Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Sizin Odalarınız       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

Cüneyt Asan Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

Bülent Şenver'in Konuğu Cüneyt Asan
06.02.2006
Okunma Sayısı : 8093
Oy Sayısı : 16
Değerlendirme : 5
Popülarite : 6,02
Verdiğiniz Puan :
 

 

Bülent Şenver’in Konuğu Cüneyt Asan
Bankacı Gözüyle

Bülent Şenver

Bülent Şenver’in Konuğu Cüneyt Asan

Portreler dergisi için saygıdeğer Bülent Şenver beyefendinin benimle yaptığı hoş sohbeti sizlerle paylaşmak istedim.

Portreler Dergisi
BÜLENT ŞENVER’İN KONUĞU
CÜNEYT ASAN

BŞ- Günaydın et ve restoranlar zincirinin sahibi Cüneyt Asan,  bu işe nasıl başladığınızı ve merdivenleri nasıl tırmandığınızı bize anlatabilir misiniz?

CA- Dünyaya çok fakir bir ailenin çocuğu olarak gelmişim. Mutlak surette de eve para girmesi lazım. Çalışma hayatıma ilkokul ikinci sınıfta bir kasap dükkânında başladım. Hasbelkader kasaplığabaşladım. Ama geçen süre içinde ben bu işi inanılmaz sevdim. Dünyalara değişmeyecek kadar çok sevdim kasaplığı, emin olun. Dünyaya bir daha gelsem yine bu işi yaparım. Daha farklı yaparım. Belki işi daha büyük bir boyuta taşırdım.  Ama yine kasaplık yapardım.

Bugün sahip olduğum her şeyi yedi yaşımda o kasap dükkanında başlayan serüvene borçluyum. Bu gün beş tane kebap restoranımız var. Bostancı, Kozyatağı, Bodrum, Etiler, Suadiye (köfte döner). Bostancı’daki  Günaydın kasap ve şarküteri dükkânımız çok daha büyüdü. Yine bunun yanında Tekirdağ Malkara’da kendimize ait çok büyük çiftliğimiz oluştu.  Hayvanlarımızı kendimiz yetiştiriyoruz. Bu sayede, çok daha sağlıklı, çok daha hijyen, çok daha kaliteli et temin edebiliyoruz. Müşterilerimize kaliteli hizmet vermeye çalışıyoruz. Bundan sonra da yapacaklarımız var.

BŞ- Cüneyt Bey, dikkatimi çekti aşağıdaki kasap dükkânınızın üzerindeki büyük afişlerde şöyle yazıyor. ‘Etin sanata dönüştüğü yer’ ve ‘Et bizim işimiz’. Et sizin işiniz de ama sanatla et nasıl bir araya geliyor?

CA- Şuna benzetiyorum; nasıl bir heykeltıraşın eline mermer ya da bir malzeme veriyorsunuz, o, soğuk malzemeyi işleyerek onu adam edebiliyor, biz de hayvanları önce kesiyor, biçiyor, kasap dükkânına getiriyor. Sevimsiz bir karkası öyle hallere sokuyoruz ki karşısına geçtiğiniz zaman onu sanat halinde görüyorsunuz. Hayvanın üzerindeki eti alıp  kesip biçip buzdolabının vitrinine albenisi olan güzel bir şekilde yerleştirmek en az güzel sanatlar kadar bir sanat, bunu iddia ediyorum.  Özellikle bizim kasap dükkânına girdiğiniz zaman bunu gözlerinizle görürsünüz.

BŞ- Siz Günaydın Kasap olarak dükkanınızdan et alanlara şunu söylüyorsunuz. “Hep en iyi eti aldım, her zaman en iyi şekilde işledim. Her zaman kaliteli et sattım”. Eti almak, eti işlemek, eti satmak, bu işin kendine göre safhaları var. Bize bu safhalardan bahseder misiniz.?

CA- Bir kere etin iyi olması için hayvan ırkının en iyisini seçmeniz lazım. Nasıl Trakya’nın Kıvırcık’ı diyoruz. Etin coğrafyası vardır. Etin haritası vardır. Yenecek etin haritası vardır. Bir de, insanların iş gücünden yararlandığı hayvanlar vardır. Yenecek etin coğrafyası, haritası,  Marmara bölgesidir.  Ama herkes bunun tam tersini bilir. Etin iyisinin Doğuda, Güneydoğuda olduğunu zannederler. Çünkü orada hayvancılık olduğu düşünülür. Bu kesinlikle yanlıştır.

Allah hayvanı iki türlü yaratmış; bir, insanlar yesinler diye, iki, inanlar iş gücünden yararlansınlar diye. İşte Marmara haritasının içinde yetişen hayvanlar, özellikle insanlar yesin diye yaratılmış olan hayvanlardır. Ağrı’daki et yenmez mi tabii yenir. Yenir ama Marmara bölgesinde yetişmiş hayvanın eti kadar lezzetli olmaz. Marmara bölgesinde yetişen hayvanlar, özellikle dünyaya yensin diye gelmiş bir hayvanlardır.

Tabii et işlemek sanatı da önemlidir.  İyi bir kasap olmak istiyorsanız eti terzi gibi kesecek, biçeceksiniz. Gerekirse giydireceksiniz, pişireceksiniz. Ya da müşterinize ne şekilde pişireceklerini anlatacaksınız.  Bütün bu seriyi tamamlarsanız, doğru iş yapmış ve iyi bir kasap olmayı başarmış olursunuz. 

BŞ- Et alırken nelere  dikkat etmeliyiz? İyi eti nasıl, nereden bulabiliriz? Birçok  insan bunu bilmiyor. Kasabımıza mı güvenmeliyiz? Bize neler tavsiye edersiniz?

CA- Şu eti alın, bu şekilde alın demekle bu işi çözmek çok kolay değil. Bu da bir bilgi işi.  Bilmek  zaman işi. Etten herkes anlamaz. Anlamasını beklemek de doğru olmaz. Etten kasap anlar. Kasabın da iyisi, kötüsü vardır. Ahlaklısı, ahlaksızı vardır.   İyi et yemek istiyorsanız, iyi ve ahlaklı bir kasap bulmanız gerekir. Tabii ki, bire bir insan ilişkisi de çok önemlidir. Mesela et marketten alınmaz.

Et kasaptan alınır. Et mutlaka kasaptan alınmalıdır. Marketten et almak demek, et almamak demektir. Kasap ne yapar ? Kasap müşterisine göre et alır. Bir kere bunu çok iyi anlamak gerekir. Büyük markette kasap dükkânında olan sıcak insan ilişkisi yoktur. Bir kere iki sefer kasap dükkânına gittiniz mi,  kasap sizi tanıyor ve size ne vereceğini zaten biliyor olur. Hangi tür hayvanı ne tür eti sevdiğinizi ve ne çeşit et pişirdiğinizi kasabınız bilir. Size ona göre et seçer ve verir. İyi alım işte bu şekilde yapılır. Sıcak ilişkide olduğunuz doğru tezgâhlardan et alışverişi yapın. Ya da zaman içinde sorup öğrenerek et seçimi konusunda kendinizi geliştirebilirsiniz. Benim şimdi buradan şu eti alın, bu eti almayın demem hiç de doğru olmaz.

BŞ- Farz edin eti sizden aldık ve eve götürdük. Hemen ızgaraya koyarsak  iyi bir bonfile yemiş olur muyuz? Yoksa evde eti başka işlemlerden geçirmemiz gerekir mi?

CA- İyi bir kasap bonfile olacak eti üç gün dinlendirmeden müşterisine vermez. Üç gün kemiği üzerinde et dinlenmeli ve daha ateşe konmadan kasapta pişmeyi tamamlamalı. Ondan sonra eti müşteriye satabilirsiniz. Bonfile dananın en yumuşak etidir.

Lezzetli et mi yemek istiyorsunuz? O zaman etinizin pişirilmeden önce üç önemli safhadan doğru olarak geçtiğinden emin olun.

Birinci safha, kasapta dinlenme. Et 3 gün kasapta dinlenmeli.

İkinci safha, evde dinlendirme. Et 2 gün (48 saat) evde dinlendirilmeli. Çukur bir kap alın. Etinizi içine koyun. Tat versin diye etinizi tuzlayın. Daha sonra kabınızdaki etin üzerine çıkacak şekilde kaba süt koyun. Tuzlanmış et süt içinde 2 gün beklesin.

Üçüncü safha, terbiye ve lezzetlendirme. Dinlendirilmiş eti ızgaraya koymadan önce terbiye edip lezzetlendirmeniz gerekir. Bunu yaparken dikkat etmeniz gereken birkaç hususu sizlerle paylaşayım.

Dana eti ile kuzu etinin terbiyesi birbiribiden çok farklıdır.

Tuzlanmış, süt içinde iki gün dinlenmiş dana bonfileyi ızgaraya koymadan 30 dakika önce üzerine zeytinyağı sürün. Tuz ete tat verir. Zeytinyağı ise etin ızgarada kurumamasını sağlar. Eğer soğan tadını çok seviyorsanız bonfilenizin üzerine biraz da soğan suyu sürebilirsiniz. İşte bu kadar.

Aman dikkat! Dana bonfilenin üzerine daha başka hiç bir başka şey sürmeyin. Dana eti üzerinde ne kadar çok oynayıp üzerine başka malzemeler ilave etmek isterseniz et o kadar kimlik kaybeder. Bonfileniz yarım saat bu şekilde beklesin. Daha sonra ızgaraya koyun. İstediğiniz kıvamda pişirin. Afiyetle yiyin.

Kuzu şiş ise ızgaraya konmadan önce daha farklı bir şekilde terbiye ister. Tuzlanmış, süt içinde iki gün bekletilmiş kuzu şiş parçalarını ızgaraya koymadan 30 dakika önce üzerine eti lezzetlendirmek için hazırladığınız sosu ilave edin. Kuzu eti sosunuzu iyice emsin. Kuzu şişe ne kadar çok değişik soslar ilave ederseniz lezzeti o derece artar. Kuzu eti kimlik kazanır.  Terbiye için kullanabileceğiniz malzemeler arasında limon, salça, kekik, sıvı yağ, sarımsak, soğan, karabiber, yoğurt, salça olabilir. Kuzu şişi sos içinde yarım saat bekletin. Sonra ızgaraya koyup pişirin. Afiyet olsun.

Aman dikkat! Kuzu pirzola yapacaksanız, kuzunun pirzolası natür yenir. Kuzu pirzolaya tuz ve yağ yeterlidir. Başka bir şey karıştırmayın. Kuzu pirzola ızgaradan indirilmeye yakın kekiklenirse tadına doyum olmaz.

BŞ- Et yemek sağlıklı mıdır?

CA- Ben et yemenin çok sağlıklı olduğunu düşünüyorum. Et,  protein dünyadaki en önemli beslenme maddesi. Ancak et yenmeli ve yakılmalı. Yani, çalışacaksınız spor yapacaksınız, aktif olacaksınız. Yiyip yatmak yok.  Yiyip yatıyorsanız et herkese haram. Ama, et yedikten sonra çalışacaksınız kalori yakacaksınız. Böyle yaparsanız et size enerji verecektir. Her gün 18 saat çalışıyorum sabah ve akşam et yiyebiliyorum.  Bir rahatsızlığım yok, neden? Çünkü yakıyorum. Yakmıyorsanız problem var demektir. Yakan için et on numara bir malzeme.

BŞ- Sizin sevmekle ilgili ilginç tespitleriniz var. Sevmek konusunda ne söylemek istersiniz?

CA- Benim sevgiyle ilgili, bana ait, kendime göre düşüncelerim var. Ben, sevmek emek vermektir diyorum. Seni seviyorum kelimesi bana dünyanın en saçma cümlesi geliyor. Ancak bir anne çocuğuna seni seviyorum derse bunu anlayabiliyorum. Sevgi işte böyle bir şey. Yani sevme emek demektir. Sevginin esas adı emektir. Emek bu kadar değerli olmasaydı, Allah “Bana kul hakkıyla gelmeyin” demezdi. Kul hakkı emektir. Bakın yeryüzünde en kutsal şey emektir. Emek sevmektir. Sevmek emek vermektir. Yapmış olduğum işleri de bu anlayışla yaptım ve buralara geldim.

BŞ- Siz yedi yaşında kasaplığa başladınız. Satır kullanmaktan elleriniz nasır tuttu. Gece gündüz çalıştınız.  Bugün geldiğiniz bu başarılı duruma sizi getiren özellikleriniz nelerdir? Geçmişe baktığınızda başarınızı neye borçlu olduğunu düşünüyorsunuz?

CA- Başarımı fakir olmamıza ve ailemin ihtiyaç içinde olmasına bağlıyorum. Çocuklarım benim gibi olmasın istemiştim. Karım, annem gibi sıkıntı , üzüntü çekmesin onun gibi olmasın istemişim. Benim annem dünyanın en güzel en süper insanı. Mutlu olamadı, hep yokluk, hep ihtiyaç, hep bir şeyler eksik kaldı. Dolayısıyla hiç mutlu olmadım ve bu kararı aldım. Çocuklarım mutlu olsun istedim. Benim çocukluğum olmadı. Delikanlılığım olmadı. Gençliğim olmadı. Hayatımın tamamı iş oldu. Ben de sıradan yaşarsam benim çocuklarım da benim yaşadıklarımı yaşayacaktı. Ben buna 10 yaşımda karar verdim. Elimden geleni yapmalıyım diye düşündüm. O gün vermiş olduğum karar, bugün beni buraya getirdi. Özetlersem; çocuklarım benim gibi olmasın düşüncesiyle bu noktaya geldik.

BŞ- Siz Atatürk ilkelerine çok bağlısınız. Sizce gençlik Atatürk’ün izinden gidiyor mu? Onlara ne tavsiyede bulunursunuz?

CA- Atatürk’ü düşünmek, O’nu anlamak çok kolay değil. Ben O’nu anlatamam. Atatürk’ün çok iyi anlaşılmış olduğunu düşünmüyorum. Eğer çok iyi anlaşılmış olsaydı, bugün ileri dediğimiz Avrupa ülkelerinden daha ileri olurduk. Aslında çok şeyler söylemek isterim ama haddimizi aşmayalım düşüncesiyle söylemek istemiyorum. Atatürk gelmiş geçmiş en büyük lider. Churcill,  “Yüzyılda bir dünyaya bir dahi gelir, bu yüzyıl da Türkler’e nasip oldu.” demiştir. Yüzyıl geçmiştir daha benzeri gelmemiştir. Bu gençlik akıllı olmalı. Şimdi gençlerin fırsatları, imkânları çok fazla. Kurtuluş savaşında 300 bin kişi öldü. Bu 300 bin kişiye saygı göstersinler ve ülkelerine sahip çıksınlar. Nasıl sahip çıksınlar? Eğitim vererek, çalışarak, bu ülkeyi Avrupa ülkelerinin önüne geçirsinler. O zaman Kurtuluş Savaşı  şehitlerinin ruhları şad olur.

BŞ- Bir eti elinize aldığınız zaman baktım sanki eti okşuyorsunuz. Sanki elinizde tuttuğunuz et ile aranızda bir diyalog var. Etkilendim. Ete ellediğiniz an içinizde oluşan duyguları bizimle paylaşır mısınız?

CA- Dünyaya bir daha gelsem yine bu işi yapmak isterim demiştim. Bir gün işimden uzak kalsam mutsuz oluyorum. Eti elime alıp değişik hallere sokmak beni mutlu ediyor. Eti alıp kesiyorum, biçiyorum, üretebiliyorum, ete çeşit çeşit şekiller veriyorum. En mutlu olduğum zamanlar eti elimde hissettiğim zamanlardır. Cinsi, ırkı çok kaliteli olacak. Aksi takdirde mutsuz olurum. Yani, kaliteli eti elime aldığımda ne kadar mutlu oluyorsam aksi olan kötü bir eti elime aldığımda ise o kadar mutsuz olurum.

BŞ- Sizin gibi eti seven, et üzerinde sanat yapmak isteyen gençleri yetiştirmek için ne yapıyorsunuz?

CA- Çok kolay bir iş değil bu. Mesai arkadaşlarımın hepsi 10-15 yıldır benimle çalışan arkadaşlar.  Ama arkadaşlarımın hiçbirinden, bir tanesi hariç, henüz istediğim randımanı alamadım. Sadece bir tanesini istediğim şekilde yetiştirebildim.  İşin sırrı sevmek. Yaptığınız işi sevmiyorsanız hem kendinize, hem işe eziyet etmeyin, hem de boşuna zaman kaybetmeyin. Sevdiğiniz işe odaklanın, başarılı olmak böyle olur.

BŞ- Siz sevdiğiniz işi yapıyorsunuz. İş adamı olmak kolay değil, iş yapmak kolay değil, büyümek kolay değil. Hayatınızda karşılaştığınız en önemli zorluklar nelerdi?

CA- Bizim işimiz et. Kaliteli et bulmakta zorluk çekiyorum. Ülkemizde çok kaliteli hayvan üretilmiyor. Benim işimle ilgili en büyük sıkıntım budur. İşin dışındaki olumsuzluklar beni çok ilgilendirmiyor. Yalnız işimle yatıp, işimle kalkıyorum. Yüzde yüz hayvan kalitesini sağlayamadım. Bunu sağlayamayınca da, ne yapabiliriz düşüncesiyle Tekirdağ Malkara’da bir çiftlik kurduk. Yüzde doksan bu işi böyle hallettik. Geri kalan beceriler zaten bizde vardı. İş sevgisi, insan sevgisi hepsi bizde vardı zaten. Çiftliği kurunca hiç problemimiz kalmadı çok şükür.

BŞ- Sizce Türkiye’de bu mesleğin gelişmesi için neler yapılması lazım?

CA- Birincisi iyi hayvan ırkları üretilmesi lazım. Devletin bu işe mutlak surette el koyması lazım. Devletsiz bir hayvancılık bu ülkede yapılamaz. Ülkemizde hayvancılık bitme noktasında. Devletin bu işe el atması gerekir. Coğrafyamız müsait, iyi ırklar yetiştirilebilir. Köylülerle, onlarla bunlarla bu iş yapılamaz . Köylünün bilgisi var ama imkânı yok. Köylü bir inek yetiştiriyor, satıyor ama kendi yine aç. Üretimde de haksızlıklar var.

BŞ- Siz her hafta üç gün geceyarısı et seçmeye gidip sabaha kadar çalıştığınızı söylüyorsunuz. Niçin geceyarısı et seçiyorsunuz?

CA- İstanbul’daki Aydınlı köyüne gidiyorum. Canlı hayvan orada kesilir. Gece gideriz bütün gecemiz orada geçer. Türkiye’nin dört bir tarafından gelen kesilmiş hayvanlar Büyükşehir mezbahasına gelir. Bu süreç sabahın sekizine kadar sürer. Haftanın üç günü böyle devam eder. Bunları yapmazsanız asla kalite bilginiz gelişmez. Asla bilgileriniz yeterli olmaz. Piyasayı öğrenemezsiniz. Bunları takip etmek için haftada üç gün, akşam saat sekiz, sabah sekiz bu işi yapmak zorundasınız.

BŞ- Biz eti pişmiş olarak tabağımızdan alıp ağzımızda çiğnerken tadını alıyoruz. Etin tabağımıza gelene kadar ne aşamalardan geçtiğini hiç düşünmüyoruz.  Bu aşamaları bilirsek yediğimiz etin kıymetini anlar yediğimiz etten daha fazla tad almaya başlarız.

CA- Haklısınız. Bilgi paylaşılmalı. Bilgi paylaşılınca azalmaz artar. Kasaplığın iki yüzü var. Bir yüzünde pırıl pırıl lezzetli etler var ama madalyonun öbür yüzünde inanılmaz bir emek var. Hani demiştik ya en kutsal şey emek diye. İşte madalyonun öbür yüzündeki kutsal emek bu.  Masaya, tabağa doğru yansıyor.

BŞ- ‘Cüneyt Asan’ın Gençliğe Seslenişi’ dersem onlara neler söylemek istersiniz?

CA- Sevgili gençler,  işinizde başarılı olmak için yaşayarak öğrendiğim odur ki, şu kurallara dikkat etmeniz önemlidir: bir eğitime, iki disipline dikkat etmelisiniz. Üç istikrara, sürekliliğe  dikkat etmelisiniz. Ve sosyal olmaya dikkat etmelisiniz. Bunları yapabildiğinizde siz, işinizde başarılı olacaksınız ama, hiç unutmayın ki sevdiğiniz işi yapacaksınız.  Eğer sevdiğiniz işi yapmıyorsanız bu söylediğim maddeleri yerine getirseniz dahi başarmanız zordur. Demek ki önce sevmek. Sürekli değişmek ve gelişmek zorundasınız. Gelişmelere ayak uydurmak zorundasınız. Yapacağınız işi ciddiye almalısınız. Ne yapıyorsanız, daha iyisini yapmaya konsantre olmalı ve gayret etmelisiniz. Spor yapmalısınız. Sosyal faaliyetlere zaman ayırmalısınız. Bu reçete sizi başarıya götürür. Çok zor gelebilir ama emek verin başaracaksınız. (kendi sesiyle)

BŞ- ‘Cüneyt Asan’ın Etik Çağrısı’ dersem gençlere ne söylemek istersiniz?

CA- Ben hep en iyi eti aldım. En iyi şekilde işledim her işte hakkıma razı oldum. Başarılı olduysam en önemli nedeni dürüst çalışmamdır. Sevgili gençler siz de hayatta çalışkan ve dürüst olun.
(kendi sesiyle)

BŞ- Bu hoş sohbetimizi Günaydın kasap dükkanınızın duvarında yazılı sloganınızı sizden dinleyerek bitirmek istiyorum.

CA- Et bizim işimiz diyorum. Bunu söylerken de dükkânıma tabelama bakıyor öyle söylüyorum. Ben bunu içimde ve yüreğimde duyuyor ve öyle söylüyorum.

‘Etin sanata dönüştüğü yer’
‘Et bizim işimiz’ ......  
  .
.

Bu yazıya yorum yazmak için lütfen tıklayın






Bu yazıya yorum yazmak için lütfen tıklayın 


Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org