Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Sizin Odalarınız       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

Mehmet Ali Yalçındağ Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

Mehmet Ali Yalçındağ Öğretici Bir Tecrübem
31.12.2005
Okunma Sayısı : 3655
Oy Sayısı : 10
Değerlendirme : 3,2
Popülarite : 3,2
Verdiğiniz Puan :
 

 

Öğretici Bir Tecrübem
Mehmet Ali Yalçındağ
Öğretici Bir Tecrübem

Öğretici bir tecrübem…

General Electric’in efsane CEO’su Jack Welch’in tecrübesini paylaşmak istiyorum sizlerle; Tecrübe deyince onu kendimden daha yetkin gördüğüm için. Diyor ki; “Çok büyük bir şirketi yönetmenin doğru yolu nedir: Sen daha az yönetirsen şirket daha başarılı olur. Aşırı yönetenler, bürokratik tembelliğin ve büyük şirketleri öldüren hantallığın oluşumuna yardımcı olurlar”.

Welch, “Kolaylaştırandan çok denetleyen, basitleştirenden daha çok karmaşıklaştıran, hızlandırıcıdan çok hükmeden” bir kişiyi anlatır hale geldiği için yönetici terimini tümden atmak istiyor.

Liderin ekibine şunları sormasını bekliyor:

-          Küresel olarak rekabet çevreniz neye benziyor?
-          Geçmiş 3 yılda rakipleriniz ne yaptı?
-          Aynı dönemde siz onlara ne yaptınız?
-          Gelecekte size nasıl saldırabilirler?
-          Üzerlerinden atlamak için planlarınız ne?

“Benim işim, en büyük fırsatlara en iyi kişileri yerleştirmek, kaynakları doğru yerlere en iyi biçimde dağıtmak. Hepsi bu. Fikirleri aktar, kaynakları dağıt, yoldan çekil.” diyor Jack Welch.

Bir fabrika işçisi diyor ki: “GE için yirmi yıldan fazladır çalışıyorum. Kusursuz bir devam sicilim var. Yönetim ödülleri kazandım. Bu şirketi seviyorum. Çocuklarıma üniversite bitirtti. Bana iyi bir yaşam standardı sağladı. Ama anlatmak istediğim saçma bir şey var.”

Adam, eldiven giymesini gerektiren değerli bir ekipmanı çalıştırıyordu.
Eldivenler ayda birkaç kez yırtılıyordu. Yeni bir çift eldiven almak için bir yardımcı operatörü çağırmak ya da hiç kimse yoksa makinesini kapatmak zorunda kalıyordu. Sonra epey uzaktaki başka bir binaya yürümesi, malzeme odasına gitmesi ve bir form doldurması gerekiyordu. Sonra da fabrikada dört dönüp yetkili bir nezaretçi bulması, talebini imzalatması gerekiyordu. Yeni eldiven ancak imzalı formu malzeme odasına geri götürdükten sonra veriliyordu! Bu yüzden bir saati aşkın zaman kaybettiği çok olmuştu.

“Bence bu saçma.”

“Bence de saçma,” dedi odanın ön tarafındaki genel müdür. “Peki bunu niye yapıyoruz?” O anda odadaki herkes yanıtı duymak için sabırsızlanıyordu. Sonunda, odanın gerisinden yanıt geldi: “1993’te bir kutu eldiven kaybettik.”

“Eldiven kutusunu yere koy, insanların yakınına,” diye emir verdi yönetici. Bir çıngıraklı yılan daha vurulmuştu.

New York, Schenectady’deki Araştırma ve Geliştirme Merkezi’nde bir Çözüm-Bul oturumuna katılan bir çalışan, yöneticilere neden özel park yeri verildiğini sordu. Hiç kimse iyi bir neden düşünemedi. Yönetici ayrıcalığı hemen kaldırıldı.

Şirketin iletişim personeliyle ilgili bir Çözüm-Bul programında, bir sekreter, patronunun masasındaki “tepsiyi dışarı çıkarmak” için neden kendi işini kesmek zorunda olduğunu sordu.

Patron bürosundan çıkarken malzemeyi onun masasına bırakamaz mıydı?
Hiç kimsenin geçerli bir yanıtı yoktu ve verimsiz çaba niteliğindeki birkaç iş sekreterlerin iş programından çıkarıldı – yine hemen.

GE Güç Üretim personeliyle ilgili bir Çözüm-Bul oturumunda, birisi Satın Alma Departmanının, kaynak ekipmanını, onu fiilen kullanan kaynakçılara danışmadan seçtiğine dikkat çekti. Bu, bazı işler için uygun olmayan ekipmanın seçilmesine neden oluyordu. Ekipman sipariş etmek için satıcılar ziyaret edilirken kaynakçılar da satın alma ekibine katılamaz mıydı?
Yönetici tereddütsüz, güzel, dedi.

Böyle süreçleri değiştirmek ya da bunları uygulamaya koymak çok az zaman alıyordu.
Ama piton yılanları çıngıraklı yılanlardan çok daha inatçı olduklarını kanıtlıyorlardı. Bir oturumda, Güç Üretimi’yle ilgili bir Çözüm-Bul’da bir piton yılanı ortaya çıktı.

Oturuma katılanlar, türbin üretiminde, satışta ve alan hizmetlerinde çalışan personeldi. Alan hizmeti mühendislerinden bir şikayet geldi, 500 sayfalık dev gibi raporlar yazmak zorunda olduğundan yakınıyordu. Raporlar sözde gerekliydi, çünkü bir dahaki seferki güç kesintisinde hangi türbinlerin devreden çıkıp değiştirilmesi gerekebileceğini tahmin ediyordu.

Böyle hantal belgeleri hazırlamak için gereken yoğun çabaya rağmen, hiç kimsenin raporlara doğru dürüst baktığı yoktu. Bunu bilen alan hizmeti mühendisleri de raporları çoğu kez altı ay geç teslim ediyorlardı. Sonunda, birkaç hararetli Çözüm-Bul oturumu sayesinde koca raporlar bir yana atıldı ve onların yerine daha özet, daha güncel raporlar hemen teslim edildi ve günü gününe okundu!

Çalışanlar küçük, kolay sorunlarla uğraştıkları halde, Çözüm-Bul onlara gitgide artan bir biçimde işlerine katılma duygusu veriyor ve kendilerini iyi hissetmelerini sağlıyordu.

Sonunda GE’nin sendika üyeleri yönetimin niyetinin gerçekten samimi olduğunu anlamaya başladılar: Çözüm-Bul’daki gerçek niyetleri kötü iş alışkanlıklarından kurtulmaktı, yalnızca tembellikleri açığa çıkarmak değil.

“Çözüm-Bul birçok şey demek ... toplantılar ... ekipler ... eğitim ... ama onun asıl amacı bir kültür “geliştirmek”tir; öyle bir kültür ki, herkesin fikrinin değeri vardır ... herkes bir rol oynar ... liderler denetimden çok önderlik yaparlar ... işlere burunlarını sokup öğüt vermekten çok antrenörlük ederler.

Çözüm-Bul, Amerikan işgücünde varolduğunu bildiğimiz yaratıcılığı ve verimliliği ortaya çıkarma sürecidir ... dünyanın  ... en yaratıcı ... ama en itaatsiz, ... en enerjik ... ama en bağımsız ... işgücündeki.”

1997 yazında Welch, on yıl önce olduğu gibi, yüksek katılımcılığın büyük bir savunucusuydu.
“Bir liderin yapması gereken en önemli şey, her insanın fikrini ve değerini mutlaka araştırmak, bunu hazine olarak biriktirmek ve geliştirmektir.

Sonunda bu kilit unsurdur. Çünkü siz insanlara, katılmaları, kendilerini zenginleştirmeleri, fikirlerini söylemeleri için söz hakkı ve değer verirseniz, teşvik ve başka şeyler verirseniz ve kabul etmeye açık olduğunuz bir atmosfer yaratırsanız, o taktirde her şey iyi olacaktır.”

Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org