Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Sizin Odalarınız       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

Avni Çelik Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

Türk işadamı krizlere bağışıklık sağladı
21.11.2008
Okunma Sayısı : 15094
Oy Sayısı : 11
Değerlendirme : 4,64
Popülarite : 4,83
Verdiğiniz Puan :
 

 

Türk işadamı krizlere bağışıklık  sağladı 
Avni Çelik

.
.

Turkishtime dergisinden Özgür Sağmal'ın benimle yaptığı söyleşiyi sizlerle paylaşıyorum. 

.
.
Türk işadamı krizlere bağışıklık  sağladı  
.
.
 


Bugün içinde bulunduğumuz ortamı değerlendirdiğinizde bir kriz içerisinde olduğumuzu düşünüyor musunuz?

AÇ: Türkiye için kriz çok alalade bir şey değil.

Ben şirketimi daha yeni kurmuştum, bir sabah uyandık baktık ki Kıbrıs'a çıkarma yapmışız. Büyük sıkıntılar geldi tabii arkasından, ama atlattık.

Derken 1980'de bir Cuma sabahı uyandık ki darbe olmuş. Bankalar kapalı, işler felç…

Üç sene sonra banker krizi yaşadık.

1990'da Saddam'ın  Kuveyt'e girmesiyle dünya krize girdi ama en  çok Türkiye etkilendi.

1994 yılının 5 Nisan sabahı ülke belki de tarihinin  en büyük ekonomik krizini yaşadı. 2001 yılında ise 11 tane banka battı ve bu milletin  cebinden  57 milyar dolar çıktı.

Türk işadamı krizlere bağışıklık  sağladı  diyebilirim.

Önümüzdeki  dönemde içeride tükerimin ciddi oranda daralması , yatırımların  azalması  gündeme gelebilir mi?

AÇ: Bugün dünyada yaşanan  mali krizin  Türkiye'ye direk  etki ettiğini  söylemeliyiz.
Bu krizin  kaynağı hedge fonlar ve dünya üretiminin  üzerinde birikmiş olan köpük. O köpük ki emtia fiyatlarını, petrol  fiyatlarını ve en  son  gayrimenkul  fiyatlarını pompaladı.

Neticede bir köpük  oluştu ve bugün  bu köpük  söndü. Bizim  ne hedge fonlarımız var ne emtia piyasalarımız…

Bankacılık  sistemimiz sağlıklı. Ama bir şey  var: Cari açık.

Önümüzdeki yıl borçlanmak lazım olursa bu finansmanı temin  edebilecek yeterli bir kaynak  bulamayabiliriz. Bunun da bir seferberlik  ilanıyla çözülebileceğini  düşünüyorum.

Nasıl bir seferberlik bu?

AÇ: Cari açık kısılarak  azaltılabilirse, Körfez piyasasından bir miktar fon gelebilirse, yurt dışındaki vatandaşlarımızın birikimlerinin bir kısmı  getirilebilirse önemli bir sıkıntı  yaşamayız.

Özel sektörün  ihtiyacı  20 milyar  dolar, kamunun ise 30 milyar dolar… bunlar yapılırsa biz bu  finansmanı sağlarız ve 2009'u rahat geçiririz diye düşünüyorum.

Peki reel sektör?

AÇ: Ülkeye bu krizin  bir psikolojik yansıması da oluyor tabi. Bu bir miktar  reel  sektörü etkileyecektir. Talep  cephesini sıkar ve yatırımlar bir miktar azalır.

Tüm dünya ülkeleri  kendi ekonomik sistemlerine ters de düşse bu krize seyirci kalmamış  olabildiğince müdahale etmiştir. Bizim  de aynı  refleksi  göstermemiz lazım.

Hükümetin aldığı tedbirler yeterli  değil mi sizce?

AÇ: Eşyanın  tabiatı itibariyle kamunun, bizim  burada şirket  yönetmemiz gibi hızlı hareket etmesini beklememek lazım. Ama böyle bir durumda hızlı hareket etmeliydi. Zira gündem çabuk  geçiyor.

Geçenlerde Bulgaristan  bayimiz parasını  Türkiye'de bir bankaya aktarmak istediğini, hangi  bankayı tavsiye ettiğimi sordu.

Türk bankacılık  sektörü 2001 krizinde doğru yönetildi,  neşter doğru  vuruldu ve  bu sayede  sistem bugün  doğru  çalıyor. Ha ne yapılabilirdi. Biz güvenli bir limandı ve Körfez sermayesi bize çekilebilirdi.

Çok mu geç kalındı?

AÇ: Düne göre geç tabii… Batıdaki finansal sistem  daha çok  sahip çıktı. Bugün de yapılabilir. Sukuk icarını oluşturarak bu fonlar baraj, santral  gibi bazı  değerli varlıkların  satışına çekilebilir. Bu çok sağlıklı da bir finansman sağlar cari açığın  finansmanında.

Sinpaş açısından  baktığınızda kriz nasıl görünüyor?

AÇ: Biz Sinpaş olarak bu sektörde bir markayız. Türkiye'nin de reel  gerçeklerden  beslenen  bir konut sorunu var. Bu reel  gerçekler Türkiye'nin  genç nüfusu, kentleşme, kişi başı gelirin  artması ama en önemlisi de deprem gerçeği. Bunları üst üste koyduğunuzda Türkiye'nin  her yıl 700 bin konut üretmesi lazım  gerektiğini görüyoruz.

Biz yılda 1500-2000 konut üretebilirsek ne ala. Sonuçta talep ne kadar gerilerse gerilesin Sinpaş bu  üretimini satar. Mesela geçtiğimiz ay yeni projemiz olan Bosphorus City'nin  satışına çıktık.

Bir günde 100'den fazla konut sattık. Tabii projenin içinde dairelerde var yalılarda…

Türk insanı kriz de olsa, projeyi beğeniyorsa gelip  projeyi destekliyor.

Sizin  dışınızda baktığınızda genel  olarak talep  daralmaz mı?

AÇ: Göreceli  olarak  bir daralmayı mutlaka beklemek lazım. Geçtiğimiz dönemde  bizim  sektörde de bir köpük  yaşandı. 2005 sonrasında kendi sektörlerinde sıkıntıya girenler bu sektöre kaydı. İhtiyacı doğru  tanımlayamıyorlar, lokasyonu doğru seçemiyorlar, hedef kitleyi iyi analiz edemiyorlar, müşterinin mali ihtiyaçlarını  projeye yansıtamıyorlardı.
.
.

Avni Çelik
.
.

Hali hazırdaki müşterilerin kredi ödemelerini etkilemez mi kriz?

AÇ: Türkiye bu krizin  henüz reel  sektöre yansımalarını görmedi. Bunu aslen  2009'da olacağını  düşünüyorum. Bunu öngörürken şunları  da göz önünde bulunduruyorum. Doların  1,5 YTL'yi , avronun 2 YTL'yi geçmesi  bizim  ihracatımızı bir nebze artıracak.

Mesela büyük  istihdam sağlayan tekstil  sektörünü bu durum  biraz rahatlatacaktır. Ama ihracat pazarımızdaki talep  daralması belki bu durumu ters yönde etkileyecek. 2009'da istihdamın   biraz azalacağını öngörüyorum. Zira kimi sektörler de yatırımlarını kısacağı için  bir miktar istihdam  kaybı  yaşanabilir. Bu durum da kredi  ödemelerine yansıyabilir. Ama biz bu durumlara alışığız. Üstesinden  gelebiliriz.

2001'dekine benzer bir manzara ortaya çıkar mı ?

AÇ: 2001 unutulmaz bir krizdi. Paranızın ne olacağını  bilmiyordunuz. Gerçek manada bir hükümet yok,  dört başlı bir koalisyon  var, otorite yok, vizyon yoktu. Öte yandan bankaların  kapılarına kilitler vuruldu. O zamana kıyaslarsanız bugün günlük  güneşlik. Bu kadar üst üste iyi şart Cumhuriyet tarihinde daha önce görülmemiş bir ortam yarattı.

Parlamentoda Anayasa'yı  neredeyse tek başına değiştirecek  çoğunluğa sahip bir iktidar var,  aynı zamanda bir tek parti  iktidarı  vr arkasında güçlü bir halk desteği…

Önümüzdeki yerel seçimin sonucunda da son dönem  genel  seçimin  sonucuna yakın bir sonuç  bekleniyor. Ama sınırlarımıza dayanmış  bir kriz var.

Terör başımızın belası… Son  10 yılda 300 milyar dolar vermişiz. Bunun psikolojik  bir tahribatı da var.

Bir taraftan  da borsa değer kaybediyor. Sinpaş  GYO'nun yüzde 50'nin üzerinde eridiğini  görüyoruz bu süreçte. Tekrar  bir değerlenme belkliyor musunuz? Sinpaş için?

AÇ: Gayrimenkul  sektörü bugün  dünyadaki krizden ilk etkilenen sektörlerin başında geliyor. ABD'de ilk etkilenen  sektör oldu.

Ev fiyatları düştü, doğal olarak  bunların arkasındaki  finansörler ve inşaat firmaları işlerini önemli ölçüde tasfiye etmek zorunda kaldılar. Bizim yatırımcımızın  yüzde 70'inden fazlası yabancı. Bunlar ilk panikle satmak istediler. Bu da düşüşe sebep oldu. Ama iyi bir yatırımcı için bugünkü fiyatlar çok büyük  bir fırsat anlamına geliyor.

Sizin içinde aynı durum geçerli…

AÇ:Bu bizim için hiç hoş  bir durum olmaz. 1'e sattığımız bir hisseyi yarı fiyatına geri almak bizim moralimizi bozacak bir şeydir ancak. Hem böyle bir girişime gerek de yok. Zaten şirketin  çoğunluk  hisseleri bizim elimizde. Türkiye bunun için  önemli  bir fırsat. ..

Bir gayrimenkul  yatırımcısı Miami'de yatırım  yapacaksa kısılmış  bir talep ve ürkek  bir alıcıya karşı yatırım  yapacak. Bu çok riskli…Ama Türkiye'de tam  tersi… Türkiye'deki talebin  tabana vuracağını düşünemeyiz çünkü bu reel  bir talep. Balon yok. Bu yüzden  Türkiye büyük bir fırsat yakalamıştır.

Yakın zaman önce Ataköy'de TOKİ'nin açık artırmaya çıkardığı arsasına 850 milyon  YTL tutarında en yüksek teklif vererEk  dikkatleri üzerinize çektiniz. Kriz bu şiddette  olmasa da böyle bir krizin  yaklaştığı belliydi. Böyle bir ortamda sizce riskli bir yatırım  yapmadınız mı?

AÇ:İhale sonrasında toplantının  bitiminde bir gazeteci arkadaşımız "bu arsayı çok kelepir bir fiyatla kapattığımızın  söylendiğini" ileterek  bizim  bu konuda ne düşündüğümüz sordu.

Ben de dedim ki "kelepir değil kesinlikle, bu gibi gayrimenkuller rekabetle satılır. Nitekim benden  5 milyon  lira aşağıya talep vardı. Dolayısıyla bu fiyat iyi bir fiyat, yani satan  iyi satıyor" dedim. Böyle bir gayrimenkulün  başa baş değerle bile olsa geliştirilmesi bir artıdır. Bir de "şimdi bu gayrinekulü geliştirdikten  sonra nasıl  satışa çıkaracağımızı düşünüyoruz" demiştim. Bu da "parayı nasıl  çıkaracağız" şeklinde yansıdı. Ödeme ile ilgili bir sıkıntmız yok. İlk dilimini ödedik, ikincisini bugünlerde ödüyoruz. Piyasayı belki 5-6 ay dinleyeceğiz. Finans sektörü bir otursun rayına, belki borcun  tümünü kapayacağız.

Projeyi hemen başlatmayı düşünüyor musunuz? Nasıl bir proje yapmayı düşünüyorsunuz?

AÇ: Tabi en  kısa zamanda başlarız. Gayrimenkul  bekletilmemeli. Bu arsa bir ticari gayrimenkul, bir turizm bölgesi. Şehrin hemen kıyısında 125 dönümlük  çok değerli bir arazi. Alışveriş merkezleri, oteller, benzin istasyonları gibi geniş  ihtiyaçları  karşılayabilecek  bir kompleks arzuluyoruz. Daha tapu teslimi olmadı. O yüzden  projenin ayrıntıları üzerine bir çalışma yapmadık. Ama bu gayrimenkulun bu  coğrafyada bi tane daha benzeri yok. Bu kadar güzel bir alanda bu kadar geniş bir arazi  kaçırılmamalıydı. Biz de kaçırmadık. İstanbul'da bugüne kadar  satılmış  birkaç sivri  gayrimenkulden çok  daha değerli bir arazi  burası.

Bir konut projesi mi bu da?

AÇ: Gibi… Bu işlerden  hiç bir şey kazanmamış olabilirsiniz ama bu projelerin içinde bulunmak ve o projeyi  geliştiren  firma olmak da sizin  marka değerinize çok şeyler katar.

Bosphorus City gibi büyük  bir projeye başlamışken , Ataköy projesi diyorsunuz, bir de şimdi yeni bir projeden  daha bahsediyorsunuz. Çok  riskli değil mi bu kadar projeyi aynı anda yürütmek?

AÇ: Biz sadece Bosphorus City ile nasıl dururuz. Zaten  aynı zamanda birden fazla projeler gerçekleştirdik sürekli. Halen  Lagün  sürüyor, Ottomanors sürüyor… Bomonti'de çok güzel  bir proje yapacağız, Marmaris'te yabancılara yönelik  Türkiye'nin  en büyük projelerinden  birini yapacağız. Yaklaşık iki kilometre sahili olan bir proje bu…

Yatırım ortamının bu kadar muğlak olduğu bir ortamda nasıl yeni projeleri ardı ardına sıralayabiliyorsunuz?

AÇ: Böyle zamanlarda daha temkinli davranan  arkadaşlarımı eleştirmem  ama benim  tarzım bu değil. 1994 yılında 5 Nisan  kararlarının alındığı dönemde biz Mayıs ayında Ataşehir'deki Koru projemiz için  kampanyaya başladık. O yıllarda 400 konutluk  proje çok büyük  bir proje sayılıyordu. Biz bu  400 dairenin  390 tanesini 13 günde sattık. 2001 yılında da aynı  durum  geçerlidir. Krize rağmen satışlarımızı sürdürdük.

Bir de 2001'de Seranit'i  satın  alarak  sanayiye girdiniz sanırım?

AÇ: Evet ama krizin  yarattığı bir fırsat  değildi. Sermaye yapısının  yarısı  dünya ahiret kardeşim dediğim  bir dostumundu. Beni davet etti, gel burayı al dedi. Çok hissedarlı bir ortaklık yapısı vardı.

Gittik ortak olduk, sonra o arkadaşımın da hisselerinden  satın alarak büyük  hissedar olduk. Seranit de büyük  bir atak   içerisinde bu sıralar.

Geçtiğimiz yıl üretim  kapasitesini 2 milyon  metrekareden  8 milyon  metrekareye yükseltti.

Biz aldığımızda kapıları kapalı, yıllık üretiminin  yüzde 60'ı stokta duran  bir şirket vardı ortada.

O kriz ortamında Allah yardım etti, bu günlere geldi.

Seranit zaten kurulurken  de iyi bir kapasiteyle kurulmuş bir fabrikaydı. Türkiye'nin ilk granit seramik  fabrikasıdır. Dünyanın en kaliteli granit seramiklerini yapıyoruz ve 33 ülkede ihraç ediyoruz.  Yurt içinde de projeler eğer  biz mal vermiyorsak  başka bir firmadan alıyor.

Sanayi alanındaki faaliyetleriniz Seranit'le de sınırlı değil.

AÇ: Prodek adlı şirketimiz Vanucci markasıyla mutfak ve banyo dolapları üretiyor. Asansör ve yürüyen merdiven  üreten  Yapımek adında bir şirketimiz var. Çelik&Çelik ise yapı çeliği alanında çok önemli işler yapıyor. Bu işlerin  hepsi inşaat  sektörünün  çevresindeki işler ama biz hiçbirini kendi projemize malzeme tedariği için yapmıyoruz.

Seranit'in  3 saatlik  üretimini biz bir yılda kullanamayız.

Vanucci yılda 3-4 bin mutfak  yapıyor. Asansörde de aynı şekilde. Bunların  hepsi  kendi başlarına ayrı ticari işletmeler.

Bir de kalsit tesislerimiz var. Nevşehir'de.

Sanayinin hemen tümünde kullanılan  bu maddenin de yüzde 70'ini dünyanın  dört bir yanına ihraç ediyoruz.

Mikrons adındaki bu tesisimiz şu anda Türkiye'nin  en büyük  kalsiyum  karbonat üreticisi.

Dünyada bankaların battığı bir ortamda eski batık  bir bankayı  Adabank'ı satın aldınız. Motivasyonunuz neydi bu süreçte?

AÇ: Dünyada bankaların  batma sebeplerini hepimiz biliyoruz. Fakat Türkiye'de bankacılık  sistemi  dinç, düzgün  ve sağlıklı olarak işliyor. O bakımdan  bankanın  ihalesi değil bundan  birkaç ay evvel, bugün  dahi olsa almakta tereddüt gösteremezdik.

Konut finansmanı için mi Adabank'ı  aldınız?

AÇ: Bankayı sadece konut finansmanı için almıyoruz. Konut finansmanı tabiki bizim için  kolay satacağımız enstrümanlardan biri.

Hem Simpaş'ın  marka bilinirliği hem müşterilerimizin kuruma olan güveni sayesinde biz o  enstrümanı  bankanın  içinde kısmet olursa satarız. Finansman sağlamak da değildi ana motivasyonumuz.

Biz kurum olarak  çok fazla kredi kullanan bir kurum değiliz.

Amiral gemimiz olan Simpaş GYO'nun bugün  kullanmış  tek bit kuruş dahi kredisi yok.

Bankayı  tamamen ayrı bir ticari işletme, bağımsız bir kurum olarak düşünüyoruz.

Projelerinizde suyu önemli bir figür olarak kullanıyorsunuz . Çıkış noktası  neydi bu fikrin?

AÇ: Eğer bir kent tasarlıyorsanız tarihten  etkilenmemeniz mümkün değil. Dünyanın  en güzel şehirleri su kenarlarınadır.

Budapeşte, Elhamra, İstanbul, New York..Paris'in güzelliğinin  merkezinde Sen nehri vardır.

Biz tarih boyu  bu süreçten  etkilendik. İlk 2000'li yılların  başında Aqua City  projesi ile başladık bu konsepti uygulamaya ama daha uzun  yıllar sürdüreceğiz.

Yakında inşallah  Ankara'ya denizi götüreceğiz.

Su sıkıntısı yaşanan bir dönemde bu kadar suyu nasıl  sağlayacaksınız? Sondajla yer altı  kaynaklarını mı kullanacaksınız?

AÇ: Hiç gerek yok sondaja. Mesela Bosphorus City'de 28 bin  metrekare büyüklüğünde bir boğazımız var. Bunu yaparken  arazinin  drenajından  faydalanacağız. Zemini hazırlıyoruz, proje bitene kadar yağmur suları  çevreden  akarak  bu boğaz alanında toplanacak. Fazla olanını ise Küçükçekmece gölüne doğru vereceğiz.

İçinde bulunduğumuz kriz ortamında konut fiyatlarının düşmesini bekliyor musunuz?

AÇ: Özellikle merkezi bölgelerde fiyatlarının üzerinde köpük olan alanlar var. Piyasanın  stabilize olmasıyla bu fiyatlar düşecektir. Metrekare fiyatı  2 bin dolar çevresinde gezen  konutlarda ise fiyatlar önümüzdeki dönemde yükselecektir.

Mortgage sisteminin  Türkiye'de başlamamış olmasının , batıda mortgage bankalarında başlayan krizden  Türkiye'yi  koruduğunu düşünüyor musunuz?

AÇ: Mortgage sistemi zaten  Türkiye'de olamazdı. Bu yüksek  reel  faizler varken nasıl olsun zaten? Önümüzdeki sene 2009'da da olamaz bu gidişle. Zira kamunun  borçlanma ihtiyacı faizler üzerinde önümüzdeki dönemde de yükseltici bir etki yapacaktır. Yüzde 1'in altına inerse faiz mortgage'dan  söz edilebilir.

Alışveriş merkeziniz de var bir tane İkitelli'de. Yeni projeler yapıyor musunuz bu alanda?

AÇ: İkitelli'de Deposite Outlet Alışveriş Merkezi var. Anadolu Yakası'nda da Ülker ve Corio ile Saf projesinin  ortağıyız. Anadolu yakasının en büyük  projelerinden  biri olacak. Sinpaş Yapı olarak  büyük iş  merkezleri , depolar inşa edip kiraya veriyoruz. En  son Flat Ofis'i  hayata geçirdik.

Eyüp'te yarım kalmış  bir projeye hayat verdik.

Biz ilk  defa bir katta 12 bin  metrekare ofis imkanı  bulunan  bir iş merkezi inşa ettik. Bu yıl sonunda inşaatı  bitecek ve kiracılar yerleşmeye başlayacak. İkitelli'de 200 bin metrekare büyüklüğünde bir iş merkezi projemiz var.

Bir avm fazlalığı yok mu şu anda İstanbul'da.

AÇ: Evet  biraz fazlalık  var ama kişi başına düşen avm alanı bakımından  Avrupa'nın  hala çok gerisindeyiz. Şunu da dikkate almak lazım, her yeni avm talebi de önemli ölçüde artırıyor.

Galeria açılınca "ikincisini İstanbul kaldırmaz" dendi. 101. açıldı ama hala talep var. Ama belli lokasyonlarda bir yığılma olduğunu kabul ediyorum.

Deposite'de kiracılarınızla sıkıntılar  yaşıyor musunuz kira konusunda?

AÇ: Deposite bir yıldız. Kiracılarımızın en iyi iş yapan  outlet mağazalarının orada olduğunu söylüyor. Lokasyonu, ulaşımı çok doğru  bir proje. Çevresinde de yürüyek gelebilecek ciddi bir nüfus var. Arkasında 20 bin konut var, 10 bin daha ekleniyor. Sefaköy yeni bir yoğunluk bölgesi oldu. Bu yüzden  ne ziyaretçi sayısında ne de kiraları  toplamada bir sıkıntı yaşamıyoruz.

Bosphorus City'de satışlar nasıl gidiyor?

AÇ: İlk  lasnmandan  reklam  kampanyalarını başlattığımız Ekim ayına kadar 1017 konut sattık. Geçtiğimiz ay reklam kampanyası başladıktan sonra üç hafatda 400 konut daha sattık. Hepsi maket üzerinden tabii ki… Toplamında iki bölümden  oluşan  4500 konutluk  dev bir lüks konut projesi bu.

Yaz aylarındaki lansmanı Julio lglesias ile yapmıştınız. Kendisi de daire aldı mı?

AÇ: Julio bence bir abide. 20'li yaşlardında Barcelona'da futbol  oynayan  bir Katalan iken felç geçirir. Ama yılmaz, bir yandan  sesini  keşfeder bir yandan da bütün doktorların itirazına karşın engelini aşar.

Dünyada plakları en çok satan sanatçılardan biri olur. Sonra gayrimenkule yönelir be çok büyük bir gayrimenkul  yatırımcısı olur. Gayrimenkul'den yıllık geliri 1,5 milyar dolar bana söylediğine göre. Dominik Havaalanı'nın  da yatırımcısı olduğunu söyledi. Dominik Cumhuriyeti'nde 9 kilometre sahili olan 11 bin dönüm  bir arazisi varmış. Orada iş yapmaya davet etti.

Bosphorus City'de bir daire aldı mı?

AÇ: Yemekte "sevgililerime buradan  birer ev alsam nasıl olur" dedi. Ben de satışları  kapatın  evlerimiz satıldı dedim. Ama diare almadı. Onun  yatırımları daha çok Miami  ve Dominik'te.

Sizin bir de Katarlı bir  ortağınız var. Onunla projeniz ne zaman  başlıyor? Ortağınızla başka planladığınız projeler var mı?

AÇ: Katarlı, Barva şirketiyle emlak Konut GYO'nun  Zeytinburnu'ndaki bir arazisi için ortaklık kurmuştuk. Orada izin aldıktan iki ay sonra, önceden açılmış bir davadan dolayı yürütmeyi  durdurma kararı geldi. Dava imar planının  iptali hakkında, sonuçlanınca projeye başlayacağız hemen. Yeni projeler de olabilir ama bu yürütmeyi durdurma çok canımızı sıktı. Önceden bize bu davanın  haber verilmesi lazımdı. Zor durumda kaldık.

Bunca yıllık inşaat  tecrübenizde kamu  ile hiç  çalışmadığınızı söylüyorsunuz. Bu bir prensip mi?

AÇ: Sinpaş 35 yıllık bir şirket. Benim müteahhitliğim de 40 yıllık… Ama bu sürede hiç böyle bir ihtiyaç  hissetmedim. Bugün de Sinpaş  artık bir marka, bunlara ihtiyacı yok diyebilirim. Kamu müteahhitliği aslında inşaatta ayrı bir dal. Bizim  işimiz ise ev yapmak. Bunun için de hiç ilgimi çekmedi. Bir de ben  helal haram  hassasiyeti olan bir insanım. Böyle ilişkilerde de bu  hassasiyeti korumak zor olabiliyor.

Reklamlarınız çok dikkat çekici, Marka ajansıyla çalışıyorsunuz hala?

AÇ: Ben Hulusi Derici ile ilk olarak 1994 yılında Boğaziçi Malikaneleri projesinde çalıştım. O zamandan  bu yana tüm  projelerimde Hulusi Bey'le çalıştık. Kendisi çok verimli bir reklamcı. Ortaklaşa geliştirdiğimiz konseptler çok  başarılı oldu.

Sinpaş bu büyüklüğüne rağmen  bir aile şirketi sanırım?

AÇ: Evet Sinpaş  bir aile şirketi. Çok  sayıda yeğenim  burada çalışır. Bir kısmı da ortaktır. Tüm aile bireylerinin  bu şirketin  oluşmasında büyük katkıları vardır. Biz tüccar bir aile geleneğinden geliyoruz.

Gelirlerinden az harcamayı, tevazu içinde yaşamayı öğütleyen, israfı  sevmeyen, devamlı artı değer yaratan, bir aileden  geliyoruz.

Benim  babam Çorum'da bir işadamıydı. Kumaş ticareti yapıyordu.

Daha 14 yaşımdayken  kendisini bir tarfik kazasında kaybettim. 38 yaşında çok iyi bir işadamıydı. Böyle şeyler insanı biliyor.

Azim , zamana bağlı olmayan  çalışma, başarma duygusu, kollektif çalışma gibi bazı kodların rahmetliden bana geçtiğini düşünüyorum.

.
.


Avni Çelik
.
.


Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org