Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Sizin Odalarınız       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

Leyla Umar Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

Jak Kamhi Anlatıyor
29.07.2007
Okunma Sayısı : 13824
Oy Sayısı : 5
Değerlendirme : 5
Popülarite : 3,49
Verdiğiniz Puan :
 

 

Jak Kamhi Anlatıyor
.

.
.
Jak Kamhi beyefendiyle yaptığım ve Vatan gazetesinde yayınlana söyleşiyi sizlerle paylaşmak istedim.
.
.
.

Atatürk geldi, 'Sen zeki bir çocuksun, ülkemize hizmet edeceksin' dedi
.
.
Jak Kamhi (JK)
Leyla Umar (LU)
.
.

LU: Atatürk'ü tanıdın mı?

JK: Bazen babam bizleri birkaç günlüğüne Yalova'ya Termal Oteli'ne götürdü. Bir keresinde, 9 yaşındaydım. Bahçede oynarken önümüzde üstü açık bir araba durdu ve içinden Atatürk  indi, bizlere yaklaştı, "Nasılsınız çocuklar" diye seslendi. Biz donmuş bir vaziyette "Sağ olun" diye bağırdık. Yanımıza geldi, beni başımdan okşadı, "Sen zeki bir çocuğa benziyorsun, ülkemize büyük hizmetlerin olacak" dedi. Bakışı beni müthiş etkilemişti. Onu daima hafızamda dev bir kişi olarak saklıyorum. Atatürk hastayken her sabah 7'de kalkar, apartmanımızın köşesindeki aktar dükkanına koşar, gazete alırdım ve o günkü tansiyonu ve nabzını okurdum. O gazeteyi satın aldığım dükkan, şimdi Anadolu Holding kurucularından olan İzzet Özilhan'ın babasınındı.

LU:Baban ne iş yapardı?

JK: Babamla amcamın ortak bir ihracat şirketleri vardı. Türkiye'den Avrupa ülkelerine her türlü, özellikle metal hurdalar ve tarım ürünleri ihracatı yaparlardı. Durumları çok iyiydi. O yıllarda arabaları vardı. Ancak 1929 yılında yaşanan ABD ekonomik krizinden Kamhi Ailesi de nasibini aldı. İhraç ürünlerinin bedelini alamadılar, büyük zarara uğradılar. Ortaklıkları sona erdi. İkiside ayrılarak bir nevi rantiye hayatı yaşamaya başladılar. Ancak savaş yılları yaklaştıkça enflasyon servetlerinin çoğunu eritti, İkinci Dünya Savaşı süresincede çok zor günler geçirdik. Bensiyon Kamhi amcam, varlık vergisi borcundan Aşkale'ye sürüldü ve bir hafta içinde tifüs hastalığından vefat etti. Tabii onun borcu babama intikal etmişti . Gayri menkullerinin satılması çok zordu. Evimize ikide bir haciz memurları geliyordu. Buna rağmen savaştan sonra babam bizleri üniversitede okuttu, iş hayatına atıldık, evlendik. Babam kimseye muhtaç olmadan hayatını devam ettirdi.

 LU:Bugünkü Profilo Holding'i nasıl kurdun?

JK: İlginç bir gelişmeden dolayı, ikinci Dünya Savaşı sürerken, Almanya ve Avrupa'dan kaçan Musevi'lerden başka, Nazi düşmanı olan bir çok Hıristiyan da Türkiye'de sığınma olanağı bulmuşlardı.Bunlardan birkaç aile bizim apartmanımıza yerleşmişlerdi. İlişkilerimiz çok iyiydi. Türkiye Almanya'ya savaş ilan etti. İnönü hükümetinden Almanlar'ı kamplara gönderme kararı çıktı. Apartmandaki bütün komşularla birlikte onları evimizde ağırlayınca ertesi gün o tebliğ iptal edildi. Yıllar sonra Karaköy'deki danışmanlık büroma iki Alman geldi. Biri Hitler'in maliye bakanlığını yapmış olan Schaht'ın yeğeni idi, Nazi rejiminden kaçarak Türkiye'ye sığınanlardan biriydi. "Sizin bizim yurttaşlarımıza gösterdiğiniz yakınlığı unutamıyoruz, minnet borcumuzu ödemek istiyoruz. Almanya'daki ünlü firmaların temsilciliğini size vermek istiyoruz" dediler. Klöckner Çelik Profil fabrikalarının  temsilciliğini verdiler. Bu temsilcilikler sayesinde hayatımı rahatça kazanma olanağını buldum. Bu yakınlık hep devam etti, başka girişimlerimde de önemli olanaklar sağladılar. Nitekim 1950'li yıllarda özel profillerle imal edilen çelik pencere yapmam için bana baş vuruldu. 15 bin dolarlık bir teçhizatla bu doğramaları ülkemizde imal etme olanağını sağladım. Ve bu üretimi yapmak için Profilo'yu kurdum.

LU: "Profilo" ismi nasıl bulundu?

JK: Bir gün Cumhuriyet Caddesi'nden geçerken Moderno isimli bir mağaza gördüm. Moderno'nun "o" su hoşuma gitmişti. Bende profil'e "o" yu ilave ederek Profilo'yu yarattım.

LU:İlk önemli müşterin kimdi?

JK: Vehbi Koç Bey'di. Divan Oteli'nin inşaatını yakından izlerdi. 29 yaşında olan bir girişimcinin yaptıklarını görmek üzere tesislerimizi ziyaret etmek istedi. Tesislerimiz, Mecidiyeköy'deydi. Ancak belediyenin 1000 metre karelik eski ahırları olarak adlandırılan bir binada bulunuyordu. Binayı restore ederek ithal ettiğimiz çağdaş makinelerimizi yerleştirmiştik. Vehbi Bey çok etkilenmişti, yanındakilere seslenerek "Bakın beyler, Erel Şirketiyle anlaşarak bir madeni eşya fabrikası kuracağız. Adı Arçelik olacak" dedi. Böylelikle Koç'larla aramızda o yıllarda başlayan rekabet devam etmekte…

LU:Daha sonra başka sahalara girmediniz mi?

JK: Kendimizi çelikten her türlü imalatı yapabilen çelik terzilerine benzetiyorduk. Elektronik sanayi için radyo ve pikap şasi ve aksamları, otomotiv için jeep şasi ve aksamları, motosiklet şasileri, hatta 500 adet kadar komple Honda motosikleti imal etmeye başlamıştık. Türkiye'de ilk defa Unkapanı'ndaki tekel binasının alüminyum cephe profillerinin imalini yaptık. Arçelik, Aydın Boysan'ı  grubuna alarak alüminyum cephe imalatına başladı. Ancak çok kısa sürdü, vazgeçtiler. Biz hala devam ediyoruz.

LU: AEG senin miydi?

JK: Evet AEG markası altında buzdolabı, imalatını da, İkinci Dünya Savaşı'nda bize sığınan Almanlar'a borçluyum. Otuz beş yaşındaki bir Türk'e o işi vermek mümkün değildi, işte geçmişteki ilişkilerimiz bu olanağı bana bağışladı ve gerçekten orada da çok başarılı oldum. AEG ile güzel yıllarım oldu, buzdolabından başka, ilk otomotik çamaşır makinesini de onlarla gerçekleştirdim. Arkadan ilk transistorlu televizyonu, ilk renkli televizyonu ürettim.

LU:Peki, Profilo Alışveriş Merkezi'ni bu arka sokaklarda kurmak neden?

JK: Buna herkes çok şaşırdı ve Alışveriş Merkezi'ni açtıktan sonra herkes beni eleştirdi. "Bu mahallede bu boyutta çarşı olur mu" dendi ama projemiz çok başarılı oldu.

LU: Otomotive girmeyi düşünmedin mi hiç?

JK: Koç grubu Amadol'u üretirken, biz Fransa'daki Citroen ile İstanbul'daki tesislerimizde araba üretimi için hazırlıklar yapıyorduk. Bunu duyan Koç grubu, yöneticilerinden Bay Nahum'u İtalya'ya, Fiat'a gönderdi. Ve Fiat, İspanya pazarını Citroen'e devretmek karşılığında Türkiye'ye tek başına girdi. Tabii Citroen bizimle anlaşmasına son verdi.

LU: Devlet sana Gönüllü Elçi unvanı vermişti…

JK:Üstün hizmet ödülünü 1991'de Dışişleri Bakanı Sayın Kurtcebe Alptemuçin bana ve Nejat Eczacıbaşı'na verdi. Son olarak ta Sayın Abdullah Gül, Gönüllü AB Elçisi unvanını bir mektupla iletti.

LU:Türkiye'de yaşanan huzursuzluğun sebebi nedir?

JK: Ne yazık ki Türkiye çok yalnız bir ülke, yakınımızda ve uzağımızdaki ülkelerin Türkiye'ye bakışları olumlu değil. Türkiye'nin sergilediği ekonomik performanstan hoşnut olmayanlar var. Ama bizim bu tuzaklara düşmememiz gerekir. Birliğimize halel gelmemeli, bu bizim istikbalimiz için gerekli.

JK: Üniversite'den mezun olmadan, son staj yılımda Dolmabahçe- Maçka yolu inşaatında çalıştım. Projesi meşhur şehirci Prof. Prost tarafından yapılmıştı. Prost, Fransızca konuşan mühendislik talebesi ile karşılaşınca çok sevinmişti ve inşaatta çalışmamı arzu etmişti. İlk defa bu yol inşaatında Prof. Prost'un ısrarı ve benim aracı olmamla, makineli asfalt dökme yöntemi kullanıldı. Ondan sonra bütün İstanbul'un asfaltları, tava usulünden, özel makinede üretilen asfalt ile kaplama usulüne dönüştü. O güne kadar yollarımızda en çok iki ay dayanabilen asfalt kaplamalar, bu sayede yıllarca dayanabildi. Karayolları Teşkilatı'nın 1955'li yıllarda kurulmasından sonra Türkiye'de makineyle asfalt üretimi  devri başladı. Profilo'yu kurmadan önce bir ilkim daha, ABD'den ithal edilen ve ilk kez Yeşilköy Havalimanı inşaatında kullanılan derz dolgu malzemesini Türkiye'de üretmemiz olmuştur. Sonra inşa edilen bütün havameydanları için ABD'den ithal edilmeyerek ülkemizde üretilmiştir.
.
.

Jak Kamhi

.

.
.
Leyla Umar Gözüyle Kimdir Başarıları Linkler Kendi Sesiyle Fotograf Albüm Kitap Tavsiyeleri TV Tüm Yazıları Leyla Umar Odası Lider Arama
.
.

Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org