Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Lider Odaları       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

Serdar İnan Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

GÖRDÜKLERİM, DUYDUKLARIM, HİSSETTİKLERİM
08.01.2012
Okunma Sayısı : 2242
Oy Sayısı : 1
Değerlendirme : 5
Popülarite : 0
Verdiğiniz Puan :
 

 

GÖRDÜKLERİM, DUYDUKLARIM, HİSSETTİKLERİM

Serdar İnan
 

Her şeyi gözlemleyerek, sorarak, dinleyerek, geze-rek, düşünerek, yorumlayarak, revize ederek ve tekrar mantığını kurarak geçen 41 yılın ardından gördüğüm manzara, her 7 yılda bir adeta yıkılmış ve yeniden yapılmış gibi duruyor.

12 yaşındaki çocuk olan aklım, 19 yaşındaki reşit olan aklım, 26 yaşındaki genç olan aklım, 33 yaşındaki olgunluğa geçme evresindeki aklım ve 40 yaşındaki olgun aklım ile hayat hep daha başka hissettirdi bana kendini.

47 yaşındaki muhtemelen yaşayacağım bakış yönü değişimine doğru giderken anlayabildiğim, aslında hayatın bileşkesi olan tecrübeler yaşandıkça, hayata daha geniş perspektiften bakıyor olmam.

Misal vermek gerekirse insanın yere bakarken gördü-ğünün, binanın çatısından bakarken, uçaktan bakarken, ya da uzay üssünden bakarken değiştiğidir.

Mesela uzay gemisi ile 553 ışık yılı uzağa bir anda gitseniz ve geri baksanız, İstanbul'un fethi savaşını görürsünüz.

Bu ne şu anda İstanbul'da savaş var anlamına gelir, ne de biri İstanbul'u Osmanlılar alacak dese, onun gaybı bildiği anlamına.

Baktığın şey dünya, aynı da olsa, seviye fark ettikçe veya bakış zaviyen genişledikçe aynı şeye bakmıyor hissi uyandırması doğaldır.

Ancak bakılanın farklı görünmesi, aslında aynı şeye bakmadığın anlamına da gelmiyor.

İnsanoğlunun hayatın değişik dönemlerinde hayatı farklı gör-mesi aslında bizim için doğal bir olgu oluyor, bize düşen belki de değişimden korkmadan hayatın kucağına kendimizi bırakma cesaretini göstermemizdir.

Allah Kuran'ında, dualarınız olmasa ne öneminiz olacak ki mealindeki ayetle, zaten hayatı önünüze ders alasınız, kendinizi geliştiresiniz diye çıkaran Zatına, neyi bize reva görürse rıza ile dua etmemiz gerektiğini anlatıyor.

Tabii ki burada çalışmanın, mücadele etmenin de, dil ile yapılan dua anlamına geldiğini söylemem gerekiyor. Bizlere düşen başımı-za gelenin, bizden ne istediğini bulmak, olayların arkasındaki hikmeti yakalamak ve buna göre pozisyon almaktır.

Allah bize sıkıntı verirken de, maddi ve manevi zenginlik verirken de aslın-da bizim ile konuşmaktadır.

Ayette, ben size şah damarınızdan daha yakınım derken, size verdiklerim ve sizden aldıklarım ile sizde açığa çıkmasını istediğim esmamı, size söylüyorum demek istiyor.

Yapmaz iseniz sizi sonsuza kadar sürecek ıstırap bekliyor derken, aslında ben sizi yakacağım değil, siz kendinize nefsiniz ile zulmedeceksiniz diyor.

Öyle varlıklı insanlar var ki hâlâ nefisleri için çok şey isterler veya öyle güzel insanlar var ki hâlâ güzellik salonlarından çıkmazlar.

Allah'tan daha fazla istemenin hiç mahsuru bir anlamda yok, çünkü Allah'ın hazinesi o kadar çok ki, dileyene veririm diyor.

Bizim anlamadığımız zaman far-kı, çünkü Allah'ta zaman yoktur.

Zaman mefhumu bizler için, madde âlemi için geçerli bir olgudur.

Allah aslında her kuluna isteğini veriyor, dünyayı isteyene dünya, ahireti isteyene ahiret.

Yalnız çok azınlıkta olan bir kesim var ki, onlar yalnızca Allah'ı isterler.

Allah bizleri öyle kullarından eylesin inşallah. "Cennet cennet dedikleri birkaç köşkle birkaç huri, isteyene ver onları bana seni gerek seni" derken Yunus bu olguyu çok güzel anla-tıyor.

Kuran'da da aslında okuyanın seviyesine göre anlamı fark-lılaşacak ayetler mevcut, buna ispat olarak da insanın hayat tecrübesi geliştikçe okuduğu Kuran'dan eskiden çıkaramadığı anlamlar çıkarması gösterilebilir. Resulullah'ın sünneti de gene bu şekilde tezahür ediyor.

Mesela o öyle giydi diye bazılarımız şalvar cübbe giyer, sarık takarlar.

Alt bakış olarak doğrudur, an-cak o zaman Ebu Cehil de aynı giyinirdi, bu sebeple bir üst bakış ile herkesle aynı giyim sünnettir de denebilir. Ayrıca Resulullah Efendimiz temiz giyinirdi.

Bir üst bakışa göre ise, Resulullah Efendimiz güler yüzlü ve herkes ile ilgiliydi; kıyafetini bu yönleri tamamlardı. Bu bakış zaviyelerini değiştirmek insanın dünyaya bakışı ile alakalı olarak çeşitlilik arz eder.

Allah her an başka bir şanda olduğuna göre ve hayvanlar âlemi, atom âlemi gibi çok çeşitli âlemleri aynı kapta bize sunduğuna göre, aslında beni tartıya koymayın, beni sınırlamayın, aklınızın erdiği yere kadar ben sizinle beraberim, beni anlamaya değil beni yaşamaya bakın demiyor mu?

Kesret âleminde, vahdeti bulmak için sınırlarınızı benim verdiğim ölçülere kadar genişletin demiyor mu?

Siz neyi görmek isterseniz ben oyum demiyor mu?

Bildiğiniz hiçbir şeye benzemem demiyor mu?

Tüm bunlar ile aslında her yerde, her şeyde gören gözler için Rabbimiz hazır ve bizi bekliyor, ne olursak olalım, ona yönelmemiz ve ondan af dilememiz gerek-miyor mu?

Hocaların hocası o değil mi? Biz halis kalp ile ve nefsimizi terbiye ile benliğimizden, safralarımızdan ayıklanarak ona yönelsek ve "Rabbim bana doğruyu göster," desek, O da karşımıza çıkacak olaylar zincirleri ile bize doğruyu öğretse daha iyi değil mi? Resulullah bize dininizi tamamladım derken, artık benim kullandığım misvakı kıyamete kadar kullanın mı demiş?

Yoksa din bir anahtardır, hangi kapıya tutsanız onu açar, yeter ki anahtara sarılın mı demiş?

Ben dinin görsellerinin de aslında onu arayanlar için hak olduğunu ve onu arayanların onu bulacağını düşünüyorum.

Aynen namazı da görsel düzeyde kılma ile ruhsal ve içten kılma arasındaki fark gibi, işin hakikatinin, aslında görsel anlamdan çok farklı olabileceğini, ancak aynı vahdetin parçası olduğunu  düşünüyorum.

Kelime-i tevhit de tüm ilahlarınızı bırakın (sizi sınırlayan, size doğru gibi gelen her şeyi terk edin) yalnızca ben varım, bana gelin, diyor. Söylenebilecek son sözümüz 'La İlahe İllallah'. Bildiklerimizi unutup, benliğimizden sıyrılıp, Allah'ın bize doğrusunu göstermesini beklemeliyiz.

Allah bizi hep doğ-rulardan eylesin, inşallah.

13.10.2006


Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org