Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Sizin Odalarınız       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

Bedri Baykam Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

SANAT PİYASASI, POLEMİK VE İÇERİK
02.12.2010
Okunma Sayısı : 5784
Oy Sayısı : 2
Değerlendirme : 3
Popülarite : 0,9
Verdiğiniz Puan :
 

 

SANAT PİYASASI, POLEMİK VE İÇERİK                                

Bedri Baykam

5. İstanbul Contemporary Sanat Fuarı yine büyük ilgi görüp yüksek ciro ile kapandı ve sanat ortamında sıkı ilişkilere vesile oldu. Hiçbir devlet koleksiyonu alımının yapılmadığı ortamda sanatçılar hep kendi güçleri ve özel sektörün desteğiyle var olabiliyorlar.

Bu sene fuarın polemiği Ahmet Güneştekin'in bir eserine koyduğu 2,5 milyon dolarlık fiyat oldu. "Fast-food" sansasyon arayan medyamız, sazan balığı gibi oltaya takıldı ve sanki bu yapıt o fiyata satılmış gibi yayınlar başladı. Bu anlamsız "yapıt fiyatına (neredeyse) bir gecede iki sıfır ekleme" operasyonuna tepkiler çoğalınca da sanatçı NTV'de "satmaktan vazgeçtim, müzelerde sergilensin" diyerek geri adım attı. Pazartesi günü Milliyet'te Mehveş Evin inanılmaz ve çok yakışıksız bir provokasyonla  "belki de sorun beyaz Türk sanat camiasında kafa gösteren Batmanlı bir Kürt ressam olmasıdır" şeklinde olayı iç siyasi savaş (!) boyutuna taşıma basiretsizliğini gösterdi! Bir gazetecinin sanat tartışmalarında konu araması anlaşılır olsa da bu gaf, Evin'in de yazısına referans aldığı, Habertürk'te konuyla ilgili eleştirel yorum yapan Doğançay'dan, Ali Akay'dan, İsmail Acar'dan ve benden özür dilenmesini gerektirir. Evin yıllardır (Güneştekin dahil) Güneyli ve Doğulu sanatçıları her fırsatta desteklediğimizi bilmiyorsa öğrensin ve bölücülük yapmasın! Bu özür gelene kadar Evin'in bu tavrını şiddetle kınıyorum.

Gelelim işin özüne: Sanatta "değer" kavramı nasıl oluşur? Doğançay'ın dediği gibi "bu iş Everest'in tepesine helikopterle bırakılmakla olmaz". Yıllar süren kendini kanıtlama ve tırmanmayla olur. Bir büyük kariyer yaşamış sanatçıların kendi olağan fiyatlarının çok üstünde fiyatları da olabilir. Ama bu istisnaların bile bir izahı ve mantığı vardır. Yani genel fiyatlarını bir gecede 20 veya 50 ile çarptığını"kendi ağzınla deklare ederek" olmaz. O dediğin fiyata iki hatır alımı yaptırsan veya etrafa "şu kadara satıldı" diye balonlar uçursan bile bir işe yaramaz. Dünya sanat piyasasında "track-record" diye bir kavram vardır: Bunlar özetle "hangi galerilerde, kaç ülkede sergi açtı, hangi önemli grup sergilerine davet edildi, hangi önemli koleksiyonlara girdi, hangi dünya müzelerinde sergilendi, hangi dünyaca ünlü eleştirmenler hakkında makaleler yayınladı, hangi müzayedelerde yıllar üstünden kaça satıldı, bu yapıtların ülkesinin veya dünya sanatının tarihine girme potansiyeli nedir" gibi birçok sorunun yanıtından oluşur. Ahmet Güneştekin'in kendi derlediği özgeçmişine baktığımızda, bu saydığımız kriterler bağlamında ulusal veya uluslar arası açıdan elle tutulur önemli ipuçlarına henüz rastlayamıyoruz. Bu genç bir sanatçı için olağandışı bir durum değildir. Olağandışı hatta anormal olan, bu çizgiden gelen bir sanatçının birden kendini sıralamanın en önüne yerleştirmek için yaptığı mantık dışı oldu bitti hamlesidir.

Öte yandan akıl var mantık var: Sen bir genç olarak dün yaptığın resme o fiyatı koyarsan, yarın yarısı ebadında yapıtı da milyon dolardan mı başlayıp satacaksın? Okulu dün bitirmiş bir genç de "ben 50 milyon dolar koydum, dünyada yaşayan en pahalı ressamım" derse, ortam bunu da ciddiye alıp tartışacak mı? Ne kadar kolaymış bu ülkede sanat ortamının gündemini oluşturmak demezler mi? Ya da, o zaman bugün Doğançay veya Çoker'e veya ardından gelen kuşağa ne fiyat koyacaksın? Fiyatlar bir gecede "sanat adamları" kurulu ya da Bakanlar Kurulu'nca (!) tespit edilmez!  Yıllar içinde kendini her fiyat durağında test ederek piyasada belirlenir… Yavaş yavaş çıkacaksın bu merdivenleri ve hedefin her şeyden önce para değil, sanat olacak…

Güneştekin, fazla heyecanlı ve hızlı başarmak isteyen bir alaylı genç. Ama aşırı hırsı ve sabırsızlığı, aklını örtmemeli ve bu uzun sanat yolculuğunda kendisini en başta kendisinden korumalı! Bu tartışmalar yalnız Güneştekin'i ilgilendirmiyor. Türk çağdaş sanat piyasası dünyaya açılmaya çalışırken, bu tip yanlış adımlar piyasaya"yahu bu işler bu kadar yaptım oldu, attım tuttu bazında mı?" sorusunu sordurup spekülasyon kokan bir güvensizlik ortamı getirir. Güneştekin'in bu gençlik hatasını ve aracılar piyasasını geride bırakıp işine dönmesini, TV'lerde söylediği haddini aşan sözler için de özür dilemesini öneririm.

Bir sanat fuarı, ilgi çekmek için verilen "pahalı" fiyatları flaş yapıp yarıştıracağına "umut vaat eden genç sanatçı-galerici" veya "ömür üzerinden başarı ödülü" gibi içeriği öne çıkaracak özendirmeler yapsa çok daha iyi olur. Ayrıca piyasaya da verilecek ciddi öğütler var: Koleksiyonerler abartılı bir şekilde müzayede ve fuarlarda toplu alım histerisi içindeler. İşler biraz bilgisizlik içinde birbirine bakarak gösterişle hareket etme merakına varıyor. Halbuki sanat, alıcılar için de bir keşiftir. Sanatçılarla konuşmak, derine inmek olayı bambaşka boyuta taşır. Galeri veya atölye ziyaretleri, uzun sohbetler, kitaplar, konferanslar, çok daha zahmetli ama işin olmazsa olmazlarıdır. Gerçek koleksiyoner her şeyden önce, hem bilgi, hem zevk, hem de iç güdüye göre kendi seçimlerini gerçekleştirerek yapıt alan kişidir. Sanat akıp giden zamanın tapusudur ve onun saygınlığını rafa kaldırarak basit bir hisse senedi piyasası sığlığına çekmek ciddi bir ihanettir.

Sonuçta sanat dünyası tabii ki paranın döndüğü, değerlendiği bir borsa da sayılabilir. Ama tarih, sanat eserini hatırlamak ister, yüzeysel fiyat ve borsa koşularını değil. Dolayısıyla tüm Türk sanat piyasasının öncelikle derin bir nefes alması ve kendini "hızlı para" tutkusundan arındırması gerekir. Bu yaşadıklarımız, belki de Özalizmin hızlı köşe dönmecilik arayışlarının gecikmiş artçı şoklarıdır. Bu konularda sanat ortamına son mesajım şudur: Sanat ciddi ve sabır-ekspertiz isteyen bir alandır. Lütfen hiçbir deneyimi olmayanlar her köşe başında galeri açarak bu ergenlik çağı sorunları yaşayan ortama yozlaşma yüklemeleri yapmasınlar…

Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org