Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Sizin Odalarınız       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

UĞUR DÜNDAR Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

Türklider Televizyon Programı Uğur Dündar
09.08.2006
Okunma Sayısı : 16130
Oy Sayısı : 16
Değerlendirme : 4,5
Popülarite : 5,42
Verdiğiniz Puan :
 

 

Türklider Televizyon Proğramı Uğur Dündar .

.
.

Duayen bankacı Bülent Şenver gençler için hazırladığı Türklider isimli televizyon programına beni davet etti. Hoş bir sohbet yaptık.

.
.

izlemek için 

.
.
.

dinlemek için   

.
.
 


Türklider Uğur Dündar
Televizyon Programı Deşifresi

Uğur Dündar (UD)
Bülent Şenver (BŞ)
.

.
.

BŞ: Türklider  programına hoşgeldiniz.

Türkiye'nin genç liderlere ihtiyacı var.

Her alanda, her konuda genç lider yetiştirmeliyiz.

Gençleri yetiştirmek hepimizin sorumluluğu gençlere el vermeliyiz, gençlerin önünü açmalıyız.

Gençlerle  tecrübelerimizi, birikimlerimizi paylaşmalıyız.

Gençlere hepimiz örnek olmalıyız.

Bu programda gençlere örnek olmuş her hafta bir Türklider konuğumuz olucak.

Gençlerle tecrübelerini birikimlerini  paylaşıcak .

Bu haftaki konuğumuz Sayın Uğur Dündar.

Hoşgeldiniz.

UD: Hoşbulduk efendim.

BŞ: Uğur bey Türkiyede lider denildiği zaman genelde siyasi liderler akla geliyor.

Ama her konuda her meslekte lider olduğunu biz bu programda gençlerimize anlatmak istiyoruz.

Gençlerimizin günün birinde kendi mesleklerinde lider olmalarını istiyoruz.

O nedenle kendi mesleklerinde lider olmuş kişileri buraya getirip onlarla tecrübe, bilgi paylaşımı ve onların örnek olduğunu gençlerimize göstermek istiyoruz.

UD: Ben çok teşekkür ediyorum.

Böyle teveccüh dolu sözlerinize aslında meslek hayatımda 35.yılı yaşıyorum ve pek çok ödül aldım.

Bunlar arasında Uluslararası iki başarı ödülüde var.

Sayısız ödüle sahibim.

Ancak böylesine önemli konumda buraya getirilmek, davet

edilmek benim meslek hayatımın en anlamlı ödüllerinden oldu.

Teşekkür ederim.

Layik olmaya çalışacağım.

BŞ. Sayın Uğur Dündar ahlak vede sağlık konusunda topluma zararlı olan olayları bulup ortaya çıkartıp bunları halkın gözünün önüne getirip halkın bilinçlenmesini ve aydınlanmasını sağladığınız, bu tür televizyon programları yaptığınız için ve de sosyal sorumluluk duyarlılığınız olduğu için bizler sizi gazetecilik ve televizyon program yapımcılığı  konusunda Türklider seçtik.

UD: Teşekkür ederim.

BŞ: Sizinle ilgili küçük bir kasetimiz var, hep birlikte bu kaseti izleyelim.

BŞ: Evet Türklider Uğur Dündar sizin hayatınızda bazı kilometre taşları olmuştur.

Size göre bizle paylaşabileceğiniz o hayatınızda önem verdiğiniz bir kaçtane kilometre taşı bizimle paylaşırmısınız.

UD: Tabii benim meslek hayatımın ilk ve önemli  başarılarından sınavlarından biri TRT'nin ilk yurtiçinde yaptığı naklen yayın yaptığı 1972 deki Akdeniz oyunları ve ardından 1972 Münih Olimpiyatlarından Türkiye'ye yapılan yayınlardır.

Ve TRT tarihinde ilktir.

Ve ben de o ekipte hem yönetmen,hem sunucu, hem röpörtajcı, hem yapımcı olarak görev aldım ve o ilk sınavları başarıyla atlatan TRT ekibinde o deneyimi  yaşamak benim meslek hayatımda çok önemli bir kilometre taşını oluşturdu.

Daha sonra  araştırmacı  televizyon gazeteciliğine yönelik çalışmalar  sergiledim ve bunların ilklerinide hep TRT de yaptım.

Geriye dönüp baktığımda en önemli olaylardan biri benim dünya devleriyle yarışarak  arena programıyla The Newyourk  Festival de  ve daha sonrada az önce belirtildiği gibi ICIJ Uluslararası soruşturmacı gazetecilik konsorsiyumundan  aldığımız başarı ödülüdür.

Buda ilktir.Bu arada hayatımı tehlikelere  atarak gerçekleri  öğrenme hakkı adına toplumun gerçekleri öğrenme hakkı adına yaptığım en çok belleklerde yaşayan haberler vardır.

En önemlisi 40 derece ateşle gribe yakalandığım bir dönemde Çeçen teröristler tarafından kaçırılan Avrasya feribotuna helikopterden atladığım olaydır.

Mesela aklıma gelenlerden   biri daha sonra Türkiye'nin yaşadığı çok ciddi sosyal tranvalardan biri olan Susurluk çetesiyle ilgili dava aşamasında bulduğumuz bilgi ve belgelerdir.

Ve onlarla adalete yaptığımız adaletin tecellisine yaptığımız katkılardır.

Bunun gibi sayısız olayın içinde yer aldım.

Belirttiğim gibi yaşamım büyük tehlikeler içine girdi ama ben bütün bunları Türkiye'nin güzel geleceği için ve çocuklarımızın  daha güzel  daha sorunsuz ve daha güzel bir çevreyi içeren  bir Türkiye'de yaşamaları için yaptım.

Ve yapmayada devam edicem.

BŞ: Evet biz gençlerimizden bazı sorular aldık.size sorulmak üzere ama öyle çok soru vardı ki sizi bulmuşken onlar o kadar çok şey size sormak istiyorlarki.

Tabi görev de bana düştü.

Bunları size bir şekilde aza indirip size programın el verdiği çlçüde soru sormakla ilgili aslında sorular içerisinde ben baktım böyle hoş, hepsi hoş hepsi hoş seçmek zor.

Ama bir kaçtanesini içinden seçtiğimizde bir tanesi şöyle bir şeyler diyor kendisi sorucak soruyu.

Ama yani sizi böyle alıp sanki gençler olarak şu anda içinde bulundukları hayattan pek memnun ve tatmin olmayan bir şeyler yapmak istiyorlar ben sorudan onu anlıyorum.

Biz diyorlar bir şeyler yapacağız, atlayacağız, zıplayacağız, koşucağız, ileri gidiceğiz.

Vizyonumuz  geniş fakat bu toplumun bu yapısı içerisinde maalesef kendilerini göstermenin getirdiği kendilerini kabullendirememin getirdiği bir sıkıntılar var

.Bu soruyu size fidan

Çalışkan sorucak.Evet Fidan seni dinliyoruz.

FİDAN ÇALIŞKAN: Merhaba ben Fidan Çalışkan Yıldız Teknik Üniversitesinde ekonomik klübünde genel koordinatörlük yapıyorum artı iktisat bölümü ikinci sınıf öğrencisiyim.

Sorum dünyada sürekli bir değişim halinde ve Türkiye'de bu değişim olmak zorunda ama çok yavaş kalıyor dünyaya göre çok yavaşız ilerlemeye çalışıyoruz ama bir şekilde önümüz kesiliyor yada yukarıdanmı yani bir şekilde bu yavaş ilerliyor,hani bir atasözümüz  vardır "Körler sağırlar birbirlerini ağırlar" biz bu duruma hayır demek istiyoruz.

UD: Haklısınız.

FİDAN ÇALIŞKAN: Yani bu ağarlamayı kesmek istiyoruz.Neler yapmalıyız?

UD: Tabii sevgili Fidan sizin içinde bulunduğunuz konumu anlatmak için ve anlayabilmek için biraz gerilere dönmemiz gerekiyor.

Türkiye soğuk savaş yıllarında yapılanmasını hep batının  ileri karakolu olarak sürdürdü ve bu ileri karakol görevini Türkiye üstlendiğinde sosyalist bloka karşı önemli konumlara getirilen insanlarda iki özellik arandı.

Bir antikominist olmak, iki Milliyetçi olmak.

Tabii herkes milliyetçidir, herkez ülkesini sever ama nedense o yıllarda sadece  bu iki özellik arandı insanlarda milliyetçi olmaları yanı sıra aranması gereken bazı özellikler vardı.

Örneğin sorumluluk yüklenmek, yaratıcı olmak, üretim alanı yaratmak, çalışkanlık, beceri gibi özellikler yarışmak  ve yarışarak öne geçmek gibi özellikler hiç aranmadı.

Hep siyasi iktidarlar benden yana madem benden yana o halde bende ona şunu vermeliyim mantığıyla ve mahkemelist düşünceyle hareket ettikleri için Türkiyede  su başları butür aslında oralara hiç tırmanmaması gereken insanlar tarafından tutuldu.

Önemli konumlar onlar tarafından adeta işgal edildi.

Gasp edildi o konumlar.

İşte şimdi ön plana getiriliyor. 

O da insanlar artık siyasi iktidarlara yakınlıklarıyla değil becerileriyle ve birikimleriyle  emeklerinin ortaya çıkardığı ürünlerle yarışarak ön plana geçicekler ve subaşlarını önemli konumları iktidarların kayırdığı insanlar değil, hak eden gençler alıcaklar,böyle bir dünyaya doğru gidiyoruz .

Türkiye'de bu dünya ailesi içinde  vazgeçilmez bir durumda  o istikamette ilerliyor.Yani şu anda belki sizler karamsarsınız ama geleceğe umutla bakmalısınız.

Bence bir genç için yaşanabilecek en büyük talihsizlik hayallerinin be umutlarının körelmesi, tükenmesidir .

Onun için hiçbir şekilde hayallerinizi körletmeyin umutlarınızı tüketmeyin diyorum.

BŞ: Evet çok teşekkür ediyoruz.

Gençler bu motivasyonu bekliyor.

Bende size yürekten katılıyorum.

Gençlerimizin önü açık, gençlerimiz bu ülkeyi istediğimiz yerlere taşıyacaklar muhakkak.

Bir başka sorumuzda bir şekilde Türkiye'nin sorunlarıyla ilgili, Türkiye'nin çok sorunları var.

O sorunlarla ilgili Sayın Hakan Yılmaz bir soru sormak istiyor.

HAKAN YILMAZ: Hakan Yılmaz Yıldız Teknik Üniversitesi İktisat Bölümü birinci sınıf öğrencisiyim.Şimdi Türkiye'nin halletmesi gereken birçok sorunu var.

Bu sorunlar bir çözüme kavuşturulmadığı sürece biz gençler yani Türkiye'nin geleceği olan biz gençler çok mutsuz oluyoruz.

Gün geçtikçe bu mutsuzluğumuz artıyor.

Size göre bu ülkemizin sorunlarından  halledilmesi gereken en önemli üç tanesi hangisidir.?

UD: Tabii en önemli sorunların başında işsizlik geliyor.

Onun dışında istihdam yaratılmaması, üretim azlığı, eğitimsizlik bunlar geliyor.

Geriye dönüp yine baktığımızda bunun nedenlerinide apaçık görüyoruz.

Türkiye aslında önemli ve büyük  bir ülke.

Kaynakları iyi değerlendirildiğinde  kendi kendisine yetebilecek hatta bu gücünü bulunduğu coğrafyada komşularına bile yansıtabilecek bir ülke.

Ama geçmişte Türkiye'nin kaynakları  har vurup harman savruldu ve popülist politikalar uğruna  hovardaca harcandı ve Türkiye hiç hesapta yokken çok ağır bir borç yükünün altına girdi.

Hep bunlar popülist politikalar sonucunda oluşan yüklerdir ve maalesef 2001 ekonomik krizinden sonra olağanüstü artan dış borç ve Ulusal gelir dengesi bozulunca gençlerin genç kuşakların omuzuna taşıyabileceklerinden çok daha ağır  bir borç yükü bindirildi.

Ben şimdi sizin konumunuzda olan gençlere bakıp gerçekten üzülüyorum.

Çünkü sizler ne kadar iyi öğrenim yaparsanız yapın, ne kadar  başarılı olursanız olun, ne kadar iyi konumları hak ederseniz edin, yinede örneğin bu işi Belçikada yapan diyelimki bir meslek  sahibi oldunuz bu işi Belçika'da yapan bir arkadaşınız bir yaşıtınız kadar rahat bakamıycaksınız hayata  onun gibi geleceğe güvenle bakıp sağlam adımlarla ilerleyemiyceksiniz onlardan çok daha az parayla yaşamaya  mahkum olucaksınız.

Çünkü sizler borç yükünü bir ölçüde hafifletme görevi üstlenmiş kuşaklarsınız.

Dolayısiyle daha fazla çalışmanız gerekicek ama ben şunada inanıyorum bütün bu tablo sizi çok fazla karamsar kılmasın çünkü genç bir insanın önüne hangi engel çıkartılırsa çıkartılsın onu aşabilecek özelliğe ve enerjiye sahip olduğuna inanıyorum.

Belki Belçika'daki bir arkadaşınız Belçika'daki bir yaşıtınız okulunu bitirir bitirmez rahatlıkla iş bulucak siz iş bulmakta zorlanacaksınız. 

O daha fazla para alacak siz daha az para alacaksınız.

Ama bence hayata rahat yollardan başlamak kolay merdivenlerden çıkmak zoru başaran bir genç kadar onu mutlu etmez.

Sizi zoru başarmanın mutluluğunu yaşıyacaksınız.

Geriye dönüp baktığınızda işte biz bu engelleri aştık işte aşılmaz gibi gözüken bu duvarların üstüne çıktık ve öbür tarafa geçtik biz zoru başardık diyeceksiniz

.Belkide onlardan daha fazla özgüven duygusuyla bir rahatlık içinde  hayatınızın geri kalan dönemlerini mutlu bir paylaşımla yaşıyacaksınız.

HAKAN YILMAZ: Teşekkür ederim.Sağolun

BŞ: Siz gazeteci olduğunuz için gazetecilikle ilişkilide güzel bir soru hazırlanmış.

İlerde herhalde sizin mesleğinize girmek isteyen bir çok gencimiz olabilir.

Onunla ilgili Cem Ünsal size bir soru sorucak.

CEM ÜNSAL: Merhabalar Cem Ünsal Yıldız Teknik Üniversitesi İşletme Bölümü üçüncü sınıf öğrencisiyim.

Aynı zamanda okulumuzda ekonomi klübü başkanlığını yürütüyorum.

Sizin gibi önder ve başarılı bir gazeteciyi yakalamışken ben genç gazeteci arkadaşlarım adına şu soruyu sormak istiyorum.

Başarılı olabilmek adına bir genç gazetecinin yapması veya yapmamsı gereken en önemli şeyler nedir?

Yani onların kulaklarına küpe olacak şeyler öğütleriniz nelerdir?

Sizden bunu duymak istiyoruz.

UD: Sayın başkan güzel bir soru sordunuz.

Bence genç bir gazetecinin başarılı olabilmesi için kendisinden önce mesleğe başlayanlardan  daha fazla  çalışması gerekir.

Bir örnek vereyim.

Vaktiyle TRT de çalışırken  ki o zaman tek kanallı televizyon şu andaki gibi çok kanallı yok sizin yaptığınız bir programın yada haberin fark edilmemesi gibi bir olasılık da söz konusu değil.neyi verseniz yayınlanıyor ve bütün Türki'ye onu izliyor.

Ayrıca o dönemdede benim programlarım diğer programlardan biraz fazla izlenirdi.

Acil servislerdeki durumu tespit ettiğimiz o gerçeği fotograflarını çektiğimiz bir program hazırlıyoruz ki ondan sonra ambulans servisleri devreye kondu.

Hızır servisler ihtas olundu çok büyük bir acil servis resterasyonu yapıldı adeta devrim niteliğinde değişiklikler oldu onun öncesinde acı gerçeklerin  bulunduğu fotoğrafı çekiyoruz, durumu tespit ediyoruz.

Yanımda iki genç üniversite öğrencisi stajyer kardeşimiz var evladımız var .

Onları aldım ve geleceğin gazetecileri yetiştirmek üzere büyük bir hevesle mesleğin doğrularını anlatıyorum.

Sabaha kadar çalıştık acil servisleri dolaşarak bir hafta sonu aynen bugünkü gibi soğuk, yağmurlu bulutların böyle asfaltlara kadar değdiği bir geceydi hiç unutmuyorum.

Göz gözü görmüyordu.

Biz acil servisleri dolaştık ve ilk gizli kamera örneği diyebileceğimiz çalışmayı yaptık.

TRT nin ortaköy stüdyolarına geldik heyecanla nasıl görüntüler elde ettiğimizi görmek için montaj  makinesının başında toplandık.

Türkiye'deki o anlamda yapılan çalışmadır.

Bir ilktir çünkü kameraman arkadaşlarında ilk defa kullandığı için kamerayı çerçeveleri tam anlamıyla alamamış olabilir diye düşünüyoruz.

Nitekim de kakalar falan  bazı yerlerde kesilmişti çerçevede kesilmişti.

Allah korusun ben böyle büyük bir heyecanla ekrana odaklanmış gözlerimi ayıramıyorum, seyrediyorum, seyrediyorum ve her şey çok güzel yani haber anlamında çok güzel birden çocuklar aklıma geldi.

Baktım  ikiside sandalyelerinde yana yatmış mışıl mışıl uyuyorlar uyandırmadım tabi onları ertesi günü yanıma çağırdım dedimki çocuklar size kötü bir haber vereceğim.

Siz maalesef galiba bu işi başaramıycaksınız.

Çünkü bir gece hayatınızda bir gece çok önemli bir geceydi bu o gece uyumuycaktınız.

Benim heyecanım kadar olmasa bile hiç olmazsa çeyreğini paylaşıcaktınız ve geleceğin gazetecileri olacağınızı gösteren uyarılarda bulunucaktınız.

Benimle birlikte sabaha kadar gözünüzü kırpmadan o bantı izliyecektiniz.

Eğer böyle olsaydı gerçekten size evet omuzlarınızı sıvazlayarak evet siz geleceğin gazetecilerin iyi gazetecileri olabilirsiniz   diyebilirdim.

Ama yol yakınken siz başka bir işi tercih edin belki onda daha fazla başarılı olursunuz.

Size zaman kaybettirmeyin çünkü ben okurken  gazetecilik enstütüsünü şimdiki adıyla iletişim fakültesini pek çok fakülteyi kazanmış olmama rağmen bilinçli bir şekilde  tercih ettim ve okulu adeta bir lise öğrencisinin devamlılığı ve kararlılığıyla devam ettim.

Hocalarımızdan çok değerli hocalarımızdan biri basın şehidi Abdi İpekçi idi.

Ve benim böyle kendisinin konuşmalarını ağzım açık , pür dikkat izleyişimi çok önemsemiş olmalı ve sorularımıda çok beğenmiş olmalı ki  birgün ders bittiğinde bana işaret yaptı çağırdı .

Odasına heyecanla gittim.

Omuzuma koydu elini:

"Uğur" dedi.

"Artık inanıyorum. Bu sınıftan üç gazeteci çıkacaksa onlardan biri sen olacaksın."


BŞ:
Evet çok güzel bir anı.

Gençlerimizden birtaneside sizi hep  böyle ciddi gördüğünü
söylüyor.

Şimdi o ciddiyetten  sizi biraz kopartıp size özel bir soru  sormak istiyor.

Yasemin Çevik.

YASEMİN ÇEVİK:  Merhaba Uğur bey ben Yıldız Teknik Üniversitesi işletme bölümü ikinci sınıf öğrencisiyim.

Bülent bey'inde dediği gibi sizi hep haberci araştırmacı kimliğinizle tanıdık, izledik.

Bunun yanında siz bir babasınız , eşsiniz eşinizle çocuklarınızla hakkında bizimle paylaşabileceğiniz bir şeyler varmı?

Mesela eşinizle nerde tanıştınız?

Eşiniz çocuğunuzu elinize çocuğunuzu verdiğinde neler hissettiniz ilk kez.

UD: Bir defa çocuğum ilk çocuğumuz.

Bora beş yaşında şimdi.

Ben eşimin eline verdim çünkü Bora doğduktan sonra onunla beraber yukarıya çıktık.

Biliyorsunuz bebek hemen yıkanıyor falan o işlemleri yaptıktan sonra eşimin odasına ben götürdüm Borayı .

Gerçekten bir gazetecinin yaşamında evi, evindeki mutluluk aile saadeti fevkalade önemli.

Hele benim gibi pek çok olayların içine girmiş diyelimki pek çok kızanı olan  ve bir açığının arandığı soruşturmacı gazeteciler çok steril bir yaşam sürmek zorundalar.

Çok şeffaf deyim yerindeyse pırıl pırıl  bir hayat sürmelisiniz ki  ah şunun bir açığını bulalım, ah bunun inandırıcılığını kıralım, ah bunuda biz istediğimiz şekle döndürelim ve bir daha bu işi yapamaz hale gelsin diyen pek  çok insan olduğunu bir defa kabul etmeniz gerekiyor.

Ben gençlere şunu öneriyorum.

İnsan geleceğini bilemez ama geleceğe kendisini taşıyan yolda atıcağı adımların nereye atılması gerektiğini bilir yani ardında bir kirli iz bırakmak veya bırakmamak bilinçli bir tercihtir.

Onun için bugün bir gençlik günahı, gençlik kabahati gibi görebileceğiniz bir hata bir gölgeli iz  ilerde çok önemli bir konuma geldiğinizde sizin karşınıza bir kirli çamaşır olarak çıkartılabilir, bunu hiçbir zaman unutmayın.

Bana kimse böyle bir öneride bulunmadı böyle tavsiyeyi yapmadı ama ben hayatımı hep temiz bir istikamette belirledim ve o doğrultuda adımlar attım.

Evime gelince evimde bende çocuklardan biriyim açıkçası zaten başka türlü böylesine karamsar bir tablonun içinde yaşayan bir insanın iyimser olması mümkün değil.

İçinizdeki çocuğu  hiçbir zaman öldürmüyceksiniz, hatta içinizdeki çocuğu aynı coşkuyla yaşatmaya gayret göstericeksiniz.

Ben şakalar yaparım mesela çok sert gazeteci  modellerimden biri olarak bilinen Emin Çölaşan benim telefonda en fazla  işlettiğim arkadaşımdır.

Periodik olarak yani ayda bir kez işletirim ve işlettikten sonrada yaklaşık birkaç dakika karşılıklı olarak  kahkalarımız kesilmez. O kadar güleriz.

Evde de çocuğumla çocuk olmaktan, çocularımla çocuk olmaktan çok büyük mutluluk duyuyorum.

Bunu çocukluk olsun diye yapmıyorum.

İçimdeki çocuk beni dürtüyor ve o şekilde yaşıyorum .

Eşimde bizim  bu mutluluğumuzu adeta perçinleyen çok özverili.

Benim başarılarımda çok büyük katkısı olan giyimimden tutun da sağlıklı beslenmeme kadar her şeyime özen gösteren çok değerli bir hanımefendidir.

O bakımdan çok talihliyim açıkçası Allah bana üç tane  nurtopu gibi üçtane evlat nasip etti onlarla çok mutlu çok huzurlu bir ev yaşamı sürdürüyorum.

BŞ: Allah bağışlasın.

UD: Hepimizin

BŞ: Mutluluk ailede olursa iş hayatınada yansıyor.

UD: Yansıyor evet yüzünüze yansıyor.

BŞ: Türklider Uğur Dündar şimdi programımızın değerler bölümündeyiz.

Burda ben size daha öncede göndermiş olduğum bir listeden 34 adet değer ismi tek tek, tek tek yazdım.

Ve size şunu sordum.

Bunun içinden dedim sizin başarılarınıza neden olan, sizi, hayatta başarılı kılan ve hayatınızda bu değerler  benim için önemli dediğiniz hepsi  önemli ama en önemli dediğiniz altı değeri seçermisiniz? Diye sordum.

Ve siz de bu 34 değer arasından 6 değeri seçtiniz.

Bu değere baktığımda bu 6 değer:

birinci dürüstlük seçtiğiniz değer,

ikinci çalışkanlık,

üçüncü sorumluluk,

dördüncü güvenilirlik,

beşinci adalet adil olmak ve

altıncı saygı.

Şimdi gelin sizle şöyle bir küçük oyun oynayalım.

Ben bu  değerin bir tanesini söyliyim ve ondan sonra niçin dediğimde siz bana bir veya iki cümleyle niçinini söylermisiniz.

Hayatta çünkü başarılı olarak sizler bu 6 değere sahip çıkarak bu başarıyı elde ettiniz.

Gençlerimizde belki bu 6 tanesini kendilerine değer olarak seçebilirler.Başarı için dürüstlük dediniz niçin dürüstlük?

UD: Dürüstlük şunun için dürüstlük biz sadece toplumun gerçekleri  öğrenmeleri hakkı doğrultusunda gazeteciliği yapıyoruz.bunun dışında başka hiçbir etken bizim mesleğimizi yönlendirmemeli.

Yani çıkar için siyasi amaçla ve hasmane duygularla ve tetikçilik amacıyla bu meslek hiçbir şekilde yapılmaz.Sadece dürüstlükle yapılır.

O nedenle  ben duvara karyola resmi yaparım karşısına geçer uyurum.

Vicdanen o kadar rahatım.

Bugüne kadar yaptığım işlerden dolayı.

BŞ: Peki çalışkanlık niçin çalışkanlık?

UD: Çalışkanlık şunun için çalışkanlık her gün güneş yeniden doğuyor ve yeni bir dünya kuruluyor.

Bir gün önceki başarınızın üzerine yatmak gibi bir ayrılıcığınız bu meslekte  hiçbir zaman bu meslekte yok ve başarının %80 nini  çalışkanlık oluşturuyor.

Üretim enerjisi oluşturuyor.

O yüzden sağlıklı  yaşamak zorundasınız  ve çalışkan olmak zorundasınız.

Ben TRT deki başarımı herkezin tatile gittiği dönemlerde boş kalan kameraları ve kurgu masalarını kullanarak sağlamıştım.

Herkezin tatil yaptığı dönemde ben çalıştım.

Merhum Vehbi Koç'un bana  söylediği önemli doğrulardan biri şudur.

"Uğur bey ben sabahları işime giderken benim kuşağımdan arkadaşlarım eğlenceden geliyor oluyorlardı" derdi.

Bu bence çok önemli bir felsefe.

BŞ: Çok doğru sorumluluk demişsiniz  peki niçin sorumluluk?

UD: Sorumluluk verilmez alınır.

Ben babamı çok severdim babam benim için bir kahramandı ve dürüstlük simgesiydi.

Ama babamın vefatının ertesi günü şefim dediki sen ekrana çıkıp ağlıycak bir insan  değilsin senin sorumluluğun ekrana çıkıp hiçbirşey olmamış gibi ekrana çıkıp programını sunmaktan geçer.

Sen o sorumluluğu taşıyacak bir insansın dedi ve çıktım her zamanki gibi güleryüzle iyi akşamlar sevgili seyirciler diyerek programa başladım.

BŞ: Peki güvenilir diyorsunuz niçin?

UD: Gazetecilik mesleğinin olmazsa olmazı güvenilir olmaktır.

Güven duygusu vermektir.

Bu nedenle Amerikada saçları beyazlaşmış yüzü çizgiler içindeki meslek geçmişi 40 yıla 50 yıla hatta 60 yıla uzanan ankermenler ana haber bültenini sunarlar.

Ve seyirci onları seyrederken bu insan bize 50 yıldır haber veriyor ve bu insan 50 yıldır bize yalan söylemedi. 

O halde onun sunduğu habere ben daha çok inanırım gibi bir duyguyla ekrana bakar ve bu güven duygusu bir gazeteci için hele hele televizyonda bu işi yapan bir kişi için olmazsa olmazıdır.

Çünkü televizyonun çoğu kişi tarafından fark edilmeyen amam hissedilen bir özelliği var.

Televizyon sizin aklınızdan geçenleri bile seyirciye hissettiren kimliğinizi bir duyguyla seyirciye ulaştıran çok ilginç çok sihirli bir alettir.

BŞ. Adalet, Adilcilik  demişsiniz niçin?

UD: Adil çünkü çifte standartınız olmuycak bu meslekte Ahmetle ilgili haber yapılır Mehmetle ilgili haber yapılmaz diye bir yaklaşım asla olmayacak.

Kiminle ilgili bir haber çıkmışsa ve o haber eğer  kamusal bir değer taşıyorsa en yakınınız bile olsa onunla ilgili haberi tarafsız bir şekilde  yapacaksınız.

Bunun için önemlidir.

BŞ: Peki saygı niçin  saygı?

UD: Saygın olmak bence inandırıcı olmak, güvenilir olmanın bir parçasıdır.

Ve karşınızdaki kişi kim olursa olsun konuştuğunuz kişi bir suçlu bile olsa onun insan olduğunu ve onun bir kişilik hakkı olduğunu o kişinin kişilik  hakkına asla ve asla tecavüz etmeme durumunda bulunduğunuzu ve saygı göstermek konumunda olduğunuzu unutmamanız gerekir.

BŞ. Peki ondan sonra  daha zor bir soru sordum.

Ben size dedim ki 34 taneyi 6 değere indirdiniz.

Ne güzel bu 6 da 3'e indirmeniz gerekse?

Bir yere gidiyorsunuz.

Üç tane değeriniz yanınızda o dünyaya götürüp orda yaşantınızı bu üç değer üzerine  kuracaksınız .

Hangi üç değeri alırsınız?  dediğimde:

Siz,

bir çalışkanlığı alırım dediniz.

iki dürüstlüğü yanıma alırım ve

üç sorumluluğu.

Bu üçünün bir takım olarak özelliği varmı üçünü seçmenizde

UD: Tabii gazetecilik, özellikle soruşturmalı televizyon gazeteciliğinde bu üçlü sizin imajınızı oluşturur.

Bu üçlü sizin kimlik kartınızdır.

Veya bu üçlüden biri eksikse zaten  başarınızı seyirci üzerindeki başarınızı uzun süre götüremezsiniz.

Bunlar  bence insanın doğasında olması gereken özellikler.

İnsanın yetişme yıllarında eğitimini aldığı dönemde ve mesleğe ilk başladığında ustalarından görmesi gereken ve benimsemesi gereken özellikler, erdemler.

BŞ: Ben şimdi bir kutumuz var bizim sanal kutumuz.Sanal kutumuzun adı proje  kutusu .

Her liderin bir projesi vardır hayatta ve Türklider olarak sizinde muhakkak bir projeniz şu anda aklınızda düşündüğünüz bir projeniz vardır.Sizden o projeyi alıp neyse kısa dinleyip o projeyi bu sanal proje  kutumuza atmak istiyoruz.

Türklider olarak takip ettiğiniz projeniz nedir?

UD: Benim takip ettiğim ve çok önemsediğim projem sağlığımızla doğrudan ilgili olduğu için toplumumuzun geleceğini çocuklarımızın yaşamlarını hedef aldığı için gıda  terörünün olmadığı bir Türkiye'nin  yaratılmasıdır.

Böyle gıda sektörünün oluşması merdiven altı tabir ettiğimiz hem tüketicinin sağladığı hem dürüst üreticinin kazancıyla haksız rekabet yoluyla oynuyan kişilerin  süratle azalmasıdır.

Ve tüketicinin güvenle iç huzuruyla tüketebileceği gıdaları her yerde bulabileceği  bir Türkiye'nin bir an önce oluşmasıdır en büyük projem budur.

BŞ: Türklider Uğur Dündar sanal proje kutumuza attığımız projesi demekki gıda terörünün olmadığı bir dünya projesi .

UD: Çünkü gıda terörü hayatımızla çok yakınen ilgili doğrudan  doğruya ilgili sağlıklı yaşıyalım derken sağlığımızı yitirdiğimiz yitirmemize  sebeb olan fevkalade bir konudur.

BŞ: Evet Uğur bey önünüzde bir kaset var bu kasetin anlamını ben size söylemek istiyorum.

Biz size dedikki stüdyomuza gelmeden önce  gençlerimize göstermek istediğiniz üzere bir süpriz kaset  hazırladınız.

O süpriz kasedin içinde neler var ben bunu bir  alıyım ve bu süpriz kasedimizi biz yayına hazırlarken birlikte sizle bir reklamları izleyelim.

BŞ: Türklider Uğur Dündar kasedinizi izledik.

Hakkatten bir sürpriz oldu.İçinde ben üç değişik bir konu gördüm .

Astronot galiba aya inen bir astronot, bir koşan ve başarı kazanan bir atlet.Birde bir ödül töreni gördüm.

Bunlarla ne mesajlar vermek istiyorsunuz?

UD: Aşılabilecek engelelerin  mutlaka aşılması gerekir .

Bence bir genç insanın bir engel görüpte onu aşabileceğini bildiği halde o engeli aşmayı denemeden onun becerisinde kendisini yaşamaya mahkum ederse bence o gencin onuruna yakışmamış bir davranış sergilemiş olur.

Çünkü genç insan çok şeye muhtedirdir.

Aşabileceğine inanıyorsa mutlaka aşmalı o engeli insan onuruna yakışmayacak bir şey o engelin berisinde yaşamak .

BŞ: Yani aya inen astronot için.

UD: Gayet tabii.Bir gün insan oğlunun aya inebileceğini bundan bir asır önce kim tavül edebilirdi.

Ama insanoğlu bunu başardı. İnsanoğlu bilgisiyle, birikimleriyle, azmiyle, hedefe ulaşmadaki  kararlılığı ile o engelleri aştı ve sonucunda aya ulaştı.aya ulaşmak beklide aşılması  gereken engellerin birincisiydi o anlamda  beklide daha pek çok engeli aşıcak insanoğlu.

İşte aya ilk adımı atan ayak basan astronot bir simge olmalı ve genç insan  karşısına çıkarılan tüm engelleri eğer aşabileceğine inanıyorsa mutlaka aşmalı birinci mesajımız bu olucak .

İkinci mesajımız çıtayı daima yüksek tutmak lazım ben  televizyoncu olduğumda ilk kuşağıyız bir Türk televizyonculuk tarihinin televizyon ekranını görmeden bir televizyoncu olduk .

O zaman televizyon diye bir şey yoktu Türkiyede, nedir televizyon, nedir televizyon ekranı bilmiyorduk.BBC den gelen hocalar bize kartondan kamera yaptılar.

Adeta bir çocuk oyunu oynar gibi kamerayı kartonun vizöründen bakarak, sanki ucunda bir objektif varmış gibi o vizörden her şeyi görerek öğrenmeye başladık.

Şimdi televizyon var, televizyonlar var, başarılı televizyoncular var, başarısız olanlar var, idol olanlar var olmayanlar var sizin önünüzde birçok seçenek var.

Yani sizin o ekrandakileri görüp kendinize  sentezler çıkararak  daha büyük  başarılara ulaşmanız bize oranla daha kolay.

Sadece yaşadığınız ülkenin standartlarıyla başarıya ulaşmayı hiçbir zaman  tercih etmemelisiniz.

Sizin hedefiniz evrensel standartlar olmalı.

Amerikadaki bir meslektaşınızla yarışabilmeyi düşünmelisiniz.

Ondan daha başarılı olmanız için her türlü özelliğe sahip olduğunuzu bu özellikleri harekete geçirdiğinizde azimle, çalışkanlıkla ve hedefe  varmadaki kararlılıkla elde edebileceğinizi düşünmeniz gerekir.

Ben eğer bir devlet lisesinde okuyupta o devlet lisesinin  o dönemdeki ingilizcesiyle , İngilizce bilgimi oluşturmamış olsaydım bir kolejde okuyabilseydim hedefim beklide o mesleği İngilizce konuşulan bir ülkede aynı başarı çizgisinde yapabilmek olurdu.

Yani bugün THY 'rıyla uçan bir pilotun uçağı kullanma ve beceri ve bilgisiyle  Amerikan Airlayns'ın pilotunun bilgisi ve becerisi arasında hiçbir fark yok oda aynı aleti kullanıyor, aynı fabrikadan çıkan uçağı kullanıyor ve aynı yöntemlerle aynı kurallara uyarak aynı fiziksel yasaları çalıştırarak uçağa hükmediyor.

Dolayısıyla Amerikan Airlayns ta uçmak ve o standartlar ulaşmak Türkiyede'ki bir pilotun rahatlıkla becerebileceği bir şey .

Bizim mesleğimizdede öyle bunu anlatmak istedim.

BŞ: Evet birde son görüntüde bir ödül töreni var değimli?

UD: Evet özellikle gelişmekte olan ülkelerde başarı açlığı bulunduğu için siz başarıya ulaştıkça daha çok mütevazi olmalısınız .

Mütevazi ölçünüz daha fazla artmalı.

Birde yağcı ve yalaka gibi tabir ettiğimiz bu sözcükleri kullanmayı hiç sevmiyorum çok amiyane kaçıyor ama alkışlayanınız çok olur.

Benim mesleğimin ilk yıllarında purontur yoktu.

Ben bütün metinleri  ezberledim.

Sayfa sayfa ezberledim ve sanki sanki kamerada purontur varmış gibi ezberden okurdum.

İlk acemilik döneminde ve bir gece öncesinden kendimi kampa çekerdim o metinleri çalışırdım, arkadaşlarım benimle dalga geçerlerdi.

Ya işte şurda eğlenmek varken, işte kızlarla gönül eğlendirmek varken, işte kızlarla gönül eğlendirmek varken, iki kadeh içmek varken, sen gidiyorsun evde bu metinleri ezberliyorsun .

Hatta ben koridorlarda bile metin ezberlerdim.

Ama benim başkalarından  bir farkım olmalıydı.

O zaman herkez iyi akşamlar derdi kameraya bakarak ondan sonra eğilir devamlı olarak kağıttan okuyarak geçerdi.

Benim onlardan bir farkım olmalıydı.

Çünkü televizyon kameranın içine baktığınızda   seyircinin gözünün içine baktığınızda, sizinle seyircinin arasındaki köprünün daha sağlam kurulmasını sağlıyor.

Siz sizin gözünüzün içine bakarak konuşan bir insanımı  daha çok izlersiniz, yoksa bakışlarını sizden kaçıran yada sürekli olarak önüne bakan kişiylemi konuşmak istersiniz.

BŞ: Evet bu sürpriz kasetinde güzel mesajları oldu.

UD: Onun için tevazu ve çalışkanlık.

BŞ: Evet şimdi yine böyle ilginç bence küçük süpriz yapacağım bir bölüm var oda şöyle ben bunun adına bu bölümün adına bir göster bin işit koydum.

Ben size bir obje göstericem.

Bu objeye 5 saniye kadar bakın bundan sonra ona bakarak gençlerimize onunla ilgili göstereceğim şeyle ilgili bir mesaj vermenizi istiyorum.

Size göstermek istediğim obje bir fare kapanı.

Bu bir fare kapanı acaba bundan ne söylenebilir.

Fare kapanına bakıp .

UD: Eğer doğru yoldan çıkarsanız hayatınızı yanlışların  üzerine bina etmeye çalışırsanız  kendi tuzağınızı kendiniz kurmuş olursunuz ve birgün mutlaka o kapan sizi kıstırır.

Onun için genç bir insan olarak daima temiz bir dünyaya doğru ilerlemek ve adımlarınızı tertemiz bir  yolda ardınızda hiçbir zaman kirli bir iz bırakarak gitmemelisiniz.

Hep temiz yolda ilerlemelisiniz.

Kötü alışkanlıklarınız olmamalı, ihtirasınız fazla olmamalı, hedefe ulaşmak ayrı, gemlenemeyen ihtirasa sahip olmak ayrı.

Gemlenemeyen ihtiraslar insana zarar verebilir.

Ama tabiki emeğimizin karşılığını almalısınız.

Ve o değerli emeğin ortaya çıkarttığı kaliteli ürünler size başkalarından daha fazla standartlar sağlamalı hem maddi anlamda hem de iş ortamı açısından tabiki .Niçin çalışıyoruz şu kısacık ömrümüzde daha güzel koşullarda yaşayabilmek için ve emeğimizin değer kazanabilmesi için   çalışıyoruz.

Tabiki standartlarınızı yükselticeksiniz ama hiçbir zaman gemlenemeyem ihtirasların yani başkasına zarar veren davranışların tutsağı olmayacaksınız.

O zaman hayat sizi bir yerde kapana kıstırabilir.

BŞ: Evet peki bizim yine sanal bir kutumuz var.

Onun da adı değişim kutusu her lider bir şeyleri değiştirmek ister değiştirilicekte birçok şey var.

Sanal değişim kutusuna Türklider olarak atmak istediğiniz somut bir değişim varmı?

UD: Türkiyede futbol terörü fevkelade önemli bir konu.

Ben futbol terörü yerine stadyumların bir şenlik havasına bürünmesini  ve futbolun bir şov olarak daima algılanmasını ve insanların oraya birbirlerine hasmane düşmanca duygular taşıyarak değil, sadece keyif almak için geldiklerini unutmamalı gerektiğini düşünüyorum.

Ve o şenliği o şöleni doya doya yaşamalarını istiyorum.

Onun için futbol terörünün ortadan kalkmasına yönelik bir dileği proje kutusuna atmak istiyorum.

BŞ: Evet ben onu attım kutuya insallah  onun birgün gerçekleştiğini görürüz.

Önünüzde bir torba var.

Şimdi dizden isteyeceğim şey  torbanın içerisinden bir harf seçin, seçtiğiniz harfle başlayan bir iyi bir davranış, doğru bir davranış , iyi bir davranış söylemenizi istiyorum.

Bakalım hangi harf çıkıyor.

UD: Peki çekelim bakalım.

BŞ: O harfle başlayan bir iyi davranış doğru davranış

UD: Onur onur sahibi olmak

BŞ: Onurlu olmak.

UD:Onurlu olmak.

BŞ: Biraz onu açarmısınız ne demek onurlu olmak?

UD: Onurlu olmak şöyle bir geriye dönüp  baktığımda bana duyulan saygıdan  doğrusu onur ve gurur duyuyorum.Ve benim toplum adına yaptığım hizmetler bana onur veriyor.

Çocuklarımızın , gençlerimizin  daha güzel bir Türkiye'de yaşamaları için hayatımı tehlikeye atarak sergilediğim haberler dediğim gibi daha güzel yarınlar için yaptığım gayretler bana onur veriyor.

İnsanlık onuru zaten bunu gerektiriyor.

BŞ. Evet çok teşekkür ediyorum.

Hemen birinci harte  buldunuz ve bu güzel .

UD: Tam terside Onursuzluk.

BŞ: Buda kötü ve iyi olmayan .

Onur ve onursuzluk.Peki ben size bir etik sorusu sormak istiyorum.

Etik meslek sorusu bu birtane vaka var bu vakayı size çabucak okumak istiyorum.

Bu vakanın sonunda size sorumu sormak istiyorum.Mustafa var .

Mustafa genç bir araştırmacı gazeteci.

Mustafa şirkette çalışırken , gazetecilik yaparken bir rüşvet olayı buluyor, araştırıyor, inceliyor, bakıyor doğru ve başlıyor yazmaya bir haber hazırlıyor doğru olduğuna inanmış.  

Ve telefon çalıyor.

Telefonda o şirketin genel müdürü kendisini yemeğe çağırıyor.

Yemeğe gidiyor genel müdürü dinliyor.

Genel müdür diyorki, ben diyor bu konuda yeminli mali müşavirlik şirketine araştırma yaptırttım diyor.

Bu araştırmaya göre diyor benim genel müdür olarak hiçbir suçum yok.

UD: Kabul ediyor rüşveti ama bir rüşvet olgusu var.

BŞ: Bu şekilde söylüyor.

Benim hiçbir suçum yok diyor burada suçu olan diyor yeminli mali müşavir dediki diyor bizim şirketimizin ticaret müdürü  Kemal bey var diyor Kemal bey'in sorumlu olduğu tespit edildi diyor.

Ve o anda bizim  Mustafa'nın başından kaynar sular iniyor.

Çünkü o söylediği ticaret müdürü Kemal bey onun kayınbiraderi  ve genel müdür hemen şunu söylüyor, diyorki:

"Kemal bey bizim çok çalışkan müdürümüz onu diyor bir dahaki ay genel müdür yardımcılığına tefli ettireceğiz , maaşını üç katına çıkaracağız böyle pırıl pırıl bir müdürümümüz için" diyor.

Böyle şeyler söylememek lazım yazık olur diyor.

Hayatını mahfetmemek lazım diyor.

Gelin diyor bu işi siz bu gözle bir daha değerlendirin diyor.

Bizim Mustafa yemekten çıkıyor.

Gazetesinin başına çalışırken bu sefer de genel yayın  yönetmeni diyor ki sende bir haber varmış  evet efendim onun genel müdürü bizi aradı  diyor bundan sonra bir yıl boyunca her  haftasonu o şirketin reklamlarını vericekler .

Biliyorsun ki o şirkette diyor önemli bir bütçeyi bizim televizyonumuz için ayırıyor diyor.

Ama söylediği şey çok ilginç bu konuda serbestsin ne istiyorsan yapabilirsin her şey senin kararına bağlı yolun açık olsun diyor telefonu kapatıyor.

Tabii bizim Mustafa epey şaşkın.

Eğer Türklider Uğur Dündar Mustafanın yerinde siz olsaydınız ne yapardınız?

UD: Benim başıma buna benzer bazı olaylar geldi meslek yaşamımda , hayatımda ekrandan en ağır sözcükleri benim adımı kullanan ve çevresine maddi zararlar veren bir kan bağım olan yakınım için kullandım.

Zaten onunla pek fazla görüşmüyordum .

Çünkü davranışları bende kuşku yaratıyordu ve en yakınım bile olsa ahlaken tasvip etmediğim davranışları sergileyenler hasbel kader kan bağıyla benim yakınım bile olsa fark etmez.

Az öncede söylediğim bizim mesleğimizde çifte standart uygulanamaz.

Eğer o hatayı yapan çok yakınımızda birisiyse ve haber önünüze gelmişse başkaları adına nasıl haber yapıyorsanız aynı şekilde onun hakkındada haber yapıcaksınız.Müesseseye gelen reklamlar gazeteciyi bağlamaz.

O ayrı bir değerlendirme ayrı bir tartışma konusudur.

Siz sadece haberinizi yapmak ve yazı işlerine vermekle yükümlüsünüz.

Onlar haberi kullanırlar veya kullanmazlar taktir onlarındır.

Ama  doğru bir haberi eğer halkın gerçekleri öğrenme hakkı  doğrultusunda tavizsiz gazetecilik yapılan bir yerde çalışıyorsanız yazı işleri mutlaka kullanır.

Biz son olarak bu kırmızı biberdeki aflotoksin gerçeğini  araştırdığımız ve maalesef Türkiye'de üretilen kırmızı biberlerin %99 'unda aflotoksin bulunduğunu yani kansolojen etki yapan bir maddenin bulunduğunu tespit ettiğimiz önemli bir  baharat kurucusundan beni aradılar.

Bir yakın arkadaşım vasıtasıyla benimle görüşmek istediklerini söylediler.

Ve ben onların sattıkları kırmızı biberlerin iyi ambalajlandığını ancak kaynağında afrotoksine bulaştıkları için ambalajın hiçbir şey değiştirmediğini bildiğim için arkadaşıma dedimki lütfen bu konuda aracı olmayın ben o kişilerle görüşmem.

Çünkü görüşebileceğim hiçbir şey yok .

Zaten biz burda  a firma b firması demiyoruz.

Sadece Türkiye' mizin  bir gerçeğini tarafsız ve dürüst bakış açısıyla değerlendiriyor ve halkı bu  tehlikeye karşı uyarıyoruz.

O arada dürüst üretim yapanlar yokmu?

Var alfotoksinsiz  üretim yapan yokmu?

Var ama onunda adını vermeksizin  çünkü reklama girebilir, farklı değerlendirmelere yol açabilir.

Biz ekranda gösteririz merak edenler bizi ararlar, arayan o firmayıda bulabilir ve böylece sağlıklı kırmızı biberin yolunu açmış oluruz diye düşündüm ve konuşmadım.

BŞ: Evet çok teşekkür ediyoruz.

Bu birlikteliğimizden çok memnun mutlu gençlerimizde çok memnun mutlu .

Sizlerle paylaştıkları her şey onlar için çok değerli bir hazine oldu.

UD: Bende çok memnun oldum .Teşekkür ederim.

BŞ: Ağzınıza sağlık.İnsallah daha ilerde Allah uzun ömürler size versin gençlerimizle yine tecrübelerinizi ve birikimlerinizi paylaşırsınız.

UD: Büyük bir keyifle.

BŞ: Biz Türklider programımızda bu hafta bize Türkler'e ve Türk gençliğine örnek olan liderimiz Uğur Dündar'ı ağırladık.

Programımız sona erdi ama Türklider  gazetemizin birinci sayfası hazırlandı.Hep birlikte gazetemizin birinci sayfasını takip edelim .

Unutmayalım gençler bizim her şeyimiz en değerli hazinemiz.

Gençlerimize sahip çıkalım .

Bir başka programda görüşmek üzere.

Hoşçakalın.
.
.

 dinlemek için       
.
.
.

.


.


.
.
Türklider Uğur Dündar televizyon programına katılan gençler


Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org