Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Sizin Odalarınız       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

Rahmi Koç Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

Ramazan Anılarım. 60 Yıl Oruç Tuttum.
09.07.2015
Okunma Sayısı : 4778
Oy Sayısı : 0
Değerlendirme : 0
Popülarite :
Verdiğiniz Puan :
 

 

Ramazan Anılarım. 60 Yıl Oruç Tuttum.

Bizden Haberler Dergisi

Ramazan ayını, tüm huzuru ve güzellikleriyle çocukluğundan itibaren yaşamaya başladığını anlatan Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç, 60 yıl oruç tuttuğunu söyledi.

Koç, "Şimdi alınan ilaçlar ve tedaviler nedeniyle oruç dahi tutamıyoruz ama ben memlekette olduğum sürede 15 yaşımdan 75 yaşıma kadar oruç tuttum" dedi.

Oruç tutmayı 'nefis disiplini' olarak tanımlayan Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç, gençliğindeki Ramazan aylarıyla ilgili anılarını paylaştı.

"İnsan kafasına koyunca ne yemeği, ne ekmeği, ne de suyu düşünmüyor" diyen Koç,

"Ben memlekette olduğum sürede 15 yaşımdan 75 yaşıma kadar oruç tuttum.

Tabi seneler geçince insan yaşlanıyor, bırakın oturarak namaz kılmayı, bazılarımız yürümeyi bile yardımsız yapamıyor.

Alınan ilaçlar, görülen tedaviler nedeniyle oruç dahi tutamıyoruz" dedi. 

TERAVİHE GİDERDİK

Gençlik yıllarındaki Ramazan aylarını hasretle anan Rahmi Koç, eski Ramazan ve bayramlara dair hatırasında kalanları Koç Holding'in 'Bizden Haberler Dergisi'ne anlattı.

"Ev halkının hemen hemen hepsi oruç tutardı" diyen Koç, şöyle konuştu:

"Erkekler muhakkak teravih namazına giderlerdi. Kadir geceleri ise çok önemliydi ve mutlaka evlerde tanıdığımız, bildiğimiz, sevdiğimiz hocaların arkasında namaz kılınırdı.  

Kadir gecelerinde ise Peygamber efendimizin Sakal-ı Şerif'ine gider hepimiz sıraya girer, onu öperdik. Ramazanda fakirlere para verilir, imkânı dar yoksullara da erzak gönderilirdi."

ORUÇ SONRASI KAYAK

Eski ramazanlara dair özlemlerini anlatan koç, şunları dile getirdi:

"Hayatımda Ramazan'ın kış mevsimine denk geldiğine üç defa şahit oldum.

Gençliğimizde Ramazan kışa geldiği zaman son orucu Uludağ'da açardık.

Ertesi gün de kayağa çıkardık, o günler de geride kaldı.

Ağustosun sıcağında, yaz tatilinde teknede oruç tuttuğumuzu da hatırlıyorum.

O günlerin en güzel tarafı da serinlikte, güvertede sahur yapmaktı.

Sabah geç kalkılır, yüzülür, öğleyin iyi bir uyku çekilir ve oruç açmadan önce de bir akşam yüzmesi insanı zinde tutuyordu.

İstanbul'da camilere asılan mahyalar, dükkanlarda müşterilere sunulan çeşitli yiyecek maddeleri, basın ve yayında din ve Ramazan ile ilgili yayınlar, televizyonda yine bununla ilgili programlar oruç tutanları başka türlü bir havaya sokuyordu. 

SORULARA HAYRET EDİYORUM

Başka güzel bir tarafı ise eski ramazanlarda bekçi düdükleri ve davulcularla sahura kalkmak, sonra da zamanın geldiğini ezan sesinden duymak hafızamda kalan güzel hatıralardır.

O zamanlarda oruç tutanlar ve tutmayanlar bir arada mesut ve bahtiyar olarak Ramazanı geçirirlerdi.

Şimdi televizyonlarda ulemaya veya hocalara oruçla ilgili öyle sualler soruyorlar ki, buna da hayret ediyorum.

Mesela; 'Yemek pişirirken yanlışlıkla yemeğin tadına bakarsam orucum bozulur mu?', 'Dişimi fırçalarsam orucum bozulur mu?', 'Kan verirsem oruç bozulur mu?' gibi...

Bizim zamanımızda mamafih televizyon yoktu ama basında böyle sorular sorulmazdı."

ORUÇ NEFİS DİSİPLİNİDİR

Ramazan ayının tüm Müslüman alemi için özel ve anlamlı bir ay olduğunu belirten Koç,

"Ramazan güzel bir aydır. Oruç tutmak halk arasında umumiyetle fakir fukaranın çektiğini çekmek gibi anlatılsa da bence oruç tutmak daha çok nefis disiplinidir ve psikolojik yönü de önemlidi" dedi. 

GÖSTERİŞLİ İFTARLAR YOKTU

Koç Ailesi'nin Ramazan ayını tüm gelenekleriyle dolu dolu yaşayan bir aile olduğunu belirten Koç, ailesinin iftar ve sahur sofralarıyla ilgili şu bilgileri verdi:

"O zamanlar akraba-i taallukat (akrabalar) birer iftar verirdi.

Bir hafta, bilemediniz 10 günde bu biterdi.

İftariyeler umumiyetle evden yapılırdı. Sadece pastırma ve peynir dışarıdan alınırdı.

Hatta çoğu zaman pide dahi evde pişirilirdi.

Öyle şaşalı ve gösterişli iftarlar yoktu.

Belediyenin devasa çadırlar kurarak iftar verdiklerini hiç hatırlamıyorum.

Vehbi Bey, daha Ankara'da iken, cami hocalarına evinde küçük bir iftar verirdi. İstanbul'a taşınıp da sayı artınca, Diyanet İşleri Başkanı dahil olmak üzere bütün din adamlarının, profesörlerin ve talebelerin katıldığı, İlahiyat Fakültesi iftarları düzenlenmeye başlandı.

Aile genişledikçe, eş dost çoğaldıkça ev iftarlarına da sığmaz olduk ve bunun yerine otellerde ağırlanmaya başlandı. Bu şekilde bütün tanıdıklar da bir seferde davet edilebiliyordu.

Önceleri çalışanlarımıza iftar veriyorduk, şirketler, fabrikalar çoğalınca her iş yerinden temsilciler gelmeye başladı. Bu şekilde dahi davetli sayımız 500 kişiyi aşıyor."

MENDİL İÇİNDE 2,5 LİRA VERİRLERDİ

Çocukluğundaki bayramları da özlediğini anlatan Rahmi Koç, şöyle devam etti:

"Bayram namazı için evdeki bütün seccadeleri koltuğumuzun altına dürerek, babamızın arkasından evin tüm erkekleri camiye giderdik.

Geç kaldığımız için umumiyetle dışarıda ya toprak, ya taş, ya da beton üzerinde kılardık. Bazı camilerde hasır seriliyordu, onun üzerine seccademizi koyardık.

Namaz biter bitmez önce camide, sonra evde bayramlaşılırdı.

Daha sonra evde bir saat kestirmek en büyük zevk olurdu.

Öğleden sonra da aile büyükleri ziyaret edilirdi.

Ankara'da kimi Keçiören'de, kimi Kale'de, kimi Yenişehir'de, kimi Çankaya'da, İstanbul'da da kimi Kadıköy'de, kimi Beyazıt'ta, kimi de Büyükdere'de, otururdu.

Bu ziyaretler hemen hemen 2-3 gün sürerdi. Küçükken mendil içine 2.5 lira para konur, onu bize verirlerdi. Bazı büyüklerimiz de sadece çikolata ikram ederdi.

Sonra sonra zaman o kadar kıymetli olmaya başladı ki, önceleri rahmetli Vehbi Koç, bayramın birinci günü öğleden sonra 16.00 ile 18.00 arasında evinde bayram ziyaretçilerini kabul ederdi.

Bunların adedi artınca Divan Oteli'nde 16.00 ile 19.00 arası bayramlaşmaya başladık.

Umumiyetle bizler bayramda ya yeni elbise, ya yeni ayakkabı, ya yeni gömlek giyer ve yeni kravat takardık.

Bayram ziyaretlerine spor kıyafetlerle gitmek düşünülmezdi bile."

.


Rahmi Koç

.
.
.


Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org