bir sorusu var size.

FEYZA DİNERİ: Nihat bey biz gençler sizin deneyimlerinizden faydalanmak istiyoruz.

Sizin yaptığınız hayaların aynısını biz yapmak istemiyoruz.

Ya da yapmak isteyip de yapamadıklarınızı biz gerçekleştirmek istiyoruz.

Bize ben yapamadım siz mutlaka yapın ve ben yaptım siz sakın yapmayın diyebileceğiniz neler var.

NG: Şimdi erken yaşlarda ben yapamadım sizin yapmanızı arzu ederim.

Kalabalığa karşı konuşma becerisini kazanınız.

Benim sonradan gelişti ama ilk sizin çağlarda gelişmesi lazım çok önemli.

İlerde başarı için.

Sonra bir şeyi hep yapmak istedim ama geciktirdim.

O da çevreye hizmet.

Daha ileri yaşlarda ona daha çok zaman ayıracağım.

Ve ondan büyük keyif duyuyorum.

Çok büyük haz duyuyorum.

Bunu da daha erken yaşlarda yapmak isterdim sizin yaşlarda.

Başlamak isterdim en azından.

Sonra günlük tutma işi buda sonradan gördüm ki çok önemli çünkü baktım müthiş hatıralar var arkada ve onları hatırlayabildiğim kadar hatıraları not ediyorum.

Dosyalardan araştırarak bulmaya çalışıyorum ama o günlük not tutmak çok zamanını almaz insanın zaten başlıklarını koysanız hatırlıycaksınız.

Bu ihtiyatı kazanmanızıda bunu öneririm bunuda.

Bir de çok geç yine başladığım hayvan ev hayvanlarını besleme işi onada çok geç başladım fakat onuda gördüm ki çok büyük bir keyif ve tabii bütün canlıları sevmek insan için büyük bir zevk.

Ama o ev hayvanları hiçbir şikayetini derdini anlatamayan size muhtaç olan ev hayvanlarını beslemek ve sevmek onuda çok ileri yaşlara bırakmayın benim gibi daha erken başlayın derim .

BŞ:Teşekkür ederiz.Fahri senin bir sorun vardı.

FAHRİ KARAKAŞ: Nihat bey Bülent hocamın yazdığı kulağınıza küpe olsun kitabında hoşunuza giden güzel  sözler arasında özellikle Hazreti  Mevlana'nın çok güzel bir sözü var buradan aynen okumak istiyorum.

"Şevkat ve merhamette güneş gibi ol.

Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.

Sehavet ve cömertlikte akarsu gibi ol.

Hiddet ve  asabiyette toprak gibi ol.

Olduğun gibi görün göründüğün gibi ol."

Bu güzel sözleri bize açıklıyabilir misiniz?

NG: Güzel bir Türkçeyle yazılmış anlaşılıyor zaten orada bir tanesini açıyım diyorki;

Hiddette toprak gibi ol diyor.

Bakın toprak çok dertli esasında.

İnsan oğlundan çok dertli ama onun sessiz çığlıklarını duymuyoruz.

ve o hiddet çok eziyet ettiğimiz halde toprağa, çok yanlış kullandığımız halde, onun sevdalısı yeşilden onu ayırdığımız halde gene bir hiddet göstermiyor bize gene vermeye çalışıyor.

Gene kazıyoruz diyorki ben size daha fazla nasıl veririm.

İşte hayvanlara ürünlerini veriyoruz onlarada helal olsun diyor.

Böyle bir toptak.İşte toprak gibi diyor onu çok hor kullandığımız halde hiçbir hiddet göstermiyor.

O bir tanesini açtım öbürleride zaten anlaşılıyor

BŞ.Hande senin sorun vardı.

HANDE AKSOY:Bülent hocamın yazdığı kulağınıza küpe olsun kitapda bir de mesk'in sözü var.

Ben de o sözü okuyup sizden yorumunuzu almak istiyorum.

"Elini aç, gözünü aç, kapını aç, ama ağzını açma.

Eşini beğen,işini beğen , aşını beğen, ama kendini beğenme.

Emek ver,
kulak ver,
bilgi ver ama
boş verme.

Nihat bey ağzını açma, kendini beğenme, ve boş verme sözlerini birde siz açıklar mısınız?

NG: Şimdi ağzını açma derken ağzını tamamen kapat  demiyor.

Şunu demek istiyor daha çok dinlemeye özen göster.

Dinleyince insan daha çok öğreniyor daha doğru karar veriyor.

Ve daha az konuş konuştuğun zaman sözün dinlensin itibar edilsin oradan onu kastediyor.

Sonra kendini beğenme diyor , oda çok doğru bir şey kendini insan beğenirse gelişmesi ilerlemesi başarılı olması mümkün değil insan kendinde daima benim noksanlarım nedir onu sorgulaması lazım .

Bir de neydi o.

HANDE AKSOY:Boş verme

BŞ:Hani biz hep deriz ya boş ver.

NG:Şimdi orada da şunu söylüyor bizim TEMA Vakfında bir sloganımız var.

Üzerine vazife olmayan işlere karış diyoruz biz.

BŞ:Herkes onu karışma diye bilir.

NG:Karışma diye bilir biz tersini söylüyoruz onun.

Üzerine vazife olmayan işlere karış diyoruz.

Yani gamsız olma her şeyi de ben burada acaba ne yapabilirim diye kendini sorgula oda onu zannediyorum izah etmiş oluyor o madde.

BŞ:Erkan  senin bir sorun var.

ERKAN ELYÜREK: Nihat bey kulağınıza küpe olsun kitabına Şeyh Edibali'nin  Osman Gaziye vasiyetini yazmışsınız.

Vasiyet şöyle diyor:

ey oğul
sen artık beysin
bundan sonra
öfke bize uysallık sana ,
gücengenlik bize gönül alma sana,
suçlamak bize katlanmak sana,
geçimsizlik anlaşmazlık bize adalet sana ,
kötü söz haksız yorum bize bağışlamak sana ,
bundan sonra bölmek bize bütünlemek sana,

sizce bu vasiyette bir liderde bulunması gereken hangi vasıflar ön plana çıkıyor.

NG: Bence bir liderde bulunması gereken bütün vasıfları sayıyor burada.

Yani onu o zamanki emire söylüyor,ilerde sultana padişaha söylemiş oluyor.

Ama her yönetici için bunlar ok önemli her bir sözü orada  yönetci adil olmalı ,öfkeye karşı merhametle hareket etmeli, barışı istemeli devamlı yani yöneticinin bütün olması gereken özelliklerini gayet güzel sıralamış ve güzel bir Türkçe ile gene.

BŞ:Ne kadar güzel ben galiba onların sonlarını okursam aklımızda daha çok aklımızda kalıcak.

Şeyh Edebalinin Osmangaziye söylediği.

Uysal ol diyor ondan sonra gönül al gönül almasını bil,sonra katlanmasını bil,katlanacaksın ve ondan sonra adaletli ol,

NG:Adaletli ol diyor bakın hepsi güzel sözler

BŞ:Ve bağışlamasını biliceksin.

NG:Oda çok önemli.

Bağışlamasını bilemezseniz barışık olamazsınız kimseyle ve dostluk çevre kuramazsınız.

Bağışlamak ve insan bundan da huzur duyar bağışlıyarak da huzur duyabilir.Kin duyarak hiçbir zaman huzur duyamaz.

BŞ.Ve son olay bu da çok önemli bütünlemek bütünlemeyi bil.

Yani parçalayıcı olma bir araya getirici ol.

Hangi konuda olursa olsun bir araya getirici bütünleyici ol.

NG:Şimdi Mevlana da da vardır ya o diyorki;

ateşe tapsanda  gel diyor.

bizim dergahımız umutsuzluk dergahı değildir.

Herkesi davet ediyor .

yine birleştirici.

Zaten bu büyük insanların bir özelliğide bu.

Birleştirmek bütünlemek parçalamak değil.

BŞ:Ve Türkiye'nin de bu dönemde bütünlemeye ihtiyacı var

NG:Nasıl ihtiyacımız var hemde.

Biz TEMA Vakfında bunu söylüyoruz diyoruz ki biz herkesi kucaklamak istiyoruz.

Hangi görüşte, hangi siyasi görüşte olsun inançta olsun herkesi kucaklayabiliyorsan bize gönüllü temsilci olmak için müracaat ediyor, diyoruz ki tamam güzelde evvela sen herkesi kucaklayabilecekmisin.

Kendini bir sorgula o zaman konuşalım diğer özelliklerini 1. maddemiz bu bu çok önemli.

Ülkemizin buna çok ihtiyacı var.

BŞ:Evet ne kadar güzel sözler bunlar.

Hakikaten anlamlı derin sözler .

Gençlerimizin kulaklarına bunlar bir hayli küpe oldular.

Şu anda biz programımızın heyecanlı bölümüne geldik.120 saniye Microsoft soru yağmuru bölümüne geldik.

Nihat bey bu güne kadar biz bu programda biz bu soruları sorarak

59 çocuğumuzun Eğitim Gönüllüleri Vakfının bir milyon çocuk kampanyasına katılmaya hak kazanmasına sağlamış olduk.

Siz burada 10 soru cevap verirseniz ilave 10 çocuğumuz 59 çocuğa ilave olucak.İ

nsallah bu konuda bütün sorularımızı 120 saniye içerisinde cevaplayıp

NG:Soruda biraz yavaşlarsam geçiniz demek yok değil mi?

BŞ.Hayır .

Tek kuralımız var.

her soruya cevap vericeksiniz.ve kısa vericeksiniz.

Çok kısa cevaplar vericeksiniz.

Sayın Nihat bey 120 saniye Microsoft soru yağmuru sorularını cevaplamaya hazır mısınız?

NG:Hazırım.

BŞ: Bende sorularınızı soruyorum..İyi bir insanın en önemli üç değeri ne olmalıdır.

NG:Güzel ahlak gayret ve dostluk.

BŞ: Başarılı bir iş adamının unutmaması gereken en önemli iki şey nedir?

NG: Girişimcilik ve personele adalet.

BŞ: Şirketinizin toplumsal sorumluluğunu yerine getirmek için 500 milyarlık bir bütçeniz olsa özellikle bu bütçeyi hangi konuda harcamak isterdiniz?

NG: Kırsal kalkınma ve erezyonla mücadele.

BŞ: Siyaset hayatına atılıp Başbakan olmak isteyen bir üniversite öğrencisine ilerde Başbakan olduğunda yapmaması gereken 3 önemli şeyi söylermisiniz?

NG: Rekabeti önleme.Eğitime önem ver.Çevreyi göz ardı ederek kalkınmaya kalkma.

BŞ: İyi bir patronda bulunması gereken en önemli üç özellik nedir?

NG:Patronda tabii yine girişimcilik çok önemli müşteriye ve personele odaklanmak çok önemli.Dürüstlük de çok önemli.

BŞ:İş hayatınızda hiçbir zaman bu duruma düşmek istemem diyeceğiniz iki özel durum nedir?

NG: Birisi büyük çapta işten çıkarma , ikinciside çok yine büyük çapta borçlanma.

BŞ: Türkiye etik değerler vakfı kurucu üyesi Bülent Şenver size gelip Türkiye'de iş ahlakı bilincini geliştirmek istiyoruz yapmamız gereken en önemli iki şey ne diye size sorsa öncelikle hangi iki şeyi yapmasını isterdiniz.?

NG: Ben dürüstlüğü teşvik edecek en kadar alet varsa ben bunları geliştirmesini isterdim.

BŞ: Dünyada bir şeyleri değiştirmek için size özel bir güç verilseydi hangi üç şeyi değiştirmek isterdiniz?

NG: Bir tanesi hızlı nufus artışı , ikincisi çılgın tüketim ve israf, ve doğal varlıkların tahribi.

BŞ: Evet süremiz bitti.

8 adet soruya cevap vermiş olduk.

8 çocuğumuz Eğitim Gönüllüleri Vakfının bir milyon çocuk kampanyasına katılmaya hak kazandı.

Nihat bey  ben hem size teşekkür ediyorum hem Microsofta teşekkür ediyorum.

NG:Bende razıyım 8 çocuğun okumasına.

BŞ:Bizim sorularımız bitmedi Feyza'nın muhakkak ben soruyum dediği size bir sorusu vardı ben ona söz vericeğim.

O size o sorusunu sorsun.

FEYZA DİNERİ:Nihat bey şu anda Türkiye'nin ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik şartlarda biz gençlere düşen görevler nelerdir sizce ve geleceğe nasıl bakmalıyız?

NG: Ben şunu söylerim gençlere takdir edilmeyi beklemeden gayrete devam edin.Bir gün keşfedilirsiniz.Hiç süpheniz olmasın ben iş hayatında bunu gördüm.

Ve her ne yapıyorsanız en iyisini yapmaya çalışın.Her neyse.

BŞ:Ve gençlerimiz sabırsız birazcık da değil mi?

NG: Biraz sabırlı olmak lazım.

BŞ:Hemen bir yerlere çok çabuk gelmek istiyorlar o sabır konusunda da sizden bir şekilde bu öğüdü almış oldular.

Siz doğru bildiğinizi yapıcaksınız , çalışıcaksınız günün birinde birileri muhakkak sizi birileri  keşfedicek.

NG:Muhakkak surette evet.

BŞ: Size bir kaset hazırlamanızı istemiştik.

Süpriz kaset hazırlamanızı siz sürpriz kaseti hazırlamışsınız.

Onu ben sizden alabilirmiyim.

NG:Bende çok malzeme var ama düşündüm ki bu üç konu ilgi çekebilir ve hepsinin manası var açmaya çalışırım.

BŞ:Nihat bey biz bu kasedinizi yayına hazırlarken hep birlikte reklamları izleyelim.

NG:Olur memnuniyetle.

BŞ:Kulağınıza küpe olsun programında sayın nihat Gökyiğitle birlikteyiz.

Nihat bey kasedinizi unutmadık .

Kasediniz yayına hazırlanıyor .

Biz misafirin misafiri bölümündeyiz.

Bize misafirinizi tanıtır mısınız?

NG:Sahim Akçıl bey beraber kurduğumuz bir orkestra'nın orkestra şefi fakat o orkestrayı birkaç kelime ile söylemek istiyorum.

Bu 23 ülkenden müzisyenlerin bir araya geldiği bir ülke, bir orkestra.

Burada bir İsrailli ile bir Filistinli orada her türlü çatışmanın içerisinde ama burada her türlü kardeşlik şuuru içinde müzik yapıyor yan yana .

Bir Ermeni müzisyen ile Azari müzisyen yan yana müzik yapıyor.

Türk ile Yunan böyle bir orkestra bu ve coğrafya da üç tane deniz Karadeniz, Hazal denizi, Doğu Akdeniz .

Bu gün dünyanın en büyük anlaşmazlıklarını şiddet olaylarının hüküm sürdüğü bir bölgede bu insanlar  geliyor kardeşlik şuuru içerisinde armoni içerisinde müzik yapıyorlar.

İşte bu orkestrayı beraber kurduk bunun mutluluğunu yaşıyoruz, ve şefliğinide yapıyor gayet büyük bir dirayetle anlatsın bakıyım orada da yöneticilik var, orada da büyük bir yöneticilik var.

BŞ:Misafirimizin misafiri bizimde misafirimizdir.

Hoşgeldiniz Şahim bey.

SAİM AKÇIL: Hoşbulduk efendim.

BŞ:Biz biliyorsunuz bu programda gençlerin kulaklarına hep küpe olucak şeyler söylemek istiyoruz.

Eminim siz orkestra yönetirken muhakkak büyük şirketleri  yöneten insanlarda olan bazı vasıflar, yetenekelr sizinde o yönetim sırasında belki sizde de bulunması gerekiyor .

Bir de belki gençlerimize bu konularda müzikle uğraşmak konusunda, hobileri olma konusunda bazı mesajlar vermek isteyebilir siniz.

Ben birde masanın üstünde de çok ilginç bir şey görüyorum müsaade ederseniz ben onu  benim elime yakışırmı bilmiyorum ama bu bir şekilde sizin alıp belki 100 kişi belki 50 kişi değilmi duruma göre 80 kişi karşınızda alıp bir anda sizin hareketiniz ile ve neler oluyor değil mi?

Şu hareketle bir şeyler doğmaya başlıyor bir şeyler yaratılmaya başlıyor.

Ve ondan sonra siz bazı hareketleriniz ile onları belirli yönlere doğru götürüyorsunuz, belirli ağırlıklar veriyorsunuz bundan sonrasını siz anlatın.

 SAİM AKÇIL: Şimdi efendin bir orkestra şefi elinde bagetle gitmez hiçbir yere .

Siz bunu arzu ettiğiniz için getirdim.

Ama iyide oldu getirdiğim çünkü gördüğünüz gibi bu bagetden ses çıkmıyor.

Bu bagetden ses çıkmaz bundan ses çıkabilmesi için bir orkestra olması lazım.

Eğer sizlerin elinde bir enstruman görseydim hemen şuraya çıkıp idare etmek isterdim içimden gelirdi çünkü aşağı yukarı bir oda orkestrası kadar burada insan sayısı var.

Onun için bir orkestra olmadan bu baget hiçbir işe yaramaz.

Şimdi bizim orkestramızda özel bir orkestradır.

Sayın Nihat bey'in ve Tefken Holding'in sponsorluğunda kurulmuş bir orkestradır.

Dolayısıyla bu orkestranın sponsorluğunu yaptığı için Nihat bey bu baget daha çok ona yakışır zannediyorum çünkü orkestra olmadan bende bu bageti kullanamam.

Gerçekten kendisine bütün orkestra üyeleri adına minnettarız.

NG:Bende bir çok şeyi yaparım üzerime vazife olmayan çok işe karışıyorum ama orkestrayı yönetemem.

SAİM AKÇIL: Şimdi buradan hareketle madem söz gençlerden açıldı ben genlere mutlaka spor ve müzikle uğraşmalarını tavsiye ederim.

Çünkü gerçekten bu ikisi insan yaşamında çok önemli faktörler.

Spor yaparak vucudunuzu geliştirebilirsiniz, sihatli bir vucut yapısına sahip olabilirsiniz, ama müziklede ruhunuzu zenginleştirirsiniz, büyük bir engin bir denizin içinde bulursunuz kendinizi.

Bu engin denizden kastım tabiki evrensel ve ulusal çok sesli müzik.

Bunun için tabii küçük yaşlarda başlamak gerekiyor, çok küçük yaşlarda ya aileden bu eğitimi alıcaksınız , veyahutta milli eğitim bakanlığının kültür bakanlığının teşvikleri destekleri ile olucak bir eğitim.

Bilhassa Milli eğitim bakanlığımıza bu konuda çok büyük görevler düştüğüne inanıyorum.

Müzik kültürüne sahip olabilmek için çok küçük yaşlarda bu eğitimi almak lazım.

Bu ne demektir ilkokullarda buna başlamak lazım.

İlk okulda bu eğitimin verilmesi lazım.

Çünkü Türkiye bizde daha ziyadeyöresel müzikler hakim olduğu için işte çeşitli müzikler toplumu sarmış vaziyette biliyorsunuz işte arabeskden tutunda bir çok şarkı Türkiye kadar bunları küçümsemek için söylemiyorum kesinlikle .

Her müziğin güzel yapıldığı zaman her müzik güzeldir.

Her tür müzik güzel yapıldığı zaman güzeldir.

Ama Avrupa Birliğine girmek isteyen bir Türk toplumu var.

İleride Avrupa Birliğine girecek olan bir Türk gençliği'nin  evrensel çok sesli müzikten de haberi olması lazım.

Bizim gençlerimiz Avrupa'ya gittiği zaman yada Avrupalılar buraya geldiği zaman bir Mozart 'dan Bethowen dan Sophen 'den  Rams 'dan söz açıldığı zaman bizim gençlerimizin oda kim deyip onların müziğini anlamaması tanımaması biraz dışına götürmüş olur bizim gençlerimizi.

Bu bakımdan çok sesli müzik ayrıca bir insan bunu öğrendiği zaman benimsediği zaman sevdiği zaman vazgeçilmez bir zenginlik olduğunu görecektir.

BŞ:Bir de ben size şunu sorucağım gençlerimiz bir şekilde şu ana kadar müzikle hiçbir uğraşınız var mı bilmiyorum.

Yok.

Yani kendilerinin yok ama insan belli bir yaşa kadar uğraşmadıysa , belirli bir yaştan sonra bu işe girmesini nasıl sağlar, en yaparak olur bu.

SAİM AKÇIL: Şunu unutmamak lazım ki İsmet İnönü 40 yaşından sonra viyolonsele başlamıştır.

Demek ki bir insanın içinde varsa.

BŞ.Yani her yaşta başlanabilir.

SAİM AKÇIL: Tabii her yaşta başlanabilir.Mutlak surette iyi bir müzik dinleyicisi olunabilir.

Mutlaka bir enstrumanı çok iyi çalmak şart değil.

Ama amatör olarak iyi bir müzik dinleyicisi olabilir herkes.

BŞ:Birde gençlerimiz muhakkak evlenicekler .

İnşallah çocukları olucak hayırlı evlatları olucak o evlatlarına bu müzik zevkini aşılamaları için onlara ne öğüt veririsiniz.

SAİM AKÇIL: Valla benim geçenlerde yakın bir dostumun çocuğu oldu.

Daha çok küçük yeni bir bebek  ona her gün müzik dinletiyorlar evde işte hafif parçalar efendim ama çok sesli müzik dinletiyorlar.

Yani çok küçük yaşta bu müzikle büyümesini müzik kültürünü almasını istiyorlar.

Çünkü sokağa çıktığınız zaman caddeye çıktığınız zaman sizin kulağınıza gelen müzik türü çok başka bir tür.

Türkiyemizde onların içinde çok kaliteli olanlar şüphesiz ama ailde vede okulda bu eğitim alınmazsa sokak kültürü ile bu söylediğim yerlere varılamaz çok zor.

BŞ.Bizim biliyorsunuz ilk öğretim okullarında ben biliyorum mandolin diye bir şey var.

Herkes mandolin eline alır.

Birde fülüt vardı.

Fülüt, mandolin bir arada.

Ağız mızıkası gibi bir şeyler vardı.

Bunlar yeterli mi o çağlarda?

SAİM AKÇIL:Tabii o zaman mandolin çok yaygındı bizde ama mandolin çok gelişmeye müsait bir enstruman değil.

Ben daha ziyade bir piyano bir keman, bir viyolonsel bir  klasik gitar bunları tavsiye derim.

Çünkü bakınız iki türlü zenginlik vardır belki daha çok ama iki tanesini şurada dile getirmek istiyorum bir maddi zenginlik birde manevi zenginlik .

Şimdi maddi zenginliğe sahip olan bir kimse örneğin çok kıymetli bir keman satın alabilir, bir piano satın alabilir, bir tablo satın alabilir, ama bir piano çalmayı bir keman çalmayı bir resim yapmayı satın alamaz.

Bunları mutlaka küçük yaşlardan itibaren emek vermek lazım.

Senelerin birikimi ile elde edilecek zenginliklerdir bunlar.

Şimdi bu bilinçde olan vede  küçükten amatör olarak müzik eğitimi almış olan  değerli iş adamlarımız bunu bildikleri için sanata kültüre destek oluyorlar.

Sanatın dolayısıyla müziğin bu tür insanlara çok ihtiyacı var.

Onların desteği olmadan sadece bir devlet desteği ile bir toplumda kültürü arzu edilen kültürü topluma yayabilmek hemen hemen imkansız bir şey .

Bu bakımdan ülkemizde çok sevindirici bir olaydır son senelerde değerli iş adamlarımızın sponsorluğunda gerçekten kültür alanında müzik alanında pek çok gelişmeler sağlanmıştır, onlara hakkatten minnettarız onlara çok teşekkür ediyoruz.

Bunlardan bir taneside şüphesiz bizim çok kıymetli sponsorumuz Nihat beyfendidir.

BŞ.Evet ben size son olarak şunu sormak istiyorum.

Belki sizin branşınızdan iş adamlarımız yöneticilerimiz, siyasilerimiz belki bir ders alınabilirmi diye soruyorum şimdi.

Siz yönetiyorsunuz bir yerde orchestra şefisiniz.

Biz bunu iş hayatında ve yönetimde çok söyleriz birileri takım ve ekip halinde hareket etmesi gerektiği zaman sizin örneğinizi veririz.

Orkestra şefi gibi olucaksın deriz, burayı orkestra şefi gibi yönet deriz, veya deriz ki bu departmana bir orkestra şefi lazım.

Bu şirkete bir orkestra şefi lazım deriz.

Siz bir orkestrayı yönetirken onların böyle bir uyum içerisinde olmalarını bir ekip ve takım halinde hareket etmelerini isteriz. 

Onarlın önüne konulmuş olan notalar var. 

Bizde de programlar var hedefler, misyonlar, programlar, bütçeler var. 

Bunlara uygun halde davranmalarını sağlamak bunlara uymayanları uygun hale getirebilmek istiyoruz. 

Orkestra şefi olarak bunu siz nasıl sağlıyorsunuz?

Bir orkestra şefi olarak neler yapıyorsunuz?

Acaba sizin yaptıklarınızıda biz yapmaya çalışsak benzer başarıları elde nasıl ederiz.

SAİM AKÇIL:Belki iş konusundan bizimkisi farklı.

Çünkü bizde müzisyenler hep bir araya gelerek mümkün olduğu kadar iyi bir müzik icra etmek birlikte ortaya güzel bir şey koyma çabası içindeler.

Küçük orkestralarda oda orkestralarında hatta bir şefe bile ihtiyaç olmayabilir.

Müzik o kadar güzel bir şey o kadar kutsal bir şey ki o müziği birlikte icra ettiği zaman insanlar zaten milliyetlerini unutuyorlar dinlerini unutuyorlar, müzik o insanların ortak  dili ve dini oluyor .

BŞ:Ama siz onarlı yönetiyorsunuz.

SAİM AKÇIL:Ben onarlı yönlendiriyorum fakat bende onlardan birisi hissediyorum kendimi onların başında bir şef bir patron gibi değilde onlarla birlikte müzik yapıyoruz zaten benim orkestramdaki elemanlar çok seçme.

BŞ: Ama bakın bu çok önemli bir mesaj  sizde bir yöneticiye bir iş adamına diyorsunuz ki ekibinizle birlikte olun yani siz onları yönetirmiş gibi kendinizi göstermeyin, sizde onların  bir parçası haline gelirseniz, sizde onlar gibi davranıp onlardan biri halinde olursanız onları yönetmek gibi başarılı olursunuz.

NG:Onların bütün sıkıntılarına ortak olmak paylaşmak, anlamak.

SAİM AKÇIL: Bir başka mesajda vermek istediğimiz mesajda dostluk kardeşlik barış mesajıdır.

Yani müzisyenler kendi aralarında bunu çok güzel hallediyorlar.

BŞ:Dostluk, kardeşlik, barış.

SAİM AKÇIL: Sevgi çünkü müzik sevgiyi içeren bir şey.

Müziği yapan insanlar da sevgiyi icra ediyorlar bir yerde ve biraz önce Nihat beyfendinin de bahsettiği gibi yani bir Ermeni, Musevi ,Yunalı, Türk böyle bir şey yok orkestrada 23 ülkeden insan var orada herkes birbirini o kadar çok seviyor ki tekrar ne zaman bir araya gelip müzik yapacağız diye düşünüyorlar.

BŞ.bayrama gelir gibi geliyorlar öyle büyük bir çoşku içinde geliyorlar.

SAİM AKÇIL:Siyasilerimize de bilhassa siyasilerimizin kulaklarına küpe olmasını arzu ederim ortada iyi niyet sevgi dostluk barış gibi öğeler olduğu zaman milletlerde birbirleri ile savaşmaya bilirler.

Çünkü bu dünyada herkese yetecek yer vardır.

BŞ.Efendim çok teşekkür ediyoruz bu sözleriniz için .S

izin kasediniz hazırmış.

Kasediniz hazır bakalım gençlerimize ne hazırladınız hep birlikte sürpriz kasedinizi izleyelim.

Nihat bey bu güzel görüntülerle gençlerimize ne mesajlar vermek istediniz.?

NG: Birinci kısım İstanbul'un merkezin çayırdır karşıda Ataşehir'in önünde 500 dönüm karayolları kavşakları 11 ada bunun tamamını rahmetli eşimin adına bir hatıra parkı olarak yaptım .

7 yıldır çalışıyoruz.

BŞ.500 dönüm Ataşehir'in orada

NG:İstanbul şehir koluna %16,6 ilave etti Yıldız ve emirgan korlarından daha büyüktür.

Böyle bir içinde göletler dereler her şeyin olduğu bir yer.

BŞ:Yani gençlerimize diyorsunuz ki sizde böyle yerler yapın mı yoksa gidin ziyaret edin mi?

NG: Ben şunu söylüyorum diyorum ki doğaya hizmet her zaman aklınızda olsun.

Ondan çok büyük zevk alıcaksınız ondan çok büyük keyif alacaksınız.

BŞ.Bunlar belki 500 dönüm yapamazlar ama ne yapabilirlerse yapsınlar.

NG:Doğaya hizmet etmek, şimdi gidip belki görecekler bir takım kuşlar gezmeye başladı canlılar hayat buldu orada mutlu olmaya başladılar, bitkiler mutlu olduğunu görüyoruz bir ufak dere kenarında orası o rutubeti istiyor.

Kayalık kaya bahçemiz var kayayı istiyor orada mutlu oluyor yani bu canlıları bu haliyle görmek ve ona hizmet etmek .Şimdi ikinci film bu orkestradır .

Orkestrada işte dünyaya bir mesaj veriyor diyor ki bırakın kavgayı gelin bir araya böyle kardeşlik içerisinde bir gayeye hizmet edin bir ahenk içerisinde

BŞ:Değişik ülkelerden değil mi?

NG: Ve her defasında da bir ülkeye has bir enstrüman geliyor orada çeşitli ülkelerden gördünüz, bunlar solist olarak dahil oluyorlar .

Bu orkestra çok çok şeyi ifade ediyor,ve burada hem bizim şefin söylediği gibi kültür ve aşina olmak sevmek ve ben iş adamlarının sosyal sorumlulukları arasına muhakkak surette kültür ve hizmetin girmesi lazım .

Çevre ve kültür her ikisine muhakkak surette

BŞ.Gençlerinde muhakkak ajendasına girsin.

Çevreye hizmet, kültüre hizmet.ikincide de belki şöyle bir şey çıkarılabilir ne yapıyorsanız yapın bunu uluslararası enternasyonel hale de getirin bakın uluslar arası hale getirin.

Ne yaparsanız yapın ama uluslararası hale getirin.

NG:Orada bir örneği veriyim İsrail'den ve Filistin'den ilk defa müzisyen geliyor buraya.

Ve bunlar bir odayı paylaşırlar masrafı aşağıya çekmek için misyoner insan bunlar ve otele diyoruz ki mümkünse bu iki insanı otele ilk defa geliyorlar aynı odaya koymayın, kavga ederler diye korkuyoruz.

Otel resepsiyonu arıyor diyorki bunlar yolda arkadaş olmuşlar aynı odada kalmak istiyorlar.

Bakın oradaki kavgaya bakın müsikinin tılsımına bakın.

Neler yapabiliyor işte bunlara iş adamı olarak bunları görmek bunlara hizmet etmek, ve sizde gençler bu şeyle bu hedefle yani yarın başarılı olucaksınız hepiniz hep aklınızda bunlara hizmet olsun bakın görüceksiniz o iş hayatındaki başarıda duyduğunuz zevk en az o kadar o heyecan kadar duyucaksınız.

Üçüncü bölüm dede yine doğu karadenizde Gürcistan hududuna mukavil bir 6 köyden bir arada olduğu bir mikro hazfa var.

Burası askeri bölge olduğu için kurtulmuş.

Yani biolajik zenginlik tahrip olmamış.

Şimdi endemik bitkilerle Türkiye'de dört tane yer var.

Bir tanesi burası muhakkak koruma altına alınması lazım.

Burada insanlar fakir mi fakir bunlara nasıl bir gelir temin edebiliriz ama doğayı tahrip etmeye değil doğayı korumaya teşfik eden iş yaratmamız lazımdı orada

BŞ:Kibrit kutusu gibi bir şeye arı koyuyorlardı orada onlar  nedir

NG:Orada ana arıydı o .Bu ana arının Türkiye'de nesli  bitmiş hiç yok.

BŞ:Tanesi kaç dolar oluyor.

NG:10 $ bir tanesi bin tane ana arı  üreten var.

BŞ: Bir köylü 10.000 $ kazanabiliyor.

NG:Bu arı çok çalışkan verimli her havada işe çıkıyor insana uysal çok ve çok hastalıklara karşı mukametli ve bu Türkiye'de nesli tükenmiş hiçbir yerde yok.

Yalnız burada var ve yalnız burada üretmek lazım ana arıyı.

Başka hiçbir yerde yapamazsınız işte bunu bir iş olarak geliştirip bir kırsal kalkınma ikinci işte doğa turları onuda gösterdi biraz .

Doğa turlarıda aynı şekilde o doğa turlarını tahrip etmesi mümkün değil. 

O doğa insanının korumaya çalışıyor.

Çünkü orada görüyor ki turist hele yabancı turistler geliyor bir bitkinin karşısında iki saat onu seyrediyor oradan bir kuş geçicek diye yarım gün orada oturup bekliyor kuşu .

Bunu görüyorlar bu doğanın güzelliğini ve önemini anlıyorlar.

Onun için gerek bu arıcılık gerek doğa turları orayı yoksulluktan kurtaran ve bütün Türkiye'ye hizmet eden bütün Türkiye'nin arısını ıslah ediyor aynı zamanda bu ana arı hepsi şey olmuş elezlenmiş .

Buradan verilen mesaj bu daima çevreye ve kültüre hizmet bir şekilde hedefiniz olmalı.

BŞ:Ben eminim gençlerde bunu başarıcaklardır.

SAİM AKÇIL:O arıdan daha çalışkan biri var oda Nihat bey.

BŞ.Ben o zaman sizi yine çalıştırıcağım ve ilk defa açıklıyorum bölümümüze geldik.

Nihat bey bizimle burada ilk defa açıklıyacağınız bir şeyi paylaşıcaksınız.

Ne açıklıycaksınız bize.

NG: Şimdi TEMA Vakfı hakaktten çok başarılı oldu.

70.000 üyeye çıktı çeşitli projelerden ve halkın adeta sevgilisi oldu bir halk hareketi haline girdi ama bunu ateşleyen kimdi.

Bunu ateşleyen rahmetli Vehbi Koç'tur.

Bu işi ateşleyen rahmetli Vehbi Koç'tur.

Bir gün geldi benim ofisime dedi ortağınıda çağır dedi.

Feyyazı da çağırdım.

Dediki ben hayatımın son yıllarında iki şeye daha hizmet etmek istiyorum.

Bir tanesi nufus planlaması, aile  sağlığı.

Diğeri de ağaçlandırma dedi.

Tabii bana yardım edermisiniz dedi.

Feyyaz dediki ben zaten nufus planlamasına başladım Vehbi bey size yardım etmeye dedi.

Ben de size ağaçlandırmada yardımcı olucağım dedim .

Ondan sonra beni takibe yanına aldı.

Ne  yaptım ne ettim nihayet bu işi banada diyorki sen başkan olucaksın.

Birde başkan var aklımda Hayrettin bey.

Onunlada uzun yıllar çok iyi arkadaşız dostuz.

Diyorumki bu sadece ağaçlandırma değil.

Bitkilendirme bu çok geniş kapsamlı bir şey.

Bunun içinde mera da var, çalıda var, dikende var.

Neyse Vehbi Koç'un gittik evine.

2, 3 randevüde  neticede bu vakfın kurulmasında ön ayak olmuştur.

Takip etmiştir ve bizede nasip oldu harekete geçirmek.

Ama ateşleyen Vehbi Koç'tur.

BŞ:Bunuda burada açıklamış oldunuz.

Çok teşekkür ediyoruz size Kamil Çakmak bizim karikatürlerimizi yapt.

Orada çok güzel şeyler yaptı.

Biz gördüğümüz zaman hoşumuza gidicek ama onunla yetinmedi dediki ben dedi Nihat bey için yağlı boya olarak günlerce çalışıp bir çalışma  yapmak istiyorum dedi ve hakkatten günlerini harcadı bir tablo yağlıboya bir eser ortaya çıkardı .

Ben önce ekranda bunu göstermek istiyorum.

O çalışmalarının sonucu olarak stüdyoda yaptığının dışında burada çok güzel bir kompozisyon yaratmış oldu ve yarattığı kompozisyonda benim gördüğüm kadarıyla arkada bir sanayi var önde yeşillik ve tabiat var, ve siz her ikisine birden hakim olmuşsunuz ve ikisinin devi haline gelmişsiniz burada görüyorum.

Ve yanda da bir panoda kulağınıza küpe olsun panosu var ve buradan da bütün iş adamlarına diyoruz ki Nihat bey'in yaptıkları hepinizin kulaklarına küpe olsun.

Bizlerde insallah sizin gibi sizin kadar olmasa dahi çorbada hepimizin tuzu olsun diye sizin yaptıklarınıza benzer şeyler yapabiliriz.

Bunu programın hatırası olarak size vermek istiyorum.

NG:Çok teşekkür ediyorum bu güzel bir çalışma olmuş hakkatten benim kedimide koymuş kucağıma onada ayrıca memnun oldum.O

nu çok seviyorum.

BŞ:Sayın Nihat Gökyiğit'e ve misafiri Saim bey'e gençlerle tecrübelerini paylaştığı için gençlerimize sorular sordukları için sayın Kamil Çakmak'a karikatürleri yaptığı için yayında ve yağımda emeği geçen herkese bu programa hayat kattıkları için teşekkür ediyoruz.

Gençler bizim her şeyimiz en değerli hazinemiz gençlerimize sahip çıkalım.

Haftaya kulağınıza küpe olsun programı'nın misafirsi Sayın Sefa Sirmen.

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın.

Hoşçakalın.

.
.

.

.

.


.

.

.Sanatçı KAmil Ça
kmak

soldan sağa, Bülent Şenver, Saim Akçıl, Nihat Gökyiğit
.
.

Şeref Defteri

.
.


Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org