Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Lider Odaları       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

TÜRKAN SAYLAN Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

Hayal kurarak başardım
25.01.2009
Okunma Sayısı : 11190
Oy Sayısı : 14
Değerlendirme : 3,57
Popülarite : 4,09
Verdiğiniz Puan :
 

 

Hayal kurarak başardım

Prof.Dr.Türkan Saylan

.

.

Sayın Leyla Umar!ın benimle Vatan gazatesi için yaptığı söyleşiyi paylaşıyorum.

.
           .   onu dinlemek izlemek için
.
.

 Hayal kurarak başardım Dr. Türkân Saylan'ı yarım asır önce tanıdım...

Leyla Umar

Küçük kız kardeşi Turan ve annesiyle Vaniköy'deki yalılarında yaşıyorlardı.

Türkân Saylan, anı kitabında, çalıştığı için eşinden bir tokat yediğini yazınca aynı tecrübeyi yaşayan birçok kadın rahatlamıştı.

Onun kanser olduğunu ve bir göğüsünün alındığını duyunca ağlayarak hastaneye koşmuştum.

Odasında asistanlarıyla şakalaşıyordu. Gözyaşlarımı görünce sert bir sesle "Ağalayacaksan çık dışarı!.." diye bağırdı. Çıktım... Uzun süre odaya dönemedim.

Yıllar sonra onunla bir dostun cenazesinde yanyana duruyorduk. Kulağıma "Leyla, kanser karaciğerimde tekrarladı; artık 'Ona'kırgınım" derken başını göğe kaldırdı.

O günden sonra onu ne zaman arasam sesi neşeliydi.

Ama birkaç gün önce telefonda; "Bu sefer kanseri karnımda taşıyorum" dedi.

O gün Arnavutköy'ün en işlek sokaklarından birinde yaşayan Saylan'la oturup, geçirdiğimiz günleri konuştuk.

Köpeğini ve kedisini paylaşamadık.

Ziyaretçileri akın etmeye başlayınca sohbetimiz sona erdi. Artık telefonlarda devam ediyor.

Birkaç gün önce de evine gittim. Amacım onu konuşturmaktı.

Türkan Saylan'ın nasıl bir sessiz kahraman olduğunu anlatmaktı.

Beni kırmamak için konuştu... Cüzzama karşı verdiği mücadeleden kız çocuklarının eğitimi için verdiği çabaya, çocuklarıyla ilişkisinden hastalığına ve hayallerine işte Türkân Saylan'ın bizlerle paylaştıkları:

"Yıllardan 1983... Van'ın Bahçesarayı'na taramaya gittik. Her yıl Anadolu'ya cüzzam taraması için bir grup götürüyorduk. En çok cüzzamlı hasta o yıllarda Anadolu'da vardı. Doktorlar ve hemşirelerle birlikte meraklı öğrencilerin ilgisini çekmek için ilanlar hazırlamıştık. On tane son sınıf öğrencisi ile iki hemşire... O gönüllü çocuklar birbirlerini kaybetmediler. Doçent oldular, profesör oldular...

Hastaların adreslerini devletten aldık; elimizde bir liste, nerede hasta varsa evlerini kapı kapı, köy köy gezdik. Bu araştırma bütün yaz aylarında devam etti. Her yaz Doğu'ya, kışları Batı'ya gidiyorduk. 10 kişilik ekiple ve aldığımız şoförlü arabalarla ilaçlarımızı, laboratuarımızı götürüyor ve herkesi muayene ediyorduk...

Cüzzamlı hastalar acıyı hissetmiyor yani sıcak su ile soğuk suyu ayıramıyor... Yalnız tüberküloz için kullanılan ilaçlardan yararlanıyorlardı.

Fakir olduklarından hiç kimse onlar için özel bir çalışma yapmamış. Biz hepsini ziyaret edip tedavilerini yapıyorduk. Hepsi de iyileştikten sonra çalışmaya başladı.

İki yıl önce "ÇAĞDAŞ YAŞAM" ın gençlik toplantısını yaptık, bizim için çalışan bir doçentimiz vardı; dağcılıktaki başarıları ile ünlüydü. Bizi evine davet etti. Kapıyı açınca yetiştirdiğimiz çocuklar çevremizi sardı. Eski fotoğrafları gösterdiler o günlere ait hikâyeler anlattılar. Onlarla konuştuktan sonra: "Çocuklar bu buluşma çok güzel oldu. Ama bu anlattıklarımızı aynen yazacağız. Sadece toplanıp birbirimize hatırlatmak için değil" dedim.

Herkes bu önerimi ciddiye aldı. O yıllarda yaşadıklarını yazdı, kendi görüşlerini anlattı. Ve belki inanmazsınız ama bugün o çocukların hepsi profesör veya doçent; daha doğrusu hepsi iyi bir hekim ve en önemlisi iyi bir insan oldular.

O gün orada doktor namzetleri "Hangi dala gireceğiz?" diye kara kara düşünenler, birileri otopsi deyince korkudan ağlaşıyorlardı. Birisi "Ben beyin cerrahı olacağım" derken öbürü "Ben nörolog olacağım" diyor, diğeri psikologlukta kararlıydı.

Geçenlerde Çapa'da çalışan bir profesör arkadaş "Biz hepimiz bir yerlere dağıldık ama kötü bir şey yapmadık" demiş. Biri Almanya'da yaşıyor, orada profesör oldu. Tebrik edenlere teşekkür ederken: "Hayatım Türkiye'de başladı" derken ağlamış.

Şimdi hazırladığımız kitap için herkese "Biz 20 yılda ne yaptık?" diye soruyoruz; onların yanıtlarının envanterini çıkardık. 10 yılda toplam 36 bin 600 kıza burs verdiğimizi öğrenince heyecanlandım. Ve hemen kurucu üyelerimizi buldum; hepsinden yazı istedim.

Aralarında Aysel Ekşi, Aysel Çeliker gibi arkadaşlarım da var. Birlikte olunca yıllar sonra hâlâ o günleri anıyoruz. Örneğin bizimle çalışanlardan biri diyor ki; "Bir gün bana biri telefon etti.

Telefondaki ses 'Fatih Kız Lisesi'nin derneğini bile kurmuşsunuz, bizim derneğimizi de kurun lütfen' dedi. Ve işte o ses beni bugünlere getirdi"...

İyi bir anne miyim? Bazen çocuklarıma; "Ben sizi çok ihmal ettim, hiç iyi bir anne olamadım değil mi?" diyorum. İkisi de bana "Anne, evet, sen her dakika başımızda değildin çünkü çok çalışıyordun ama bize en önemli şeyi, kendi ayaklarımızın üzerinde durmayı öğrettin. Bu her şeyden değerli" diyorlar...

Çocuklarıma 'hayır' demeden öğrettim

"Son zamanlarda insan durmadan kendisini eleştiriyor, yaşamını gözden geçiriyor. Ben de kendi kendime konuşuyorum "Ne yaptım ben? Doğru mu yaptım, yanlış mı yaptım?" diye...

Bunu yaparken fark ettim ki, bütün işlerin başarıya ulaşması için ilk önce hayal kurmak lazım.

Hayal kurmadan bir şey olmuyor; mesela ben çocuklarımı da hayal kurmaya alıştırdım. Daha doğrusu hayallerini bozmadım.

Örneğin; bir arkadaşım bize misafir gelmişti. Bahçelievler'de oturuyordum o zamanlar... Fakülteye gidiyordum ve başasistandım.

Küçük oğlum Çınar sabah gelip "Anne arkadaşlarla Gülhane parkına gideceğiz, para istiyorum" dedi.

"Parayı ne yapacaksın oğlum?" diye sordum,

"Aslan satın alacağım" dedi.

Arkadaşım da öğretmen. "Peki çocuğum" dedikten ve parayı verdikten sonra uçarak gitti.

Arkadaşım sonra o günü anlattı; içinden benim için "Bu ne garip bir anne...

Demeliydi ki 'Çocuğum orada aslan satmazlar, hem alsan da nereye koyacaksın?' Türkan'ın çocuğu caydırması gerekirdi, niye böyle yaptı anlayamadım" gibi bir sürü şey düşünmüş.

Akşam oldu, çocuklar yemek saati geldiler.

İçeri girince arkadaşım dayanamadı, "Nerede aslan?" diye sordu.

Oğlum: "Satmıyorlar Fazilet Teyze" dedi.

Arkadaşım hâlâ içinden diyormuş ki, "Bak Türkân gene bir kere bile sormadı çocuğa." Ama sonra bana dedi ki: "Düşündüm ve anladım ki, sen bilerek yaptın bunu." Çünkü çocuk terbiyesinde bu çok önemli bir şey "hayır" demeyeceksin.

"Dene bakalım, becerebilecek misin?" diyeceksin.

Uçak alacağım, aslan alacağım...

Bak bakalım alabilecek misin?

Nasılsa alamayacak ama bunu onun kendisinin öğrenmesi lazım.

Yani hayal kurmak çok önemli.

Ben hâlâ hayal kurarım.

Yapmak istediğim her şeyin önce hayalini kurarım.

Kızlarımız için geliştirdiğimiz projeye hayal kurarak başlarken bile hayal alemindeydim.

Siirt'te Pervani köyünün kaymakamı 15 yıl önce 17 kızımız için bize telefon etti.

Bana "Hocam, burada lise var fakat hiçbir kız liseye gidemiyor; çünkü çok fakirler.

Sadece 17 kız bitirdi sekizinci sınıfı, eğer burs bulursanız ben onları liseye göndereceğim ve bu yörede ilk defa liseye giden kız olacak" dedi. Tabii biz, ne yaptık ettik bulduk bu parayı.

Bu proje de mutlu sonla bitecek

"Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nin hocalarından Ayşe Yüksel'le birlikte çalışıyorduk hastanede.
Üniversite hocasıyım ama başhekimlik yetkim vardı. Ben 21 yıl ücret almadan oranın başhekimliğini yaptım. Üniversiteden hoca maaşımı alıyorum ama öbür tarafta da gönüllü çalışıyordum. Sonra "Bir ilçeden her yıl 20 kız mezun oluyor. 20 kız bulsak, her ilçe için şu kadar para eder" diye düşündük. Biz o paraları da bulduk ve 500 kızın okumasını sağladık.

Kızların her birinin dosyası var; ailesinin sabıka kaydı dahil her şeyi topluyoruz ki, iş sağlam olsun. Kısa bir sürede 500 kızın okumasını sağladık. Sağladık ama nasıl sağladık? Tunceli Valisi Mehmet Ali Bey vardı, çok iyi bir insandı. Mehmet Ali Bey'in hanımı da öğretmendi.

Onun zamanında hiçbir olay olmadı, bir gün patırdı gürültüyü duyunca "Ne oluyor?" diye sordum. "MHP kontenjanından vali geldi" dediler...

İşte o zaman vali bey dedi ki, "Siz 20 tane öğrenciyi bize gönderin, biz size 20 tane kontenjan ayırdık." Bir baktık ki, 400 çocuk sırada bekliyor. Onun üzerine biz de 500'e çıktık; ve başladık para toplamaya.

Hayal ediyorum ya, hep hayaldeyiz, plan program yapamıyoruz bile...

Ayşe'yle bir gün oturmuş hastane işlerini konuşuyoruz, Ayşe "Utanmak lazım" dedi.

Ben "Utanıyorum" dedim, "500 tane kız yeter mi, koca Türkiye'de bu kadar okuyamayan, parasızlıktan okula gidemeyen kız var, bu kadar da para var insanlarda...

Her gün gazetelerde okuyoruz. Niye '500 kız' diye bir program yapmayalım." Tabi arkadan süratle rakkamı 5 bin'e çıkardık.

Sonra oturup her şeyi kafamızda planlayıp düşünmeye başladık. İnanın, bir hafta geçmedi Sibel Asna telefon etti: "Elinizde iyi bir proje varsa, beraber çalıştığım firmaya projenizi sunacağım" dedi.

Gökten inen bu teklifi Sibel "Turkcell"e sundu. Şimdiye kadar 36 bin 600 çocuk okuttuk.

Ama hayalim 100 bin...

Hayalini kurmaya başladığım her proje gibi bu da mutlu sonla bitecek.

İSLÂM!

Şimdi ülkemizde hiçbir şekilde boş bırakılmaması gereken bir durum var. Bizi tamamen ılımlı İslam'a döndürmek istiyorlar. Bunun mücadelesini yapıyorlar.

Bizim bile hâlâ "Çağdaş Yaşamı Destekleme Vakfı Derneği" adına Fethullah Gülen'le davalarımız var.

Bize attıkları iftiralara bakarsanız; ne hırsızlığımız kalıyor, ne namussuzluğumuz... 9 profesör arkadaşımız hakimin karşısına diziliyor...

Ben her davaya inadına gittim ve hepsine gideceğim...

.
.

Prof.Dr.Türkan Saylan
.

.

.
.
TÜRKAN SAYLAN Gözüyle Kimdir Başarıları Linkler Kendi Sesiyle Fotograf Albüm Kitap Tavsiyeleri TV Tüm Yazıları TÜRKAN SAYLAN Odası Lider Arama

.
.

Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org