Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Sizin Odalarınız       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

EMRE BERKİN Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

EMRE BERKİN Türklider TV Programı
17.09.2007
Okunma Sayısı : 18880
Oy Sayısı : 8
Değerlendirme : 5
Popülarite : 4,52
Verdiğiniz Puan :
 

 

EMRE BERKİN Türklider TV Programı
.
.
Ünlü bankacı Bülent Şenver, beni gençler ile bir televizyon programı yapmaya davet etti.

Onlarla tecrübelerimi paylaştım.

Duayen bankacı Bülent bey bana program içinde sürprizler hazırlamış.

Hoş bir programda zevkli dakikalar geçirdik.

Silerle paylaşmak istedim.
.
.

izlemek için

.
.

EMRE BERKİN Türklider TV Programı

Deşifresi
.
.
Emre Berkin (EB)
Bülent Şenver (BŞ)
.
.
 

BŞ: Türklider Programına hoşgeldiniz.

Türkiye'nin genç liderlere ihtiyacı var.

Her alanda , her konuda genç lider yetiştirmeliyiz.

Gençlere imkan sağlamalıyız.

Gençlere el vermeliyiz.

Gençlerin önünü açmalıyız.

Gençlerle tecrübelerimizi, birikimlerimizi paylaşmalıyız.

Gençlere örnek olmalıyız.

İşte bu programda gençlere örnek olmuş bir liderle birlikte olacağız.

Bizimle tecrübelerini paylaşacak.

Bu haftaki lider konuğumuz Sayın Emre Berkin.

Hoşgeldiniz Emre Bey.

EB:Hoşbulduk.

BŞ: Emre Bey bugün biz sizi buraya şu nedenle çağırdık. Siz Microsoft Türkiye'yi  önemli başarılara koşturdunuz.

Onun genel müdürlüğünü yaptınız ve genel müdürlüğü yaptığınız dönemlerde şirketin buradaki hem mali yapısını, hem itibarını, hemde Türkiye'deki bir şekilde yaygınlaşmasını sağlayarak Türkiye'yi dünya çapından Microsoft içerisinde dünya çapından çok önemli noktalara getirdiğiniz için.

Aynı zamanda sadece  Türkiye'de  yönetici olarak  kalmayıp bir Türk yöneticisinin yönetim becerilerini dünya yöneticileri içerisinde rekabet edebilecek seviyelere taşıyıp ve orada da önemli ünvanlar elde ettiğiniz vede bir Amerikan şirketi, bir dünya şirketi olan Microsoft'ta en tepedeki bir elin parmaklarıyla sayılan insanlar içerisinde bir Türk yönetici olarak kendinizi kabul ettirip, uzun yıllarda orada görevinizde yüksele yüksele hemde aynı yerlerde kalarak değil, yüksele yüksele çıktığınız için bizler sizi profesyonel yöneticilik konusunda Türklider seçtik.

EB: Çok teşekkür ederim. Sağolun.

BŞ: Sizinle ilgili kısa bir tanıtım kasedi hazırladık.

Hep birlikte bu kasedi izleyelim.

Türklider Emre Berkin sizin hayatınızda bir çok gelişmeler oldu. 

Bazılarını sadece kasette izleyebildik.

Size göre hayatınızdaki kilometre taşları diyebileceğiniz, bir kaçtane önemli gelişme , birkaç tane önemli kilometre  taşı  nedir?

EB: Ben hayatta özellikle profesyonel hayatımda kendimi hep şanslı gördüm.

Çalışmak, tutarlı olmak çok önemli şeyler ama aynı zamanda da doğru yerde doğru zamanda olmanın o şansada inanıyorum ben.

Tabii çalışarak bazen o doğru yere kendiside zorluyor, yaratıyor.

Ama ben şansada inanıyorum.

Hayatta bana bazı şansı veren , bu şanları tanıyan, beraber çalıştığım insanlar oldu. Türkiye'de oldu, yurtdışında oldu.

Ben önemli taşlar olarak hayatımda bu insanlarla tanışmış olmayı  ve beraber çalışmış olmayı  görüyorum.

Şu andaki pozisyona gelmemdede bana verilen görevdede yine beraber çalıştığım insanlara baktığım zaman, ben bir yöneticiyle, müdürümle çalışıyor gibi görmedim hiç kendimi.

Bugün bizim şirketimizin üst kısmındaki insanlarına bakarsanız bir Bill Gates, Steve Ballmer, bunlar sadece birer yönetici birer lider değil aynı zamanda efsanevi diye baktığım kişiler.

Onlarla çalışmak, onlarla çalışma şansı elde etmek, benim en büyük hayatımda elime geçen kilometre taşları olarak görüyorum.

BŞ: Şansa önem veriyorsunuz.

EB: Şansa önem veriyorum.

BŞ: Doğru yerde, doğru zamanda, doğru şekilde bulundum diyorsunuz.

Ama bazen insanlara şans verilebiliyor ama o şansı siz iyi kullanmışsınız. Bazılarıda kullanamayabiliyor o şansı.

Türklider Emre Berkin'e soru soralım dedik.

O kadar çok soru geldiki bu sorular arasında hepsi güzel sorular.

Seçme yapmak gerçekten zor.

Ama bu gelen sorlara ben baktım onumu soruyum?

Bunumu soruyum?

O soru  güzel, bu soru güzel.

Vaktimizin yettiği kadar  içinden seçmek zorunda kaldım.

Ve seçtiğimiz size soruların bir tanesini size  size Sevil Gülen soruyor.

Sorusuna baktığım zaman  zor bir soru ama siz bunu gayet güzel cevaplayacaksınız.

O da sorusunun içinde yinede Bill Gates kelimesi kullanmış.

Sevil Gülen sorunu alalım.

SEVİL GÜLEN: Merhaba, öncelikle siz dünyanın dev bir şirketinde Microsoftta üst düzey  yöneticilik yapıyorsunuz.

Türkiye genel müdürülüğü yaptınız ilk olarak , daha sonra Microsoft sizi Ortadoğu, Afrika bölgesi başkanlığına getirdi.

Hatta bununla da yetinmeyip Avrupa ve  Ortadoğu  Afrika bölge başkanı ünvanını verdi.

Bu gelişmelerde Bill Gates sizde ne gibi özellikler gördü ki  sizi yükseltme kararı verdi.

Sizi genel müdürlükte bırakmayıp üst düzey yöneticilik görevlerini verdi.

Sizi diğer yöneticilerden farklı kılan neydi?

EB: Bill'in önem verdiği şeylerin başında ve bende o kriteri sağlıyorum zannediyorum, güven geliyor.

Belli bir işi , belli bir coğrafrayı ki  onları çok güzel saydınız demin bazen bende karıştırıyorum onları .

Onları teslim etmek açısından oradaki şirketin kaynaklarını, şirketin itibarını teslim etmek açısından güven çok önde geliyor.

Birde Bill'in en önem verdiği konulardan biri , bunu her zaman kendiside yaşayarak bize örnek olarak gösteriyor. Tutku. 

Bazı şeyleri başarma tutkusu , bazı hedefleri koyup o hedeflere varma tutkusu.

Bu bir kör tutku değil fakat o tutkuyu size gerekli enerjiyi veriyor, gerekli motivasyonu veriyor.

Beraber çalıştığınız insanları motive etmek gücünü , enerjisini kendinizde buluyorsunuz.

Bir lidere baktığınız zaman, ben yöneticiyle lideri her zaman ayırmak konusunda çok hassas olmuşumdur.

Lider dediğimiz üç önemli özellik ortaya çıkıyor.

İnanmak istiyorum ki bu üç özellik bende de var. Değişik ölçülerde.

Bir tanesi güvenilir olmak.

Özellikle beraber çalıştığınız insanların size güvenmesi. İkincisi beraber olduğunuz insanlar bilmeliler ki onlara kaşı duyarlısınız.

Onların isteklerine, onların problemlerine ilgilisiniz.

Çünkü beraber çalışacağınız takımdan iş birliği istiyorsunuz, onlara elinizi uzatıyorsunuz.

Gelin beraber el ele verip bir şeyler başaracağız diyorsunuz.

İnsanların eline değmeden önce kalplerine değmeniz lazım.

Sonrada kafalarına, düşüncelerine değmeniz lazım.

Bunu yapmak içinde onları anlamanız lazım.

Onlara karşı onların problemlerine, hislerine karşı duyarlı olmanız lazım.

Üçüncü konuda ki bu üç konu içerisinde kendimi en zayıf gördüğüm konudur.

Bir lider olarak çok iyi iletişim kurmanız lazım.

Gerek kendi takımınızla, gerek kendi takımınızın dışında kalan insanlarla.

Hem değerlerinizi çok iyi iletebilmeniz lazım.

Hem hedeflerinizi, yapmak istediğiniz şeyleri, vizyonunuzu çok iyi iletişim kurarak, beraber takımınıza vererek takımınız yönlendirmek açısından bunların verilmesi lazım.

Biraz uzun bir cevap oldu galiba.

BŞ. Diyorsunuz ki güvenilir olmak son derce önemli. Çalıştığınız kurum size güvenmesi lazım. Ondan sonrada sizin duyarlı olmanız lazım . Duyarlılığı şöyle ben anladım. Çalıştığınız insanların kalplerine değmeniz değil mi?  O çok önemli bir şey. Onların dertleriyle onları insan olarak görmeniz . Ve de iletişim dediniz.

EB: Liderlikle yöneticilik bence oralarda birbirinden ayrılmaya başlıyor.

Klasik yöneticilikte ödül ve ceza yöntemiyle daha çok insanların yönlendirilmeye çalışıldığını görüyoruz.

Onu ben biraz  çobanlığada benzetiyorum.,

Bende o çağrışım yapıyor.

Çoban deyince şimdi koyunlardan konuşmamız gerekiyor.

Biliyorsunuz çobanın en büyük derdi yada önündeki en büyük problem koyunları ikna etmesi gerekiyor ki , kendi çıkarıyla onların çıkarı  aynı yönde.

Halbuki öyle olmadığını hepimiz biliyoruz.

BŞ: Çok güzel. Şimdi benim seçmekte zorlandığım ikinci soru.

O soruda çok güzel yine. 

O da sizin hem Türk yöneticiler hemde Amerika'lı yöneticilerle birlikte çalışmanızdan kaynaklanan bir tecrübenizi merak ederek hazırlanmış  bir soru.

Bu soruyu Emre Er hazırlamış.

EMRE ER: Merhaba . Siz konumunuz gereği hem Amerikalı hem Türk yöneticilerle yakın temaslarda bulundunuz.

Onlarla çalışma olanağı buldunuz. Burada bir çok gözleminiz olmuştur.

Türk ve Amerikalı yöneticileri biribirinden ayıran özellikler nelerdir?

Bu yöneticilerin birlikte çalışırken daha çok  nelere dikkat etmesi gerekir?

Bu konudaki görüşlerinizi alabilirmiyiz?

Birde az önceki iletişimle ilgili aklıma bir şey geldi.

Özellikle teknolojiyle çalışan insanlar da bu iletişim daha fazla mı sorun oluyor? 

EB: Doğru , oluyor. Teknoloji çok kullandıkça mesela onu örnek veririm hep bizim şirketin içinde.

Dahili telefon numaralarını bile bilmiyoruz ezbere .

Çünkü dahili bile olarak birbirimizi aramıyoruz.

Her şey e-mail 'in üstünden , yada mesenger'in üstünden gidip geliyor.

Avantajları var.

Verimlilik artırma açısından ama seninde belirttiğin gibi dezavantaja kaçan bazı yönleride var.

İnsanların iletişim yeteneklerini biraz bastırıyor bazen fazla teknoloji kullanmak.

Asıl soruna dönmek istiyorum.

Mutlaka iyi Amerikalı yöneticiler var. Kötü Amerikalı yöneticiler var.

Keza iyi Türk yöneticiler var. Kötü Türk yöneticiler var.

Ben bu sorunu sende müsaade edersen Amerikalı Türk diye ayırmak istemiyorum da kendini uluslararası  pazara açmış, daha çok dünya yöneticisi, dünya vatandaşı olmuş  karşısında,  lokal sınırlar içinde kalmış olarak alıp öyle cevaplandırmak istiyorum.

Çünkü kendi tecrübelerimede baktığım zaman evet beraber çalıştığım örnek aldığım , onlardan çok şey öğrendiğim Amerikalılarda oldu, Türklerde oldu.

Ama bakıyorum bugün çalıştıklarımada  en değer verdiğim , beraber çalıştığım , onlardan öğrendiğim, örnek aldığım  gördüğüm insanlar arasında bir Kolombiyalı var, bir Meksikalı var, bir Fransız var, bir Hollandalı var, bir Mısırlı var.

Onun için  bunu milli sınırlar yada milliyetle ayırmak pek doğru gelmiyor bana .

Kendi sınırlarını aşmış, dünyaya açılmış, dünyanın neresine giderse gitsin kendini kabul ettirebilen o kültürü almış kendini ona göre yetiştirmiş.

Dünyayla devamlı bir canlı bir bağlantısı olan , dünyadan da enerji elektrik alan insanlar karşıtında,  almayanlar diye soruya bakmak lazım. Ve bugün hangi ülkeye gidersek gidelim bizim kendi ülkemizde dahil, Türkiye'de dahil baktığınız zaman, başarılı insanlara baktığınız zaman  bunların dünyadan ne kadar haberleri olduğunu, dünyayla ne kadar ilişkili her zaman ne kadar canlı tuttuklarını.

Nasıl değişik yabancı diller konuştuklarını, meler okuduklarını, yabancı basını yabancı dünyayı nasıl takip ettiklerini görürüz. Bence o farkları bu gibi özellikler yaratıyor, ön plana çıkarıyor.

BŞ: Diyorsunuz ki ülkeler ayrımı yapmayalım .

Biz sadece iyi yönetici ,iyi olmayan yönetici diye ayrım yapalım.

Ama bizim gençlerimizin de aklında bugüne kadar hep şey kalmış Amerikalı yöneticilerin çoğunluğu iyidir. Türk yöneticilerinde azınlığı iyidir gibi bir imaj kalmış.

Ondan sormuşlar ama Türkler herhalde ileride çoğunluğu iyi yönetici olacak.

EB: Birde Bülent Bey küreselleşmeden konuştukça gün ve gün Amerikalıların özellikle bu konuda geriye düştüklerini görüyoruz.

Avrupalılar ön plana çıkıyor. Uzak doğulular ön plana çıkıyor.

Ortadoğulular ön plana çıkıyor. Eskiden bir çok uluslararası şirketin üst yönetimi daha çok Amerikan ağırlıklıysa şimdi o daha renkli , daha çok milletten, dah açok ülkeden insandan oluşuyor.

EB: Diyorsunuz ki bir gün gelecek Amerikan kültürür almış Türk yöneticiler iyidir demek yerine Türk kültürü almış Türk yöneticiler iyidir diyeceğiz.

EB: Sorular arasında sizi böyle hayal dünyasına götürecek ileriye , çok çok ileriye götürecek .

Belki böyle televizyonlarda izlediğimiz bundan 20 yıl sonrası ne olacak gibi şeyleri merak eden İsmihan Şentürk bir soru hazırlamış. Şimdi sorusunu size soracak.

İSMİHAN ŞENTÜRK. Emre bey  teknoloji çok hızlı gelişiyor.

Ve hayatlarımızıda değiştiriyor bizim.

Mesela bundan 10 yıl önce birine ulaşmak istediğimizde sabredebilirdik, bekleyebilirdik.

Ama günümüzde cep telefonları sayesinde istediğimiz zaman istediğimiz insana ulaşabiliyoruz.

Sorum şu; bundan 20 yıl sonra teknoloji hayatımızı ne kadar değiştirecek?

Onun gelişimiyle beraber hayatlarımızı nereye götürecek?

Bir düş gücünüzüde kullanarak bize bir 20 yıl sonrasını anlatabilir misiniz?

EB: Bence teknoloji bizim hayatımızı kolaylaştırmalı. 20 yıl öncesine baktığım zaman bugün hayatımızdaki zorluklar nelerdir diye düşündüğüm zaman 20 sene sonraki teknoloji bunların birçoğuna adresleyebilmeli. 

Bunlara bir çözüm getirmiş olmalı diye bakıyorum.

Bunların başında sağlık ve sağlık sorunları geliyor.

Biyoloji genetik mühendisliğinde bu konularla bir çok gelişme oluyor.

Bugün başedemediğimiz yada zor başettiğimiz  bir çok sağlık sorunuyla hastalıkla 20 sene sonra  çok kolay.

Başım ağrıdı bir aspirin aldım geçti şeklinde bugünkü ölümcül hastalıklarla 20 sene sonra başedeceğimizi düşünüyorum.

Benim çok zamanım seyahat ederek geçiyor.

Seyahat zamanlarının bir şekilde daha kısalacağını düşünmek istiyorum.

Bir yere varmak için daha çok zaman harcayacağımıza, gittiğimiz yerde daha çok harcayacak zamanınız olsun, kendimze kalsın diye düşünüyorum.

Sizin verdiğiniz örnek çok doğru bir örnek.

Cep telefonları, internet genelde bugün yaşadığımız, on sene öncesinde de yaşadığımız iletişim zenginliğinin çok daha giderek artacağına inanıyorum bende. 

Her yerden, her şekilde sesmiş, görüntüymüş yada sanal dokunuş bile olabilir.

Üç boyutlu şekilde iletişim kurabileceğimize 20 sene sonra inanıyorum .

Ve bütün bu verdiğim örnekler seyahat belki en zoru çünkü oardaki teknoloji sahiden çok yavaş ilerleyen bir teknoloji ama diğerlerinin özellikle 10 seneki hızına bakarsak önümüzdeki 20 senede inmesinin değil daha artarak devam edeceğini düşünüyorum. 

BŞ: Size Ahmet Okumuş bir soru hazırlamış.

O soruyu soracak size yaşadığınız şirket içerisindeki eski anılarınıza götürecek belki. Soruyu alalım.

AHMET OKUMUŞ: Merhaba. Emre Bey her liderin hayatında başından geçmiş bir anısı vardır. Sizinde bizim kulaklarımıza küpe olabilecek Microsoft şirketinde çalıştığınız zaman başınızdan geçmiş olan bir anınızı bizimle paylaşırmısnız?

EB: Şöyle yapalım. Bir taşla iki kuş vuralım. Herkesin bana çok sık merak ettiği Bill Gates'li anılarımdan bir tanesini anlatayım.

Hemde daha Türkiyedeki pozisyonumdan uluslararası pozisyonlara yeni yeni çıkarken olmuş anılarımdan bir tanesi.

Belki de o şansı iyi kullanmış olmalardan bir tanedide olabilir. .

Bill ile Almanyada bir toplantıdan bir toplantıya beraber arabada gidiyorduk.

Bill hep sizi süprizlerle karşılaştırır.

Hiç  bildiğini beklmediğiniz şeyleri bilerek sizi bilerek şaşırtr.

Bana dediki sen dedi son zamanlarda çok Parkistan'da zaman harcıyorsun.

Niye bu kadar zaman harcıyorsun Parkistanda.?

Ben dedimki şununu görüyorum, şunları güçlü görüyorum. Bunları yapmamız gerektiğine inanıyorum.

Bizim için böyle statejik olacağına inanıyorum.

Baktım hiç birine pek etkilenmiyor.

Bill'de o zaman şimdi de öyle Hindistan'a çok meraklı.

Hindistan'a çok inanıyor.

Orada bir dolu girişmlerde bulunuyoruz şirket olarak.

Dedim ki; Hindistan'ın küçük bir ölçeklenmiş şekli dedim.

Hindistan'a çok benziyor dedim.

Nesi benziyor Hindistan'a dedi.

İngilizce konuşan oranı nüfusta çok dedim.

Ama Hindistanda yüzde 6 sadece İngilizce konuşuyor dedi.

Herhalde saniyenin onda birinde , beşte birinde beynim kendisiyle yarıştı yarıştı .

Hindistan'da işte bir kusur milyar insan var, onun yüzde 6 sı altmış yetmiş milyar  kişi ediyor.

Dedimki Billl neredeyse İngiltere kadar İngilizce konuşan bir nüfus dedim.

Durdu durdu doğru  öyle diyorsun dedi.

Sizi süprizde bırakan bildiği şeyler vardır ve bunlarıda konuşurken sizinle sizin bir çok yeteneğinizi en azından ben ölçtüğünü hissediyorum.

Analitik düşünebiliyor musunuz?

Bir yerden başlayıp bir yere varabiliyor musunuz?

İnsanları o konuda ikna edebiliyor musunuz?

Benim Bill'le olan önemli anılarımdan bir tanesidir bu.

BŞ: Çok teşekkür ediyoruz. Ben size gelmeden önce bir ödev verdim.

O da şuydu Türkiye'deki insanlar acaba değerlerini kaybediyorlar mı? Diye çeşitli endişeler var.

Değerlerimizi kaybetmeyelim diye bizde bulunan bazı değerleri bir liste haline getirdim yaklaşık 36 tane değer.

Sonra sordum Türklider  Emre Berkin bu 36 tane değer içerisinden uzun bir listeydi bu değerler içerisinden size deseler ki 6 tanesini sadece alabileceksiniz.

Sizin başarınız için, sizin bundan sonraki hayatınız, bundan önceki hayatınız hepsi içerisinde hangi 6 taneyi seçersiniz?

Çok zor bir seçimdi ama 6 tane seçtiniz.

Bu seçtiğiniz 6 tane şunlardı.

1) Güvenilir olmak dediniz.
2) Umursayan, duyarlı  olmak,
3) Sorumluluk,
4) Özgürlük,
5) Dürüstlük,
 6) Mütevazilik ve alçak gönüllülük.

Ondan sonra biraz daha zorlaştırdım ben işi.

Şimdi başka bir gezegene gidiyor olsanız ve bu gezegene giderken bu 6 değerden sadece 3 tanesini alıp gidebilseniz hangi 3 tanesini alıp gidersiniz? Dedim ve siz şu 3 tanesini aldınız.

1) Güvenilir olmak güveni aldınız,
2) Özgür olmak özgürlüğü aldınız,
3) Mütevazi ve alçak gönüllü.

Şimdi ben size bunların her birini teker teker soracağım.

Ve niçin diye sorduğumda sizden birkaç cümle ile açıklama istiyorum.

Güvenilir olmak dediniz. Niçin?

EB: Güvenilir olmak, insanların güvenini elde etmek çok zor bir şey.

Kaybetmekte çok kolay bir şey.

Ama o zoru başardığınız zaman hayatınız bir yerde kolaylaşıyor.

İnsanlarda sizin için bir kanı oluşmuş oluyor.

Güvenilir. Ve o güvenilirliği sarsmadığınız sürece size yaklaşımları açık oluyor, kapılar sizin için açılıyor, bir çok işi daha kolay yapıyorsunuz.

Sizin verdiğiniz değerlerin bir çoğu da olmazsa zaten o güvenilirliğe ulaşmak çok zor oluyor.

Benim için 7,8 en azından 10 değeride beraberinde toplayan , içinde götüren bir değer.

BŞ: İkinci olarak özgürlük dediniz. Niçin özgürlük?

EB: Özgürlük olmazsa herhalde hayat çok çekilmeyecek bir şey olur.

Özgürlük bir çok açıdan özgürlük  sadece istediğinizi yapabilmek  açısından değil düşünce özgürlüğü, inanç özgürlüğü, ekonomik özgürlük, onsuz bir hayat çekilmez gibi geliyor bana. 

Her şeyin başlangıcı gibi geliyor bana.

BŞ: Üçüncü olarak mütevazi dediniz ama yanında muhakkak alçak gönüllülüğü ilave etmek ihtiyacı duydunuz. Mütevazi ve alçak gönüllü Niçin?

EB: Ben hayatımda huzura çok önem veriyorum. 

Özellikle özel hayatımda huzura çok önem veriyorum.

Kafamın dingin olması , negatif ve kötü şeylerin enerjimi tüketmemesi, açısından .

Ve inanıyorum ki insan daha mütevazi daha alçak gönüllü olduğu zaman o huzura kavuşmak daha kolay.

İnsan kendisiyle yarışmak zorunda kalmıyor.

Kendi kendini yemiyor.

Biraz o insanı büyük bir dinginlik veriyor .

Aynı zamanda da etrafın sizi algılamasını çok değişiyor, daha pozitif oluyor. Öyle düşünüyorum .

BŞ: Türkçe'de bir söz var inanıyor musunuz?

"Çok mütevazi olma inanırlar" gibi. Bazıları böyle burnu çok büyük olur değil mi?

Dengeyimi bulmak lazım.

EB: Bence dengeyi daha mütevaziliğe , daha alçak gönüllülüğe kaydırmanın da hiçbir sakıncası yok.

BŞ: Türklider Emre Berkin, her liderin bir projesi vardır.

Ben şimdi size şunu soruyorum. Bizim bir sanal proje kutumuz var.

Sanal proje kutumuza Emre Berkin projesi diye bir proje atmak istiyoruz.

İleride insallah takip edeceğiz bu projelerimizi.

Türklider Emre Berkin'in sanal proje kutumuza koyabileceği projesi nedir?

BŞ: Türkiyede, ülkemizde de olsun dünyada da olsun  şu anda üzerinde bizzat çalıştığım bir konu olduğu için söylüyorum.

Eğitim alanında yapmak istediğim hem kendim kişisel olarak, hem de şirketimizin olanaklarını kullanarakta eğitim alanında Türkiye'de olsun, Ortadoğuda olsun, özellikle Afrika ülkelerinde olsun .

BŞ: Ne yapmak istiyorsunuz?

EB: Genelde eğitim düzeyini artırmak. Ülkeler arasındaki yada aynı ülke arasındaki , değişik kitleler arasındaki eğitim boşluğunu doldurmak.

O boşluğu kapamak.

Bu hem çok iyi bir iş yaparken, insanların hayat düzeyini sahiden yükseltirken  hemde sonuçta dönüp dolaşıp kendinize de fayda getirecek bir şey olduğuna inanıyorum bunun.

Çünkü bütün dünyanın yada yaşadığınız ülkenin, yaşadığınız toplumun ortalamasını yukarı  çekiyorsunuz.

BŞ: Peki bunu bize ölçelim diye sanal kutumuzda.

Bu sanal kutumuzda eğitimle ilgili somut olarak okulmu açmak istiyorsunuz?

Gençleri eğitmek mi? Sırf 6-12 yaş arasına konsantre olup onlara bilgi teknolojilerinimi öğretmek?

Daha somut olarak ne yapmak istiyorsunuz bu projede?

EB: Şirketimize bizim olanaklarımıza bakarsanız bizim en iyi yaptığımız en iyi anladığımız iş tabiki teknoloji işi.

Onun için hem eğitimde teknolojiyi kullanıp eğitimi daha verimli yapmak, hemde teknoloji eğitimini, öğrenimi  vermek.

BŞ: Bu konuda bütçe ayırıyorsunuz o zaman.  

EB: Tabii. İsterseniz rakamlarda verebilirim.

Çok büyük rakamlar.

Yüzlerce, milyonlarca dolarlık rakamlar bunlar.

Kendimi o açıdan şanslı görüyorum . 

Çünkü benim sorumlu olduğum ülkelerin çoğu bu proje için neredeyse çok açık alanlar.

Onun için projeden de geçilmiyor o açıdan.

BŞ: Türklider Emre Berkin ben önünüzde bir kaset görüyorum.

Biz size dedik ki bize bir sürpriz kaset hazırlar mısınız?

Bu sürpriz kasetle dedik gençlere mesaj vereceksiniz.

Sizde bize eksik olmayın bir kaset hazırladınız.

Bu sürpriz kasedi ben sizden alabilirmiyim? Ve bu sipriz kasedi biz yayına hazırlarken hep birlikte reklamları izleyelim. Türklider Programında Türklider Emre Berkin ile birlikteyiz. Emre Bey kasediniz yayına hazırlandı.

Hep birlikte sürpriz kasedinizi önce izleyelim.

BŞ: Emre Bey sürpriz kasedinizi izledik.

Çok güzel şeyler var orada ama bu sürpriz kasetle gençlere tam ne mesaj vermek istediğinizi tabiki siz bize söylemeden tam kestiremedik.

Orada baktık bir talebeler gördük, bir yabancı gazeteler gördük.

Daha sonra spor yapan hobi  gibi bir şeyler  vardı. Daha sonrada değişik ülkelerin değişik  şehirlerinden bazı görüntüler. Ne mesaj vermek istiyorsunuz? Bunlarla  gençlere

EB: Benim 3 mesajım,  bir tanesi yabancı dil öğrenin.

Ben çok iyi İngilizce hatta çok çok iyi İngilizce konuşuyor adlediyorum kendimi ama hayattada hissettiğim en büyük eksikliklerden birisi daha fazla yabancı dil bilmemek.

Artık İngilizce konuşmak hepimiz için yemek yemek, su içmek gibi olmalı kriter olarak.

Bunun üstüne ayrıca Latin bazlı dillerden bir İspanyolca, bir Fransızca, bir İtalyanca biliyorsanız yada uluslararası iş dünyasında çok çabuk yükselmek istiyorsanız belki o zaman bu yeni pazarlarda çok hızlı büyüyen pazarlarda Çince gibi, Arapça gibi, Rusça gibi, Japonca gibi üçüncü dilide öğrenirseniz, ikinci diliniz kadar kuvvetli olmasa bile ben çok faydalı olacağına inanıyorum.

Dediğim gibi de hayatta kendimde bulduğum, hissettiğim en büyük eksikliklerden biri. Son 3-4 aydır Fransızca derslerine başladım, öğretmenim bana söylemiyor cesaretim kırılmasın diye ama kötü bir öğrenciyim galiba.

 İkinci mesajımda kendinize vakit ayırındı. O da hatta bu konuda egoist olmanızı bile size tavsiye ediyorum. Ne yapın yapın kendinize zaman ayırın. Tekrar enerjinizi kazanacak, kafanızı dinlendirecek, genelde ruhsal olarak dinginleştirecek bazı hobileriniz olsun.

Beni en çok sinirlendiren şeylerden biride boş zamanlarımda kitap okurum,  spor yaparım, sinemaya giderim.

Bence insanın boş vakti olmamalı. Ve sizin hobiniz boş vaktinizde yaptığınız bir şeyde olmamalı.

Kitap okumak boşvakitte yapılan bir şeyde olmamalı.

Boş vakit olmamalı.

Ama kitap okumalı.

Orada da mesela hep aynı tip kitap okumayın.

Çeşitli kitaplar okuyun. Otobiyografiler okuyun. Tarih okuyun, anılar, seyahatnameler özellikle okuyun.

Seyahatname demişken üçüncü verdiğim mesajda mümkün olduğu kadar, elinize fırsat geçtikçe , zamanınız  oldukça, paranız oldukça, bol bol seyahat edin.

Başka kültürleri, başka insanları tanıyın. Seyahat, gidin alışveriş yapın yada kumsalda yatın anlamında demiyorum. Dünya merkezlerine, kültür merkezlerine gidin.

Oraları seyahat edin. Oradaki müzeleri görün.

Oradaki lokal, lokantalarda yemek yeyin.

O insanların kültürünü anlamaya çalışın. Kendi kültürümüzü onlara, kendinizi onlara anlatın. Bu üç mesajdan da benim derleyip harmanlamak istediğim dünyayı iyi tanıyan, açık sözlü, açık fikirli, milliyet olsun, din olsun, dil olsun, ırk olsun  bütün diğer farklılıklara açık , onları anlayan, onlara saygı duyan uygar bir dünya vatandaşı olmak.

BŞ: Çok güzel mesajlar bunlar.  

Öyle  bir bölümkü şimdi az oda olsa sizi eğlendirecek belki bölüm.

Biraz da şaşıracaksınız belki.

Bir göster bin işit bölümüne geldik.

Ben size bir obje göstereceğim .

O objeye beş saniye bakmanızı isteyeceğim.

O objeye beş saniye baktıktan sonra gençlerimize onunla ilgili bir mesaj vermenizi isteyeceğim.

Hazır mısınız?

EB: Hazırım.

BŞ: Şimdi size objenizi gösteriyorum.

Bu obje bir kutu içerisinde böyle bir ölçü aleti.

Bu ölçü aleti kumpas. 1/10 milimetereye kadar hassas ölçe bilen bir alet.

Biraz düşünün, onunla ilgili gençlerimize bir şey söyleyin.

EB: Çok zor bir şey çıktı bana.

Ben üniversitede mühendislik okudum.

Hem lisansım hem üst lisansım olarak.

Galiba mühendislikte çok kullanılan bir şey çok gördüm ama ilk defa elime aldım.

Mutlaka gerekli olduğu yerlerde kullanılması gereken, hassas ölçü yapan, 

Gerekli olduğu yerlerde alternatifi olmayan bir alet, bir cihaz bu.

Oralarda kullanmak lazım ama her yerdede kullanıp hani gözünü çıkarmak denilir ya öylede yapmamak lazım.

Gereksiz yerlerde de bu kadar detaya girip hassasiyete kaçmamak lazım.

BŞ: Diyorsunuz ki gençlere her şey yerinde kullanılmalı.

EB: Gerekli olduğu yerlerde, alternatifi yok. Fakat gerekli olduğu yerleri iyi tespit etmek , öyle yerlerde kullanmak lazım.

BŞ: Gençlerimiz her konuda detaya boğulmamalı.

Ve her konuda bu kadar hassas olmaları gerekmeyebilir.

Gereken yerlerde olsunlar.

Hassas olsunlar. Milimetrik ölçsünler.

Gereken yerlerde de o kadar hassas olmasınlar. Mesaj herhalde bu.

EB: Estetik olarakta, işçilik olarakta çok güzel bir alet.

BŞ: Kumpas böyle bir şey.

Bu mesajıda sizler adına gençlere iletmiş oluyoruz.

Ben bunları sizinle paylaştıktan sonra hep diyorum ki her liderin aklında düşündüğü bir değişim vardır.

Bir şeyleri değiştirmek isterler liderler hep.

Muhakkak Türklider Emre Berkin'in de şu anda değiştirmek istediği bir şeyler vardır.

Yine bizim sanal değişim kutumuza koymak üzere  Türklider Emre Berkin neyi değiştirmek istiyor bu sıralar?

EB: Özellikle ülkemizde toplumsal olarak, ülke insanlarımız olarak dünyayla daha ilişkide daha dışa açık  olmamız gerektiğine inanıyorum.

Ve değiştirebileceksem bunu değiştirmek isterdim.

Deminde birkaç konuştuğumuz  şeyde hem verdiğim mesajlarda , hem bana projemi sorduğunuz zaman eğitim dedim.

Eğitim tabii bunda çok önemli rol oynayan faktör.

Seyahat etmek, yabancı dil bilmek, başka kültürlere açık ve saygılı olmak, bence bunun bir parçası.

Değerler, insanın inandığı değerler bunun bir parçası.

Ve bazı öyle ana değerler varki; toplumdan topluma, insandan insana değişmiyor.

Değişmemesi gerekiyor bence.

BŞ: Masanın üzerinde bir torba var.

Hiç dikkatinizi çekmedi bu kadar süre boyunca belki ama o torbanın bir görevi var.

Çünkü o torbanın içerisinde harfler var.

Sizden bir harf çekmenizi istiyoruz.

Çektiğiniz harfle başlayan bize iyi bir davranış söylemenizi istiyoruz.

Veya doğru bir davranış. Bir harf çekelim.

Bakalım hangi harf çıktı?

EB: "O" çıktı.

BŞ: "O" harfi ile başlayan bir iyi davranış bir doğru davranış olabilir.

EB: Oyun bozan diyelim.

BŞ: Oyun bozanlık bir kötü davranış olarak mı algılıyalım?

EB: İyi bir davranışta olabilir.

BŞ: Bir örnek verin.

EB: İnanmadığınız bir şeyle yanlış olduğunu düşündüğünüz bir şeyle bugünlerde uğraşmak zorundaysanız ve çevrenizdeki herkes,  kimsi onun yanlış olduğunu bile bile , kimisi farkına varmayaraktan hala o yolda ilerliyorlarsa siz orada bir yerde pozitifte oyun bozanlık yapıp çıkıp bu yanlıştır bunu yapmamanız lazımdır , oyun bozanlıksa oyunu bozuyorum . Farkına varmayan arkadaşlar farkına varın . Farkında olupta hala yanlış yapan arkadaşlar kendinize gelin şeklinde "O" yu öyle kullanmak istiyorum. 

BŞ: Boşuna Bill Gates sizi buralara getirmemiş değil mi? O zaman ikinci harfi de kötü bir davranış , olumsuz bir davranış baş harfi için çekiyoruz. "Y" harfi ile kötü bir davranış, olumsuz bir davranış.

EB: Çok kolay bu. Herhalde bu yalan olmak zorunda.

BŞ: Peki neden yalan? Yalan kötü bir şey mi?

EB: Yalan çok kötü bir şey. Demin değerlerden konuştuk. Güvenilirliği yalanın üzerine inşa edemezsiniz.

Özgürlük dedik, özgürlüğün üzerine inşa edersek yada yalandan özgürlük olmaz. En son alçakgönüllülük  dedik .

Yalandan alçakgönüllülük olmaz o zaman tam tersi olur.

Kibirlilik, kendini beğenmişlik oluyor. Bir çok kötülük yalandan çıkıyor.

Bugün kişisel olarak yaşadığımız problemler olsun , ülke olarak dünya olarak yaşadığımız  bir çok şey yalandan yanlışdan  çıkıyor.

Güzel bir harf .

Çok söylenecek şey var.

BŞ: Çok teşekkür ediyorum.

Torba oyununda bize zevkli birkaç dakika yaşattınız. Şimdi meslek etik sorusuna geldik.

Ben size meslek etik ile ilgili hazırlamış olduğum olduğum küçük bir vaka bu.

Bu vakayı size okuyacağım ve sonunda soracağım.

Bu durumda siz olsaydınız ne yapardınız diye? Tacettin Bey , bilişim sektöründe bulunan büyük bir uluslararası şirketin Ortadoğuda bulunan  ülkesinde ki genel müdürüdür.

Ülkede gençlerin bilgisayar eğitimi almalarını sağlamak için çok büyük yazılım ve donanım ihalesi yapılmaktadır.

Eğitim Bakanlığının açtığı ihaleye 3 tane uluslararası şirket, 4 tane de yerli şirket katılmaktadır.

Bu ihaleyi kazanmak Tacettin Bey için çok önemlidir.

İhaleyi kazandığı takdirdede satış hedeflerini tutturacak , büyük bir maaşla şirketin Amerika'da ki genel merkezine gidecek, büyük hisse senetleri  gelirleri sahibi olacak .

İhaleyi muhakkak alması lazım.

Bir gün şirketin pazarlama müdürü Pınar hanım Tacettin Bey'den randevu ister. Der ki; sizinle çok önemli bir konu konuşacağım. Tacettin Bey peki der.

Mesai biter, herkes dağılır, yalnız kalırlar.

Pınar hanım'ı odasına çağırır. Hayırdır der. Pınar hanım şöyle söyler; Tacettin bey ihaleyi bizim almamız çok zor.

Ancak bakanlıktan bana gizli bir bilgi geldi. Eğer meclisteki 500 milletvekilinin her birine şahıslarına ait olacak şekilde 500 adet ücretsiz  notebook, ücretsiz bilgisayar verebilirsek bu ihaleyi bize verecekler.

Rakibimiz vermeyi kabul etmiş. Ama bizde verirsek bakannlık ihaleyi bize verecek. Tacettin bey şaşırır kalır.

Pınar hanım'dan zaman ister. Ben bir düşüneym sonr asana söylerim der.

Odasında oturur düşünmeye başlar.

Ne yapsam?

Ne yapsam? Acaba ne yapsam? Diye.

Türklider Emre Berkin siz Tacettin Bey'in yerinde oslaydınız  ne yapardınız?

EB: Her şeyden önce verileri ve gerçekleri her şeyden önce araştırmak lazım.

Doğru verilerle probleme yaklaşıyormuyuz diye.

Ondan önce bir şey söylemek istiyorum.

Tacettin Bey şansız bir yönetici.

Şansızlığınıda biraz kendisi yaratmış herhalde.

Bütün başarısızlığı , kariyerini önündeki bir projeye bağlı kaldıysa pek iyi konumlandırmamış kendini.

Yanlış anlaşılma olmadığına burada onu iyice araştırmak lazım.

Ondan sonra bu negatif gördüğümüz bi r  olay pozitif olarak nasıl çevrilir ona bakmak alzım.

Burada bence ilk cevaplanılması gereken konu bu verilecek 500 pc kişisel olarak kişilere değil, meclise bir hizmet olarak verilebilirmi?

İkinciside bizim iş modelimiz , iş yapımız, finansal projenin finansal durumu bizim bunu bu şekilde yapmamıza el verir mi?

Yani rakamlar birbirini toplar mı?

Veya bunların ikiside pozitifse bütün olay doğru bir pozitif olaya çevrilebilir.

Neden?

Bizim milletvekillerimiz teknolojiyle daha iyi kaynaşırlarsa , notebook kullanırsa bunun iyi yönleri çok.

Birbirleriyle daha iyi haberleşebilirler.

E-mail yapmaya başlarlar.

Ama bunun bir masa altı bir bağlantıdan açık ve yukarıya çıkarılması lazım.

Gizli saklı bir olay değil doğru ve pozitif bir olay olarak ele alınması lazım.

Pınar hanımla tabii ben bire bir konuşmadım.

Tacettin Bey'in tecrübelerinden konuşuyoruz ama Pınar hanımında o konuyu nasıl aktardığına, aktarırkende ne inançlarla  Ve ne beklentilerle aktardığına göre yönetici olarak Pınar hanım'ın hakkında da iyi olmayan şeyler düşünebilirim.

BŞ: Size çok teşekkür ediyorum.

Ağzınıza sağlık diyorum.

Gençlerimizle Türklider olarak tecrübelerinizi ve zenginliklerinizi paylaştınız.

Bundan sonrada paylaşmaya devam edin.

EB: Bu şansı verdiğiniz için ben teşekkür ederim. Sağolun.

BŞ: Türklider programımızın, Türklider gazetesi bölümüne geldik.

Türklider gazetemizin birinci sayfası hazır.

Hep birlikte birinci sayfasını okuyalım.

Manşete bakalım.

Gençler bizim her şeyimiz, en değerli hazimeniz.

Gençlerimize sahip çıklaım. Bir başka programda birlikte olmak dileğiyle . Hoşçakalın.

.
.


Emre Berkin Türklider Gazetesi


Türklider Emre Berkin'in Gençliğe Mektubu


Türklider Emre Berkin


Gençlerin Sorularını Dinlerken


Bülent Şenver'i Dinlerken


Sohbet


Sohbet


Gençler Arasında


Gençlerle Birlikte


Gençler Arasında


Hoş bir sohbet


Gençlerle


Bülent Şenver ile


Torba Oyunu hakkında izahat alırken


Torbadan bir harf çekerken


HP Tabloid PC'ye Gençlere Mektup yazmadan önce inceleme


Gençlerin sorularını dinlerken


Gençleri dinlerken


Sohbet


Genç Bilişimcilerle Birlikte


Şenver'le Sohbet


Geçlerle Bekleme Odasında


Programa katılan bir grup gençle


Bir grup gençle birlikte


PBS Şirketi yöneticileri ile


DNA Şirketi Yöneticileri ile


Bülent Şenver ile


SKYTÜRK Televizyonu Türklider  Programı Sonrası Gençlerle


Televizyon Çekimi Öncesi Makyaj Odasında


SKT Türk Çekime hazırlık, makyaj yapılırken


Televizyon çekimlerinin en zor bölümü olan makyaj tamamlanmak üzere, son fırça darbeleri yapılırken 


Makyaj Odasında Çekime Hazırlık


TV Program Sonrası Gençlerle


Gençlerle


Gençler Arasında


TV Çekimi Öncesi


Gençler Arasında


Stüdyoda hepbirlikte bir poz


Bülent Şenver ile


Şenver'in verdiği izahatı dinlerken


Çekimden sonra gençlerle birlikte


SKY Türk Stüdyosunda


Gençler Arasında


Türklider Şerefr Defterine Duygularını Yazarken


Tabloid PC ye Gençlere Metup yazmadan önce düşünürken


HP Tabloid PC'de Gençlere Mektup yazarken


Şenver'i dinlerken


Türklider Şeref Defterine Duygularını Yazarken


Bülent Şenver ile


Hoş Bir Sohbet
.


.

Programa kayılan gençler:  Ahmet Okumuş, Fatih Şenbabaoğlu, Serhat YAvuz Okumuş, Osman Payaslı, Murat Başaran, Hayrullah Becmuradof, Gökhan Aslan, Emre Er, Sevil Güler, Ferhat Taban, "smihan Şentürk, Mustafa Ünlügedik, Munise Avdan, Cem Seyfe, Buğra Anıldı, Serkan Durusoy, Robin Yavuz, Esra Süerdem
  


.
.
.
EMRE BERKİN Gözüyle Kimdir Başarıları Linkler Kendi Sesiyle Fotograf Albüm Kitap Tavsiyeleri TV Tüm Yazıları EMRE BERKİN Odası Lider Arama
.
.
.

Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org