Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Lider Odaları       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

Savaş Ünsal Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

Kendimizi Sevelim
20.05.2008
Okunma Sayısı : 4224
Oy Sayısı : 10
Değerlendirme : 4,8
Popülarite : 4,8
Verdiğiniz Puan :
 

 

Kendimizi Sevelim
Savaş Ünsal
.
.

Kendimizi Sevelim

Duayen bankacı Bülent Şenver bey ile CEO dergisi için hoş bir söyleşi yaptık. Sizlerle paylaşıyorum...

.
.
Kendi sesinden dinlemek için lütfen tıkayın.    
.

.
.

Kendimizi Sevelim
Deşifresi

.
.
Savaş Ünsal (SÜ)
Bülent Şenver (BŞ)
.
.

Kendimizi Sevelim

BŞ-Her başarılı yöneticinin hayatında birtakım önemli kilometre taşları vardır, ve o kilometre taşları da gençlere bazen örnek olur. Hayatınızdaki bu önemli kilometre taşları nelerdir, bizimle paylaşır mısınız?

SÜ-Bu kilometre taşları konusunda mazim biraz kalabalık. Bir hayli değişim gösterdi diye düşünüyorum ama burada biraz seçici olursak, öncelikle Türkiye'nin çeşitli yerlerinde bulundum diye düşünüyorum. Her gittiğim yer benim için bir km taşıydı. Ancak, geri dönüp baktığım zaman sorunuzun cevabı, birincisi O.D.T.Ü'ne girmek diye düşünüyorum. Orada hem kişisel gelişimim hızlandı, kendimi arama ve geliştirme konularında bana O.D.T.Ü çok yardımcı olmuştur. Orada okumam, sonra kariyerimle ilgili atılımı yapmamda önemli bir yerdir hayatımda.

Diğer önemli bir km taşı da yine kendi kararımla Kanada'ya gitmem diye düşünüyorum. Burada Koç Grubunda başlamıştım iş hayatıma ama sonra Kanada'ya göç etmeye karar verdim. Orada Türkiye vizyonu üzerine dünya vizyonuna sahip oluyorsunuz. Son teknolojinin yanında oluyorsunuz, ülkeler nereye gidiyor, sektör nereye gidiyor, bunları görebiliyorsunuz. Dolayısıyla yurtdışında bir çalışma hayatı benim için önemli bir km taşı oldu. sosyal konulara girmiyorum, benim için önemli evlilik çocuğumun olması bunlar benim için önemli. Ancak yine kariyerde devam edersek, daha sonra aldığım bir kararla Malezya'ya gittim. Dünyanın en büyük kuleleri; Petronas petrol holdingine ait ikiz kulelerde, networkte telekom alt yapısını, proje müdürlüğünü bana verdiler. Bu da bir km taşı çünkü dünyanın en büyük projelerinden birinde sizi bir lider ve proje müdürü olarak görüyorlar, geri dönüp baktığınız zaman oradaki çalışma ve tecrübe benim daha sonra Türkiye'ye geri dönmemi sağladı. Turkcell'in teknik direktörü olarak Türkiye'ye geri çağrıldım. Dolayısıyla Petronas önemli bir mihenk taşı, km taşı.

En son km taşım da Süperonline'a Genel Müdür olmam. Oradaki km taşının önemi de bir anda kendimi hakikaten Türkiye'de hakikaten internet eşittir Süperonline, Türkiye'nin geleceği de internet dersek, Türkiye'deki internetin yaygınlaşmasında gençlerimize yeni teknolojilerin tanıtımında onların deneyimlerinde önemli bir rol oynadığını düşünüyorum Süperonline'ın o bakımdan da benim için önemli bir km taşı.

BŞ-Siz kariyerinizde basamakları devamlı yukarı doğru çıkarak yükselmişsiniz, böyle bir yükselmede sizce şans mı çok önemlidir yoksa şans tabi ki bir faktördür ama şansın yanında muhakkak gençler yükselmek istiyorlarsa şunlara da dikkat etmelidirler şu imkanları da araştırmalıdırlar ve şu imkanları kaçırmamalıdırlar diyebilir misiniz yoksa hayattır bir şekilde karşınıza çıkar deyip kaderci olmayı mı öğütlersiniz?

SÜ-Bu soruların hiçbirinin cevabı siyah beyaz değil diye düşünüyorum. Kadercilik demeyelim de evrenin bizim üzerimizde bir etkisi var. Bunu yadsımamamız lazım. Belki bu doğuştan geliyor ama bu %100 değil. Şu ana kadar kendi tecrübelerimden, kendi yaşantılarımdan benim gördüğüm, insanın bir şeyi sevmesi lazım ve sevmiş olduğu konuda çalışması lazım. Çalışırken de bir hedefi olması lazım. Hayal kurmak lazım diye düşünüyorum. Çünkü insanoğluna baktığımız zaman neyi hayal ettiyse şimdiye kadar aya bile gitmeyi hayal ettik ve gittik.

Gençlerimizin bir hayali olması lazım. Kendilerini nasıl bir dünyada görmek istiyorlar bunu hayal etmeleri lazım. Dönüp baktığım zaman çocukluğumdan beri böyle bir hayalim vardı, kendi kendime bir hayal içindeydim, hatta ailem bana ne kadar hayalcisin derdi. Ama şimdi bakıyorum, ne kadar da doğru yapmışım. İkincisi de bu hayal bir tarafta dururken, önümüzdeki kısa dönemlerde atacağınız adımlarda çalışmanız lazım. Sıkı çalışmanız lazım, ucundan tutarak değil, gönül vererek.

Biraz amatörce çalışmanız lazım. Profesyonel olsanız da amatör ruhlu olmanız lazım ki o işe sahip çıkın. Şans sizin önünüze geliyor ama şansın size gelmesi için gerekli çalışmaları yapmanız, gerekli hayali kurmanız, gerekli kalbe ve ruha sahip olmanız lazım. Gençler görecek ki o şans dedikleri şey zaten onu hazırlayan adama gelir. Piyango bileti almazsan sana bir şey çıkmaz şansınız yoktur. Bu bileti almanız için de bir hayal kurup o hayalin peşinde sıkı çalışıp, göreceksiniz ki o şans sizi bulacaktır.

BŞ-Bu yeni yüzyıl, yeni çağ, yeni dönem o kadar çok şey değişiyor ki insan hayatında, ekonomik hayatta yaşantılarda, bu yeni çağ, yeni dönem dediğimiz çağa ayak uyduracak yeni yöneticilerin elde etmeleri gereken vasıflar özellikler bir genç kendini yeni yüzyılın yeni yöneticisi olarak hazırlıyorsa bu işi sevmek ve çok çalışmanın ötesinde bazı ne tür özelliklere sahip olması gerekir?

SÜ-Yönetim kısmında tek söyleyeceğim, vurgulayacağım konu; empati. Bu, yanınızdakilerle, sizin altınızda çalışanlarla empati, ve sizin rapor ettiğiniz kişilerle empati diye düşünüyorum. Hangi alanda iş yapıyorsanız yapın empati kuramıyorsanız, başarılı olamazsınız. Teknoloji derken hızla değişiyor, mutlaka yenilikleri takip etmeniz lazım. Sık sık yeniliklerin olduğu merkezlerde kendinizi yenilemeniz, konferanslarda kendinizi yenilemeniz, okumanız lazım.

Bunların hepsi yapılabilir şeyler.

Esas zor olan bu teknolojik çağda insanların birbirinden uzaklaştığı daha bireysel yaşadığı bu çağda, empati dediğimiz iletişimi kurmak. Bunu yapamayan, bu hızlı dönemde teknolojinin hızla değiştiği dönemde, başarılı bir yönetici olamaz. Çünkü buna yetişemeyeceksiniz. Her teknoloji, 12 ayda 18 ayda değişiyor, yorulursunuz. Ama ne zaman ki takımınızla bir olursunuz, onların ne istediğini bilebilirsiniz, onlara iyi güzel hedefler erişilebilir hedefler verip, onlarla beraber 'bu hedeflere beraber gideriz' ruhunu verirsiniz, amatör ruhu verirsiniz, o zaman göreceksiniz, teknoloji de dahil, her sektörde çok başarılı olursunuz.

BŞ-Biz muhakkak ruhumuzu sağlıklı tutmalıyız, ama görüyorum ki insanlar ruhlarını sağlıklı tutmak için çok büyük ve bilinçli çabalar harcamıyorlar. Siz ruhunuzu sağlıklı tutmak, geliştirmek için neler yapıyorsunuz?

SÜ-Tabi bu zor bir soru, internet ve teknolojiden daha uzak bir yöne doğru gidiyoruz ama ben bu yön daha önemli diye düşünüyorum. Ben bu yönde kendimi geliştirmeye çok özen gösteren birisiyim. Ruh biraz akıcıdır. Onu tutamazsınız çünkü zihin bedenle ruhun arasında kalır. Zihninizle onu yönlendirmeye çalışırsınız ama nafile. Ruhunuzun hani bazen kalbimizin sesi deriz ya, onu biraz dinlemeniz lazım. Onu dinlerken de yalnız olmanız lazım. Ben Malezya'daki yaklaşık 11 senemde bu konulara bir hayli eğildim.

Malezya'nın yaşam felsefesine biraz baktım. Oradaki insanların neden bu kadar mutlu olduklarını biraz araştırdım, bunun nedenlerinden bir tanesi insanın zaman zaman yalnız kalıp ruhunu dinlemesi ben ne yapmak istiyorum, varoluş nedenim nedir? Sadece marketing kitaplarında okuduğumuz gibi acaba para kazanmak, sorumluluk almak, zengin olmak mı yoksa başka tarafları da var mı? Bunları sorgulamamız lazım. Ben bunu sık sık soruyorum. Zaman zaman da kalbimin o sesini dinliyorum. Eğer vaktim yoksa, eğer etrafımda çok gürültü varsa, çünkü bazen yarım saat bile bulamıyorsunuz, genelde yaptığım bir tek şey var, her sene bunu yapmaya çalışırım, 1 hafta 10 gün, bazen eşimle birlikte, ama çoğu zaman da kendi başıma hiç gitmediğim bir ülkede 1 hafta geçiririm.

Mesela son gezimi Srilanka'ya yaptım. Srilanka'da 10 gün geçirdim. Aldım sırt çantamı orada dolaştım. Dağlara tepelere çıktım, çay bahçelerini gördüm. Önemli olan orada, Savaş Ünsal ile beraber olmak. Orada birtakım etkenlerden uzaklaşıyorsunuz, sistemin size empoze etmeye çalıştığı etkenlerden uzaklaşıyorsunuz, orada Savaş Ünsal oluyorsunuz. Sabah kalkınca 15. dk yoga yapıyorum, biraz sakinleşiyorum, birtakım hobilerim var ama hobiler değişebilir, ama o hobileri de yapmak lazım size kendi özgürlüğünüzü veriyor. Özgürlük çok önemli diye düşünüyorum.

Benim için hayattaki başarı; kendi istediğin gibi yaşayabilmektir. Eğer istediğiniz gibi yaşayamıyorsanız ruhunuzun istediği gibi yaşayamıyorsanız, paranızın olması, materyalist birtakım şeylere sahip olmanız bence önemli değil. O zaman zaten sahip olduklarınızı hazmedemiyorsunuz, başbakan da olsanız başarılı değilsiniz.

BŞ-Türk gençlerine aşılamamız gereken önemli değerler ve kazandırmamız gereken temel özellikler, beceriler nelerdir?

SÜ-Aslında ana konulara bakmak lazım. Ben genelde Türk halkının kendini sevdiğine inanmıyorum. Biz kendimizi sevmekten uzaklaştırıldık. Öncelikle kendimizi sevmemiz lazım, sistemin bütününü ona göre kurmamız lazım. Kendini sevmezsen komşunu sevmiyorsun, öğretmenini sevmiyorsun, patronunu sevmiyorsun, ve o arkasından nefret, öfke negatiflik geliyor. Bugün görüyorsunuz, bir takım şampiyon oluyor, öbür takımın taraftarı onun formasını yakıyor. Ya da bakıyorsunuz, türbanı sevenler, sevmeyenler, böyle bir sevgisizlikle beraberiz. Niye? Kendimizi sevmeyi öğrenmemişiz.

Kendimizi sevelim.

Ve Türkiye'nin kuruluşundaki gençliğe bakıp ve şimdiki gençliğe baktığım zaman benim gördüğüm eksiklik çalışma şevki ve çalışma sevgisi. Şimdiki gençlerin bir kısmında çalışmadan başarılabileceği gibi yanlış bir inanış var.

Çalışmadan hiçbir şey elde edemez kimse. Elde etseniz bile ruhunuz tatmin olmaz.

Önce kendini sevmek, sonra sevdiğin işte kendini vererek çalışmak gereken diğer özellikleri de kendi kendine kazandıracaktır zaten. Türk gençliğinin kafasında bu iki düşünceyi kurabilirsek, bence gerisi teferruat.

BŞ-Savaş Ünsal olarak size sorulsa mutluluğun tanımını yapar mısınız diye mutluluğu siz nasıl tanımlarsınız?

SÜ-Bu tanım her yaşımda her çağımda değişti. Üniversite çağında mutluluk nedir diye sorsanız K. Amerika'da yaşamak derdim. İş hayatımdaki deneyimi orada kazanmak derdim bunu başardım. Sonra o değilmiş demek ki diye düşündüm. En mutlu olduğum günler çocuklarımın doğum günleri, çocuk sahibi olduğum için çok mutluyum. Daha sonra baktığım zaman Genel Müdür olmak beni çok mutlu ediyordu, şimdi baktığımda şunu düşünüyorum; belki de mutluluk bunların tek biri değil. Hepsinin kombinasyonu diye düşünüyorum.

Varoluş nedenimize de baktığım zaman ben mutluluğu artık çok basit şekilde özetlemeye çalışıyorum: Hayatı deneyimlemek. Bunu hakikaten mutluluk diye düşünüyorum. Acısıyla, tatlısıyla, mutlu günüyle acı günüyle, bunu deneyimlemek ve bunlara bakıp herhangi bir keşke, pişmanlık duymadan bunları düşünebilmek bence mutluluk bu.

Nepal'e gidip Everest'in tepesinde de tek başına mutluluğu yakalayabiliyorsun ama mutluluk o değil. İnsanlarla birlikte de olmanız lazım. Kendinizi izole de edebilirsiniz ama bu sefer, bizim süperonline'da yaptığımız gibi yenilikleri insanlara götürebilmekten mahrum kalırsınız. Ama bunların hepsini yapmak, deneyimlemek, belki de Tanrının bizi dünyaya getirmekteki amacı buydu. Bunların hepsini deneyimlememiz için belki de. Mutluluk bu.

BŞ-Alaaddin'in sihirli lambasını hepimiz biliriz. Alaaddin'in sihirli lambasından o meşhur cin çıksa ve dese ki ey Savaş Ünsal, dünya için dile benden ne dilersin? Savaş Ünsal dünya için cinden ne dilerdi?

SÜ-Dünyanın daha barışçı olmasını dilerdim. İnsanların birbirlerini sevecekleri bir ortam olsun isterdim. Silah tüccarlarının olmadığı bir ortam isterdim. İnsanların daha hoş görülü olacakları bir ortam isterdim. Daha çok hoşgörü, daha çok dostluk isterdim. İnsanların birbirlerine sevgi ve saygıyla bakacakları bir ortam isterdim.

BŞ-Ve cin deseydi ki peki ben dünya için bunları vereceğim, Türkiye için Savaş Ünsal özel olarak ne isterdi?

ŞÜ-Şunu hayal ediyorum, Türkiye'de eğitimsiz hiç kimse kalmamış, %100'ümüz okuma yazma biliyoruz, %100'ümüz internetle yaşıyor, hepimiz internete girip dünyada neler olup bitiyor takip edebiliyor. Diğer bir dileğim de içimizdeki bu sevgisizliği sevgiye ve saygıya dönüştürebilmek. Tüm bunlar gerçekleşse dünyanın en ileri ülkesi en saygın ülkesi olabiliriz. En yeni teknolojiyi kullanan ve bunu diğerleriyle paylaşan, en ileri ülke olabiliriz. Çünkü diğerleri şimdiden Türkiye'de var. Bugün Boğaz'ımız var Anadolu dünyanın en güzel yerlerinden biri. Genç nüfusumuz var, çalışkan olabilir, bunu da görmüşüz yine olabilir. Bu üçü gerçekleşse biz gerisini hallederiz.

BŞ-Kendiniz için ne dilerdiniz?

SÜ-Ben daha çok verdiğim zaman mutlu oluyorum. Demin konuştuğumuz gibi birtakım materyalist amaçlarım vardı, evim olsun, arabam olsun, param olsun, gibi onların hepsini cinler verdi bana. Sağolsunlar ben de onlara yardım ettim. Marketing kitaplarında bir merdiven vardır, insanın hayatında basamaklar vardır, ilk önce shelter dediğimiz bir barınak istersiniz, evim, çatım olsun, o olduktan sonra para kazanmak istersiniz.

Para olsun dersiniz daha sonra self esteem vardır ona geçersiniz self esteem'den sonra artık kendini bulma kısmına geçersiniz. Ben herhalde bu self esteem kısmındayım. Onun için cinden pek bir şey istemiyorum. Beni biraz yalnız bıraksın. Ben biraz bu birikimi kendim için de kullanmam gerektiğini düşünüyorum. Kendime bazen vakit ayıramadığımı düşünüyorum. Kendimi biraz daha fazla tanımak istiyorum. Gerçekte nelerden hoşlandığımı biraz daha derinliğini bulmak istiyorum. Bunun için de cine ihtiyacım yok.

BŞ-Türkiye'nin bilişim vizyonunu genişletmesi, bilişim vizyonunu açabilmesi için birkaç tane önerinizi paylaşır mısınız? Bilişimle Türkiye'nin daha yukarılara çıkmasını sağlamak için birkaç fikrinizi paylaşır mısınız?

SÜ-Benim en çok üzerinde kariyer olarak durduğum, bugünkü söylemlerimizin altını çizdiğimiz maalesef de başarılı olamadığımız bir konu diye düşünüyorum. Türkiye'nin bilişim sektöründe önünün açılması için kafa yapısının bugünkü yönetim ve hükümetler tarafından değişmesi lazım. Bilişim öncelikle herkese mahsus olmalı, Türkiye'nin yararına olmalı. Türkiye'nin rekabetçi gücünü artaracak önemli bir sektör olduğunu kabullenmemiz lazım. Bunun hükümetin de kabullenmesi lazım. Sadece söylemle değil aynı zamanda icraatta da. Bugün bakıyorsunuz Türkiye'deki bilişim sektörü hala özerk ya da özelleştirilmiş değil. Liberal değil. Bir takım hizmetlerin illa ki Türk Telekom tarafından yapılması çok büyük handikapımız diye düşünüyorum.

Türk Telekom'un bu anlamda korunması bizim bilişim hayalimizi maalesef törpüleyecek, engelleyecek. Bunu aşmamız lazım. Şöyle ki; bugün ADSL'i sadece Türk Telekom'dan almak gibi bir zorunluluğunuz var bireysel müşteri olarak. Niye bunu herkes yapamıyor, 2000 senesinden beri yaklaşık 8 sene geçti. Alt yapının liberalleşmesi ve bunda Türk Telekom'un da büyük rolü olacak. Ama diğer özel sektörün bahsettiğimiz gençlerimizin de kendilerini bulabilecekleri Süperonline gibi şirketlerin de buna girmesi lazım ki yeni katma değerler yeni fikirler parayla birlikte olsun. Para kazanalım ki bunları yatırıma çevirelim. Yeni servisler açalım, yeni arkadaşları işe alalım. Bu liberalleşme olmadan gelişmemiz zor. Ama yine hayal kurmaya devam edelim, önce liberalleşme olsun, Türk Telekom tekeli ortadan kalksın, tekelleşme ortadan kalksın, rekabet ortamı regülasyon çerçevesinde başlasın. Ve bunun arkasında da eğitimi destekleyecek şekilde gelişsin. Sivil toplum örgütlerini interneti etkin kullanmak, bunlar artacak, ve bu arttıkça bu liberalleşmiş alt yapı üzerinden, daha ekonomik, kaliteli alt yapı üzerinden bu tür hizmetler, bu tür yaratıcı fikirler daha fazla, daha çabuk hedefine ulaşacaktır.

Baktığınız zaman hep Amerika'yı örnek veririz niye çünkü liberalleşmeyi hakikaten doğru dürüst yapabilmiş tek ülke, AB bile değil. Bugün Facebook'un Google'ın oradan çıkmasının bir nedeni olması lazım. Nedeni de bu; liberalleşmiş artık erişimi tekelden kaldırıp, herkes yaratıcılığını burada gösterebilir anlayışıyla çıkmış bir ülke. Onun için başarılı. Bunu bu sene olmasa bile 2010 yılına kadar yapabileceğimizi düşünüyorum, en büyük problem liberalleşme, liberalleşmeyi çözdüğümüzde bunu başardığımızda gerisini Türk halkı, özel sektör ve sivil toplum örgütleri göreceksiniz halledecekler.

BŞ-Son sorum da Savaş Ünsal'ın sosyal hayatı ile ilgili. Savaş Ünsal neleri yemekten hoşlanır, neleri giymekten, nereleri gezmekten, kimleri okumaktan hoşlanır?

SÜ-Bunlar, iş hayatımın dışında da bir hayatım olduğunu kendime hatırlattığım zamanlarda sosyal hayatım başlar. Herkes bunu yapmalı. İş hayatı önemli ama diğer kısmımızı da geliştirmemiz lazım. Belki karakterim icabı çok hobim var. Golf oynarım, kayak yaparım, yakınlarda bir Harley Davidson motor aldım haftasonları arada arkadaşlarımla gezintiye çıkıyorum, ayda hiç olmazsa 2-3 kitap okumaya çalışıyorum, son zamanlarda Robin Sharma'nın bir dizi kitabı var onları çok beğenerek okuyorum, Osho'nun bütün kitaplarını okudum.

Biliyorsunuz Hintli bir filozof ve düşünür. Bu tarz kitapları daha çok seviyorum. Daha çok 70-80'li bizim jenerasyonu dinliyorum, Queen, Pink Floyd, RMB Müzikte George Benson, Aaron Neville, onları dinliyorum. Bunlar beni rahatlatıyor ama ben en çok gezmeyi seviyorum belki yay burcu olmamın verdiği bir özellik. Senede bir kere kendi başıma bir yere gitmezsem o sene kayıp bir sene gibi gelir bana. Bu geziyi yaptıktan sonra şirkete döndüğüm zaman etrafıma verdiğim enerji de çok pozitif oluyor, bunun için bazen bunu şirketteki arkadaşlarıma katkım olsun diye de yapıyorum.

 .

.



Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org