Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Lider Odaları       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

TÜRKAN SAYLAN Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

HEDEFLE, YÖNET... GERİSİ BASİT
22.04.2006
Okunma Sayısı : 13549
Oy Sayısı : 21
Değerlendirme : 4,43
Popülarite : 5,86
Verdiğiniz Puan :
 

 

HEDEFLE, YÖNET … GERİSİ BASİT
 Türkan Saylan
 .

.
.
.
Vs dergisinin benimle yaptığı bir söyleşiyi sizlerle paylaşmak istedim.


Vs dergisinin benimle yaptığı söyleşi:
.
.
.

Toplum gönüllüsü deyince akla gelen isimlerden biridir. Prof. Dr. Türkan Saylan. Başarıya uzanan yolun hedefi belirleyip kararlılıkla yürümekten geçtiğini söyleyen Saylan

"Tam bir proje bitip mutluyum dediğimde bir başka proje başlar. Son anıma kadar bu projeler devam edecek."

Türkan Saylan'ın  öyküsü, başarıya uzanan yolda karşılanan engellerin nasıl aşılacağına dair bir ders gibi

"Yaşamdaki zorluklar beni engellemek yerine daha da istekli kıldı"

diyen Saylan, başarıya ulaşmanın bir sır içermediğini vurguluyor.

"Hedefini belirleyip kararlı olacaksın ve zamanı iyi yöneteceksin. Hepsi bu! Kadın ilerlemekte kararlıysa evinin işini, çocuklarını planlayabilir.Etrafında vıdı vıdı edenlere aldırmaz, yolunda yürür. Zamanı iyi  planlamak en önemli konu.Banyoya ve giyinmeye ancak beşer dakika ayırırım ama sabah kahvemi müzik dinleyerek en az 15 dakikada içerim. Acelem varsa beş dakikada karnımı doyururum. Yoksa bir saatte keyifle, gazete okuyorak yemek yerim.Büyük engellerle karşılaşıldığında radikal kararlar alınmalı. Örneğin  ben evlilik yürütemiyorum, sürekli projelerini düşünen bir kadınla evli olmak kolay değil"

diyor.

Adı  sivil toplum kuruluşlarıyla özdeşleşen Saylan, Cüzamla Savaş Derneği ve Vakfı'ndan Öğretim Üyeleri Derneği'ne , Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nden Kandilli kız lisesi Kültür ve Eğitim Vakfı'na  kadar birçok kurumun kurucusu ve başkanı olarak görev aldı.

"Uluslar arası Gandhi Ödülü"'nden  "Kuvayi Milliye Ödülü" ne, "Yılın Kadını" (1990) Ödülü'nden "Yılın En Yürekli Kadını" (2004) Ödülü'ne kadar pek çok kurum ve kuruluştan ödül alan Saylan; ÇYDD' nin  Genel Başkanlığı'nın yanı sıra TÜRKÇAĞ ve KANKEV  Vakfı'yla Cüzamla Savaş Derneği Başkanlığı'nı sürdürüyor. Saylan, ulaştığı bu noktaya  karşın başlangıçta yalnızca "işe yarayan bir hekim olmak" için yola çıktığını söylüyor.



Vs.Günümüzde insanlar en çok zaman sıkıntısı çektiklerini söylüyor. Az zamanda farklı alanlarda pek çok başarılı işe imza atmış biri olarak bunun sırrını anlatabilir misin ?


Koluma baktığınızda sırrı görebilirsiniz. Saati kolumdan hiç çıkarmam.Çünkü zamanı ayarlayabilmek çok öenmli.Uygar insanlar bunu yapmak zorunda. Bir tane ajandam bulunuyor. Ajamdamda her gün ne yapacağım ve ne yaptığım yazılı.

Her Pazar akşamı ajandama bakarım ve önümdeki haftayı bir kere daha planlarım. Gideceğim yerleri ayarlarım ve tedavi günlerimi ajandaya göre düzenlerim. Bu planlamadan sonra boş kalan zamanlarımı da ayrı bir defterde bulunan yapmam gerekenler listesinde alarak doldururum.

Her şeyi planladıktan sonra arkadaşlarıma söylerim ve onlar da organizasyonu yapar. Açılışlar, davetler, toplantılar ayarlanır ve yürütülür. Televizyon programı izlerken bile takvimime göre seçim yapıyorum. "Bunu seyretmeliyim" diye kendime notlar alırım.


Vs.: Neler Seyredersiniz?


Dünyada ve Türkiye'de olup bitenleri takip ederim.Her gün 11.00'de CNN haberlerini izlerim. Sabah erken kalktığımda sabah haberlerini muhakkak izlerim. Türkiye'yle ilgili tartışmaları takip ediyorum.

Her gün izleyecek bir film bulamaya çalışıyorum. Her hafta takip ettiğim tek dizi "Yabancı Damat" Yabancı Damat'ın  felsefesini ve esprilerini çok beğeniyorum . Onun dışında başka hiçbir diziyi ne izliyorum ne de adlarını biliyorum.

Kendimi çok yorgun hissettiğim akşamlarda National Geographic'i izliyorum. Hem insanlarla hem hayvanlarla ilgili belgeselleri takip etmeye çalışıyorum.

Cumartesi ve pazarları sabah haberlerini muhakkak izlerim. Eskiden bir tek Cumhuriyet okurdum, bugün günde beş gazete okuyorum. Ama okurken bir o gazetenin bir de öteki gazetenin verdiği aynı habere bakıyorum ve hangisinin  en sağlıklı olduğuna karar verip onu okuyorum.


Vs: Masanızda Emre Altuğ CD'si görüyorum. Dinlermisiniz ?


Emre Altuğ armağan etti.Düzenlediğimiz bir organizasyonda sahne aldı. Çok beğendiğim bir insan. Kızları okutma projemizde bizlere çok destek veriyor. Yeni çıkan CD'sini de hemen göndermiş. Ben genellikle nostaljik takılıyorum.Zaman bulursam dinliyorum. Daha geçen gün Ankaradan epey CD aldım. Pink Floyd, Maria Callas, Tom jones gibi bizim dönemimizdekileri tekrar hayal ederek dinlemeye çalışıyorum.


Vs.: Bu yoğun tempoda ev işlerine vakit ayırabiliyor musunuz?


Evde yemek yapıp, bulaşık yıkamayı çok seviyorum. Ama ütüden nefret ederim. Bazen ütüyü neden sevmiyoum diye kendimi incelemeye çalışıyorum. Ama herhalde bunun bir geçmişi var Çoçukluğumda babamın durumunun çok iyi olduğu dönemde eve çamaşırcı, ütücü gelirdi. Ütücü hanım sabahtan akşama kadar bir oda dolusu çamaşırı ütülerdi.

Babam daha az para kazanır oldu ve olanaklarımız azaldı. Bu işlerin hepsi annemin üzerine kaldı.Annem çamaşırları yıkar ve ütüyle kuruturdu. Her tarafı buhar sarardı.

Anneme çok üzülür, acırdım.

Bekli de bütün bunlar beni ütüden soğuttu.

Bu yüzden çocuklarımı yetiştirirken hem kendime hem çocuklarıma ütü istemeyen giysiler aldım. Böylece ütüye zaman ayırmadım.


Vs.: Diğer işler?


Kafam doluyken soğanı, sarımsağı, domatesi doğrayıp güzel bir yemek yapmak, sebze soymak iyi geliyor.Çocukluğumuzda annem  kalan ekmeklerden üzümlü puding yapardı. Ben onları hiç beceremem. Evliyken kayınvalidemden dolma, sarma gibi pek çok yemek öğrenmiştim. Kimsenin istemediği, zor gibi görünen yemekleri yapmaktan hiç çekinmedim. Ama sonraki dönemlerde zaman daha çok önem kazanmaya başladı. O zaman da  pratik olmayı öğrendim.


Vs.: Günümüzde her alanda yozlaşma olduğu söyleniyor.Geçmişinize baktığınızda  günümüzde yozlaşan neler görüyorsunuz.?


Hep ileriye baktım.Hiç geriye bakmadım. Dünyada büyük bir değişim olduğunu biliyorum.Bu bir yozlaşma olarak da görülüyor.Ama  bunu böyle damgalamak istemiyorum. Bu bir değişim ve bunu anlamaya çalışırsak, belki o kadar kötümser olmayız diye düşünüyorum.Benim çoçukluğumda benim çocuklarımın çocukluğu ve torunlarımın çoçukluğu kuşkusuz birbirinden çok farklı. Ama mutluluk açısından bakarsak o yıllarda belki daha basit sorunlarımız vardı. Ama biz bu basit sorunları büyütüyorduk.

Bugün dünya büyük sorunlarla boğuşuyor.Bizim dönemimizde iletişim araçları yetersizdi. Televizyon bile yoktu. O yüzden ilgi alanlarımız, üzüntülerimiz ve mutsuzluklarımız belli idi. Küçük şeylerden mutlu olmayı da öğrenmiştik.Şimdi zaman değiştiği için geçlerin daha çok sorunu oluyor.

"Ah eski zamanlar" diyebileceğim bir şey yok.Ama çocukluğumuzun bahçeli evlerini arıyorum.Hayvanlarla, bitkilerle iletişimimizi arıyorum. Bu günkü çocuklar, apartman çocuğu. Bu doğayı, insanları tanımamalarına, yalnızca ders çalışmalarına üzülüyorum.

Biz öyle değildik. Sokakta oynardık, mahalle içinde dostluk kurabilirdik. "Eski dostluklar azaldı" deniyor, ama ben  Arnavutköy'de oturduğum için komşulukta sürüyor.

Evimde hala bir köpeğim iki kedim var. Eski bir tahta evde oturmanın mutluluğunu yaşıyorum. Sonuç itibariyle eski yaşantımdan çok da yoksun değilim.


Vs.: Türkiye 'de sosyal sorumluluk çalışmalarına ilgiyi nasıl buluyorsunuz?


Yaklaşık yirmi yıl önce dünyada sosyal sorumluluk çalışmaları neredeyse yoktu. O zamanlar bir ilaç şirketi beni  Basel'e çağırdı."Çalışanlararımıza konuşma yapmanızı istiyoruz" dediler. "Ne ilgisi var?" diye düşündüm.Bizim gerçekleştirdiğimiz cüzzam taramalarımızın ilacını gönderiyorlardı."Biz bu ilacı üretiyoruz  ve bunun için burada birçok insan çalışıyor. Firmaya yalnızca kar sağladıklarını zannediyorlar. Ama Türkiye'deki hastalara ücretsiz ilaç sağladığımızı bilirlerse çok daha mutlu çalışırlar" dediler.

Benim bildiğim ilk sosyal  sorumluluk projesi bu oldu.Şimdi herkes bir şey yapmaya çalışıyor. O zamanlar oraya gittim ve anlattım.Herkes ilgiyle dinleyip mutlu oldu.Bugün arkadaşlarıma;

"Boş zamanları değerlendirme olayı bitti" diyorum. Çümkü boş zamanlarımızı resim ya da nakış öğrenmeye giderek değerlendirebiliriz. Sosyal sorumluluk hem birey açısından hem kurum açısından üzerinde durulması gereken bir konu. Kendimi ülkeme karşı borçlu hissediyorum. Türkiye'de benim gibi olabilecek milyonlarca insan var.

Benim gibi olamayanları, oldurabilmek için açmam gerekiyor. Şirketler açısından sosyal sorumluluk projeleri seçilirken "Basında ne kadar çıkarım?" "Kolay, ama basında çok çıkacak bir şey olsun" ya da "Bütün çalışanlarımızla katılabileceğimiz, sürekliliği olan, ucu açık proje olsun" diye bakanlar var. Dolayısıyla bunları birbirinden ayırmak gerekiyor.Dünyada herkes birbirine yardım etmeye çalışıyor. Çünkü öbür türlü hayat çekilmez olur ve yalnız kalırsınız. İşe yaramadığınızı hissedersiniz.


Vs.: Türkiye'de  hem anne hem lider olmak ne kadar zor?


Doğu toplumlarının geleneklerinden gelen erkek egemenliği bizde her yerde hakim. Paylaşmayı öğrenmemiz gerekiyor.Erkeklerin çok olduğu bir kurumdaysanız, seçimi erkekler kazanıyor.Kadına bir erkeğin oy vermesi, kadını seçmesi kolay şey değil. Egemenliğinden bir fedakarlık yapmış gibi görüyor kendini.Kadın da tam aksine "ben ancak bu kadarını yapabilirim" diye şartlanmış.

"Ben buraya başkan olursam, evdeki işlerim kalır, sonra başım derde girer" diyor ya da "Sen beceremezsin.Hep yanında bir erkek olması lazım" diye şartlanmış. Bu belki de genlerimize işlemiş. Tabii kadın sorumluluk aldığı zaman ev koşullarından çıkıp o işi yürütmek çok zor gibi gözüküyor. Oysa kadının elinin deydiği yerde şiddet biraz daha azalıyor. Saldırgan erkek modelini uygulayan, tırnaklarımla geldim, bundan sonra dediğimi yaptıracağım diyen korkunç kadınlar da var. Ama onları da ben kadın modeli olarak görmüyorum.


Vs.: Bir sivil toplum kuruluşlarında lider olmanın bir şirkette lider olmaktan farkları neler?


Kendi hayatımda davranışlarım, yöntemlerim, yönetim şeklim hiçbir şekilde değişmiyor. İnsan nasıl kolay kolay kişilik değiştiremezse, yöntem de değiştiremez. Aynı yöntemlerle bir şirketi de yönetebilirsiniz, hastaneyi de, sivil toplum örgütünüde. İnsana değer vermeniz ve paylaşmanız çok önemli. Tabii ki lider olarak sizin kafanızda birtakım şeyler olacak. Liderin en önemli özelliği bence her konuda bilgi sahibi olmak. Her konuyla ilgilenmek; bu bilgi ve ilgiyi kişilere yönlendirmek.

Örneğin gelen bütün mail'lere bakmak zorunda hissediyorum kendimi. Nereden ne gelmiş, kim ne demiş, onları sonra arkadaşlarıma dağıtıyorum. Haliyle annelik, anaçlık görevinide yapıyorum. Bunu her yerde yapmanız gerekiyor. Diğerlerinden biraz daha fazla çalışmalısınız. Onlara bilgi akışı sağlamalısınız. İlgilerini canlı tutmak için bireylere göre ayrı düşünce üretmeniz gerekiyor.Onlara yapamayacakları bir işi yükleyerek başarısızlığa uğramak yerine onları tanıyarak hangi işlerde başarılı olduklarna göre görevlendirme yaptığınızda şirket yönetiminde de sivil toplum kuruluşu yönetiminde de başarı şansınız artar.


Vs.: "Yaşamım boyunca bunu muhakkak bitirmem gerekiyor" diye düşündüğünüz bir proje var mı ?


Sürekli var.Kız eğitimi projesinin 100 bine çıkmasını istiyorum. Bunun için 20 şirket daha arıyorum. Bu proje sonuçlandığında başka bir şey bulurum. Hayatımda her zaman bir proje bitip tam mutlu olduğumda  başka bir proje başlar . o yüzden zannediyorumki son  anıma kadar bu projeler devam edecek.

  

 

Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org