Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Lider Odaları       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

Bülent Eczacıbaşı Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

'Yerli Sermaye' diye bir kategori kalmadı
06.05.2008
Okunma Sayısı : 4095
Oy Sayısı : 6
Değerlendirme : 4,33
Popülarite : 3,37
Verdiğiniz Puan :
 

 

'Yerli Sermaye' diye bir kategori kalmadı
Bülent Eczacıbaşı
.
.
.

TABA dergisinde yayınlanan bir söyleşimi paylaşıyorum... 


 

'Yerli Sermaye' diye bir kategori kalmadı'

Türkiye'de iş dünyasının fazlasıyla iş odaklı olduğu söylenebilir mi? Sanat etkinlikleri ya da sosyal sorumluluk  projelerinde -son  yıllarda gelişme olsa da- iş  dünyasından isimleri neden pek sık  göremiyoruz sizce?

BE: Toplumsal sorumluluk algılamasında, bireysel  değer yargılarının tartışılmaz bir ağırlığı var. Kişiler, kendi önem verdikleri  konularda sorumluluk üstleniyorlar. Bu anlayış,  iş dünyamız için de geçerli. O nedenle, geniş kesimlerin günlük maddi  sorunlarının giderilmesini en önemli toplumsal  sorumluluk olarak gören ve bunun gereğini  yerine getiren kişi ve kuruluşlar, doğal olarak,  kaynaklarını öncelikle bu alanlara yönlendiriyorlar. Ancak,  toplumsal gelişmenin zeminini oluşturan kültür ve sanatı desteklemeye de, giderek  ağırlık veriyorlar.



TESEV ve Türkiye Bilişim Vakfı gibi  kuruluşlara destek veriyosunuz. Eczacıbaşı ismiyle sporda yer alıyorsunuz. İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nın  festivallerinde sponsor olarak yer alıyorsunuz. Türkiye'deki sosyal  sorumluluk projelerinde en fazla yer alan  holding Eczacıbaşı denebilir. Bu tip konulara verdiğiniz önemi biraz açar mısınız?


BE: Eczacıbaşı'nda , ülkenin ve girişimlerimizin  geleceğini, Türkiye'nin  her alanda çağdaşlaşmasında görmek  geleneği,  kurucumuzla birlikte başlar. Bugün'de,  toplumsal  sorumluluk  kapsamında değerlendirdiğimiz girişimlerin temelinde, bu anlayış yatıyor. Biz, Türkiye'nin mutlu bir geleceğe sahip olması için çağdaş  yaşamın  tüm  kurumlarının  benimsenmesi  gerektiğine inanıyoruz.  Bu kurumlar arasında,  ekonomik  ve hukuksal olanların  yanısıra , kültür ve sanat kurumları da bulunuyor. Türkiye'de çeşitli sanat  dallarının  toplumun  geniş kesimleri tarafından  özümlenmesi için, bu alanlara çalışan  sanatçıların  gelişiminin  sağlanması  da gerekiyor. Tüm toplumların ,  özelllikle kültürel  alanda  gelişebilmeleri  için , olanağı bulunan üyelerini gönüllü katkıları  büyük  önem taşıyor. Bu aynı zamanda , o katkıyı yapanlar bakımından da, tüm  toplumun  gelişmesiyle , kendilerinin  geleceğine yapılmış bir yatırım  olarak görülmelidir.  Böylece onlar,  içindeki yaşadıkları toplumun gelişmesiyle, kendilerinin ve gelecek kuşakların yaşam kalitesinin yükselmesine katkıda bulunmuş  olurlar. Bizim, bu alandaki yaklaşımımız böyle özetlenebilir.

Siz  de TÜSİAD gibi işveren kuruluşlarında yoğun şekilde görevler almanıza rağmen Eczacıbaşı Topluluğu ne medyatik ne de siyasi bir figür öne çıkarmadı. Bu bir aile tavrı mı yoksa grubun  stratejik yaklaşımı mı?

BE:  Meslek kuruluşlarında ve sivil toplum  örgütlerinde çalışmanın , olanak bulabilen herkes için görev olduğunu düşünüyoruz. Ve saydığınız kuruluşlarda sorumluluklar üstlenmekten kaçınmıyoruz. Ancak, süreyle sınırlı bu sorumlulukların sonradan  kişisel  çıkarlar için  kullanıldıkları izlenimini verebilecek  tutumlardan kaçınmaya çalışıyoruz. Siyasi yaşamda yer almayı ise,  tamamen  bir istek ve yetenek  konusu olarak görüyoruz ve bunlara sahip olmadığımızı düşünerek uzak duruyoruz.

 Küreselleşme sürecinin gelişimiyle ilgili bir projeksiyon yaptığınızda 'yerli'  sermayenin küresel güçlerden  bağımsız olarak gelişme şansı var mı sizce? Yine bu bağlamda dünyada giderek  büyüyen sağlık (ve ilaç) sektöründe partnersiz var olmak mümkün mü?
 
BE: Dünya ekonomisinin  bugünkü yapısı içinde "Yerli" sermayenin, küresel güçlerden  bağımsız bir biçimde gelişmesi olanağından  sözetmenin güç olduğunu düşünüyorum. Hatta, "yerli sermaye" denebilecek bir kategoriden  sözetmek bile mümkün olmaktan çıkmıştır.  Dünya pazarındaki her ekonomik birim, doğrudan  ya da dolaylı olarak,  çeşitli  sermaye bileşimleriyle ilişki içindedir.  Bu, değer yargılarıyla değerlendirilemeyecek, teknolojideki  ve finans sistemindeki gelişmeler sonucunda ortaya çıkmış olan  durum hakkında, objektif bir saptamadır. Bu gelişmeler, ilaç sektörü için de geçerlidir ve sektörün tüm kurumları aslında, görünür ya da görünmez küresel  bağlar içindedir. Ben, bu bağlar içinde verimli, değer üreten, istihdam  sağlayan vergi ödeyen  birimlerin varlığını ve gelişim  güçlerini korumanın  önemli olduğunu düşünüyorum.

 Türkiye'nin şu andaki sosyal ve iktisadi kalkınma rotasını nasıl yorumluyorsunuz?
 
BE: Türkiye'nin  toplumsal ve ekonomik rotası  demokratik düzen  içinde, serbest piyasa ekonomisi  çerçevesinde kalkınmak  biçiminde  özetlenebilir.  Türkiye gemisi bugün , geçmişte zaman zaman saptığı bu rotaya uygun  seyrediyor; ancak , kaptan  ve dümenci  büyük güçlük  çekiyorlar, çünkü gemi yeteri kadar sağlam değil. İşte o nedenle , gemiyi zayıflatan bozuklukların giderilmesi  için gerekli reformların  biran önce tamamlanması şart. Aksi takdirde, kaptandan  ve dümenciden sürekli mucizeler beklemekten  kurtulmalıyız.  Burada, Avrupa Birliği  normları  gibi bir kılavuz olduğu için, şanslıyız. Eğer bu normları hedef alarak  ekonomik ve siyasal  yapıdaki reformları tamamlayabilirsek , rotadan çıkma riski de azalacaktır.

Avrupa Birliği üyeliği süreci, savunanlar açısından da karşı  çıkanlar açısından da heyecan  verici bir tartışma konusu olma vasfını yitirmiş  görünüyor. Sürecin  yeniden canlandırılması için  neler yapılmalı?

BE: Gerçekten  de, son yıllarda Avrupa Birliği ile ilişkilerimizde,  müzakere sürecinin başlarında öngörülen hızlı gelişme, gerçekleşmedi.  Burada, Almanya, ve Fransa hükümetlerinin , Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesi konusundaki olumsuz tutumlarının  komuoyunda yol açtığı antipati, önemli bir  rol  oynadı. Ancak, her zaman söylediğimiz gibi, Avrupa hükümetlerinin  iç politika ihtiyaçları nedeniyle  dile getirdikleri olumsuz  görüşlere fazla itibar etmemek  gerekiyor; çünkü Avrupa Birliği'nin  çıkarları orta vadede Türkiye ile entegrasyonu gerektiriyor ve bunun  kaçınılmazlığı, birçok Avrupalı  politikacı ve bilim  adamı  tarafından  da dile  getiriliyor. Bu nedenle , Türkiye'nin tam hakkı olan üyelik konusunda ısrarlı olması ve uyum sürecini, Avrupa tarafından talep gelmese bile, hızlı sürdürmesi gerekiyor. Bu tutum aynı zamanda, AB üyelik perspektifinin  oluşturduğu ekonomik ve politik çapanın  etkisini  kaybetmemesi  bakımından  da zorunlu görünüyor. Bu konuda temel sorumluluk  ise, elbette hükümete düşüyor. Nitekim , 2008 yılı başında reformların  hızlandırılacağına dair açıklamalar,  hükümet sözcüleri tarafından  dile getirilmiş bulunuyor.

Son yıllarda iş dünyası kadınların  hakimiyetine geçiyor denebilir; bu konu  hakkındaki düşünceleriniz nedir. Kadınlar daha ileri atılımlara imza atar mı Türkiye'de?

BE: Kadınların iş dünyasında giderek  daha etkin hale gelmeleri, son  derecede doğal ve aslında  biraz da geç kalmış  bir gelişme. Buen kadınların önümüzdeki dönemde daha da büyük  başarılar sağlayacaklarından  eminim.

Yeni yatırımlarınız ve yeni  projelerinizden bahseder misiniz?

BE: Eczacıbaşı Topluluğu'nun  tüm iş alanlarındaki büyümesi ve yatırımları sürüyor. Bunlardan özellikle yapı gereçleri  alanındakiler, büyük ölçüde yurtdışına yönelmiş bulunuyor. Geçen yılbaşında Engers'i  bünyesine katan Yapı Grubu, bu yıl Temmuz ayından itibaren  % 51 hissesini satın aldığı dünyaca ünlü seramik üreticisi Villeroy& Boch'un  karo  bölümüyle birlikte, karo alanındaki marka sayısını  üçe,  yurtdışındaki fabrika sayısını  beşe, karo cirosunu ise 300 milyon'a yükselterek uluslararası stratejik pazarlarda etkinliğini arttırdı.

Temizlik kağıtları alanında da yurdışı yatırımlara yöneldik; faaliyetlerimizi Azerbeycan, Gürcistan ve Kazakistan'a yaydık  ve Almati'de bir fabrika yatırımı  gerçekleştirdik. Bu pazarlarda üç yıl içinde lider konumuna ulaşmayı hedef aldık. Geleneksel  faaliyet alanlarımıza ek olarak "arazi geliştirme (land development)" yatırımlarınada yöneldik.  Öncelikle, İş GYO ile ortak  gerçekleştirdiğimiz, İstanbul kentine yaptığı estetik ve modern  katkı  ile gurur kaynağımız olan  Kanyon'un  ofis bloğunun, ortağımıza ait olan  bu yarısını bu yıl içinde satın alarak  tümüne sahip olduk. Bu konudaki girişimlerimiz, Zekeriyaköy'de satın aldığımız 300 dönümlük  imarlı arsa ve seramik fabrikamızın Bozüyük'e taşınması ile boşalan Kartal arsası ile ilgili  çalışmalarımızla, sürüyor.

Büyükbabanız ile özdeşleşen  İzmir'e bir Kanyon  projesi  düşünüyor musunuz?

BE: Şu anda böyle bir projemiz yok, ancak,  bir olanak doğarsa neden olmasın?

.
.
.



Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org