Ziynet Odası       Odam Olsun       Türklider Odaları       Sizin Odalarınız       Sohbet Odası       TV Odası       E-Kitap Odası       BŞenver       Gazete Odası       iPad       Hakkımızda       Şifremi Unuttum   

 

Tuncay Özilhan Gözüyle 



Tüm Yazıları
       ShareThis

 

Doğru Ortağı Bulmak
10.07.2013
Okunma Sayısı : 3032
Oy Sayısı : 1
Değerlendirme : 5
Popülarite : 0
Verdiğiniz Puan :
 

 

Doğru Ortağı Bulmak

.
.


Harvard Business Review Türkiye Dergisinin benimle  yaptığı söyleşiyi takdim ediyorum...



.
.


 

Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ile Doğru Ortağı Bulmak Üzerine…
FİKİR


Tuncay Özilhan bir Türk şirketinin  son dönemdeki en önemli  hamlelerinden biri olarak kabul edilen SABMiller anlaşmasını anlatıyor.


Anadolu Grubu 1990'lı  yıllarda yaptığı  stratejik  planlama sonunda aldığı kararlarla, iyi bildiği işleri yurt dışına taşıma, Türkiye'de iyi bildiği işleri de geliştirme kararı almıştı.

Bizim en iyi bildiğimiz iş şişeli mamullerin, biranın  üretimi, dağıtımı ve pazarlamasıydı.

Bu kararlar alındıktan kısa süre sonra Sovyetler Birliği'nin  dağılması bizim için büyük bir fırsattı.

Çünkü Rusya ve Orta Asya'daki  federasyonların hepsi  birer devlet  haline gelmişti.

O sırada Coca - Cola Orta Asya'da yeni şişelemeciler arıyordu.

Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla ortaya çıkan 15 cumhuriyetin hiçbirinde Coca- Cola yoktu. Bizde bu açığı görerek Coca – Cola'dan  Orta Asya cumhuriyetlerinde şişelemecilik yapmayı talep ettik. Elbette bu ilk etapta ölçek olarak son derece büyük bir işti ama insan  gözünü karartmayınca bir noktaya gelemiyor.

Türkiye'deki şişeleme operasyonuna talip olmadan  önce Kırgızistan, Kazakistan, ve Azerbaycan'ın  haklarını istedik .

"Bunlar sıfır kilometre cumhuriyetler, biz de her şeye sıfırdan  başlayacağız.

Başarılı  olursak Türkiye operasyonunu da bize verin." dedik.

Bunun üzerine Almati, Bakü ve Bişkek başta olmak üzere, pazarlama ve satış  nosyonunun bile olmadığı  yerlerde Coca- Cola tesisleri kurduk.

Bu operasyonların yanı sıra Romanya ve Rusya'da bira fabrikası kurmak için harekete geçtik.

İlk uluslararası tecrübemizi kazanıp, enternasyonal bir şirket olmaya yönelik stratejilerimizi, politikalarımızı ve vizyonumuzu gerçekleştirmeye başladık.

1998 sonlarında Rusya'daki, ardından  da Romanya'daki  tesisimiz devreye girdi.
Coca- Cola'nın  Orta Asya'da devreye girmesi aynı  döneme denk  geliyor.

Onlara bölgedeki  taahhüdümüzü yerine getirdiğimizi, fabrikaların çok iyi işlediğini ve Türkiye'de ki şirkete ortak olmak istediğimizi söyledik. Böylece Ege Bölgesi hariç Coca Cola Company ile ortak olduk.

Kurduğumuz fabrika ve satın almalarımızla birlikte Rusya pazarında dördüncü  hale geldik. Baltika Breweries (Carlsberg Group) ilk sıradaydı.

AB InBEV ikinci, Heineken üçüncü durumdaydı. Biz dördüncü, SABMiller ise beşinci sıradaydı.

Romanya'daki bira operasyonumuz ise beklediğimiz gibi gelişmedi. Burası Rusya'dan daha  konsolide bir pazardı ve biz fabrika kurana kadar  rakiplerimiz epey yol almıştı.

Böylesine bir tablo söz konusuyken  biz de Romanya'yı odaktan  çıkarma kararı aldık. İşlerimizi  ilk aşamada AB InBev'e sattık.

Önce 2000 yılında %50-50  paylarla ortaklık  yaptık. 2004'de sahip olduğumuz %50 'lik  payımızı da onlara sattık.

Şimdi geriye dönüp baktığımda tek pişmanlığım  olarak da onu hatırlarım.

O zamanlar acemiydik, zarar etmeye dayanamıyorduk.

Yılda 3-5 milyon  dolar zarar bile bize ağır geliyordu.

Bıçak kemiğe dayandı,  dayanamadık sattı.

Şimdiki tecrübem o zaman olsaydı satmaz, ortak kalırdım.

Romanya'daki o tesisi bugün yaklaşık 400 milyon  dolarlık  bir operasyon haline geldi.


Kontrol Hissesinin Peşinde


Romanya pazarından çıkıp da Rusya'da çok önemli bir oyuncu  haline geldiğimizde rekabet kızıştı. Rakiplerimiz olan Baltika'nın Pazar payı yüzde 382e ulaşmıştı.

AB InBEV'in yüzde 16, Heineken'nin ise 13'lük  bir Pazar payı  vardı.

Bizim Pazar payımız ise yüzde 10 civarındaydı, hemen arkamızdan gelen  SABMiller'in payı yüzde 7 idi. Sanayide ölçek ekonomisi çok önemlidir, Pazar  paylarıyla mücadele etmek de zor bir iş. Pazarın  daha konsolide olması bizim de daha güçlü olmamız gerekiyordu.

Bazı teklifler geldiyse de satmak gibi bir de satmak gibi bir düşüncemiz asla olmadı.

Dolayısıyla satış yerine birleşme alternatiflerini değerlendirmeye başladık.

İyi bir fırsat yakalamak, birleşmek ama yönetimi de kaybetmemek istiyorduk.

Kontrol hissesi bizde olmalıydı.

Bira dünyasında hepimiz birbirimizi çok iyi tanıyorduk, zaman zaman bir araya gelip alternatifleri değerlendiriyorduk, görüşmeler yapıyorduk.

Bu seçenekler arasında en iyisinin  SABMiller olacağını  düşünüyorduk.

Yönetim de bizimle aynı fikirdeydi.

Bunun üzerine Londra'ya gittimm, SABMiller başkanına teklifimizi sundum. Rusya'da yönetimi ollara vermemizi istedi.

Ben de "Vermem" dedim. "Biz daha büyük bir grubuz, bizim  yönetmemiz lazım" dedim.

"Olmaz" dedim. Konuşacak bir şey kalmamıştı, kahvelerimizi içtik yollarımızı ayırdık.

Görüşmeyi SABMiller başkanı  ve şimdi de Anadolu Efes'te yönetim kurulu  başkan vekili olan Graham Mackay ile yapıyordum.

Daha sonra onunla Güney Afrika'da toplantımız oldu. 2010 Dünya Kupası'nda bir araya geldik.

Bir sabah  kahvaltısında bir kere daha buluşup  detayları  konuştuk, yine anlaşamadık.

Çünkü yine yönetimi istedi, biz de vermedik.

Teşekkür ettik.

Kahvemizi içtik  ve ayrıldık.

Bizim  stratejimiz belliydi, çoğunluk hissesinin bizde olmasını çok  önemsiyorduk.

Ama kabul etmediler. Bu nedenle SABMiller'la görüşmeleri bitirdik.

Ama başka büyük bir biracı  ile görüşmelerimiz bu dönemde devam etti, sürekli müzakere ediyorduk.

Sonunda,  2011 yazında bu şirket ile Rusya'daki  operasyonda yüzde 50-50 ortak olmak üzere anlaşma imzalayacak  noktaya geldik.

Hisseler eşit olacaktı ve beşi bizden beşi onlardan  olmak üzere toplam 10 kişilik bir yönetim kurulu oluşturacaktık.

CEO yönetim kurulu  tarafından  seçilecek ve Rusya'daki  operasyon o çerçevede yönetilecekti.

Bu kapsamda Rusya'daki  operasyonlar tek şirket  haline gelecekti.

Bizim tarafta değerlendirmeler yapılmaya başlandı; kimin  alacaklı  çıkacağı tespit edilecek ve ona göre bir taraf diğerine para ödeyecekti.

Hisse kabul etmediler.

Bizim  yönetim kurulu da beni  sıkıştırıyordu.

Anlaşma aşamasındayız, onlar imza atmamızı beklerken bizden hala değerlendirmeler sürüyordu.

O hafta da Coca Cola'da üst düzey bir toplantı olacaktı.

En büyük  on şişelemeci İstanbul'da bir araya geliyordu.

Her şirketten bir tepe yönetici ve bir CEO olmak üzere ikişer kişi katılıyordu.

Coca-Cola tarafından  da 20 katılımcı  olacaktı.

Son derece önemli bir toplantıydı, zira gelecek beş ve 10 yıl içinde  üretilecek yeni mamuller, yeni stratejiler konuşulacaktı.

Graham da Türkiye'ye geliyordu.

O da Coca Cola'nın  on şişelemec

isinden  biriydi. Beni  kahvaltıya davet etti.

Şansımızı  döndüren  de o kahvaltı oldu.


Zor Karar


Çırağan'da bir toplantı odası  ayarladık. Bizim taraftan ben, Efes Biracılık CEO'muz Alejandro (Jimenez), ve CFO'muz Can (Çaka); karşı tarafta da Graham ile onun CFO'su kahvaltı ettik.

Graham konuşurken ben araya girdim:

"Hiç yorulma, biz başka bir grup ile iş bitiriyoruz. Yani seninle burada anlaşamazsak  ben gidip diğer şirket ile imzayı atacağım." Dedim.

Bu, çok  önemli, tecrübe olacak nitelikte bir pazarlıktı.

Graham'a dürüstçe Rusya'da yüzde 50-50 ortak olmak üzere başka bir alternatif üzerinde anlaştığımızı söyledim.

"Şimdi  sen başka bir şey teklif edersen konuşurum ama Rusya'da 50-50 ortaklık  teklif edeceksen konuşmaya gerek yok." Graham ile iki, üç gün içinde anlaşmayı  bitirmemiz gerekiyordu.

Çünkü diğer alternatif ile süre sınırı olan bir gizlilik anlaşmamız vardı ve bundan  dönemezdik.

"Ne istiyorsun?" diye sordu.

Ben de daha evvel teklif ettiğim gibi Rusya'daki  işimizi birleştirmeyi önerdim.

"Ukrayna'daki  işi bize ver biz de sana Anadolu Efes'ten  onun karşılığı kadar hisse verelim." Dedim. Anadolu Efes zaten  halka açık , her şeyi  yayınlanan, şeffaf bir şirket.

Teklifim de çok netti: "Burada da pazarlık ederiz, senin bana verdiğin operasyonların  değeri neyse ben de karşılığında burada borsaya kote olan  Anadolu Efes'ten  hisse veririm."

Ancak bir şartım daha vardı:

Bu  konuda hemen orada prensipte evet  demesi, bir iki gün  içinde de kabul etmesi gerekiyordu.

İkna olmaya çok yaklaşmıştı ama "Bana öyle bir şey söyle ki evet diyelim." Dedi.

Ona bu  işin  kurucusu iki aile olarak işi sıfırdan  aldığımızı  ve bu noktaya getirdiğimizi anlattım. Biz ortaklar olarak birbirimizi aile gibi  görüyorduk.

Bir üçüncü ortak  da bizim için  ailenin  yeni bir ferdi olacaktı.

Birbirimizden  farkımız olmaz.

Bizi araştırmıştı, düşüncelerimizi, ortaklık  konseptimizi, diğer ortaklıklarımızı, Coca-Cola'yı iyi tanıyordu.  Dolayısıyla güvenilir bir ortak  olacağımızı  biliyordu.

"Bu bölgeyi de bu ortaklık geliştirir, büyütür, böylelikle de biz de uzun  vadeli  üç ailelik  bir ortaklık kurarız." Dedim.

"Dengeli bir ortaklık oluştururuz.

Hem kola hem de bira işinde bu bölgedeki en  güçlü oyunculardan  biri oluruz." Graham zaten hazır gelmişti, dolayısıyla biliyordu ki eğer uzatmazsa bitecekti.

Sonraki süreçte onlar kendi aralarında konuşurken biz de kendi aramızda değerlendirmemizi yaptık.

Daha sonra küçük bir pazarlık süreci de oldu.

Onlar yüzde 30'da ısrar  etti,  biz de yüzde 20 dedik; sonuçta yüzde 24'te bitti.

Değeri 2 milyar dolar  olan  bir alışverişti bu.

O akşam saat sekiz civarında evde yemek yiyordum, telefon çaldı.

Diğer Biracı'dan arıyorlardı. Sanırım bir şeyler duymuşlar.

Ne oldu diye sordular.

Ben de "Size başta sunduğum  teklifi  kabul etmediğiniz için bu iş bitti." Dedim. 

"Yapacağımız bir şey var mı?" diye sordular ama yoktu. Kısmet diyelim.

SABmiller daha sonra Ukrayna ve Rusya'dan  çekildi.

O şirketi  Anadolu Efes satın aldı ve Ukrayna'ya bizim  yöneticimizi tayin ettik.

Rusya'daki şirketleri de devrettiler.

Onların üç fabrikası, bizimse beş bira fabrikamız bulunuyordu.

Malt fabrikalarıyla birlikte 11 fabrika olduk.  Pazar payımız yüzde 10'dan yüzde 17'ye çıktı.

Premium ürünlerden  dolayı  değer payı  daha yüksek.

Onların Premium  markaları  çok güçlü, bizim mainstream ve ekonomik  markalarımız çok güçlü…

Böylece müthiş  bir portföy ve uzun vadeli stratejik  bir ortaklık  oluştu.

SABMiller dünyanın ikinci büyük  bira grubu. Bizim için de çok uyumlu bir ortak, çok profesyonel bir sistem.

Onun bir ayağında aile, diğer ayağında bir risk  sermayesi  şirketi var.

Dolayısıyla her açıdan  çok önemli  bir sinerji var aramızda.

Bu operasyonların  Rusya'da birleşmesi çok önemli  bir sinerji yaratıyor.

Rusya'da hem değer hem hacim  olarak ikinci sıradayız.

AB InBEV dünyanın  bir numarası.

SABMiller ise ikinci. Biz de SABMiller ile Rusya'da ikinciyiz.

Bu  gerçekten güçlü bir ortaklık.

Anadolu Efes Yönetim Anlayışının Temelleri

Yetenek Transferi

Rusya operasyonumuza başladığımızda yurt dışı faaliyetlerimiz ve bu  faaliyetlerde çalışanlarımız yoktu.

Dolayısıyla yetenekli  ve güvenebileceğimiz yöneticilere ihtiyacımız vardı.

Grubun içinden  gönüllü arkadaşları  oraya göndermeye karar verdik.

Teşkilatın belirli  yerlerinden alınıp  üst pozisyonlara gelmelerinde artı puan olacağı  yönünde motive ettik onları. İşe de yaradı.

Takım Ruhu

Takım olmak bizim için çok önemli. Takımı takım olarak bir arada tutabilmek daha da önemli. İnsana değer vermek ve hakikaten her yaptığını görmek, yetenekli insanları  seçip yerleştirebilmek ve onlara yetki vermek  hayati önem taşıyor.

Bu konuda Anadolu Grubunun çok doğru bir yol izlediğine inanıyorum.

Bizim tepe yöneticilerimiz hep 20, 25, 30  senelik  yöneticilerimizdir.

Hepsi de üniversiteden mezun olmuş , bir yerde ufak tecrübesi olmuş, ana geneli sıfırdan kendini burada yetiştirmiş olan arkadaşlarımızdır.


Kurum Kültürü ve İletişim


2020 itibariyle hammadde kaynaklarından tüketici  kullanımına ve satış  aşamasına kadar ürünlerimizin yaşam döngüsüne yaptığı  sera gazı etkisini  yarıya indirmeyi amaçlıyoruz.


Vazgeçmemek


Ben insanın  her şeyi  yapabileceğine ve takım olmanın gücüne yürekten inanıyorum.

Ama bunun yanında çok önemli bir şey daha var: Asla yılmıyorum.

Irak, Sülemaniye'deki şişeleme operasyonu örneğin,  çok uğraştık, arkadaşlarımı çok teşvik ettim.

Bölgedeki  güçlüklerden yılsaydım bıraktırırdım ama bıraktırmadım, ısrar ettim, alacaksınız dedim.

Arkadaşlarım da sağ olsunlar, tüm enerjilerini bu işe harcayarak iş aldılar.

İnsanlara güvenim var. Yetki veriyorum.

Grubun temel karakterlerinden  biri o… Neredeyse 15 ülkede yöneticilerimiz var ve gayet de iyi yönetiyorlar.

Aile fertleri ve bağımsız yönetim kurulu üyeleri bize değer katıyor"


Aile fertlerinin hepsi diğer üniversitelerden yeni mezun  olmuş  grubumuza katılan gençler gibi başlayıp  her türlü  kademeden  geçip öyle yetişiyorlar.

Onların hiçbir şekilde diğer çalışanlarımızdan  farkı yok; bizde herkes değerli.

Kamil Yazıcı 10 sene en aşağı  kademelerden  başlayıp Moldova'da genel müdür oldu.

İzzet Özilhan dört sene Rusya'da kaldı ve şimdi  burada satış  teşkilatında çalışıyor. İşinin  sorumluluğu gereği her yeri geziyor.

Hem ailevi hem de kurumsal bir yapısı var Anadolu Grubu'nun.

Her kurumsal yapıda olduğu gibi , içinde ihtiyaç olsun ya da olmasın, şartlar oluşsun ya da oluşmasın, bağımsız yönetim  kurulu üyelerinin varlığı  çok önemlidir.

Bizim halka açık ve açık olmayan  şirketlerimizin  çok  değerli  bağımsız yönetim kurulu üyeleri var.

Ömer Özer, Ahmet  Dördüncü ve Finansbank'ın yönetim kurulu üyesi Tito ilk aklıma gelenler.

Onlar bizim için  çok önemli; şirketlerimize kattıkları  değeri asla göz ardı edemeyiz.

Tecrübelerine güvenimiz tam. Her türlü  yetki tartışma ve kararı  müzakere etme açlıkları var.

.
.



Kötü         Çok İyi  Oyla  
  Geri  |  Arkadaşıma Gönder  |  Yazıcı Dostu
 
Tüm yazıları
ShareThis

    Hayat Verenler : Microsoft    HP Türkiye    PBS Bilişim    SAY Ajans    SFS - MAN    Superonline       

Türk Liderler:

Abbas Güçlü, Adil Karaağaç, Ali Ağaoğlu, <Ali Kibar, Adnan Nas, Adnan Polat, Adnan Şenses, Ahmet Başar, Ahmet Esen, Alber Bilen ,Ahmet Cemal Kura, Ali Abalıoğlu, Ali Naci Karacan, Ali Sabancı, Ali Koç, Ali Saydam, Ali Talip Özdemir, Ali Üstay, Arman Manukyan, Arzuhan Yalçındağ, Asaf Güneri, Atila Şenol, Attila Özdemiroğlu, Avni Çelik, Ayduk Koray, Aydın Ayaydın, Aydın Boysan, Ayhan Bermek, AyşeKulin, Ayten Gökçer, Başaran Ulusoy, BedrettinDalan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, BetülMardin, Bülend Özaydınlı, Bülent Akarcalı, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Şenver, CağvitÇağlar, Can Ataklı, Can Dikmen, Can Has, Can Kıraç, Canan Edipoğlu, Celalettin Vardarsuyu, Cengiz Kaptanoğlu, Cevdetİnci, Çoşkun Ural, Cüneyt Asan, Cünety Ülsever, Çağlayan Arkan, Çetin Gezgincan, DenizAdanalı, Deniz Kurtsan, Didem Demirkent, Dilek Sabancı, Dr. Oktay Duran, Ege Cansel, Em. Org. Çevik Bir, Emre Berkin, Engin Akçakoca, Enver Ören, Erdal Aksoy, Erdoğan Demirören, ErhanKurdoğlu, Erkan Mumcu, Erkut Yücaoğlu, Ergun Özakat, Ergun Özen, Erol Üçer, Ersin Arıoğlu, Ersin Faralyalı, Ersin Özince, Ethem Sancak, Fatih Altaylı, Fatih Terim, Ferit Şahenk, Ferruh Tanay,Feyhan Kalpaklıoğlu, Feyyaz Berker, Fuat Miras, Fuat Süren, Füsun Önal, Göksel Kortay, Güler Sabancı, Güngör Kaymak, Hakan Ateş, Halit Soydan, Halit Kıvanç, Haluk Okutur, Haluk Şahin, Hamdi Akın, Hasan Güleşçi, HayrettinKaraca, Hazım Kantarcı, Hilmi Özkök, Hüsamettin Kavi, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hüsnü Özyeğin, Işın Çelebi, İbrahim Arıkan, İbrahim Betil, İbrahim Bodur, İbrahim Cevahir, İbrahim Kefeli, İdris Yamantürk, İhsan Kalkavan, İshak Alaton, İsmet Acar, İzzet Garih, İzzet Günay, İzzet Özilhan, JakKamhi, Kazım Taşkent, Kemal Köprülü, Kemal Şahin, Leyla Alaton Günyeli, LeylaUmar, Lucien Arkas, Mahfi Eğilmez, MehmetAli Birand, Mehmet Ali Yalçındağ, Mehmet Başer, Mehmet Günyeli, Mehmet Huntürk, Mehmet Keçeciler, Mehmet Kutman, Mehmet Şuhubi, Melih Aşık, Meltem Kurtsan, Mesut Erez, Metin Kalkavan, Metin Kaşo, Muharrem Kayhan, Muhtar Kent, Murat Akdoğan, Murat Dedeman, MuratVargı, Mustafa Koç, Mustafa Özyürek, Mustafa Sarıgül, Mustafa Süzer, Mümtaz Soysal, Nafi Güral, Nail Keçili, Nasuh Mahruki, Nebil Özgentürk, Neşe Erberk, Nevval Sevindi, Nezih Demirkent, Nihat Boytüzün, Nihat Gökyiğit, Nihat Sırdar, Niyazi Önen, Nur Ger, Nurettin Çarmıklı, Nuri Çolakoğlu, Nüzhet Kandemir, Oğuz Gürsel, Oktay Duran, Oktay Ekşi, Oktay Varlıer, Osman Birsel, Osman Şevket Çarmıklı, Ozan Diren, Özen Göksel, ÖzdemirErdoğan, Özhan Erem, Pervin Kaşo, R.BülentTarhan, Raffi Portakal, Rahmi Koç, Rauf Denktaş, Refik Baydur, Rıfat Hisarcıklıoğlu, SakıpSabancı, Samsa Karamehmet, Savaş Ünal, SedatAloğlu, Sefa Sirmen, Selçuk Alagöz, SelçukYaşar, Selim Seval, Semih Saygıner, SerdarBilgili, Sevan Bıçakçı, Sevgi Gönül, Sezen Cumhur Önal, SinanAygün, Suna Kıraç, Süha Derbent, Süleyman Demirel, ŞadanKalkavan, Şadi Gücüm, Şahin Tulga, Şakir Eczacıbaşı, Şarık Tara, Şerif Kaynar, ŞevketSabancı, Tan Sağtürk, Taner Ayhan, Tanıl Küçük, Tanju Argun, Tansu Yeğen, TavacıRecep Usta, Tayfun Okter, Tevfik Altınok, Tezcan Yaramancı, Tinaz Titiz, Tuna Beklevic, Tuncay Özilhan, Türkan Saylan, Uğur Dündar, Uluç Gürkan, Umur Talu, Ümit Tokçan, Üzeyir Garih, Vehbi Koç, Vitali Hakko, Vural Öger, Yaşar Aşçıoğlu, Yaşar Nuri Öztürk, Yılmaz Ulusoy, Yusuf Köse, Zafer Çağlayan, Zeynel AbidinErdem

Tecrübeleriniz ve birikimleriniz toprak olmasın @ Copyright 2004 turklider.org