Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Lider Odaları       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

UMUR TALU Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

DEVLET, diye gözümüze sokuyorlar ya... İşte Devlet; al gözüm Salih seyret!
27.12.2009
Okunma Sayısı : 3492
Oy Sayısı : 4
Değerlendirme : 5
Popülarite : 3,01
Verdiğiniz Puan :
 

 

DEVLET, diye gözümüze sokuyorlar ya...

İşte Devlet, işte şampiyon!

İşte Devlet; al gözüm Salih seyret!

Biliyoruz ki, bu Devlet yarı sivil, yarı askeri.

Biliyoruz ki, bu Devlet'in güzelliği yanında bir özelliği, "birlik, bütünlük, bölünmezlik,

Anayasa, cumhuriyet, demokrasi" gibi kavramları çok kullanmak, bunları sürekli kem gözlere karşı korumak ve kollamak, lakin hepsini birden "yarı sivil, yarı askeri" çiğneyebilmektir.

Sadece kimi vatandaşını değil; kendini tanımladığı her niteliği iki koldan çiğneyebilen bir Devlet, sivil ve askeriyesi ile böyle büyük devlettir, ondan.

İşte Devlet; işte taraflar:

Devlet'in özel kuvvetlerine mensup Devlet'in iki subayı bir sokakta...
Yakalayan Devlet'in polisi.

Devlet'in sivil hükümet kısmının hemen kanaat getirdiğine göre, Devlet'in iki subayı, Devlet'in Başbakan Yardımcısı'na (ve başka Devlet temsilcilerine) "suikast" hazırlığında yahut adam adama markajda.

Devlet'in silahlı kuvvet ve kudret kısmının neden sonra yaptığı açıklamaya göreyse, Devlet'in iki subayı Devlet'in bir başka subayıyla ilgili istihbarat için Devlet'in Başbakan Yardımcısı'nın sokağında, alan savunmasında.

Devlet'in hakiki olduğunu biliyoruz ama bu Devlet'ten "bir hakikat" çıkar mı?

Bu Devlet'in herhangi bir kısmına, meşrebinize göre belki sual siz güvenirsiniz ama bu Devlet'in tamamından bir "güven" telkin edilebilir mi? Sürekli öldürülme kuşkusuyla veya sürekli öldürme arzusuyla, dahası sıksık kendini öldürme bunalımıyla da yaşayabilen mensuplarla dolu Devlet'in "güvenlik" halinden bir "iyilik, güzellik, güvenlik" umudu doğabilir mi?

Ama bir yandan da mahkemeler, Devlet'i korumak için harıl harıl:

Saymadım, sayamadım; Devlet'in birliğine, bütünlüğüne, büyüklüğüne, bölünmezliğine, şahsiyetine, niteliklerine kasıttan kaç kişi mahkûm, kaç kişi tutuklu, kaç kişi sanık, kaç kişi aranıyor...

Kaç kişi çoktan infaz, kaç kişi öldü, kaç kişi mezarsız kayıplara karıştı bile.

Sürgünler, hapisler, işkenceler, yasaklar, cezalar, tokatlar, kurşunlar... sayılacak gibi mi?

Bir yandan da çeneler şırıl şırıl:

Üniformasını, mazbatasını, hakisini, lacisini kapan; rütbesini, kravatını takan, bulabildiği her kürsüden, meydandan, gemiden, ekrandan bize hep Devlet'in bekasını anlatıyor

Oysa bekasını azıcık unutup zekâsını oluştursalar ortak bir akıl, vicdan ve hukukla!

Sıradan insanlar, sivil iktidar veya askeri kudret muhalifleri, farklı idealleri, özlemleri, fikirleri olan herkes "devlet düşmanı" diye bir damga yiyebiliyor.

Azarlıyorlar, aşağılıyorlar, devletin sanki tapulu sahipleri onlar, ülke sakinlerini benzetebiliyorlar.

Sorsan, hepsi bütün ilimlere, dünyanın bütün meselelerine, evrenin tüm
hakikatlerine vâkıflar...

En iyiyi, en doğruyu, en hakikiyi, mutlaka hep her zaman onlar biliyor.

Sonra biz soruyoruz:

Devlet'in hükümeti mi doğruyu söylüyor,

Devlet'in Genelkurmay'ı mı?

Daha doğrusu...

Devlet'in hükümeti mi yalancı, Devlet'in Genelkurmay'ı mı?

Sorulardan sadece birini soranların, çoktan hakikat, çoktan tespit ve nihai teşhis gibi buyuranlar arasında; kuşku dahi duymadan yazı yazan, gazete yapan, sayfa bağlayanların orta yerinde sessizce soruyoruz:

Hakikat ne?..

Devlet'te hanginiz yalancısınız?

Hanginiz daha çok yalancısınız?

"Hükmi şahsiyetleriniz"i saygıyla seveyim; bize hangi güvenlikten, hangi hakikatten, hangi bütünlükten bahsederseniz bahsedin, bunca hıyanet, perişanlık, çürümüşlük içinde, onca lafınız, bize vız gelir vız!

Bir de medya:

Gazetecilik ne zamandan beri, asla kuşku duymama, hakikat adına bir kuşku üstüne her açıdan adım adım gitmektense, her hapı hepten yutma veya hepten yok sayma mesleği oldu.

Sana da soruyorum gülüm!

Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org