Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Sizin Odalarınız       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

Tuncay Özilhan Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

DÜNYAYI KURTARACAK LİDER YOK
05.01.2012
Okunma Sayısı : 2706
Oy Sayısı : 2
Değerlendirme : 5
Popülarite : 1,51
Verdiğiniz Puan :
 

 

DÜNYAYI KURTARACAK LİDER YOK
Tuncay Özilhan

.
.

CBNCE Business dergisi benimle bir soylesi yaptı.

Sizlerle paylaşıyorum.

.
.

DÜNYAYI KURTARACAK LİDER YOK
Tuncay Özilhan

2012'de dünyayı neler bekliyor, sizin gözünüzle bir dünya turu yapalım mı?

TÖ: Dünya ekonomilerinde 15-20 senedir çok hızlı bir büyüme temposu yaşandı.

Finansal yapıların, sermaye piyasalarının, bankacılık sisteminin, yatırım bankacılığının borsaların gelişmesi bilhassa gelişmiş ekonomilerde öyle bir düzen  yarattı ki, Amerika ve Avrupa'da insanlar tüketime zorlandı.

Banka kredileriyle konut, otomobil, tekne vs alındı ve dünyada büyük bir balon oluştu.
Finansal oyuncular tarafından  tüketicilerin ahlakı bozuldu ve bu arada finansal oyuncular da önemli paralar kazandılar. Dünyanın en gelişmiş finansal yapılarının  olduğu ülkeler tahmin edilmesi  zor büyüklükte kaldıraçlar kullanıldığını daha sonra rakamsal olarak  gördük.

Kaldıraçlar derken sermaye yeterliliklerini mi kastediyorsunuz?


TÖ: Bir bankanın  sermayesi bir lira ise Türkiye'de en çok sekiz misli  kredi verilebiliyor.

Avrupa ve Amerika'da ise bir lira sermayeye 30-40 hatta bazı  yollarla 100 misline kadar krediler verilmiş .

Büyük  bir varlık oluşturulduğu  zannedilmiş.

Sonuçta bu oyun kötü sonu  hazırladı ve 2008'de finansal sıkıntıların  gündeme gelmesiyle de bütün resim  ortaya çıktı. Banka batışlarıyla da cerahat ortaya döküldü.

2011'e gelirsek neler oldu, özellikle Avrupa nerelerde hata yaptı?

TÖ: Avrupa'nın  yapısı Amerika'dan farklı. Amerika'nın bir başkasını, bir merkez bankası (FED) ve bir çabuk karar alıp uygulayabilen idari bir yapısı var.

AB'de ise 27 ülke para açısından  kendi içinde karar alamıyor, uygulayamıyor ve sorunlara  çözüm bulamıyor.

Yunanistan, arkasından  Portekiz, İtalya ve İspanya'yı görüyoruz.

Milli gelirlerin üstünde borçlanmış  bir yapıyla borçlarını  çeviremez hale geldiler.

Hızlı karar alınamadığı  için hastalık giderek  yayıldı ve belki de bir iki küçük ülkede yaşanacak sorun büyük ülkelere de sıçradı.

AB'nin iki süper gücü Fransa ve Almanya'nın dahi  notunu düşürebilecek noktalara gelindi.

Sonrası bir felaket zaten, dev  bankalar sıkıntıya girmeye başladı…

TÖ:Devlet borçları arttı.

Ülkeler bu paraları  ödeyemeyeceği  ya da çeviremeyeceği için Avrupa'nın  büyük bankaları  sıkıntıya uğradı. 

Bulaşıcı  hastalık gibi.

Finansal  sistemin  güvenirliği bozuldu.

Avrupa, 2011'de yoğun şekilde ortaya çıkan problemi bana göre en az beş sene daha çözemeyecek.

Türkiye bu  sorunları  yaşamadı ama başka dertler baş gösterdi.

Tam da Türkiye'nin Ortadoğu'nun  rol modelliğine, liderliğine soyunduğu bir dönemde, bölgesel sıkıntılarımız da artacak mı?


TÖ: Hakikaten dünya her açıdan değişiyor.

Kim bize bir sene evvel Mısır'da, Tunus'ta, Libya'da insanlar sokaklara dökülecek, lider, hükümetler devrilecek diyebilirdi. Bunları yaşadık.

Toplumların  gücünü görebiliyorsunuz, liderlerini  düşürebiliyorlar. Türkiye'nin etrafında da çok önemli  gelişmeler yaşanıyor.

Türkiye Arap ülkelerinde rol modeli ülke olarak  görülen veya onlara bu şekilde sunulan bir ülke konumunda.

Bölgede liderliğe soyunduk. Komşularla sıfır sorun politikası dedik.

Ama rüzgar öyle bir ters esti ki, çok iyi ilişkiler kurduğumuz Suriye ile bizi karşı karşıya getirdi.

Orta Doğu  şu an çok karışık bir bölge. Seçimler yapılıyor.

Bu ülkeler ne zaman, ne kadar istikrara kavuşacak, kimler gücü eline geçirecek, Batı'yla ilişkileri , Türkiye ile ilişkileri ne yönde gelişecek hissedemiyoruz.

Ama kaosu yönetmek mecburiyetindeyiz.

Herkes gücü eline alma peşinde

Irak'ta "Bahar" yok ama ABD askeri çekiliyor…

TÖ: Amerika Irak'tan çekiliyor, boşluk oluşacak .

Güç kimde olacak?

Ilımlılar mı gücü eline geçirecek yoksa İran' mı etkisi  görülecek?

Dolayısıyla Türkiye'nin  Irak'ta ne kadar etkisi olacak zamanla göreceğiz.

Herkes güç peşinde.

Herkes dünyanın  en zengin petrol rezervlerinin olduğu bu ülkeden  pay almak istiyor.

Hiç beklemediğiniz  anda Suriye'ye Rus gemileri  gidiyor, limana demirliyor, oyunda ben de varım, diyor.

Çin ise oradan Suriye'ye ben de destek veriyorum diyor.

Peki bu kaos nasıl sona erecek, dünya nasıl kurtulacak? Kapitalizm çözüm üretemiyor mu artık?

TÖ: Öncelikle güçlü lider yapısı gerekiyor.

Dünyanın önemli ülkelerinin başına güçlü liderler gelmeli.

Maalesef Avrupa ve Amerika'da da güçlü liderler yok.

Siz Obama, Sarkozy, Merkel ya da Putin, hiçbirini  güçlü bir lider olarak göremiyor musunuz?

TÖ:Göremiyorum. Amerikan liderini de  o  kapasitede göremiyorum, Avrupa'dakileri de…

Rusya ise tekrar "masadayım" diye geliyor, bu arada Çin de uyanıyor.

Belki 15-20 yıl sonra dünyanın  bir numarası olacak ve baktığınız zaman dünyada sanayi  ve üretimi o yöne doğru kayıyor.

Afrika'da yatırım  yapıyor ve orada bir güç  unsuru haline geliyor.

Kısacası  dengeler bozuluyor.

Dünya problemler yumağı  halinde ve gerçekten  bunu çözmek için  güçlü bir liderlik yapısı gerekiyor.

Amerika ve Avrupa 'da eski güçlerini  ortaya koyacak , G-20'de problemleri masaya yatırıp çözebilecek  liderlere ihtiyaç bulunuyor.

Ama herkes kendi ülkesinin sorunlarını çözmeye çalıştığı için makro sorunlar giderek  büyüyor ve daha da büyüyecek.

Türkiye'nin etkilenmemesi mümkün değil.

Bu noktada Türkiye "teğet"le açıklanan durumunu  korumaya devam etti mi?


TÖ: 2012 sıkıntılı  bir sene olacak,  artık bunu  herkes görüyor.

Türkiye istikrarlı yönetimin  etkisiyle iyi bir büyüme yakaladı. Üç-dört sene bu  büyümeyi  iyi yönetti, güven oluştu ve bu güne geldik.

Ama gördük  ki bu büyüme hızı  başka sorunlara yol açtı ve cari  açık rekor seviyeye ulaştı. 

Bu finansal  yapının  sürdürülme zorluğu  ortaya çıkınca 2011'in son  yarısından  itibaren Türkiye yavaş yavaş frene basmaya başladı.

Doğru kararlar alındı, ekonomi soğutulmaya  çalışılıyor. Son çeyrekteki hız kesmeyi özel sektör de hissetmeye başladı. 2012'nin birinci  ve ikinci çeyreğinde de hissedecek.

Türkiye büyümesi yavaşlıyor.

Yüzde 8'lerden  2012'de yüzde 4'e gelecek  ki, bu  rakamla da cidden  başarılı  bir iş yapmış oluruz.

Türkiye'nin ekonomide frene basışı 2012'de daha mı  çok hissedilecek?

TÖ:2012 sıkıntılı bir sene olacak, artık bunu herkes görüyor.

Tasarruf sıkıntısı çeken bir ülke olduğumuz için büyümeyi  devamlı  dışarıdan  fonluyoruz. Bu yüzden  cari açığımız 70-80 milyar dolara çıktı.

Önümüzdeki  dönemde çevrilmesi zor. Türkiye'nin  temel sorunu  bu. Fakat  diğer ülkelere göre daha az etkilenecek.

Avrupa'ya baktığımız zaman 2012'de neredeyse hiç büyüme gözükmüyor ve 2011 yılındaki  büyümeleri de yüzde 1.5'lara kadar düştü. Amerika yine yüzde 3 büyüyor ama büyük ihtimalle onlarında büyümesi düşecek.

Türkiye ihracatının  yüzde 50'sini AB'ye yapıyor. Bu ülke bankalarından fon bularak büyümesini çeviriyor. Fonlar düşüp , azalmaya başlayınca Türkiye'ye yeterli fon  gelmeyecek. Gelse bile pahalı olacak. 

Bütün dünya enflasyondan etkileniyor ve Türkiye'de de enflasyonun  arttığını  görüyoruz.

Çift haneler yine ortaya çıktı.

Hepsi üst üste koyduğunuz zaman bütün  dünyada olduğu gibi  Türkiye'de de sıkıntı  yaşanacak.

Bugüne kadar minimum etkilendik ama sorunları  görüp ona göre karar ve tedbirler alınması  lazım ki yine minimum etkilenmede kalalım.

Biraz da sizin grubu  konuşalım. Anadolu Efes dünya devi bira grubu SABMiller ile ortaklığa gidiyor. Neler yapacaksınız birlikte? Hangi pazarlara gireceksiniz?

TÖ:SABMiller hem Rusya hem de Ukrayna operasyonunu aldık ve karşılığında Türkiye'de Anadolu Efes'ten yüzde 24 hisse verdik.

Onların Rusya operasyonunu 1.9 milyar  dolar, Türkiye'yi  8 milyar  dolar olarak değerlendirdik. Eğer üç ülkenin de rekabet  kurumları  onaylarsa başlayacak.

Rusya'da Pazar payımız yüzde 18-19 olacak.

Onların Rusya'da üç fabrikası var, bizim beş. Bizim 120  distribütörümüz var, onların  100.

Rusya çapında düşündüğünüz zaman çok büyük bir organizasyon.

Doğru Avrupa ülkelerinde beraber yatırımlara gitmeyi  planlıyoruz.

SABMiller nasıl bira grubu?

TÖ:SABMiller 75 ülkede 70 bin kişiye iş veren, 200'den  fazla markası olan dünyanın ikinci büyük  bira grubu.

Miller, Peroni, Grolsch, Aguila, Lech, Tyskie, Eagle, Foster,', Castle gibi onlarca premium  marka üretiyor.

Yılda 218 milyon  hektolitre bira satıyor.

Sizin Rusya'da ki  bira satışınız Türkiye'deki toplam satışınızdan  biraz fazlaydı…

TÖ: Doğru. Geçen sene yüzde 20'den fazlaydı. Türkiye'de 2011 satışımız 800 milyon  litre civarında.

SABMiller ile birlikte Rusya'da 1 milyar 800 milyon  litreye çıkacağız.

Kaç ülkede kaç tane bira fabrikanız oldu?
TÖ:SABMiller hariç, 15 ülkede 16 bira fabrikası, 7  malt fabrikası, 20 de Coca Cola şişeleme fabrikamız bulunuyor.

Anadolu Grubu'nun toplam cirosu nedir? Anadolu Efes'in  grup içinde, payı ne kadar?

TÖ: Anadolu Grubu'nun cirosu 5.5 milyar dolar civarında. Anadolu Efes'in 4 milyar dolara yakın.

Pazara alkolsüz birayı da soktunuz, nasıl beğenildi mi? Tüketiliyor mu Türkiye'de bu bira?

TÖ: Yavaş yavaş büyüyor.

Çok kaliteli üretim yaptığımız Rusya'dan  ithal ediyoruz.

Bu yıl 1.5 milyon  litre sattık. İnsanlar alıştı, içiyorlar.

Çünkü gerçek  bira keyfini veriyor; köpüğüyle kokusuyla, fark yok.

Araç kullananlar tercih  edebiliyor.

Sporda Anadolu Efes'in  isminden  memnun musunuz? Efes Pilsen ismi tekrar  geri gelsin  ister misiniz?

TÖ:Yeni isim oturdu. Taraftarlarımız da, basın da alıştı. Efes Pilsen'in   geri geleceğini tahmin etmiyorum.

Anadolu Efes ismine TAPDK pozitif görüş verdi, dolayısıyla sorun çözüldü.

Enerjide ciddi yatırım hamleleriniz var, iki tane hidroelektrik bir de çok  tartışılan Sinop Gerze'deki termik  santral projesi. …

TÖ: Yatırımları  devam eden HES'lerimizden  biri Doğuş – Doğan ortaklığıyla Giresun'da 100 MW, diğeri Gürcistan'da, yine 100 MW'lık  bir proje.

Gerze'de planlanan termik santralimiz ise 1200 MW gücünde olacak.

Gösterilen  hassasiyeti  çok iyi anlıyorum, fakat ileri  teknolojiyle yapacağımız santralın çevreye zarar  vermeyeceğini  birçok kez ifade ettim.

Eski Doğu  Avrupa teknolojisiyle yapılmış,  ciddi anlamda çevreyi kirleten , eski termik  santrallerin  etkisinde kalınarak  tenkit ediliyor.

Gözlerin yeni dünyaya çevrilerek, dünyada yeni kaç  termik  santralın , hangi teknolojiyle yapıldığının , çevreyi kirletip , kirletmediğinin incelenmesini istiyoruz.

İyi yapılmış termik  santral  örneklerini gösteriyoruz.

Eren Holding'in Gerze'ye 200 kilometre uzaklıktaki , Çaycuma 'da kurulu santrali birebir bizim planladığımız ile aynı, bacasından su buharı çıkıyor.

Dileyen bu santrali  gezebilir.

Çevreye duyarlı  ve en son teknolojiye sahip olduğunu göreceklerdir.

Sıvı atık ve kömürden ortaya çıkan külü ne yapacaksınız?

TÖ:Devlet bu konularda çok hassas ve standartları o belirliyor.

Ben de bu yatırımı, Türkiye şartlarının  üstünde, Avrupa Birliği standartlarında yapacağımı  taahhüt ediyorum.

En ufak bir sapma gösterdiğin zaman  devletin  gelip kapatma yetkisi bulunuyor.

Yabancı  bankalar  da fonlama için en yeni teknolojiyi ve gelişmiş standartları istiyorlar.

Sonuçta ikna edebilecek  misiniz? Ya da ikna edilebilecek misiniz?

TÖ: Biz çevreci bir grubuz.

Fabrikalarımızda bir gram suyu arıtmadan dışarı  vermiyor hatta içilecek  su haline getiriyoruz.

Grup  olarak çevre için büyük yatırımlar yapıyoruz.

Bu nedenle Gerze'deki termik  santrale hayır diyenler keşke ikna olsalar, ya da bizi ikna etseler.

Peki  enerjideki yatırımlarınız devam edecek mi?

TÖ: Ancak termik  santralı  bitirdikten bir süre sonra tekrar HES bulabilirsek devam edeceğiz.

Rüzgar  enerjisinin  ise tek başına yeterli olduğunu düşünmüyorum.

Çünkü rüzgar varsa çalışıyor.

Türkiye'de yaşanan büyük  enerji  açığı ve bağımlılık nedeniyle nükleer enerjiden  de yararlanılması  gerektiğine inanıyorum; bir hatta iki santral olabilir.

Alkollü İçecekler krize dayanır

Tucay Özilhan

İNŞAAT : İnşaat  sektörü bu tip  krizlerde ilk etkilenen  sektörlerden.

TOKİ'nin Ak Parti hükümetinin yaptığı  iyi işlerden  olduğuna inanıyorum. Sağlıklı projeler geliştirerek , Türkiye'yi planlı şehirleşmenin  gelişebileceği bir yapıya oturttular.

Bunun yanında inşaat sektörü de çok hızlı gelişti.

Düşük faizli, uzun vadeli kredilerle, insanları  ev sahibi olmaya teşvik eden  projeler üreterek lokomotif sektör fonksiyonu gördüler.

Ancak önümüzdeki dönem  bir miktar frene basacaklar.

Neticede faizler yükselmeye başladı. İnsanlar sıkıntılı ortamda para harcamaz.

Tasarrufa yönelerek  cebindekini tutmaya çalışır.

BANKACILIK:

Hükümet bankacılık sektörünün büyüyeceğine dair gayet açık  sinyaller verdi.

Yüzde 30  üzerine çıkılmayacak , tüketici kredileri artmayacak, bunları  teşvik edecek modeller geliştirilmeyecek diyerek  bankacıları  haklı olarak kontrol etmeye, frenlemeye çalıştı.

Çünkü sektör biraz yokuş aşağı  giden freni patlamış kamyon gibiydi. Kontrol edecek  bir yapı gerekiyordu.

Hükümetin 2012 hazırlığı olarak yorumluyorum. Bunun sonucunda ihracat sektörü de önemli bir şekilde gelişti.


OTOMOTİV:


Otomotiv, Türkiye'nin ikinci lokomotif sektörü.

Avrupa önemli ihracat pazarları ama ekonomilerde büyüme olmadığı  için daralma yaşanıyor.

Dünya da düşük  büyüme trendinde.

Durgunluğunun  yoğunlaşmasıyla dünyada otomotiv sektörü  frene basmak  durumunda kalacak, belki de basmışlardır.

Zaten iç pazarda vergi artışıyla frene basıldı.

TEKSTİL:


Tekstilde de çok önemli ihracatımız Avrupa'ya. Dolayısıyla orada da yavaşlama olacak.

,Tekstil büyümede çok iyi bir trend yakaladı.

Bu arada eski sorunlarını da çözmüşlerdi. Ama ihracatın  yavaşlaması, iç pazarın  daralması sıkıntı  yaratacak.

Türkiye'nin her tarafında, Kahramanmaraş'ta, Denizli'de Anadolu Kaplanlarında  bu sorun görülüyor.


GIDA VE TURİZM:


Gıda krizlerden en az etkilenen  sektördür. İnsanlar yemeden  yaşayamaz.

Dayanıklı tüketim  malları ise durgunluktan çabuk  etkilenir.

Turizm de öyle.

Türkiye'ye turistin  yüzde 50-60'ı Avrupa'dan geliyor. Bunda da bir düşüş olacak.

İnsanlar tatillerinden vazgeçip tasarrufa yönelecekler.


ALKOLLÜ İÇECEKLER:


Kriz dönemlerinde yüzde 5-10 daha az satarız ama diğer sektörlerde olduğu kadar etkilemez.

Temel ihtiyaç maddelerinden  biri diye bakıyorum. İnsanlar nasıl yiyor, içiyorsa bira da alkol de tüketiyor.

İki şişe içeceğine bir şişe içiyor ama tüketiyor.

Bunlara biraz da krize dayanıklı sektörler diyoruz.

AB'nin Türkiye ile uğraşacak hali  yok çünkü evlerinde yangın var

Avrupa'nın en önemli sıkıntısı para birliğinin oluşup, siyasi birliğin oluşmaması.

Siyasi birliğin  oluşamadığı yerde para birliği oluşmuyor. Bunu da gördüler.

Demek ki zaman içinde daha fazla siyasi birliğe gidecekler.

Daha sıkı kontrol disiplini koyacaklar. Disiplin vardı ama birbirlerini aldatmışlar, birbirlerini görmezden gelmişler. Yunanistan'a ba

kın 300 milyar dolar milli geliri olan  bir ülkenin  375 milyar dolar borcu var.

Mümkün değil, batık bir şirkete para vermişler!

Bu nedenle birlik büyük  bir siyasi  birliğe doğru gidecek.

AB zamanla çok önemli bir değişim geçirecek.

Bir takım kopmalar da olacak, belki Euro Bölgesi'nden  ihraçlar da olabilir.

Üç tane beş tane yasası  birbirine benziyor diye, dev gibi ülkelerle küçücük ülkeleri aynı potaya koymak hataydı.

Aslında sistem doğru kurulmamış.

Bunların hepsi  milliyetçi ülkeler.

ABD gibi yapmak için 50-100 sene lazım.

Her bir ülkenin  eyalet olmayı kabul edip bir yerde birleşmesi gerekiyor.

Bugün  buna isyan edenler zamanla o sıkıntıları  gördükçe kabullenmek mecburiyetinde kalacaklar.

Nasıl Türkiye 2001'de gitti duvara çarptı, ondan sonra her şeyini reforme etti, onlar da duvara çarptı ve her şeylerini  yeniden reforme edecekler.

Avrupa sorunlarını çözecek .

Orası  nasıl bir yapıya kavuşacak onu  görmeden Türkiye'nin  bir karar almasını zor buluyorum. Fakat, Türkiye'nin demokratikleşme konusunda o sisteme yetişebilmesi için  noksan kalan  yasalarını değiştirmesi, gereken yasalarını çıkarması, Anayasa'yı değiştirip o modern demokrasiye ulaşacak yolları da açması lazım. Türkiye, kendini AB ile mukayese etmeli. Amerikalıların dediği gibi benchmark  yapmalı.

Çağdaş yasaları hedef alarak oraya doğru gitmeli.

Sonraki aşamada alıp almamalarının bir önemi yok.

Biz kazanımları elde edelim gerisi onlara kalsın.

Şu anda zaten kendi dertlerindeler.

Türkiye ile falan uğraşacak kimsenin ne hali var, ne görüşü var, çünkü evlerinde yangın var…

Aksiyon filmlerine bayılırım


Senede üç hafta tatile gidiyorum. Ağustos, holding'in  tatil ayı. Hep birlikte tatile çıkıyoruz.

Ben hep denizdeyim.

Ayağım toprağa değmesin , hiç umurumda olmaz.

Bizim sahiller, Yunanistan sahilleri, geziyoruz…

Gençliğimde balık avlardım şimdi bıraktım.

Üç- dört saat, bazen  beş saat  denize giriyorum.

Beni en çok dinlendiren deniz, bir senenin  yorgunluğunu alan deniz.

Denizin ortasında 10 gün telefonum kapalı.

Dünyayla hiçbir bağlantı kurmuyorum.

Uzaklaşıyorum, işle ilişkimi kesiyorum.

10 gün eşimle tatile gidiyorum, ondan sonra arkadaşlar geliyor.

Bazen de çocuklarım geliyor. Biz onlara gidiyoruz.

Deniz dışında tatilim yok.

Sinemayı çok seviyorum.

Daha çok DVD'den  izlerim ama fırsat bulursam  sinemaya da giderim.

Genellikle yabancı film seyrediyorum, hareketli, bol aksiyonlu, akıllı kurgusu olan filmleri severim.

Fazla bilim kurgu izlemiyorum.

Hele akıllı kurgusu olmayan, abartılı filmler hiç tarzım değil.

Şimdi dört gözle Görevimiz Tehlike'yi bekliyorum.

Casus filmleri hoşuma gider.

24 saat dizisi favorim. Her bölümü aksiyon.

Sezonu  çıkınca, gidip onu alıyorum.

Hafta sonu oturup tüm sezonu bir seferde bitiriyorum.

İyi bir okuyucu olduğumu söyleyebilirim.

Genellikle pazarlama, satış yönetim ve liderlik tarzı kitapları tercih ederim.

Üç şehrim var.

Biri İstanbul, rakibi yok, çok seviyorum.

Ah bir de trafiği olmasa tadından yenmez.

New York müthiş bir şehir, Moskova da öyle.

Bunların üçünde de yaşarım.

Moskova'nın her yanı farklı, yazı, kışı, karı, soğuğu, güneşi, nehri, ormanları, binaları…

New York'ta da saatlerce yürüyorum.

Sarar'dan giyiniyorum

Giysi alışverişimi kendim yapıyorum.

Sarar en sevdiğim markalardan biri. Son seyahatlerimden birinde Amerika'daki Sarar mağazasına girdim.

Baktım ki Cemalettin Sarar kasada.

Benim için  hoş bir sürpriz oldu. Çok başarılı  bir marka.

Sekiz-on ayakkabı birden  alanlardan değilim.

Her seyahate gittiğimde bir-iki gömlek yahut bir ayakkabı satın alıyorum.

Her şeyi kontrol edebiliyorum da kalem satın almayı kontrol edemiyorum.

Benim için özel bir duygu, adeta bir tutku.

Harika kalemler  görüyorum ve hemen alıyorum.

Teknoloji kültürüm ve kabiliyetim yok denecek kadar az.

Allah'tan İPad çıktı ve bizi kurtardı.
,
Grupta önümüzdeki yıldan itibaren tüm raporları İPad'e taşıyacağız, e-maille raporları göndereceğiz.

Kağıdı kaldırıyoruz.

Hem tasarruf, hem çevre için herkese tavsiye ediyorum.

İPad ile teknolojiyi ucundan da olsa yakaladım.

.


Tuncay Özilhan

.




Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org