Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Sizin Odalarınız       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

YAŞAR NURİ ÖZTÜRK Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

AB'den Derhal Çekilmeliyiz
03.07.2005
Okunma Sayısı : 5448
Oy Sayısı : 7
Değerlendirme : 5
Popülarite : 4,23
Verdiğiniz Puan :
 

 

AB’DEN DERHAL ÇEKİLMELİYİZ! 22/06/2006



Onlar bizi “İstemezük” diyerek atmaya çalıştıkça biz, kişiliksiz ve karasevdalı bir tutumla “Hayır, isteyecekseniz” diyoruz; o zaman da istedikleri her şeyi vermek bizim kaçınılmaz kaderimiz oluyor.

Bu aymaz ve talihsiz süreci bitirip artık “Biz sizi istemiyoruz!” diye bağırma noktasına gelmemiz şart. Aksi halde, istedikleri ve asırlardır amaçladıkları her şeyi alıp ondan sonra kapının önünden kovacaklar.

Türkiye, müzakere süreci adı altında, kendisinden istenenleri bir bir veriyor ve yavaş yavaş Yugoslavyalaştırılıyor.Yani parçalanma noktasına getiriliyor.

Artık şu AB masasından kalkmalıyız. Bu masadan kalkmaz isek tarih ve Tanrı bu masayı bizim kafamızda kırıp belimizi, kaburgalarımızı parça parça edecek.

Masadan kalkmamız hayallerini karartacağı için bizi masada tutmak üzere 17 Aralık’ta tarih verdiler. Neyin tarihi bu? Masada kalmaya devam etmemizi sağlayıp istediklerinin kalan kısmını almanın tarihi.

Yani aldatma ve tüketmeyi sürdürmenin kara tarihi. 17 Aralık sadece bir kara tarih değil, kelimenin tam anlamıyla bir kara talih...

Kara talih, Haçlının bizden istediği her şeyi verdirecek; sonunda onurumuzu ve bağımsızlığımızı da verdirecek.

Bu kara talihi yırtıp atarak masadan kalkmalıyız.

Türkiye, masadan kalkmadıkça, kara talihin altında kalkamaz.


Biraz daha ayrıntılı bakalım:

Gümrük Birliği,
18-19. yüzyıl sömürge antlaşmalarına benzer bir tavırla bizi tutsaklaştırıyor. AB-Türkiye arası en üst düzey karar organı olan Ortaklık Konseyi, bu pranga antlaşmaya dayanarak sürekli dayatmalar yapıyor:

İstediklerine bazı örnekler:

1.Çin’den gelen tekstil ürünlerine kota koymasını AB şirketlerinin çıkarlarına zarar verdiği gerekçesiyle kaldırmasını,

2.Yabancı yatırımların önündeki engellerin yani yabancıların rahatsız olduğu engellerin kaldırılmasını,

3.Bankacılığın yeni özelleştirmelerle yabancıların memnun olacağı bir sisteme kavuşturulmasını,

4.Güneydoğu Avrupa Enerji Topluluğu Anlaşması’nı imzalamamızı,

5.Alkollü içkiler piyasasına girmesinde sıkıntı yaratan düzenlemelerin kaldırılmasını,

6.İkinci el otoların girişlerini engelleyen ve GB’ye aykırı olduğunu söylediği düzenlemelerin girişleri serbest bırakacak şekilde değiştirilmesini,

7.İlaçlarda veri imtiyazı konusundaki sıkıntılarının giderilmesini,

8.Sigara konusunda, yabancı sigaraların aleyhine düzenlemeler yapılmasını GB’ye aykırı olduğunu belirterek bu düzenlemelerin yabancı sigaralar lehine değiştirilmesini,

9.Et ve besi hayvanlarının girişini zorlaştıran düzenlemelerin bu girişi rahatlatacak şekilde değiştirilmesini istiyor.
(Cumhuriyet, 25 Nisan 2005)

Tüm bunların anlamı ekonomimizde, özellikle tarım ve hayvancılıktaki son dayanak noktalarımızın da yıkılmasıyla Türkiye’nin ekonomik açıdan da tam bir teslimiyete götürülmesi ve ekonominin çökertilmesidir.

Strasbourg’daki İnsan Hakları Mahkemesi, Kıbrıs’taki Rum mülklerine ilişkin tazminat başvurularının hemen tümünü kabul ediyor. Tazminat ödemede ilk emsali bizzat Türkiye, AKP eliyle AİHM’sine vermiş. Kıbrıs, bir de bu yolla, Türkiye’ye pahalıya ödetilecek.

Kıbrıs’ta oynanan bu tahrip oyununu, bir süre sonra, bilesiniz ki, terörle savaşta ‘devletin verdiği zararların tazmini’ adıyla Güney Doğu’da da öne çıkaracaklardır.

Buyurun, kendi ülkenizde haraç ödemeye!..

Dört yandan meşrulaştırılmak istenen bir işgalle yüz yüzeyiz.

Çanakkale Savaşı,
bizim değil de Avrupalıların bir zaferi ve kurtuluş mücadelesi gibi kutlanıyor. Bu kutlamalar, Türkiye’nin başbakanını bile törene iştirak ettirerek resmîleştiriliyor, yasallaştırılıyor. Çanakkale’de neredeyse Türk varlığını çıkarıp atacak, o savaşı, bir Avrupa bağımsızlık savaşı gibi kutlama sürecini açacaklar.

Bizi işgale gelen sömürgecilerle neyi kutluyoruz?


İşin gerçeği şu ki, bugün Çanakkale’de kutlamalar adı altında yapılanlar, Çanakkale ile ilgili Lozan’daki mutabakatı delmektedir. Lozan birçok noktadan yok ediliyor. Bunlardan biri de Çanakkale’dir. Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı bu delme operasyonlarında birinci derecede âlet ve araç olarak kullanılıyor.

Ermeni Soykırım hezeyanı sürekli tırmandırılıyor.

Türkiye, Ermenilere yüzyılın en büyük soykırımını uygulamış bir Müslüman ülke olarak tanıtılıyor. Bu tanıtımın öncülüğünü AB yapıyor. Aralarında Arjantin, Yunanistan, Lübnan, Belçika, Rusya, İtalya, İsviçre, Fransa, Kanada ve Slovakya’nın da bulunduğu bir dizi ülke parlamentosu ile Avrupa Parlamentosu’nun da karara bağladığı bu soykırım iddiasına rağmen bizim AB’ye girmeye çalışmamız bu iddiayı zımnen kabulden başka ne anlam taşıyabilir. Diplomasinin de facto kuralları vardır. Bunlar işletiliyor. Türkiye bunları tek tek kabul ediyor. Bunun sonu nereye varacaktır? Bu faturaları ödeme pahasına AB’ye girdiğimizi varsayalım; AB’den aldıklarımız bu faturanın açtığı tahribi telafi edebilecek midir?


AB, 6 Ekim 2004 tarihli ilerleme raporunda ve 17 Aralık Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi’ndeki kararlarda bu sözde soykırıma atıfta bulunarak Türkiye’nin imzasıyla belirlenen belgeleri resmen tescil ettirmekte, Türkiye’yi, bu kararları âdeta kabul etmiş bir pozisyona sokmaktadır. Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu’nca 15 Aralık 2004’te onaylanan ‘Eurlings Raporu’nda Ermeni Soykırımı suçlaması açık ve net biçimde karara bağlanmıştır. Bu karar muvacehesinde Türkiye’den 1915 sözde soykırımını tanıması istenmektedir.

AP son çeyrek asır boyunca, bu sözde soykırım konusunda Ermeni iddialarına sürekli destek veren bir tutum izlemiştir. AP’nin bu iddiaya destek veren ilk kararı, 18 Temmuz 1987 tarihli ‘Ermeni Sorununun Siyasal Çözümü Üzerine Karar’dır. İleriki yıllarda, Türkiye’nin üyeliği ciddi anlamda söz konusu olursa bu kararlar, özellikle referandumlar öncesinde Avrupa halklarını yönlendirmek için kullanılacaktır. Başka bir deyişle, bu kararlara dayanılarak, Ermeni Soykırım iddiasının kabulü, AB’ye girişin bir tür ön şartı halinde Türkiye’ye dayatılacağı açıktır.

Türkiye, hangi diplomatik akılla bu belgeleri imzalıyor? Sonra bunların altından nasıl kalkacaktır?


Geldiğimiz yerin ne olduğunu ve AB’nin buradaki rolünü kavramak bakımından şu karşılaştırmayı yapmak isterim:

1971 yılında Fransızlar, Marsilya’da bir Ermeni Soykırım Anıtı dikmişlerdi. Buna sert tepki gösteren o zamanki Paris Büyükelçimiz Hasan Esat Işık, bu anıtın açılışına bir Fransız bakan katıldı diye, Fransa’yı derhal terk etmiştir.

Bugün gelinen nokta nedir?

2005 Nisan’ındaki Ermeni anma törenleri münasebetiyle, Fransa’nın bu kez, Cumhurbaşkanı (Jacques Chirac), Fransa’yı ziyaret eden Ermenistan Cumhurbaşkanı ile kol kola bu anıtı ziyaret etmiş, çelenk koyup saygı duruşunda bulunmuştur.


Bu münasebetsiz ve dostluğa aykırı tavra karşı, iktidar ağzını açıp bir sitem bile etmemiştir. Tam aksine, Ermeni meselesindeki karşı çıkışları abartılı ve tahrik edici bulduğunu söyleyerek Türk halkını ve Türk medyasını suçlayan bir beyanatla Ermenileri cesaretlendirici bir tavır sergilemiştir. Sayın Erdoğan’ın sözleri aynen şöyle:

“Gündemimizde, sözde Ermeni soykırım iddialarını bu kadar aşırı tutmayı yersiz buluyoruz. Olayı biraz da olduğundan çok çok fazla büyütüyoruz gibime geliyor.”
(T. Türenç’in yazısı, Hürriyet, 25 Nisan 2005)

Bu yetmiyormuş gibi, Sayın Erdoğan, Çanakkale’yi aşıp bizi tutsak veya imha etmek isteyen Haçlı ANZAK güçlerinin topraklarımızda kalmış cesetlerini tâzim için Çanakkale’de düzenlenen törende , Çanakkale’de kanımızı döken Fransız askerlerinin mezarlarına çelenk koyuyor. Hem de tam, Chirac’ın Ermeni anıtına çelenk koyduğu sırada...

Yazımızı, şu ibret verici gerçeği ifade ederek bitirelim:

Sözde Ermeni Soykırımı ile ilgili bugüne değin Hıristiyan ülkelerde alınmış on küsur tanıma kararının sadece bir tanesi AKP döneminden öncedir. Diğer tümü AKP döneminin ürünü...

“Bu nasıl bir tesadüftür?”
diye sormayalım mı?!

Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org