Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Sizin Odalarınız       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

Oktay Ekşi Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

Başyazarımız Oktay Ekşi istifa etti
31.10.2010
Okunma Sayısı : 2593
Oy Sayısı : 5
Değerlendirme : 5
Popülarite : 3,49
Verdiğiniz Puan :
 

 

Başyazarımız Oktay Ekşi istifa etti


Başyazarımız Oktay Ekşi, dün itibariyle gazetemizden ayrıldı. Ekşi, gazeteden ayrılmasını bugünkü veda yazısıyla okurlarına duyurdu.

OKTAY EKŞİ'NİN SON YAZISI - Okuyucularıma veda       

Ordu'nun Mesudiye İlçesi'nden Türkiye'nin dört bir yanına yayılan Ekşioğlu Ailesi'ne mensup olan Oktay Ekşi, 7 Aralık 1932'de bu ilçede doğdu. İlk ve ortaöğretim yıllarını Ankara-Sivas-Ankara'da geçiren Ekşi, gazeteciliğe henüz 19 yaşındayken, 8 Ocak 1952 tarihinde, Ankara Ajansı'nda başladı. Daha sonra merhum Falih Rıfkı Atay'ın sahibi olduğu Dünya Gazetesi'nde önce muhabirlik, 22 yaşından itibaren Ankara Temsilcisi sıfatıyla 1960 yılına kadar görev yaptı.

Kurucu Meclis Üyesi

27 Mayıs 1960 ihtilalini izleyen günlerde Dünya Gazetesi'nden istifa etti ve Ankara'da, 28 genç gazetecinin görev aldığı Öncü Gazetesi'nde İstihbarat Şefi oldu. Bu sırada 1961 Anayasası'nı yapmak üzere kurulan Kurucu Meclis üyeliği için yapılan seçimlere katıldı ve meslektaşları tarafından Basın Temsilcisi seçildi.

Bu görev tamamlanınca Ekşi, Ankara'da yayınlanan Ulus Gazetesi'nde 1 yıl süreyle İstihbarat Şefi olarak çalıştı. 1962-1966 arasında lisan öğrenmek için gittiği Londra'daki Türkiye Başkonsolosluğu'nda 3,5 yıl süreyle mahalli katiplik yaptı. 1966 yılında yurda döndü ve Hürriyet Grubu'na bağlı Yeni Gazete'nin Ankara Temsilciliği'ni üstlendi. Meslekte başarıyı öne alan yaklaşımı nedeniyle geciktirdiği üniversite öğrenimini Londra ve Ankara yıllarında tamamlayarak 1967 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu.

1974'te başyazar oldu

Daha sonra Hürriyet Gazetesi'ne geçen Ekşi, 1974'te Başyazar oldu. 1983'e dek başyazarlığını sürdüren Ekşi, SODEP kurucusu olmak üzere kısa bir dönem bu görevine ara verdi. Ancak 12 Eylül yönetimi SODEP'i seçime sokmayınca, 1984'te gazetecilik mesleğine döndü. Güneş Gazetesi'nde 10.5 ay başyazarlık yapan Ekşi, ardından 1 ay da Milliyet Gazetesi'nin yazı işlerinde görev yaptı. Daha sonra Erol Simavi'nin "Hürriyet'e dön" çağrısı üzerine yeniden Hürriyet'e döndü.

44 yıldır Hürriyet Gazetesi'nde çalışan bunun 36 yılında da Başyazar olarak görev yapan Ekşi, aynı zamanda Basın Konseyi Başkanı.

Ekşi 1992'de kurulan Dünya Basın Konseyleri Birliği'nin (World Association of Press Councils) (WAPC) önce Yürütme Kurulu üyeliğine ve Başkan Yardımcılığı'na, 2002 yılı Şubat ayından itibaren de dört yıl görev yapmak üzere Başkanlığı'na seçildi.

Demokratik hareket öncüsü

Ekşi, gazetecilik dışında, dünyaya geldiği Mesudiye'de, ülkemizin ilk yerel demokrasi hareketinin başlamasında öncülük yaptı. Oktay Ekşi, Mesudiye'nin gelişmesini devletin kaynaklarıyla değil, yöre insanının kendi çabalarıyla sağlamayı amaçlayan MEGEV isimli vakfın 132 kurucu üyesini temsilen Vakfın tek kurucusu oldu.

Bugüne kadar bir kısmı uluslararası, bir kısmı mesleki, bir kısmı bilimsel nitelikte olan pek çok konferansta, üniversitede konuşmalar ve sunuşlar yapan, panellerde yer alan Ekşi'nin, ilki 1958 yılında Ankara Gazeteciler Cemiyeti'nden aldığı Yılın Gazetecisi ödülü olmak üzere Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nden, Trabzon Gazeteciler Cemiyeti'nden, Çukurova Gazeteciler Cemiyeti'nden eğitim amaçlı çeşitli vakıflardan aldığı pek çok mesleki ödülü var.

Ekşi ayrıca 2430 Numaralı Rotary Bölgesi'nin önerisi üzerine 1997 yılında Rotary International tarafından yöresine, yurduna, ulusuna ve dünyaya sahip çıkanlardan biri olduğu gerekçesiyle Paul Harris Dostluk Ödülü'ne layık görüldü.

Terör konulu yazılarından oluşan Terör Yazıları isimli bir kitabı bulunan Ekşi, Prof. Dr. Aysel Ekşi ile evli ve 2 çocuk babasıdır.

.
.
.

Oktay Ekşi veda yazısında okurlarına böyle veda etti: 

Okuyucularıma veda

BAZEN habbenin (dam-lacığın) kubbe, kubbenin de habbe yapıldığı dönemlerden geçersiniz.

Benim 28 Ekim tarihli yazımın son cümlesinde (nasıl istismar edilebileceğini hesaplayamadan) değiştirdiğim iki kelime buna örnek teşkil etti. Gerçeği olduğu gibi anlatmam anlamak istemeyenlere yetmedi.

Bu durumda 1966 yılından beri mensubu olduğum, 1974 yılından beri de "Başyazar"ı sıfatını taşıdığım Hürriyet Gazetesi'nden ayrılmaya karar verdim.

Bana ne mutlu ki bunca yıl en iyi patronlarla ve mükemmel gazetecilerle çalıştım. Hepsine içten teşekkür borçluyum.

Bugüne kadar ülkem ve mesleğim için hangi görüşleri savundumsa ömrümün sonuna kadar onları savunacağımın bilinmesini isterim.

.
.
.
Tufan Türenç

Oktay Ekşi ilke ve kuralların gereğini yaptı

CUMARTESİ günü benim meslek yaşamımdaki en üzüntülü günlerimden biriydi.

Benim gibi pek çok meslektaşın da aynı duygular içinde olduğunu biliyorum. 
Mesleğimizin duayenlerinden Oktay Ekşi ömrünü verdiği mesleğinin ilke ve kurallarını yerine getirmek için istifa etti.

Oktay Ekşi 50 yıllık meslek yaşamı boyunca daima etik kurallara titizlikle bağlı kalmış, bütün meslektaşların da buna bağlı kalması için savaşım vermiştir.
Ama günlük yazı yazanlar, bazen insanın basiretinin bağlanarak yapılmayacak hataları yapabileceklerini bilirler.

Bazen yaşamınızı kazandığınız kalem size ihanet edebilir.
Ne kadar deneyimli olursanız olun, ona hâkim olamayabilirsiniz.
Kalem sizden kopup istemediğiniz, amaçlamadığınız uçlara doğru savrulur.
Sizi de peşinden sürükler.
Dil de öyledir.
Bazen istemediğiniz sözcükler ağzınızdan kaçıverir.

***

Biz yazarlar biliriz ki, bazı hatalar telafi edilecek gibi değildir.
Bunun tek karşılığı vardır; o da istifa etmektir.

Oktay Ekşi
onurlu bir insan olarak cumartesi günü bunu yerine getirdi.
Okurlarına kısa bir veda yazısı yazarak noktayı koydu.

Oktay Ekşi'nin
karşı karşıya kaldığı durum onurlu bir gazeteci için gerçekten kabul edilebilecek gibi değildi.
Ama hem kendi onuru, hem mesleğinin, hem de çalıştığı kurumun ilke ve kuralları istifayı gerektiriyordu.

Oktay Ekşi
de onurlu, ilkeli bir insan olarak gözünü kırpmadan bu görevi yerine getirdi.
İstifadan önce ve sonra kendisiyle uzun uzun konuştum.
Görevi bırakması gerektiğinde kararlıydı.
Öğleden sonra da gerekeni yaptı.

Oktay Ekşi
bizim mesleğin kilometre taşlarından biridir.
Mesleğe kazandırdığı düzey ve saygınlık hiçbir zaman unutulmayacaktır.

.
.
.

Mehmet Y. Yılmaz

Oktay Ekşi'nin istifası üzerine


OKTAY Ekşi'nin istifasını üzüntüyle karşıladığımı söyleyerek başlayayım.

Oktay Ağabey'i 20 yıldan fazladır tanıyorum. Tanıdığım insanlar içinde istifa etmesine neden olan sözü günlük hayatında söyleyebilecek en son insan olduğunu da belirteyim.

Sanıyorum bu Türk basınında ilk kez oluyor: Bir yazar nasıl olduğunu kendisinin de açıklamakta zorlandığı bir cümle yazıyor, sonra bunun için özür diliyor ama üzerine o kadar geliniyor ki sonunda istifa ediyor.

İstifa elbette kişisel bir durumdur. Dediğim gibi kişisel olarak bu karara üzüldüm ama saygı duyuyorum. Bazen istifa etmek, saatlerce konuşmaktan daha çok şey anlatabilir çünkü.

Türkiye gibi insanların koltuklarına yapışıp kaldıkları bir ülkede istifa edebilmek insanın kalitesini gösterir diye düşünürüm.

Öte yandan bu istifanın esas olarak Hürriyet'i koruma kaygısından kaynaklandığını da düşünüyorum. Başbakan'ın yazı yayımlandığı gün "Ben bunlarla mücadele etmem, savaşırım, görün bakın neler olacak" dediğini unutmayalım.

Başbakan'ın nasıl savaştığını, bu savaşta devletin gücünü nasıl kullandığını gayet iyi biliyoruz, Oktay Ağabey de biliyordu. Çalıştığı kurumu korumak için istifa etti.

Olayın bir de karşı cephesi var tabii: Oktay Ekşi'yi özür dilediği halde istifa etmeye zorlayan, istifasını sevinçle karşılayanlardan söz ediyorum.

O çevreden "Ananı da al git" cümlesini duyduğumuzda hiç yadırgamıyoruz. "Bizde sütü bozuk yok" diyerek, kendilerinden başka herkesin annesini "sütü bozuk" olmakla itham eden de o çevrenin içinden çıkıyor! Makyaj yapan kadınlar için "Kaportası bozuk otomobil gibiler" diyen de öyle!

Bunları söylediği için istifa etmedi, istifasını isteyen de olmadı. Neden acaba? Bunları söylemesi "normaldir" diye düşünüldüğü için mi?

Medyanın gerçek ağzı bozuklarına gelince: Onlar sanatlarını icraya devam edecekler.

Başbakan'ın, Cumhurbaşkanı'nın özel uçaklarında seyahat etmeye devam edecekler. Çünkü varlık nedenleri o köşelerde oturup, iktidarın hoşlanmadıklarına küfür etmek. Görevlerinin gereklerini yerine getirenler neden istifa etmek zorunda olsunlar ki?

.
.
.

Oktay Ekşi olayı TARHAN ERDEM
Bir kişiyle gazetenin karakteri değişmez; asıl kaynak ve güç okuyucudur, okuyucunun kararıyla gazete değişir.

Oktay Ekşi, 36 yıldır başyazarlığını yaptığı Hürriyet gazetesinden ayrıldı. Tatsız bir olay! Tek boyutlu bir olay karşısında olmadığımızı sanıyorum; o nedenle olayı, yazılanları ve söylenenleri anlayıp tartarak yorumlamalıyız.

28 Ekim'deki yazısının kent baskılarında değişik çıkan son cümlesi; "Şimdi anasını bile satan işte o zihniyetin marifetlerini görüyorsunuz" idi. Son günlerde çok tartışılan barajlarla ilgili bir değerlendirmeyi bitirirken "Anasını bile satan" deyimini kullanmasını, Oktay Bey'den beklemezdim, ona yakışmadı! Ama? 

Özür

Oktay Bey de yazdı; 'lafın ayarı' kaçmış, 'seviye düşmüştü'; üzdüklerinden 'özür diledi', 'gerçeği olduğu gibi anlamak' istemeyenlere anlattıkları yetmedi; istifası istendi, ayrıldı! Şimdi artık Oktay Ekşi Hürriyet'in başyazarı değil, artık onu orada, Hürriyet'te okuyamayacağız.

Olayın olmamasını dilerdim.

Olaydan çıkardığım bir iki notumu paylaşmak istiyorum: 

Görüşlerinde ısrarlı

1961'de tanıdığım, on-on beş yıldan beri de -kabul ederse- dost saydığım Oktay Bey'le siyasal olayları son yıllarda galiba farklı yorumladık. Geçen yıl Eylül ayında, 'Bizim Mahalle' başlıklı yazısında, "Liberal geçinen gizli faşistler" diye nitelendirdiği yazarlara çatıyordu.
Yazısının sonlarında benim, habercilikten çok siyaset yapan, siyaseti yönlendirmeye çalışan gazetecilerin, çalıştıkları kurumlara verdikleri zararı anlattığım yazıdan, "Şimdi bir de Tarhan Erdem çıktı" diyerek bahsetti. Kendisine e-posta yazdım, o beni cevapladı, sürdürmedim; görüşünden bir milimetre oynaması söz konusu değildi. Veda yazısında da aynı şeyi söylüyordu. 

Beyefendi bir dost

Yıllar içinde pek çok kez görüştük, medya ve toplantılarda sayısız konuşmalarını dinledim; yanıldığını düşündüğüm olmuştur ama hiçbir zaman 'beyefendi' tavrından uzaklaştığını hatırlamıyorum. Herkes gibi ölçü kaçırdığı, abarttığı mutlaka olmuştur; böyle örnekler, onun karakterini belirlemez, tam tersine güçlendirir! 

Etkili başyazar

Hürriyet, otuz altı yılda bir 'başyazar' yaratmıştır; Oktay Bey de beğenirsiniz beğenmezsiniz, bugünkü Hürriyet yapısının mimarlarından biridir. Erol Simavi, Nezih Demirkent, Ertuğrul Özkök ve başkaları arasında Oktay Bey'in yeri ihmal edilmemelidir. Gerçekte Hürriyet mi, Oktay Bey mi birbirlerini daha çok etkilemiş, şekillendirmiştir? İncelemeye değer bir sorudur. 

Karar okur ve patrona aittir

Oktay Bey'in istifasını isteyen güç, kimdir bilemem, bu yapıyı da değiştirecek mi? Değiştirmeli mi? Değiştirebilir mi ve nasıl? Asıl sorun budur! Bence, bir kişiyle gazetenin karakteri değişmez; asıl kaynak ve güç okuyucudur, okuyucunun kararıyla gazete değişir, kararı okuyucu vermelidir. O, bir iki hataya, bir yazıya, bir habere bakmaz, genel gidişe bakar, uzun bir zaman dilimi içinde karar verir.

Yüz binlerce gazeteyi satanla alan arasında, her gün canlı bir ilişki vardır. Okuyucunun kararına patron muhataptır. Bu ilişkiye dışardan kimse karışmamalı; herkes okuyucunun kararını beklemeli, patronu zorlamamalıdır.

 


Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org