Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Sizin Odalarınız       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

Bedri Baykam Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

SİLİVRİ'DE YARGI TARTIYA ÇIKIYOR
01.08.2013
Okunma Sayısı : 4390
Oy Sayısı : 0
Değerlendirme : 0
Popülarite :
Verdiğiniz Puan :
 

 



SİLİVRİ'DE YARGI TARTIYA ÇIKIYOR...




Önce size, 1969 yılının 9 Aralık tarihli Cumhuriyeti'nden bir haber okumak istiyorum:

Haber başlığı "Erim, Ecevit'i Suçladı". Prof. Erim'in sözlerinden alıntılar ise şöyle:

 "Maziyi inkar edemezsiniz. Mazide Atatürk ve İnönü vardır. 'Fes yerine şapka getirilmesi halkın mutluluğuna ne kattı' dediniz.

O zamanın şartları içerisinde fesi çıkarıp şapka koymak, bir yeni baş takmak kadar zordu.

Atatürk o devrimleri yapmasaydı, alt yapı devrimlerine ulaşamazdı.

Atatürk'ü reddederek CHP'li ve devrimci olmak mümkün değildir.

Hele CHP'nin kurucusu olan Atatürk'ü, CHP'nin Genel Sekreteri eleştiremez."
Bu alıntıyı Silivri'de karar duruşması öncesinde niye kullandığım konusunda fazla bir yoruma gerek yok.

Çürümenin içeride nasıl başladığını, daha sonra Kurucu Meclis'te mutlulukla yer almasına rağmen 1980 sonrasında 60 Devrimi'ne karşı çıkan, Gülen'i destekleyen, en kritik dönemlerde ısrarla solu bölerek gericiliğin önünü açan Ecevit profiline nasıl ulaştığımız konusunda kökten bir hatırlatma:

Biz "Balyoz" ve "Ergenekon" davalarını, ülkenin aydınlanmayı temsil eden kanadı olarak bu kabul edilemez akışta yaşıyorsak, treni raydan çıkartan virajlardan biri buydu, 44 yıl öncesinden!

Sağlıklı hücrede yozlaşma başladıktan sonra, verilen ödünlerin nereye kadar gidebileceğinin en ağır deneyimlerini yaşıyoruz.


Silivri başladığından beri, örülen her çeşit duvara ve her türlü psikolojik harp çelmesine karşın sayısız defa bu 100 kilometrelik engelli koşuyu katederek, davayı yerinde izledim.

Kararların açıklanacağı 5 Ağustos tarihinden önce de, o soğuk salonda sarfedilmiş ve kulağımda hala yankılanan seslerden bazılarını sizlerle beraber hatırlamak istiyorum.


Öncelikle dünya bilsin ki, şayet bu duruşmalar naklen yayınlansaydı, akış 4-5 yıldır olduğu şekilde yaşanmazdı.

AKP'li bazı seçmenler bile "bir dakika, neler yaşanıyor orada?" diye konuya karışır ve tepkisini en sert şekilde ortaya koymaktan çekinmezdi.

O zaman tüm Türkiye yaşanan hukuki "boşluğu" kaçınılmaz şekilde görecek, olayın skandal boyutları aleme malum olacaktı.

Keyfi olarak kısıtlanan savunma süreleri, salondan çıkarılan avukatlar, isimsiz ihbarlar, çoğu adi suçlara sahip gizli tanıklar, iflası kanıtlanmış sözde bağlantılar, sahteliği hem ülkemizden hem Silikon Vadisi'nden tescilli dijital sözde kanıtlar, her biri "insanım" diyenin her yüreğinde yara açacaktı.
Bu doğrultuda kulağıma gelen ilk ses Av. Ceyhan Mumcu'dan:

"Dünyada böyle bir dava örneği var mı? Bu dava tercüme edilse, hiç kimse metinlere inanmaz".

Ya da Yalçın Küçük'ün sözleri:"Bize suç bulun, suçumuzu söyleyin, cezamızı verin. Burada dezenformasyon var. Engizisyonda da suç yoktu.

Bu iddianamelerde 'suç lokantaları, otelleri' var!

Kimin ne zaman tutuklanacağına veya serbest bırakılacağına bir şekilde bir merkezi planlama ile karar veriliyor".


Sonra Tuncay Özkan geliyor: "Burada hukuk yok, suç yok, suçlu yok, delil yok.

Ben zalimliğe muhalif oldum. Yolsuzlukla mücadele için gazeteci oldum.

İktidara muhalefet etmek suç olabilir mi? Hangi hareketimde cebir-şiddet varmış?

Raporlar burada, deşifreler burada.

Tersine, beni demokratik hayattan koparmak bir suçtur. İnsan uygarlığına yakışmamaktadır.

Suçum: Düşünmek, ifade etmek, toplantı-yürüyüş haklarımı kullanmak. Bu sayılanlar benim görevim.

Parti kurmama veya ADD Başkanı olmama bir yasak var da ben mi bilmiyorum?

Evet, tüm Cumhuriyet mitinglerini yasal olarak ben düzenledim.

Bu mudur suçum?

Milyonlar yürüdü, tek kişinin burnu kanamadı"
Doğu Perinçek ise, hiç bir aşamada "savunma" yapmadı.

O yalnız resmen getirilmek istenen yeni düzene karşı kendi "iddianame"sini okudu.

Zaten bunda da o kadar başarılı oldu ki, yaptığı savunma yeni dava konusu oldu ve bu başarısı taçlandırılarak "mahkum" bile oldu.

Perinçek'in "suç konusu" olan sözlerini yayınlamak serbest olmasına karşın bunu yayınlamayan, yeni adıyla"Penguen medyası" ise, vefatını böylece "Gezi" den çok önce ilan etmişti.


Teğmen Mehmet Ali Çelebi'nin savunusu ise, hem demokrasi hem askeri tarihimize geçti.

Bütün bu arkadaşlarımız, her biri, orada demokrasi adına yıllardır nöbet tuttu. Şimdi artık bu nöbet yetti.

Türkiye, her birinin 5 Ağustos'ta özgürce aramıza katılmasını ve beraat etmesini istiyor.

Herkes kelime meddahı sevgili Balbay'ın Yağmur ve Deniz'e kavuşmasını, tüm değerli aydınların artık hasretle beklendikleri evlerine dönmelerini bekliyor.

Her şey ortada: 

Önümüzdeki pazartesi, Silivri'de aydınlarımız değil, Yargı tartıya çıkacak...  



----




20 YIL SONRA TEKRAR KRİTİK İKAZ     


            

 Bu yazıyı dikkatle okuyun lütfen.

Çünkü yaşayacaklarımızı kaçınılmaz şekilde etkileyecek.

Yaklaşmakta olan yerel seçimlerin başımıza bir "taş" gibi düşüp, "Gezi Direnişi" ile yükselen morallerimizi paramparça etmemesini istiyorsanız, lütfen yayın...
           

 İlk önemli hatırlatmam 1993 yazından olacak.

Sol üçe bölünmüş:

SHP-CHP-DSP.

O yaz yaptığım çağrıyla "Taban Operasyonu"nu başlatıyoruz:

Bu bölünmenin Refah Partisi'ne önce yerel, ardından genel seçimleri kazandıracağını kamuoyuna ısrarlı şekilde anlatıyoruz.

Bu gündemi sarsan çıkış, aynı zamanda Türkiye'de Atatürkçü ve sol tabanlı kitle örgütleri ve aydınların 12 Eylül sonrası ilk "bir arada"lıkları, yani USTKB'nin de öncüsü.

İlk bildiri, bu ayrılığın demokrasimiz ile Atatürk devrim ve ilkelerini tehlikeye sokacağını aktarıyor.

Kimler yok ki imzacılar arasında:

ADD, ÇYDD, DİSK, Mimarlar Odası, ÇASOD, UPSD, onca meslek odası ve Türkiye'nin yüz akı aydınları:

Türkan Saylan, Alev Coşkun, Onat Kutlar, Ahmet Taner Kışlalı, Suphi Baykam, Mustafa Ekmekçi, Oktay Ekinci, Ceyhan Mumcu, Hikmet Çetinkaya, Zeynep Oral, Nejat Yavaşoğulları, Rutkay Aziz, Mehmet Güleryüz, Tahsin Yeşildere, Oğuz Gündoğdu, Beral Madra, Turhan Feyizoğlu, Genco Erkal, Semih Balcıoğlu, Nurzen Amuran, Yusuf Taktak, İlhan Arsel, Necla Arat ve niceleri...

Bugün birçoğunu kaybetmiş olduğumuz, yeri doldurulmaz dostlar.

Bir isim daha var pırıl pırıl parlayan... Geçen hafta kaybettiğimiz eşsiz aydın, yurtsever dost Prof. Alparslan Işıklı. Bu hafta, bu ağır gündem içerisinde sütunumu kendisine ithaf ediyorum.


Yalvardık sol partilere, "Ya birleşin, ya ortak aday çıkarın, ya alan paylaşması yapın.

Mesela biriniz Ankara'da aday çıkarsın, biriniz İstanbul'da" dedik.

İlk yanıt hemen Ecevit'ten geldi: "Bizi yok sayın". O yaz sıcağında, bana destek veren ÇYDD ve ADD'li gençlerle on binlerce imza topladık.

Hilmi Hacaloğlu, Barış Doster gibi bugünün başarılı basın mensupları, Devrim Çubukçu, Alptekin Gündüz, Serkan Şahin, İshak Gülsoy gibi değerli gençler durumun vahametini anlamıştı. İl başkanlıkları ve kurultaylarda kan ter içinde çalışıyorduk.

O yıllarda sanal dünya filan yok ki!
          

SHP Başkanı Murat Karayalçın ve CHP Başkanı Deniz Baykal arasındaki temasları ise ben yürüttüm.

Her birine diğerinin taleplerini bin bir uzlaşma formülü ile ilettim. Sonuç maalesef kocaman bir sıfır. Anadolu'da yaptığım iki konuşma arasında bir benzinciden Baykal'ı aramıştım ve son kopuş orada yaşandı.

Bize düşen artık bir mucize beklentisiydi. Yani bu akıl almaz tıkanmaya rağmen, belediyeleri kaybetmemek!
          

Mucize değil, felaket yaşandı.

Aynen korktuğumuz gibi, İstanbul'da Refah Partisi, %25'le kazanırken, merkez sol oyların toplamı %34 idi.

Ankara'da Refah, %27,3 ile kazanırken, merkez solun toplamı %37 civarıydı. Hatta SHP'nin 26,88 puanına CHP'nin 2,09'u eklenebilse, o da fazlasıyla yetiyordu.

Ama "bizim" partiler birbirlerini afiyetle yemeye devam edip Erdoğan ve Gökçek "efsaneleri"ni ülkeye hediye ettiler.

Siyaseti normalde bizlerden çok daha iyi bilmesi gereken liderlerimiz (!) sayesinde  yuvarlana yuvarlana bugünlere kadar düştük!

Yani Atatürk Anıtı'na çelenk koymanın ve tencere tava çalmanın suç olduğu, aydınların, askerlerin zindanlarda çürütüldüğü bir Türkiye'ye kavuştuk!

Cömert, Sarısülük, Ayvalıtaş ve Korkmaz işte o 1993 yazının inatlaşmalarının sonucu olarak öldürüldüler!

İşte 20 yıl önceki basın toplantılarında bugünün karanlığını nasıl tarif ettiğimizi herkes okuyabilir, görüşmeleri o liderlere sorabilir.

Olaylar "şeffaf" yaşandı, dolayısıyla hiç kimse "benim aklıma gelmemişti" diyemez. 
         

Şimdi akan kum saatine dönelim.

Biz "Taban Operasyonu" ile uğraşırken o yaz doğan gençler, bu yaz Gezi Parkı'nda ellerinden kayan özgürlüklerine sahip çıkıyorlar!

Ve mücadele devam ediyor. İktidar kendini faşist uygulamalara kilitlerken, Türkiye artık laik, demokratik hukuk devleti ve özgürlük müdafaasında şehitler veriyor.
         

Şimdi yerel seçim son süratle yaklaşıyor.

İki seçeneğimiz var:

Ya yine gençler ve partiler birbirini müşkülpesent şımarık bulvar gençleri gibi dışlamaya devam edecekler ya da " ne pahasına olursa olsun uzlaşma" diyerek önyargılarını taca atacaklar! 
          

Zaman az, konu somut:

Ey CHP! "Gezi'yi destekliyorum" demek yetmez.

"Gezi ruhu"nun arasından çıkan aydınları, gençleri ve kendi eksenindeki küçük partilerin temsilcilerini listene alacak mısın?

Ve sen Gezi destekçisi!

"Bana layık parti yok" demenin seni yok edeceğini artık anlayacak mısın?

Bu diyalogları açmanın şimdi tam zamanı.

Ve top muhalefetin abisi konumundaki CHP'de.

Umarım 20 yıl önceki intiharvari hatalardan şu kritik günlerde ders alınır.


Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org