Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Sizin Odalarınız       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

Tevfik Altınok Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

Sabah Raporu Bloomberg TV Söyleşi
31.12.2010
Okunma Sayısı : 4406
Oy Sayısı : 23
Değerlendirme : 2,39
Popülarite : 3,26
Verdiğiniz Puan :
 

 

Sabah Raporu Bloomberg TV Söyleşi

.
.

izlemek için

.
.

Duayen bankacı Bülent Şenver ile Bloomberg TV de bir sabah programına katılık.

Baş müzakereci Ali Banacan banka genel müdürleri ile bir toplantı yapıp 2011 yılında Cari Açığı azdırmamak için bankaların kredi büyümelerini %20-%25 seviyelerinde tutmalarını istemiş.

Bu toplantıda konuşulanları ve Merkez Bankasının aldığı son kararları değerlendirdik. Sizlerle paylaşıyorum...

.
.

Sabah Raporu Bloomberg TV SöyleşiSabah Raporu Bloomberg TV Söyleşi

.

Bloomberg Tv Söyleşi
Deşifresi
 
Tevfik Altınok (TA)
Bülent Şenver (BŞ)
 
 
BLOOMBERG TV: Yayınımıza sabah raporu ile devam ediyoruz. İki değerli konuğumuz olduğunu anons etmiştik. Tevfik Altınok bizimle birlikte Hazine eski  Müsteşarı, hoşgeldiniz efendim. Bülent Şenver, Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Görevlisi. Sizde hoşgeldiniz.

Çok önemli günün sabahında birlikteyiz değerlendirmenizi isteyeceğimiz mühim  başlıklar var. Merkez Bankası'nın aldığı son kararlar iel birlikte üstüne dün bankacılar ile  yapılan görüşmede ortaya çıkan yeni senaryolar özellikle cari açık meselsi üzerine yapılan vurguların bizi nasıl bir döneme doğru götüreceğine ilişkin   belirsizlikleri sizinle biraz konuşmak istiyoruz.

İsterseniz birer cümle ile Merkez Bankası'nın aldığı kararlar ile ilgili öncelikle ne düşündüğünüzü soralım. Herkes biraz farklı yaklaşım sergilerken içeride bizimbiraz daha proaktif, biraz daha  risk içeren bir tutum  ile adım attığını konuşuyoruz Merkez Bankası'nın. Sayın Tevfik Altınok siz nasıl değerlednirdiniz bu tutumu?

TA: Önce başlarken teşekkür etmek isterim, böyle bir fırsatı verdiğiniz için. Merkez Bankası'nın aldığı kararlarda çok büyük hatalar  olduğu inancında değilim. Dolayısıyla alınan kararların yerinde olduğunda  bana göre pek fazla tereddüt yok ama  benim beklentim bu tedbirlerin daha önce alınması  yönündeydi. Nedenine gelince; mevcut ekonomik gelişmelerin, rakamsal büyüklüklerin, dış ticaret ile ilgili hem ihracarat ile ithalat arasında dış ticaret dengesinin dengesizliği, arkasından bunun büyük ölçüde cari açığı etkilemesi işin ısınmakta olduğunu uzunca bir süreden beri gösteriyordu.

 Arkasından da çok kısa sürede kredilerdeki artışlar daha doğrusu genişleme bazı tedbirlerin alınmasını gündeme getirdi. Ben dediğim gibi , bunu daha önceden görüp acaba önceden tedbirleri almak iyi olurmuydu?  olmazmıydı tartışmaya açık . Açsak da bir şey olmayacak ama benim görüşüm daha evvel alınması gereken önlemlerdi bunlar.

BLOOMBERG TV: Bülent Bey siz hangi noktada duruyorsunuz? Merkez Bankası hızlıca  dümen kırma ile  senaryo değiştirdi. Arkasından faiz indirimi geldi. Faiz indirimine paralel olarak da kredi hacminin bir parça baskılanmasıyla cari açığın daha rahat  kontrol altına alınabileceği,  böylelikle hem yabancı sermaye açısından cazibenin azaltılması hem de kredilerden kaynaklanan cari açık imkanının  biraz daha düşürülmesi hedeflendi. Bu senaryonun tutması biraz fazla değişkene bağlı olmakla birlikte herhalde Türkiye'yi farklı bir yerde konumlandıracaktır dış piyasalardan.

BŞ: Şöyle bir değerlendirme yapabiliriz; aslında şuanda Türk bankacılık sistemi biraz şaşkın durumda. Şaşkınlık şuradan kaynaklanıyor; Çok uzun yıllar  reel sektör bankalara biraz kızgındı, küskündü, "Bize kredi vermiyorlar, istediğimiz kredileri veremiyorlar" diye bankacılara sitem ediyorlardı. Hemen hemen öyle bir döneme geldik ki bankalar kredi vermek için çok iştahlı , bankalar bilançolarını büyütmek için çok iştahlı, "İşte tam zamanı, Türk bankacılık sistemini büyütmenin zamanıdır."  Gayri safi milli hasıla içinde bankacılık sisteminin bilanço büyüklüğünü yeterli bulmuyorduk biz. Avrupa bankacılığına göre küçük bir bankacılığımız var diyorduk. İşte bankalar tam heveslenirken "İşte zamanı şuanda büyüyeceğiz, önümüzdeki yıl %35 kredilerde büyüme imkanımız var" derken tabiki gelen bu yeni tedbirler , önlemler ve uyarılar bankaları birazcık frenler durumda. Bankalara deniliyor ki "Aman fazla bilançolarınızı önümüzdeki yıl büyütmeyin. Kredilerin büyüme hızı bizim gördüğümüz kadarıyla çok fazla. Dolayısıyla bu fazla kredi büyümesi ekonomiyi ısıtacaktır. Ekoneminin ısınması ve büyüme demek zaten büyük olan cari açığımızı daha da büyüterek tehlikeli bir viraja doğru götürecektir. Dikkatli olun bankalar, önümüzdeki yıl büyüme hedeflerinizi aşağılara doğru çekin."

Bankacılık sektörü tam büyüme iştahı içerisine girmişken, reel sektör tam kredi alacağız bankalardan diye beklentiler içerisine girmişken böyle bir politika hem reel sektörü şaşırtmış oluyor, hem de bankacılık sistemini şaşırtmış oluyor.

Tabiki şunu düşünmek lazım; her büyüme tabiki sağlıklı olmak zorunda. Ben birçok şirketlerin büyümelerinde bulundum, birçok bankaların büyümelerinde bulundum, hızlı büyüme daima risk getiriyor. Hızlı büyüyen şirketler büyürken bazı bardakları kırarak büyüyorlar. Bazı hatalar yaparak büyüyorlar. Dolayısıyla da tabiki büyümeyi , sağlıklı, istikrarlı, ve sürdürülebilir bir büyüme haline getirmek zorundayız.

Önümüzdeki yıl kredileri % 35 büyütüp ,  bir yıl sonra % 5 büyütmek gibi zik zik diyoruz biz buna bankacılık zik zakı sevmez, ekonomi zik zakları sevmez. Daha istikrarlı bie eğilim ile bu faiz oranlarında da böyledir, kurlarda da öyledir. Bu açıklamalar bence bankalara bir uyarı. Bankacılık sektörü bunu sakin bir biçimde değerlendirmelidir. Şuanda tabiki ilk yapılan açıklamalardan sonra bankaclar biraz kızmış olabilirler.Kızıp bu kararları daha yukarılarda birine şikayet etmek isteyebilirler. Seslerini yükseltmek isteyebilirler. Kendi aralarında haklı da olabilirler ama sadece kendi bankalarını düşünmemelidirler. Ekonomiyi düşünmelidirler, 70 milyon insanı düşünmelidirler.

BLOOMBERG TV: Gelen mesajlarda biraz daha soğuk kanlı gözüküyor. Ersin Özince'nin yaptığı açıklamalara baktığımız zaman  sanki iyimser bir algılama içinde gibi görüyoruz.

TA:  Gayet doğal. Bu tür toplantılar bazen ateşi almayı sağlar. Eski yıllarda da bunlar çok yapılmıştır. Yapılması da gayet doğaldır. Çünkü bu diyaloğu kurmadığınız zaman birbirine kızarak çok farklı yerlere gitme ihtimali ortaya çıkabilir ekonominin gidişatı açısından düşünürseniz.

Yine ben Merkz Bankası'nın yaptığı, aldığı ani kararlarda yön değiştirmenin temellerinde bazı nedenler aramak istemiyorum. Merkez Bankası bağımsız dediysek bağımsız olduğunu kabul etmek zorundayız ama hiçbir Merkez Bankasınında ben bağımsız olduğuna ve olabileceğine inanmış değilim. Bunu da bütün arkadaşlarım bilirler. O nedenle ne yaparsanız yapın elbette ki ekonomi politikasını tespit edecek olan mercih hükümettir. Bunun aksini düşünmek doğru değildir. Dolayısıyla Merkez Bankası da kararlarını alırken veya yönünü çizerken alınan temel ekonomik kararlar çerçevesinde yolunu belirleyecektir.

Benim bugüne kadar gördüğüm Merkez Bankası'nın anlayışında  sadece ve sadece dolar ile Türk Lirası arasında veya Türk Lirası değerinin korunmasında politika izleme temayülü  vardı. Bu yönde hep kararlarının oluştuğunu gözlüyorduk. Şimdi farklı bir yola doğru girdiği gözleniyor Merkez Bankası'nın ve hemen hemen birçok kesimin. Bunun için de finansal istikrar dediğimiz kelimeler ve sözcük dizisi girmeye  başladı.  Bununla ne amaçlanıyor?  finansal istikrar olmasa ne olur? Çok açık istikrarsızlık olur. Tam tersidir çünkü. Ya siz bu  istikrarı temin edeceksiniz, kaynağını bularak harcayacaksınız yada bulmuyorsanız , açık bir yerden kapanmak zorundadır . Açığı verebilmeniz için veya o açığı finanse edebilmeniz için bir şeylerin gelmesi lazım. Sonunda bir denge sağlanacaktır. Bu tam bileşik kaplar gibi , denge var ama birine bastırıyorsunuz, öbürü çıkıyor. Ne olursa olsun bu dengeyi temin etmediğiniz sürece , bu istikrarı sağlamadığınız sürece sonuç neticede döner dolaşır başımıza istikrarsız olarak çıkar.

Merkez Bankası'nın da, hükümetinde benim gözlediğim kadarıyla şimdilerde bu finansal istikrarı sağlamakta zorlanılan tek saha ya da öyle gibi görünüyor ama pek çok saha var. Bunların içerisinde temeldeki en önemli kalem olarak kısa sürede gözlenen ve görünen o ki cari açığı nasıl indireceğimizi düşünmek zorundayız.Bununla mücadele etmek zorundayız ve buna tedbir almak zorundayız.

BLOOMBERG TV: Belki bunu sormakta fayda var Tevfik Bey, cari açıkta bir formülasyonu var  Merkez Bankası başkanı Durmuş Yılmaz'ın yaptığı sunumda diyor ki; Cari açık eşittir,  kredi artışı ki  sınırlandırılmaya çalışılan dün bankalar ile görüşülen konu,  eksi mevduat artışı zorunlu karşılık  artışı ile vadesi uzatılmaya çalışılam  mevduattan bahsediyoruz, artı kamu kesimi borçlanma gereği,  hükümet bunu belli seviyede aşağıya çekmeyi planlıyor zaten seçim yılı olduğu için belli bir noktaya kadar başarılı olur gibi görülüyor. Artı diğer, diğer dediği kalem içinde de kısa vadeli sermaye hareketleri var. Dolayısıyla bu formül üzerinden gidecek olursak zannediyorum Merkez Bankası'nın attığı tüm adımları son iki hafta içerisinde daha net anlatan formül ile karşı karşıya olacağız.

TA: Tabii buna hiç şüphem yok benim. Biraz önce söylediğim bileşik kaplar, her birinin adına koyun ,bu denge bir yerde sağlanacak. Bazen yüksekte sağlanacak, bazen alçakta sağlanacak . Benim anlatmak istediğim o fürmülü verdiğimiz zaman vatandaşımız ne kadar algılar? Algılamaz? Sorusu gündeme gelir ama teknik bazda baktığınız zaman bu formül çok doğru, aksini söylemek mümkün değil. Bu formüle göre nereye gidiyoruz'a bakmak lazım. Her harükülarda bir denge var. Bu dengede ufacık bir farklılık olacağını zannetmiyorum ama  ne olacağını düşünmek lazım. Bir kalemden bir tanesi azalırken öteki bu dengeyi sağlamak üzere çoğalacaktır.  Nedir o? Borç. Nedir o ? Dışardan gelen sıcak para dediğimiz herkesin algıladığı tarzda ama biraz evvel dediğimiz portföy yatırımına gelen, dış sermaye akışı  diye adlandırdığımız ki içerisinde direk yatırımıda bulunan , sıcak parasıda bulunan, portföyede giden her yere gelen o dövizin gelip gelmeyişine göre zaten açığımız finanse ediliyor ya da edilmiyor olacaktır.

Biz bunun finasmanını bekliyorsak bu açığın oluşmasını beklemiyorsak netice itibari ile ihracatımızdan , bizim olan dövizlerle bu işi nasıl sağlarız? Uzun vadede Türkiye'de kalacak dövizle bunu nasıl sağlarız.?  Gerçi portföy içerisinde gelen para 10 yıl , 15 yıl kalmışsa onunda direk yatırımdan pek farkı yokmuş gibi görünüyor. Fakat ne olursa olsun bir tek riski var, her an çekip gidebilir.

BLOOMBERG TV: Son dönemde cari açığın finansmanındaki kalite sıkıntısından bahsediyorduk. Durup düşündüğümüzde bu portföy yatırımlarıyla finansman sağlanıyor olmasa bu kadar  yüklü miktarlarda, yine bu adımlar atılır mıyd? Böyle bir ihtiyaç hissedilir miydi?  Yoksa daha makul birtakım önlemlerlemi hareket edilirdi? Cari açığı aslında pek de kimse kendi başına karşı değil. Yani o bazı başka şeylerinde sonucu olarak ortaya çıkıyor ama finansmandaki kalite önemli bir tehdit gibi göründü bu ara.

BŞ: Şuna dikkat çekmek istiyorum; Yapılan sunumlarda ve bankacılık sisteminden  istenilenlere baktığım zaman bunun bir takım oyunu, bir ekip oyunu olması gerektiği inancındayım. Madem ki cari açık  üzerine bir projektör tutuluyor , madem ki cari açıktan endişe duyulmaya başlandı, 40 milyar dolarları bulabilir  denilmeye başlandı, madem ki bankalara dönüp "Bankalar lütfen kredi büyümenizi %35 'lere çıkartmayın . Çünkü onu yaptığınız takdirde cari açığın gayri safi milli hasılaya oranları %9.5 lara gelecek. Aman dikkat edin kredileri büyümelerinizi %20'lerde tutun ki 2011 yılında cari açığın gayri safi milli hasılaya oranı % 3'ler civarında kalsın" diye bir uyarıda bulunuyorsanız bankacılık sistemine hemen şunu düşünmeniz lazım; Bir ülkenin cari açığını artıran şey,  gayri safi milli hasılaya olan  oranını bozan şey sadece ve sadece bankaların kredi büyümelerimidir? Çok dikkatli düşünmek lazım.

BLOOMBERG TV: Orada bir tanımlama getirmiş Merkez Bankası Bülent Bey. Kredi hacmindeki 5 puanlık bir genişleme cari açığa 2.1 puan gayri safi milli hasılaya oran olarak katkı yapılıyor deniliyor. Dolayısıyla eğer bu yıl ki artışın gelecek yılda da artacağını varsayarsak orada hakikaten kontrolü zor bir tablo bekliyor Merkez bankasını.

BŞ: Şunu söylemeye çalışıyorum; gayri safi milli ahsıla ile cari açık oranlarını Türkiye'de dengede tutabilmek için tek görev bankacılığa düşmüyor. Lütfen bu fedakarlığı sadece bankalardan beklemeyelim. Siyasetinde bunda rolü var, reel sektöründe bunda rolü var, o kadar çok şeyin rolü var ki bankalar kendilerine verilen görevi bugüne kadar layıkıyle yapıyorlar. Yapmayada devam edeceklerdir. Ama lütfen bankalar yapıyor diye diğer görevlerini yapması gereken kurum, kuruluş ve tarafları bu hükümet unutmasın. Onlarada önümüzdeki yıl hangi görevler düşüyorsa o görevleri yapmak, o görevleri ifa etmek o görevleri yapabilmek konusunda onlarıda motive etsin, onlarıda disiplin altına alsın.

TA: Müsaade ederseniz , benim Hazine Müsteşarlığı var o nedenle cari açık denilince , neden çıkıyor bu cari açık ? Herhalde durup dururken ortaya çıkmıyor. Bunun bir sebebinin olması lazım. Biraz evvel Sayın Şenver'de söyledi buradaki neden sadece ve sadece bankaların artan kredi artışı değil .Asıl nedeni hiç kimse konuşmuyor. Niye bu cari açık geldi böyle karşımıza oturdu  % 40'lara gelen. Çünkü kurunuz bu düzeyde olduğu sürece, sizin ithalat yapma tahrikiniz her seferinde artmaya başlıyor. Niye? Gayet basit, biz ekonomiyi fiyatlar sinsilesi olarak görüyorsak, eğer biz kendi ihracatçımızın  dışarıdaki  rekabetini düşünüyorsak., siz bu kalemi Türkiye'de  1 Lira 50 kuruşa üretiyorsunuz, dışarıdan bunu 1dolara getirme şansınız varsa dolar 1.30 kuruş olduğu zaman sizin Türkiye'de üreticiniz  olan kişi 1 Lira 50 kuruşluk maliyeti ile dışarıdan gelen 1.30  liralık kalemin satışı ile piyasada rekabeti ile  uğraşacak hali yoktur, rekabet yapamaz. Bu gelir burada 1 Lira 30 kuruştan müşterisini bulur. Hiçbir şey yapmadınız, sadece ve sadece kurla oynadınız, 1 Lira 60 kuruşa çıkardınız, sizin üreticiniz 1 Lira 60 kuruş maliyeti ile bu 1 dolara gelen kalem ile rekabet etmeye başlar. Bunun en basit anlatımı bu.

Dolayısıyla aynı şey ihracatçımız içinde geçerli. O da malını dış piyasalarda satarken veya rekabetini yaparken kur yükselme diği takdirde ki TİM'in en büyük sıkıntısıda buradan kaynaklanıyor, ihracatçı diyor ki "Benim önümü kesiyorsunuz kurları bu seviyelerde tutmak sureti ile" Bunun neticesinde ne oluyor? Dış ticarette büyük bir dengesizlik. Herkes ithalata yöneliyor,. Hükümette "Dışarıda daha ucuz bu, alalım getirelim" deyip de Türkiye'de üretmediğiniz sürece döner dolaşır aynı şeyi söylerim hükümetin belirsizliklerinin içerisinde, veya ekonomi politikasının belirsizlikleri içerisinde en önemli kalem sadece ve sadece biz meselelerimizi para politikası ile  çözeriz yaklaşımıdır. Çünkü çok kısa vadelidir  para politikası ile olan enstrümanların kullanılışı . Siz eğer uzun vadeli  düşünüp, uzun vadede de üretiminizi artıracak politikalara yönlendiğinizi, bu konulardaki teşviklerinizin var olduğunu, bu sahaların neler olduğunu çok açık ve  belirgin biçimde ortaya koyarsanız bankacılık kesimide verdiği kredileri gidip de tüketiciye vermeyecektir. Gidip de kredi kartlarındaki artışlarda kullanmayacaktır. Veya farklı olarak kurum ve kuruluş sadece ithalat amacı ile alacakları  kredilerde kullanmayacaktır. Siz buna gerçek anlamda ileriye dönük,  kalıcı üretim yapacak ve  onuda destekleyecek sahalarda kullandırıyorsanız açacağınız krediler çoğu kez sizin kalkınmanıza büyümenize büyük katkısı olacak işlerdir.

Burada yine benim gözlediğim bu kısa vadeli gelişmenin sonucu olarak "Bu tüketici kredileri artıyor, netice itibari ile kurlarda burada durduğu sürece dönecek cari açığımızı vuracak", zaten rakamlar onu gösteriyor . Bu sadece bankalardan kaynaklanan bir olay değil. Kur böyle olduğu sürece tüketiciyi cezbedecek. Ben Fransız peynirinimi yiyeyim?  yoksa bizim Edirne peynirinimi yiyeyim? Dediğiniz zaman bu peynirin fiyatı ucuza geliyorsa ithal edilen peynir yenilecektir. Yenilmesin demiyorum, sakın öyle bir düşünce içerisinde olduğum zannedilmesin. Bu olacak ama attığınız her adımda kendi ekonominizi , kendi üreticinizi mutlaka ve mutlaka üretim yaparak mal veya hizmet ne yaparsanız yapın ama bir şey üretmek zorunda olduğunuz bilincinde yaklaşırsanız olaya ben eminim ki daha kalıcı , daha ileriye dönük, uzun vadeli bir plan.

İncelediğiniz zaman gördüğünüzü veya ben gördüğümü söyleyeyim; ben burada üretime yönelik ne tür bir tedbirin var olduğunu veya , ne tür bir teşvikin var olduğunu görmüyorum.

BLOOMBERG TV: Dolayısıyla bunun üzerinde de tartışılmalı gerekli diyorsunuz.

TA: Tedbiri alıyorsak sadece para politikisı ile değil.  Biraz evvel Sayın Şenver'de söyledi gidip de ısrarla bankacıların üstüne gidilmez. Benimde bankacılar ile ilişkimiz olduğunu düşünürsek , sadece onlardan fedakarlık beklemek haksızlık gibi geliyor bana.

BLOOMBERG TV: Bülent Bey, burada bir kredi daralmasından bahdediyorsak önümüzdeki yıl daha doğrusu daralma derken artış hızından bir miktar daha fedakarlık  bekliyorsak bunun tüketici krediler tarafındamı , yoksa ticari krediler tarafında mı ağrılık kazanmasını bekleriz. Çünkü aslında risk taşıyan bölümün unsurun önemli kısmı özel sektörün üzerinde. Tüketici kredileri daha çok konuşuyoruz ama.

BŞ: 2010 yılına bakarsak bu yıl sonuna göre 1 yılda bizim ticari krediler, kurumsal kredilerde artış oranı %35 olacak bankacılık sektörünün ortalama büyümesi. Tüketici kredilerinde ise yaklaşık %33 . Bu şunu gösteriyor; 2010 yılında enflasyonun kat kat üzerinde %35 ticari krediler büyümüş, %33 de tüketici kredileri büyümüş. Bu büyüme hakikaten çok büyük bir büyümedir. Büyük büyümelerin olduğu yerlerde de muhakkak riskler söz konusudur. Bu büyümeyi biraz frene basıp, bankalara önerilen %20  - %25'lere lütfen 2011 yılında çekin . Yine büyümeyin denilmiyor, yine enflasyonun üzerinde kat kat büyümeye devam edin deniliyor ama geçen yıl ki gibi değil de yaklaşık %10 gerileme yapıp,  geri çekin diyorlar. Benim görüşüm 2011 yılında hem kurumsal kredilerdeki büyümelere yansıyacaktır,  hem bireysel tüketici kredilerine de yansıyacaktır.

Şunu görüyoruz;  tüketici kredilerine bu daha çok yansısın diye alınan tedbirler ve yapılan kısıtlamalar daha ziyade tüketici kredileri tarafına  ağırlık veriyor. Kurumsal krediler kısmını bankalara "Siz bunu yapmasını bilirsiniz, becerirsiniz" onlara daha serbestlik tanınıyor.

Bireysel kredilerde de bu niye düşünülüyor? Çünkü , tüm bankacılık sistemi şuanda bireysel bankacı kredilerinin yüksek verimli,  kredilerde riskin dağılması nedeni ile daha mantıklı risk dağılımı olan bir kredi türü diye  gördüğü için oraya yükleniyorlar. Orada büyümeye karşı daha iştahları var. Daha fazla tetikliyorlar. O nedenle işte görüyoruz ki "Konut kredileri verirken artık 100 lira değeri olan bir konuta 100 lira vermeyin 75 lira verin. Bu bir ticari gayrimenkul ise, 100 lira değeri olana  50 lira kredi verin. Üzerini vermek yasak demiyoruz Üzerini verirseniz sermayenizden düşeriz onları" diyorlar. Bir yerde bunu yapmayın, sermayenizi yitirirsiniz anlamı taşıyor.

Kredi kartlarına bakıyoruz orada da bir kısıtlama getirilmiş. Asgari ödemelerde kısıtlamalar getirilmiş. Gördüğümüz kadarıyla tüketici kredilerinde bankalar birazcık daha eli bol ve cömert davranır endişesi ile kural koyucu otoritelerimiz, bireysel ve tüketici kredilerine daha fazla sınırlamalar getiriyor. Bankalar bu konuda geçiş dönemi yaşıyor. Kural koyucular farkında, o nedenle geçiş dönemleri koymuşlar. Yani "Hemen yarından itibaren bu oranlara geçmeyin, 12 ay içerisinde bu orana gelin, 24 içerisinde bu orana gelin."  diye yine insaflı davranmışlar. Diyebilirlerdi ki "Bir hafta sonra şuna geçin, 1 ay sonra şuna geçin" diye. Yani bankaları da düşünerek, geçiş sürelerini de düşünerek makul bir kredi büyümelerinde frenleme görülüyor.

BLOOMBERG TV: Bankacılık sektörü Türkiye'de nazar değmesin diye söze başladığımız noktada büyümeye başladı. Özellikle Avrupa'da yaşananların ardından parlayan yıldız. Bu güçlü sektöre bir anlamda zaman tanımak ama o değişimlere doğru gitmelerinide teşvik etmek ve önermek zannediyorum çok da yanlış değil. "Şuan için risk yok ama önümüzdeki döneme ilişkin  risk beklentilerimiz var" tesbitinde bulundular.

Süremizin sonuna geldik ama yayından önce Açıl Sezen ile konuştuğumuzda Philadephia Fed Başkanı Plosser 'ın FED'in ABD hazinesinin  tahvillerini satın alma programını durdurabileceğine , yavaşlatabileceğine ilişkin bir yorumunu paylaşmıştık izleyiciler ile. Likidite ortamından  bahsediyoruz eğer o ortam bozulursa bu tip önlemlere daha çok ihtiyaç olacak gibi görünüyor.

TA: Bu sadece dünya konjektörü için bu kadar para piyasaya çıkmış 750 milyar dolardan siz 2.5 – 3 trilyon  dolara giden yapı içerisinde likidite bolluğu Avrupa parasında da var,   Amerika parasında da var. Böyle bir ortam içerisinde her şeyi durduralım derseniz, o büyümenin nereye varacağını , hakikaten iyi düşünmesi lazım.

BLOOMBERG TV: Bülent Bey son bir değerlendirme paylaşır mısınız bizimle.

BŞ: Bir cümle söyleyeyim; Bankacılık sisteminin güvene, istikrara ve sağlıklı bir büyümeye ihtiyacı var. Bunu Türk bankacılık sistemi yapabilecek güçte, yeterki bankacılık sistemi dışındaki sistemler doğru çalışsın ve düzgün çalışsın.

BLOOMBERG TV: Çok teşekür ediyoruz. Sayın Bülent Şenver , Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve Tevfik Altınok Hazine eski Müşteşarı bizlerle birlikte olduğunuz için.
.


Tevfik Altınok

.
.
.


Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org